Trabzon Barosu: Halk oylamasında ‘neye evet, neye hayır’

Ana Sayfa » Güncel » İlker Basbuğ'dan flaş açıklama

İlker Basbuğ'dan flaş açıklama

Genelkurmay eski başkanı İlker Başbuğ, görevdeyken cemaat yapılanmasıyla ilgili Başbakan Erdoğan'a bir liste verdiğini ve bu listenin başında, şimdi gözaltında olan İstihbarattan Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer'in olduğunu söyledi.

 
24 Temmuz 2014 Perşembe 21:37 
Yorum YapYazdır
 
 
İlker Basbuğ'dan flaş açıklama

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, gazeteci Nazlı Çelik'in sorularını yanıtladı. Başbuğ, Emniyeti sarsan 'paralel yapı' operasyonu ile ilgili, "Bu gözaltılar sadece 17 ve 25 Aralık süreciyle mi ilişkili kalacak?" diye sordu. Başbuğ, Yılmazer'in, "Başbuğ'un tutuklanması talimatını Başbakan verdi" sözlerini ise "İnanmıyorum' diyerek değerlendirdi.
''Paralel yapı'ya yönelik operasyonları izlerken neler hissettiniz?" sorusuna, "Karmaşık duygular içindeyim" yanıtını veren Başbuğ’un, çok konuşulacak röportajının ilk bölümü şöyle.

"ADİL YARGILANSILNLAR"

Nazlı Çelik: Türkiye ‘gözaltı dalgası’ deyimiyle Egenekon'da tanışmıştı. ‘Paralel yapı’ya yönelik operasyondaki gözaltıları gördüğünüzde ne hissettiniz?
İlker Başbuğ: Samimi olarak söylemek gerekirse, karmaşık ve tuhaf duygular içindeyim. Neden derseniz, bir tarafta Ergenekon, Balyoz, Oda tv, Poyrazköy gibi davalarda önemli rol oynadıkları ifade edilen o günün polis şefleri gözaltında. Diğer tarafta, özellikle gözaltına alınma süreçlerinde yaşananlara bakarsanız, insanı tedirgin eden bir durum. İnsanı çok mutlu eden görüntüler değil. Tabi şunu da ifade etmek lazım, ‘efendim bu görüntüler daha önce de yaşandı’. Evet ama, daha önce yaşanan yanlışlıklar bugünün yanlışlıklarına mazeret olmamalı.
Dolayısıyla ben gerçekten karmaşık düşünceler içindeyim. Hatırlarsınız, 7 Mart 2014 günü cezaevinden çıkarken, ‘Bizlere gerçekten büyük haksızlık, büyük zulüm yapıldı. Ama, bütün bunlara rağmen biz hiçbir zaman intikam ve kin duyguları içinde değiliz' demiştim. Ama bir isteğimiz var. TSK'ya karşı yapılan, yaşatılan bu komploların mutlaka planlayıcılarının, icracılarının ve destekleyicilerinin bulunup adalet karşısına çıkarılarak adil yargılanmasını istiyoruz. Bizim isteğimiz bu.
NÇ: Başbakan operasyonun genişleyebileceğini söyledi, bundan sonraki süreçle ilgili ne düşünüyorsunuz?
İB: Süreci takip ediyoruz. Aslında ilk sorunuzun devamı olarak bir noktaya değinmek isterim. Ben 6 Ocak 2012 günü tutuklanmıştım. Tutuklanmamdan önce benim hakkımda 4 Ocak 2012 tarihli bir tespit raporu hazırlanıyor. Bu raporu hazırlayan, şu anda gözaltına alınanlardan biri. Rapora bakıyoruz 41 sayfa. Sonra, savcının benimle ilgili hazırladığı iddianameye bakıyoruz, 39 sayfa. Bu da işin bir garip yönü. Yani hep söylendi ya, ‘polisler raporları hazırladılar’ diye. Tespit tutanaklarını hazırladılar ve bunlar adeta iddianameye dönüştü. Bu da bir noktada insanı gerçekten düşündürüyor.
Sorunuzla devam edersek, salı günü gerçekten büyük boyutta emniyet güçlerine yönelik gözaltı olayları yaşadık ve devam da ediyor. Şimdi burada önemli olan soru bence şu: Salı günkü gözaltıların amacı ne? Acaba bu gözaltılar sadece 17 - 25 Aralık süreciyle mi ilişkili olacak ya da daha açık bir deyimiyle bu gözaltılar 17 - 25 Aralık süreciyle mi sınırlı kalacak. Bu tabiki doğru ve uygun yaklaşım olmaz. Ben böyle düşünüyorum.
Bizim düşüncemiz, arzumuz ve isteğimiz, başta da ifade ettiğimiz gibi, bu gözaltına alınan emniyet mensuplarının büyük bölümünün silahlı kuvvetlere karşı yürütülen komplo davalarında rol aldığını görüyoruz...

 

"17-25 ARALIK’LA SINIRLI KALMAMALI"

NÇ: Siz bu mücadelenin neresindesiniz?
İB: Biz şunu istiyoruz. Silahlı kuvvetlere karşı işlenen komploların müsebbibleri de ortaya çıkartılsın ve yargılansın. Bu konuda atılacak adımların yanında oluruz. Gayet tabi buna karşı pozisyon almamız söz konusu değil. Yanında olmamız ve desteklememiz lazım, bunda hiç tereddüt yok.
Bu soruşturmalar, 17 - 25 Aralık olaylarıyla sınırlı kalmamalı. Bu fevkalade yanlış olur. Bu arada yeri gelmişken şunu söylemekte yarar var. Biz Türkiye'de her olayda olduğu gibi bu olayda da toplama bakıyoruz. Siyah - beyaz gözlüğüyle bakılıyor. Artık siyah - beyaz gözlüğüyle bakmaktan vazgeçmeliyiz. Ne demek mi istiyorum. Diyorum ki; önümüzdeki süreçte TSK'ya karşı yapılanların planlayıcıları, icracıları, destekleyicileri adalet karşına çıkarılsın. Bunun yanında, iddia edildiği gibi 17 -25 Aralık sürecinde de komplolar yapılmış ise, bu komplonun müsebbibleri de ortaya çıkarılsın, yargı karşısına çakırılsın.
Ama bunun yanında, 17-25 Aralık sürecinde ileri sürelen ididalar da incelensin, bunlar da açıklığa kavuşturulsun. Dolayısıyla olaya bir bütün olarak bakmak lazım. Sadece kendi açınızdan baktığınız takdirde, siyah ya da beyaz görüyorsunuz. Anlatmak istediğim bu.

 

"RAPORLARDA YER ALIYORDU"

NÇ: TSK’ya yönelik yapılan tüm operasyonlarda ‘paralel yapı’ ya da cemaat hep dillendirildi. Siz ‘paralel yapı’yı ne zaman tehdit olarak gördünüz?
İB: MİT'in, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün istihbarat raporlarına baktığınız zaman, cemaatle ilgili bilgiler son yıllara kadar yer alıyordu. Biz bunları görüyorduk. Bu raporlarda yer aldığına göre risk ve tehdit olarak görülüyordu. Dolayısıyla bu durum yeni bir şey değil. Yıllarca görülen ve yaşanan bir durum.
Ben hep şunun altını çizmek istiyorum, milli ordu. TSK milli ordudur ve milli ordu niteliğine zarar verecek her türlü risk ve tehditle mücadele etmek komutanların görevidir. Milli ordu dediğimiz zaman da, hep söylediğim gibi; ne etnik farklılıklar ne mezhep farklılıkları olmamalıdır.
Demek ki devlet cemaati risk olarak görmüş. Son yıllar hariç, MİT ve EGM raporlarına bakarsınız maddelerden biri cemaatle ilgilidir. Benim Genelkurmay Başkanlığı dönemimde üzerinde durduğum konu, milli ordudur. Milli orduda ne etnik ne de mezhepsel ayrımcılık vardır. Dışarıdan gelecek her türlü tehditlere karşı mücadale etmek komutanların görevidir. Bu nedenle, özellikle Genelkurmay Başkanı olarak 14 Nisan 2009'daki yıllık değerlendirme toplantısında cemaat konusuna açıkca değinmiştim.

 

"BAŞBAKAN’A LİSTE VERDİK"

NÇ: Genelkurmay Başkanılığı döneminde Başbakan ile yakın çalıştınız. ‘Paralel yapı’yla ilgili Başbakan ile paylaşımınız oldu mu?
İB: TSK'ya karşı yargı ve polis yoluyla yürütülen operasyonları yaşamaya başlayınca, bu operasyonun arkasında kimlerin olduğunu imkanlarımız dahilinde araştırmaya çalıştık. Çeşitli yerlerden aldığımız bilgiler, özellikle bu kompla operasyonunun arkasında emniyetteki bazı polis şeflerinin olduğunu gösteriyordu. Çeşitli kanallardan aldığımız bilgiler dahilinde, emniyetle ilgili bir liste hazırladık. Tabi düşünce ve endişelerimizi birkaç defa sayın Başbakan’la paylaştım. Ve bu polislerle ilgili kendisine bir liste verdik. Hatırladığım kadarıyla, bu listenin başında da, Ali Fuat Yılmazer var. Kendisi aldı, ilgileneceğini söyledi. Sonuç alamadık, gelişme olmadı.
NÇ: ‘Daha fazlası yapılabilirdi’ diyor musunuz?
İB: Evet yapılabilirdi. Bu polis şeflerinden bazıları Ahmet Şık ve Nedim Şener olayından sonra görevden alındı. Bunlar daha önce görevden alınabilirdi.
NÇ: Cezaevinden çıktıktan sonra Başbakan ile yüzyüze görüştünüz mü?
İB: Cezaevinden çıktığım akşam Sayın Başbakan beni aradı, telefonla görüşmemiz oldu. Bu görüşme esnasında, bir zaman diliminde benimle görüşmeyi azru ettiklerini söylediler. Ama bu görüşmenin gerçekleşmesi açısından karşı tataftan bir talep olmadı.

 

"BAŞBAKAN NET BİR TAVIR ALMADI"

NÇ: Geriye dönüp baktığınızda, bir kırgınlık, kızgınlık var mı?
İB: Kimseye karşı kırgın olduğumu ifade edemem. Ancak, TSK komutanlığı yapmış biriyim. Dolayısıyla, TSK boyutuyla baktımda bizi rencide eden çok önemli konular var. Bunlardan bir tanesi, Genelkurmay Başkanı’na terör örgütü yeneticisi denmesi. Benim gibi yaptıkları çok ortada olan, sözleri ve davranışları herkes tarafından bilenen bir kişiye, darbeci denilmesi beni çok rahatsız ve rencide etti.
İki sene Kara Kuvvetleri Komutanlığı, iki sene Genelkurmay Başkanlığı yaptım. Özellikle Genelkurmay Başkanlığı döneminde neredeyse her hafta Sayın Başbakan’la bir araya geldik. Bana ‘siyasiler arasında sizi en yakıyan tanıyan kimdir?’ diye sorulsa, Sayın Başbakan'ın tanımış olmam gerekir derim. Ben 26 ay tutuklu kaldım, az bir süre değil.
NÇ: Sayın Başbakan, sizin tutuksuz yargılanmanız konusunda defalarca açıklama yaptı... İB: Tutukluluk durumuma karşı net tavır aldı, bunda hiçbir tereddüttüm yok ancak bu tutukluluk 26 ay sürdü ve Sayın Başbakan bu süreçte, özellikle benim ve karargahımın darbeci olarak nitelenmesine karşı net bir tavır almadı. Burada da net bir tavır almasını beklerdim.
Tutukluluk konusunu sordunuz, o konuya da açıklık getirmek lazım. Tutukluluğum polemik konusu yapıldı. Buna da bir açıklık getirelim. Ali Fuat Yılmazer'in açıklamaları oldu yakın bir zamanda. Ben 6 Ocak 10212 günü tutuklandım, cuma günü. Ben tutuklanacağımın haberini bir hafta önce aldım. Bir kaynak tarafından bilgi geldi, genellikle sağlıklı bilgilerdir ve doğru da çıktı. Bazı çevreler tutuklanmama bir hafta önce karar vermiş.
Ali Fuat Yılmazer'in benim tutuklanmamla ilgili açıklamaları var, bunların üzerinde durulması gerektiğini düşünüyorum. Ali Fuat Yılmazer, ‘Başbuğ ile ilgili Başbakan talimat verdi’ dedi. Yani tutuklama talimatını Başbakan’ın verdiğini söyledi...
‘Başsavcıvekili telaşlanarak bana geldi, böyle birşey var; benim ne yapmam lazım diye bana sordu. Dosya gereği neyse onu yapın dedim’ dedi. Bu konuşmalardaki ifadeler gerçekten çok vahip. Bir gerçeği ortaya çıkarıyor. Yani savcı, tutuklama kararı verip vermeden önce gidip emniyet mensubuna soruyor. Siz şimdi bunu nereye oturtacaksınız. Gerçekten çok vahim. Polis müdürüne sorması üzerine daha fazla söylenecek birşey olacağını düşünemiyorum. Hukuk yerle bir edilmiş, daha ne konuşacağız, ne söyleyeceğiz...
Başbakan Ali Fuat Yılmazer'in açıklamalarını hemen yalanladı. ‘A’dan z'ye kadar yalan’ dedi. Daha sonra bana getirenen bilgiler işığında Başbakan'ın benim tutuklanmama yönelik böyle talimat verdiğine de inanmıyorum.

 

"TARİHLER YALAN SÖYLEMEZ"

NÇ: Bugün TSK’ya karşı komplaları daha iyi anladığınızı söyleyebilir misiniz?
İB: Kesinlikle. Komplodaki bazı köşe taşlarını dikkate sunmakta yarar var. Şöyle ifade etmeye çalışacağım.
Tarihler yalan söylemez. tarihleri karşınıza koyun, olayları daha iyi anlıyorsunuz. Olayların içindeyken fark edemiyorsunuz.
9 Kasım 2002'de Şemdinli olayı var, Ergenekon'un ön prototipi. 2006 yılına geliyoruz, Cumhuriyet Gazetesi’ne el bombası. 3 sefer peşpeşe. Niye bu önlenemedi? 17 Mayıs'a geliyoruz, Danıştay cinayeti. Danıştay’ın hemen akabinde Atabeyler. Suikast kime, Başbakan'a. 2007 önemli yıl; Hrant Dink olayı. Ben aynı kanaati taşıyorum, cinayetteki parde arkasının açıklığa kavuşturulması gerek. Sabri Uzun, dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı. ‘Bilgi, rapor bana iletilmedi’ diyerek Ali Fuat Yılmazer'i suçluyor...

 
24 Temmuz 2014 Perşembe 21:37 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
22
15
5
2
50
2
Başakşehir
22
13
7
2
46
3
Galatasaray
22
12
4
6
40
4
Fenerbahçe
22
10
8
4
38
5
Antalyaspor
22
10
5
7
35
6
Trabzonspor
22
9
5
8
32
7
Osmanlıspor FK
22
7
9
6
30
8
K.D.Ç. Karabük
22
9
3
10
30
9
Konyaspor
22
7
8
7
29
10
Bursaspor
22
8
4
10
28
11
Kasımpaşa
22
8
4
10
28
12
Akhisar Bld.
22
7
6
9
27
13
Gençlerbirliği
21
6
8
7
26
14
Kayserispor
22
7
4
11
25
15
Alanyaspor
22
7
4
11
25
16
Ç. Rizespor
22
5
5
12
20
17
Adanaspor
22
4
5
13
17
18
Gaziantepspor
21
4
4
13
16
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:08
  • Güneş06:48
  • Öğlen12:45
  • İkindi15:53
  • Akşam18:19
  • Yatsı19:49
 
Tarihte Bugün
1430 - Osmanlı Padişahı II. Murad, Selanik'i fethetti.
1565 - Rio de Janeiro şehrinin kuruluşu.
1803 - Ohio, ABD'ye 17. eyalet olarak katıldı.
1811 - Kavalalı Mehmet Ali, Memlûkleri Kahire Kalesine davet edip imha etti.
1815 - Napolyon, Elba'daki sürgünden Fransa'ya geri döndü.
1867 - Nebraska, ABD'ye 37. eyalet olarak katıldı.
1881 - Rus Çarı II. Aleksandr Narodniklerce öldürüldü.
1896 - Henri Becquerel, radyoaktiviteyi keşfetti.
1912 - Albert Berry, bir paraşüt ile uçaktan atlayan ilk kişi oldu.
1919 - Güney Kore'nin tek taraflı bağımsızlık ilanı
1921 - Mehmet Akif Ersoy'un sözlerini yazdığı "İstiklâl Marşı", Maarif Vekili (Milli Eğitim Bakanı) Hamdullah Suphi Bey tarafından Mecliste ilk kez okundu.
1921 - Türk-Afgan dostluk antlaşması imzalandı.
1923 - Mustafa Kemal Paşa, TBMM'nin yeni çalışma dönemini açtı. Mustafa Kemal'in açış konuşmasını mecliste dinleyiciler balkonundan izleyen Latife Hanım, meclise gelen ilk kadın oldu.
1923 - Ali Fuat Cebesoy tekrar TBMM ikinci başkanlığına, Erzurum mebusu Hüseyin *Avni Bey (Ulaş) birinci başkan vekilliğine, Konya mebusu Musa Kâzım Efendi ikinci başkan vekilliğine seçildiler.
1925 - Anadolu Ajansı Türk Anonim Şirketi kurularak, AA şirket statüsüne kavuştu. Ahmet Ağaoğlu, AA'nın ilk Yönetim Kurulu Başkanı, Alaeddin Bey ilk Genel Müdürü oldu.
1926 - İtalyan yasaları esas alınarak hazırlanan yeni Türk Ceza Kanunu, TBMM'de kabul edildi.
1929 - İstanbul Boğazı kuzeyden gelen buz kütlelerinin hücumuna uğradı. Buzların yoğunluğu nedeniyle vapurlar çalışamadı.
1931 - Troçki'nin Büyükada'da kaldığı Arap İzzet Paşa Yalısı yandı.
1935 - TBMM 5. dönem çalışmalarına başladı. Atatürk, 4. kez Cumhurbaşkanı seçildi. TBMM'de ilk kez 18 kadın milletvekili yer aldı.
1936 - ABD'de Hoover Barajı'nın inşaatı tamamlandı. O tarihte dünyanın en büyük beton yapısı ve en büyük hidroelektrik santraliydi.
1940 - Fransız yazar Pierre Louys'in, Afrodit adlı romanının Türkçe çevirisi hakkında "müstehcen yayın" gerekçesiyle dava açıldı.
1940 - Bulgaristan Mihver devletleri'ne katıldı.
1947 - Uluslararası para fonu (International Monetary Fund, IMF) finans işlemlerine başladı.
1947 - İffet Halim Oruz'un çıkardığı Kadın gazetesi yayına başladı. Gazete, 1979 yılına kadar, 32 yılda 1125 sayı olarak çıktı.
1951 - Afyon'un Sandıklı ilçesinde Grip salgınından 22 kişi öldü.
1951 - Hastalık ve Analık Sigortası Yasası, İstanbul, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerinde yürürlüğe girdi.
1953 - Stalin kalp krizi geçirdi. Dört gün sonra da öldü.
1954 - Porto Riko'lu milliyetçiler ABD temsilciler meclisine saldırdı, beş senatör yaralandı.
1958 - İzmit Körfezi'nde çalışan Üsküdar vapuru, saatteki hızı 130 kilometreyi bulan kasırga yüzünden Soğucak mevkiinde battı. Resmi rakamlara göre 300'e yakın yolcudan, çoğu İzmit Lisesi ve İzmit Endüstri Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere 272 kişi öldü.
1959 - Kıbrıs'a dönen Makarios Kıbrıslı Rumlar tarafından büyük bir tezahüratla karşılandı.
1960 - 1000 siyah öğrenci, ABD'nin Alabama eyaletinde ayrımcılığı protesto etti.
1963 - İstanbul Boğazı'nda Dolmabahçe açıklarında çarpışan iki Sovyet tankerinden denize sızan ince mazotun alev almasıyla Yüzer Karaköy İskelesi ve Kadıköy vapuru yandı.
1964 - Milli Birlik Komitesi'nden çıkarıldıkta sonra Ottawa Büyükelçiliği danışmanlığına atanmış olan 14'lerden Orhan Kabibay, yurda dönüşünde tutuklandı.
1966 - SSCB uzay sondası Venera 3, Venüs yüzeyine çarparak düştü.
1966 - Baas Partisi, Suriye'de yönetimi ele geçirdi.
1968 - Milli Bakiye usulünü kaldıran yeni Seçim Kanunu TBMM'de kabul edildi.
1971 - Ankara, Ege ve Diyarbakır Tıp fakülteleri asistanları oturma eylemine başladı.
1971 - Türkiye'nin ilk çoban boykotu, Konya'nın Sazgeçit köyünde başladı.
1971 - Batman'da 3 bin işsiz, rafineriyi işgal etti.
1974 - Tiyatro sanatçısı Hüseyin Kemal Gürmen 73 yaşında öldü.
1975 - Avustralya'da renkli televizyon yayınları başladı.
1977 - Hükümet 1977'de üç kez devalüasyon yaptı. Sanayici ve işadamları tarafından gecikmiş bir uygulama olarak değerlendirildi. Alman Markı 50 kuruş, Amerikan Doları ise 1 lira değer kazandı.
1978 - Charlie Chaplin'in cenazesi İsviçre'deki mezarlıktan çalındı.
1978 - Adnan Menderes'in oğlu, Adalet Partisi Aydın Milletvekili Mutlu Menderes trafik kazası sonucu öldü.
1979 - Başbakan Ecevit ülkenin içinde bulunduğu bunalıma dikkat çekerek, "Ekonomiyi düzeltmek için zam şarttır" dedi.
1980 - Voyager 1 uzay sondası, Satürn'ün Janus adlı Ay'ının varlığını tescil etti.
1980 - Hacı Ali Demirel ve oğlu Yahya Demirel hakkında döviz kaçakçılığı suçundan yeni bir dava açıldı. Sanıklar hakkında1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
1982 - Erol Toy'un, "Aydınımız, İnsanımız, Devletimiz" adlı kitabının basımı ve dağıtımı yasaklandı.
1984 - TBMM'de sıkıyönetimin 13 ilde kaldırılmasını, 54 ilde ise 4 ay süreyle uzatılması kararlaştırıldı. Başbakan Turgut Özal yaptığı açıklamada, "Olaylarda yüzde 99 azalma var. Ancak aşırı sol ve bölücü örgütler faaliyetlerine yeraltında devam ediyorlar"
1987 - Türkiye, Yunanistan'ın Bern Deklarasyonu'nu çiğneyerek Ege'nin ihtilaflı kıta sahanlığında petrol aramalarına başlaması durumunda, misillemede bulunacağı konusunda Atina'yı uyardı.
1990 - Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal'ın da ortakları arasında olduğu ilk özel TV kanalı Magic Box, Eutelsat F 5 uydusundan test sinyali yaylnlamaya başladı.
1992 - Türkiye'nin ikinci özel TV kanalı ve yarışma programlarıyla ünlü Show TV yayın hayatına başladı.
1992 - İstanbul Kuledibi'ndeki Neve Şalom Sinagogu'na bombalı saldırıda bulunuldu.
1992 - Bosna-Hersek, referandum sonrasında, Yugoslavya'dan ayrılarak bağımsızlık kararı aldı. Ancak 3 Mart'ta, Sırp kuvvetleri, Bosna'nın kuzeyindeki Bosanki Brod'u bombaladı ve silahlı çatışmalar başladı.
1994 - Nirvana son konserlerini Münih'te verdi.
1996 - Harçları protesto eden öğrenciler İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni 30 saat işgal ettiler. Eylem sonrası çıkan olaylarda 100 öğrenci gözaltına alındı.
1996 - Uluslararası Narkotik Kontrol Stratejisi Raporu'nda, Türkiye kara para aklayan ülkeler arasında sayıldı.
1997 - İstenmeyen adam ilan edilen İran'ın Erzurum Başkonsolosu Said Zare ülkesine geri döndü. İran'da misilleme olarak Türkiye'nin Tahran Büyükelçisi Osman Korutürk ile Urumiye Başkonsolosu Ufuk Özsancak'ı istenmeyen adam ilan etti.
2000 - TBMM İnsan Hakları Komisyonu üyeleri, İstanbul Küçükköy Karakolu'na yaptıkları baskında bir adet Filistin askısı buldu. El konulan işkence aleti Ankara'ya götürüldü.
2002 - ABD kuvvetleri Afganistan topraklarına girdi.
2003 - Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesine, yabancı silahlı kuvvetler unsurlarının 6 ay süreyle Türkiye'de bulunmasına izin verilmesine ilişkin başbakanlık tezkeresi, TBMM'nin kapalı oturumunda reddedildi.
2005 - Türkler: Bir İmparatorluğun Mimarları ve Mimar Sinan'ın Dehası adlı fotoğraf sergisi Londra'da açıldı.
2006 - İngilizce Wikipedia, Jordanhill railway station maddesiyle bir milyonuncu maddeye erişti.
2009-Ciner - Yayın Holding bünyesinde ve Fatih Altaylı'nın editörlüğünde yayınlanan Gazete Habertürk yayına başladı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
23.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051920293640
 
On Numara
27.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu09111316171823303235374041434754577072737680
 
Sayısal Loto
25.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu132025283048
 
Şans Topu
22.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu162027283105
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık