Cumhuriyet davasında 1 tahliye, 4 esaret

Ana Sayfa » Siyaset » İktidar danışmanı buyurdu: Kemalist Cumhuriyet kapanıyor

İktidar danışmanı buyurdu: Kemalist Cumhuriyet kapanıyor

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun başdanışmanı Etyen Mahçupyan, Kemalist Cumhuriyet döneminin kapanmakta olduğunu ileri sürdü.

 
11 Aralık 2014 Perşembe 19:02 
Yorum YapYazdır
 
 
İktidar danışmanı buyurdu: Kemalist Cumhuriyet kapanıyor

Akşam gazetesi yazarı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun başdanışmanı Etyen Mahçupyan, tartışma yaratacak bir yazıya imza attı. Mahçupyan, ‘Kemalist Cumhuriyet döneminin kapanmakta’ olduğunu belirtti. Laikliğin yıprandığını, Türklüğün kuşatıcı olmadığını söyleyen Etyen Mahçupyan, şöyle devam etti: “Kemalist rejimin makbul vatandaş tasavvurunun anakronik kaldığı bir tarihsel evrenin içinden geçiyoruz. Cumhuriyetçi laiklik iyice yıpranmış ve bizzat anti-seküler bulunmaya başlanmış durumda. Türklük ise yanlış ve kasıtlı bir devlet milliyetçiliği uygulaması sonucu, toplumu kuşatma niteliğini büyük ölçüde yitirmiş halde. Bu ideolojik zemin üzerinde bugünün Türkiye’sini yönetmek artık mümkün değil.”

Fuat Avni'den Mahçupyan iddiasıFuat Avni’den Mahçupyan iddiası

Etyen Mahçupyan’ın ‘Yeniden ‘kendimizi’ aramak’ başlıklı bugünkü yazısı şöyle:

ASIL ETKEN TÜRKİYE’NİN RUH HALİ

Kasım ayı sonunda Antalya’da yapılan 1. Eğitim Kongresi, mesleki tartışmalar dışında yaklaşmakta olan bir ideolojik ve psikolojik gündemin de habercisiydi. Kongre ilk kez Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlendi ama önceki yıllarda daha dar kapsamda yapılmaktaydı. Genelde esas konu özel okulların durumu, sorunları, ihtiyaçları ve Bakanlık’la ilişkileriydi. Bu yıl da söz konusu temalar ele alındı ve işçi/işveren ilişkilerini de kapsayan biçimde, bazen hararetin arttığı oturumlarda tartışıldı. Ancak Bakanlığın organizasyonu belli ki bu yıl bir başka temanın daha gündeme gelmesine vesile olmuştu. Muhtemelen bu yönlendirmede eğitimde bir reform ihtiyacını hisseden Bakanlığın da etkisi vardı. Ama belki de asıl etken Türkiye’nin içinde olduğu ‘yeni’ ruh haliydi…

KEMALİST CUMHURİYET BİTİYOR

Kısaca söylemek gerekirse, bu ‘yeni’ ruh hali yüz küsur yıl önce yaşanılan ‘biz kimiz’ ve ‘kim olmalıyız’ türünden kadim kimliksel sorunların kültürel düzlemde yeniden sorulmasıyla ilişkili. Bu soruların yeniden gündeme gelmesinin esas nedeni muhakkak ki Kemalist Cumhuriyet parantezinin kapanmakta olması… Kemalist rejimin makbul vatandaş tasavvurunun anakronik kaldığı bir tarihsel evrenin içinden geçiyoruz. Cumhuriyetçi laiklik iyice yıpranmış ve bizzat anti-seküler bulunmaya başlanmış durumda. Türklük ise yanlış ve kasıtlı bir devlet milliyetçiliği uygulaması sonucu, toplumu kuşatma niteliğini büyük ölçüde yitirmiş halde. Bu ideolojik zemin üzerinde bugünün Türkiye’sini yönetmek artık mümkün değil. Hayat bizleri ve tabii ki iktidarı eskiyi sonlandırmak, yeniyi üretmek ve eskiden yeniye yumuşak bir biçimde, devlet sistematiğini bütünlük içinde tutarak geçmek misyonuyla karşı karşıya bırakıyor.

AK PARTİ AVANTAJLI

Diğer taraftan iktidarda olan AKP’nin yeniyi yaratmak konusunda bariz avantajları var. Eski rejimin kamusal alanın dışına ittiği bir kesimin temsilciliğini yapıyor ve üstelik hem bu toplumun en kalabalık cemaatini taşıyor, hem de seçimlerde yüzde elli civarında bir çoğunluk sağlıyor. Diğer bir deyişle hangi ölçütle bakarsak bakalım bu türden bir geçişi yapacak meşruiyete sahip bir iktidar bu… Kemalizm’in oryantalist ve pozitivist aorası altında dindarlığı arkaik bulan bir laikliğin kimlikleşmiş olması da AKP iktidarının meşruiyetini artırıyor. Çünkü mesele sadece devletin İslami kitleyi dışlaması ve ‘ehlileştirmeye’ çalışması değildi. Kendisini adını koysa da koymasa da ‘laik’ olarak kimlikleştiren cemaatin de dindarları daha alt statüde görmesinde ve bu durumu kendi lehine doğal imtiyazlara tahvil etmesindeydi.

Söz konusu meşruiyet zemini son birkaç on yılda dünyadaki büyük değişim nedeniyle de yine AKP lehine güçlendi. Post modern eleştiri modernliğin sorun çözme kabiliyetini sorgularken aynı zamanda modernlik ‘nedeniyle’ de sorunlar yaşadığımızı ortaya koydu. Bu sorunlar esas olarak Batı’nın iç kültürel insicamının göçmenler yüzünden bozulması nedeniyle görünür olmuştu. Dolayısıyla küreselleşme ile modernliğin sıkıntıları iç içe geçti ve ‘yabancı’ kimliğin hem aktörleşmesine neden oldu, hem de onun siyasi hareket alanını genişletti.

YENİ BİR DÜNYA GÖRÜŞÜ

AKP bu dönemin ‘çocuğudur’… Çeperden merkeze gelerek onu yeniden ve kendi değer anlayışı etrafında kurgulamak, bir yandan Türkiye’deki rejimin dönüşmesini, diğer yandan Türkiye’nin küresel ortama entegre olabilmesini ifade etti. Buna ekonomi ve hizmetlerdeki sıçramayı eklediğimizde, karşımızda sadece bir parti yönetiminin değil, yeni bir dünya görüşünü taşıyan bir geniş kitlenin olduğunu idrak edebiliriz. Söz konusu dünya görüşü İslami temel üzerinde yükselmekle birlikte, dışa açılmaya, ilişki kurmaya, benzeşmeye ve melezleşmeye açık. Ne var ki bu hızlı değişim aynı zamanda bir kimlik kaybını ima ettiği ölçüde, yüzleşilmesi gereken bir tehdit de…

DEMOKRASİYE HİZMET ETME İHTİMALİ ÇOK KUVVETLİ

Bugünün muhafazakâr dünyasının önündeki en temel zorlama belki de bu. Dindarlar zenginleşiyorlar, dünyaya açılıyorlar ve kendilerine göre daha bireyci bir dindarlık yorumunu kamusal alana taşıyorlar. Bunun çoğulculuğu ve heterojenliği besleyerek demokrasiye hizmet etme ihtimali çok kuvvetli. Ama bir de kişilerin işlevsel olabilen, yani ‘kurucu’ nitelikte bir kimliksel bütünlüğe gönderme yapma ihtiyacı var. Dindarlığın bireyselleştiği bir atmosferde bu aidiyetin kriterleri ne olabilir ve kökleri nerede aranabilir? Söz konusu kriterler ne denli evrensel ya da yerel olmalıdır? Bu ayrım anlamlı mıdır? Yerellikle yerlilik aynı şey midir? Kimliği ararken gelenek, referanslar ve normlar arasındaki denge veya ilişki nasıl olmalıdır?

Türkiye henüz bu konuları yeni tartışmaya açıyor… Eğitim Kongresi de bu arayışın görünürlüğüne vesile oldu.

 
11 Aralık 2014 Perşembe 19:02 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Mustafa Önsel
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1364 - 11.000 kişilik Osmanlı Ordusu ile 20.000 kişilik Haçlı Ordusu Sırpsındığı Savaşı'nda karşılaştı.
1930 - Adana'da Ahali Cumhuriyet Fırkası kuruldu.
1932 - Türk Dil Kurultayı toplandı. Yüzyıllar boyunca Türk diline giren yabancı kelimeler Türkçe'den arındırıldı. Dil Bayramı ilk kez kutlandı.
1938 - Atatürk, Dolmabahçe Sarayı'nda hafif bir rahatsızlık atlattı.
1940 - Türk-Rumen Ticaret Antlaşması imzalandı.
1941 - II. Dünya Savaşı'nda Kiev Muharebesi sonuçlandı.
1947 - İngiltere, Filistinlilerle Yahudilerin kendi geleceklerine kendilerinin karar vermesi gerektiğini açıkladı; Bu nedenle Filistin'i boşaltma kararı aldı.
1962 - Sağ eğilimli "Irkçı Türkler Derneği" kuruldu.
1964 - Kıbrıs Türk ve Yunan alayları Kıbrıs Barış Gücü emrine verildi.
1971 - Yılmaz Güney, Altın Koza Film Festivali'nde tüm ödülleri aldı. Güney, Altın Koza ödülünü Türk Hava Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı'na verdi.
1978 - Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Jimmy Carter Türkiye'ye uygulanan ambargoyu kaldıran yasayı onayladı.
1984 - Çin ile İngiltere, Hong Kong'un 1997'de Çin kontrolüne geçmesi için anlaştılar.
1990 - Eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) müsteşar yardımcısı Hiram Abas İstanbul'da Devrimci-Sol örgütü tarafından öldürüldü.
1999 - Jandarma Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'de operasyon düzenledi; 10 mahkum öldü. Ulucanlar operasyonuna katılan 161 jandarma görevlisinin yargılanması sürüyor.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:24
  • Güneş06:05
  • Öğlen12:24
  • İkindi15:46
  • Akşam18:21
  • Yatsı19:49
 
Süper Loto
21.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu060809172538
 
On Numara
25.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu06081115212223293334404243454849596770727678
 
Sayısal Loto
23.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu021931364248
 
Şans Topu
20.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu101828303204
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık