Perinçek'ten çok tartışma yaratacak açıklama

Ana Sayfa » Siyaset » Kadınlardan Erdoğan'a çok ama çok önemli mektup

Kadınlardan Erdoğan'a çok ama çok önemli mektup

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü mektubunda, Cumhurbaşkanı’na “Açık ve net olarak bu tasarı bizim kıyametimizdir” diyerek seslendi.

 
28 Temmuz 2017 Cuma 14:57 
Yorum YapYazdır
 
 
Kadınlardan Erdoğan'a çok ama çok önemli mektup

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a hitaben açık mektup yazdı. Canan Güllü mektubunda, daha önce kadınların tecavüzcüleriyle evlendirilmelerini öneren tasarıya karşı çıktıklarını hatırlatarak, yeni bir tehlikeye dikkat çekti.

Mektubunda yeni kanun tasarısına dikkat çeken Güllü, “Tasarı metninin içeriğinde müftülere nikah kıyma yetkisinin verilmesi ve TC vatandaşlığını evlilik yoluyla alacak kadınlarda aranan genel ahlak uygunluk kriteri, bu ülkenin kadınlarının tarihsel kazanımlarına vurulmaya çalışılan öldürücü darbelerdir.”ifadelerini kullandı. Güllü mektubunda devamında, “Yasa tasarısında evde doğum yapıldığında kimlik almak için nüfus müdürlüklerine müracaat edildiğinde sadece beyan üzerine dahi kimlik verilebilmesinin önünün açılması çok vahimdir. Bu yasa tasarısı erken ve zorla evliliklerin, çocuk tecavüzlerinin, taciz ve istismarının ve imam nikâhlarının meşrulaştırılmasıdır. Evde doğum neticesi ve doğum sonrası gerekli sağlık hizmetlerini alamayacak binlerce kadın ve kız çocuğunun maruz kalacağı onlarca sağlık sorununun sebebidir.”dedi.

Canan Güllü mektubunda, Cumhurbaşkanı’na “Açık ve net olarak bu tasarı bizim kıyametimizdir” diyerek seslendi.

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü’nün Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hitaben yazdığı açık mektup şöyle:

“Sayın Cumhurbaşkanına Açık Mektup       

Bugün şahsınıza hitap ederek yazdığımız sayılı mektuplardan birini daha kaleme alıyoruz. İkinci kez ısıtılıp kamuoyu gündemine getirilen Nüfus Hizmetleri Kanunu'nda değişiklik yapan kanun tasarısının TBMM 'ye sunulması  konusunda kadınların kaygı ve itirazlarını paylaşmak istiyoruz.

2007 yılında TBMM çatısı altında 5 Aralık kutlamaları çerçevesinde şahsıma tevdi edilen konuşma görevinde “Ilımlı ya da sıcak fark etmez, şeriat yönetimine doğru kocaman adımlarla çekiliyoruz” dediğimde dönemin TBMM başkanı Köksal Toptan “vahamete kapılmayın” ve yine dönemin Devlet Bakanı Nimet Çubukçu “eleştirileriniz haksız” demişti. Aradan 10 yıl geçti. Bu süreçte yanılmayı ve vahamete kapılmış olmayı çok isterdik. Ama son 10 senede ülkede tanık olduklarımız bizi farklı düşündürüyor.

Henüz geçtiğimiz aylarda eski Adalet bakanı Bekir Bozdağ’ın TBMM kulis kapısında “bugün çıkmaz ise bir daha asla” dediği ve kadınların tecavüzcüsüyle evlendirilmesi teklifini içermesi sebebiyle adı Tecavüz Önergesine çıkmış, cinsel istismar suçunda mağdurla failin evlenmesi durumunda cezayı ortadan kaldıran yasa tasarısı için bütün kadınlar hep birlikte mücadele ettik. Bu süreçte konuya Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın da son derece sessiz kalması ve yasayı onaylayan tavrı sebebiyle Meclise kadar gelebilmiş olan tasarı, son anda çok farklı görüşten sivil toplum kuruluşlarının müthiş mücadelesiyle engellendi. Fakat Bekir Bozdağ’ın çocuğa cinsel istismarı “küçüğün rızası” gibi kabul edilemez bir kavramla meşrulaştırmaya çalıştığını asla unutmadık.

İtirazımız kadınları ve kız çocuklarını tıpkı bir “mal” gibi pazarlayan düşünceyeydi. Siz de çok iyi biliyorsunuz ki kişinin iradesini zorlayan nedenler hep fiziksel zorbalıklar değildir, yaş sınırı da bu nedenle vardır; itirazımız kadın ve çocuklara yönelik istismarın artık normalleşmiş, kabul edilebilir, affedilebilir olarak kabul edilmesineydi. İtirazımız failin ödüllendirilmesineydi, CEDAW ve İstanbul Sözleşmesi gibi altında devletin imzasının bulunduğu sözleşmelere son derece aykırı davranılmasınaydı. İtirazımız tasarının hiçbir yasal karşılığı olmadığını bile bile engellemeye çalışmayan kamu kurumları yetkililerine ve milletvekillerine, tasarıyı yasalaştıran zihniyetin çağdaş hukuk yollarını kullanmak yerine şer-i hükümlerle yol almaya çalışmalarına ve dahası kadın ve çocukların mağduriyetlerinden oy avcılığı yapmalarına yönelikti.

Ama o günün şartlarında rafa kaldırılan bu paketin önümüze tekrar ısıtılarak geleceğini biliyorduk. “Nereden?” dediğinizi duyar gibiyiz; yine TBMM’de kurulan uzun adıyla “Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu”, kısa adıyla Boşanma Komisyonu’ndan. Bu komisyon kurulduğu günden beri her ne olursa olsun aile bütünlüğünün korunmasını ve boşanmaların önlenmesini sağlamak işlevini gördü, kamuoyunun itirazlarını hiçe sayarak hareket etti ve daha da önemlisi şiddeti yaratan erkeği korumayı görev bilerek kamuoyuna açıkladığı kadınları ilgilendiren 12 maddelik çelişkilerle dolu raporuyla gene kadın bedeninin ne kadar “verimli” bir siyaset alanı olduğunu gösterdi.

Bugün bu talebin kılık değiştirmiş haline yönelik itirazımızı yükseltmek için bu mektubu yazıyoruz. Tasarı metninin içeriğinde müftülere nikah kıyma yetkisinin verilmesi ve TC vatandaşlığını evlilik yoluyla alacak kadınlarda aranan genel ahlak uygunluk kriteri, bu ülkenin kadınlarının tarihsel kazanımlarına vurulmaya çalışılan öldürücü darbelerdir. Yasa tasarısında evde doğum yapıldığında kimlik almak için nüfus müdürlüklerine müracaat edildiğinde sadece beyan üzerine dahi kimlik verilebilmesinin önünün açılması çok vahimdir. Bu yasa tasarısı erken ve zorla evliliklerin, çocuk tecavüzlerinin, taciz ve istismarının ve imam nikâhlarının meşrulaştırılmasıdır. Evde doğum neticesi ve doğum sonrası gerekli sağlık hizmetlerini alamayacak binlerce kadın ve kız çocuğunun maruz kalacağı onlarca sağlık sorununun sebebidir.

Buna izin veremeyiz.

Sayın Cumhurbaşkanı;

Bu batıla yönelişte “8 yaşındaki kız çocuğunun ayağı sandalyede otururken yere değdiğinde evlendir” diye fetva veren tarikat şeyhlerinin, yurtlarda toplu istismara uğrayan çocuklara suçlu muamelesi yaparak “bir kereden bir şey olmaz” açıklamasıyla faili koruyan ve kadına tecavüz edildiğinde “kürtaj yapılacağına anne ölsün biz bebeğe bakarız” diyebilen siyasetçilerin, cinsiyet eşitliğine inanmadığını ısrarla tekrarlayan siyasi iktidarın suçu vardır. 

Öldürüldük şehirlerin sokaklarında, tecavüze uğradık otobüslerinde, tekme yedik parklarında, metrolarında ve otobüslerinde, yine dağa kaldırıldık İstanbul’un en işlek sokaklarında ama kıyametimizdir demedik. Var olan yasaları uygulamayan yargı mensuplarına seslendik hatalarını anlamaları için.

Açık ve net olarak bu tasarı bizim kıyametimizdir. Bu tasarının yasalaşması ile mağdur edilecek tek bir kadın ya da kız çocuğunun varlığı bu ülkenin kıyametidir. Bireyini korumayan devlet vatandaş için yok hükmündedir ve yok hükmünde olmak kıyamettir. Devlet mağduru terk etmemeli, yeni mağdurlara kıyamet yaşatmamalıdır.

Bu coğrafyanın kadınları olarak geleceğimizi karartan yasa tasarısının her ne şekil olursa olsun çıkmaması için elimizden geleni yapacağımızı tekrar kamuoyuna haykırıyoruz. Bu konudaki haklı talebimizin kamuoyu ve nezdinizde değer bulacağı  inancındayız.

Saygılarımla

Canan GÜLLÜ

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı”

Odatv.com

 

 
28 Temmuz 2017 Cuma 14:57 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Türker Ertürk
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Mehmet Polat
 
Mustafa Önsel
 
Attila Aşut
 
Arslan Bulut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1827 - Navarin Baskını. İngiliz, Fransız, Rus birleşik filosu, Yunanistan açıklarında Navarin'de Osmanlı donanmasını tahrip etti.
1905 - Galatasaray Spor Kulübü kuruldu.
1921 - Fransızlar'ın Anadolu'dan çekilmesi. TBMM ile Fransa hükümeti arasında Ankara Anlaşması imzalandı. Fransa adına Franklin Bouillon'un sürdürdüğü görüşmeler sonrasında, Fransa işgal ettiği Anadolu topraklarından çekildi.
1927 - Mustafa Kemal Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı'nı anlattığı 15 20 Ekim 1927 tarihlerinde Cumhuriyet Halk Partisi 2. Kongresinde otuz altı buçuk saat süren tarihi konuşması
1935 - Milliyetçi hükümete karşı Mao Zedung'un başlattığı ve bir yıl süren 6.000 millik Uzun Yürüyüş sona erdi. Mao önderliğindeki Birinci Öncü Ordu Yenan'a girdi.
1940 - Nüfus sayımı. Türkiye'nin nüfusu: 17.820.950.
1941 - II. Dünya Savaşı: Alman işgalindeki Sırbistan'da binlerce sivil öldürüldü: Kragujevac katliamı.
1942 - Ekmek karneleri dağıtılmaya başladı.
1944 - Sovyet Kızıl Ordu Belgrad'a girdi. Aynı gün Gestapo, Alman anti-faşist ve sosyal demokrat Julius Leber'i kurşuna dizdi.
1945 - Mısır, Suriye, Irak ve Lübnan, Filistin topraklarında devlet kurmak isteyen yahudilere karşı Arap Cemiyeti'ni kurdu.
1949 - Minik Vali olarak tanınan Ordinaryüs Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul Valiliği ve Belediye Başkanlığı görevine başladı.
1954 - Britanya'da 51 bin liman işçisi greve gitti. Britanya'nın deniz ticareti yarı yarıya durdu.
1954 - Dünya Bankası genel sekreteri Türkiye'ye geldi. Genel sekreter "Türkiye ekonomik geleceği çok parlak bir ülkedir" dedi.
1959 - III. Akdeniz Oyunları Beyrut'ta düzenlendi. Türk grekoromen milli takımı şampiyon oldu. Türkiye 4 altın, 2 gümüş, 1 bronz madalya aldı.
1968 - Meksiko Olimpiyatları'nda serbest güreşte 78 kiloda Mahmut Atalay ve 97 kiloda Ahmet Ayık altın madalya kazandılar.
1968 - ABD'nin öldürülen başkanlarından John F. Kennedy'nin eşi Jacqueline Kennedy Yunanlı armatör Aristotle Onassis ile evlendi.
1978 - İTÜ Elektrik Fakültesi dekanı Ord.Prof. Bedri Karafakioğlu İstanbul'da uğradığı silahlı saldırı sonucunda yaşamını yitirdi.
1980 - Yunanistan, NATO askeri kanadına yeniden girdi.
1982 - Bir gün önce anayasa metnini açıklayan MGK, devlet başkanı Kenan Evren'in anayasayla ilgili konuşmalarını eleştirmeyi yasakladı.
1984 - Bilkent Üniversitesi kuruldu.
1985 - 12. Nüfus sayımı. Türkiye'nin nüfusu: 50.664.458. İstanbul'un nüfusu: 5.475.982
1992 - Bingöl'ün Solhan ilçesi Hazarşah köyü yakınlarında, bir otobüsü durduran PKK militanları 19 yolcuyu kurşuna dizerek öldürdü, 6 kişiyi yaraladı.
2002 - Sırbistan ile birlikte Yugoslavya'yı oluşturan Karadağ'da yapılan genel seçimlerde, devlet başkanı Milo Cukanoviç'in bağımsızlık yanlısı partisi meclis çoğunluğunu elde etti.
2008 - Ergenekon davası'nın ilk duruşması Silivri Cezaevi içindeki Adliye'de görülmeye başlandı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:50
  • Güneş06:30
  • Öğlen12:17
  • İkindi15:17
  • Akşam17:42
  • Yatsı19:11
 
Süper Loto
19.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu031217284748
 
On Numara
16.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01061213141619273537384049515255646568697580
 
Sayısal Loto
14.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu040612333445
 
Şans Topu
18.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010215162512
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık