Eski Ülkü Ocakları genel başkanlarından 'anayasa' çağrısı

Ana Sayfa » Kültür - Sanat » Kadir İnanır'ın gözünden İmralı süreci

Kadir İnanır'ın gözünden İmralı süreci

Başbakan’ın BDP vekillere söylediği sözlerini eleştiren Kadir İnanır, ’Dağdakilere özgürlük ve hak vereceğim deyip, ondan sonra onlarla kucaklaştı diye bir milletvekiline terörist diyorsan… Ne diyorsun ben anlamıyorum, samimiyetle. Bu tür çelişkilere mahal vermemeli çünkü son derece hassas bir süreçten geçiyoruz.’ ifadesini kullandı.

 
11 Şubat 2013 Pazartesi 19:54 
Yorum YapYazdır
 
 
Kadir İnanır'ın gözünden İmralı süreci


Kültür Sanat /

 

Yasaklı olan ’İsyan’ filminde canlandırdığı ’Apo’ karakterinin PKK lideri Abdullah Öcalan olduğunu belirten İnanır’ın, Radikal Gazetesi’nden Ezgi Başaran’la yaptığı söyleşinin tamamı şöyle:

Abdullah Öcalan size göre kimdir?
Öcalan bana göre bir Apo. Benim ‘İsyan’ filmimdeki Apo. Film şöyledir: Feodal yapı içerisinde ağanın baskısıyla kaçakçılığa sürüklenen bölge halkını “Ben kaçakçılığa gitmiyorum” diyerek isyana teşvik eden ve özgürlüğe kavuşturmak için dağlara çıkaran adamı anlatır. Bu filmi çektiğimde Öcalan henüz ortada yoktu. Ama film hâlâ yasaklı. Çünkü filmdeki adım Apo… Hiçbir yerde benim ‘İsyan’ filmimi gördünüz mü?

Görmedim…
Eh işte… 1986’da ‘Katırcılar’ diye de bir film çekmiştim. Bana kalırsa sinematografimin en güçlü filmidir. Hatasızdır, özgündür. Orada neyi anlatıyorduk? Uludere’de katledilen o kaçakçıların hikâyesini… ‘Katırcılar’ filmini yasaklamamışlardı, meğer sonra filmde anlattığım insanların üstlerine bomba atacaklarmış. Yazıklar olsun. 1986 nere, 2012 nere… Bazen hiçbir şey değişmiyor, sadece ben, yani insanlar eskiyor gibi geliyor.

Bıkkınlık mı var?
Hayır asla. Benim yapımda vazgeçmek, hayata küsmek, umutsuzluk yoktur. Ama mücadeleciyim, umudumu koruyorum diye bazı gerçekleri görmeyeceğim, gördüğümü söylemeyeceğim anlamına gelmez.

Öcalan’a dönersek… Verdiğiniz örnek itibariyle onu özgürlük savaşçısı olarak gördüğünüzü mü anlamalıyım?
Bakın… Siz eğer bir ülkede yaşayan insanların bir bölümünü o ülkenin ‘öteki’ vatandaşı gibi iteler, hor görür, adaletsiz bırakırsanız, birileri de gelir bu işlerin böyle olmadığını söyler ve bunun kavgasını yapmaya başlar. Bu temelde Kürt meselesi olarak başlamadı. Marksist bir görüşün bölge halkının haklarını almak için başlattığı mücadelenin adıydı. Sonra o halkın kimliğiyle biçim değiştirdi. Ben bunları birisinden duymadım, orada bir ömür tükettiğim için biliyorum. Yani Kürt sorunuyla ilgili bilgilerim, birebir şahit olduklarımın sonucunda oluştu.

Filmlerinizden söz ediyorsunuz…
Evet. Bizi orada bunca film çekmeye iten, halkın üzerindeki baskıyı göstermekti. Çünkü bu baskıdan müthiş insan çatışmaları, hikâyeleri çıkıyordu. Sayıları 200’ü geçmeyen ağaların milyonlarca insanı sömürmesiyle ilgili o filmler çok ilgi gördü.

Türk sinemasının Kürtleri stereotipleştirme konusunda yaptığı katkılara ne diyeceksiniz?
Türk sinemasının avukatlığını yapamam ama benim filmlerimde asla o tür kalıplar olmamıştır. Elbette birçok filmde Kürtler komik unsur olarak yer almıştır. Lazlar da aynı konumdadır mesela. Bizim sinemacılarımız böyle işler yaparlar. Fakat sonuçta ne oldu, iş geldi hiçbir kalıba sığmaz oldu. Bıçak kemiğe dayandı. Kürtlerin kimliklerinin, dillerinin, kültürlerinin hatta geleceklerinin peşine düşmeye başlamasına hepimiz anbean şahit oluyoruz artık. Öcalan da onların liderlerinden birisi ve ülkenin geri kalanı olarak onu yeni yeni tanıyoruz bence.

“Kürtlere ne zulüm yapıldı, onlar devlette de özel sektörde de yükseldiler” argümanına cevabınız ne olur?
Bir kere buna argüman denmez. Çünkü baştan aşağı mantıksız. İki… Birilerinin devlet katında yer bulması yahut sanayi yapması bir halkın refah, hak, hukuk çerçevesinde yaşadığına dair kanıt oluşturamaz. Bölgedeki Kürtlerin hep sömürülen olduğunu kim inkâr edebilir? Bu söylediğiniz cümleyi argüman diye sunanların gözleri mi yoktu acaba?

Oradaki insanların sadece dilleri ve kimlikleri değil, tarımı, hayvancılığı da ellerinden alındı. Böylelikle büyük göç başladı. Geldikleri şehirlerde, yattıkları odalarda ben insanım diyen kimse kalamaz yahu! Hiçbirisi severek ve isteyerek gelmedi şehirlere. Evet içlerinde ticaret yaparak palazlananlar olmuştur ama kalabalık olarak hep kenarda köşede itilen insanlar oldular. Diyarbakır Cezaevi’ni, faili meçhulleri hiç hesaba katmasanız bile manzara budur. Ekonomik, sosyal yoksulluğun üstüne katliamlar, işkenceler yapıldı bu insanlara.

İmralı sürecine ne diyorsunuz?
Eğer sen halkların özgürlüğü ve kardeşliği diye bir vicdana sahipsen, kazandığımız her şeyi adilce bölüşelim diye demokratik yapıdan yanaysan, Kürtlere haklarını vereceksin. Bu siyasal bir konudur. Dolayısıyla müzakere masasında çözülür. Süreci destekliyorum ama hataları da söylemek zorundayım.

Ne gibi hatalar?
Dağdakilere özgürlük ve hak vereceğim deyip, ondan sonra onlarla kucaklaştı diye bir milletvekiline terörist diyorsan… Ne diyorsun ben anlamıyorum, samimiyetle. Bu tür çelişkilere mahal vermemeli çünkü son derece hassas bir süreçten geçiyoruz. Bugün artık Kürt sorununun çözülmesi için herkes elini taşın altına koyacak. Aslında taşın altına koymak da yetmez. O eller ezilecek! Her iki tarafta da. Bu taviz vermek değildir.

“Kürt kardeşlerim ayrı, PKK ayrı” şeklinde sınıflandırma var mı sizde?
Hayır yok. PKK nedir? Bir Kürt partisidir. PKK kimlerden oluşur? Kürtlerden. O Kürtler neden bizim kardeşimiz değil? Ne zamandan beri kardeşimiz değil? Niye o dağa çıkmışlar? Bu sınıflandırmalar da siyasi. Ben siyasetçi değil sanatçıyım. Daha da önemlisiyim, sadece insanım. Şunu da unutmayalım: Bugün ne PKK ne Öcalan ne BDP ne de Kürt halkı Türkiye’den ayrılma gibi bir hayalin peşinde. Bunu istemiyorlar ve istemediklerini de söylediler. O yüzden yalandan yere politikalar üretip gerginlikler yaratmayalım. Barış sürecinden kim dönerse, çok canı yanar. Çünkü halkın heyecanını ve desteğini boşa çıkarmış olur. İşte o zaman bu cennet ülke, olur sana cehennem.

Bu süreçte bir de ‘Türk hassasiyeti’nden söz ediliyor. Sizce nedir o hassasiyet?
Şimdi bu sözü dillendiren Ertuğrul Özkök benim dostumdur fakat yanlış düşünüyor. Ben kendisine kısa bir sohbette niye yanlış düşündüğünü anlatabilirim. Sohbetimizde şarap da olabilir!

Nasıl anlatırsınız?
Gerçek Türk milliyetçisi, bu topraklarda yaşayan herkesin eşit haklara sahip olmasını ister. Türk olmaktan ‘ne mutlu’ ise Kürt sorununun çözülmesini ister. Bazı şeyleri çok büyütmemeli. İmralı’yla görüşme başladı, kıyamet mi koptu? Hayır. Demek ki bu ülkede artık Türk veya Kürt hassasiyetinden daha büyük bir şey var. Barış hasreti. Kimse artık kavga istemiyor.

Kürt sorununu çözen lider her türlü siyasi ödülü hak eder mi?
Halka hizmet için geldik diyen bir liderin bu sorunu çözmesi zaten doğal olarak yapması gerekendir. Benim bir sanatçı olarak o lidere vereceğim ödül, destektir. Ama bu süreç oyunsa, siyasi menfaatler elde edildiğinde, tamam oynamıyorum denilecekse… Bunu bu halk affetmez. Sadece devlet için söylemiyorum bunu, sorunun tüm tarafları için oyunbozanlığın tehlikelerinden söz ediyorum. Bakın artık benim 35 yıl önce filmlerimde konu ettiğim feodal yapının ezdiği köylüye benzemiyor bölge halkı. Çok daha eğitimli, bilinçli ve maalesef öfkeli.

Eğer Kürt sorunu hakkıyla çözülürse AK Parti’ye oy verir misiniz?
Bir partiye oy verirken bütüne bakarsınız. Bu sorunu çözerse AK Parti’yi alkışlarım ama bazı sorularımın cevaplarını da ararım. Vergi ödemeyen, bir anda ortaya çıkan bu zenginler kimdir? Hiçbir dönemde böylesi bir yapılaşmayı, bu kadar agresif biçimde görmedik. Bunların da hesabını sormak bir vatandaş olarak hakkımızdır.

Şimdi de sinema salonu tekeliyle uğraşıyoruz

Son filminiz ‘Elveda Katya’nın güzelliği gişeye yansımadı. Neden?
Yansımaması gayet doğaldır çünkü çok az salonda gösterildi. Bugün resmen sinema salonu tekeliyle uğraşıyoruz. Evet, her yere salon açtılar ama salon sahipleri sadece para getirme ihtimali olan kalitesiz filmlere yer açıyor. Olmaz ki.

Adam ticaret yapıyor, para kazanmak istiyor…
Anlıyorum, sinema salonu işletmeciliği neticede bir yatırım. Parayı yatıranın kâr etmek istemesi de gayet doğal. Fakat kârlı işletmecilik ile sorumsuzluk ve açgözlülükle harmanlanmış tekelleşme ayrı kavramlardır. Eğlence niteliği olmayan hiçbir film kendine yer bulamıyor. Bulsa da sınırlı sayıda salonda ve en fazla bir-iki hafta gösteriliyor. Usta yönetmen Michael Haneke’nin Cannes ödüllü muhteşem filmi ‘Amour’u İstanbul, biri Ankara’da olmak üzere üç salonda gösterildi koca ülkede. Düşünebiliyor musunuz! Herhalde artık kimse film seyretmesin ve salonlar sadece eğlence kültürüne ayrılsın istiyorlar.

Çözüm öneriniz nedir?
Yasa çıkacak. Örneğin sinema salonları gösterdiği filmlerin yüzde 30’unu sanat filmlerine ayıracak.

Ama bunun kriteri zor ve neoliberal ekonomiye de aykırı değil mi?
Bravo Sayın Ezgi Başaran… Bugün çok liberal bir gününüzdesiniz herhalde. Bu yaşta… Pes doğrusu! 842 sinemada ‘Fetih’ veya ‘Recep İvedik’ filmini gösteriyorsun. Tamam da… 18 sinemada da Haneke göster. Bu gerçekler ışığında benim filmimin 31 bin seyirci bulması vallahi başarıdır. Komik ama gerçek.

 

 
11 Şubat 2013 Pazartesi 19:54 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
17
11
6
0
39
2
Beşiktaş
17
11
5
1
38
3
Galatasaray
17
11
3
3
36
4
Fenerbahçe
17
9
5
3
32
5
Bursaspor
17
8
3
6
27
6
Osmanlıspor FK
17
6
8
3
26
7
Antalyaspor
17
7
4
6
25
8
Konyaspor
17
6
6
5
24
9
Gençlerbirliği
17
5
7
5
22
10
Trabzonspor
17
6
3
8
21
11
K.D.Ç. Karabük
17
6
3
8
21
12
Kasımpaşa
17
6
3
8
21
13
Akhisar Bld.
17
5
5
7
20
14
Alanyaspor
17
5
3
9
18
15
Ç. Rizespor
17
4
4
9
16
16
Kayserispor
17
3
3
11
12
17
Gaziantepspor
17
3
2
12
11
18
Adanaspor
17
2
5
10
11
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:49
  • Güneş07:35
  • Öğlen12:43
  • İkindi15:14
  • Akşam17:30
  • Yatsı19:05
 
Tarihte Bugün
1815 - Napolyon, 140.00 kişilik bir ordu ve 200.000 kişilik gönüllü birliği ile Paris'e girdi.
1841 - Hong Kong Adası (Hong Kong'un güneyinde bir ada), Afyon Savaşları sırasında Birleşik Krallık'a verildi .
1861 - Arjantin'in Mendoza şehri, şiddetli bir depremle harabeye döndü.
1892 - Springfield, Massachusetts'te ilk resmi basketbol maçı oynandı.
1895 - Darülaceze kuruldu.
1915 - Mustafa Kemal, Esat (Bülkat) Paşa komutasındaki 3. Kolordu'ya bağlı olarak Tekirdağ'da teşkil edilecek 19.Tümen Komutanlığı'na atandı.
1916 - Albert Einstein, görelilik kuramını yayımladı.
1920 - Maraş'ta Fransızlar'a karşı Maraş Savunması başladı
1921 - Dağıstan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti; Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'ne bağlı olarak kuruldu.
1921 - İtalyan Komünist Partisi kuruldu.
1921 - TBMM'nin oluşumunun ardından, 23 maddelik ilk anayasa Teşkilatı Esasiye kabul edildi.
1923 - Ali Şükrü Bey'in Ankara'da yayımladığı Tan gazetesinin ilk sayısı çıktı.
1923 - Türkiye Büyük Millet Meclisi, gizli oturumunda Elcezire bölgesinde bir İstiklal Mahkemesi kurulması kararı aldı.
1923 - İsmet Paşa'nın Lozan'da Yunanlılar tarafından yakılmış 26 şehrin listesini sunması.
1929 - Lev Troçki, Sovyetler Birliği'nden sınır dışı edildi.
1936 - VIII. Edward Birleşik Krallık hükümdarı oldu. Daha bir yılı doldurmadan 10 Aralık 1936'da kendi isteği ile tahtı bırakacaktır.
1936 - Sinemaların esas filmle beraber bir de "öğretici film" göstermek zorunda olduğuna ilişkin yasa çıktı.
1936 - Ankara'da Endüstri Kongresi toplandı. Toplantıda İkinci Beş Yıllık Sanayi Planı esasları kabul edildi.
1942 - Askerlik süresi üç yıla çıkarıldı.
1945 - Birleşik Krallık'ta eğitimini tamamlayan 50 Türk öğrenciye pilotluk brövesi verildi.
1947 - Fransa'da Charles De Gaulle, politikadan çekildiğini açıkladı ve görevinden istifa etti.
1950 - Kiraların serbest bırakılması kararlaştırıldı.
1952 - Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı Kore'de 34 subay, 46 astsubay ve 1252 erin şehit olduğunu açıkladı.
1953 - General Eisenhower, Amerika Birleşik Devletleri başkanı seçildi.
1956 - Yaşar Kemal, "İnce Memed" romanıyla Varlık dergisi Roman Armağanı'nı kazandı.
1961 - Londra Konferansı'nda Kıbrıslı Rumlar, federal yönetim tezini reddetti. Bunun üzerine Kıbrıs Türk toplumu temsilcileri konferanstan çekildi.
1961 - Saraçhane Tiyatrosu açıldı. İlk oyun Cevat Fehmi Başkut'un "Hacıyatmaz" oyunu oldu.
1961 - John F. Kennedy, Amerika Birleşik Devletleri'nin 35. başkanı seçildi.
1963 - 21-25 Ocak'da şiddetli soğuklar ülkenin her yanını etkiledi. Elektrikler, sular kesildi, trenler yollarda kaldı. Uludağ'da kar kalınlığı 25 metre.
1967 - Uluslararası Las Vegas Maratonu'nda İsmail Akçay ikinci oldu, derecesi: 2 saat, 23 dakika, 3 saniye.
1968 - Türkiye, Yunanistan'daki askeri rejimi tanıyan ilk ülke oldu.
1969 - John Lennon, Yoko Ono ile evlendi.
1971 - Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), Akademik Konsey'in kararıyla süresiz kapatıldı.
1972 - Türk Hava Yolları'nın Marmara uçağı Adana'da düştü. Uçakta yolcu yoktu. Beş kişilik mürettebattan bir hostes öldü, dört görevli yaralandı.
1975 - Tüm Memurlar Birleşme ve Dayanışma Derneği (Tüm-Der) kuruldu.
1975 - ASALA terör örgütü kuruldu.
1981 - İran, 444 gündür rehin tutulan 52 Amerikalının serbest bırakıldığını açıkladı. Haber, Ronald Reagan'ın Amerika Birleşik Devletleri başkanlığı koltuğunu Jimmy Carter'dan devralmasından birkaç dakika sonra geldi.
1981 - İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesi 223 Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu üyesinin tutuklanmasına karar verdi.
1983 - Eski İstanbul Belediye başkanı Ahmet İsvan tahliye edildi. İsvan, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) davasında yargılanmaktaydı.
1986 - Demokratik Sol Parti (DSP) ile Sosyaldemokrat Halkçı Parti SHP arasında yapılan "solda birlik" görüşmeleri kesildi. Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Rahşan Ecevit "Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) ile yollarımız ayrıldı" dedi.
1986 - Birleşik Krallık ve Fransa, Manş Tüneli planlarını açıkladılar.
1986 - Jacques Chirac, Fransa başbakanı oldu.
1988 - Mehmet Ali Aybar ile Aziz Nesin hakkında 15'er yıla kadar hapis cezası istendi. Gerekçe 2000'e Doğru dergisine Kürt sorunu konusunda yaptıkları açıklamalardı.
1989 - Samsunspor kafilesi, Malatyaspor ile yapacağı lig maçına giderken kaza geçirdi, 3 kişi öldü.
1989 - George H.W. Bush, Amerika Birleşik Devletleri'nin 41. başkanı seçildi.
1989 - Asil Nadir, Günaydın gazetesi, Gelişim yayınlarından sonra Güneş gazetesini de satın aldı.
1990 - Bakü'de Sovyet ordusu tarafından yapılan katliam.Yüzlerce masum hayatını kaybetti. (20 Yanvar Faciası)
1992 - Flash TV yayın hayatına başladı.
1993 - Anayasa Mahkemesi dini bayramlarda Bayram dışında gazete çıkarılmasını yasaklayan yasayı iptal etti.
1993 - Meclis Anavatan Partisi (ANAP) döneminin iki bakanı Safa Giray ile Cengiz Altınkaya'nın Yüce Divan'a verilmesini kararlaştırdı.
1993 - Bill Clinton, Amerika Birleşik Devletleri'nin 42. başkanı seçildi.
1995 - Tokyo metrosuna sarin gazı saldırısı: 12 kişi öldü, 1300 kişi yaralandı.
1996 - Filistin'de ilk kez devlet başkanlığı seçimleri yapıldı. Yaser Arafat devlet başkanı seçildi.
1997 - Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), "Demokratik standartların yükseltilmesi paketi"ni Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ile Genelkurmay Başkanlığına sundu. TÜSİAD raporda Kürtçe eğitimin serbest bırakılmasını da öneriyordu.
2000 - Yargıtay, gazeteci Metin Göktepe'yi gözaltında öldürdükleri gerekçesiyle 7 yıl 6'şar ay ağır hapis cezasına çarptırılan 6 sanık polisten 5'inin cezasını onadı, sanıklardan Emniyet Amiri Seydi Battal Köse'nin cezasını ise esastan bozdu.
2001 - George W. Bush, Amerika Birleşik Devletleri'nin 43. başkanı seçildi.
2003 - MERNİS hizmete girdi.
2006 - Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Mehmet Ali Ağca'nın tahliyesine ilişkin Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararını bozdu. Ağca, Yargıtay'ın kararı doğrultusunda Kartal'da bulunduğu yerden alınarak, Kartal H Tipi Cezaevine konuldu.
2007 - Hrant Dink'in öldürülmesi olayının zanlısı Ogün Samast, Samsun'da yakalandı.
2009 - Barack Obama Amerika Birleşik Devletleri'nin 44. Başkanı olarak göreve başladı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
19.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010727325051
 
On Numara
16.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04060711131823272934414550515259676973747579
 
Sayısal Loto
14.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu052629343536
 
Şans Topu
18.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030419232908
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık