Son ankette flaş sonuçlar

Ana Sayfa » Güncel » İstanbul Barosu baskıya boyun eğmedi

İstanbul Barosu baskıya boyun eğmedi

İstanbul Barosu'nun Olağanüstü Genel Kurul'nun açılışında konuşan Ümit Kocsakal, "Duruşma salonları, vuruşma ve muhabere salonlarına dönüşmüştür. Herhalde duruşma salonlarına bizlerin de kask ve kalkanlarla girmesi, avukatlık stajında judo, karate, tekvando gibi derslerin verilmesi gerekecek" dedi.

 
18 Mart 2013 Pazartesi 09:42 
Yorum YapYazdır
 
 
İstanbul Barosu baskıya boyun eğmedi

İstanbul Barosu’nun Olağanüstü Genel Kurulu’nun açılışında konuşan Baro Başkanı Ümit Kocasakal, “Bağımsız yargı, toplumsal düzenin belkemiğidir. Türkiye bu açıda omurilik felci olmuştur. Zulüm yargı eliyle gerçekleşmekteyse bunun adı ileri faşizimdir” dedi. Kurulun, akşam saatlerinde açıkladığı sonuç bildirgesinde ise “Baro görevinin başında. Özgür bir biçimde 5 ay önce belirlediğimiz irademize sahip çıkıyoruz. Biz avukatız. Adaletin ayrımsız biçimde herkes için gerekli olduğuna inanırız” denildi.

Kocasakal, 12 Eylül döneminde İstanbul Barosu Başkanı Orhan Adli Apaydın’dan sonra yargılanan ilk baro başkanı olduğunu söyleyerek, “Tarihin bazı zamanlarında yargılama yapmak ağır gelir, insanı ezer. Yargılanmak ise onur verir, şeref verir, dolayısıyla bu şeref yaşıyoruz. Melseğimiz için bir bedel ödemek gerekirse bu bedeli öderiz” dedi. Hukuk devletinde insanların, sabaha karşı yaka paça gerekçesiz gözaltına alınıp tutuklanmayacaklarını dile getirerek “Hukuk ve yargı, adalete, hakka yönelirse özgürlüklerin ve bireylerin en büyük güvencesi olur. Bugün Türkiye'de güç ve ikitidar savaşlarının arenası haline getirilen, tamamen siyasi iktidarın denetimine giren yargı artık hak ve özgürlüklerin en büyük tehdidi, toplumun kabusu olmuştur. Bağımsız yargı, toplumsal düzenin belkemiğidir. Türkiye bu açıda omurilik felci olmuştur. Zulüm yargı eliyle gerçekleşmekteyse bunun adı ileri faşizimdir” diye konuştu.

Hakimlere ve savcılara seslendi

Konuşması sık sık alkışlarla bölünen Kocasakal şöyle devam etti: “Buradan hakimlere sesleniyorum. Güce boyun eğmeyin, biat etmeyin, cesur olun. Yalnızca hak ve adalete hukuka göre karar verin. İnsanları mesnetsiz, bilinçsiz tutuklayıp hapse atmayın. Yasaları eğip, bükerek bir silah gibi kullanmayın. Varsın sizi meslekten atsınlar, sürsünler biz yanınızda oluruz. Yoksa yarın aynalardan, çocuklarınızın gözlerinden, tarihin ve toplumun vicdanından şaşmaz yargısından kaçamazsınız. Gizlenecek bir yeriniz yok olmayacak.”

Kocasakal, cumhuriyet savcılarına seslendiğini de belirterek “Cumhuriyetin toplumun savcıları olun. Avcı değil, savcı olun. Kürsünün üstünde olmak, üstün olmak anlamına gelmez. Yetkileriniz, açık çek değildir. Adil yargılama sizler için de görevdir. Gizli tanıklar mahkemelerin elemanı değildir. Ülkemizde bugün bir gizli tanık terörü yaşanmaktadır” dedi.

Judo, karate, tekvando dersi...

Avukatlara saldırıların mahkeme salonlarında fiziki boyuta ulaştığını dile getiren Kocasakal, “Duruşma salonları, vuruşma ve muhabere salonlarına dönüşmüştür. Herhalde duruşma salonlarına bizlerin de kask ve kalkanlarla girmesi, avukatlık stajında judo, karate, tekvando gibi derslerin verilmesi gerekecek. Bu dönem mahkeme başkanları, ‘komutan avukatı çıkarın’ ifadeler ile hatırlanacak” diye konuştu.

Avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle soruşturulduğunu kaydeden Kocasakal şöyle devam etti: “Neden bu tür davaları alıyorsunuz sorusuna verilecek tek yanıt ‘size ne’dir. Alışveriş merkezi şeklinde yapılan adliyeler, hakim ve savcıların mülkü olarak görülmekte avukatlar yok sayılmaktadır. Herkes bilsin ki, biz adliyenin kiracısı veya müşterisi değil, sahibiyiz. Adliye de bizim duruşma salonu da. Biz avukatız, hukukçuyuz, güce tapmayız. Hiçbir iktidara biat etmeyiz. Gerekirse kırılız. Eğilip bükülmeyiz. Hiç kimseden emir almayız. Silivri hukukunuzla, bavul hukukunuzla korkutamazsınız. HSYK'nın arzuladığı gibi salonlardan geri geri eğilerek değil, başımız dik çıkarız. ”

Bedel ödemeye hazırız

Kocasakal, avukatların gücünü hukuktan, haktan ve halktan aldığını vurgulayak, “Kutup yıldızımız adalettir, hep onu ararız. Yargıyı yargı, yargılamayı adil kılan biziz. Bizi çiğnemeden hiç bir güç, kanunların, kursülerin arkasına gizlenerek hak ve özgürlükleri boğamaz. Buna izin vermeyiz. Bu uğurda her türlü bedeli ödemeye hazırız. Hiç kimsenin avukatların ve baronun örgütlü ve çelik gücünü sınamaya kalkmamasını tavsiye ederiz. Meslektaşlarımza, meslek onurumuza yapılan her saldırı, hak ettiği cevabı alacaktır” diye konuştu

Eylem zamanı

İstanbul Barosu’nun zorlama davalarla sinmeyeceğini dile getiren Kocasakal, “17 Mayıs bir tekerrür, kralın çıplak olduğunun tescildir. Bugün Orhan Adli Apaydın’ı yargılayanları hatırlayan var mı? Orhan Adli Apaydın’lar Halit Çelenk’ler yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor” dedi.

“Biz avukatız, aramızda ideolojik farklılıklar fikri mücadeler olsada, hukuka, mesleğimize yapılan saldırılar karşısında ideleoljik olarak birleşir, cübbeden sıyrılan tek bir yumruk olur ineriz. Gün ayrılık günü değil, faşizme hukuksuzluğa karşı bir olma günüdür. Artık gücümüzü gösterme eylem zaman” diyen Kocasakal, konuşmasını, Nazım Hikmet’in “Hürriyet Kavgası” şiirinden dizeler okuyarak bitirdi.

Büyük hapishane

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Vedat Ahsen Coşar “Avukatlar susarlar ya da susturulurlarsa ne olur? Avukatlar görevlerini yapamamış olur. Adaletin gerçekleşmesinden, yargıçlar ve savcılar da görevlerini yapamamış olur. Avukatı duruşma salonunda çıkaran tutuklayan, gazetecisini, aydınını susturan, tutuklayan toplum, kendisini de susturur kendisini de tutuklar. Sadece avukatlar değil, devlet adamları, siyasetçiler, hakim ve savcılar, gazeteciler, yurttaşlar da tutukludur. Bir büyük hapishanedir artık orası” dedi.

Victor Hugo’dan mesaj

Avrupa Barolar Konseyi 3. Başkan Yardımcısı Michel Benichou, “Burada bulunma amacım Türk otoritelerinin İstanbul Barosu'na ve Türk avukatlara yönelik tutumunun kabul edilemez olduğunu kararlıkla dile getirmektir. Avukatlar giderek daha fazla tutuklanmakta, aşağılanmakta ve tehdit edilmektedir. Avukatların çoğu müvekklilerinin suç ortağı gibi muamele göremektedir. Bir ülkenin iç politikasına karşımak bana düşmez. Buna karşın hükümetin aşırılıklarına karşı durmayı görev bildiğimi belirtmrk isterim. Adaletin bağımsız olmadığı bir yerde baroların var olması mümkün değildir. Savunmaya yönelik bu saldırıları daha fazla tolore etmeyeceğiz” dedi. Victor Hugo’nun “Her yerde polis var ama hiçbir yerde adalet yok” sözlerinin, Türkiye'nin durumunu tarif ettiğini dile getiren Benichou, Tevfik Fikret’in Millet Şarkısı şiirinden dizeler okudu.

Avukat tutukluysa

Uluslararası Avukatlar Birliği Başkanı Jean Marie Burguburu ise şöyle konuştu: “Polis avukatların barolarını basıyorsa demokrasiden söz edilemez. Avukatların baroları sistematik olarak aranıyorsa burada hukukun üstülüğünden söz edilemez. Avukatlar tutuklanıyorsa, temel özgürlükler büyük bir tehlike içindedir. Baro başkanı ve kurul üyelerine dava açıldığını büyük bir şaşkınlık ve öfkeyle öğrendik. Baro Başkanı Kocasakal'ın baro yönetiminin takındığı cesur tavrına UIA'nın desteğini göstermek için geldim. Yaşasın baroların bağımsızlığı, avukatların bağımsızlığı. Baronun davasına katılmak için bir gözlemci görevlendireceğim.”

Avukatın bağımsızlığı

Alman Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Michael Krenzler, “Avukatın bağımsızlığı öncelikle devletten bağımsızlığını ve devletin talimatlarından bağımsızlığını ifade eder. Bağımsız olmayan bir avukat işini yapamaz. Demokratik bir anayasa devletinde, hukuk mesleğinin bağımsızlığının ve öz yönetim kuruluşlarının hukuk sisteminin siyasi ve sosyal gücün bir aracı olarak istismar edilmeye karşı koruduğu için vazgeçilmezdir. Bu bağımsızlık devletin baskılarından dolayı tehlikeye düşüyorsa Alman Federal Barosu alarma geçer” dedi.

Baro görevinin başında

İstanbul Barosu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Durakoğlu, genel kurulun sonuç bildirgesini okudu. Bildirgede özetle şu ifadeler yer aldı: “Biz avukatız. Adaletin ayrımsız biçimde herkes için gerekli olduğuna inanırız. Özgür bir biçimde 5 ay önce belirlediğimiz irademize sahip çıkıyoruz. Bu iradeyi yalnızca biz değiştirebiliriz. Baro yönetimi görevinin başındadır, seçimle geldiği yerden seçimle gidecektir. Hiçbir kişi ve kurum bu konuda söz söylemeye veya bu durumu değiştirme hakkına sahip değildir. Avukatların demokratik iradesine saldıranlar, çok ağır bir yanıt ve ders alırlar. Özgür irademiz dışındaki her gelişmeyi, örgütümüze dönük bir darbe olarak niteleyeceğimiz bilinmelidir. Baromuzu ve onun yöneticilerini yargılamaya yönelik komplolara da boyun eğmeyeceğiz. 17 Mayıs’ta Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, kamuoyunun da tanık olacağı güç, bükülmeyi reddeden bir özgün haykırış olacaktır. O gün yargılanacak olan baro yöneticileri değil, yargının bizzat kendisidir. Tüm yurttaşlara söz veriyoruz ki; asla egemenlere teslim olmayacağız. Meşru müdafaa hakkımızı sonuna kadar kullanacağız. Bu ülkede avukatlar var”

İstanbul Barosu’nun Olağanüstü Genel Kurulu’nun açılışında konuşan Baro Başkanı Ümit Kocasakal, “Bağımsız yargı, toplumsal düzenin belkemiğidir. Türkiye bu açıda omurilik felci olmuştur. Zulüm yargı eliyle gerçekleşmekteyse bunun adı ileri faşizimdir” dedi. Kurulun, akşam saatlerinde açıkladığı sonuç bildirgesinde ise “Baro görevinin başında. Özgür bir biçimde 5 ay önce belirlediğimiz irademize sahip çıkıyoruz. Biz avukatız. Adaletin ayrımsız biçimde herkes için gerekli olduğuna inanırız” denildi.

Kocasakal, 12 Eylül döneminde İstanbul Barosu Başkanı Orhan Adli Apaydın’dan sonra yargılanan ilk baro başkanı olduğunu söyleyerek, “Tarihin bazı zamanlarında yargılama yapmak ağır gelir, insanı ezer. Yargılanmak ise onur verir, şeref verir, dolayısıyla bu şeref yaşıyoruz. Melseğimiz için bir bedel ödemek gerekirse bu bedeli öderiz” dedi. Hukuk devletinde insanların, sabaha karşı yaka paça gerekçesiz gözaltına alınıp tutuklanmayacaklarını dile getirerek “Hukuk ve yargı, adalete, hakka yönelirse özgürlüklerin ve bireylerin en büyük güvencesi olur. Bugün Türkiye'de güç ve ikitidar savaşlarının arenası haline getirilen, tamamen siyasi iktidarın denetimine giren yargı artık hak ve özgürlüklerin en büyük tehdidi, toplumun kabusu olmuştur. Bağımsız yargı, toplumsal düzenin belkemiğidir. Türkiye bu açıda omurilik felci olmuştur. Zulüm yargı eliyle gerçekleşmekteyse bunun adı ileri faşizimdir” diye konuştu.

Hakimlere ve savcılara seslendi

Konuşması sık sık alkışlarla bölünen Kocasakal şöyle devam etti: “Buradan hakimlere sesleniyorum. Güce boyun eğmeyin, biat etmeyin, cesur olun. Yalnızca hak ve adalete hukuka göre karar verin. İnsanları mesnetsiz, bilinçsiz tutuklayıp hapse atmayın. Yasaları eğip, bükerek bir silah gibi kullanmayın. Varsın sizi meslekten atsınlar, sürsünler biz yanınızda oluruz. Yoksa yarın aynalardan, çocuklarınızın gözlerinden, tarihin ve toplumun vicdanından şaşmaz yargısından kaçamazsınız. Gizlenecek bir yeriniz yok olmayacak.”

Kocasakal, cumhuriyet savcılarına seslendiğini de belirterek “Cumhuriyetin toplumun savcıları olun. Avcı değil, savcı olun. Kürsünün üstünde olmak, üstün olmak anlamına gelmez. Yetkileriniz, açık çek değildir. Adil yargılama sizler için de görevdir. Gizli tanıklar mahkemelerin elemanı değildir. Ülkemizde bugün bir gizli tanık terörü yaşanmaktadır” dedi.

Judo, karate, tekvando dersi...

Avukatlara saldırıların mahkeme salonlarında fiziki boyuta ulaştığını dile getiren Kocasakal, “Duruşma salonları, vuruşma ve muhabere salonlarına dönüşmüştür. Herhalde duruşma salonlarına bizlerin de kask ve kalkanlarla girmesi, avukatlık stajında judo, karate, tekvando gibi derslerin verilmesi gerekecek. Bu dönem mahkeme başkanları, ‘komutan avukatı çıkarın’ ifadeler ile hatırlanacak” diye konuştu.

Avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle soruşturulduğunu kaydeden Kocasakal şöyle devam etti: “Neden bu tür davaları alıyorsunuz sorusuna verilecek tek yanıt ‘size ne’dir. Alışveriş merkezi şeklinde yapılan adliyeler, hakim ve savcıların mülkü olarak görülmekte avukatlar yok sayılmaktadır. Herkes bilsin ki, biz adliyenin kiracısı veya müşterisi değil, sahibiyiz. Adliye de bizim duruşma salonu da. Biz avukatız, hukukçuyuz, güce tapmayız. Hiçbir iktidara biat etmeyiz. Gerekirse kırılız. Eğilip bükülmeyiz. Hiç kimseden emir almayız. Silivri hukukunuzla, bavul hukukunuzla korkutamazsınız. HSYK'nın arzuladığı gibi salonlardan geri geri eğilerek değil, başımız dik çıkarız. ”

Bedel ödemeye hazırız

Kocasakal, avukatların gücünü hukuktan, haktan ve halktan aldığını vurgulayak, “Kutup yıldızımız adalettir, hep onu ararız. Yargıyı yargı, yargılamayı adil kılan biziz. Bizi çiğnemeden hiç bir güç, kanunların, kursülerin arkasına gizlenerek hak ve özgürlükleri boğamaz. Buna izin vermeyiz. Bu uğurda her türlü bedeli ödemeye hazırız. Hiç kimsenin avukatların ve baronun örgütlü ve çelik gücünü sınamaya kalkmamasını tavsiye ederiz. Meslektaşlarımza, meslek onurumuza yapılan her saldırı, hak ettiği cevabı alacaktır” diye konuştu

Eylem zamanı

İstanbul Barosu’nun zorlama davalarla sinmeyeceğini dile getiren Kocasakal, “17 Mayıs bir tekerrür, kralın çıplak olduğunun tescildir. Bugün Orhan Adli Apaydın’ı yargılayanları hatırlayan var mı? Orhan Adli Apaydın’lar Halit Çelenk’ler yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor” dedi.

“Biz avukatız, aramızda ideolojik farklılıklar fikri mücadeler olsada, hukuka, mesleğimize yapılan saldırılar karşısında ideleoljik olarak birleşir, cübbeden sıyrılan tek bir yumruk olur ineriz. Gün ayrılık günü değil, faşizme hukuksuzluğa karşı bir olma günüdür. Artık gücümüzü gösterme eylem zaman” diyen Kocasakal, konuşmasını, Nazım Hikmet’in “Hürriyet Kavgası” şiirinden dizeler okuyarak bitirdi.

Büyük hapishane

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Vedat Ahsen Coşar “Avukatlar susarlar ya da susturulurlarsa ne olur? Avukatlar görevlerini yapamamış olur. Adaletin gerçekleşmesinden, yargıçlar ve savcılar da görevlerini yapamamış olur. Avukatı duruşma salonunda çıkaran tutuklayan, gazetecisini, aydınını susturan, tutuklayan toplum, kendisini de susturur kendisini de tutuklar. Sadece avukatlar değil, devlet adamları, siyasetçiler, hakim ve savcılar, gazeteciler, yurttaşlar da tutukludur. Bir büyük hapishanedir artık orası” dedi.

Victor Hugo’dan mesaj

Avrupa Barolar Konseyi 3. Başkan Yardımcısı Michel Benichou, “Burada bulunma amacım Türk otoritelerinin İstanbul Barosu'na ve Türk avukatlara yönelik tutumunun kabul edilemez olduğunu kararlıkla dile getirmektir. Avukatlar giderek daha fazla tutuklanmakta, aşağılanmakta ve tehdit edilmektedir. Avukatların çoğu müvekklilerinin suç ortağı gibi muamele göremektedir. Bir ülkenin iç politikasına karşımak bana düşmez. Buna karşın hükümetin aşırılıklarına karşı durmayı görev bildiğimi belirtmrk isterim. Adaletin bağımsız olmadığı bir yerde baroların var olması mümkün değildir. Savunmaya yönelik bu saldırıları daha fazla tolore etmeyeceğiz” dedi. Victor Hugo’nun “Her yerde polis var ama hiçbir yerde adalet yok” sözlerinin, Türkiye'nin durumunu tarif ettiğini dile getiren Benichou, Tevfik Fikret’in Millet Şarkısı şiirinden dizeler okudu.

Avukat tutukluysa

Uluslararası Avukatlar Birliği Başkanı Jean Marie Burguburu ise şöyle konuştu: “Polis avukatların barolarını basıyorsa demokrasiden söz edilemez. Avukatların baroları sistematik olarak aranıyorsa burada hukukun üstülüğünden söz edilemez. Avukatlar tutuklanıyorsa, temel özgürlükler büyük bir tehlike içindedir. Baro başkanı ve kurul üyelerine dava açıldığını büyük bir şaşkınlık ve öfkeyle öğrendik. Baro Başkanı Kocasakal'ın baro yönetiminin takındığı cesur tavrına UIA'nın desteğini göstermek için geldim. Yaşasın baroların bağımsızlığı, avukatların bağımsızlığı. Baronun davasına katılmak için bir gözlemci görevlendireceğim.”

Avukatın bağımsızlığı

Alman Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Michael Krenzler, “Avukatın bağımsızlığı öncelikle devletten bağımsızlığını ve devletin talimatlarından bağımsızlığını ifade eder. Bağımsız olmayan bir avukat işini yapamaz. Demokratik bir anayasa devletinde, hukuk mesleğinin bağımsızlığının ve öz yönetim kuruluşlarının hukuk sisteminin siyasi ve sosyal gücün bir aracı olarak istismar edilmeye karşı koruduğu için vazgeçilmezdir. Bu bağımsızlık devletin baskılarından dolayı tehlikeye düşüyorsa Alman Federal Barosu alarma geçer” dedi.

Baro görevinin başında

İstanbul Barosu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Durakoğlu, genel kurulun sonuç bildirgesini okudu. Bildirgede özetle şu ifadeler yer aldı: “Biz avukatız. Adaletin ayrımsız biçimde herkes için gerekli olduğuna inanırız. Özgür bir biçimde 5 ay önce belirlediğimiz irademize sahip çıkıyoruz. Bu iradeyi yalnızca biz değiştirebiliriz. Baro yönetimi görevinin başındadır, seçimle geldiği yerden seçimle gidecektir. Hiçbir kişi ve kurum bu konuda söz söylemeye veya bu durumu değiştirme hakkına sahip değildir. Avukatların demokratik iradesine saldıranlar, çok ağır bir yanıt ve ders alırlar. Özgür irademiz dışındaki her gelişmeyi, örgütümüze dönük bir darbe olarak niteleyeceğimiz bilinmelidir. Baromuzu ve onun yöneticilerini yargılamaya yönelik komplolara da boyun eğmeyeceğiz. 17 Mayıs’ta Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, kamuoyunun da tanık olacağı güç, bükülmeyi reddeden bir özgün haykırış olacaktır. O gün yargılanacak olan baro yöneticileri değil, yargının bizzat kendisidir. Tüm yurttaşlara söz veriyoruz ki; asla egemenlere teslim olmayacağız. Meşru müdafaa hakkımızı sonuna kadar kullanacağız. Bu ülkede avukatlar var”

 
18 Mart 2013 Pazartesi 09:42 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Türker Ertürk
 
Mustafa Önsel
 
Kazım DEMİR
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Attila Aşut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Arslan Bulut
 
Muhammet İKİNCİ
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1647 - Alse Young adındaki bir kadın Amerikan kolonilerinde cadılık suçlamasıyla idam edilen ilk şahıs olmuştur. Young Hartford, Connecticut'ta asılarak idam edilmişti.
1832 - Quebec'te Asya kolerası salgını: yaklaşık 6000 kişi öldü.
1889 - Eyfel Kulesi'nin ilk asansörü halka açıldı.
1894 - Rusya'nın son çarı II. Nikola taç giydi.
1926 - Milli Mücadele'ye katılmayan memurların görevlerine son verilmesine ilişkin kanun kabul edildi.
1938 - Amerikan Karşıtı Faaliyetleri İzleme Komitesi (HUAC)ilk oturumunu yaptı.
1938 - Atatürk, Ankara'dan son kez ayrıldı.
1946 - Belediye seçimleri olaylı geçti. Demokrat Parti, iktidarın seçimde yanlı davrandığı ve seçim güvenliği olmadığı gerekçesiyle seçimlere katılmadı.
1957 - Abant'ta meydana gelen 7,1 büyüklüğündeki depremde 52 kişi öldü.
1963 - İskenderun Gazeteciler Cemiyeti kuruldu.
1966 - Denizli' de gerçekleşen genel kurul toplantısında Çelik Yeşilspor Gençlik ve Pamukkale Gençlik kulüplerinin katılımlarıyla Denizlispor profesyonel futbol kulübü kuruldu.
1968 - Başbakan Süleyman Demirel, "düzeni değiştirmek isteyenler meczuptur, anarşisttir" dedi.
1970 - Sovyetler Birliği yapımı Tupolev Tu-144 süpersonik uçağı, Mach 2 hızını aşabilen ilk ticari hava taşıt aracı oldu.
1972 - ABD ve SSCB arasında balistik füzelerin sınırlandırılması antlaşması imzalandı.
1982 - Yılmaz Güney'in senaryosunu yazdığı Şerif Gören'in yönettiği 'Yol' filmi Cannes Film Festivali'nde büyük ödülü Costa Gavras'ın 'Kayıp' filmiyle paylaştı.
1983 - Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP) kuruldu Genel Başkanlığa Erdal İnönü seçildi.
1993 - Salman Rüşdi'nin 'Şeytan Ayetleri' kitabını yayımlamaya başlayan Aydınlık gazetesi toplatıldı.
1997 - Susurluk'taki kazanın duruşmasında, kamyon şoförü Hasan Gökçe, 6 milyon 420 bin lira para cezası ile DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak'ın ailesine 100 milyon lira manevi tazminat ödemeye mahkum edildi.
1999 - Danıştay Sekizinci Dairesi, başı açık görev yapmayı kabul etmeyen türbanlı memurların, uyarı cezası verilmeden işten çıkarılmasına karar verdi.
2003 - Ukrayna Havayolları'na ait uçak, Trabzon'un Maçka ilçesi yakınlarında düştü. İspanyol Barış Gücü askerlerini taşıyan uçakta 62 asker ile 13 kişilik mürettebat öldü.
2006 - 6.3 büyüklüğündeki Mayıs 2006 Cava Depremi meydana geldi. Depremde en az 5749 kişi öldü, 38,568 kişi yaralandı ve 600,000 kişi evsiz kaldı.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
34
24
3
7
75
2
Fenerbahçe
34
21
9
4
72
3
Başakşehir
34
22
6
6
72
4
Beşiktaş
34
21
8
5
71
5
Trabzonspor
34
15
10
9
55
6
Göztepe
34
13
10
11
49
7
Sivasspor
34
14
7
13
49
8
Kasımpaşa
34
13
7
14
46
9
Kayserispor
34
12
8
14
44
10
Malatyaspor
34
11
10
13
43
11
Akhisar Bld.Spor
34
11
9
14
42
12
Alanyaspor
34
11
7
16
40
13
Bursaspor
34
11
6
17
39
14
Antalyaspor
34
10
8
16
38
15
Konyaspor
34
9
9
16
36
16
Osmanlıspor
34
8
9
17
33
17
Gençlerbirliği
34
8
9
17
33
18
Karabükspor
34
3
3
28
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
24.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu061134404950
 
On Numara
21.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu01020406122428323341445153585965686973757678
 
Sayısal Loto
19.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu030405212434
 
Şans Topu
23.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu060910242712
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:35
  • Güneş04:47
  • Öğlen12:29
  • İkindi16:28
  • Akşam19:50
  • Yatsı21:45
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık