Erdoğan-Trump görüşmesinde özür bilmecesi

Ana Sayfa » Siyaset » Hükümetten Zafer Çağlayan açıklaması

Hükümetten Zafer Çağlayan açıklaması

Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada ABD'de eski Bakan Zafer Çağlayan hakkında verilen tutuklama kararını eleştirdi. Bozdağ, "Zafer Çağlayan Ekonomi Bakanı Türkiye Cumhuriyeti devletinin çıkarlarını korumuştur. Bunu yaparken de ulusal ve uluslararası hukuka uygun görev yapmıştır. Burada çok farklı bir şey var. Kirli bir oyunun parçası bu" dedi.

 
11 Eylül 2017 Pazartesi 22:13 
Yorum YapYazdır
 
 
Hükümetten Zafer Çağlayan açıklaması

“DARBE TEŞEBBÜSÜNÜN ABD YARGISINI KULLANMAK SURETİYLE…”

Bekir Bozdağ, Amerikan yargısının Cumhurbaşkanının korumaları hakkındaki gözaltı ve Zafer Çağlayan ile ilgili tutuklama kararları ile Rıza Sarraf’ın tahliye edildiğine dair haberlere ilişkin açıklamalarda bulundu.

Türkiye ile İran arasındaki ticari ilişkilerin hepsi ulusal ve uluslararası hukuka uygundur. Buna aykırı bir işlem yapılmamıştır. Böyle bir işlem yapılması asla mümkün değildir. Türkiye'nin yaptığı bütün ticari işlemler uluslararası hukuk çerçevesinde yapılmaktadır. Suç olan bir iş de yoktur. Peki ABD'de Rıza Sarraf üzerinden yapılmak istenen şimdi de sayın bakanımızın isminin karıştırıldığı hadise nedir derseniz, 17-25 aralık sürecinde Fetullahçı terör örgütünün yargı yoluyla yapmak istediği ama başaramadığı darbe teşebbüsünün, ABD yargısını kullanmak suretiyle tekrarından başka bir şey değildir. Terör örgütü, sahte delillerle Türkiye'nin iktidarına karşı, örgüt mensupları eliyle bir hukuk darbesinde teşebbüs etmiştir. Daha sonra savcılık soruşturmasını yapmış ve değerlendirerek hukuka aykırı olan bütün işlemleri değerlendirerek takipsizlik kararı vermiştir. Türkiye araştırma komisyonu bulmuş ve yüce divana sevk etmeme kararı vermiş ve genel kurulda bu kararı onaylamıştır. Türkiye bu iftiraları, kumpas olmasına rağmen es geçmemiş hem yargı hem de TBMM değerlendirmiştir.

Bugün hiç kimsede 17-25 Aralık'ın bir kumpas olduğu konusunda tereddüt sahibi değildir, çok net. Ve New York Bölge Eyalet Başsavcısı, daha önceki savcı Bharara, elinde olan bütün o belgeler, belge değil de kağıt parçası diyelim. Fetullahçı terör örgütü tarafından iletilmiştir. FBI'dan aldığını söyledi. Türkiye'deki FBI yetkilisi doğruladı onu. FBI yetkilisi bu bilgileri kimden aldı? Nasıl doğruladı.

“BUYURUN BUNUN KARARINI SİZ VERİN”

Şimdi işin garibi Fetullahçı terör örgütünün Türkiye'de ağırladığı ve Türkiye aleyhine 17-25 Aralık'taki argümanlarını dillendirdiği kişi Rıza Sarraf dosyası ve sayın bakanımızla ilgili dosyada yargılama yapıp karar verecek hakim. Buyurun bunun kararını siz verin.

“ZAFER ÇAĞLAYAN’IN YAPTIKLARI YASALARA UYGUNDUR”

Sayın Zafer Çağlayan Türkiye Cumhuriyeti devletinin ekonomi bakanı olarak, Türkiye cumhuriyetinin çıkarlarını korumakla görevlidir. Sayın bakan bu dönemde, Türkiye Cumhuriyeti'nin çıkarlarını korumuştur. Bunu yaparken de yasalara uygun bir şekilde görevini yapmıştır. Burada çok farklı bir şey var. Hep beraber görüyoruz. Kirli bir oyunun parçası bu.

Bakın iddianamede de çok ilginç bir ifade geçiyor. Savcının eline verilen bilgiler üzerinden gittiğini gösteriyor. Bilgisayarda oynarken bazı kısımları unutmuş belli ki.

Zafer Çağlayan Türk parlamentosunda görev mi yapıyor? Yok. Bilgisayar üzerinde kendilerine sunulan belgeler üzerinden oynama yapıldığını gösteriyor. Kim verdi bunları? FETÖ'cüler verdi, onlar da kullanıyor. Bu fevkalade hukuk devleti bakımından kabul edilemez durumdur.

“MESNETSİZ, YANLI VE HAKSIZ İDDİANAME”

Sayın Cumhurbaşkanımızın korumalarına gelince, Washington savcılığı iddianame düzenledi. 15 korumadan 4'ü olay yerinde orada değil. Sayın Muhsin Köse, yakın koruması olayın başından sonuna kadar cumhurbaşkanımız yanı başımda. Olay yerinde olmayan 4 kişiyi dahil ediyorlar. Ve hiç heyette olmayan bir kişiyi de davaya dahil ediyorlar. Mesnetsiz yanlı ve haksız bir iddianame var ortada. Açıkça ifade etmek isterim ki bu iddianame PKK destekçilerinin yaptığı eylem sonrası verdikleri ifadeler esas alınmak suretiyle esas alınarak hazırlanmış bir iddianamedir. Çalakalem bir iddianame hazırlanmıştır.


KILIÇDAROĞLU’NUN “KAVGA” AÇIKLAMASI

Bekir Bozdağ’a “CHP Genel Başkanı bundan sonraki izleyecekleri politika için ‘yürümek varsa yürümek, kavga varsa sonuna kadar kavga edeceğiz' açıklamasında bulundu. Ve ‘Terörü 4 yılda bitiremezsem siyaseti bırakırım' dedi. Ne diyeceksiniz?” sorusuna şu yanıtı verdi:

Tabi ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz diye bizim güzel bir atasözümüz var. Ben Sayın Kılıçdaroğlu'na eğer terörü 4 yılda bitirecekse koluna takıp yürüdüğü kişilerden başlasın. Hepimizin bildiği gibi HDP PKK'nın siyasal bir uzantısı. Ve adalet yürüyüşünde diğer pek çok konuda nasıl dayanışma içinde olduğunu görüyoruz. Ben terörü destekleyenlerle, terör örgütüne terör örgütü demeyenlerle hiçbir ortak paydada bir araya gelmem demesi lazım. Oraya mesafe koymamız lazım. Önce hendek terörü vardı. Sayın Kılıçdaroğlu da ‘hendeğin ötesindeki teröristlere ‘arkadaşlar' diye hitap etti. Arkasından en son Sezgin Tanrıkulu bir açıklama yaptı. Güvenlik güçlerimizin mücadelesini ve SİHA'ların kullanılmasını ‘alçaklık' olarak nitelendirdi. Önce bundan başlaması lazım.

Eğer elinde terörü bitirecek bir planı varsa sayın Kılıçdaroğlu'nun açıklamasında fayda var. Şehitlerimiz var, gazilerimiz var. Ortaya çıkan fatura ortada. Eğer elinde bir formül varsa ben buradan laftan öte o formülü milletin önüne koymasını talep ediyorum.

Hükümetimiz terörü sonlandırma konusunda ciddi ve kararlı adımlar atmıştır. Bundan sonra o adımları atmaya devam edecektir. Terörü sonlandırmanın sadece güvenlik politikaları olmayacağını söyleyenlere, farklı politikalar da uygulamıştır. İşte demokratik açılım süreci, milli birlik ve kardeşlik projesi hükümetimizin attığı önemli adımlardır. Hükümetlerimiz döneminde özel radyoların kurulması, özel öğretim kurumlarında Kürtçe eğitim verilmesi dahil çok ciddi adımlar atılmıştır. Bir yanda teröristle ve terör örgütüyle mücadele ederken, öte yandan da terör örgütünün istismar ettiği zemini ortadan kaldırmak için önemli ve cesur kararlar alınmış ve bunun gereği yerine getirilmiştir.

Hükümetimiz terörle etkin ve kararlı mücadelesini sürdürecektir. Şu anda PKK hiçbir dönemde olmadığı kadar kayıp vermiştir. Terör örgütü planlı programlı eylem yapma kabiliyetini kaybetmiştir. Tuzaklarla terör eylemi ortaya koymaktadır. Ve bundan sonra da bu mücadele yürüyecektir. SİHA'lar da güvenlik güçlerimizin kullandığı önemli bir enstrümandır. Terörün belinin kıran SİHA'ları eleştiren milletvekili Kılıçdaroğlu'nun partisindeki milletvekilidir.

Türkiye'de pek çok yasak vardı. Vicdanları sızlatan olay vardı. Bunların hepsi tarih oldu gitti. Orduevine başörtülü girebiliyor muydu? Üniversitelerde, ortaöğretimde, parlamentoda var mıydı böyle bir şey? Eşitsizlikler haksızlıklar, CHP'nin politikalarıyla yıllar yılı takdim edildi. Bütün bu adaletsizliklerin önüne geçen AK Parti hükümetleri oldu.

“KİMİNLE KAVGA EDECEKSİN SEN”

Siyasette kavga yoktur olmaması lazım. Kavga ederek iktidar olamazlar. Sandıktan iktidar çıkar. Kiminle kavga edeceksin sen? Kavga eden birileri mi var? Eline silah, değnek almış siyaset yapan birileri mi var Türkiye'de? Siyasette mücadelenin yolu bellidir. Planla programla fikirle halka meseleleri nasıl çözeceğini anlatarak olur. CHP, iktidara alternatif politikalar öğretmiyor. İktidarın yaptıklarını daha iyi yapacağına yönelik politika da üretmiyor. “Eylem yapacağız, kavga yapacağız” Bu millet eylem yapanları, kavga yapanları sevmez. Eylemcilere, kavgacılara iktidarı vermez.

Demokrasiye inanan birisi ‘ben kavga edeceğim' demez. AK Parti kavga ederek gelmedi? Sayın Cumhurbaşkanımız milletvekili listesinden silindi. Belediye başkanlığı koltuğu altından alındı, haksız yere hapse konuldu. Partisine kapatma davası açıldı. AK Parti sokağa ineceğim dedi mi? ben kavga edeceğim dedi mi? Hiç demedi. Hep demokrasi dedi, aziz milletimizin iradesi dedi, hep hukuk dedi, hak dedi. Kavga etmek isteyenler kendileriyle kavga edebilirler.”

KUZEY IRAK REFERANDUMU

“Sorunlar diyalog yolu ile çözülmeli. Merkezi hükümet ile konuşulmalı. Şu an bu karar kabul görmeyen bir karar. Bu tek başına alınacak bir karar değil. Bölgedeki huzur ikliminin muhafazası son derece önemli. Referandum iptal edilmeli. Biz bu konunun iptal edilmesini Türkiye olarak istiyoruz. Altını bir kez daha çizmek istiyoruz.”

ODTܒDE YOL ÇALIŞMASI

“Ankara’da Türkiye’nin en büyük şehir hastanesi yapılıyor. ODTܒnün yanı başı ve yol yapılması gerekiyor. İhtiyaç olan bir karardır. Kamulaştırıldı. Yol ihtiyacı var. Hastane açıldığı zaman vatandaşların hastaneye ulaşması lazım. Toprağın altından bir tünel yapılması lazım. Bu çerçevede Cumhurbaşkanımızın talimatı ile ODTÜ Rektörü ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı bir araya geldi. İki katı ağaç dikilecek. Ya şimdi bakın üçüncü köprü yapıldı ona karşılar, Marmaray yapıldı ona karşı çıktılar, Avrasya Tüneli yapıldı ona karşılar. Ne yaptıysak karşı çıktılar.”

ALMANYA-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ

“Türkiye’de bugüne kadar sırf gazetecilikten yargılanan kimse olmamıştır. Türkiye’de terör örgütlerine destek vermesi halinde hiçbir vatandaş arasında ayrım yapılmaz. Teröre destek verenler hukuk gereği tutuklanıyor. Ama Almanya teröre destek veriyor. Almanya bir özgürlük alanı. Ama Türkiye Cumhurbaşkanına kapalı. Terörün düşüncelerini ifade etme hakkı var. Ama Cumhurbaşkanının vatandaşlarla biraraya gelme hakkı yok. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına izin verilmedi.”

“Ama şu var; ayrımcılık zirvede, Türkiye düşmanlığı zirvede. Onlara hürriyet var ama Türkiye’ye yok. Sayın Merkel’e soruyorum: Kundaklanan camilerde haksızlığa uğrayan vatandaşlar için ne yaptınız? Bu yangınlar kundaklama değil mi? Hangi işlemleri yaptınız? Hiçbir işlem yok! Türklere, Müslümanlara adalet başka işliyor. ”

“Burada Avrupa Birliği üyesi ülkelere yönelik çok önemli açıklamalar yapıyor. Almanya onlar adına karar alıyor. Almanya’nın AB üyesi ülkelerin üzerinde kendini karar alıcı görmesi, AB’nin en büyük sorunudur. Onların bağımsız olduğunu Almanya sanki görmüyor. Türkiye-Almanya arasındaki sorunların, Türkiye’nin AB ile ilişkilerine yansımaması gerekir. İkili sorunları, ikililer çözmeli. AB’nin karar alma süreçlerinin farklı olduğunu biliyoruz. Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği, hem Türkiye’ye hem AB’ye kazandırır. Maalesef 2017 yılı Almanya, Hollanda gibi ülkelerde seçim yılı olması Türkiye’nin seçim malzemesi yapılmasına neden olmuştur. Almanya ile oratak olduğumuz yçnler çok fazla. Geleceği beraber görüşmemiz lazım. Bunun yolu bir takım tehditlerle değil, ortak bir politika ile olur. ”

 
11 Eylül 2017 Pazartesi 22:13 
Yorum YapYazdır
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1792 - Fransa'da cumhuriyet ilan edildi.
1903 - İtalo Marconi, kornet (cornet) dondurma külahının patentini aldı.
1908 - Bulgaristan, Osmanlı'dan bağımsızlığını ilan etti.
1919 - Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası kuruldu.
1924 - Mustafa Kemal Paşa, "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" dedi.
1939 - Dikili ve çevresinde deprem: 100'den fazla kişi öldü. Dikili ve Karaburun tamamen yıkıldı.
1940 - Bakanlar Kurulu, İstanbul'da çıkan Le Journal d'Orient gazetesini yedi gün süreyle kapattı. Gazetenin resmi dış politikaya aykırı yayın yaptığı ileri sürüldü.
1943 - Ankara Fen Fakültesi kuruldu.
1950 - Yeni Baştan gazetesinin kurucusu ve yazarı Aziz Nesin hakkında gıyabi tutuklama kararı verildi. Nesin "Sosyal düzeni yıkmaya yönelik yayın" yapmakla suçlanıyor.
1958 - CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, "Demokrasiye paydos demeye Demokrat Parti genel başkanının gücü yetmeyecektir" dedi.
1964 - Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel Yassıada hükümlüsü Refik Koraltan, Rüştü Erdelhun, Selim Yatağan ve Nedim Ökmen'i hastalık nedeniyle affetti.
1970 - Polonya'da Dayanışma Sendikası kuruldu.
1980 - Kuruluşundan 10 yıl sonra Lech Walesa liderliğindeki Dayanışma Hareketi Polonya'da yasallık kazandı.
1984 - Gökova Körfezi'nde termik santral kurulmasına karşı çıkan köy kadınları eylem yaptılar.
1986 - 12 Eylül darbesi sonrası Alparslan Türkeş ilk kez Milliyetçi Çalışma Partisi'nin (MÇP) İstanbul mitinginde konuştu.
1993 - New York Metropolitan Müzesi, "Karun Hazinesi"ni Türkiye'ye geri göndermeye karar verdi.
2000 - Bakanlar Kurulu, Kopenhag Kriterleri ile paralel olan İnsan Hakları Raporunu kabul etti.
2002 - İsrail birliklerinin, militanları yakalama gerekçesiyle Gazze`de düzenlediği operasyon sırasında çıkan çatışmada 9 Filistinli öldü.
2002 - Almanya`da Başbakan Gerhard Schröder`in liderliğindeki Sosyal Demokratlar, genel seçimlerden birinci parti olarak çıktı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:19
  • Güneş06:01
  • Öğlen12:25
  • İkindi15:50
  • Akşam18:28
  • Yatsı19:56
 
Süper Loto
21.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu060809172538
 
On Numara
18.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07091013141517182426273136373847485663676875
 
Sayısal Loto
16.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu052036414546
 
Şans Topu
20.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu101828303204
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık