Rusya uçak düşürme emrini kimin verdiğini açıkladı

Ana Sayfa » Güncel » İşte Fethullah Gülen'in gönderdiği mektubun tamamı

İşte Fethullah Gülen'in gönderdiği mektubun tamamı

Gülen cemaatinin Başbakan Recep Erdoğan'a bir "sulh" mektubu gönderdiği öne sürüldü. Erdoğan mücadeleye devam dedi.Cemaatten yapılan açıklanmada Erdoğan'a bir mektup gönderilmediği belirtildi.

 
4 Ocak 2014 Cumartesi 20:47 
Yorum YapYazdır
 
 
İşte Fethullah Gülen'in gönderdiği mektubun tamamı


Başbakan bugün Dolmabahçe'deki çalışma ofisinde bir grup gazeteci ve yazarla bir araya geldi.

Milliyet gazetesi yazarı Fikret Bila, bir bölümü basına kapalı olan toplantıyla ilgili olarak "Operasyonun durdurulması gibi beklentiler içinde olduğunu anladım. Islak imzalı mektup gelmiş. Gülen ya da üst düzey cemaat mensubundan gelmiş anlaşılan" dedi.

Akif Beki ise, "Yazılı olarak iletilen bir teklifin olduğunu söyledi. Dershaneler konusunda talepler olduğunu ama bu konularda pazarlığa açık olmadığını söyledi." diye konuştu.

 

TASFİYE ETMEKTE KARARLIYIZ

Zaman gazetesi yazarı Ali Bulaç da "Camiaya karşı operasyon düzenlenecekse bunun binlerce insanı mağdur edebileceği söylendi. Başbakan da ''Bu konuda dikkatliyiz. Öyle bir şeye mahal vermeyiz. Ama devletin içinde yapılanma varsa onları tasfiye etme konusunda kararlı olduğunu söyledi" dedi.

'Milli iradeye suikast'

Erdoğan, toplantıda yaptığı konuşmada, 17 Aralık'ta başlatılan yolsuzluk ve rüşvet soruşturması ve sonrasına yaşananlarla ilgili olarak "Evladım da olsa korumaya değil hukukun arkasında durmaya gayret ederim. Ama hedefin milli irade suikasti olduğu aşikar" dedi.


Erdoğan şöyle konuştu:

"Adı yolsuzluk olarak konulan bu operasyonun arkasında ülkemin geleceği vardır. Ülkemin büyümesine yönelik suikast vardır. Yıllık kapasitesi 100 milyonun üzerinde olan havaalanı ihalesini alan müteahhit firmanın adı var. Bu küresel bir suikast. Sürekli servis yapmak suretiyle böyle bir lekelemenin gayreti içine giriyorlar. Milletin seçtiği hükümet ve Türkiye'nin istikrarı hedefe konulmuştur."

'Kuş katliamı'

"Milli irade dışı güç sadece silahlı güç değildir. Hükümetlerin milli irade dışı güçlerle tayin edildiği dönemler oldu. Hükümet olarak milli iradenin güçlenmesi için büyük mücadele verdik. Süreci durdurmaya tersine döndürmeye yönelik çok sayıda komploya maruz kaldık ama hepsinin üstesinden geldik geliyoruz."

"Önümüz kesildi, bu son adımlar da hep buna yöneliktir. İpimizi kırmak istediler ama biz vazgeçmedik vazgeçmeyeceğiz. 17 Aralık komplosunun 30 Mart öncesinde Türkiye'nin yürüyüşünü durdurmaya yönelik olduğundan hiçbir şüphe yok. Yolsuzluk kisvesi altında yapılan ama çok boyutu olan bu operasyon asla masum hukuki bir işlem değildir. Bir taşla bir kaç kuş vurulmak değil adeta kuş katliamı yapılmak istenmiştir."

"2 dakika süren var"

"Operasyon dosyalarının üzerinde gizlilik kararı olmasına rağmen yargının buna uymaması çok anlamlıdır. Operasyona konulan isim de çok manidardır. Rüşvet ve yolsuzluk operasyonu. Hemen bir algı oluşturuldu. Gizli tutulması gereken bilgiler belgeler basına sızdırıldı Düğmeye basılmışçasına muhalefet de topa girdi. Bir savcı zanlı olarak çağrılan kişiye eli cebinde söylediği şu: 2 dakika süren ver anlat ve çık. Böyle yargılama olur mu?"


"Gelsin şimdi efendileriniz kurtarsın. Zanlı tabir edilen insanlara böyle bir şey yöneltilebilir mi? Operasyon hukuka aykırı şekilde başlatıldığı gibi masumiyet karinesi çiğnenerek yürütüldü. Evvela yargı mensuplarının hukuka uyması şarttır. "

 

 

O MEKTUP ERDOĞAN'A DEĞİL

 

Başbakan Erdoğan'ın bugün gazetecilere Gülen cemaatinden kendisine ıslak imzalı ve uzlaşı içeren bir mektup gönderildiğini söylediği ortaya çıkmıştı. Mektubun dershaneler ve atamalar konusunda olduğu belirtilmişti. Bunun üzerine Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'ndan açıklama geldi. Açıklamada"Hocaefendi tarafından gönderilen mektup, Sayın Başbakan Erdoğan'a hitaben yazılmadığı gibi, muhtevasında da hiçbir "pazarlık" söz konusu değildir." denildi.

İşte Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'ndan mektup açıklaması:

"Başbakan'ın mektubun içeriğiyle ilgili olarak da 'pazarlık yok' dediği öne sürülmüştü.

"Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Dolmabahçe’de bir kısım basın mensubu ve sivil toplum örgütleri ile bir araya geldiği toplantıda bir mektuptan söz edilmiş ve bazı gazeteciler tarafından kamuoyuna bu minval üzerine bilgilendirmeler yapılmıştır. Yanlış bir bilgi üzerine bir takım hatalı yorumlar yapılmasını üzüntüyle karşıladık. İhtimal ki, Sayın Başbakan’ın sözleri tam anlaşılamadığından yanlış değerlendirmeler söz konusu olmuştur.

"Meselenin aslı şudur: Vakfımız Onursal Başkanı Fethullah Gülen Hocaefendi, saygıdeğer bir devlet büyüğümüzün kendisine gönderdiği kıymetli bir insanla görüşmüş; görüşme sonrasında bir mektup yazarak mukabelede bulunmuştur.

 

"Hocaefendi tarafından gönderilen mektup, Sayın Başbakan Erdoğan'a hitaben yazılmadığı gibi, muhtevasında da hiçbir "pazarlık" söz konusu değildir.

"Kamuoyuna saygıyla arz ederiz."

 

AÇIKLAMADA DİKKAT ÇEKEN İFADE

Açıklamada "saygıdeğer bir devlet büyüğümüzün kendisine gönderdiği kıymetli bir insanla görüşmüş; görüşme sonrasında bir mektup yazarak mukabelede bulunmuştur." dikkat çekti. Açıklamadaki "devlet büyüğü" ifadesi ile Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ima edildi.

 

İŞTE TARTIŞILAN MEKTUP

 

Başbakan Erdoğan'ın Dolmabahçe'de düzenlediği toplantıda gazetecilere bahsettiği ve daha sonra Gazeteciler ve Yazarlar Birliği'nin de bir açıklama yaptığı mektubun içeriği cemaatin yayın organı olan herkul.org sitesinde yayınlandı.

 


Sayın Başbakanımızın Dolmabahçe'deki toplantıda "mektup"tan nasıl bahsettiğini bilmiyorum. Fakat, bazı katılımcıların eksik ve yanlış bilgilendirmeleri neticesinde medyada çok hatalı yorumlar yapılmaya başlandığını esefle görmekteyim. Muhterem Hocaefendi'nin iki haftadır sükûtu tercih etmesini bile farklı yönlere çeken bazı kimselerin mektup hadisesini de bir "pazarlık" gibi değerlendirmeleri fazla şaşırtıcı değil ama gerçekten çok üzücü.

 

Peki, işin aslı nasıl gelişti? Sükûtun hikmeti neydi? Mektubun içeriği nasıl?

 

Dershane konusuyla başlayan tartışmaların büyümesi neticesinde, bazı duyarlı insanlar, mektuplar ve mesajlar gönderip muhterem Hocamızı ve sevenlerini sessizliğe davet ettiler. Problemin bir yangına dönüşmemesi için acil tedbirler alınması gerektiğini ve bunun ilk basamağını sağduyulu mesajların, hatta bir süre sükûtun teşkil ettiğini söylediler. Bu arada bizzat gelip görüşme talebinde bulunanlar da oldu. Muhterem Hocamız, "Zahmet buyurmayınız; sulhün yanında duracağımızdan ve elimizden geldiğince herkesi sükûnete çağıracağımızdan emin olunuz!" manasına gelen cevaplar verdi. Gerçekten de o son sohbetinin akabinde hiç hasbihalde bulunmadı ve her fırsatta çevresine "Lütfen güncel olaylarla oyalanmayalım; imanda derinleşmeye ve hizmetlerimizi sürdürmeye bakalım!" dedi.

 

Bu güzel niyetinin bir nişanesi olarak, buraya ziyarete gelen Bir Dost  aracılığıyla sayın Başbakan'a iki imzalı kitap da gönderdi ve iyi dileklerini ifade etti.

 

O günlerde sayın Cumhurbaşkanımızın da tartışmaların büyümemesi ve milletimizin huzuru adına farklı kesimlerle görüşmeler yaptığı, binaenaleyh muhterem Hocamıza da bir elçi gönderip kendi düşüncelerini aktarmak ve buranın mülahazalarını öğrenmek istediği iletildi.

 

21 Aralık'ta gelip Hocaefendi'yle görüşen ve onun değerlendirmelerini not eden misafirimiz, yazılı bir metinle dönmenin çok daha faydalı olacağını söyleyince, muhterem Hocamız, medyada sözü edilen o mektubu yazıp verdi. Daha misafirin gelişi teklif edilirken "Bu ziyaretten mutlaka Başbakanımızın da haberi olsa!" dileğini ifade eden Hocaefendi, mektupta muhtevanın Başbakan'la paylaşılması arzusunu da dile getirdi. İhtimal bu iki hususla da gizli saklı bir iş yapılmadığı nazara veriliyordu.

 

Muhterem Hocaefendi'nin son iki haftadaki sükûneti ve aşağıdaki mektubun içeriği insafla okunursa görülecektir ki yakışıksız iddia ve ithamları kabul, buna bağlı bir özür ve hele bir "pazarlık" asla söz konusu değildir. Sürekli sözü edilen yangının büyümemesi, alevlerin bir an evvel söndürülmesi adına ortaya konan gayretlere aynı duyarlılık ve sorumlulukla mukabelede bulunma cehdi vardır ortada. Bunun dışındaki yorumların hakikati yansıtmadığı ve bir çarpıtmadan, hatta iftiradan ibaret olduğu aşikârdır.

 

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın bu konuda gerekli açıklamayı yapmış olmasına rağmen, söylenenleri bilgisayara aktarmış/metni daktilo etmiş ve öncesine sonrasına hasbelkader şahitlikte bulunmuş bir insan olarak mektubun muhtevasını özetlemeyi bir sorumluluk sayıyorum. Aracı olan misafirimizin ve sayın Cumhurbaşkanımızın da iktiza ettiğinde hakikati dillendireceklerini umuyorum.

 

Ülkemizin huzurunu kaçıran her hadisenin kendisini de üzdüğünü dile getirerek sözlerine başlayan muhterem Hocamız o mektupta şu hususları vurguladı:

 

*Adanmış ruhların faaliyetlerini ve müesseselerini, -başkaları "Hizmet", "Hareket", "Cemaat" veya "Câmia" gibi farklı isimlendirmelerde bulunsalar da- her tür, her anlayış, her renk ve her desenden insanın (camide bir araya gelip beraberce saf tutan inananlar misillü) bir makuliyette ve bir mantıkiyette buluşmalarının neticesi olarak gördüğünü.. ve hedef alınması karşısında çok mahzun olduğunu;

 

*Daha dershaneler meselesinin konuşulduğu ilk günlerde ricâl-i devlete değişik vesilelerle milletimiz için faydalı gördüğümüz müesseselerin kapatılmamasını ve mevcut halleriyle misyonlarını ifa etmeyi sürdürmesini arzuladığımız hususunun iletildiğini;

*Hizmet gönüllülerinin genel ve sosyal medya aracılığıyla elden geldiğince nezaket çerçevesinde kendilerini ifade etmelerinin ortaya atılan itham ve iftiralar neticesinde başladığını ve bu hususta kanunlar çerçevesinde hukukun gereklerinin seslendirildiğini; fakat, zamanla içtimai hayat içinde bir çok insanın hadiseye dahil olması neticesinde maalesef yer yer nezaket ölçülerinin dışına çıkan bir üslup ile çok çirkin söz ve karşılıklı isnatların gündemde olduğunu;

 

*Kendisinin, devletin kanun çerçevesinde yürüyen işleyişi hususunda emir verme, müdahale etme ya da memurları bir noktaya sevk etme konumunda asla bulunmadığını;

 

*Bununla birlikte, sohbetlerinde tansiyonun düşürülmesi adına dost, muhip ve sevenlerine itidal tavsiye edeceğini; özellikle bir kesim medya kuruluşlarında kara propaganda sayılabilecek yayınların sona ermesini arzuladığını; bu konuda kendisinin elinden geleni yapacağını; Cumhurbaşkanımızın da ciddi etkili adımlar atacağına ve samimi gayretlerle yeniden akl-ı selime dönüşün sağlanacağına inandığını;

 

*Kanunların belirlediği vazifeleri yine kanunlar çerçevesinde yerine getiren memurînin sırf belli bir yere nispet edilerek engellenmesini ve hatta süreçle hiçbir ilgisi olmadığı halde yine aynı nispete dayandırılarak tasfiyelerin (daha doğrusu kıyımların) yapılmasını üzüntüyle izlediğini;

 

*Devlet memurlarının üzerlerine gidip onları vazifelerini yapmaktan men etme ve masum vatan evladını sadece belli bir yere nispet ederek tasfiyeye/kıyıma tabi tutma konusunda kendisi ve sevenleri sussa bile maşeri vicdanın susmayacağını;

 

*Şimdiye kadar hayatın değişik alanlarında yalnızca "falan yere müntesip, falancı.. filancı.." görüldüğünden dolayı mağduriyete uğramış pek çok insanın gelip gözyaşı döktüğüne şahit olduğunu; fakat bunları hiç dillendirmediği gibi o insanlara da sabır ve vifak tavsiye ettiğini;

 

*Dünyanın dört bir tarafına dağılmış ve Allah'ın inayetiyle, kıymetli dostların himmet ve himayesiyle sürekli genişleyen Hizmet hareketinin -maalesef- önünü kesmeye matuf gayretlerin aşikar hale geldiğini; bu yakışıksız engelleme faaliyetlerinin -önceden olmamakla birlikte- hareketin büyümesi ve genişlemesiyle eş zamanlı olarak arttığını;

 

*Ayrımcılık ve meşrepçilik gibi hatarlı düşünce ve çirkin işlerin önü alınmazsa yarın Aziz Mahmud Hüdai Hazretleri muhiblerinin, Süleyman Efendi'nin talebelerinin, İlim Yayma Cemiyeti'nin, Menzil mensuplarının ve diğer meşreplerin/mesleklerin de aynı muameleye maruz kalacaklarını;

 

*Kendisinin ve sevenlerinin dün neredeyse şu yaklaşan seçim sürecinde de aynı yerde ve çizgide durduğunu;

 

*Hep sulh ve huzurun, ittihad ve ittifakın, uhuvvet ve hulletin yanında yer almaya, kendisine sevgi duyanları da bu yönde teşvik etmeye çalıştığını; gözünde ahiretin tüllenip durduğu şu yaşından sonra da başka bir sevda, düşünce ve emelinin olamayacağını;

 

*Bundan sonra da arkadaşlarına, dostlarına ve sevenlerine itidal tavsiye ederek huzurun temini adına elinden geleni yapmaya çalışacağını ve her zaman sulhun takipçisi/destekçisi olacağını..

 

Evet, sükûtun ve mektubun aslı böyle ama maalesef ne çirkin senaryolar yazılıp seslendiriliyor!..

 

Olsun!..

 

Biz yine senelerdir yaptığımız gibi, zaruri gördüğümüz açıklamaları üslubunca dile getirmeye çalışacak; onun haricinde, olup bitenleri kaderin mutlak adaletine bağlayarak, bir iki yutkunduktan sonra yeniden bütün duygularımızı her zaman muhabbetle çarpan kalblerimize emanet edecek; karakter, düşünce ve üslûbumuzun hatırına herkesin yalan-doğru sesini yükselttiği durumlarda bir "Lâ Havle" çekip "Buna da eyvallah" demekle yetineceğiz.

 

 

 
4 Ocak 2014 Cumartesi 20:47 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
4
Galatasaray
12
7
2
3
23
5
Bursaspor
12
6
3
3
21
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
9
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
10
Antalyaspor
13
4
4
5
16
11
Gençlerbirliği
12
3
6
3
15
12
Alanyaspor
13
4
2
7
14
13
Trabzonspor
12
3
3
6
12
14
Kasımpaşa
12
3
3
6
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
12
2
4
6
10
17
Kayserispor
12
2
3
7
9
18
Adanaspor
12
1
3
8
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:35
  • Güneş07:23
  • Öğlen12:23
  • İkindi14:46
  • Akşam17:01
  • Yatsı18:37
 
Tarihte Bugün
1791 - The Observer'ın (dünyanın ilk pazar günü gazetesi) ilk sayısı yayımlandı.
1859 - Mekteb-i Mülkiye kuruldu.
1881 - Los Angeles Times'ın ilk sayısı yayımlandı.
1897 - Osmanlı Devleti ile Yunanistan arasında barış anlaşması imzalandı.
1918 - ABD başkanı Woodrow Wilson, I. Dünya Savaşı barış görüşmeleri için Versay'a geldi. Başkanlığı sırasında Avrupa'ya gelen ilk ABD başkanı oldu.
1920 - Ankara'da maaşlarını alamayan öğretmenler ilk kez grev yaptı.
1927 - Cumhuriyet döneminin ilk kâğıt paraları tedavüle çıkarıldı.
1929 - Türk parasının değerini yükseltmek için alınacak önlemlerle her yerde yerli malı kullanılmasını hedefleyen bir kararname yayımlandı.
1933 - Eskişehir Şeker Fabrikası kuruldu.
1943 - İnönü-Churchill-Roosevelt arasında Kahire Konferansı yapıldı.
1945 - ABD Senatosu 65'e karşı 7 oyla BM'e katılma kararı aldı. (BM, 24 Ekim 1945'de kuruldu).
1945 - İstanbul'da komünizm karşıtı gösteride, Tan, La Turquie, Yeni Dünya matbaaları, Berrak ve ABC kitapevleri tahrip edildi.
1945 - Tan Olayı gerçekleşti. Tan gazetesi milliyetçi kesim tarafından saldırıya uğradı ve yağmalandı. Olaydan sonra gazete yayın hayatına son verdi.
1955 - Türkiye'de ilk elektrikli tren, İstanbul'da Sirkeci-Halkalı arasında çalışmaya başladı.
1961 - İngiltere'de doğum kontrol hapları serbestçe satışa çıkarıldı.
1980 - Rock grubu Led Zeppelin dağıldıklarını açıkladı.
1981 - ABD başkanı Ronald Reagan CIA'nın ülkedeki casusluk faaliyetlerine izin vererek örgütün yetkilerini genişletti.
1981 - Danışma Meclisi Başkanı Sadi Irmak "Askerler kışlaya dönmenin hasreti içinde" dedi.
2000 - Yatağan Termik Santrali'nde üretim durduruldu. Santral filtresiz çalıştırıldığı için Yatağan halkını zehirliyordu.
2002 - BM Güvenlik Konseyi Irak'ın "gıda karşılığı petrol" programını altı ay uzatma kararı aldı.
2009 - Hükümet kararnamesi ile Türkiye'ın İlaç fiyatları inecek. Orijinal ilaçlarda %40, jeneriklerde %20, KKİ nedeniyle %13 oranında inecek. Pazar payına göre ortalaması %50 civarı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
01.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu101823343650
 
On Numara
28.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu03091114253336374045474851535459616465727880
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
30.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu041011162601
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık