New York Times: Türkiye ile ABD çatışabilir

Ana Sayfa » Güncel » Hükümet Suriye’de savaşı kışkırttı

Hükümet Suriye’de savaşı kışkırttı

CHP’li Türmen’e göre, uluslararası hukuku çiğneyen Türkiye’nin, ölümlerde payı var

 
27 Ocak 2014 Pazartesi 08:32 
Yorum YapYazdır
 
 
Hükümet Suriye’de savaşı kışkırttı

TUĞBA TEKEREK/TARAF

 

Yeni yılla birlikte nurtopu gibi bir mevzumuz oldu: Mistik TIR’lar. Suriye’ye askeri mühimmat taşıdıkları iddia edilen, devletin “içinde insani yardım var ama göstermem” dediği, MİT’e ait TIR’lar... Bu TIR’lar hukuki açıdan da bir muamma. MİT’in silah sevkiyatı yapma yetkisi var mı, savcı MİT’e ait bir TIR’ı arayabilir mi, TIR’larda silah varsa buna uluslararası hukuk ne der?

Bu arada geçtiğimiz hafta Suriye hapishanelerinde öldürülmüş 11 bin kişinin fotoğrafı gündemimize bomba gibi düştü. Sonra benzer bir hızla indi ama o fotoğraflar Suriye’de gidişatı değiştirir mi?

Tüm bunları uluslararası hukuk alanında Türkiye’nin en saygın isimlerinden bir olan Rıza Türmen’e sorduk. 1998-2008 döneminde AİHM’de yargıç olarak görev yapan CHP milletvekili Rıza Türmen, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Nikaragua kararıyla anlattı durumu ve “Böyle bir silah sevkiyatı meşru müdaafa hakkı doğurur” dedi.


MİT’in silah sevkiyatı gibi bir operasyon yapma yetkisi var mı?

MİT Kanunu’nun dördüncü maddesinde MİT’in görevlerini çok net: milli güvenlik istihbaratını devlet çapında oluşturmak, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, MGK Genel Sekreteri’nin istihbarat ihtiyaçlarını karşılamak, istihbarata karşı koymak... Sonra da diyor ki -bu çok önemli- “MİT’e bu görevler dışında görev verilemez ve bu teşkilat devletin güvenliğiyle ilgili istihbarat hizmetinden başka hizmet istikametlerine yöneltilemez.”


Kanunda sıralanan görevler arasında “MGK’da belirlenecek diğer görevleri yapmak” da var. MGK, MİT’e silah sevkiyatı yapma görevi vermiş olamaz mı?

Olamaz. MGK’nın verebileceği görevlerin de sınır var. Kanunda “istihbarat hizmetinden başka hizmet istikametine yöneltilemez” diyor. MGK’nın vereceği görevin de mutlaka istihbaratla ilgili olması lazım. Silah kaçakçılığı, istihbarat hizmeti değil tabii.


Kanunda “Başbakan’ın izni olmadan MİT mensuplarıyla ilgili cezai takibat yapılamaz” da deniyor. TIR’da arama bu takibatın parçası mıdır?

Değildir. Savcının görevi TCK’ya göre herhangi bir suç duyumu aldıktan sonra mutlaka bunu soruşturmak. Soruşturmazsa görevini ihmal suçu işlemiş olur. Ancak araçta arama yaptıktan sonra takipsizlik kararı verebilir ya da soruşturma başlatır. Arama Başbakan iznine tâbi değildir. Sonrasında da eğer yapılan iş MİT’in görev alanına giriyorsa Başbakan’ın iznine tâbi olabilir.

Bu işin bir de uluslararası hukuk kısmı var. Siz böyle kamyon dolusu silahları kendi ülkenizden başka bir ülkeye gönderemezsiniz, sınırı geçtiği andan itibaren bu bir uluslararası hukuk sorunudur.


Türkiye, 1995’te Bosna’ya da gizlice silah göndermiş. O vakit, bu ne iç hukuk ne de uluslararası hukuk açısından mesele haline gelmiş. Neden?

O zaman silah gönderdik mi bilmiyorum. Ama Bosna’da masum insanların kitlesel olarak ortadan kaldırılması gibi apayrı bir durum vardı. Orada da yanlış yapmış olabiliriz ayrıca. Ama dediğim gibi orada iç savaş bile yoktu doğru dürüst. Buradaysa bir iç savaş var, asiler ve devlet güçleri var.


Böyle bir savaşta, üçüncü taraflar ne yapmalı?


1970’de kabul edilen Devletler Arası Dostane İlişkiler Bildirisi var. Buna göre, devletlerin, birbiriyle savaşan güçlerden birine yardım etmeme yükümlülüğü var. “Hiç bir devlet başka bir devletin rejimini yıkmaya yönelen silahlı eylemleri örgütlemeyecek, yardım etmeyecek, kışkırtmayacak, para yardımı yapmayacak.” Bu bildiriyi kabul eden tüm devletler bunu taahhüt etmiştir ve bu uluslararası bir hukuk kuralıdır.


Savaşan taraflardan birine yardım ederseniz ne olur?


Uluslararası Adalet Divanı 1968 Nikaragua kararında bunu açıklar. ABD, o dönem kontralara askeri eğitim sağlar, her türlü lojistik destek ve silah verir. Uluslararası Adalet Divanı “Bu, ABD’nin Nikaragua’ya karşı kuvvet kullanmasıyla aynı şeydir” dedi. Yani “BM şartındaki kuvvet kullanma yasağının ihlali” dedi. Bu karara göre ABD Nikaragua’nın içişlerine müdahale etmiş, onun için de uluslararası sorumluluğu doğmuştur. Sonuçta Uluslararası Adalet Divanı ABD’nin tazminat ödemesi gerektiğini söyledi. Dedi ki “Bu tazminat konusunu aranızda kararalaştırın yoksa ben kararalaştıracağım.”


ABD tazminat ödedi mi?

Ödemedi galiba. Ama burada önemli olan böyle bir yardım uluslararası hukukun ihlali anlamına gelir, öbür devletin sizden tazminat isteme hakkı doğurur. Tıpkı Türkiye’nin İsrail’den Mavi Marmara olayının ardından tazminat hakkının doğduğu gibi.


Yani Suriye bu meseleyi BM’ye götürüp tazminat isteyebilir, öyle mi?

BM’ye götürüp ya da doğrudan tazminat talep edebilir.


Başka ne yapabilir?


BM yasasının 51. maddesine göre silahlı saldırıya uğrayan devletin meşru savunma hakkı doğar. Bu silahlı saldırı ille bir düzenli ordunun sınırı geçerek saldırması şeklinde olmuyor. Uluslararası Adalet Divanı, Nikaragua kararında bunu da söyler: Bir devletin rejimini yıkmak için savaşan isyancı güçlere siz kendi ülkenizde eğitim vermişseniz, o devletin meşru savunma hakkı yani kuvvet kullanma hakkı doğar.


Türkiye’nin Irak’ta yaptığı PKK operasyonlarının hukuki zemini de bu maddeler, değil mi?

Evet evet... Bir de “TIR’dakiler insani yardım malzemesi “ diyor bizimkiler...


Değil mi?

İnsani yardımsa buna baktırırsınız. Ama insani yardım olsa bile Uluslararası Adalet Divanı, Kızılhaç Sözleşmesine atıf yaparak diyor ki, insani yardım savaşan bütün taraflara ayrım yapılmaksızın gönderilen yardımdır. Savaşan gruplardan sadece birine gönderiyorsanız bu insani yardım niteliği taşımaz.


Türkiye’nin Suriye’nin her yanına battaniye gönderecek imkanı yoksa, bu, bir kısmına gönderdiği battaniyeyi insani yardım olmaktan çıkarır mı?

Uluslararası Adalet Divanı’na göre, o bir kısım yardımı da herhangi bir ayrım olmadan yapmalısınız.


Suriye’nin Dostları grubu Haziran’da Katar’da yaptığı toplantıda muhaliflere “acil silah desteği “ kararı aldı. Bu devletler arasında Türkiye’nin yanısıra ABD, İngiltere, Fransa vardı. Bu kararla onlar da mı uluslararası hukuka aykırı davranıyorlar?

Bir kere Suriye’nin Dostları ne kadar Suriye’nin Dostları onu düşünmek lazım. Bu devletler Suriye’nin canına okuyan Suriye’nin düşmanlarına dönüştü. Muhaliflere silah desteği yapıyorlarsa, demin söylediklerim onlar için de geçerli. Ayrıca biz onlar gibi yapmak zorunda değiliz. Bizim Suriye’yle çok uzun bir sınırımız var.


Ama bu durum “TIR’lar Türkiye’yi Batı dünyasında zor duruma düşürüyor” argümanını boşa çıkarmıyor mu?

Bence çıkarmıyor. Öyle olsa Türkiye ne zaman ABD’ye gitse, orada Türkiye’yi frenlemeye çalışmazlardı. Bir kere onların El Kaide’yi Suriye’den çıkarma gibi bir meseleleri var. Bizim öyle bir meselemiz olduğunu sanmıyorum. Biz savaşanlar arasında ayrım yapmıyoruz. İkincisi Türkiye asilere başından beri silah yardımı yaptı, başından beri onları eğitip gönderdi. Suriyeli Bakan Muallim Cenevre’de “Buradaki savaş Türkiye sayesinde devam ediyor. Türkiye olmasaydı buraya gelmeyecekti “ diyor.


Türkiye olmasaydı, muhalifleri daha rahat ezip geçeceklerdi belki de...

Hayır, belki de El Kaide dışındaki gruplar daha etkili olacaktı. Ayrıca Esad’ı da frenleyebilecekti belki Türkiye, asilerle Esad arasında arabulucu olabilecekti. Ama şimdi Türkiye tarafsızlığını kaybettiği için Cenevre’de pek bir etkisi yok. Bir de şu var Türkiye’nin gönderdiği silahlar ÖSO’ya gitmiyor.


Kime gidiyor?


Bir tek El Kaide’ye bağlı gruplar kaldı Suriye’de. El Nusra, IŞİD, bunların eline gidiyor.


Bunu neye dayanarak söylüyorsunuz?


Özgür Suriye Ordusu’na (ÖSO) gitse bile, ÖSO bu silahları elinde tutabilecek durumda değil. Nasılsa El Kaide’ye geçecektir silahlar. Türkiye bu işi kışkırttı. 100 binlerce insan öldü. Bunda Türkiye’nin payı yok mu? Bu ölen insanların kanında da Türkiye’nin payı var.


Hükümet TIR’daki malzemeleri “Türkmenlere gönderiyoruz“ diyor...

MHP’liler gitti, onlara “Biz hiç böyle bir yardım almadık “ dediler. Düzenli bir sevkiyat var. Bir kamyon iki kamyon değil. Haftada bilmem kaç kere sevkiyat yapılıyor. Bu yardımın Türkmenler için olduğuna inandırmak güç. Savaşanlar kimse onların eline geçiyor. Savaşanlar da Suriyeli değil, o yüzden de kendini savunma gibi bir durumları yok. Dünyada ne kadar İslamcı grup varsa orada şu anda, onlar savaşı götürüyor.



Arap baharı iyi ki oldu, dönüş yok

Arap Baharı için, bugün geldiğimiz noktada “iyi ki oldu” diyor musunuz?

Diyorum. Demokrasinin yerleşmesi tabii ki kolay değil. Bizde bile, demokrasiye geçtikten 63 yıl sonra hâl⠓Kuvvetler ayrılığı olmasa ne iyi olur” diyen bir Başbakanımız var. Ama Pandora’nın kutusunun kapağını bir kere açtınız mı, insanlar bir kere bu özgürlüğün kokusunu aldılar mı bunu geri çeviremezsiniz. Saat daima ileri gider. Saatin kolları müdahalelerle durdurulabilir. Ama hiç bir zaman geri gitmez. Burada da saatin kolu mutlaka ileri gidecek demokrasi ve özgürlük alanında.


Sosyalist muhalifler

AKP’yi muhalifleri destekleyip tek taraflı politika izlediği için eleştiriyorsunuz. CHP de Esad’a heyetler gönderdiği için eleştiriyor. Bu eleştirilere yanıtınız ne?

Biz hiç bir zaman Esad’ı desteklemedik. Ziyaretlerde amaç diyalogun kurulması, daha yapıcı bir rol oynamaktı.


Muhaliflerle görüşülmedi ama...


Görüşüldü. Sosyalist Enternasyonal’e katılan muhalifler var. Onlarla temas kuruldu.


Enternasyonale katılanlara görüşmek muhaliflerle görüşmek midir?

Diğer muhaliflerle de görüşüldü.



Dünya o ölü fotoğraflarını unutamaz

Geçen hafta, Suriye’de hapishanede işkenceyle öldürülen 11 bin insanla ilgili bir rapor ve fotoğraflar yayımlandı. Bu, Suriye meselesini yeni bir hukuki boyuta taşır mı?

Fotoğraflar çok korkunç. Ben geçenlerde şöyle bir fotoğraf da gördüm, asiler kaldırımda yatırmışlar, boğazını kesiyorlar bir askerin. Asilerin de yaptığı şeyler de var. İkisi de kabul edilemez. Bu fotoğraflarla ilgili doğru mu değil mi meselesi ortaya çıktı. Esad’ı tanıyorsanız bunun doğru olduğunu düşünmeniz mümkün. Bu bir insanlık suçudur ve bizi başka bir hukuk alemine götürmesi lazım.


Ama henüz o yönde bir adım yok. Neden?


Bir bekleme hali var. Kimyasal silah meselesinden sonra da oraya bir heyet gitmişti, rapor yazmıştı. Belki burada da Güvenlik Konseyi üyeleri baktıktan sonra konu alevlenecek. Cenevre’ye giderken sandalı fazla sallamak istemediler. Cenevre’yi torpillememek için zaman kazandılar. Ama uluslararası toplum olarak unutamazsınız o fotoğrafları. Esad’ın bunun faillerini yakalayıp cezalandırması lazım. Fail kendisiyse de Güvenlik Konseyi tarafından savaş suçlusu ilan edilmesi lazım. Bu Sudan Devlet Başkanı El Beşir’e yapıldı.


Esad ¨Bunlar bilgim dışında yapıldı¨ diyerek bu meseleden kendisini sıyırabilir mi?


Yugoslavya için Miloseviç’le ilgili kurulan Uluslrarası Ceza Mahkemesi’nin kararları var. Orada “Doğrudan emir vermemiş olsa bile, eğer bunun yapıldığının farkındaysa, bilebilecek durumdaysa ve buna rağmen hiç bir önlem almadıysa yine sorumlu olur” deniyor. Esad da kendisi doğrudan emir vermemiş olabilir. Ama bilebilecek durumdaysa ve hiçbir önlem almamışsa tabii ki bir cezası olur.


Türkiye de taraf değil Roma Statüsü’ne, neden değil?


AB ülkeleri arasında buna taraf olmayan hiçbir ülke yok. İzleme raporlarında da bunun hep altı çizilir. ¨Türkiye Uluslararası Ceza Şartı’na taraf olmalıdır¨ denir. Türkiye taraf olmadı çünkü insanlığa karşı işlenen suçlar içine terörizmi sokmak istedi. Kabul etmediler. Türkiye de o nedenle taraf olmadı. Biraz da belki başka şeylerden korkuyor. Uluslararası ceza hukukuna giren suç işledim mi acaba diye düşünüyor belki de.

 
27 Ocak 2014 Pazartesi 08:32 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Kazım DEMİR
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Mustafa Önsel
 
Mehmet Polat
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Attila Aşut
 
Arslan Bulut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1679 - İngiltere Kralı II. Charles parlamentoyu feshetti.
1848 - Kaliforniya'da altın bulundu.
1921 - Ankara-Sivas demiryolunun inşasına ilişkin yasa TBMM'de kabul edildi. Hattın inşası 1930 yılında tamamlandı.
1921 - Çerkez Ethem'in güçleri dağıtıldı.
1924 - Rusya'da St. Petersburg şehrinin adı, devrimci liderin (V.İ. Lenin) anısına Leningrad olarak değiştirildi.
1927 - Eczacılar ve eczaneler hakkında kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi.
1927 - Alfred Hitchcock'un ilk filmi The Pleasure Garden Birleşik Krallık'ta gösterime girdi.
1935 - İlk kutu bira, Krueger Brewing Company tarafından Richmond, Virjinya'da (Amerika Birleşik Devletleri) satışa sunuldu.
1938 - İzmir Telefon Şirketi hükümetçe satın alındı.
1943 - II. Dünya Savaşı: Franklin D. Roosevelt ve Winston Churchill'in katıldığı Casablanca Konferansı sona erdi.
1946 - Birleşmiş Milletler, Uluslararası Atom Enerjisi Komisyonu'nu kurdu.
1946 - Cumhuriyet Halk Partisi Sanat Ödülü'nü 35 Yaş şiiriyle Cahit Sıtkı Tarancı kazandı.
1949 - Behçet Kemal Çağlar Cumhuriyet Halk Partisi'nden ve milletvekilliğinden istifa etti.
1955 - Zonguldak'ta, Ereğli Kömür İşletmelerine bağlı Gelik ocağındaki grizu patlamasında 52 madenci öldü, 19 madenci yaralandı.
1956 - Eskişehir Cezaevi'nde 388 mahkum ayaklandı.
1959 - İstanbul Küçükyalı'da Neşe Sineması çöktü; 37 kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı.
1961 - Yassıada duruşmalarında Başsavcı Altay Ömer Egesel, Adnan Menderes'in idamını istedi.
1961 - Marilyn Monroe ile Arthur Miller boşandılar. Çift beş yıldır evliydi.
1963 - Çatalca'da kara saplanan trenle ilgili haber yapmak için 23 Ocak'ta gazetelerinden ayrılan Hürriyet gazetesi yazarı Yüksel Kasapbaşı ile foto muhabiri Abidin Behpur ve aracın sürücüsü Yüksel Öztürk'ün donmuş cesetleri, Çatalca yakınlarında bulundu.
1966 - Hindistan havayolları'na ait Boeing 707 tipi bir yolcu uçağı, Bombay-New York seferini yaparken İsviçre'nin Cenova kentine inmeye hazırlandığı sırada, Alp dağlarının Mont Blanc tepelerine çarparak düştü: 117 kişi öldü.
1967 - Üniversite öğrencileri, Türkiye Milli Talebe Federasyonu'na karşı tutumu protesto ettiler. Ankara'da bir miting düzenlediler. Türkiye Milli Talebe Federasyonu 19 Ocak günü polis tarafından mühürlenmiş, 21 Ocak günü de beş yöneticisi tutuklanmıştı.
1972 - Mahir Çayan'a dedesinden kalan mirasa sıkıyönetim mahkemesi tarafından el konuldu.
1972 - İsmet İnönü "Siyasi suçlar için idam olmamalı" dedi ve sıkıyönetimin kaldırılmasını istedi.
1972 - Guam ormanlarında 2. Dünya Savaşı'ndan beri teslim olmamak için saklanan bir Japon askeri bulundu.
1978 - Sovyetler Birliği'ne ait nükleer reaktör taşıyan Cosmos 954 adlı uydu Dünya atmosferine girerken yanarak parçalandı, radyoaktif serpintileri Kanada'nın kuzeybatısına yayıldı. Dağılan parçaların ancak %1'i toplanabildi.
1980 - Başbakan Süleyman Demirel başkanlığındaki hükümetçe alınan ve 24 Ocak Kararları olarak bilinen ekonomik istikrar programı kamuoyuna açıklandı.
1983 - 1. Ordu ve İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Cumhuriyet gazetesinin basımı, yayımı ve dağıtımını yasakladı. Nadir Nadi ve yazı işleri müdürü Okay Gönensin hakkında dava açıldı.
1984 - Macintosh bilgisayarlar piyasaya sürüldü.
1986 - Voyager 2 uydusu, Uranüs'ün 81.500 km yakınından geçti.
1989 - Seri katil Ted Bundy, 1978'de 12 yaşındaki Kimberley Leach'i kaçırıp öldürmek suçundan, Florida'da elektrikli sandalye ile idam edildi.
1993 - Milliyetçi Çalışma Partisi, adını Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirdi.
1993 - Gazeteci ve yazar Uğur Mumcu, otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu öldürüldü.
1994 - Türkiye'nin ilk haberleşme uydusu TÜRKSAT-1, fırlatıldıktan 12 dakika 12 saniye sonra okyanusa düştü.
2001 - Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan, 4 koruması ve şoförü, uğradıkları silahlı saldırıda öldürüldü.
2004 - NASA'nın Opportunity adlı aracı, ikizi Spirit'ten iki hafta sonra Mars yüzeyine indi.
2006 - Kuveyt Parlamentosu, dokuz gün önce ölen Şeyh Cabir el Ahmed el Sabah'ın yerine geçen Emir Şeyh Saad el Abdullah'ı azletti. Parlamento, oybirliğiyle aldığı karara gerekçe olarak 75 yaşındaki Emir'in sağlık durumunun kötü olmasını gösterdi.
2006 - İran'ın güneybatısındaki Ahvaz kentinde meydana gelen iki patlamada 8 kişi öldü, 40'tan fazla kişi de yaralandı.
2008 - Gaziantep'te, terör örgütü El-Kaide'ye yönelik eş zamanlı on sekiz ayrı operasyonda bir polis şehit oldu, yedi polis ile bir vatandaş yaralandı. Operasyonda, dört kişi ölü ele geçirildi, on dokuz kişi gözaltına alındı.
41 - Caligula lakabıyla tanınan, zalimliği, despotluğu ve deliliği ile ünlü Roma İmparatoru Gaius Julius Caesar Augustus Germanicus muhafızları tarafından öldürüldü.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
18
12
3
3
39
2
Galatasaray
18
12
2
4
38
3
Fenerbahçe
18
10
6
2
36
4
Beşiktaş
18
9
6
3
33
5
Trabzonspor
18
8
6
4
30
6
Kayserispor
18
8
6
4
30
7
Göztepe
18
9
3
6
30
8
Sivasspor
18
8
3
7
27
9
Bursaspor
18
7
4
7
25
10
Malatyaspor
18
6
5
7
23
11
Kasımpaşa
18
6
4
8
22
12
Akhisarspor
18
5
5
8
20
13
Aytemiz Alanyaspor
18
5
3
10
18
14
Osmanlıspor
18
5
3
10
18
15
Gençlerbirliği
18
4
5
9
17
16
Antalyaspor
18
4
5
9
17
17
Konyaspor
18
4
4
10
16
18
Karabükspor
18
2
3
13
9
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
18.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu111720293651
 
On Numara
22.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu02030609121415171819202122262830424855617577
 
Sayısal Loto
20.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu111319253540
 
Şans Topu
17.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu091016293406
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:46
  • Güneş07:31
  • Öğlen12:45
  • İkindi15:19
  • Akşam17:36
  • Yatsı19:10
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık