Trabzon'da AKP'li yöneticiden korkunç mesajlar

Ana Sayfa » Güncel » İstanbul Barosu baskıya boyun eğmedi

İstanbul Barosu baskıya boyun eğmedi

İstanbul Barosu'nun Olağanüstü Genel Kurul'nun açılışında konuşan Ümit Kocsakal, "Duruşma salonları, vuruşma ve muhabere salonlarına dönüşmüştür. Herhalde duruşma salonlarına bizlerin de kask ve kalkanlarla girmesi, avukatlık stajında judo, karate, tekvando gibi derslerin verilmesi gerekecek" dedi.

 
18 Mart 2013 Pazartesi 09:42 
Yorum YapYazdır
 
 
İstanbul Barosu baskıya boyun eğmedi

İstanbul Barosu’nun Olağanüstü Genel Kurulu’nun açılışında konuşan Baro Başkanı Ümit Kocasakal, “Bağımsız yargı, toplumsal düzenin belkemiğidir. Türkiye bu açıda omurilik felci olmuştur. Zulüm yargı eliyle gerçekleşmekteyse bunun adı ileri faşizimdir” dedi. Kurulun, akşam saatlerinde açıkladığı sonuç bildirgesinde ise “Baro görevinin başında. Özgür bir biçimde 5 ay önce belirlediğimiz irademize sahip çıkıyoruz. Biz avukatız. Adaletin ayrımsız biçimde herkes için gerekli olduğuna inanırız” denildi.

Kocasakal, 12 Eylül döneminde İstanbul Barosu Başkanı Orhan Adli Apaydın’dan sonra yargılanan ilk baro başkanı olduğunu söyleyerek, “Tarihin bazı zamanlarında yargılama yapmak ağır gelir, insanı ezer. Yargılanmak ise onur verir, şeref verir, dolayısıyla bu şeref yaşıyoruz. Melseğimiz için bir bedel ödemek gerekirse bu bedeli öderiz” dedi. Hukuk devletinde insanların, sabaha karşı yaka paça gerekçesiz gözaltına alınıp tutuklanmayacaklarını dile getirerek “Hukuk ve yargı, adalete, hakka yönelirse özgürlüklerin ve bireylerin en büyük güvencesi olur. Bugün Türkiye'de güç ve ikitidar savaşlarının arenası haline getirilen, tamamen siyasi iktidarın denetimine giren yargı artık hak ve özgürlüklerin en büyük tehdidi, toplumun kabusu olmuştur. Bağımsız yargı, toplumsal düzenin belkemiğidir. Türkiye bu açıda omurilik felci olmuştur. Zulüm yargı eliyle gerçekleşmekteyse bunun adı ileri faşizimdir” diye konuştu.

Hakimlere ve savcılara seslendi

Konuşması sık sık alkışlarla bölünen Kocasakal şöyle devam etti: “Buradan hakimlere sesleniyorum. Güce boyun eğmeyin, biat etmeyin, cesur olun. Yalnızca hak ve adalete hukuka göre karar verin. İnsanları mesnetsiz, bilinçsiz tutuklayıp hapse atmayın. Yasaları eğip, bükerek bir silah gibi kullanmayın. Varsın sizi meslekten atsınlar, sürsünler biz yanınızda oluruz. Yoksa yarın aynalardan, çocuklarınızın gözlerinden, tarihin ve toplumun vicdanından şaşmaz yargısından kaçamazsınız. Gizlenecek bir yeriniz yok olmayacak.”

Kocasakal, cumhuriyet savcılarına seslendiğini de belirterek “Cumhuriyetin toplumun savcıları olun. Avcı değil, savcı olun. Kürsünün üstünde olmak, üstün olmak anlamına gelmez. Yetkileriniz, açık çek değildir. Adil yargılama sizler için de görevdir. Gizli tanıklar mahkemelerin elemanı değildir. Ülkemizde bugün bir gizli tanık terörü yaşanmaktadır” dedi.

Judo, karate, tekvando dersi...

Avukatlara saldırıların mahkeme salonlarında fiziki boyuta ulaştığını dile getiren Kocasakal, “Duruşma salonları, vuruşma ve muhabere salonlarına dönüşmüştür. Herhalde duruşma salonlarına bizlerin de kask ve kalkanlarla girmesi, avukatlık stajında judo, karate, tekvando gibi derslerin verilmesi gerekecek. Bu dönem mahkeme başkanları, ‘komutan avukatı çıkarın’ ifadeler ile hatırlanacak” diye konuştu.

Avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle soruşturulduğunu kaydeden Kocasakal şöyle devam etti: “Neden bu tür davaları alıyorsunuz sorusuna verilecek tek yanıt ‘size ne’dir. Alışveriş merkezi şeklinde yapılan adliyeler, hakim ve savcıların mülkü olarak görülmekte avukatlar yok sayılmaktadır. Herkes bilsin ki, biz adliyenin kiracısı veya müşterisi değil, sahibiyiz. Adliye de bizim duruşma salonu da. Biz avukatız, hukukçuyuz, güce tapmayız. Hiçbir iktidara biat etmeyiz. Gerekirse kırılız. Eğilip bükülmeyiz. Hiç kimseden emir almayız. Silivri hukukunuzla, bavul hukukunuzla korkutamazsınız. HSYK'nın arzuladığı gibi salonlardan geri geri eğilerek değil, başımız dik çıkarız. ”

Bedel ödemeye hazırız

Kocasakal, avukatların gücünü hukuktan, haktan ve halktan aldığını vurgulayak, “Kutup yıldızımız adalettir, hep onu ararız. Yargıyı yargı, yargılamayı adil kılan biziz. Bizi çiğnemeden hiç bir güç, kanunların, kursülerin arkasına gizlenerek hak ve özgürlükleri boğamaz. Buna izin vermeyiz. Bu uğurda her türlü bedeli ödemeye hazırız. Hiç kimsenin avukatların ve baronun örgütlü ve çelik gücünü sınamaya kalkmamasını tavsiye ederiz. Meslektaşlarımza, meslek onurumuza yapılan her saldırı, hak ettiği cevabı alacaktır” diye konuştu

Eylem zamanı

İstanbul Barosu’nun zorlama davalarla sinmeyeceğini dile getiren Kocasakal, “17 Mayıs bir tekerrür, kralın çıplak olduğunun tescildir. Bugün Orhan Adli Apaydın’ı yargılayanları hatırlayan var mı? Orhan Adli Apaydın’lar Halit Çelenk’ler yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor” dedi.

“Biz avukatız, aramızda ideolojik farklılıklar fikri mücadeler olsada, hukuka, mesleğimize yapılan saldırılar karşısında ideleoljik olarak birleşir, cübbeden sıyrılan tek bir yumruk olur ineriz. Gün ayrılık günü değil, faşizme hukuksuzluğa karşı bir olma günüdür. Artık gücümüzü gösterme eylem zaman” diyen Kocasakal, konuşmasını, Nazım Hikmet’in “Hürriyet Kavgası” şiirinden dizeler okuyarak bitirdi.

Büyük hapishane

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Vedat Ahsen Coşar “Avukatlar susarlar ya da susturulurlarsa ne olur? Avukatlar görevlerini yapamamış olur. Adaletin gerçekleşmesinden, yargıçlar ve savcılar da görevlerini yapamamış olur. Avukatı duruşma salonunda çıkaran tutuklayan, gazetecisini, aydınını susturan, tutuklayan toplum, kendisini de susturur kendisini de tutuklar. Sadece avukatlar değil, devlet adamları, siyasetçiler, hakim ve savcılar, gazeteciler, yurttaşlar da tutukludur. Bir büyük hapishanedir artık orası” dedi.

Victor Hugo’dan mesaj

Avrupa Barolar Konseyi 3. Başkan Yardımcısı Michel Benichou, “Burada bulunma amacım Türk otoritelerinin İstanbul Barosu'na ve Türk avukatlara yönelik tutumunun kabul edilemez olduğunu kararlıkla dile getirmektir. Avukatlar giderek daha fazla tutuklanmakta, aşağılanmakta ve tehdit edilmektedir. Avukatların çoğu müvekklilerinin suç ortağı gibi muamele göremektedir. Bir ülkenin iç politikasına karşımak bana düşmez. Buna karşın hükümetin aşırılıklarına karşı durmayı görev bildiğimi belirtmrk isterim. Adaletin bağımsız olmadığı bir yerde baroların var olması mümkün değildir. Savunmaya yönelik bu saldırıları daha fazla tolore etmeyeceğiz” dedi. Victor Hugo’nun “Her yerde polis var ama hiçbir yerde adalet yok” sözlerinin, Türkiye'nin durumunu tarif ettiğini dile getiren Benichou, Tevfik Fikret’in Millet Şarkısı şiirinden dizeler okudu.

Avukat tutukluysa

Uluslararası Avukatlar Birliği Başkanı Jean Marie Burguburu ise şöyle konuştu: “Polis avukatların barolarını basıyorsa demokrasiden söz edilemez. Avukatların baroları sistematik olarak aranıyorsa burada hukukun üstülüğünden söz edilemez. Avukatlar tutuklanıyorsa, temel özgürlükler büyük bir tehlike içindedir. Baro başkanı ve kurul üyelerine dava açıldığını büyük bir şaşkınlık ve öfkeyle öğrendik. Baro Başkanı Kocasakal'ın baro yönetiminin takındığı cesur tavrına UIA'nın desteğini göstermek için geldim. Yaşasın baroların bağımsızlığı, avukatların bağımsızlığı. Baronun davasına katılmak için bir gözlemci görevlendireceğim.”

Avukatın bağımsızlığı

Alman Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Michael Krenzler, “Avukatın bağımsızlığı öncelikle devletten bağımsızlığını ve devletin talimatlarından bağımsızlığını ifade eder. Bağımsız olmayan bir avukat işini yapamaz. Demokratik bir anayasa devletinde, hukuk mesleğinin bağımsızlığının ve öz yönetim kuruluşlarının hukuk sisteminin siyasi ve sosyal gücün bir aracı olarak istismar edilmeye karşı koruduğu için vazgeçilmezdir. Bu bağımsızlık devletin baskılarından dolayı tehlikeye düşüyorsa Alman Federal Barosu alarma geçer” dedi.

Baro görevinin başında

İstanbul Barosu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Durakoğlu, genel kurulun sonuç bildirgesini okudu. Bildirgede özetle şu ifadeler yer aldı: “Biz avukatız. Adaletin ayrımsız biçimde herkes için gerekli olduğuna inanırız. Özgür bir biçimde 5 ay önce belirlediğimiz irademize sahip çıkıyoruz. Bu iradeyi yalnızca biz değiştirebiliriz. Baro yönetimi görevinin başındadır, seçimle geldiği yerden seçimle gidecektir. Hiçbir kişi ve kurum bu konuda söz söylemeye veya bu durumu değiştirme hakkına sahip değildir. Avukatların demokratik iradesine saldıranlar, çok ağır bir yanıt ve ders alırlar. Özgür irademiz dışındaki her gelişmeyi, örgütümüze dönük bir darbe olarak niteleyeceğimiz bilinmelidir. Baromuzu ve onun yöneticilerini yargılamaya yönelik komplolara da boyun eğmeyeceğiz. 17 Mayıs’ta Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, kamuoyunun da tanık olacağı güç, bükülmeyi reddeden bir özgün haykırış olacaktır. O gün yargılanacak olan baro yöneticileri değil, yargının bizzat kendisidir. Tüm yurttaşlara söz veriyoruz ki; asla egemenlere teslim olmayacağız. Meşru müdafaa hakkımızı sonuna kadar kullanacağız. Bu ülkede avukatlar var”

İstanbul Barosu’nun Olağanüstü Genel Kurulu’nun açılışında konuşan Baro Başkanı Ümit Kocasakal, “Bağımsız yargı, toplumsal düzenin belkemiğidir. Türkiye bu açıda omurilik felci olmuştur. Zulüm yargı eliyle gerçekleşmekteyse bunun adı ileri faşizimdir” dedi. Kurulun, akşam saatlerinde açıkladığı sonuç bildirgesinde ise “Baro görevinin başında. Özgür bir biçimde 5 ay önce belirlediğimiz irademize sahip çıkıyoruz. Biz avukatız. Adaletin ayrımsız biçimde herkes için gerekli olduğuna inanırız” denildi.

Kocasakal, 12 Eylül döneminde İstanbul Barosu Başkanı Orhan Adli Apaydın’dan sonra yargılanan ilk baro başkanı olduğunu söyleyerek, “Tarihin bazı zamanlarında yargılama yapmak ağır gelir, insanı ezer. Yargılanmak ise onur verir, şeref verir, dolayısıyla bu şeref yaşıyoruz. Melseğimiz için bir bedel ödemek gerekirse bu bedeli öderiz” dedi. Hukuk devletinde insanların, sabaha karşı yaka paça gerekçesiz gözaltına alınıp tutuklanmayacaklarını dile getirerek “Hukuk ve yargı, adalete, hakka yönelirse özgürlüklerin ve bireylerin en büyük güvencesi olur. Bugün Türkiye'de güç ve ikitidar savaşlarının arenası haline getirilen, tamamen siyasi iktidarın denetimine giren yargı artık hak ve özgürlüklerin en büyük tehdidi, toplumun kabusu olmuştur. Bağımsız yargı, toplumsal düzenin belkemiğidir. Türkiye bu açıda omurilik felci olmuştur. Zulüm yargı eliyle gerçekleşmekteyse bunun adı ileri faşizimdir” diye konuştu.

Hakimlere ve savcılara seslendi

Konuşması sık sık alkışlarla bölünen Kocasakal şöyle devam etti: “Buradan hakimlere sesleniyorum. Güce boyun eğmeyin, biat etmeyin, cesur olun. Yalnızca hak ve adalete hukuka göre karar verin. İnsanları mesnetsiz, bilinçsiz tutuklayıp hapse atmayın. Yasaları eğip, bükerek bir silah gibi kullanmayın. Varsın sizi meslekten atsınlar, sürsünler biz yanınızda oluruz. Yoksa yarın aynalardan, çocuklarınızın gözlerinden, tarihin ve toplumun vicdanından şaşmaz yargısından kaçamazsınız. Gizlenecek bir yeriniz yok olmayacak.”

Kocasakal, cumhuriyet savcılarına seslendiğini de belirterek “Cumhuriyetin toplumun savcıları olun. Avcı değil, savcı olun. Kürsünün üstünde olmak, üstün olmak anlamına gelmez. Yetkileriniz, açık çek değildir. Adil yargılama sizler için de görevdir. Gizli tanıklar mahkemelerin elemanı değildir. Ülkemizde bugün bir gizli tanık terörü yaşanmaktadır” dedi.

Judo, karate, tekvando dersi...

Avukatlara saldırıların mahkeme salonlarında fiziki boyuta ulaştığını dile getiren Kocasakal, “Duruşma salonları, vuruşma ve muhabere salonlarına dönüşmüştür. Herhalde duruşma salonlarına bizlerin de kask ve kalkanlarla girmesi, avukatlık stajında judo, karate, tekvando gibi derslerin verilmesi gerekecek. Bu dönem mahkeme başkanları, ‘komutan avukatı çıkarın’ ifadeler ile hatırlanacak” diye konuştu.

Avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle soruşturulduğunu kaydeden Kocasakal şöyle devam etti: “Neden bu tür davaları alıyorsunuz sorusuna verilecek tek yanıt ‘size ne’dir. Alışveriş merkezi şeklinde yapılan adliyeler, hakim ve savcıların mülkü olarak görülmekte avukatlar yok sayılmaktadır. Herkes bilsin ki, biz adliyenin kiracısı veya müşterisi değil, sahibiyiz. Adliye de bizim duruşma salonu da. Biz avukatız, hukukçuyuz, güce tapmayız. Hiçbir iktidara biat etmeyiz. Gerekirse kırılız. Eğilip bükülmeyiz. Hiç kimseden emir almayız. Silivri hukukunuzla, bavul hukukunuzla korkutamazsınız. HSYK'nın arzuladığı gibi salonlardan geri geri eğilerek değil, başımız dik çıkarız. ”

Bedel ödemeye hazırız

Kocasakal, avukatların gücünü hukuktan, haktan ve halktan aldığını vurgulayak, “Kutup yıldızımız adalettir, hep onu ararız. Yargıyı yargı, yargılamayı adil kılan biziz. Bizi çiğnemeden hiç bir güç, kanunların, kursülerin arkasına gizlenerek hak ve özgürlükleri boğamaz. Buna izin vermeyiz. Bu uğurda her türlü bedeli ödemeye hazırız. Hiç kimsenin avukatların ve baronun örgütlü ve çelik gücünü sınamaya kalkmamasını tavsiye ederiz. Meslektaşlarımza, meslek onurumuza yapılan her saldırı, hak ettiği cevabı alacaktır” diye konuştu

Eylem zamanı

İstanbul Barosu’nun zorlama davalarla sinmeyeceğini dile getiren Kocasakal, “17 Mayıs bir tekerrür, kralın çıplak olduğunun tescildir. Bugün Orhan Adli Apaydın’ı yargılayanları hatırlayan var mı? Orhan Adli Apaydın’lar Halit Çelenk’ler yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor” dedi.

“Biz avukatız, aramızda ideolojik farklılıklar fikri mücadeler olsada, hukuka, mesleğimize yapılan saldırılar karşısında ideleoljik olarak birleşir, cübbeden sıyrılan tek bir yumruk olur ineriz. Gün ayrılık günü değil, faşizme hukuksuzluğa karşı bir olma günüdür. Artık gücümüzü gösterme eylem zaman” diyen Kocasakal, konuşmasını, Nazım Hikmet’in “Hürriyet Kavgası” şiirinden dizeler okuyarak bitirdi.

Büyük hapishane

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Vedat Ahsen Coşar “Avukatlar susarlar ya da susturulurlarsa ne olur? Avukatlar görevlerini yapamamış olur. Adaletin gerçekleşmesinden, yargıçlar ve savcılar da görevlerini yapamamış olur. Avukatı duruşma salonunda çıkaran tutuklayan, gazetecisini, aydınını susturan, tutuklayan toplum, kendisini de susturur kendisini de tutuklar. Sadece avukatlar değil, devlet adamları, siyasetçiler, hakim ve savcılar, gazeteciler, yurttaşlar da tutukludur. Bir büyük hapishanedir artık orası” dedi.

Victor Hugo’dan mesaj

Avrupa Barolar Konseyi 3. Başkan Yardımcısı Michel Benichou, “Burada bulunma amacım Türk otoritelerinin İstanbul Barosu'na ve Türk avukatlara yönelik tutumunun kabul edilemez olduğunu kararlıkla dile getirmektir. Avukatlar giderek daha fazla tutuklanmakta, aşağılanmakta ve tehdit edilmektedir. Avukatların çoğu müvekklilerinin suç ortağı gibi muamele göremektedir. Bir ülkenin iç politikasına karşımak bana düşmez. Buna karşın hükümetin aşırılıklarına karşı durmayı görev bildiğimi belirtmrk isterim. Adaletin bağımsız olmadığı bir yerde baroların var olması mümkün değildir. Savunmaya yönelik bu saldırıları daha fazla tolore etmeyeceğiz” dedi. Victor Hugo’nun “Her yerde polis var ama hiçbir yerde adalet yok” sözlerinin, Türkiye'nin durumunu tarif ettiğini dile getiren Benichou, Tevfik Fikret’in Millet Şarkısı şiirinden dizeler okudu.

Avukat tutukluysa

Uluslararası Avukatlar Birliği Başkanı Jean Marie Burguburu ise şöyle konuştu: “Polis avukatların barolarını basıyorsa demokrasiden söz edilemez. Avukatların baroları sistematik olarak aranıyorsa burada hukukun üstülüğünden söz edilemez. Avukatlar tutuklanıyorsa, temel özgürlükler büyük bir tehlike içindedir. Baro başkanı ve kurul üyelerine dava açıldığını büyük bir şaşkınlık ve öfkeyle öğrendik. Baro Başkanı Kocasakal'ın baro yönetiminin takındığı cesur tavrına UIA'nın desteğini göstermek için geldim. Yaşasın baroların bağımsızlığı, avukatların bağımsızlığı. Baronun davasına katılmak için bir gözlemci görevlendireceğim.”

Avukatın bağımsızlığı

Alman Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Michael Krenzler, “Avukatın bağımsızlığı öncelikle devletten bağımsızlığını ve devletin talimatlarından bağımsızlığını ifade eder. Bağımsız olmayan bir avukat işini yapamaz. Demokratik bir anayasa devletinde, hukuk mesleğinin bağımsızlığının ve öz yönetim kuruluşlarının hukuk sisteminin siyasi ve sosyal gücün bir aracı olarak istismar edilmeye karşı koruduğu için vazgeçilmezdir. Bu bağımsızlık devletin baskılarından dolayı tehlikeye düşüyorsa Alman Federal Barosu alarma geçer” dedi.

Baro görevinin başında

İstanbul Barosu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Durakoğlu, genel kurulun sonuç bildirgesini okudu. Bildirgede özetle şu ifadeler yer aldı: “Biz avukatız. Adaletin ayrımsız biçimde herkes için gerekli olduğuna inanırız. Özgür bir biçimde 5 ay önce belirlediğimiz irademize sahip çıkıyoruz. Bu iradeyi yalnızca biz değiştirebiliriz. Baro yönetimi görevinin başındadır, seçimle geldiği yerden seçimle gidecektir. Hiçbir kişi ve kurum bu konuda söz söylemeye veya bu durumu değiştirme hakkına sahip değildir. Avukatların demokratik iradesine saldıranlar, çok ağır bir yanıt ve ders alırlar. Özgür irademiz dışındaki her gelişmeyi, örgütümüze dönük bir darbe olarak niteleyeceğimiz bilinmelidir. Baromuzu ve onun yöneticilerini yargılamaya yönelik komplolara da boyun eğmeyeceğiz. 17 Mayıs’ta Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, kamuoyunun da tanık olacağı güç, bükülmeyi reddeden bir özgün haykırış olacaktır. O gün yargılanacak olan baro yöneticileri değil, yargının bizzat kendisidir. Tüm yurttaşlara söz veriyoruz ki; asla egemenlere teslim olmayacağız. Meşru müdafaa hakkımızı sonuna kadar kullanacağız. Bu ülkede avukatlar var”

 
18 Mart 2013 Pazartesi 09:42 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
25
16
7
2
55
2
Başakşehir
25
15
8
2
53
3
Galatasaray
25
14
4
7
46
4
Fenerbahçe
25
12
8
5
44
5
Trabzonspor
25
12
5
8
41
6
Antalyaspor
25
11
6
8
39
7
Kasımpaşa
25
10
5
10
35
8
Konyaspor
25
9
8
8
35
9
K.D.Ç. Karabük
25
10
4
11
34
10
Bursaspor
25
9
5
11
32
11
Gençlerbirliği
24
8
8
8
32
12
Osmanlıspor FK
25
7
10
8
31
13
Alanyaspor
25
8
4
13
28
14
Akhisar Bld.
25
7
6
12
27
15
Kayserispor
25
7
6
12
27
16
Ç. Rizespor
25
5
5
15
20
17
Adanaspor
25
5
5
15
20
18
Gaziantepspor
24
5
4
15
19
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:28
  • Güneş06:10
  • Öğlen12:39
  • İkindi16:07
  • Akşam18:45
  • Yatsı20:16
 
Tarihte Bugün
1394 - Timurlenk Diyarbakır'ı işgal etti.[kaynak belirtilmeli]
1882 - Robert Koch, verem hastalığına neden olan bakteriyi (mycobacterium tuberculosis) keşfettiğini duyurdu. Bu buluşuyla 1905 yılında Tıp alanında Nobel ödülünü alacaktır.
1923 - Mustafa Kemal Paşa, Time dergisine kapak oldu.
1923 - Yunanistan'da cumhuriyet ilan edildi.
1926 - Türkiye'de petrol arama ve işletilmesinin devletçe yönetilmesini öngören kanun TBMM'de kabul edildi.
1938 - Cumhurbaşkanlığı yatı olarak satın alınan Savarona'ya, İngiltere'nin Southampton Limanı'nda törenle Türk bayrağı çekildi. 1 Haziran'da İstanbul'a getirilen Savarona, Dolmabahçe önüne demir attı. Atatürk, yatı gezerek incelemede bulundu.
1976 - Arjantin Devlet Başkanı Isabel Peron, kansız darbeyle devrildi. Jorge Rafael Videla, Emilio Eduardo Massera ve Orlando Ramon Agosti'den oluşan cunta iktidara el koydu, yedi yıllık diktatörlük döneminde 30 bine yakın kişi kaybedildi.
1978 - Savcı Doğan Öz öldürüldü.
1998 - Hindistan'da çıkan fırtınada 250 kişi öldü 3000 kişi yaralandı.
1999 - NATO, Kosova'daki Sırp saldırılarının sürmesi ve Batı Temas Grubu'nun anlaşma taslağını reddetmeleri üzerine, Yugoslavya'ya karşı hava harekâtı başlattı. Bu NATO'nun egemen bir ülkeye yaptığı ilk saldırı olarak tarihe geçti.
2000 - Varan Turizm'e ait otobüs, yolcularıyla kaçırıldı. Olaydan sonra yakalanan üç kişi, 36'şar yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı.
2000 - Genelkurmay Başkanlığı, Talat Aydemir'in idamıyla sonuçlanan 1963'teki darbe girişimine katılan 1459 Harp Okulu öğrencisinin haklarını 37 yıl sonra iade etti.
2001 - Apple şirketi Mac OS X 10.0 (Cheetah)'ı piyasaya sürdü.
2006 - İspanya'daki ETA örgütü süresiz ve kalıcı ateşkes ilan etti.
2007 - Türkiye Euro 2008 elemelerinde Yunanistanı futbol maçında 4-1 mağlup etti.
 
Arşiv
 
Süper Loto
23.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu101318384152
 
On Numara
20.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02040506071012162021253038404556586372747577
 
Sayısal Loto
18.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu121628374649
 
Şans Topu
22.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu042426293111
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık