Üniversiteye girişte tek sınav geliyor

Ana Sayfa » Güncel » İlker Başbuğ'dan çok çarpıcı açıklamalar

İlker Başbuğ'dan çok çarpıcı açıklamalar

İlker Başbuğ'dan olay yaratacak açıklamalar. Gazeteport yazarı Mete Yarar herkesin dilinde doladığı ancak soramadığı soruları sordu, Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ yanıtladı.

 
21 Temmuz 2014 Pazartesi 05:48 
Yorum YapYazdır
 
 
İlker Başbuğ'dan çok çarpıcı açıklamalar

Hepimizin bildiği bir deyim vardır ya hani. “Ah o sarı öküzü vermeyecektik” diye. Bu deyimi çoğunlukla da olayların başlangıcında yapılan ilk hata için kullanırız. Görünen o ki, toplum olarak hatayı bulmaktan çok suçluyu bulmayı seviyoruz. Bu nedenle de feda edilen ilk kişiyi ve feda edeni bulmak magazinsel olarak daha fazla ilgimizi çekiyor. Peki, TSK’nın son yedi yılda yaşadığı derin travmanın asıl suçlusu sizce kimdi? Yazı dizimizin ilk bölümünde ben de büyük çoğunluğun isteğine uyarak, Sayın İlker Başbuğ’a daha medeni bir şekilde sorumu sordum. “Bu olayların başlamasında ve buraya doğru evrilmesinde personeli feda ettiğinizi düşünüyor musunuz” diye… Gözlerinde acı bir ifade varken dudaklarında küçük bir gülümseme ile anlatmaya başladı. O anlattıkça ben de sormaya devam ettim.

-
Ben yalnızca kendi dönemimle ilgili sorumluluk alabilirim, ama benim dönemimde yaşanan büyük sorunların ana kaynağı benim dönemimle ilgili değildi. Bu yaşanan süreçlerin doğru anlaşılması ve birilerinin personelini feda etmesinden çok, benim yapabileceğim ne vardı, istersen ona bakalım.

-
Hangi konuları kastediyorsunuz?

2005’te Şemdinli olayları oldu. Savcı tarafından hazırlanan iddianame adeta Ergenekon iddianamesinin bir prototipi gibiydi.
Sonuçta, adli mahkemeler ağır cezalara hükmetti. Emekli ve muvazzaf askeri personelin adli mahkemelerde yargılanmasına ilişkin yakın tarihteki ilk örnekler, 18 Şubat 2006’da “Sauna Çetesi” ile 31 Mayıs 2006’da “Atabeyler” adlı davalardır. Böylece belki de, ilk defa muvazzaf askerler sivil yargı karşısına çıktı ve yargılandı.

18 Eylül 2008’de, yani ben Genelkurmay Başkanlığı görevine başladıktan neredeyse iki hafta sonra; Teğmen Mehmet Ali Çelebi Ergenekon davası kapsamında gözaltına alındı. Onun durumu K.K.K.lığı tarafından incelendi, maalesef bilgi yetersizliğinden dolayı, durumu net olarak anlaşılamadı.


15 Haziran 2009’da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Alb. Dursun Çiçek’i ifade vermeye çağırdı. İtiraz ettik. İstemlerini geri çektiler.

Emekli personelin gözaltına alınmalarını medyadan öğreniyorduk. Muvazzaf personelin durumu ise farklıydı. İddianameler açığa çıkmadan, onları görmeden açık tavır alınması zordu. Unutmayın iddianameleri gördükten sonra net tavır aldığımız olaylar çoktur. Örneğin, Erzincan soruşturmasında, 3.Ordu Komutanına açıkça kefil olduğumuzu söyledik.

Muhtemelen hatırlarsınız amirallere suikast diye bir dava açılmıştı. Bu dava da halkımıza bir grup genç subayın üstlerine karşı suikast planladığı şeklinde aktarılmıştı. Bu davanın iddianamesi elimize geldiğinde ben de başından sonuna kadar okumuştum. Okuduğumda hayretler içinde kaldım. İddianamenin bir yerinde amirallere suikast ile ilgili bir bölüm bulunmasına rağmen, sanıklar ile ilgili istenen ceza istemleri içinde suikast ile ilgili bir ceza istenmemişti. Bu ve buna benzer durumlarda bizler de hukukun içinde kalarak gerektiğinde konuşarak, gerektiğinde muhatapları ile görüşerek personelimizin haklarını korumaya çalıştık. Defalarca bir komplodan bahsetmiş olmamıza rağmen o dönemde maalesef muhataplarımız tarafından olayları büyütmek ve abartmakla suçlandık.

Anladığım kadarıyla görev döneminizle ilgili olarak siz elinizden geleni yaptığınızı söylüyorsunuz. Peki, bu kadar mücadele ederken bu tutuklamalar nasıl gerçekleşti? (Sayın Başbuğ uzun bir süre cevap verip vermemeyi düşündükten sonra bana dönerek anlatmaya devam etti)


İlk konuşmamda size bir şey söylemiştim. “Bütün süreçleri kronolojik bir şekilde bakarak değerlendirin” diye boşuna söylemedim. O dönemde değişen ceza hukuku ile ilgili maddeleri, bir şekilde okumanızı tavsiye ederim. Hangi kanunlar değişmiş ve ne zaman değişmiş bir baksınlar isterim. Personelin lehine her itirazımız da baktık ki çok kısa bir süre sonra bunu bertaraf eden bir kanun çıkarılmış.  Benim bu değişiklikten sonra yapabileceğim tek şey kalmıştı, o da tarihe not düşmek. Bu anlamda sık sık basın toplantıları düzenleyerek halkımızı birinci ağızdan bilgilendirmeye çalıştım.


Sanırım siz şunu söylemeye çalışıyorsunuz. Aslında sarı öküz hepimizindi. “Sahip çıkamadıysak bizler çıkamadık” diyorsunuz. Doğru mu anladım? (Sayın Başbuğ bu sorum üzerine yalnızca gülümsedi)

- Sizlere söyleyebileceğim tek şey ben görevi bıraktığımda cezaevinde çok az sayıda personelimiz tutuklu bulunuyordu. Karar halkımızın.

Ben de kendimce bir yorum yapma hakkımı kullanacağım. Dönemin Genelkurmay başkanları içinde en ağır bedeli ödeyen, 26 ay hapiste yatan ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan bir insana sizin zorunuzla bu soruyu sorduğum için kendime biraz kızıyorum. Ama Sayın Başbuğ’un yanıtlarının en azından bir kapıyı aralayacağını, bir kurumun kendini iyileştirmesini başlatacağını umuyorum.

YARIN: KOZMİK ODA’YA GİRİLMESİNE NEDEN İZİN VERDİ?

 
21 Temmuz 2014 Pazartesi 05:48 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Mustafa Önsel
 
Türker Ertürk
 
Nihat Genç
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1364 - 11.000 kişilik Osmanlı Ordusu ile 20.000 kişilik Haçlı Ordusu Sırpsındığı Savaşı'nda karşılaştı.
1930 - Adana'da Ahali Cumhuriyet Fırkası kuruldu.
1932 - Türk Dil Kurultayı toplandı. Yüzyıllar boyunca Türk diline giren yabancı kelimeler Türkçe'den arındırıldı. Dil Bayramı ilk kez kutlandı.
1938 - Atatürk, Dolmabahçe Sarayı'nda hafif bir rahatsızlık atlattı.
1940 - Türk-Rumen Ticaret Antlaşması imzalandı.
1941 - II. Dünya Savaşı'nda Kiev Muharebesi sonuçlandı.
1947 - İngiltere, Filistinlilerle Yahudilerin kendi geleceklerine kendilerinin karar vermesi gerektiğini açıkladı; Bu nedenle Filistin'i boşaltma kararı aldı.
1962 - Sağ eğilimli "Irkçı Türkler Derneği" kuruldu.
1964 - Kıbrıs Türk ve Yunan alayları Kıbrıs Barış Gücü emrine verildi.
1971 - Yılmaz Güney, Altın Koza Film Festivali'nde tüm ödülleri aldı. Güney, Altın Koza ödülünü Türk Hava Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı'na verdi.
1978 - Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Jimmy Carter Türkiye'ye uygulanan ambargoyu kaldıran yasayı onayladı.
1984 - Çin ile İngiltere, Hong Kong'un 1997'de Çin kontrolüne geçmesi için anlaştılar.
1990 - Eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) müsteşar yardımcısı Hiram Abas İstanbul'da Devrimci-Sol örgütü tarafından öldürüldü.
1999 - Jandarma Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'de operasyon düzenledi; 10 mahkum öldü. Ulucanlar operasyonuna katılan 161 jandarma görevlisinin yargılanması sürüyor.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:24
  • Güneş06:05
  • Öğlen12:24
  • İkindi15:46
  • Akşam18:21
  • Yatsı19:49
 
Süper Loto
21.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu060809172538
 
On Numara
25.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu06081115212223293334404243454849596770727678
 
Sayısal Loto
23.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu021931364248
 
Şans Topu
20.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu101828303204
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık