Perinçek'ten çok tartışma yaratacak açıklama

Ana Sayfa » Medya Kritik » 'Katille pazarlık edenler utansın!'

'Katille pazarlık edenler utansın!'

Sözcü gazetesi yazarı Emin Çölaşan'ın, hükümetin PKK ile yaptığı görüşmeler ve gelinen duruma ilşkin değerlendirmeleri.

 
16 Ekim 2013 Çarşamba 08:51 
Yorum YapYazdır
 
 
'Katille pazarlık edenler utansın!'

Sevgili okuyucularım, bu ülkeyi mahveden, yüz milyarlarca dolar maddi ve manevi zarara uğratan, on binlerce insanımızın ölümüne, yedi bin şehidimizin toprağa verilmesine neden olan azılı katil, Tayyip iktidarı tarafından İmralı’da beslenmekle
kalmıyor, bir de onunla siyasi pazarlıklar yapılıyor.
Herifin ayağına Kürtçü heyetler gönderiliyor, verdiği mesajlar ertesi gün medyanın manşetlerinde!
Herifin ayağına MİT gönderiliyor, gelen ve giden mektuplarının postacılığı yaptırılıyor, pazarlık ediliyor.
Katilin bir dediği iki edilmiyor, İmralı’da canı çekince odasına çeşitli kebaplar gönderiliyor.
Son olarak ziyaretine bir Kürtçü topluluk daha gitti ve son mesajlarını kamuoyuna onlarla iletti:
“Önerilerimi devlete yazılı ve sözlü olarak sundum. Derinlikli (?) müzakerelerin zaman
kaybetmeden hayata geçmesi gerekir. Bu konuda devletin tavrını bekliyorum. Umudun hayal kırıklığına dönmemesi için tarihi çağrımı tekrarlıyorum…”
Sonra başka konulara geçiyor:
“El Kaide, El Nusra gibi İslam’a ihanet içinde olan kesimlere karşı Diyarbakır’da demokratik İslam kongresi toplanması çağrısını yapıyorum. Hazreti Muhammet’in Medine şura çalışmaları örnek alınarak, Şeyh Sait gibi tarihi kişiliklerin ruhuna uygun olarak bu çalışmaların yapılması gerekir…”
Şu komediye bakınız, Kürtçü terörist İslamcı teröristleri kınıyor!

* * *

Katil bir yanda devlete ültimatom verip aba altından sopa gösteriyor, öbür yanda ise İslamcılık yapmaya soyunuyor. Üstelik çağrısına hiç utanıp sıkılmadan, genç Cumhuriyet rejimine 1925 yılında isyan edip arkadan vurmaya yeltenen ve yakalanıp idam edilen Şeyh Sait gibi bir hainin ruhunu bile eklemekten utanmıyor.
Dünyanın en ünlü katillerinden biri, belki de en önde gideni olan bu şahısta hiç utanma sıkılma kalmamış.
Ama kendi açısından haklı.
Tayyip iktidarı onu şımarttı, adam yerine koyup müzakere ve pazarlık başlattı, herifi tepemize çıkardı.
Türkiye’yi o yönetiyor.
Müebbet hapis cezası alan bir katil, güya hapis tutulduğu yerden ahkam kesiyor, ukalalık ediyor, Türkiye Cumhuriyeti’ne posta koyuyor, şımardıkça şımarıyor.
Herifin pişkinliğine bakın ki, ne demekse “Derinlikli müzakere (!)” istiyor, İslam kongresi istiyor.
Bizim Tayyipgillerden ise tık yok çünkü onlar da katile kurtarıcı olarak sığınmışlar.
Size soruyorum: Böyle bir rezalet, böyle bir kepazelik dünyanın hangi ülkesinde olabilir?

90 yıllık başkent

Sevgili okuyucularım,
yazılarımda bazen geçmişteki önemli günlere değiniyorum çünkü yakın tarihimizi bile bilmeyen, bilsek bile unutan bir toplum olduk. Hele genç kuşaklar hiçbir şey bilmeden yetişiyor.
Birkaç gün önce 13 Ekim’di. Orta Anadolu’nun kerpiç evlerden oluşan küçücük bir
beldesi olan Ankara, zafer kazanan Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 90 yıl önce 13 Ekim günü başkent ilan edilmişti.
Şimdi geriye bakınca bu olayı basite indirgemek mümkün! Ama o günlerde Türkiye’de akıl almaz şeyler oluyordu. Şimdi o tarihlere çok kısaca bakalım.
9 Eylül 1922. Türk Ordusu İzmir’e girip vatanı kurtardı.
24 Temmuz 1923. Lozan Antlaşması imzalandı, kapitülasyonlar kaldırıldı ve yeni Türk Devleti’nin egemenliği dünya tarafından tanındı.
2 Ekim 1923. Son düşman askeri İstanbul’dan, Osmanlı’nın işgal altındaki başkentinden
ayrıldı.
13 Ekim 1923. Tek maddelik bir kanun teklifi ile Ankara’nın başkent olması Meclis’te kabul edildi…
Ve hemen ardından 29 Ekim 1923, Cumhuriyet ilan edildi.
Saltanat 1922’de kaldırılmıştı. 1924 yılında Halifelik kaldırıldı ve Osmanlı hanedanı sınırdışı edildi.
Artık devrimler başlayacak, yeni Türk Devleti’ni oluşturan Cumhuriyet rejimi uygarlığa doğru koşacaktı.

* * *

Ancak asıl ilginç süreç Ankara’nın başkent ilan edilmesinden sonra başladı. Savaşta yendiğimiz emperyalist ülkeler, Ankara’nın başkent olmasını tanımadılar. Evet, resmen tanımadılar! Onların gözünde başkent İstanbul’du. Er ya da geç yeniden böyle olacaktı!
O nedenle, yüzyıllardır İstanbul’a yerleşmiş olan büyükelçiliklerini Ankara’ya taşımayı reddettiler.
Türk Dışişleri Bakanlığı bunlara ısrarlı çağrılarda bulundu ama hep aynı yanıtı aldı:
“Hayır, gelmiyoruz!”
Dünya diplomasi tarihinde böyle bir olay olmamıştı. Karşımızda yenilenler, yeni başkenti tanımıyordu.
Öyle ya, Boğaz kıyılarındaki yalılarını bırakıp Anadolu’nun fakir kasabasına gelmek akıl kârı iş değildi.
Direnenlerin başını İngiltere çekiyordu. Fransa, İtalya ve bazılarının tavrı da aynıydı.
O dönemde yapılan yazışmalar ve arşivler artık açık.
İstanbul’daki İngiltere Büyükelçisi Henderson, ülkesine şöyle yazıyordu:
“Ankara’nın başkent olarak kalması, Mustafa Kemal’in plan ve ihtirasları için gereklidir. Ben bugünkü Büyük Millet Meclisi’nin iki yıllık ömrü olacağını ve Ankara’nın da sadece iki yıl daha başkent olarak kalacağını sanıyorum. İstanbul’un çekim gücü fazladır ama Türk Hükümeti’ni tekrar Boğaz kıyısına çekebilmek için iki yıldan fazla bir zaman gerekebilir… Büyükelçiliğimizi Ankara’ya taşımaya gerek yoktur.”

* * *

Ankara başkent olmuş, Cumhuriyet ilan edilmiş, aradan iki yıl geçmiş ve 1925 yılına gelmiştik… Ve Ankara’da sadece iki ülkenin, Sovyetler Birliği ile Afganistan’ın büyükelçiliği vardı. Ötekiler direniyordu.
Sonra geldik 1928 yılına… İlk çözülme İtalya ile başladı ve büyükelçiliğini Ankara’ya taşıdı. Ardından Fransa ve İngiltere çözülmek zorunda kaldı…
Ve İngiltere, büyükelçiliğini 1930 yılında, Ankara’nın başkent oluşundan tam yedi yıl sonra Ankara’ya taşıdı!
Şu saygısızlığa bakar mısınız!
Büyükelçilikleri Ankara’ya çekebilmek için o dönemde çeşitli adımlar atıldı. Onlara çok büyük araziler ücretsiz olarak verildi.
Bugünkü Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, Polonya büyükelçilikleri ve ötekilerin çoğu, işte o dönemde Çankaya ve Kavaklıdere’de ücretsiz olarak verilen o büyük araziler üzerinde kuruludur. Oraları o zaman ıssız bağ ve tarlalardan oluşuyordu.

* * *

Ankara’nın başkent olduğu 1924 yılında Anayasa’ya girdi. Kurtuluş Savaşı günlerinin çorak ve küçük beldesi, adını artık bütün dünyaya duyuruyordu. Mustafa Kemal Paşa o tarihlerde ünlü sözünü söyledi:
“Ankara başkenttir ve ebediyen (sonsuza kadar) başkent kalacaktır.”
Ankara’nın Başkent Oluşunun 90. Yıldönümü, birkaç gün önce hiçbir tören yapılmadan
geçiştirildi!
Bugün anayasamızın bazı değiştirilemez hükümleri var.
Onlardan biri de Ankara’nın sonsuza kadar başkent kalması…
Ancak bazı sapıklar işi o derece ileri götürdüler ki, bu hükümlerin bile yeni bir anayasa ile kaldırılmasını istiyorlar…
Ve başımızda bir iktidar var ki, gönlündeki başkentimiz Ankara değil, İstanbul!
Başta Tayyip olmak üzere yaşamlarının çoğu İstanbul’da geçiyor, emirlerine sunulan saraylarda yaşıyorlar… Kamu kurumları ve özel sektör oraya taşınıyor, Türkiye’yi perde arkasından İstanbul’un İslamcı para babaları ile yandaş holding patronları yönetiyor.
Cumhuriyet’in mirasına hazıra kondular, onu yiyorlar.
İstanbul’un sonsuz rantı onlara peşkeş çekiliyor.
Gerici kafalı Atatürk düşmanlarının gönlünde Ankara değil, Osmanlı’nın başkenti İstanbul yatıyor!
Aynen 90 yıl öncesinin emperyalist-saldırgan-işgalci ülkeleri gibi.

* * *

Emin Çölaşan’ın notu: Bir muhabir dün bayram namazı çıkışında Tayyip’ten bayram harçlığı istedi ve 200 lira almayı başardı. Sonra da mesajlar atıp “Ben bu olayda işimi yaptım” dedi. Mesleğimizi bu duruma getirenler, gazeteciliğin onurunu iki paralık edenler, işte bu kız çocuğu gibiler oluyor. Yine de şükür, yandaş medya patronları parayı çuvalla götürürken o 200 liraya fit olmuş!

 

 
16 Ekim 2013 Çarşamba 08:51 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Türker Ertürk
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Mehmet Polat
 
Mustafa Önsel
 
Attila Aşut
 
Arslan Bulut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1827 - Navarin Baskını. İngiliz, Fransız, Rus birleşik filosu, Yunanistan açıklarında Navarin'de Osmanlı donanmasını tahrip etti.
1905 - Galatasaray Spor Kulübü kuruldu.
1921 - Fransızlar'ın Anadolu'dan çekilmesi. TBMM ile Fransa hükümeti arasında Ankara Anlaşması imzalandı. Fransa adına Franklin Bouillon'un sürdürdüğü görüşmeler sonrasında, Fransa işgal ettiği Anadolu topraklarından çekildi.
1927 - Mustafa Kemal Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı'nı anlattığı 15 20 Ekim 1927 tarihlerinde Cumhuriyet Halk Partisi 2. Kongresinde otuz altı buçuk saat süren tarihi konuşması
1935 - Milliyetçi hükümete karşı Mao Zedung'un başlattığı ve bir yıl süren 6.000 millik Uzun Yürüyüş sona erdi. Mao önderliğindeki Birinci Öncü Ordu Yenan'a girdi.
1940 - Nüfus sayımı. Türkiye'nin nüfusu: 17.820.950.
1941 - II. Dünya Savaşı: Alman işgalindeki Sırbistan'da binlerce sivil öldürüldü: Kragujevac katliamı.
1942 - Ekmek karneleri dağıtılmaya başladı.
1944 - Sovyet Kızıl Ordu Belgrad'a girdi. Aynı gün Gestapo, Alman anti-faşist ve sosyal demokrat Julius Leber'i kurşuna dizdi.
1945 - Mısır, Suriye, Irak ve Lübnan, Filistin topraklarında devlet kurmak isteyen yahudilere karşı Arap Cemiyeti'ni kurdu.
1949 - Minik Vali olarak tanınan Ordinaryüs Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul Valiliği ve Belediye Başkanlığı görevine başladı.
1954 - Britanya'da 51 bin liman işçisi greve gitti. Britanya'nın deniz ticareti yarı yarıya durdu.
1954 - Dünya Bankası genel sekreteri Türkiye'ye geldi. Genel sekreter "Türkiye ekonomik geleceği çok parlak bir ülkedir" dedi.
1959 - III. Akdeniz Oyunları Beyrut'ta düzenlendi. Türk grekoromen milli takımı şampiyon oldu. Türkiye 4 altın, 2 gümüş, 1 bronz madalya aldı.
1968 - Meksiko Olimpiyatları'nda serbest güreşte 78 kiloda Mahmut Atalay ve 97 kiloda Ahmet Ayık altın madalya kazandılar.
1968 - ABD'nin öldürülen başkanlarından John F. Kennedy'nin eşi Jacqueline Kennedy Yunanlı armatör Aristotle Onassis ile evlendi.
1978 - İTÜ Elektrik Fakültesi dekanı Ord.Prof. Bedri Karafakioğlu İstanbul'da uğradığı silahlı saldırı sonucunda yaşamını yitirdi.
1980 - Yunanistan, NATO askeri kanadına yeniden girdi.
1982 - Bir gün önce anayasa metnini açıklayan MGK, devlet başkanı Kenan Evren'in anayasayla ilgili konuşmalarını eleştirmeyi yasakladı.
1984 - Bilkent Üniversitesi kuruldu.
1985 - 12. Nüfus sayımı. Türkiye'nin nüfusu: 50.664.458. İstanbul'un nüfusu: 5.475.982
1992 - Bingöl'ün Solhan ilçesi Hazarşah köyü yakınlarında, bir otobüsü durduran PKK militanları 19 yolcuyu kurşuna dizerek öldürdü, 6 kişiyi yaraladı.
2002 - Sırbistan ile birlikte Yugoslavya'yı oluşturan Karadağ'da yapılan genel seçimlerde, devlet başkanı Milo Cukanoviç'in bağımsızlık yanlısı partisi meclis çoğunluğunu elde etti.
2008 - Ergenekon davası'nın ilk duruşması Silivri Cezaevi içindeki Adliye'de görülmeye başlandı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:50
  • Güneş06:30
  • Öğlen12:17
  • İkindi15:17
  • Akşam17:42
  • Yatsı19:11
 
Süper Loto
19.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu031217284748
 
On Numara
16.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01061213141619273537384049515255646568697580
 
Sayısal Loto
14.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu040612333445
 
Şans Topu
18.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010215162512
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık