Avrasya Kamuoyu Araştırma referandum anketini açıkladı

Ana Sayfa » Siyaset » Hükümet yargıya el koydu

Hükümet yargıya el koydu

Adli Kolluk Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle, polisin amirlerine bilgi vermeden soruşturma yapma yetkisi alındı

 
22 Aralık 2013 Pazar 08:57 
Yorum YapYazdır
 
 

Hükümet yargıya el koydu

Son yılların en büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun ardından Adli Kolluk Yönetmeliği değiştirildi. İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’nca Adli Kolluk Yönetmeliği’nde yapılan ve Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe giren değişikliğe göre; Emniyet ve Jandarma görevlileri, adli olaylarda amirlerine bilgi vermek zorunda kalacak.

Değişikliğe göre, en üst dereceli kolluk amirinin adli olayları, suç işlenmesini önlemekle, kamu düzen ve güvenini korumakla ve bu konuda gerekli tedbirleri almakla görevli ve yetkili olan mülki idare amirine bildirmesi gerekiyor.

Adalet ve İçişleri bakanlıklarınca yürütülecek olan yönetmelik değişikliğine göre, 1/6/2005 tarihli ve 25832 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Adli Kolluk Yönetmeliğinin 3. maddesinin birinci fıkrasında yer alan adli kolluk sorumlusu deyimi “Mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından görevlendirilen adli kolluğun komutanını, amirini veya sorumlusunu ifade eder” şeklinde değiştirildi.

Bakan çocuklarının da alındığı yolsuzluk operasyonuyla ilgili “Üst makamlara bilgi verilmedi” itirazının üzerinden kısa bir süre geçtikten sonra yönetmeliğin yürürlüğe girmesi kamuoyunda şaşkınlık yarattı. Konuyla ilgili Taraf’a konuşan uzmanların görüşleri şöyle:

“AK PARTİ BUGÜN KAPKARA OLDU, BOĞAZINA KADAR PİSLİĞE BATTI”

» Prof. Dr. Baskın Oran: Menderes’in Demokrat Partisi gibi kendisine yapılan eleştirileri ortadan kaldırmak için bunları yapıyor. Ak Parti bugün kapkara oldu, boğazına kadar pisliğe battı. Bu, sonun başlangıcıdır AKP için. Erdoğan derhal kabinenin istifasını vermeli ve yeni bir kabine kurmalıdır. Kemalist vesayet milletin anasını ağlattı; şimdi bunlar ağlatıyor. Şu anda AKP’yi destekleyen kitlenin AKP’ye oy vermesinin temel sebebi 80 yıllık Kemalist vesayetin geri geleceği korkusu. Bu korkudan kurtulduğu anda AKP’den de kurtulacaktır bu insanlar. Çünkü Türkiye’deki şeriatçı oranı yüzde 8’le yüzde 14 arasıdır. Onun üstü yüzde 50’ye kadar olan üstü benim söylediğim sempati ve korku oylarıdır.

“HÜKÜMET, YARGIYA ‘BU İŞLERİ FAZLA KURCALAMAYIN’ DİYOR”

» Avukat Orhan Kemal Cengiz: Bu yönetmelik tamamen adli kolluğun getiriliş amacına aykırı bir şey. Daha önce soruşturmaları polisler yönetiyordu. Ve polisler de bunu tamamen kendi amirlerinin keyfine ve çıkarlarına, kariyer kaygılarına göre yürütüyorlardı. Dolayısıyla, özellikle onları ilgilendiren bir şey olduğunda - işkence gibi, polisin kendi yolsuzluğu gibi- bunun artık soruşturması imkânsız hâle geliyor. Zaten en başta bunları engellemek için adli kolluk getirildi. Yani çok tehlikeli bir şey yapıyorlar. Adli kolluk olması yılların kazanımı. Adli kolluk işkencenin azalmasında ciddi katkılar sağlamıştır. Polisin bir biriminin savcıya bağlanması ve savcıyla o birimin birlikte çalışması, soruşturma bakımından savcının onun amiri olmasıdır. Bunun kaldırılmasının besbelli tek bir amacı var. Hükümet kendisini ve yakın çevresini ilgilendiren bir soruşturma olduğunda bundan hemen haberdar olmak ve önünü kesmek istiyor. Yani bu çok açık. Biliyorsunuz Avrupa Birliği de zamanında bizden böyle bir şeyi talep etmişti. Şimdi böyle bir yönetmeliğin olması bir geri adımdır.

Bu soruşturmanın gün yüzüne çıkmasıyla sadece bu yönetmelik değil bütün atılan adımlar soruşturmanın, olabilecek en küçük hâliyle devam etmesi ve tabii ki başka benzeri soruşturmanın yapılmasının önüne geçilmesidir. Bütün adımlar bu yönde atılıyor ve yargıya çok açık bir mesaj veriliyor. Yargıya; “Bu işleri daha fazla kurcalamayın, yanlış yapmayın” deniyor. Bütün devlet kurumlarının dokunulmazlık zırhına büründürüldüğünü görüyoruz.

UYGULAMA, PİSLİĞE BULAŞMIŞ KUŞKUSU YARATIYOR

» İstanbul Eski Baro Başkanı Hukukçu Turgut Kazan: AKP hükümetinin yolsuzluk konusunda duyarlılık göstereceği yerde bunun ortaya çıkarılmasına öfke duyduğu anlaşılıyor. Yolsuzluğu bırakıp, bana bağlı her yeri nasıl şekillendiririm düşüncesi insanda kaygı uyandırıyor. Demek ki siz hem bu yolsuzluğu hem de bundan sonra muhtemel yolsuzluk soruşturmalarını önlemek istiyorsunuz. Bu da sizin aslında önemli ölçüde pisliğe bulaşmış olduğunuz konusunda bir kuşku yaratıyor. Bu uygulama gizlilik konusunda ciddi bir sorun yaratır. Bu uygulamalar siyasal iktidarın soruşturmaya karşı gardını alması, bertaraf etmesi kuşku uyandırıyor. Bu kuşku da şeffaflık içerisinde olması gereken demokraside sorundur. Yargı zaten bağımsız değildi ama bu yargıya daha ağır bir yük ve müdahaleye dönüştü. Dün, Başbakan korkunç bir konuşma yaptı: “Savcı mavcı tanımıyorum dedi”. Yani kim ki benim ölçülerimin dışına çıkarsa ezer geçerim demektir bu. Askerî dönemde ki hukuk ile karşılaştırıldığında ise şu an daha kötü bir dönemdir.

BU SAVCIYI HAREKETSİZ BIRAKMAK ANLAMINA GELİR

» Avukat Erdal Doğan: “Değişikliklerin yolsuzluk soruşturması ile gündeme gelen “üstlerinizi neden haberdar etmediniz” tartışmaları ışığında yapıldığı açık. Halbuki uygulamada yapılanın ve bilinenin aksine, savcılar CMK 159,160 ve 161 gereği kimseyi bilgilendirmek zoruna değildir. Yine adli kolluğu gizli tuttuğu soruşturma ile ilgili kimseye bilgi vermemesi konusunda talimat verebilir. Ne adli kolluk ne en üst amirine, ne de savcı başsavcıya bilgi vermekle yükümlüdür. Yetkiler usul yasası belirler. Zaten ülkemizdeki en önemli hukuki sorun uygulanmayan usul hükümleridir.

2004 yılındaki ceza usul yasasında yapılan düzenlemelerle kolluk yapısı içinde bir düzenlenmeye gidildi. Şimdi ise baştan uygulanma yeri bulunmayan bir yönetmelikle, eski hâle yani darbe döneminin ruhu ve esasına göre dönüştürülmek isteniyor. Adli kolluk görevini yapmaya başlayan kolluğu, savcılık emrinden ve soruşturmanın gizliliğinden çıkartarak doğrudan idari kolluğa bağımlı kılmaktadır. Bu aynı zamanda savcıyı da kolluğa bağlamak anlamına gelir ki işte burada savcı bağımsızlığını yitirir. Yürütmenin en üst makamlarını ilgilendirecek bir soruşturmada savcıyı hareketsiz ve teminatsız bırakmak anlamına gelir. Bu da denetime açık parlamenter sistem ve demokratik toplum düzenine açıkça aykırılık oluşturur.”


Bütün deliller yöneticilerce yok edilebilecek, bu hukuken kabul edilemez

» Avukat Ömer Kavilli: Burada kutsal yöneticilerimizin dokunulmazlıkları yönetmelikle sağlama alınmaya çalışılmıştır. Oysa suçun işlenmesinde kim katkıda bulunuyorsa faildir. Ya doğrudan suçu işleyendir ya da suç işlemeye niyeti olmayanı azmettirendir. Yani git şunu öldür, şu hırsızlığı yap diyen de aynı şekilde, hukuk tekniğinde sorumludur. Şimdi yöneticilerin kalkıp da idari amirlik görevleri çerçevesinde “Bana haber vereceksiniz” dediğinde; savcının yetki ve sorumluluğundaki böyle bir soruşturma olayından dolayı, eğer idari amirine bilgi verecek olursa, bütün deliller yok edilebilecek ve böylece yönetici konumunda olanlar suç işleme özgürlüğüne kavuşacaklardır. Ve bu yapıldığında da kanuna, tekniğe uygun sayılacaktır. İşte bu hukuken kabul edilemez. Bu, hukuku çiğnemektir. Hukuk düzenini bozmaktır. Yönetmelik kanuna aykırı olamaz. Kanun hazırlık soruşturmasının gizli yapılacağını emrediyor. Soruşturmanın patronu sadece savcılardır. Kolluk görevi yapan polisin idari amiri her ne kadar Emniyet Genel Müdürlüğü veya İçişleri Bakanlığı ise de adli amiri sadece savcıdır. Ülkemizde yargı bağımsızlığı diye bir kavram yoktur. Rus filozof Mihail Aleksandroviç Bakunin’e göre, “Hukuk, iktidarların fahişesidir.” Hukuk hiçbir dönem ileride değildi. Hukuk hep gerideydi, hep gericiydi. Sadece bu kadar açıkça, pervasızca gericilik yeni yapılan bir aymazlıktır.


“Bu yönetmelik kanuna aykırıdır. Soruşturmanın gizliliği kalkıyor”


Emekli Askerî Hakim Ümit Kardaş, bu yönetmeliğin kanuna aykırı olduğunu söyledi. Kardaş, şunları söyledi: “Yönetmeliğe göre polis bir ihbar aldığında bunu il emniyet müdürüne, il emniyet müdürü de mülki idare amirine, yani valiye bildirecek. Başsavcının soruşturmayı bilecek olması bir anlamda kabul edilebilir bir şey, ama mülki amirler konusu çok sıkıntılı. Soruşturmalarda gizlilik esastır ve bu çok önemli bir konudur. Bu yönetmelik sonrası soruşturmanın gizliliği, emniyet bürokrasisi ve mülki idare amirleri için kalkmış olacak. Böylece, savcının kimler hakkında işlem yaptığını emniyet müdürü, ve kaymakam ile onların amirleri de bilecek. Bu durum, soruşturma gizliliğinin ihlali dava açılmasını engelleyen bir durumdur. Yönetmelik geçen hafta geçerli olsaydı, polis bu soruşturmayı savcıya ve emniyet müdürüne, oradan da soruşturma Hüseyin Çapkın’a bildirecekti. Çapkın da Vali Hüseyin Avni Mutlu’ya, o da Muammer Güler’a bildirecekti. Bu da büyük olasılıkla soruşturmanın akamete uğramasını sağlayacak, savcının soruşturmasını engellenmiş olacaktı.”


KANUNU İHLAL EDİYOR

Yönetmeliğin, kanuna aykırı olduğunu söyleyen Kardaş, “Bu yönetmelik genel bir uygulamayı kapsıyor ve kanunu ihlal ediyor. Hukukta normlar hiyerarşisi diye bir şey var. Yönetmelik kanuna aykırı olmaz. Soruşturmanın gizliliğini kanun sağlar ve bu yönetmelikle kanun ihlal ediliyor. Bu hukuka aykırıdır. Bunun yanı sıra, yönetmelik, savcının tarafsızlığını da gölgeliyor ve savcının emniyet bürokrasi karşısında kendisini kontrol altına almasını sağlıyor. Bu da, savcının müdahaleye açık hâle gelmesi anlamına geliyor” dedi.

Yönetmelikle yürütmenin soruşturmaya etkisi olacağına da değinen Kardaş, şöyle devam etti: “Bu yönetmelikle yürütme mekanizması, savcılık önünde bir etki alanı oluşturuyor. Bir anlamda, siyasi iktidara soruşturmaya müdahale alanı açıyor. Yönetmelikle bürokrasi içerisindeki suçların soruşturulması adeta imkansız hâle getiriliyor. Yeterli delil toplanmasını, tarafsız bir soruşturma yapılmasını engelliyor. Bu da siyasetçilerin, bürokrasin suç işleme ve bunu delillerini ortadan kaldırabilme imkânı sunmuş oluyor. Bu yönetmelikle iktidar aslında, ‘Beni ilgilendiren meselelerde savcının gizliliği beni ilgilendirmez. Ben ne var ne yok bunu bilmeliyim. Savcı benim bakanımı milletvekilimi, valimi hakkında bir soruşturma yapmaya kalkarsa benim bundan haberim olmalı’ diyor. Yani siyasi iktidar soruşturmanın kendisine uzanmasını engellemeye çalışıyor. Savcılar bundan sonra geçtiğimiz hafta olduğu gibi yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarını yapmaz veya yapamaz.”

Taraf

 
22 Aralık 2013 Pazar 08:57 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
25
16
7
2
55
2
Başakşehir
25
15
8
2
53
3
Galatasaray
25
14
4
7
46
4
Fenerbahçe
25
12
8
5
44
5
Trabzonspor
25
12
5
8
41
6
Antalyaspor
25
11
6
8
39
7
Kasımpaşa
25
10
5
10
35
8
Konyaspor
25
9
8
8
35
9
K.D.Ç. Karabük
25
10
4
11
34
10
Bursaspor
25
9
5
11
32
11
Gençlerbirliği
24
8
8
8
32
12
Osmanlıspor FK
25
7
10
8
31
13
Alanyaspor
25
8
4
13
28
14
Akhisar Bld.
25
7
6
12
27
15
Kayserispor
25
7
6
12
27
16
Ç. Rizespor
25
5
5
15
20
17
Adanaspor
25
5
5
15
20
18
Gaziantepspor
24
5
4
15
19
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:26
  • Güneş06:08
  • Öğlen12:38
  • İkindi16:08
  • Akşam18:46
  • Yatsı20:17
 
Tarihte Bugün
1655 - Satürn'ün en büyük Ay'ı Titan, Christian Huygens tarafından keşfedildi.
1752 - İngiltere'de yılın ilk günü. İngilizlerde 1 Ocak ile başlayan ilk yıl 1752'dir.
1807 - İngiltere Parlamentosu köle ticaretini yasakladı.
1811 - Percy Bysshe Shelley "Tanrıtanımazlığın Gerekliliği" adlı makalesinden dolayı Oxford Üniversitesi'nden atıldı.
1821 - Yunanistan Osmanlı İmparatorluğu'ndan bağımsızlığını ilan etti.
1912 - Ahmet Ferit Tek, Türk Ocağı'nı kurdu.
1918 - Belarus Halk Cumhuriyeti kuruldu.
1929 - İtalya'da faşist yönetim genel seçimlerde oyların yüzde 99'unu kendilerinin aldıklarını açıkladı.
1935 - Prof. Afet İnan, Türk Tarih Kurumu As Başkanlığı'na seçildi.
1936 - Saatlerin doğru olarak ayarlanabilmesi için İstanbul Rasathanesi'nce hazırlanan iki bildiriyi Bakanlar Kurulu onayladı.
1941 - Yugoslavya, Mihver Devletleri'ne katılma kararı aldı.
1944 - Heykeltraş Zühtü Müritoğlu ve Hadi Bara'nın yaptıkları Barbaros Hayrettin Paşa Anıtı törenle açıldı.
1947 - Illinois'deki bir kömür madeninde meydana gelen patlamada 111 kişi öldü.
1949 - Sovyet hükümetinin kararıyla Litvanya, Estonya ve Letonya'dan 92.000 kişi sürgün edildi.
1950 - Türk Hava Yolları'na ait bir yolcu uçağı Ankara'da düştü, 15 kişi öldü.
1951 - Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri, solcu öğretmenlerin tasfiyesinin sürdüğünü açıkladı.
1951 - İstanbul'da Neve Şalom Sinagogu açıldı.
1957 - Roma'da bir araya gelen Fransa, Almanya, İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg, Avrupa Ekonomik Topluluğu ve Avrupa Atom Enerjisi Komisyonu'nun kurulmasına ilişkin Roma Antlaşması'nı imzaladı.
1959 - Necip Fazıl Kısakürek, Büyük Doğu dergisinde yayımlanan "Menderes'in Kalesi" başlıklı yazısında Fuad Köprülü'ye yayın yoluyla hakaret ettiği iddiasıyla açılan davada bir yıl hapse mahkum oldu. Büyük Doğu dergisi de bir ay süreyle kapatıldı.
1960 - Güney Afrika Johannesburg'da tüm siyah politik örgütler feshedildi.
1960 - İtalya'da Fernando Tambroni başbakan oldu.
1961 - Adalet Bakanlığı idam cezalarının cezaevi bahçelerinde infaz olunması hakkında karar aldı.
1962 - EOKA'cılar Kıbrıs'ta iki camiye bomba attı.
1968 - Şair Metin Demirtaş Türk Solu dergisinde yayımlanan "Guevara" adlı şiirinde komünizm propagandası yaptğı gerekçesiyle tutuklandı.
1975 - Suudi Arabistan Kralı Faysal, akli dengesi bozuk yeğeni prens Faysal bin Musad tarafından Riyad'da öldürüldü.
1982 - Ankara Sıkıyönetim Savcılığı halkevleri hakkında kapatılma istemiyle dava açtı.
1982 - Tutuklu İsmail Beşikçi, cezaevinden yazdığı bir mektup nedeniyle 10 yıl ceza aldı.
1986 - İşkence yaptığını itiraf eden polis memuru Sedat Caner ile bu itirafları yayımlayan 'Nokta' dergisine dava açıldı.
1986 - 14. Strasbourg Film Festivali'nde Muammer Özer'in "Bir Avuç Cennet" ve Ali Özgentürk'ün "Bekçi" isimli filmleri ikinciliği paylaştı.
1988 - İstanbul'daki Metris Askeri Cezaevi'nden 29 tutuklu ve hükümlü kaçtı.
1990 - New York'un Bronx semtindeki bir kulüpte çıkan yangında 87 kişi öldü.
1992 - Kozmonot Sergei Krikalev, Mir Uzay İstasyonu'nda 10 ay kaldıktan sonra dünyaya döndü.
1994 - Aydın Ortaklar Öğretmen Lisesi'nde evci çıkan dört kız öğrenciden birinin, emniyet yetkilileri tarafından yakalanarak bekaret kontrolüne gönderilmesi kadınlar tarafından protesto edildi.
1996 - Türkiye'de Emek Partisi kuruldu.
1998 - Manisalı Gençler Davasında, Yargıtay'ın bozma kararından sonra beş tutuklu genç tahliye edildi. Davada tutuklu sanık kalmadı.
1999 - Sırbistan, NATO'ya savaş ilan edip BM'ye bildirince, NATO üyesi Türkiye de bu ülkeyle resmen savaşa girmiş oldu.
2009 - Büyük Birlik Partisi'ne ait parti lideri Muhsin Yazıcıoğlu dahil 6 kişinin bulunduğu helikopter, Kahramanmaraş'ta düştü. 3 gün sonra ulaşılan helikopterde, helikopterde bulunan 6 kişinin de hayatını kaybettiği belirtildi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
23.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu101318384152
 
On Numara
20.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02040506071012162021253038404556586372747577
 
Sayısal Loto
18.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu121628374649
 
Şans Topu
22.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu042426293111
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık