Rus gazetenin büyük etki yaratan Erdoğan haberi

Ana Sayfa » Ekonomi » İşte Türkiye'nin gerçek dış borcu

İşte Türkiye'nin gerçek dış borcu

Türkiye’nin toplam dış borcu, 2012 sonunda 336.9 milyar dolara fırladı. Bunun içinde kamunun dış borcu yüzde 59,8 oranında net 38.6 milyar dolar artarak 64.5 milyar dolardan 103.1 milyar dolara yükseldi. Merkez Bankası’nın dış borcu 22 milyar dolardan 7.7 milyar dolara gerilerken, özel sektörün dış borcu ise 2002-2012 döneminde yüzde 425’le artış rekoru kırdı. Bu dönemde net 183 milyar dolar büyüyen özel sektör dış borcu 43.1 milyar dolardan 226 milyar doları yükseldi.

 
14 Nisan 2013 Pazar 17:48 
Yorum YapYazdır
 
 
İşte Türkiye'nin gerçek dış borcu

CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, IMF'ye olan borcun düşmesine karşın toplam dış borç yükünün büyük bir şekilde arttığını açıkladı.

Başbakan Erdoğan’ın grup toplantısında söylediği “Biz göreve geldiğimizde Türkiye'nin IMF'ye para borcu 23,5 milyar dolardı. O günden beri ödedik ödedik, şu anda 400 milyon dolar borç kaldı, son taksit. Önümüzdeki ay bunu ödüyoruz ve IMF ile borç, alacak artık bitiyor. Bunu biz ödedik” sözlerini hatırlatan Oran, “Erdoğan, sürekli vatandaşın kafasına bunu kazıyor: “Borcu sıfırladık”... Vatandaşta “Allah razı olsun, AKP ile borcumuz sıfırlanmış” yanılsamasına yol açıyor. Ama iktidarları döneminde Türkiye’nin toplam iç ve dış borç miktarında yaşanan patlamayı ise hiç gündeme getirmiyor. Sanki Türkiye’nin tek dış borç kalemi IMF’ye olanmış, o da bittiğine göre Türkiye’nin hiç borcu kalmamış gibi... Oysa işin gerçeği şu ki Erdoğan döneminde kamunun toplam borcu ve özel sektörün dış borcu rekor üstüne rekor kırdı” dedi.

BORÇ ÜÇ KATINA ÇIKTI

Başbakan Erdoğan’ın göz boyama ve illüzyonda Houdini’yi de Mandrake’yi de kendine hayran bırakacak kadar marifetli olduğunu iddia eden Oran, Türkiye’nin borcuna ilişkin şu bilgileri verdi:

2002’de 129.6 milyar dolar olan Türkiye’nin toplam dış borcu, 2012 sonunda 336.9 milyar dolara fırladı. Bunun içinde kamunun dış borcu yüzde 59,8 oranında net 38.6 milyar dolar artarak 64.5 milyar dolardan 103.1 milyar dolara yükseldi. Merkez Bankası’nın dış borcu 22 milyar dolardan 7.7 milyar dolara gerilerken, özel sektörün dış borcu ise 2002-2012 döneminde yüzde 425’le artış rekoru kırdı. Bu dönemde net 183 milyar dolar büyüyen özel sektör dış borcu 43.1 milyar dolardan 226 milyar doları yükseldi.

Bu da AKP politikalarının bir ürünüydü; devlet daha az dış borç alırken, özel sektörü buna teşvik etti. AKP’nin 10 yıllık iktidarı döneminde kamunun rekor borç artışı, büyük oranda piyasadan yapılan iç borçlanmadan kaynaklandı. Bu dönemde özel sektör dışarıdan, devlet ise özel sektörden borçlandı. Yoğun sıcak para girişlerinin reel döviz kurunu düşürmesinin de etkisiyle özel sektör çılgınlar gibi dış borç aldı, aşırı bir kur riski üstlendi.

Dışarıdan yüklü borçlanmalara giden banka ve finans kuruluşları bu fonları, iç borçlanma ihalelerinde devlete sattı, özel sektörün dış borcu ile kamunun iç borcu paralel biçimde hızlı bir büyüme gösterdi.

Yurt dışından borçlanma yoluyla sağlanan fonlarla, vatandaşlar da adeta tüketici kredisi bombardımanına tutuldu, iç tüketim pompalanarak hormonlu büyüme süreci yaşatıldı. Bu şekilde yurda giren dövizler nedeniyle Merkez Bankası’nın rezervleri de yapay biçimde büyütüldü.

Ey hokus pokusçu Başbakan, cevap ver; “IMF’ye borcu sıfırladın, aferin! Peki 337 milyar dolarlık dış borç yükü bizim değil mi, Yunanistan’ın borcu mu bu, yoksa Güney Kıbrıs’ın mı?”…

KAMUNUN TOPLAM BORCU 563 MİLYAR TL

Kamunun 2002 yılında 155.2 milyar TL olan iç borç stoku, yüzde 163 oranında net 253 milyar lira büyüyerek 2012 sonunda 408.3 milyar liraya yükseldi. Aynı dönemde kamunun dış borcunun TL karşılığı da 102 milyar liradan 154.6 milyara yükseldi. Böylece kamunun iç-dış toplam borcu 2002-2012 döneminde yüzde 119 oranında net 316 milyar lira büyüyerek 563 milyar liraya yükseldi. Yani Cumhuriyetin ilk 80 yılında devletin 257 milyar lira olan toplam borcuna, son on yılda 316 milyar lira eklendi. AKP, on yılda devleti önceki 80 yıldakinden daha fazla borçlandırdı.

2012 sonu itibariyle kamunun toplam 563 milyar TL’lik iç ve dış borcu ile özel sektörün 226 milyar dolarlık dış borcu birlikte düşünülünce Türkiye’nin toplam borç yükü, 1 trilyon TL’ye yaklaşıyor, bu da 564 milyar dolarlık bir büyüklüğe işaret ediyor.

VATANDAŞI AĞIR BORÇ YÜKÜ ALTINA SOKTULAR

AKP döneminde en hızlı artış hane halklarının borçluluğunda yaşandı. AKP’nin 10 yıldır uyguladığı ekonomi politikaları çalışan kesimlerin reel alım gücünü geriletirken, halk borçlanarak tüketmeye özendirildi. Geliri artmamasına rağmen, finans sektörü imkanlarıyla eskisinden çok daha fazla tüketmeye alıştırılan halka sanal bir refah yaşatıldı.  Bankacılık kesimi yurt dışından, vatandaşlar da bankalardan borçlanmaya teşvik edildi. “Yüksek faiz-düşük kur” politikasını dünyadaki en yüksek reel faizi vererek uygulayan AKP, rantiyeyi ve bankaları ihya ederken, vatandaşı ise tüketici kredisi ve kredi kartlarına mahkum etti; Erdoğan döneminde ailelerin borç yükü katlandıkça katlandı. Tüketici kredileri ve bireysel kredi kartları ile yapılan borçlanma 2002-2012 döneminde tam 38 kat büyüyerek 6.4 milyar liradan 255 milyara yükseldi. Tüketici kredilerinin 2002 sonunda sadece 2.2 milyar TL olan bakiyesi 2012 sonunda 185.9 milyar liraya, kredi kartlarındaki borç bakiyesi de 4.1 milyar liradan 68.8 milyar liraya yükseldi.

Ey Erdoğan!

IMF ile yeni anlaşma yapmayıp vadesi gelen eski borçları da ödeyerek borcu bitirdin, güzel, aferin sana!…

Ama devletin toplam borcunu devasa boyutlara ulaştırdın, özel sektöre de dış borçlanma rekoru kırdırdın.

Sana göre o “sayılmaz” öyle mi? Varsa yoksa IMF…

Peki ya vatandaşın ağır borç yükü? Bu da mı sayılmaz?

BİR İLLÜZYON DA REZERVLERLE İLGİLİ

İllüzyonist Başbakan, “İktidara geldiğimizde Merkez Bankası’nın döviz rezervleri 27.5 milyar dolardı, biz üzerine 100 milyar dolar koyduk” diyor.

Oysa Erdoğan bununla, Türkiye’nin rezerv-dış borç dengesinde tehlikeli boyuttaki bozulmayı gizliyor. Rezervlerin kısa vadeli yükümlülükleri karşılama oranı on yılda yüzde 169’dan yüzde 81’e gerilemiş durumda.

Evet, Merkez Bankası’nın kasasındaki altın ve döviz rezervlerinin toplam hacmi 2002 sonundan bu yana yüzde 351.6 oranında net 97.6 milyar dolar artışla 125.4 milyar dolara ulaştı. Bu büyüme, on yılda yaşanan yüklü miktardaki sıcak para girişleri ve aşırı dış borçlanmanın bir eseri. Rezervlerdeki büyüme tamamen suni ve hormonlu.

Bir de madalyonun öbür yüzüne bakalım: Aynı dönemde Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku 2002 sonundan bu yılın Ocak ayı sonuna kadar olan dönemde yüzde 555 oranında 91.1 milyar dolarlık net artışla 16.4 milyar dolardan 107.6 milyar dolara çıkmış durumda. 2002 yılında sadece 626 milyon dolar olan cari işlemler açığı da bu yıl ocak itibariyle yıllık bazda 47.6 milyar dolar oldu. Merkez Bankası rezervlerinin kısa vadeli dış borçları karşılama oranı yüzde 2002 sonu itibariyle 169 düzeyindeydi. Başka deyişle Türkiye’nin her 100 dolarlık kısa vadeli dış borcuna karşılık, Merkez Bankası’nın kasasında 169 dolarlık döviz rezervi bulunuyordu. 

Aynı tarihte toplam rezervlerin kısa vadeli dış borç ve cari açığı karşılama oranı da yüzde 163 düzeyinde bulunuyordu. Merkez Bankası’nın altın ve döviz rezervlerinin kısa vadeli dış borçları karşılama oranı bu yılın ocak sonu itibariyle yüzde 116.6’ya; cari açıkla birlikte toplam yükümlülüğü karşılama oranı ise yüzde 80.8’e indi.

Kısa vadeli dış borç ve cari açık toplamının 155.1 milyar dolar olduğu baz alındığında, 2002 yılındaki yüzde 169’luk karşılama oranına ulaşmak için ya rezervlerin 253 milyar dolar olması; ya da kısa vadeli dış borç-cari açık toplamının 77 milyar dolara çekilmesi gerekiyor.

Öte yandan, her ne kadar kısa vadeli dış borç stoku 107.6 milyar dolar ise de Türkiye’nin, orijinal vadesine bakılmaksızın önümüzdeki bir yıl içinde yapması gereken toplam dış borç servisi 149.6 milyar dolar. Yani övünülen rezervler, bir yıl içinde yapılacak bu geri ödemeye yetmiyor.

DIŞ AÇIK VEREN EKONOMİDE REZERV ARTIŞI NEYE YARAR?

Bir ülke için olumlu bir gelişme olan rezervlerdeki artış, o ekonomi için güveni artırıp, kırılganlığı azaltıcı etki yapar. Türkiye’nin rezervlerinin de son on yılda hızlı bir artış gösterdiği görülüyor. Ancak, rezerv artışının ne şekilde gerçekleştiği, yani kaynağının ne olduğu büyük önem taşıyor. 

Çin, Almanya, Rusya gibi harcadığından daha fazla döviz kazanan ekonomilerin ödemeler dengesinde ortaya çıkan cari işlemler fazlası kaynaklı rezerv artışı, bu ekonomiler için sağlıklı bir gelişme niteliğinde. Buna karşılık Türkiye gibi dış açık veren, yani harcadığından daha az döviz kazanan bir ekonomide, yabancı sermaye yatırımları da yeterli değilse, net borcu artırmadan rezerv artışı gerçekleşemiyor. Başka deyişle dış açık veren ekonomide rezerv artışı, bununla paralel biçimde dış borcun da artması anlamına geliyor. Başbakanın “rezervleri 100 milyar dolar büyüttük” böbürlenmesi, bankadan kredi (borç) alıp mevduat hesabına yatıran birinin, mali varlığıyla övünmesine benziyor.

Odatv.com

 
14 Nisan 2013 Pazar 17:48 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1763 - Macaristan'da deprem.
1838 - I. Victoria 18 yaşında Birleşik Krallık tacını giydi. Kraliçe 20 Haziran'da tahta çıkmıştı ve ülkesinin tarihinde en uzun süre saltanat sürmüş hükümdar olacaktır.
1841 - Giselle balesinin prömiyeri ilk kez Paris'teki Théâtre de l'Académie Royale de Musique tiyatrosunda yapıldı.
1862 - Tasviri Efkar gazetesi, Şinasi tarafından çıkarılmaya başlandı.
1894 - İşçi Bayramı, Amerika Birleşik Devletleri'nde resmi tatil olarak kabul edildi.
1895 - El Salvador, Honduras ve Nicaragua birleşerek Orta Amerika Birliğini kurdular.
1914 - Avusturya arşidükü Franz Ferdinand ve karısı Sophia'nın, Gavrilo Princip adlı bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesi üzerine I. Dünya Savaşı başladı.
1919 - I. Dünya Savaşı sonunda, İtilaf Devletleri ile Almanya arasında Versay Barış Antlaşması imzalandı.
1921 - İzmit'in kurtuluşu
1923 - Darülfünun Mustafa Kemal'e "Fahri Müderrislik Şahadetnamesi" gönderdi.
1926 - Yeni Ticaret Kanunu kabul edildi.
1928 - Almanya'da sosyalist Herman Müller şansölye olarak göreve başladı.
1931 - İspanya'da genel seçimleri sosyalistler kazandı.
1933 - Anıtlar Yüksek Kurulu oluşturuldu.
1936 - Japonya, Kuzey Çin'de Mengjiang adında bir kukla devlet kurdu.
1938 - Türk Basın Birliği Kanunu kabul edildi.
1938 - Chicora-Pensilvanya'da boş bir araziye 450 tonluk meteor düştü.
1940 - Romanya, Basarabya (bugünkü Moldova) bölgesini Sovyetler Birliği'ne bıraktı.
1943 - Şair Yahya Kemal,Cumhuriyet Halk Partisi'nin sanat danışmanı oldu.
1943 - Diyarbakır-Batman demiryolu ulaşıma açıldı.
1948 - Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti, Komünist Bloğu oluşturan Kominform'dan ihraç edildi.
1950 - Seul, Kuzey Kore birliklerince ele geçirildi.
1963 - Kürt devleti kurmak için örgütlendikleri iddiasıyla 12 kişi gözaltına alındı.
1965 - Toplum polisine tam otomatik tabanca ve zırhlı araçlar verilmesi kararlaştırıldı.
1967 - İsrail, doğu Kudüs'ü ele geçirdi.
1968 - Yunus Nadi Armağanı'nı Yorgun Savaşçı romanıyla Kemal Tahir kazandı.
1969 - Stonewall ayaklanmaları başladı.
1971 - Türkiye'de afyon ekimi yasaklandı.
1978 - Kıbrıs'ın Sesi Radyosu 14 yıllık yayın hayatına son verdi.
1981 - Tahran'da İslam Cumhuriyeti Partisi merkezinde bomba patladı; 72 politikacı ve görevli öldü.
1982 - Televizyon, radyo ve gazetelerde banker reklamlarının yapılması yasaklandı.
1983 - "Az Gittik Uz Gittik" adlı kitabında komünizm propagandası yaptığı iddiasıyla yargılanan Aziz Nesin beraat etti.
1984 - 13 ilde sıkıyönetim kaldırıldı. Bu illerden 7'sinde olağanüstü hal ilan edildi; 4 ilde uygulanmakta olan olağanüstü hal uygulamasına ise son verildi.
1984 - "Sansür ve sürgün kararnamesi" nin ilk uygulamasında 2000'e Doğru ve Halk Gerçeği dergileri süresiz kapatıldı.
1989 - Natanz Olayı
1994 - Doğan Şirketler Grubu sahibi Aydın Doğan Hürriyet Holding'in yüzde elli hissesini satın aldı.
1997 - Aydın Doğan Vakfı Uluslararası Karikatür Yarışması'nı Atilla Peken kazandı.
1997 - Mike Tyson, boks maçının üçüncü raundunda rakibi Evander Holyfield'in kulağını ısırdı ve diskalifiye oldu.
2000 - Amerika Birleşik Devletleri, Küba'ya karşı 41 yıldır uyguladığı ambargoyu yumuşatma kararı aldı.
2004 - 17. Nato zirvesi İstanbul'da başladı.
2005 - Kanada, aynı cinsler arasında evliliği yasal kılan üçüncü ülke oldu.
2006 - Montenegro, Birleşmiş Milletler'e 192. üye ülke olarak kabul edildi.
2009 - Brezilya, 2009 FIFA Konfederasyon Kupasını kazandı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:23
  • Güneş04:44
  • Öğlen12:36
  • İkindi16:36
  • Akşam20:05
  • Yatsı22:06
 
Süper Loto
22.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030520374448
 
On Numara
26.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01070814171819283031344145464851525559606575
 
Sayısal Loto
24.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu071022233045
 
Şans Topu
21.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030417193310
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık