AKP'lilerden Kılıçdaroğlu'na tekbirli ölüm tehdidi

Ana Sayfa » Güncel » Karadeniz'de altı köşeli provokasyon

Karadeniz'de altı köşeli provokasyon

Mehmet Ali Güller- Ulusalkanal

 
22 Şubat 2013 Cuma 19:00 
Yorum YapYazdır
 
 
Karadeniz'de altı köşeli provokasyon

Türk-Kürt çatışmasına dönüşebilecek gelişmelerin tekrarını engelleyebilmenin yolu öncelikle mevcudu analiz etmekten geçer. Önce Sinop’ta, sonra Samsun’da yaşananları tüm tarafları ele alarak değerlendirmekte yarar görüyoruz.

1. BDP HEYETİ

“Barış” ve “çözüm” gibi olumlu kavramlara dayanarak sürdürülen Erdoğan-Öcalan pazarlığının en önemli aşaması, kuşkusuz Türk milliyetçiliğinin “aşılması” olarak belirlendi. Medyada estirilen milliyetçilik ve ulusalcılık karşıtlığını iyi not etmeliyiz.

Gerek AKP gerekse BDP heyetinin eş zamanlı olarak Karadeniz’i hedef alması proje ortaklığının sonucudur. Erdoğan bu ayın başında önce Doğu ve Güneydoğu milletvekilleriyle, ardından da Karadeniz milletvekilleriyle toplantı yapmıştı. Toplantıda özetle milletvekillerinden Karadeniz’i AKP-PKK müzakerelerine ikna etmesini istemişti.

AKP’nin ardından BDP de harekete geçti ve 4 milletvekilinden oluşan bir heyetin AKP-PKK müzakeresi için Karadeniz’i “ikna” turuna çıkmasına karar verildi. Kuşkusuz “Türk milliyetçiliğini ayaklarımızın altına aldık” denilen bir süreçte 4 BDP’linin Karadenizlileri ikna etmek üzere yola çıkması zaten en baştan zemini provokasyona hazırlıyordu. Zira mesele ikna etmekse BDP’nin Karadeniz’den önce yönelmesi gereken yerler vardı.

2. ERDOĞAN VE AKP

Başbakan Erdoğan’ın siyasi danışmanı Yalçın Akdoğan’ın “MHP Hakkari’de seçim çalışması yapamıyor diye, BDP de Sinop’ta program yapamayacak mı?” demesi, bir kere BDP’yi provokasyon zeminine itmekti her şeyden önce…

Başbakan Erdoğan’ın Sinop’taki linç girişiminden dolayı CHP ve MHP’yi açıkça suçlaması ve bu iki partiden BDP milletvekillerine saygı göstermesini istemesi ise sosyo-psikolojik açıdan incelenmesi gereken bir vakaydı!

Zira Erdoğan daha iki ay önce BDP milletvekillerini kamuoyunun önünde açık açık tehdit ediyor, Öcalan’ı asmaktan ve BDP’li milletvekillerinin dokunulmazlığını kaldırmaktan bahsediyordu. Hatta kaldırılması için harekete de geçmişti.

Dahası Erdoğan, Öcalan’la müzakeresine meşruiyet yaratabilmek adına, hemen her gün “teröristle kucaklaşanla görüşmem” beyanatları vermektedir.

Tüm bunlar ortadayken Erdoğan’ın CHP ve MHP’den “BDP’li milletvekillerine saygı göstermesini istemesi” tutarsızlığın ötesindedir ve ana projeye dâhil izler taşımaktadır.

3. ABD HEYETİ

Sinop ve Samsun olaylarından bir hafta önce ABD heyetlerinin Samsun ve Trabzon’a gitmesini özellikle not ediyoruz!

ABD'nin Ankara Büyükelçiliği Siyasi Bölüm Diplomatı Adam Cardwell, Hava Ataşesi Albay Ralph Hanson ve Deniz Ataşesi Yarbay Michael Buckley Samsun’da, ABD Büyükelçiliği Kültür ve Eğitim Ataşesi Craig Dicker de Trabzon’daydı. (BDP heyeti Samsun’dan sonra geziyi sonlandırmasa Trabzon’a geçecekti.)

4. DEVLET

Gerek Sinop’ta gerekse Samsun’da yaşananların Emniyet kuvvetleri açısından hiçbir mazereti yoktur. Şehit ve Gazi derneklerinin eylemlerinde bile biber gazına kolayca sarılabilen kolluk kuvvetlerinin Sinop ve Samsun’da kalabalığın oluşmasını izlemesi ve kalabalığı oluşma aşamasında ya da sonrasında dağıtmaması anlaşılır değildir!

Kaldı ki arkalarında Sivas katliamı başta olmak üzere onlarca “deneyim” vardır! İl Valileri başta olmak üzere devletin tüm birimleri ileride bir Türk-Kürt çatışmasına zemin hazırlayabilecek türden sonuçlara açık bu tip provokasyonları görmek ve önlemekle yükümlüdür. Öngörememenin mazereti olamaz.

Tabi müzakerelerde AKP’nin elini güçlendirmek üzere BDP’nin burnunun sürtülmesi gibi bir hedef yoksa eğer!

5. HALK

Kuşkusuz o kalabalıklar içerisinde özel görevli provokatörler vardır. Ancak genel kalabalığın bir linçe bu kadar istekli olması mutlaka bilim adamları tarafından incelenmelidir.

Kuşkusuz “Türk milliyetçiliği ayaklarımızın altında” denilen bu süreçte halk zaten yeterince tahrik edilmiş oldu. Ancak bu türden olayların dışında, hırsızlık gibi en siyasi olmayan konularda bile toplumca linçe meyilli olmamızın nedenleri iyi araştırılmalıdır.

“Bölücülüğe karşı olmak” gibi en haklı gerekçelerle bile bu tip kalabalıklara dâhil olmanın “Türk milliyetçiliği” ya da “vatan savunması” olmadığı halkın öncüleri, demokratik kitle örgütü yöneticileri ve siyasi parti yetkilileri tarafından anlatılmalıdır. Zira Türk-Kürt çatışmasına zemin sağlayacak her olay ABD ve işbirlikçisi olan müzakerecilere yarayacaktır en başta!

6. CHP VE MHP’NİN SUÇU

Bu meselede iktidarca suçlanan MHP ve CHP kuşkusuz suçludur. Çünkü dün AK-F koalisyonunun 2005’te ilan ettiği “ulusalcılığı aşma” hedefine karşı koyamadılar. Çünkü bugün Başbakan Erdoğan’ın “Türk milliyetçiliği ayaklarımın altında” demesine yeterli yanıt veremediler. Çünkü Anayasa Uzlaşma Kurulu’nda bulunmayı sürdürerek Anayasa’dan Türk’ün çıkarılmasına dolaylı katkı sundular. Çünkü bu türden provokatif kalabalıklar oluşmasına gerek bıraktırmayacak şekilde “demokratik protesto mitingleri” düzenlemediler. Çünkü Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin Erdoğan’a en kritik konularda stepne olan politikalarını kendi içlerinde mahkûm edemediler.

 
22 Şubat 2013 Cuma 19:00 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1691 - II. Ahmet padişah oldu.
1868 - ABD'li mucit Latham C. Sholes, daktilonun patentini aldı.
1894 - Uluslararası Olimpiyat Komitesi Paris'te kuruldu.
1920 - Çerkez Ethem, Yozgat'a girdi.
1939 - Hatay'ın Türkiye'ye katılmasına ilişkin antlaşma, Ankara'da imzalandı.
1950 - Türkiye Cumhuriyeti Turizm Bankası kuruldu.
1954 - Türkiye, ilk kez katıldığı Dünya Futbol Kupası finallerinde Federal Almanya'ya yenilerek elendi.
1954 - İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanlığına seçilen Prof.Dr. Nüzhet Gökdoğan, ilk kadın dekan oldu.
1983 - Doğru Yol Partisi (DYP) kuruldu.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:20
  • Güneş04:42
  • Öğlen12:34
  • İkindi16:35
  • Akşam20:05
  • Yatsı22:07
 
Süper Loto
22.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030520374448
 
On Numara
19.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04050709101315243233344244484952606271737679
 
Sayısal Loto
17.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu050825284549
 
Şans Topu
21.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030417193310
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık