SEÇMEN ADRESİNİ SORGULAMAK İÇİN TIKLA

Ana Sayfa » Güncel » İstanbul Barosu’na darbe yapılmak isteniyor

İstanbul Barosu’na darbe yapılmak isteniyor

İstanbul Barosu Başkanı Doç. Dr. Ümit Kocasakal, yönetimi, seçimle, meşru zeminde ele geçiremeyenlerin İstanbul Barosu başkan ve yöneticilerine darbe yapmayı amaçladıklarını söyledi.

 
17 Şubat 2013 Pazar 15:46 
Yorum YapYazdır
 
 
İstanbul Barosu’na darbe yapılmak isteniyor

 

Kocasakal, “Bunun güya adı Hukukun Üstünlüğü Platformu. Yani hukukun üstünlüğü yüzde 20 oyla yüzde 60’ın üzerine oturmak mı? Bu yapılan da tarihteki yerini alacaktır. Darbe dönemlerinde bile o maddelerin işletilmesi düşünülmemişti. Bu işi sandıkta çözemeyen baronun seçilmiş yönetimine karşı darbe girişiminde bulunuyor. Direniyor, hukuku savunuyorsak amacımız aldığımız yüzde 60 oyun namusunu ve onurunu korumaktır” dedi.

Kocasakal, ilk işaret fişeğinin AKP İstanbul Milletvekili Bülent Turan’ın “Baro yönetimi düşmüştür” iddiasıyla ateşlendiğine önemle dikkat çekti. 17 Mart’ta baro tarihinin dördüncü olağanüstü genel kuruluna giderek meslek onuruna yapılan saldırıların püskürtüleceği mesajını veren Kocasakal, “Hodri meydan” dedi.

Cumhuriyet gazetesinden Leyla Tavşanoğlu’na konuşan Kocasakal, şunları söyledi:

- Size aile boyu bir yargılama yapacaklarmış. Size açılan davanın yargıcının, iddianameyi hazırlayan savcının eşi olduğu ortaya çıktı. Bu nasıl iş?

Gazeteciler olayı öğrenmişler. Bana, “Yargılanacağınız mahkemenin hâkimesi savcının eşiymiş. Bu doğru mu” diye sordular. Ben de “Doğru” dedim. Bu soruşturma yürütülürken, asıl savcı izindeyken başsavcı tarafından dosya başka bir savcıya verilmek suretiyle bizim hakkımızdaki o dava açıldı.

- Yani baro genel kurulu sandığında yapamadıklarının rövanşını böyle mi almaya çalışıyorlar?

Aynen öyle. Böylece de kimin darbeci olduğu, kimin fırsatçılık yaptığı da açıkça görüldü. Bunun güya adı da Hukukun Üstünlüğü Platformu. Yani hukukun üstünlüğü bu şekildeki bir iradeye karşı bu tür girişimlerde bulunmak anlamına mı geliyor? Ya da yüzde 20 oyla yüzde 60’ın üzerine oturmaya çalışmak mı?

Bu yapılan da tarihteki yerini alacaktır. Darbe dönemlerinde bile yasanın o maddelerinin işletilmesi düşünülmemiştir.

- 12 Eylül darbesi sonrasında İstanbul Barosu Başkanı olan Orhan Adli Apaydın’a bile size işletilen maddeler işletilmemişti…

Bizim efsane başkanımız Orhan Adli Apaydın hakkında 12 Eylül’den sonra 141. maddeden müebbet hapis istemiyle iki dava açılmıştı. Ama o zaman bile bu maddelerin işletilmesi cunta tarafından dahi söz konusu edilmemişti.

Bu dava açılınca ilk işaret fişeğini atan ve İstanbul Barosu yönetiminin düştüğünü ileri süren kişi, AKP İstanbul Milletvekili Bülent Turan’dır. Bülent Turan hem baromuzun hem de Hukukun Üstünlüğü Platformu’nun üyesidir.

Hukukun Üstünlüğü Platformu adına açıklama yapan Cahit Özkan, bir önceki genel seçimlerde AKP Denizli milletvekili aday adayıydı. Bizden sonra baro başkanı olacağı söylenen, benim arkamdan ikinci olan Rıza Saka eski AKP Ataşehir ilçe başkanı. Tablo bu. Üstelik kanunu dahi okumuyorlar. Çünkü başkanın yedeği yoktur. Yani Saka benim yerime kanunen baro başkanı olamaz.

- Şu dava sürecini kısaca anlatır mısınız?

İstanbul Barosu’na ve bize karşı kurumsal anlamda yapılan bu saldırıyı tek başına ele almamamız lazım. Aslında bu bir bütünün parçası. AKP tarafından kuşatılmış olan yargı o malum referandumdan sonra tutsak edildi.

O zaman ayakta bir tek güç kaldı. Bu da avukatların, savunmanın örgütlü gücü olan baroydu. En son Çağdaş Hukukçular Derneği’ne yapılan operasyonda savcı gelmeksizin sabaha karşı binalar basıldı, kapılar kırıldı. İnanılmaz hukuksuzluklar yapıldı. Bizzat şahit oldum. Adliyede meslektaşlarımızın kelepçeden kollarının kan içinde olduğunu gördüm. Yedinci katta avukatlara darpta bulunulduğuna bizzat tanık oldum. Bir kadın meslektaşımızın aldığı darbelerden kıvrandığını ve daha sonra iç kanama geçirerek hastaneye yattığını biliyorum.

MAHKEME BASMAK BÖYLE Mİ OLUR?

Biz iddia edildiği gibi mahkemeyi basmış, duruşmanın düzenini bozucu bir davranış içine girmiş olsaydık, mahkemenin, CMK 203’e göre bizi gerekirse zor kullanarak dışarı çıkarma yetkisi bulunduğu gibi 205. maddeye göre tutuklayabilirdi de…

- Bir de avukatlara niye hep aynı davaları aldıkları sorulmuş. Bu garibinize gitmedi mi?

Avukata böyle soru sorulur mu? Bu bağımsız bir meslektir. Bu soruyu soranlara verilebilecek tek yanıt, “Size ne?” olmalıdır. Dikkat edin. Meslek sorgulanıyor.

Bir başka soru da şu: “Siz müvekkillerinize niye hep susma hakkını kullanmalarını söylüyorsunuz ya da bunu hatırlatıyorsunuz?” Yahu, bir avukat bunu yapmasa görevini yerine getirmemiş olur.

Şöyle söyleyelim: Siyasi davalara bakan avukat mutlaka örgüt üyesi mi olmalıdır? Bu mantıktan yola çıkarsak sürekli kaçakçılık davalarına bakan avukat kaçakçı, cinsel suçlarla ilgili davalara bakan da cinsel sapık mı olmalı? Meslek sorgulanıyor.

- Peki, asıl amaç nedir?

Avukatlar bu şekilde baskı altına alınacak. Arkasından, avukatlara sahip çıkan, onların örgütlü gücü olan baro sindirilecek, susturulacak. Böylece avukat korumasız kalınca da artık birtakım davaları almakta tereddüt gösterecektir. Böylelikle vatandaş korumasız kalacaktır. Dolayısıyla bu tür saldırılar, özünde vatandaşın hak arama özgürlüğüne ve savunma hakkına bir tehdittir. Barolar ve avukatlar düşerlerse vatandaş tamamıyla korumasız kalacaktır.

- Başbakan’ın kendi ağzından işittik. Çağdaş Hukukçular Derneği’nin 11 çelik kapılı binası ve kozmik odası varmış. Ama meraklı gazeteciler bu 11 çelik kapı ve kozmik odanın varlığını bir türlü tespit edemediler…

Avukatlara ajanlık filan yaptıkları söylendi. Ama ne gariptir ki sorguda bu konuda tek bir soru sorulmadı. O arada Emniyet Müdürlüğü bir açıklama yaptı. İyi de soruşturmayı polis mi, savcılık mı yürütüyor? Henüz dava bile açılmamış olmasına rağmen meslektaşlarımız terörist ilan edildi.

- Sizin baro başkan ve yönetimi olarak gidip Balyoz davasına bakan mahkemeyi bastığınız söylendi. Mahkemeyi bastınız mı?

Bir de İstanbul Barosu’nun sadece Ergenekon ve Balyoz davalarıyla uğraştığını dillendiriyorlar. Herkesi insafa davet ediyorum. Nerede bir hukuksuzluk varsa İstanbul Barosu orada olmuştur.

Balyoz davasında başka hiçbir davada görülmeyen bir gelişme oldu. Mahkemede meslektaşlarımız itilip kakılmaya başlandı. Söz hakkı verilmedi. Meslektaşlarımız söz hakkı almakta ısrar ettikleri zaman, bu duruşmanın düzenini bozucu bir davranış olarak nitelenip salon dışına çıkarıldılar; onlarca celseden men kararı aldılar. Meslek onurumuz zedelendi.

Baro yönetimi olarak biz Avukatlık Kanunu’nun 95. ve 97. maddelerinden aldığımız hakla savunmayı savunmaya, meslektaşlarımızı korumaya o mahkemeye gittik.

- İyi de gerçekten mahkemeyi bastınız mı?

Biz daha önce mahkemenin kararıyla zaten gözlemci sıfatıyla kabul edilmiştik. Mahkemeye giriş biçimleri, diye eleştiriler getiriliyor. Mahkemeye özel bir giriş biçimi mi vardır? Zaten mahkeme hiç kimsenin mülkü filan da değildir. Biz üzerimizde cüppelerimizle müdafilerin cüppe bıraktıkları bölüme gittik. Aslında bizim bırakın mahkeme basmayı, hukuka aykırı hiçbir fiilimizin bulunmadığını, duruşmanın düzenini bozucu hiçbir davranış içine girmediğimizi bizzat mahkemenin tutum ve söylemleriyle kabul etmiş olduğu, dava tutanaklarında açıkça yazılıdır. İsteyen okur. Biz iddia edildiği gibi mahkemeyi basmış, duruşmanın düzenini bozucu bir davranış içine girmiş olsaydık mahkemenin CMK 203’e göre bizi gerekirse zor kullanarak dışarı çıkarma yetkisi bulunduğu gibi 205. maddeye göre tutuklayabilirdi de…

Duruşma boyunca da mahkeme başkanı bizim avukatlık hakkımızı kullandığımızı tutanaklara geçirdi. Bu mudur mahkeme basmak ya da adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs?

Savcıdan baro yönetimine ‘sehven suç duyurusu’

- Ama anlaşılan savcı sizin gibi düşünmedi ki suç duyurusunda bulunulmasını talep etti…

Savcının talebi üzerine mahkemenin suç duyurusunda bulunmasının nedeni şu:

Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçu işlemişiz. Soruşturma yürütülürken savcılık bizi ifade vermeye çağırdı. Biz şaşırdık. Avukatlık Kanunu’nun 58, 59. maddeleri açıktır. Ancak görev sebebiyle işlenmiş bir suçtan dolayı Adalet Bakanlığı’ndan izin alındıktan sonra soruşturma yapılabilir. Savcı ise bizim avukatlık görevimizin dışına çıktığımızı iddia ediyor. El insaf. Üstelik savcı çağrı kâğıdını bana baro başkanı, arkadaşlarımıza da baro yönetim kurulu üyesi sıfatıyla baroya gönderdi. Savcı bunu yaparak bizzat kendisi görevimizin sıfatımızdan dolayı olduğunu kabul etti. O zaman mahkeme bu sıfatımızı kabul etmediyse onca saat bizi neden dinledi?

Mahkemeye saygısızlık yapıyorlar

- Bunun üzerine siz ifade vermeyi reddettiniz?

Kanuna uygun işlem yapılıncaya kadar ifadeye gelmiyoruz, dedik. Amacımız hukuksuzluğu meşrulaştırmamak ve bu şekilde kötü örnek oluşturmamaktır. Bu arada 288. maddeden, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüsten soruşturma devam ederken üçüncü yargı paketiyle o suçun cezası adli para cezasına dönüştü.

Baktılar hapis cezası veremeyecekler, bunun üzerine soruşturmayı yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs suçundan, yani 277. maddeye çevirdiler. Daha ilginci, soruşturma savcısı izne çıktı. O izindeyken başsavcı dosyayı bir başka savcıya verdi. O savcı da bu maddeden, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası istemiyle davayı açtı. Ama gelin görün ki o maddedeki suçu bizim istesek de işleyebilmemiz mümkün değil. Bunu ben değil, Ceza Genel Kurulu söylüyor. Çünkü herkes okuduğunu anlıyor.

Davayı bu maddeden açmakla aslında bizim mahkemelerin üstünde olduğumuzu kabul etmiş oluyorlar. Böylece mahkemelere saygısızlık yapıyorlar.

Kimin darbeci olduğu açığa çıkar

- Peki, baro yönetimi hukuken düştü mü?

Kanunu okumayı bilmek ya da çarpıtmamak lazım. Bunu Avukatlık Kanunu 90 ve 92. maddelere dayandırıyorlar. Ama hiçbir şekilde yerli yerine oturmuyor. Oturmadığı halde bunun böyle olduğunu iddia etmek fırsatçılıktır. Böylece kimin darbeci olduğu da çok net biçimde ortaya çıkıyor.

Bu işi sandıkta çözemeyen, baronun seçilmiş yönetimine karşı darbe girişiminde bulunuyor. Yüzde 20 oyuyla yüzde 60’ın üzerine oturacak. Arkada nasıl bir siyasi irade olduğu belli. Biz koltuk meraklısı değiliz. Burada direniyorsak, hukuku savunuyorsak amacımız bu maddelerin herkes için Demokles’in kılıcı haline gelmesini önlemek, aldığımız yüzde 60 oyun da namusu ve onurunu korumaktır.

Bunun üzerine biz de hodri meydan, dedik. İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu 17 Mart’ta olağanüstü topluyoruz. Baro tarihinde dördüncü olağanüstü genel kurul olacak. Bana göre bu yapılan, İstanbul Barosu tarihinde meşru, seçilmiş yönetime karşı ilk darbe teşebbüsüdür.


 
17 Şubat 2013 Pazar 15:46 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
21
14
5
2
47
2
Başakşehir
21
12
7
2
43
3
Galatasaray
21
12
4
5
40
4
Fenerbahçe
21
10
7
4
37
5
Antalyaspor
21
10
5
6
35
6
Trabzonspor
21
9
4
8
31
7
Osmanlıspor FK
21
7
9
5
30
8
Konyaspor
21
7
7
7
28
9
Bursaspor
21
8
4
9
28
10
K.D.Ç. Karabük
21
8
3
10
27
11
Gençlerbirliği
20
6
8
6
26
12
Kasımpaşa
21
7
4
10
25
13
Akhisar Bld.
21
6
6
9
24
14
Alanyaspor
21
6
4
11
22
15
Kayserispor
21
6
4
11
22
16
Ç. Rizespor
21
5
5
11
20
17
Adanaspor
21
4
5
12
17
18
Gaziantepspor
20
4
3
13
15
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:15
  • Güneş06:55
  • Öğlen12:46
  • İkindi15:49
  • Akşam18:14
  • Yatsı19:44
 
Tarihte Bugün
1848 - Fransa'da geçici hükümet kurularak II. Cumhuriyet ilan edildi.
1908 - Dr. Galip Üstün, "Topkapı Fukaraperver Cemiyeti"ni kurdu.
1910 - Sanayi-i Nefise Mektebi 'nin (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ) kurucusu ressam ve müzeci Osman Hamdi Bey öldü.
1912 - İtalya'nın zaferiyle sonuçlanan Beyrut Muharebesi' yapıldı.
1918 - Estonya, Rusya'dan bağımsızlığını ilan etti.
1918 - Osmanlı Devleti'nde, Trabzon işgalden kurtuldu.
1920 - Almanya'da Nazi Partisi kuruldu.
1922 - Elazığ'da, Milli Mücadele yanlısı "Satvet-i Milliye" adlı gazete çıkmaya başladı.
1942 - Almanya'nın Ankara Büyükelçisi Franz Von Papen'e, Ankara'da suikast girişiminde bulunuldu. Büyükelçi ve eşi olaydan yara almadan kurtuldu; suikastçının [ugoslav göçmeni Ömer Tokat olduğu belirlendi.
1942 - 769 Romanyalı Yahudiyi taşıyan "Struma" vapuru, Karadeniz'de batırıldı; yalnızca bir yolcu kurtulabildi.
1945 - Mısır devlet başkanı Ahmet Mahir Paşa parlamentoda öldürüldü.
1946 - Juan Perón, Arjantin devlet başkanı oldu.
1946 - CHP'nin "Parti Sanat Mükafatı" adıyla düzenlendiği yarışmada Cahit Sıtkı Tarancı "Otuz Beş Yaş" şiiriyle birinci oldu.
1951 - Kırşehir'de Atatürk büstü saldırıya uğradı. Saldırıyı kınamak için 5 Mart'ta büyük bir miting düzenlendi.
1954 - Tuna Nehri'nden Karadeniz'e, oradan da İstanbul Boğazı'na inen buz parçaları, tabakalar halinde tüm Boğaz'ı ve limanı kapladı; deniz trafiği durdu.
1955 - Türkiye ile Irak arasında karşılıklı işbirliği antlaşması (CENTO), Bağdat'ta imzalandı. Daha sonra Birleşik Krallık, İran ve Pakistan üye olarak, Amerika Birleşik Devletleri de gözlemci sıfatıyla katıldı.
1955 - Türkiye'nin ilk özel dedektiflik bürosu, İstanbul'da, Avukat Fethi İnder tarafından kuruldu.
1975 - Led Zeppelin, klasik "Physical Graffiti" albümünü çıkardı.
1976 - Küba anayasası ilan edildi.
1977 - Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti kuruldu.
1977 - Türk fizikçi Prof.Dr. Feza Gürsey, Oppenheimer Ödülü'ne ve Einstein Madalyası'na değer bulundu. Gürsey, ödülünü ABD'li fizikçi S. Glashow ile paylaştı.
1981 - Buckingham Sarayı, Prens Charles ile Lady Diana'nın nişanlandıklarını duyurdu.
1981 - Atina'da Richter ölçeğine göre 6,7 şiddetinde bir deprem meydana geldi. 16 kişi öldü.
1983 - Necmettin Erbakan'a 4 yıl hapis ve 1 yıl 4 ay sürgün cezası verildi.
1984 - Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Kabe'yi ziyaret etti.
1987 - Sovyetler Birliği'nde Gorbaçov ilk kez "Glasnost"tan (açıklık politikası) söz etti.
1989 - Ayetullah Humeyni, Şeytan Ayetleri kitabının yazarı Salman Rüşdi'nin ölüsünü getirene 3 milyon dolar ödül vereceğini açıkladı.
1992 - Nirvana solisti Kurt Cobain Courtney Love ile evlendi.
1993 - Danıştay,Nazım Hikmet'in vatandaşlığa alınması için kardeşi Samiye Yaltırım'ın açtığı davayı reddeden İdare Mahkemesi kararını onayladı.
1995 - Tüketiciyi Koruma Yasası kabul edildi.
1999 - Çin havayollarına ait Tupolev TU-154 tipi bir yolcu uçağı Wenzhou havaalanına inişe geçtiği sırada düştü: 61 kişi öldü.
2002 - Salt Lake City'de (Utah, ABD) düzenlenen Kış Olimpiyatları sona erdi.
2003 - Bas gitarist Robert Trujillo, Jason Newsted'in 17 Ocak 2001'de Metallica'yı terketmesinin ardından gruba katıldı.
2005 - Penguen dergisinin Tayyipler Alemi adlı kapağı sebebiyle Dergisi'nin sahibi olan Erdil Yaşaroğlu ile Pak Yayıncılık'tan 40 bin YTL'lik manevi tazminat talep edildi.
2008 - 80. Akademi Ödülleri, Kodak Tiyatrosunda sahiplerini bulacak.
2009 - DTP'nin Grup toplantısında Kürtçe krizi yaşandı. Ahmet Türk'ün Kürtçe konuşmaya başlaması ile konuşmayı canlı veren TRT yayınını kesti.
303 - Diocletianus'un Hıristiyanlara karşı ilk fermanı yayımlandı ve buna göre imparatorluk içindeki Hıristiyan kitapları ve ibadet yerleri yok edilecekti.
 
Arşiv
 
Süper Loto
23.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051920293640
 
On Numara
20.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04091215171926282932333540424546525559656976
 
Sayısal Loto
18.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu021828333640
 
Şans Topu
22.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu162027283105
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık