Van’da bitmeyen yasak yine uzadı

Ana Sayfa » Bilim - Teknoloji » İYİ Parti kongresinde Akşener'den çok çarpıcı mesajlar

İYİ Parti kongresinde Akşener'den çok çarpıcı mesajlar

İYİ Parti “Bugün geleceğin ilk günü” sloganıyla 4. olağanüstü kongresini Ankara'da yapıyor. Kongrede genel başkan seçimi yapılmayacak, ancak parti üst düzey yönetimi yeniden şekillenecek. Kurultay'da bir konuşma yapan Genel Başkan Meral Akşener, "4. Olağanüstü Kurultayımızı gerçekleştireceğiz. Bazıları diyor ki, parti kurulalı iki sene bile olmadı, bu kaçıncı kurultay? Eeee bizde böyle. Biz, kendi delegesinin iradesinden köşe bucak kaçanlardan değiliz. Biz, delegenin imzasını yok saymak için iktidara yanaşanlardan değiliz'' diyerek Bahçeliye göndermede bulundu. Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve damadı Bakan Berat Albayrak'a yüklendi.

 
3 Ağustos 2019 Cumartesi 13:03 
Yorum YapYazdır
 
 
İYİ Parti kongresinde Akşener'den çok çarpıcı mesajlar
İYİ Parti “Bugün geleceğin ilk günü” sloganıyla 4. olağanüstü kongresini Ankara'da yapıyor. Kongrede genel başkan seçimi yapılmayacak, ancak parti üst düzey yönetimi yeniden şekillenecek. Kurultay'da bir konuşma yapan Genel Başkan Meral Akşener, "4. Olağanüstü Kurultayımızı gerçekleştireceğiz. Bazıları diyor ki, parti kurulalı iki sene bile olmadı, bu kaçıncı kurultay? Eeee bizde böyle. Biz, kendi delegesinin iradesinden köşe bucak kaçanlardan değiliz. Biz, delegenin imzasını yok saymak için iktidara yanaşanlardan değiliz. Biz, koltuğumuzu korumak uğruna, kırk takla atanlardan da değiliz. Biz, Türkiye için vadettiği demokrasiyi, kendi partisinden esirgeyecek kadar şuursuz, hiç değiliz. Bizde böyle; böyle olmaya devam edecek. Tanıştırayım; Bunun adı demokrasi. Önce İYİ Parti’de, pek yakında tüm Türkiye’de…" dedi.

İYİ Parti bugün 4. Olağanüstü kongresini yapıyor. Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde gerçekleşen kongrede genel başkan seçimi yapılmayacak, ancak parti üst düzey yönetimi yeniden şekillenecek. “Bugün geleceğin ilk günü” sloganıyla gerçekleşen kongrede Genel idare kurulu seçilecek. Kongre'de yapılacak tüzük değişikliği ile de halihazırda 80 kişi Genel İdare Kurulu 50 kişiye indirilecek.

FERDİ TAYFUR SÜRPRİZİ

 

Kongre salonunda ‘aramızda olamayan Adanalı bir İYİ Parti hayranı için geliyor’ anonsuyla Ferdi Tayfur şarkısı çalındı.

AKŞENER SLOGANLARLA SALONA GİRDİ

Genel Başkan Meral Akşener, “hapisse hapis ölümse ölüm bir adım geri atmayan lider anonsuyla” salona girdi.

“TÜRKİYE SİZİNLE GURUR DUYUYOR”

Konuşmasının başında partililerine “Türkiye sizinle gurur duyuyor” seslenen Akşener Türk ekonomisinin son durumunu değerlendirdi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştirdi.
Akşener “İşte bu basiretsiz yönetim anlayışı Türk Ordusunun fabrikasını yabancılara teslim edip har vurup harman savuruyorlar. Sanırsın milyonlar harcadıkları lüks araçlarına dış güçler biniyor. Sanırsın milletten kopan milletini duymayan saraya kapanan dış güçzler getirdi. Sanırsın damadı dış güçler ekonominin başına getirdi. Hayır… Hepsini bugünkü iktidar yaptı.” diye konuştu.

CESARET BULAŞICIDIR

Akşener’in kurultay konuşması özetle şöyle: "Bundan 2 buçuk yıl önce, “Sen ne dersen, o olsun ağam” deseydik; Biz de, “Haksızlık karşısında susanlardan” olsaydık; Biz de, iktidarın hatalarını görmezden gelip, bir anda en büyük savunucusu olsaydık; Bu uzun ve meşakkatli yola çıkacak cesareti bulamasaydık; Bugün Türkiye'nin bir değişim umudu olur muydu? Cesaret bulaşıcıdır… Biz, korku duvarlarını yıktık. Biz, sönen umutları yeniden alevlendirdik. Kadını erkeği, genci yaşlısı, bu umut sayesinde sandıklara koştu. Milletimiz bu umut sayesinde, şımarık iktidarın kulağını çekti. Biz bu umudun mimarlarıyız.

TÜRKİYE DARLIK ÇEKEN BİR ÜLKE DEĞİLDİR

Hep söyledim, yine söylüyorum: Türkiye darlık çekecek bir ülke değildir. En verimli topraklar üzerinde, yeraltı kaynakları zengin, genç, üretken bir ülkedir. Türk milleti yokluktan değil, basiretsiz yönetim anlayışı yüzünden darlık yaşıyor. Sayın Erdoğan'ın ve koskoca devlet hazinesini teslim ettiği damadının, günü kurtarmaya yönelik açıklamalarına bakmayın. Türkiye gibi yüksek potansiyele sahip bir ülkeyi, Merkez Bankası'nın “İhtiyat Akçesi”ne muhtaç hale getiren, işte o basiretsiz, savurgan yönetim anlayışıdır.

SIKIŞINCA HEP AYNI NAKARAT

2228 yaşındaki Türk Ordusu'nun silah fabrikasını, götürüp yabancıların eline teslim ediyorlar. Har vurup harman savuruyorlar. Sıkışınca da hep aynı nakarat: Dış güçler de dış güçler… Sanırsın, milyonlar harcadıkları lüks arabalara dış güçler biniyor. Sanırsın otoyollar, havaalanları, şehir hastaneleri üzerinden, araç garantisini, yolcu garantisini, hasta garantisini dış güçler veriyor… Sanırsın, milletten kopan, milletini duymayan, saraya kapanan dış güçler. Sanırsın, ekonomiden anlamayan damadı o göreve dış güçler getirdi. Sanırsın, liyakatsiz kadroları devlete dış güçler doldurdu. Hayır; Hepsini bugünün iktidar sahipleri yaptı.

AZİZ MİLLET FATURA KESİYOR

Şimdi fatura aziz milletimize kesiliyor. Buna sessiz kalamayız, kalmayacağız… Omuzlarına fatura yüklenen milletimizin, siyasi faturayı da sorumlulara kesmesi için, yılmadan çalışacağız. İlk fatura 23 Haziran'da yola çıktı. 23 Haziran sonuçları göstermiştir ki, milletimiz olan bitenin farkında. Bu işin dönüşü yok. Türkiye 17 yıllık kabustan uyanıyor. Türkiye'nin iyi ve cesur insanları iktidara yürüyor…

17 YILLIK NOBRANLIĞIN ÜKEMİZİ GETİRDİĞİ YER ORTADA

17 yıllık nobranlığın, kuralsızlığın, liyakatsizliğin ve tek adam zihniyetinin ülkemizi getirdiği yer ortada. Biz “hukuk” derken, sadece mahkeme salonlarından bahsetmiyoruz. Biz “hukuk” derken, hukukun sağlayacağı adaletin, güvenin, huzurun; Üretime, yatırıma, zenginliğe dönüşeceği bir ülkeden bahsediyoruz.

AĞAÇLARI MÜTEAHHİT HIRSINA FEDA ETTİLER

Mübarek ağaçları, zeytinlikleri müteahhit hırsına feda ettiler, Cerattepe'yi, Kaz Dağları'nı, doymaz altın iştahına kurban ettiler, On binlerce ağaca kıymayı, utanmadan matah bir işmiş gibi, pazarlamaya kalktılar Salda Gölü gibi Cennet bir köşeyi, çöle çevirmeye yöneldiler, Buna izin vermeyeceğiz. Akarsularımızı daha fazla kirlettirmeyeceğiz. Ormanlarımızı daha fazla talan ettirmeyeceğiz. Meralarımıza daha fazla beton diktirmeyeceğiz. Çiftçimizi daha fazla küstürmeyeceğiz. Bilmeyenlere de öğreteceğiz ki; Vatan toprağı, suyuyla, ağacıyla, çiçeğiyle, tüm canlılarıyla kutsaldır. Dünümüzü ve bugünümüzü çaldılar; Geleceğimizi yakmalarına müsaade etmeyeceğiz. Bunun için varız. Bunun için mücadele ediyoruz. İşte sırf bu yüzden ilan ediyoruz ki; Bugün Geleceğin İlk Günü…

SARAY'A KAPANMIŞ İKTİDAR MİLLETİ DUYMASI MÜMKÜN DEĞİL

Saraya kapanmış bir iktidarın, milleti duyması mümkün değil. Onca zenginlik arasında, bu ülkede yokluk olmasına, açlık olmasına isyan ediyorum. İsyan ediyorum kardeşim, isyan. Bu potansiyeli harekete geçiremeyen, bizleri yokluğa mahkum edenlere, isyan ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti'ni kuranların emanetine ihanet edenlere, isyan ediyorum. İş bulamadığı için evine hüzün çöken, Ekonomik sebeplerle dağılan aileleri gördükçe, isyan ediyorum. Tam 17 yıldır “en iyisi bu” diye kendini pazarlayan bu iktidara, isyan ediyorum. Avrupa'nın en zengin ülkesi olmamız gerekirken, kişi başı milli gelirde en fakir ülkesi olmamız nasıl bir başarıdır? Her dört gençten biri işsizse, bu nasıl başarıdır? Yıllarca büyüme masallarıyla kandırdılar. Türkiye'yi 3 kat büyüttük diye böbürlendiler. Oysa biz büyürken, dünya bizden daha çok büyüdü. En büyük 10 ekonomi arasına girmeyi hedeflerken, en büyük 20 ekonominin bile dışında kaldık.

EKONOMİ BATIYOR İSMET PAŞA DİYOR

Kendisini sürekli olarak geçmişle kıyaslayan bir hastalığa yakalandık. Ekonomi batıyor diyorsun; İsmet Paşa zamanında yiyecek ekmek yoktu diyor. Her şey ateş pahası, insanlar aç diyorsun; Ecevit zamanında benzin kuyruğu vardı diyor. Başarılı görünmek için, tarihimizde karanlık sayfa arıyorlar. Bulamadılar mı, yeni bir tarih yazmaya kalkıyorlar. Yunanistan'a peşkeş çektiğiniz adaları geri alın diyorsun; Misak-ı Milli'nin tapusu olan Lozan'a dil uzatıyorlar. Kendi şanlı tarihine bile savaş açmakta sakınca görmeyen bu iktidar, Türkiye için artık bir ayak bağıdır. Bunlar kendilerini büyük göstermek için geçmişi kurcalarken, gelişmiş devletler geleceği kurguluyor… Almanya geleceği konuşuyor. Amerika geleceği konuşuyor. İngiliz siyaseti, geleceği planlıyor. Güney Kore, Japonya, Çin, Fransa, İsviçre, İsveç, Norveç, Rusya… Bütün bu ülkeler geleceğin taşlarını döşüyorlar. Ak Parti iktidarı ise, ülkenin temel taşlarını sökmekle meşgul. Milletin geleceğini değil, sadece iktidarının geleceğini düşünüyor. Peki ne olacak? En baştan söyleyeyim; Bu devran böyle gitmeyecek. Türkiye iyi olacak… Çünkü artık biz varız, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

NE YAPACAĞIZ?

Peki ne yapacağız? Milletimiz, İYİ Parti iktidarını hayal etmekle uğraşmayacak, görecek ve bilecek. Şüpheler yerini umuda ve inanmışlığa bırakacak. Demokrasi vizyonumuzu ortaya koyacağız. Hızlı karar alan, hızlı işleyen, ama aynı zamanda hesap veren, yeni bir sistem kuracağız. Herkesin görüşünü alıp, herkesin derdini dinleyip, Milletimizin her bir ferdinin hakkını koruyacak, yeni bir anayasa hazırlayacağız. Bize yüzde 51 yetmez. Öyle bir anayasa hazırlayacağız ki, toplumsal mutabakat neymiş görecekler. Her bir Türk vatandaşı bilecek ki: “Devletim beni korur, devletim beni aç ve açıkta bırakmaz.” Her bir Türk vatandaşı bilecek ki: “Olur da bir haksızlığa uğrarsam, Ankara'da hakimler var.” 
Her bir genç bilecek ki: “Benim devletim bana en iyi eğitimi sağlar. Devletim bana iş olanağı sağlar. Devletim beni ele muhtaç etmez.” Her bir kadın bilecek ki: “Bana kalkan el olursa, devletim o eli kırar.” Kadına şiddet gösterenleri, adaletin şiddeti ile tanıştıracağız. Toplumsal Eşitlik ve Adalet vizyonumuzu ortaya koyacağız. Fırsat eşitsizliği ve kadının toplumdaki yeri, Türkiye'nin kalkınmasının önünde büyük engel.

DAMATTAN SONRA İŞSİZLİK RAKAMLARI NASIL AÇIKLANIYOR BİLİYOR MUSUNUZ?

TUİK'e göre işsizilk rakamı yüzde 13.7… Damattan sonra, işsizlik rakamları nasıl açıklanıyor biliyor musunuz? Son 1 ayda iş aradınız mı diye soruyorlar? En son 32 gün önce iş aradıysan, yine işsiz değilsin. İş bulamadığın için iş aramayı bıraktıysan, yine işsiz değilsin. Ben size söyleyeyim. Türkiye'nin çalışabilir nüfusunun yüzde 54'ünün işi yok. Bugün 82 milyon nüfusa sahibiz. Ancak kayıtlı olarak sadece 22 milyon çalışanımız var. İşçi maliyetleri neden bu kadar yüksek biliyor musunuz? Tüm yükü çalışan 22 milyonun üstüne yığdığımız için.82 milyon vatandaşımızın sağlık giderlerini, sadece 22 milyon kişi ödediği için. 12 milyon emeklinin maaşını, bu 22 milyon kişi ödediği için. Asgari ücretliden vergi alırken, devleti soyanlardan vergi almadığımız için. Toplumsal Adalet olmadığı için. Fırsat Eşitliği sağlanamadığı için. Bundan büyük bir beka sorunu olabilir mi? Ama damada sorarsan, uçuyoruuuuuuz…

KRİZİ FIRSATA ÇEVİRECEK ADIM ATACAĞIZ

Ekonomi vizyonumuzu ortaya koyacağız. Öncelikle, Türkiye'yi her geçen gün büyüyen ekonomik krizden çıkartacağız. Bunun için ilk adım, üreten sermayenin yükünü hafifletmek olacak. Bakın, Türkiye'de imalat sanayindeki en büyük 500 şirket, net karının yüzde 88'i kadar, faiz ödemesi yaptı. Bu rakam, küçük esnafımızda daha da yüksek. Bu yükün altındaki hangi şirket üretebilir ki? Ama burada önemli bir kriterimiz var. 2001 krizindeki gibi, bu işin finansal yükünü, devlete ve millete ödetmeyeceğiz. Sırtını iktidara dayayıp, kazandıklarını yurtdışına yığanları değil, ekonomik şartlardan dolayı zora düşenleri kurtaracağız. İflas eden şirketlerin, işsiz kalan çalışanlarını, tecrübe ve becerilerine göre, kendi işlerini kurmaya teşvik edeceğiz. Asya ülkeleri, 1997 krizinden sonra, benzer bir yolla, birçok başarılı ve genç şirketi iş dünyasına kazandırdılar. Biz de krizi fırsata çevirecek adımlar atacağız.

DEVLET DÜRÜST OLUR

Sonra ise iktidardakilerin hiç bilmediği, görmediği bir Türkiye resmi çizeceğiz. Kayıt dışı ekonominin olmadığı… Herkesin eşit şartlarda vergi verdiği… Naylon faturacıların, hayali ihracatçıların, kaçakçıların, nefes bile alamayacağı bir ekosistem yaratacağız. Devletin kasası Türk milletinin namusudur. Devlet, milletin rızkını dağıtır. Devlet, milletten vergi alır, topladığı vergiyi milletinin selameti için harcar. Devlet akıllı olur. Devlet dürüst olur. Ne yazık ki, milletin vergileri ile oluşan bu havuzun dibinde, koca bir delik var. Rantın, hırsın, iş bilmezliğin açtığı, koca bir delik var. Ne kadar su taşırsan taşı, bu delikten akıp gidiyor. Biz, Türkiye'nin elini kolunu bağlayan, havuzun dibindeki bu deliği kapatacağız. Bunu yaptığımızda, Türkiye'nin ne büyük bir ekonomik güç olduğunu göreceğiz. Şirketlerimiz yurt dışından borçlanmak zorunda kalmayacak. Bankalarımız yabancı kapısında para aramak zorunda kalmayacak. Türkiye'de yeni bir bolluk dönemine gireceğiz. Geçici değil, sürekli bir bolluğun temelini atacağız. Sürdürülebilir olmayan hiçbir çaba başarıya ulaşamaz.

EKONOMİK BAHARIN SEBEBİ

2002-2008 yılları arasında yaşadığımız, ekonomik bahar havasının sebebi, dünyadaki parasal genişlemeydi.ABD, Avrupa ve Asya'da faizlerin sıfıra yaklaşması, bu paranın yüksek faiz veren, gelişmekte olan ülkelere akmasını sağladı. Sadece Türkiye değil, Brezilya da, Arjantin de bundan payını aldı. Ne zaman ki dünya piyasasında faizler arttı, gelişmekte olan ülkelere gelen para, geri dönmeye başladı. Biz Türkiye'nin ABD Merkez Bankasına, Avrupa Merkez Bankasına bağlı kaderini değiştireceğiz. Ekonomide sağlayacağımız atılım, devlet kaynaklarını artıracak. Bu kaynağı eğitim için kullanacağız. Türkiye'yi bir teknoloji merkezine dönüştürmek için kullanacağız. Tarım için kullanacağız. Türk girişimcilere destek için kullanacağız. Dünya markaları yaratmak için kullanacağız. Üreten Türkiye'yi yeniden kurmak için kullanacağız. Sürdürülebilir Kalkınma Programımızda tüm bunları adım adım, nasıl yapacağımızı anlatacağız. Vaatlerimiz büyük. Geçmiş iktidarlar bu kalkınmayı gerçekleştiremedi ve kötü bir miras bıraktılar. Bu miras, aynı zamanda toplumda bir inançsızlığa yol açtı. Milletimizi “hiçbiri yapamadıysa demek ki olmuyormuş” gibi bir çaresizliğe sürükledi. Hatırlatayım; Geçmişte, “İYİ Parti kurulamaz, Kurulsa da Meclise giremez” diye bir inanış vardı. Ne oldu? O inancı yıktığımız gibi, bu çaresizliği de yıkacağız.

EN BÜYÜK YALAN

Türkiye'yi başaramayacağına inandırmak… Türkiye'yi fakir bir ülke olduğuna inandırmak… Türk milletine söylenmiş en büyük yalandır. Türkiye hiçbir zaman güçsüz olmadı. Her türlü saldırıya rağmen, bugün ihtiyacımız olan her şeye sahibiz. Türkiye'nin zincirlerini kıracağız. Türk milletini buna inandıracağız. Bölgesel Kalkınma Reformu gerçekleştireceğiz. İstanbul yüzölçümü bakımından Türkiye'nin yüzellide biri kadar toprağa sahip. Ancak aynı İstanbul, ithalatın da ihracatın da yüzde 50'sini oluşturuyor. Yani ekonominin yarısını topraklarımızın yüzellide birine sığdırmış durumdayız. Bu durum, iç göç yarattığı gibi, İstanbul'u da yaşanılmaz bir şehir haline getiriyor. İstanbul sadece doğu illerimizden değil, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya gibi büyükşehirlerden de göç alıyor. Mevcut iktidar, inşaattan rant sağlama hırsıyla, devletin ne kaynağı varsa İstanbul'a aktardı. Bu kadar sıkışmışlık yetmemiş olacak ki, şimdi de devletin tüm finans kurumlarını İstanbul'a taşıyor. Bilim deprem diye uyarıyor, Biz hazırlık yapmak yerine, her şeyimizi taşıyarak riske atıyoruz. Türkiye'nin her bölgesinde İstanbul gibi yeni merkezler oluşturacağız. Anadolu'da yeni gelişim merkezleri, istihdam alanları oluşturacağız. İstanbul'daki yoğunluğu bu yeni merkezlere kaydıracağız. Tersine bir göç dalgası ile, Anadolu illerimizin hızla kalkınmasını sağlayacağız.

TARIM VİZYONU

Tarım Vizyonumuzu ortaya koyacağız. Evlatlarının karnını bile doyurmaktan aciz bir siyaset, bu iktidarın en büyük ayıbıdır. Her evladımızın karnını doyurmak, bizim en büyük vaadimiz olacak. Türkiye'de tarıma standart getireceğiz. Türk tarım ürünlerini markalaştıracağız. Herkes bilecek ki, üzerinde “Türk Malı” damgası varsa, bu ürün en sağlıklısıdır. Bu ürün en iyisidir. Bugün Türkiye 20 milyar dolarlık tarım ihracatı yapıyor. 18 milyar dolarlık da ithalat yapıyoruz. Bu bize reva mıdır? Hollanda Türkiye'nin yüzde 4'ü kadar bir tarım alanına sahip. Altını çiziyorum. Yüzde 4'ü kadar ekili alana sahip. Ama yılda tam 100 milyar dolarlık tarım ürünü ihraç ediyor. Türkiye'nin toplam ihracatı 168 milyar dolar. Yani ürettiğimiz otomobil, tekstil, hepsinin toplamı bu. El kadar Hollanda gibi üretim sağlayamıyorsan, sen kendine milliyetçi diyemezsin. Allah'ın Türk milletine bahşettiği bu bereketli topraklarla, milletinin karnını doyuramıyorsan, sen kendine milliyetçi diyemezsin.

EĞİTİM VİZYONU

Biz, eğitim vizyonumuzu ortaya koyacağız. Okul öncesi eğitimden, doktora aşamasına kadar, her gencimize ihtiyaç duyduğu eğitim imkanlarını sağlayacağız. Mühendislikten, zirai eğitime, elektronikten yazılıma, spordan turizme kadar, her alanda büyük bir eğitim atılımının resmini çizeceğiz. Biliyoruz ki, eğitimde atılımın ilk adımı, öğretmenlerimizin ekonomisini düzeltmektir. En iyi öğretmenlerin, birkaç şehirdeki birkaç okula gruplandığı bu düzeni değiştireceğiz. Hakkari'de, Bayburt'ta verilen eğitimle, İstanbul'da verilen eğitimin kalitesi aynı olacak. Eğitime çok daha fazla kaynak ayıracağız. Bir karşılaştırma yaparsak, 82 milyon nüfusa sahip Türkiye'nin eğitim bütçesi 20 milyar dolar. 52 milyon nüfusa sahip Güney Kore'nin eğitim bütçesi ise tam olarak 64 milyar dolar. İşte bu yüzden, Türkiye Pisa testlerinde 72 ülke içinde 50. sıradayken, Güney Kore 9. Sırada. 17 yılda üniversiteleri il başkanlıklarına çevirdiler. Siyaset, bilimin hizmetinde olmalıdır. Bilim, siyasetin hizmetine girerse, Türkiye'nin geleceğine ihanet edersiniz. YÖK'ü kaldıracağız. Bilim ocaklarına destek olacak, ama her türlü siyasi baskıdan arındıracağız. Siyasetten bağımsız bir eğitim sistemini, hayata geçireceğiz. Bir rektörün siyasi görüşünün hiçbir önemi yoktur. İstediği siyasi görüşte olabilir. Yeter ki donanımlı öğrenciler yetiştirsin, araştırma yapsın, bilim üretsin ve bulunduğu üniversiteyi dünya sıralamasında yukarılara taşıyabilsin. Başarı kriteri budur. O üniversiteden mezun olanlar, yüksek maaşlarla iş bulabiliyor mu? Başarı kriteri budur. Üniversiteden makale, patent çıkıyor mu? Ürettiği teknoloji kullanılıyor mu? Başarı kriteri budur. Üniversiteden düşünür, ekonomist çıkıyor mu? Alanında dünyada söz sahibi olabiliyor mu? Başarı kriteri budur. Üniversiteden sporcu yetişiyor mu? Madalya alabiliyor mu? Başarı kriteri budur. Türkiye'yi eğitim alanında bir merkez haline getireceğiz. Üstün yeteneklerimizi, çalışkan gençlerimizi, yabancı ülkelere, yabancı şirketlere kaptırmayacağız. Yurtdışındaki bilim insanlarımızı, ana vatanlarına çağıracağız. Onlara, her türlü bilimsel çalışmayı yapabilecekleri altyapıyı, maddi kaynakları sağlayacağız. Üstün yetenekli insan kaynağımızı, yabancı ülkelere kaptıranlar milliyetçi olabilir mi?

MİLLİYETÇİLİĞİ KULÜP ÜYELİĞİ ZANNEDENLERE SÖYLÜYORUM

Milliyetçiliği kulüp üyeliği zannedenlere söylüyorum. Sizin bölücü ve ayrıştırıcı üslubunuza, milliyetçilik İYİ Parti'de olur diye cevap vermeyeceğim. Çünkü milliyetçiliğin sahibi bellidir. Türk milliyetçiliğin tapusu, Türk milletine aittir. Gerçek milliyetçiler, ilim irfan dağıtmak üzere Türkiye'nin dört bir yanına dağılan öğretmenlerimizdir. Asıl milliyetçi; Milletini aydınlatmak, eğitimli gençler yetiştirmek için Batman'a giden, bu uğurda şehit olan Aybüke öğretmendir. Sizin nereniz milliyetçi? Bir kişiye, beş kişi saldıran haydutlardan, ne milliyetçi olur, ne de adam olur. Siyasetçi yetiştireceğine, haydut yetiştiren zihniyetten, ne milliyetçi olur, ne de adam olur. Çözüm sunacağına, nefret saçanlardan, sokakta terör estirenlerden, ne milliyetçi olur, ne de adam olur.

BU CESARETİ GÖSTEREMEZLER

Bir kısmını sıraladığım bu adımlar elbette cesaret ister. Sözde değil, gerçekten milli bir duruş ve yerli bir bakış ister. Bugünün iktidar partilerinde olmayan da budur. Bu adımlar Türkiye'yi özgürleştirir, bağımsızlığımızı yeniden ilan eder. Ancak, seçim zamanı dünyaya atar-gider yapıp, kapalı kapılar ardında eyvallah edenler, bu cesareti gösteremez. 17 yılın sonunda anlıyoruz ki, göstermeleri de mümkün değil. Bu cesaret İYİ Parti'de var. Şarkıda söylediğimiz gibi. “Siz asansörle inerken, biz merdivenden çıkıyoruz…” Korkuları öyle büyük ki!"

SEÇİMLER ÇARŞAF LİSTE İLE, AKŞENER'İN ANAHTAR LİSTESİ YOK

Genel İdare Kurulu’nun seçimi çarşaf liste yöntemi ile gerçekleşecek. “Kim seçilirse onunla çalışırım” diyen Genel Başkan Akşener'in anahtar listesinin olmayacağı ifade ediliyor. mamen delegenin takdirine göre şekillenecek.

DURMUŞ YILMAZ DA ADAY DEĞİL

Parti’nin ‘A Takımı’ olarak nitelendirilen Genel İdare Kurulu (GİK) için Ümit Özdağ dün yaptığı açıklamada aday olmayacağını açıklamıştı. Kongre sabahı benzer bir haber daha geldi. Partinin ağır toplarından eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz’ın da GİK’i aday olmayacağı öğrenildi.

 
3 Ağustos 2019 Cumartesi 13:03 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Türker Ertürk
 
Mustafa Önsel
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Arslan Bulut
 
Çiğdem KOÇ
 
Kazım DEMİR
 
Ahmet Özer
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Mehmet Polat
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Muhammet İKİNCİ
 
Abdulkadir TİRYAKİOĞLU
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1305 - İskoç şövalye William Wallace, vatana ihanet suçlamasıyla İngiltere Kralı I. Edward tarafından idam edildi.
1514 - Çaldıran Muharebesi
1541 - Fransız kaşif Jacques Cartier, Kanada'nın Quebec şehrine ulaştı.
1799 - Napolyon, Fransa'da iktidarı ele geçirmek üzere Mısır'dan ayrıldı.
1839 - Hong Kong Birleşik Krallık'a bırakıldı.
1866 - Avusturya-Prusya Savaşı, Prag Antlaşması ile sona erdi.
1914 - I. Dünya Savaşı: Japonya, Almanya'ya savaş ilan etti ve Qingdao'yu (Çin) bombaladı.
1916 - Bulgar ordusu Sırp ordusunu bozguna uğrattı.
1921 - Sakarya Meydan Muharebesi
1923 - Lozan Barış Antlaşması, Büyük Millet Meclisi tarafından onaylandı.
1925 - Kastamonu'ya gelen Atatürk, Şapka ve Kıyafet Devrimi'ni başlattı.
1925 - Mustafa Kemal'in ilk heykeli, İstanbul Sarayburnu'na dikildi.
1927 - Nicola Sacco ve Bartolomeo Vanzetti adındaki anarşistlerin ölüm cezaları elektrikli sandalye ile uygulandı.
1928 - Amasya Zile Demiryolu (82 km.) hizmete girdi.
1929 - 1929 Hebron saldırısı: Araplar, İngiliz yönetimindeki Filistin'de bir Yahudi yerleşimine saldırdı; 133 Yahudi öldürüldü.
1935 - Nazilli Basma Fabrikası'nın temeli atıldı.
1939 - Rusya ve Almanya Molotov-Ribbentrop saldırmazlık paktı imzaladı.
1940 - II. Dünya Savaşı: Almanlar Londra'yı bombalamaya başladı.
1942 - II. Dünya Savaşı: Stalingrad muharebesi başladı.
1944 - Bir ABD savaş uçağı, İngiltere'nin Freckleton kentinde bir okulun üzerine düştü: 61 kişi öldü.
1962 - Almanya'ya çalışmaya gitmek için 78.000'inci kişi başvurdu. 1 Ekim 1961'den bu yana Almanya'ya gönderilen işçi sayısının 7.565'i bulduğu açıklandı.
1971 - Türkiye'den Avrupa ülkeleri ve Avustralya'dan sonra Amerika'ya da işçi gönderilmesine başlandı. İlk kafilede 5 işçi Amerika'ya gitti.
1975 - Laos'ta komünist darbe.
1979 - Sovyet dansçı Alexander Godunov, ABD'ye iltica etti.
1982 - Beşir Cemayel, Lübnan başbakanı seçildi.
1985 - Batı Almanya'nın üst düzey karşı casuslarından Hans Tiedge, Doğu Almanya'ya iltica etti.
1990 - Saddam Hüseyin Kuveyt'teki batılı ülkelerin elçiliklerinin boşaltılmasını istedi.
1990 - Batı Almanya ve Doğu Almanya, 3 Ekim'de birleşeceklerini duyurdular.
1991 - Ermenistan, SSCB'den bağımsızlığını ilan etti.
1994 - Hakkındaki hapis cezası Yargıtay tarafından onaylanarak kesinleştikten sonra Dışişleri Bakanlığı'nın başvurusu üzerine Üsküp'te yakalanan milli futbolcu Tanju Çolak, Türkiye'ye getirildi. Tanju Çolak, Bayrampaşa Cezaevi'ne konuldu.
2000 - Merkez üssü Hendek Akyazı olan 5.8 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Hendek ve Akyazı ile çevre illerde binalardan atlayan 60 kişi yaralanarak hastahaneye götürüldü.
2000 - Gulf Air'e ait bir Airbus A320, Bahreyn yakınlarında Basra Körfezi'ne düştü; 143 kişi öldü.
2002 - Kemal Derviş, CHP Genel Merkezi'nde düzenlenen bir törenle partiye resmen üye oldu.
2005 - Katrina kasırgası'nın oluşmaya başlaması.
2005 - Pucallpa-Peru'da bir yolcu uçağı düştü: 41 kişi öldü.
634 - Halife Ebu Bekir, öldü.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Fenerbahçe
1
1
0
0
3
2
Sivasspor
1
1
0
0
3
3
Malatyaspor
1
1
0
0
3
4
Denizlispor
1
1
0
0
3
5
Alanyaspor
1
1
0
0
3
6
Antalyaspor
1
1
0
0
3
7
Çaykur Rizespor
1
1
0
0
3
8
Trabzonspor
1
0
1
0
1
9
Kasımpaşa
1
0
1
0
1
10
Ankaragücü
1
0
1
0
1
11
Konyaspor
1
0
1
0
1
12
Gençlerbirliği
1
0
0
1
0
13
Göztepe
1
0
0
1
0
14
Kayserispor
1
0
0
1
0
15
Galatasaray
1
0
0
1
0
16
Beşiktaş
1
0
0
1
0
17
Başakşehir
1
0
0
1
0
18
Gazişehir
1
0
0
1
0
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
22.08.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu101736375354
 
On Numara
19.08.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu03071012172022262835384245495061627072747778
 
Sayısal Loto
21.08.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu171829303234
 
Şans Topu
21.08.2019 Tarihli Çekiliş Sonucu060810273104
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:40
  • Güneş05:31
  • Öğlen12:35
  • İkindi16:21
  • Akşam19:17
  • Yatsı20:54
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık