3 bin 224 gözaltı kararı.. İl il gözaltılar..

Ana Sayfa » Güncel » İşte İŞID'ın Musul Konsolosluğunu basma anları

İşte İŞID'ın Musul Konsolosluğunu basma anları

Musul Başkonsolosu Öztürk Yılmaz, Ankara’da başlatılan soruşturmada verdiği ifadesinde 101 günlük esareti anlattı.

 
21 Şubat 2015 Cumartesi 11:16 
Yorum YapYazdır
 
 
İşte İŞID'ın Musul Konsolosluğunu basma anları

IŞİD’in konsolosluk binası ‘baskınında’ personeliyle birlikte alıkonan Türkiye’nin Musul Başkonsolosu Yılmaz, Ankara’da başlatılan soruşturmada verdiği ifadesinde 101 günlük esareti anlattı

Bağdadi’nin başdanışmanının heyetle yanlarına geldiğini söyleyen Yılmaz, şunları anlattı: Personeli silahla tarayacak şekilde topladılar ve diz üstü çöktürdüler… İntikallerde gözlerimiz bağlandı ve prangaya vurulduk…

IŞİD’in Türkiye’nin Musul Başkonsolosluğu’na “baskını” sonrasında tüm konsolosluk ekibiyle birlikte alıkonulan Başkonsolos Öztürk Yılmaz, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca açılan soruşturmada ifade verdi. İfadesinde alıkonulma sırasında IŞİD militanlarınca götürüldükleri adresleri tek tek anlatan Yılmaz, baskın sırasında IŞİD militanlarının, bütün personeli silahla tarayacak şekilde bir alanda topladıklarını ve diz üstü çöktürdüklerini, kendi başına da silah dayandığını belirtirken “İntikallerde mutlaka araçların camları perdelendi ve bazen ilave olarak gözlerimiz bağlandı ve prangaya vurulduk” dedi.

Musul’da, 11 Haziran 2014’te yaşanan baskın ve 101 gün süren alıkonulma sonrasında MİT’in yürüttüğü operasyonla Türkiye’ye getirilen Başkonsolos Yılmaz, geçen günlerde savcılıkça açılan adli soruşturma kapsamında ifade verdi.

‘Efendim sarıldık, yetişin’

11 Haziran 2014’te, saat 11.30 sıralarında muavin konsolos Faruk Deniz’in “Efendim, sarıldık, yetişin” diye odasının kapısını vurmasından 30 saniye sonra koşarak 20 metre uzaklıktaki çalışma ofisine geçtiğini ve görevli polislere “Ne kadar kuvvet var etrafımızda ve çatışma durumumuz nedir?” diye sorduğunu belirten Öztürk, kendisine ilk olarak kameraların silahla patlatıldığı bilgisinin verildiğini söyledi.

Öztürk görevlilerin “Başkonsolosluğa girmeye çalışıyorlar, kapıyı tekmeliyorlar ve bir saat süre tanıyorlar” sözleri üzerine “Sakın kapıyı açmayın, zorlayan olursa vurun veAnkara’yla yapacağım görüşmeye kadar sakın içeriye kimseyi almayın” diye talimat verdiğini kaydetti. Bu sırada IŞİD içinde Türkçe konuşan bir Türkmenin 10 dakika süre tanıdığını ve terk etmezlerse binayı havaya uçuracaklarını söylediğini belirten Öztürk, bunun üzerine tekrar kesinlikle içeriye silahlı kimse alınmaması ve ateş açılırsa karşılık verilmesi talimatı verdiğini anlattı. Öztürk, özetle şöyle devam etti:

‘Binayı uçuracaklardı’

“Her geçen an IŞİD, süreyi kısaltarak 7 dakikalık süre tanıdıklarını bildirdi. Terk etmememiz halinde saldırıda bulunacaklarını tercüman vasıtasıyla ilettiler. Abdulsettar isimli emniyet görevlimiz aracılığıyla IŞİD’in tercümanına ‘Bize dokunmamaları kaydı ile araçlarımız ve silahlarımız ile birlikte binayı terk edeceğimizi’ söylemesini istedim. Tercüman önce ‘evet’ dedi ve akabinde IŞİD mensuplarının silahlarıyla birlikte başkonsolosluğumuza girip benimle görüşmek istediklerini aktardı. Bu arada benim Dışişleri Bakanlığı ile görüşmelerim sürüyordu.

Ofisimin dışına çıktığımda karşı binanın çatısında 5 veya 6 örgüt mensubunun bize silahlarını doğrulttuğunu gördüm. Bu arada etraftan sesler yükselmeye başladı ve IŞİD’in binayı uçuracağını dillendirmeye başladıklarına şahit oldum. O anda; daha önceden kıymetli evrakları yok ettiğimiz ve içi boş olan bütün ofis kapılarının kapanması talimatlarını verdim. Bakanlığımız herhangi bir çatışma yaşanmamasını, silahların teslim edilmesi talimatını verdi. Bu arada Abdülsettar aracılığı ile bütün personelin araç ve silahlarla binayı terk edeceğimizi iletmesini ve bütün sivil personeli araçlara binmesini istedim.

Personel alanda toplandı

Bu arada bir anda teröristler içeriye girdi ve bizi araçlardan indirip silahları aldılar. Bütün personeli silahla tarayacak şekilde bir alanda topladılar ve diz üstü çöktürdüler. ‘Başkonsolos kim?’ diye sordular. Beni gruptan ayırıp makam odamın önüne götürdüler. Üç kişi vardı. Birinci şahıs, IŞİD’in baskını yapan komutanıydı. Daha sonra kendisini müteakip defalar gördüm.”

‘Gururumuzu çiğnemek istediler’

Musul Başkonsolosu Öztürk Yılmaz, ifadesinde konsolosluk binasından çıkarıldıktan sonra yaşananları şöyle anlattı:

“Yolda önce camiye götürmek istediler, namaz kılmaya zorladılar. İradem dışında camiye girmeyi reddettim. Bunun üzerine şahsımdan iyice nefret ettiler. Camiye zorla sokma işini daha ilk dakikada, bize esaret duygusunu yaşatma ve gururumuzu çiğnemek amacıyla yaptıklarını düşünüyorum. Zira her noktada kendi istediklerini yaptırdıkları zaman bunu görüntüleyerek ülkemiz aleyhine dünyaya yayacakları izlenimini veriyorlardı.

Nitekim sonra başka bir yerde de ülkemizi aşağılayan bir metnin tarafımdan kameraya okunması baskısına maruz kaldım. Reddedince bu kez telefonla okumam istendi, bunu da reddedince bu defa bütün sorumluluğun ve hataların güya ülkemizden kaynaklandığını belirten bir mektuba imza atmaya zorlandım. Hiçbirini yapmadım. Benzer tehditler başka vesilelerle de doğrudan veya dolaylı olarak yapıldı.

Öztürk, tüm personele “Şahsımla ilgili her türlü muameleye razıyım, ancak ülkemizin aleyhine hiçbir konuya izin veremeyiz, bu benim kırmızı çizgimdir, eğer öleceksek onurlu bir şekilde ölmeliyiz, döneceksek de başımızı eğecek bir davranışın içine girmeyiz” dediğini belirtti.

‘Gözlerimiz bağlı prangaya vurulduk’

IŞİD’in üst düzey mensuplarıyla iki-üç görüşmesinin dışında tüm ihtiyaçlarının alt düzeydeki teröristlerin karşılandığını belirten Öztürk, bu militanların eşkâli konusunda fikir sahibi olduğunu ancak kimlik bilgileri konusunda birbirlerine takma isimle seslendikleri için bilgileri olmadığını söyledi. Öztürk, “Üst düzey kadrolarından 2-3 defa heyet geldi. Bunlar ile tercüman vasıtasıyla yaptığım görüşmelerde gerçek kimliklerini öğrenemedim. Ancak kim olduklarına ilişkin daha sonra verilen bilgilerden birinin sözde Musul Valisi, diğer iki kişiden birinin Musul bölge komutanı ile örgüt lideri terörist Bağdadi’nin koruması ve başdanışmanı olduğunu öğrendim” dedi. Öztürk şöyle devam etti:

“Başka bir görüşmede gelen iki kişiden birinin Musul askeri sorumlusu olduğunu öğrendim. 8 ayrı yerde tutulduk. Musul’daki görevim nedeniyle bu yerlerin; 17 Temmuz mahallesinde bir ev, Olimpiyat merkezinde bir bina, Sur kale içerisinde bir ilköğretim okulu, Olimpiyat merkezinde aynı bina, IŞİD mensuplarının ve ailelerinin kaldığı bölgedeki bir bina, Kültür merkezi, Hıristiyan mahallesinde iki ayrı bina şeklinde olduğunu net biliyorum. Esasen bu yerlerle ilgili bütün bilgileri devletimiz ilgili birimleri ile yanımda bulundurduğum ve sadece bir iki arkadaşımın bilgi sahibi olduğu ve desteği ile saklayabildiğim telefonumla paylaşmış bulunmaktayım.

Bu yerler arasında nakillerimiz IŞİD’in güvenlik tehdit algılamasına göre bazen otobüsle toplu halde, bazen ayrı ayrı dörder – beşerli araçlarla yapıldı. İntikallerde mutlaka araçların camları perdelendi ve bazen gözlerimiz bağlandı ve prangaya vurulduk ve her defasında sıkı aramalardan geçirildik. Gittiğimiz yerlerde odalarımız dışarıdan kapatıldı, ilave güvenlik demirleri monte edildi ve dış dünya ile iletişim sağlamamamız üzerine güvenlik düzenlemeleri yapıldı. Aç kaldığımız zamanlar oldu, daha ziyade tek tip gıda verildi. En basit ihtiyaçlarımızın karşılanmasına bile engel olundu. Aklımda kalan bazı isimler Şakir, Ebu Türkmanı, Khalit, Ebu Ömer, İmam diye anılan baskını yapan komutan Emir, Ebu Davut gibi takma isimleri hatırlayabiliyorum.

‘IŞİD’den şikâyetçiyim’

Irak’ın tüm kesimlerine eşit mesafede hizmet sunan ve bu hizmet Irak halkının büyük çoğunluğu tarafından takdirle karşılanan Başkonsolosluğumuza bu çirkin saldırıyı gerçekleştiren terör örgütü IŞİD ile bu baskın öncesinde ve sonrasında ev sahibi ülke olarak sorumluluklarını yerine getirmeyen Irak Merkezi hükümetinden şikâyetçiyim. Uğradığımız bu alçak muamelenin mutlaka yasal bir zeminde karşılığının ödetilmesini talep ediyorum.”

Videoya konuşmaktansa orada ölmeye razıydım

Musul Başkonsolosu Öztürk Yılmaz, binada açık alanda diz üstü çöktürüldükten sonra IŞİD komutanıyla araladında geçen konuşmayı ifadesinde şöyle anlattı:

“Komutan basit İngilizcesi ile makam odamı açmamı, orada Türkiye aleyhine konuşacağım bir video çekimi yapılmasını ve akabinde resimler çekeceklerini ve benim buna gönüllü bir şekilde razı olmamı istedi. Sözde komutana odamın basit bir kapısının olduğunu ve istemesi halinde tekmeyle kırabileceğini, ancak beni böyle bir şeye asla razı edemeyeceğini, ölmeye de razı olduğumu belirttim. Akabinde bunu gönüllü yapmamın bir anlamı olacağını, zira videoyu yayına verdiklerinde, benim bu demeci gönüllü verdiğim imajı yaratmaları gerektiğini söyledi. Kendisine bu ihaneti asla kabul etmeyeceğimi ve beni derhal öldürebileceklerini ilettim.

Bunun üzerine, silahın namlusunu alnıma vururcasına dayadı. Tekrar reddedince boş olan eline ikinci silahını aldı. Aramızda itişme yaşanırken sivil bir memurumuz yarım yamalak Arapçası ile bir şeyler söyledi. Bu defa silahı indirdi, ancak içeride patlayıcı madde olabileceği endişesiyle kapıyı açmakta tereddüt etti. Bu arada Abdülsettar ve güvenlik görevlilerinden birkaç kişi geldi ve hep birlikte bahçeye çıktık.

‘Onurumuz için haykırdım’

“Dört ve beş kişilik araçlarla personelimizin yarısı götürülmeye başlanınca, tercümana komutana söyleyeceklerimi kelime kelime çevirmesini söyledim. ‘Bayrağımıza, kadınlarımıza, çocuklarımıza ve onurumuza en ufak bir halel getiremeyeceklerini ve böyle bir şey olacaksa bizi öldürmelerini’ bağırarak haykırdım. IŞİD’in terörist komutanı bunun üzerine bir şey yapmayacaklarına beni ikna etmeye çalıştı. Kadınların ve çocukların başına bir şey gelebileceği endişesiyle en son seferi bekledim ve birlikte yola çıktık.”

 
21 Şubat 2015 Cumartesi 11:16 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
28
19
7
2
64
2
Başakşehir
28
16
9
3
57
3
Fenerbahçe
28
15
8
5
53
4
Galatasaray
28
15
4
9
49
5
Trabzonspor
28
14
5
9
47
6
Antalyaspor
28
12
7
9
43
7
Gençlerbirliği
28
10
9
9
39
8
Konyaspor
28
10
9
9
39
9
Osmanlıspor FK
28
9
10
9
37
10
Kasımpaşa
28
10
7
11
37
11
K.D.Ç. Karabük
28
10
5
13
35
12
Bursaspor
28
10
5
13
35
13
Alanyaspor
28
10
4
14
34
14
Akhisar Bld.
28
9
6
13
33
15
Kayserispor
28
7
6
15
27
16
Gaziantepspor
28
7
4
17
25
17
Ç. Rizespor
28
6
6
16
24
18
Adanaspor
28
5
5
18
20
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1749 - Handel'in Ateş Oyunları Müziği ilk kez Londra Green Park'ta seslendirildi.
1810 - Beethoven, ünlü eseri Für Elise'yi besteledi.
1865 - Sultana isimli ve 2,300 yolcu taşıyan buharlı gemi Mississippi Nehrinde infilak ederek battı: 1.700 kişi öldü.
1908 - 1908 Yaz Olimpiyatları Londra'da başladı.
1909 - II. Abdülhamid tahttan indirildi; yerine V. Mehmed tahta geçti.
1927 - Türkiye'de ilk radyo yayını başladı. Türk Telsiz Telefon A.Ş. adıyla çalışmalarına başlayan özel kuruluş, yayınlarını 1938'de devlet radyosu kurulana kadar sürdürdü.
1937 - Adolf Hitler'in İspanya'da ayaklanan Falanjist güçlerin lideri Francisco Franco'ya gönderdiği uçaklar, Guernica'yı bombaladı.
1938 - Türkiye ile Yunanistan arasında dostluk antlaşması imzalandı.
1940 - Köy Enstitüleri'nin kuruluşuna ilişkin kanun kabul edildi. Köylünün eğitilmesini, kalkınmasını ve toprağa bağlanmasını amaçlayan Köy Enstitüleri, 1946'dan sonra klasik öğretmen okullarına dönüştürüldü.
1941 - II. Dünya Savaşı: Alman birlikleri Atina'ya girdi.
1960 - Togo, Fransa'dan bağımsızlığını kazandı.
1961 - Sierra Leone, İngiltere'den bağımsızlığını kazandı.
1965 - ABD'nin Vietnam Savaşı'na giderek artan şekilde katılması Fransa'da Paris sokaklarında protesto edildi.
1981 - Xerox PARC şirketi ilk bilgisayar faresini tanıttı.
1988 - Cardiff'te yapılan Avrupa Halter Şampiyonası'nda ilk kez Türkiye adına uluslararası bir şampiyonaya katılan Naim Süleymanoğlu, bir dünya rekoru kırdı ve üç altın madalya kazandı.
1993 - Ankara Devlet Tiyatrosu "kamyon tiyatrosu" uygulamasına başladı.
1994 - Güney Afrika'da siyahi vatandaşların da oy verebildiği ilk demokratik seçimler yapıldı.
2007 - Türk Silahlı Kuvvetleri basın açıklaması yaptı. (bkz. 27 Nisan Genelkurmay Başkanlığı Basın Açıklaması)
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:23
  • Güneş05:17
  • Öğlen12:30
  • İkindi16:20
  • Akşam19:21
  • Yatsı21:02
 
Süper Loto
20.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030622243337
 
On Numara
24.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02030405080912171819202327333642525666686974
 
Sayısal Loto
22.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051825283841
 
Şans Topu
26.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu071014181910
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık