KPSS sonuçları belli oldu.. Tıkla öğren

Ana Sayfa » Güncel » IŞİD'ın eski Türk komutanından çok özel açıklamalar

IŞİD'ın eski Türk komutanından çok özel açıklamalar

Cumhuriyet muhabiri İlhan Tanır'ın 4 yıl önce tanıştığı Suriyeli Said, IŞİD'de komutanlık yaptı. Tanır'ın Gaziantep’te buluştuğu Said “sadece kuzey Halep’te 600 civarında Fransizin o bölgede eğitilip savaştığını" söyledi. Suriye’nin El Bab şehrinde IŞİD’in istihbarat amiri olan Said, militanlarını Türkiye üzerinden Suriye’ye nasıl soktuklarını, Türk istihbaratının IŞİD’le ilişkilerini, IŞİD’in istihbarat kaynaklarını ve daha birçok konuyu anlattı.

 
18 Kasım 2015 Çarşamba 12:56 
Yorum YapYazdır
 
 
IŞİD'ın eski Türk komutanından çok özel açıklamalar

2012 yazında Suriye’ye aynı yıl içinde üçüncü kez giriyordum. Mihmandarım güvenilir referanslarla Antakya’da tanıştığım, beni Kilis’ten Halep’in kuzeyine götüren 50’li yaşlarda Said isimli bir Suriyeli idi.

Uzun yıllar Batı ülkelerinde yaşayan bu adam Suriye’de isyanın silahlı mücadeleye dönüştüğü dönemde El Bab şehrinde Özgür Suriye Ordusu’na bağlılığını ilan eden bir birlik kurmuştu. Antakya-Antep hattında birliğe lojistik ve maddi yardım arıyor, bir yandan da ülkeye girmek isteyen gazetecilere aracılık ediyordu.

Said yanımdaki Amerikalı gazeteci ile beni Halep’in kuzeyindeki el Bab şehrine sokmuş, sonra da güvenli bir şekilde oradaki misafir evinde ağırlamıştı. İki yıl sonra Said’in IŞİD’e katıldığını öğrendim. El Bab şehrinde IŞİD’in istihbarat amiri olmuştu. 2014-2015 yıllarında 11 ay IŞİD’in bu en kuvvetli kolunda çalıştı.

Aylar süren plan

1970’lerde, henüz 20’li yaşlarda bir Batı ülkesine yerleşen, burada akademik hayatta aradığını bulamayan Said üç yıl boyunca bir başka Avrupa ülkesinde lejyonerlik yapmış. Daha sonra da üçüncü bir başka Batı ülkesine taşınarak ticarete giren Said, 2011 yılında Antakya’ya gelerek El Bab’da askeri birlik kurmak için hazırlıklara başlamıştı. Ben tanıştığımda Özgür Suriye Ordusu’na bağlı bu birliği yönetiyordu. Ramazan olmasına rağmen oruç tutmuyordu, Allah inancı ile de ciddi sıkıntıları vardı.

Ancak 2014 yılında askeri ve istihbari tecrübelerinden etkilenen IŞİD liderleri aracılar yoluyla kendisini örgüte katılmaya ikna etmişti. Said de kendi deyimiyle maddi sıkıntılar ve ortada daha etkili bir Suriyeli muhalif grubu bulamadığı için teklifi kabul etmişti. Ancak yoğun ısrarla kabul ettiği göreve başlaması için önce 2 hafta Şeriat dersleri alması gerekti. Yaklaşık 8 ay sonra örgüt liderleriyle anlaşamadığı için IŞİD’den ayrılmaya karar verdi. Ancak planlama aylar sürdü. Sonuçta geçtiğimiz aylarda IŞİD’den kaçarak tekrar kendi birliğini kurdu. Bu Birlik daha çok Esad rejimi ile savaşıyor ama ara sıra IŞİD ile de çatışmaya giriyor. Said, bu birlik için Türkiye’den ve görüştüğü birden fazla Batılı ülkeden maddi yardım aradığını da ekliyor. Said Batılı ülkelerle yakından çalışarak IŞİD güçlerinden ayrılmak için plan yapan diğer askerlerin ve liderlerin kaçışını kolaylaştırmak için de lojistik hizmet veriyor.

Kürtlere karşı tek silah

Said yabancı savaşçıların Türkiye’ye özgürce girip çıktığı dönemle ilgili “Dışardan, özellikle Avrupa’dan gelen yabancı savaşçıları da engelleyen bir Türk hükümeti yoktu. IŞİD Türkiye’den başka ne isteyebilirdi ki?” diyor. Türkiye’nin IŞİD ile neden iyi geçinmek isteyebileceğini sorduğumda Said hiç ikilemeden “Çünkü Kürtlere karşı IŞİD’in önemini ve gücünü biliyor. Daha doğrusu Türkiye’nin Suriyeli Kürtlere karşı kullanabileceği bir başka dolaylı gücü pek yok” diyor. Kürtlere karşı güçlü bir alerjisi var. “Kürtler otonomiden başka bir şey düşünmüyor” diyor.

ANTEP ÇARŞISI’NDA KÖŞE KAPMACA

Seçimlerden kısa süre önce Said’le Gaziantep’te bir araya geldim. İnternet üzerinden yaptığımız yazışmalarda aylar süren ısrarım sonuç vermiş, IŞİD militanı olarak yaşadıklarını anlatmayı kabul etmişti. Antep Çarşısı’na yakın bir otelde randevulaştık. Benden 5 dakika sonra kapıdan girdiğinde yanımdaki fotoğraf makinesi ve sırt çantasını otelin resepsiyonuna teslim etmemde ısrarcı oldu. Yaklaşık 30 dakika havadan sudan konuşarak çarşıda dolaştık, ara sokaklara girip çıkarak yürüdük.

10-15 YIL YAŞLANMIŞ

Nihayet kimsenin takip etmediğine emin olduktan sonra bir kafeye oturduk. Hemen ilk sigarasını yaktı. Gözlerinin altı torbalı idi. Hâlâ yuvarlak gözlükler takıyordu. Saçları düz ve kısa ama sakalı 3-4 günlük idi. Üç yıldan sonra ilk kez gördüğüm Said sanki 10-15 yıl yaşlanmıştı.

PARA ARIYOR

3 yıl önceki çokça kahkaka atan, espriler yapan, hareketli adamdan eser kalmamıştı. Konuşmakta çok isteksizdi. Ancak yeni kurduğu militan grubun finansman zorluğundan bahsederek başladığı sohbet kısa sürede koyuluştu. Yaklaşık 3 saat boyunca IŞİD’de yaşadıklarını tüm detaylarıyla anlattı. Bir tost söyledi ancak tostunu yemek yerine sürekli sigara içti.

Uçağa kamuflajla binecek kadar rahat

Said sahbetimiz sırasında IŞİD’in hüküm sürdüğü topraklarda en kalalabalık grubun Türkler olduğunu öne sürdü. İkinci en kalabalık grubun ise Fransızlar olduğunu anlattı. 600’ü aşkını Fransız savaşçısının Halep’in kuzeyinde birbirine yakın şehirlerde konuşlandığını söyledi. Bu insanların çouğunun Kuzey Afrika kökenli olduğunu da ekledi.

Kamuflajla uçağa

Said, özellikle Kobani savaşı öncesi ve sırasında kendilerine katılan yabancı ve Batılı savaşçıların günde binleri bulduğunu anlattı. Türkiye’ye gelip de, IŞİD topraklarına geçemeyen neredeyse hiçbir yabancı savaşçının olmadığını aktardı.

İstanbul’dan Hatay’a veya Gaziantep’e uçarken uçağa dahi askeri kamuflaj elbiseleri ile binecek kadar rahat hissettiklerini de ekledi. Said bunun Türk yetkililerin gözü önünde, yıllarca sürdüğünü, Türk istihbaratının bu askeri kamuflaj elbiseli, 20’li yaşlardaki batılı gençlerin Suriye sınırlarına neden kendilerini taşıdıklarını bilmemesinin imkânsız olduğunu ifade etti.

IŞİD’e katılan yabancı savaşçı sayısının 2015 yılı ile birlikte düştüğünü, kendisinin IŞİD’i terk ettikten sonra çok daha azaldığını duyduğunu söylerken Said, bunda Türkiye’nin Uluslararası baskı nedeniyle sınır knotrollerini artırmasının da etkili olduğunu söylüyor. Ancak Said’e göre sınırlarda güvenliğin artırılması IŞİD’in taktik değiştirmesini de beraberinde getirdi. IŞİD yetkilileri savaşçılara “Bulunduğunuz yerde saldırı hazırlayın, planlayın, cihad aynı cihad” mesajı vermeye başladı. Said, yabancı savaşçıların propaganda videolarında kendi pasaportlarını yakmalarının ise gösteriden ibaret olduğunu ifade etti.

Said, kendisinin bizzat tanıdığı 2 Fransız ve 2 de İngiliz savaşçının ülkelerine saldırı planlamak üzere IŞİD topraklarından ayrılıp geri döndüğünü ifade etti. Said, bu kişilerle ilgili Fransız yetkiliere, eski bir diplomat aracılığı ile uyarıcı mesaj gönderdiğini ama bununla ilgili kimsenin kendisi ile irtibata geçmediğini de ekledi. Paris saldırılarından sonra bir kez daha sosyal medya aracılığı görüştüğüm Said ‘’IŞİD’in hedefi zaten bu tür saldırılardı. Hiç şüphesiz şimdi hem ilgi hem de cazibesi artacaktır. Avrupa’da da daha çok kimse IŞİD’in askeri olmak isteyecektir’’ dedi.

MELEKLER YARDIM EDİYOR

IŞİD yönetimi altında hayatlarının çok sıkı şekilde takip edildiğini, evinde sigara içmeye devam etmesine rağmen bunu kırbaçlanma korkusuyla gizlice yaptığını anlatan Said IŞİD’in buna rağmen halk arasında adil olduğu için takdir topladığını ifade ediyor. Şeriat mahkemelerinde rüşvet teklif etmek zor. IŞİD lideri Bağdadi’nin bile bir keresinde tarfik kazası nereniyle mahkemeye çıktığı halk arasında sürekli tekrarlanan bir hikaye...

  Kilis'teki iki cami Kaide ve IŞİD için

 

Said’e “IŞİD halen Türkiye’den eleman geçirebiliyor mu? Yoksa tamamen durdu mu’’ diye sordum. Şöyle cevapladı: “Eskisi gibi olmadığını biliyorum. Uzun bir zaman Türklerin de dediği gibi IŞİD’e ‘açık sınır kapısı’ politikası uygulandı (gülerek). Şu anda zaten Tel Abyad’ı Kürtler aldı. Sadece Kilis tarafından eleman sokma imkânları var. Hem El Nusra (El Kaide) hem de IŞİD, Kilis’ten Suriye’ye adam transfer etme çalışmalarına devam ediyorlar. Hatta Kilis’te iki cami vardır (isimlerini istediğim halde vermek istemedi, ‘bilmiyorum’ dedi). Bunlardan biri El Kaide’ye gidenler için, diğeri de IŞİD’e gidecekler için kullanılır. Bu iki camide iki grubun temsilcileri bulunur. Bu camilerden halen Suriye’ye savaşçı geçilir. Sınırlarda IŞİD için çalışanları bulmak çok zor birşey değildir. Sayıları da bir haylidir. Gerek sempatizanları gerekse bizzat çalışanları olsun. Kolay kolay bugünden yarına bu insanları eritebileceklerini sanmam (Konuşma ekim ayının son günlerinde gerçekleşti, cami konuları da Paris saldırılarından önceki durumdur.)’’

Kobane’de yakın işbirliği

Said, Kobane savaşı sırasında Türk istihbaratının IŞİD’le iyi bir işbirliği içinde olduğunu söyledi. “Hiçbir sıkıntımız, sorunumuz olmadı Türk İstihbaratı ile” diye de ekledi. Said’in Türkiye ile ilişkiler adına verdiği ilginç örneklerden biri şöyle: “Kobane’ye giderken şehrimizde ağırladığımız militanların bazıları yaralanarak veya başka nedenlerle tekrar yanımıza geliyordu. Bunlardan biri bana telefonundan Kobane kuşatması sırasında çektikleri fotoğrafları gösterdi. McDonald’s hamburger yiyorlardı. O da fotoğrafın absürdlüğünü anlamıştı. Beraberce kahkaha atmaya başladık. ‘Bunu nereden buldunuz’ diye sorduğumda gülerek ‘Türk İstihbaratı’ dedi. Aslında sormama da gerek yoktu. Kobane’de McDonald’s zinciri yok, Suriye’nin geri kalanında da yok. Kimler bu yemekleri servis etmiş olabilirler? Tabii ki tek adres Türk istihbaratı. Türk istihbaratının McDonald’s dahil her türlü lojistik yardımı uzun süre yaptığını söyleyebilirim.”

Teknik istihbarat çok güçlü

11 ay kadar El Bab’da IŞİD’in istihbarat amirliğini yapan Said, “IŞİD’in en kuvvetli kolu istihbarattır” diyor ve ekliyor: “Bölgelerde esas güç ve kontrol onlarındır. Dokunulmaz zırhları var gibidir. Şehrin polisi ve diğer askerler onlara boyun eğer. Şehirde neler oluyor bilirler, IŞİD rejiminin gözü, kulağı ve en güçlü aktörleridir. Sadece güvenlik ve insan istihbaratı değil, iletişimi de çok yakından takip eden birimleri vardır. Bir nevi teknik istihbarata yatırım yaparlar. Bizler de dahil olmak üzere bilgisayar ve telefonlarımızda yazdığımız her şeyin, bütün iletişim ve mesajlarımızın birileri tarafından takip edildiğini, okunduğunu farzeder ona göre davranırdık.”

Türk istihbaratçı IŞİD emiri

Said, IŞİD’in Suriye-Türkiye sınırında bulunan El-Rai şehrindeki emirin Türk istihbaratından gelme olduğunu iddia etti. Bu kişinin Türk istihbaratından tamamen kopup kopmadığını bilmesinin imkânsız olduğunu ama IŞİD emiri olmasında bir mani görülmediğinin altını çizdi. Said IŞİD’in içinde birçok kişinin Türk istihbaratı ile yakın ilişkide olduğunu tahmin ettiğini de söyledi.

IŞİD’çilerin Türkiye tatili

IŞİD’li grup liderlerinin, kuzeylerinde bir müttefik var gibi konuştuğunu anlatan Said, “Türk tarafı bizim kim olduğumuzu iyi bilirdi. Türk istihbaratı IŞİD üyelerine iyi davranırdı. Birçok IŞİD lideri ya da askeri çatışmalardan uzaklaşarak tatile Türkiye’nin farklı şehirlerine giderlerdi. İstanbul ve Ankara en sık gidilen yerlerdi. Bu seyahatlerin önünde bir engel de yoktu. El Bab’da geçirdiğim 11 aylık dönemde IŞİD içinde hiçbir zaman Türkiye’ye yönelik bir düşmanlık görmedim. Rakka’ya gittim, Halep’te yaşadım. Bu bölgelerdeki gıda malzemelerinin hemen hepsi Türkiye’den” dedi.

Ambulansta saç tıraşı

Said’den Türkiye’den gelen yardımlara başka örnekler vermesini istediğimde şöyle devam etti: “Binlerce IŞİD militanı yıllarca düzenli bir şekilde Türkiye’de bedavaya tedavi edildi. Bu zaten yapılabilecek en büyük yardımdı. IŞİD yaralı militanları ambulanslar içinde Türk hastanelerine götürürken sakal, saç tıraşı da yapardı. Böylece Türk doktorları veya halk Suriyeli İslamcı radikallerin tedavi edildiğini anlamazdı.”

Konsolosa karşı militanlar takas edildi

IŞİD Musul’u ele geçirip oradaki Türk konsolos ve diğer Türk vatandaşları rehin aldığında sadece bir gün içinde kuzey Suriye’deki Özgür Suriye Ordusu’nun farklı grupları tarafından tutsak alınan IŞİD militanlarından düzinelercesinin Türkiye’ye transfer edildiğini anlatan Said, “Bunlara çok iyi bakıldı. Moral verildi. Kurtulacakları söylendi. Bu militanlar daha sonra Türk konsolosluk çalışanları ve ailelerini kurtarma adına yapılan pazarlığın bir parçası olarak Türkiye tarafından değiş-tokuş edildi” diye konuştu.

IŞİD’in Türk bölüğündekiler tamamen öldü

Said ile sohbetimiz sırasında IŞİD’de bir dönem 100-110 militandan oluşan ve Arapçada ‘khatibah’ olarak adlandırılan sadece Türklerden oluşan bir bölük olduğunu anlatıyor. Türk militanların hemen hepsinin Ankara’dan geldiğini söylüyor ama “Hacıbayram’dan mı” soruma yanıt vermiyor. El Bab şehrine 9 kilometre uzaklıktaki “Abla” köyünün o dönemde neredeyse sadece Türk savaşçıları tarafından doldurulduğu için “Türk köyü” olarak anıldığını anlatıyor. Kobane savaşına katılan bölükten kuşatmanın ardından yalnızca 2-3 tanesi sağ kalmış. Said “Türk köyü Türk savaşçıların hemen hepsi ölünce terk edilerek ıssız bir adaya döndü” diyor. Türk bölüğünden sonra IŞİD liderlerinin etnik aidiyete göre yeni bölüklerin kurulması taleplerini veto ettiğini söylüyor.

Canlı bombalar bir odaya kapatılıyor

Said’e kendi birliklerinde intihar bombacısı olup olmadığını da sordum. Bir hatırası şöyle: “Birgün askerlerle eğitimdeydik. Bir toplantı yapıyorduk. Sonra başka, tanımadığım bir IŞİD yetkilisini başka bir bölgeden geldiğini ve sınıfa bir soru sormak istediğini söyledi. İntihar bombacısına ihtiyaçları olduğunu, gönüllü olup olmadığını sordular. Bir kişi elini kaldırdı. O arkadaşı aldılar.” Said, intihar bombacısı olmaya gönüllü olan kimseyi tümüyle radikal hocaların olduğu özel evlere veya kamplardaki özel bir bölmeye kapattıklarını, intihar saldırısı zamanına kadar bu kimsenin fikrini değiştirmemesi için propaganda yaptıklarını aktardı.

Cumhuriyet

 
18 Kasım 2015 Çarşamba 12:56 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
13
7
3
3
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
Trabzonspor
14
5
3
6
18
10
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
11
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
12
Antalyaspor
13
4
4
5
16
13
Alanyaspor
13
4
2
7
14
14
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
13
2
4
7
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
14
1
3
10
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:40
  • Güneş07:28
  • Öğlen12:25
  • İkindi14:46
  • Akşam17:01
  • Yatsı18:37
 
Tarihte Bugün
1774 - Kazak isyanı önderi Pugaçev idam edildi.
1817 - Mississippi, A.B.D. nin 20. eyaleti olarak birliğe katıldı.
1863 - Londra metrosu açıldı.
1898 - İspanyol-Amerikan savaşı sonrası Küba İspanya'dan bağımsızlığını kazandı.
1901 - İlk Nobel ödülleri verildi.
1902 - Mısır'da Nil nehri üzerinde inşa edilen Aswan Barajı hizmete girdi.
1906 - Theodore Roosevelt, Rus-Japon Savaşının sona ermesinde oynadığı arabuluculuk rolünden dolayı, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk Amerikalı oldu.
1923 - İrlandalı şair William Butler Yeats Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1927 - Fransız filozof Henri Bergson Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1929 - Alman yazar Thomas Mann Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1941 - Malaya açıklarında Prince of Wales ve Repulse olmak üzere Kraliyet Donanmasına ait iki zırhlı Japon İmparatorluk Deniz Kuvvetleri'ne bağlı torpido bombardıman uçakları tarafından batırıldı.
1948 - Birleşmiş Milletler Meclisi, İnsan Hakları Bildirgesini kabul etti. Türkiye İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne kabul oyu verdi.
1956 - Macaristan'da çatışmalar başladı, sıkıyönetim ilan edildi.
1964 - Martin Luther King Nobel barış Ödülü'nü aldı.
1970 - Rus yazar Aleksandr Soljenitsin Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1971 - Aralarında Türkiye İşçi Partisi Genel Sekreteri Tarık Ziya Ekinci'nin de bulunduğu 26 sanıklı Devrimci Doğu Kültür Ocakları davasına Diyarbakır'da başlandı.
1975 - Rus bilim insanı Andrey Saharov Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - Uluslararası Af Örgütü Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - İstanbul Toptaşı Cezaevi'nden 9 siyasi tutuklu kaçtı.
1978 - Enver Sedat ve Menahem Begin Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1979 - Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Gürer Aykal görevinden alınmıştı. 10 Aralık günü bu göreve İsmet Kurt'un atanması üzerine Devlet Opera ve Balesi çalışanları Carmina Burana'nın sahnelenmesine katılmama kararı aldı. Kurt iki gün sonra istifa etti.
1979 - Rahibe Teresa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1982 - Günaydın gazetesi yayın hayatına başladı.
1983 - Arjantin'de askeri rejim sona erdi; Arjantin'in 8 yıldan sonra ilk sivil başkanı Raul Alfonsin oldu.
1983 - Polonyalı Dayanışma Sendikası lideri Lech Walesa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1984 - Güney Afrika'lı Piskopos Desmond Tutu Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1987 - Sedat Simavi Basın Ödülü Uğur Mumcu'ya verildi.
1987 - İnsan Hakları Derneği "Genel Af ve Ölüm Cezalarının Kaldırılması" talepli 130 bin imzalı dilekçeyi Meclis Genel Sekreterliği'ne sundu.
1988 - Türkiye'de ilk karaciğer nakli ameliyatı yapıldı. Ameliyatı, Ankara Hacettepe Üniversitesi'nden Prof.Dr. Mehmet Haberal gerçekleştirdi.
1988 - Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in veto ettiği öğrenci affı yasası Meclis'te tekrar kabul edildi. Yasa, üniversitelerde türbana izin veriyordu.
1988 - Mısırlı Necip Mahfuz Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1989 - Aliağa'da çevre şenliği yapıldı.
1993 - Güvenlik kuvvetleri Özgür Gündem gazetesinin İstanbul Kadırga'daki merkezini bastı ve tüm çalışanları gözaltına aldı.
1994 - Yaser Arafat, Shimon Perez ve Yitzhak Rabin Nobel Barış Ödülü'nü aldılar.
1994 - TBMM TV ( Meclis Tv) kuruldu.
2002 - Stanford Üniversitesi insan embriyosu klonlayacağını açıkladı.
2002 - Eski Amerikan Başkanı Jimmy Carter, 1970 lerde Orta Doğu'da sürdürdüğü diplomatik arabuluculuklarından dolayı Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
2002 - Kuzey Kore`den gelen Scud füzeleri taşıyan bir gemi Umman denizinde İspanyol donanması tarafından durduruldu.
2002 - Bangladeş gözaltına aldığı iki Avrupalı gazeteciyi serbest bıraktı.
2003 - İranlı Shirin Ebadi, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk müslüman kadın oldu.
2005 - 10 Aralık Hareketi ilk toplantısını İstanbul Dedeman Oteli'nde gerçekleştirdi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
08.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu040619233854
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
07.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu061017243004
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık