Türkiye-Rusya S 400 füze alımında anlaştı

Ana Sayfa » Güncel » Hükümet talimat verdi, Kozmik Oda’ya girildi!

Hükümet talimat verdi, Kozmik Oda’ya girildi!

Sözcü'de Uğur Dündar'ın sorularını yanıtlayan Genelkurmay Eski Başkanı İlker Başbuğ, kozmik odanın aranması ve hükümetle yaptıkları görüşmeleri anlattı.

 
24 Mayıs 2014 Cumartesi 08:18 
Yorum YapYazdır
 
 
Hükümet talimat verdi, Kozmik Oda’ya girildi!

Uğur Dündar/Sözcü

 

Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ, “Aramaya izin vererek kumpas kuranların oyununu bozduk” dedi. Tarihe ışık tutacak açıklamalar yaptı

Ergenekon’dan 26 ay tutsak kalan 26. Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ ile yaptığımız röportajımız devam ediyor. Başbuğ’a, çok tartışılan Kozmik Oda aramalarını sordum. O süreçte yaşananları açık açık anlattı…

 

Ordunun beyni mi?

- Siz Kozmik Oda’ya girmelerine izin verdiniz diye eleştirildiniz. Kozmik Oda nedir? İddia edildiği gibi gerçekten TSK’nın beyni midir? Örneğin savaş planları burada mı saklanır?
Gözaltına alınan iki personel, Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı’nda çalışıyordu. Burası nedir? Özel Kuvvetler Komutanlığı’na ait bir ünite. Alay seviyesinde bir komutanlık. Ordunun beyni demek, her şey buradadır demek, asla doğru bir tanımlama olmaz. Orada seferberlik halinde Ankara mücavir alanında yapılacaklar bulunmaktadır. Sonra o planlar değiştirilmek durumunda kalınmıştır.

 

‘İtiraz ettik, reddedildi’

Beş savcı normal ofislerde arama yaptı. Gizli evrak bulunan iki odayı aramak istediklerinde sokulmadılar. Çünkü savcıların gizli belgeleri inceleme yetkisi yok ama hakimin var. Biz arama talebine itiraz ettik, reddedildi. Hakim geldi. Kara Kuvvetleri Komutanı (Org. Işık Koşaner) ile görüştüm. Komutan olarak kararımı verdim. Hakime “Odaları mühürleyin, yarın gelin, zira Başbakan’la görüşeceğiz ve Anayasa’ya göre güvenlikten sorumlu Bakanlar Kurulu’nun kararını isteyeceğiz. Hükümetin vereceği talimata göre hareket edeceğiz” dedik. Hakim, “peki” dedi, gitti. Başbakanlık’tan randevu istedik, Kara Kuvvetleri komutanı ile gittik, Başbakan ve bakanlara durumu anlattık. Oranın aranmasından çekince duyduğumuz hiçbir şey olmadığını vurguladık. Ancak Bölge Başkanlığı’na ait çalışmalar deşifre olacak, emek verilen çalışmalar iptal edilmek zorunda kalınacak.

 

‘Vahim bir iddia var’

Sonuçta “Aramaya müsaade edilsin” denildi. Durumu değerlendirdik. “Aramaya müsaade etmezsek ne olur?” sorusunu düşündük. Ortada vahim bir iddia var, Başbakan Yardımcısı’na suikast iddiası. Bunun doğru olmadığının ortaya çıkarılması bizim için çok önemli. Çünkü Silahlı Kuvvetler’e iftira atılıyor. “Hayır” deseydik, aratmasaydık, bu vahim iddia Silahlı Kuvvetler üzerinde leke gibi duracaktı. Kumpası kuranlar bunu istiyordu.
Ben ikinci seçeneği seçtim. “Bazı planlarımıza zarar vereceksin ama gel ara, gerçek ortaya çıksın” dedim. Her eleştiriye saygılıyım ama, olayın her çerçevesini bilmeden hissi değerlendirme yapanlar, 27 Aralık 2009’da Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Komutanı değillerdi. O zaman komutan benim ve sorumluluğum var. Bu oyunu bozduğumuz kanaatindeyim. Beş sene evvel verdiğim o kararın çok doğru olduğunu bugün daha iyi idrak ediyorum. Dua ediyorum Allah’a, iyi ki o gün o kararı vermişim. Ters yönde bir karar verseydim, Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinde oluşacak şaibeyi siz düşünün. Ağır töhmet altında kalacaktı. Sonuç ne şu anda? O halde verdiğimiz karar doğru.

 

‘Mücadeleyi seçtim’

- Silahlı Kuvvetler’i hedef alan bir kumpasın hayata geçirildiğini iddia ediyorsunuz. Bunu önlemek için konuyu yetkililere aktarıyorsunuz. İddiaların doğru olmadığını söylüyor ve gerçekleri izah ediyorsunuz. Askeri savcılığı harekete geçiriyorsunuz. Ama tüm uğraşlarınıza karşın kesemiyorsunuz bu süreci. İstifa etmeyi düşündünüz mü?
İstifa etmeyi düşünmedim. Mücadele etme yolunu seçtim. Bu mücadelede arzu ettiğimiz noktaya ulaşıp ulaşamadığımız tartışılabilir. Ama benim görev sürem dolduğu zaman cezaevlerinde tutuklu bulunan subayların sayısı 3-4’tü. Bu da yargı nezdinde oldu. Tutuklananlar yine yargı yolu ile serbest kaldı.

- Özeleştiri yapıyor musunuz?
Yapmaz olur muyum? Tabii ki yapıyorum. Özeleştiriyi yalnız ben değil, toplumun bütün katmanları yapmalı. Biri bitip, biri başlayan ataklarla, bombardımanla karşı karşıyasınız. Bombardımana karşı direnmek de kolay değil. Güç lazım, kendinize güvenmeniz lazım.

20 Ocak’ta Kozmik Oda’da arama bitiyor, o gün Taraf Gazetesi’nde Balyoz iddiaları başlıyor. Bunlar tesadüf mü?

 

‘İstihbarat savaşı var’

Karşılaşılan olay bir bilgi, istihbarat savaşı. Başarılı olmanız için güçlü istihbarata sahip olmanız lazım. Bu açıdan eksiklerimiz var. Benim MİT içinde temsilcim bile yok. Böyle bir şey olabilir mi? Başkanı sivil olabilir, itirazım yok. Ama benim de orada bir temsilcim olmalı. Bizde hemen “aman asker olmasın” anlayışı var. Oysa birçok gelişmiş demokratik hukuk devletinde bu uygulama mevcut. Zaten aksi düşünülemez.

 

Özeleştiri yapmayan vicdansızdır

Silahlı Kuvvetler, vurguladığınız asimetrik, psikolojik saldırıları öngöremedi mi? Ordu hazırlıksız mı yakalandı?
Askeri yargı bu tür olaylara hazırlıklı değildi. Yetersizdi. Onlar askeri suçlarla ilgileniyor, bu tür olaylarla karşı karşıya kalmıyordu.
Hepimizin özeleştiri yapacağı temel nokta şu: Bir olay oldu, insanlar gözaltına alındı, tutuklandılar. Hep şunun üzerine konsantre olduk: Uzun tutukluluk kaldırılsın. Ama çok kimse “nedir bu yargılama, iddia edilen suç nedir?” sorularının derinliğine girdi mi? Bugün bile aynı noktadayız. Davanın doğruluğu-yanlışlığı ikinci planda kalıyor. Belki de işin tabiatında var. İnsanlar niçin gözaltına alınıyor, neden tutuklanıyor? Bilmediğiniz zaman nasıl göreceksiniz?
Tabii medyaya servis edilen bilgiler, oluşturulan bilgi kirliliğini de unutmamak lazım. Soruşturmanın gizliliği ilkesi defalarca ihlal edildi. Biliyorsunuz, soruşturma safhası biter, kovuşturma safhası başlar, gizlilik kalkar. İşte burada herkes sorgulasın: “Ben bu mahkeme tarafından kabul edilen iddianameleri ne kadar okudum, ne kadar inceledim, ne kadar savundum?” İnsanların özeleştiri yapacağı nokta burasıdır. Yapmıyorsa vicdansızlıktır.
Benim dönemimde, Saldıray Berk’le ilgili iddianameyi okudum, inceledim, fikir sahibi oldum. Ve dedim ki, “Ben bu iddianame ile Saldıray Berk’e kefilim. Bu arkadaşın hiçbir suçu olmadığına inanıyorum.”

 

 
24 Mayıs 2014 Cumartesi 08:18 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1880 - Fransa Tahiti'yi topraklarına kattı.
1913 - Balkan Savaşı başladı.
1925 - Diyarbakır İstiklal Mahkemesi'nce idama mahkûm edilen Şeyh Said ile adamları idam edildi.
1934 - Bitlis'te yaşayan Zaro Ağa 157 yaşındayken yaşamını yitirdi. İç organları inceleme amacıyla alındı.
1938 - Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü kuruldu.
1939 - Hatay Devleti Meclisi, oybirliğiyle Türkiye'ye katılma kararı aldı.
1971 - TBMM'de çıkan bir yasayla Türkiye'de haşhaş ekimi yasaklandı.
1974 - Isabel Perón, Arjantin'in ilk kadın devlet başkanı olarak yemin etti. Kocası eski başkan Juan Peron sağlık durumunun bozulması üzerine görevlerini bırakmıştı. Zaten iki gün sonra da öldü.
1976 - Seyşel Adaları, Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandı.
1984 - Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında karma ekonomik protokol imzalandı.
1986 - Arjantin, Batı Almanya'yı 3-2 yenerek Dünya Futbol Şampiyonu oldu.
1992 - Cezayir devlet başkanı Muhammed Budiaf suikaste uğrayarak yaşamını yitirdi.
1995 - Ankara Büyükşehir Belediyesi, amblemindeki Hitit Güneşi'ni; Kocatepe Camii'ni ve Atakule'yi simgeleyen bir tasvir ile değiştirdi.
1999 - Abdullah Öcalan, vatana ihanet suçundan idam cezasına çarptırıldı.
2000 - Endonezya'da yolcu taşıyan bir tekne 500 yolcusuyla birlikte battı. Kazadan kurtulan olmadı.
2002 - Türkiye, 2002 FIFA Dünya Kupası'nda 3. oldu.
2005 - Sezen Aksu Bahane Albümünün Remiks'ini çıkarttı.
2008 - Euro 2008 finalinde İspanya, Almanya'yı yenerek Avrupa şampiyonu oldu.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:24
  • Güneş04:45
  • Öğlen12:36
  • İkindi16:37
  • Akşam20:05
  • Yatsı22:06
 
Süper Loto
22.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030520374448
 
On Numara
26.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01070814171819283031344145464851525559606575
 
Sayısal Loto
24.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu071022233045
 
Şans Topu
28.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu202123242909
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık