KPSS sonuçları belli oldu.. Tıkla öğren

Ana Sayfa » Siyaset » HES direnişinde dayak yiyen başörtülü kadını Erdoğan'a sordu

HES direnişinde dayak yiyen başörtülü kadını Erdoğan'a sordu

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu: Ben size bir fotoğraf göstereceğim. Recep Tayyip Erdoğan'ın yeni teröristi bu. Başörtülü bir Anadolu kadını. Havva Bir bir Anadolu kadını. Bizim annemiz bacımız büyüğümüz. Çocukları olan bir Anadolu kadını. Suyuna sahip çıkmak istiyor. Coplarla üzerine gidilip dövülüyor. Başörtülü bacımıza saldırdı diyordu. Başörtülü bacımıza ne yaptıklarını gördünüz mü?

 
3 Haziran 2014 Salı 14:21 
Yorum YapYazdır
 
 
HES direnişinde dayak yiyen başörtülü kadını Erdoğan'a sordu

Partisinin Meclis grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Rize'de HES protestosu sırasında dayak atıldığını belirttiği Havva Bir'in fotoğrafını göstererek, "Anadolu kadınlarına sesleniyorum; Havva'nın başına gelen yarın sizin başınıza da gelebilir'' dedi. Ünlü şair Nazım Hikmet’i de anan Kılıçdaroğlu, “Mezarı Gezi Parkı'nda olmalıdır” dedi.

İşte Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları:

Sanatçılar her dönem acı çektiler, bedel ödediler, bedel ödemekten kaçınmadılar. Bugün geldiğimiz nokta sanatçıların ödediği bedellerin sonucudur.

"BU 76 MİLYONA VASİYETTİR"

Nazım Hikmet ne söylerlerse söylesinler bir vatanseverdir. Hasret içinde gitti. Bütün şiirleri hasret dolu. Onun şiirlerini okuyup da duygulanmamak mümkün değil. O bir vatan şairiydi o bir özgürlük şairiydi. Beni Anadolu'da bir çınar ağacının altına gömün diyordu. Bu şiiirin adı vasiyet. Bu 76 milyona vasiyettir. 76 milyon yurttaş rüzgara karşı yürüyen Nazım Hikmet'i Anadolu'ya getirmelidir.

"NAZIM'IN YERİ GEZİ PARKI'DIR"

Nazım Hikmet bana göre Gwzi Parkı'nda bir çınar ağacının altında olmalıdır. Çünkü Gezi eylemlerini anlatan en güzel şiir ona ait. Ne diyordu? "Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine yaşamak" dedi. Gezi'ye gidenler bir ağaç gibi tek ve hür hissetmek istiyorlardı. Her yaştan insan vardı. Onlar kavgadan yana değillerdi. Kutuplaşmadan yana değillerdi. O nedenle bir orman gibi kardeşçe yaşamalıyız diyorlardı. O nedenle Nazım'ın yeri Gezi Parkı'dır. Bunu yapabilirsek sorumluluğumuzu da yerine getirmiş oluruz. Nazım'ı tekrar rahmetle anıyoruz. Onu hep yaşatacağız.

"GEZİ TARİHİN DEĞİŞTİĞİ BİR TARİHTİR"

Gezi'nin 1. yılı dolayısıyla yine yasaklar geldi. Bir sıkıyönetim daha yaşadık. Tanklar Tomalar coplar biber gazıyla Taksim abluka altına alındı. Vapur ve otobüs seferleri durduruldu vesaire... Özgürlükten neden korkuyorsunuz. Gençlerin elinde karanfil var. kitap var. Al onları ellerinden vur elleirne diyor. Neden korkuyorsunuz? Korkmayın. Bunlar özgürlük dediler. Dünyayı Türkiye'yi bizden daha iyi okuyorlar. Onlar bizim umudumuz. Emin olun Gezi Türkiye'de tarihin değiştiği bir tarihtir. Bakışımızı değiştirdiler ufkumuzu değiştirdiler. O zaman yapacağımız demokrasi ve özgürlük alanını olabildiğince genişletmektir.

Onlar zulme ve baskıya karşı direndiler. Siz insan olmanın gereğini ancak direnerek yapabilirsiniz. Teslim olursanız onun tanımı bizim inancımızda dilsiz şeytan olarak tanımlanmıştır. Biz dilsiz olmayacağız.

"YALANCIDAN BAŞBAKAN OLMAZ"

Gezi sırasında gençlerin eylemleri elbette birilerini rahatsız etti. Bir diktatör bozuntusunun karizması çizildi gezi eylemlerinde. Bunu içine sindiremedi. Hala içinde bir kin var. Ne kadar çok insan ölürse o kadar zevk alıyor. Kandan bu kadar zevk alan şiddetten zevk alan başka bir politikacı yoktur 21. yüzyılda. Nasıl oluyorda bu yüzyılda kanla beslenen bir ideoloji olabiliyor. Bir iç savaş bile çıkarmayı göze alıyor.Halka açıkça yalan söylüyor. Camide içki içiyor dedi. Bir din görevlisi ben yalan söyleyemem içki içilmedi dedi. Hala aynı teraneler. Bu yetti mi? Başka bir şey daha söyledi. Başörtülü bacıma saldırdılar üstelik bebeği de vardı diyor. Gerçek görüldü ki böyle bir şey yok. İç çatışma olsaydı kavga olsaydı yüzlerce insan ölseydi ne kazanacaktı acaba? Bir ülkenin başbakanına yalan söylemek yakışır mı? Yalancıdan başbakan olmaz!

Siz halkı kışkırtıyorsunuz. Camide içki içildi deniyor. Bizim geleneğimizde vardır. Böyle bir mekanda içki içilir mi? Kimse içmez. 30-40 kişi bir kadına saldıracak kimse ses çıkarmayacak. Kimse demeyecek mi beyler ayıp ediyorsunuz. Bunların görüntülerini yayınlayacaktı ayrıca. Yayınladı mı? Peki dönüp bu ülkenin vicdanına sesleniyorum. 76 milyon yurttaşımın vicdanına sesleniyorum. Size açıkça yalan söyleyen bu Başbakanın hala arkasında duracak mısınız? Eğer başbakan yalan söylerse en azından utanır özür diler. Beni yanıltışlar der. Bunları söyledi mi? Hayır. Hala yalanın arkasında duruyor. 14 yaşındaki Berkin Elvan'ı terörist diye miting meydanlarında tanıtıyor. Ekmek almaya gidiyor. Bir annesi var o çocuğun. O çocuğa terörist muamalesi yaptı.

"TAYYİP ERDOĞAN'IN YENİ TERÖRİSTİ BU"

ERDOĞANIN YENİ TERÖRİSTİ BU


 

 


Ben size bir fotoğraf göstereceğim. Recep Tayyip Erdoğan'ın yeni teröristi bu. Başörtülü bir Anadolu kadını. Gezi'ye de katılmıştı. Rize İkizdere ilçesinde. Başıörtülü Anadolu kadını. Başına neler geldi bu kadınımızın?

İkizdere'de bir HES yapılıyor. Sular kesiliyor. Sular kesildiği için köylü rahatsız. Diyorlar ki bizim suyumuzu kesmeyin. Kadınlar gidiyorlar yolun kenarında oturuyor. Siz misiniz orada oturan. Onun dilinden söylüyorum.. Bunu haber yapan Birgün gazetesine teşekkür ediyorum.

Havva Bir şöyle söylüyor: "Yapılması planlanan santral için zaten az olan, kendimize yetecek suyumuzu elimizden almak istiyorlar. Karayolunun kenarında bekliyorduk, kalkmamız için hiçbir uyarı yapmadılar. 20 kadın oturma eylemindeydik. Komutanın ‘saldırın’ dediğini duydum. Sonra copla bizlere vurmaya başladılar. Doktor bana darp raporu verdi.  “Bizim deremizin suyu çok az, daha önce de büyük bir santral yaptılar. Şimdi kalan suyumuzu istiyorlar. İntikam mı alıyorlar anlamıyoruz? Ben artık askere de polise de güvenmem. İfademde de söyledim.”

"BAŞÖRTÜLÜ BACIMIZA NE YAPTIKLARINI GÖRDÜNÜZ MÜ?"

Havva Bir bir Anadolu kadını. Bizim annemiz bacımız büyüğümüz. Çocukları olan bir Anadolu kadını. Suyuna sahip çıkmak istiyor. Coplarla üzerine gidilip dövülüyor. Başörtülü bacımıza saldırdı diyordu. Başörtülü bacımıza ne yaptıklarını gördünüz mü?

Kocası da şunu söylüyor: "Jandarma şirketin çalışmasına engel olmayın, dedi. Bir süre sonra komutan ‘Kalkmıyor musunuz?’ diye sordu, 100 kadar asker cop ve kalkanlarıyla bizlere saldırmaya başladı. Bize ‘Buraya santral yapmayacağız’ demişlerdi ve köyümüzün muhtarı bizzat Başbakan’la görüşmüştü fakat seçimlerden sonra inşaat yeniden başladı. Yüzü dağılanlar var. Böyle bir saldırıyı daha önce ne gördüm, ne yaşadım."

"COP VAR, DAYAK VAR, ZULÜM VAR"

Havva Bir köyünün suyuna sahip çıkıyor. Cop var, dayak var, zulüm var. Bunlara karşı direnmek hepimizin görevidir. O zaman bütün Anadolu kadınlarına sesleniyorum. Havva Bir'in başına gelen yarın sizin de başınıza gelebilir. O zaman hep beraber bir diktatör bozuntusuna karşı ortak mücadele vereceğiz.

"BU SOMA'NIN DEVAMIDIR"

Hiç çıkıp diyor mu benim başörtülü bacıma saldırdılar? Demiyor. Çünkü kendisiyle aynı paralelde düşünmüyor. Kendisi gibi düşünenler dost, diğerleri ortak düşman. Böyle görüyor. Polisi jandarmayı üzerlerine salıyor. Bu Soma'nın devamıdır. Özel kalem müdürü tekmeledi, kendisi tokatladı. Milletten özür dilemedi. Özür dilemiyorsa o koltukta oturmaması gerekiyor. İşte bu nedenle ona diktatör bozuntusu diyorum.

Havva Bir'e ve o köylülere sahip çıkacağız. Yurrtaşların icra dairelerinde milyonlarca borçları olduğunu biliyorum. Emekli maaşıyla geçinemiyorsunuz biliyorum Çocuğunuz yıllardır işsiz. Tamamını biliyorum. Ama bu ülkede umutsuzluğa yer yok. Beraber güzel Türkiye inşa edebiliriz. Nazım Hikmet 12 yıl hapiste kaldı sürgünlere gitti asla yılmadı. Bütün baskılara karşı direneceğiz. Özgür ve güzel Türkiye'yi yeniden inşa edeceğiz.

"BÜTÜN CAMİLERDE BUNUN OKUNMASINI İSTERİM"

Pek çok sorunumuz var. Soma bunlardan en sonu oldu. Cumhuriyetin en büyük faciası. Uzun süre bekledim. İktidar Allahın takdiri dedi. Bütün suçu dine indirgedi. Aklı kullanmadı. Bekledim bu ülkenin diyaneti ne diyecek diye. Nihayet konuştu. Mardin'de konuştu. Çok güzel bir konuşma. Bütün camilerde bunun okunmasını isterim. Ne diyor DİB hocamız Mehmet Görmez: "Herşeyden önce bizleri yani toplumu irşad etme vazifesi yapanların görevi sadece faciaların sonunda hayatını kaybedenlere dini vazifelerini yapmak olmamalı. Faciaların olmaması için tedbirin alınmasında gerek dini ahlaki ve vicdani hatırlatmaları yaparak felaketi önlemeye çalışmak gerekmektedir" diyor.

"BUNLAR ÇOK ÖNCEDEN SÖYLENMELİYDİ"

Devam ediyor, "Dini istismar eden yorumlar karşısında hakikati söyleme mecburiyetimiz var. Bu tür hadiseleri İslam açısından değerlendirirken yaratıcının kudretini yok saymak ne kadar haksızsa insanların suç ve sorumluluklarına ilahi kudret üzerinden mazeret üretmek o kadar yanlıştır. İlahi adalete gölge düşüren tez ve yorumlardan kaçınmak gerekir. Bizlerin zulmü meşrulaştırmaya araç yapan görüşlerle ve hatalarını gizlemek için dini araç yapan görüşlere karşı hakikati söyleme mecburiyetimiz vardır. Dini alet ederek gücüne güç katanların yanında olmayacağımızı duyurmak zorundayız. Zalimin zulmüne tabi kılınmış bir din Allah'ın razı olmayacağı dindir. İnsanları ölüme terk etmeyi İslami referansla izah etmek mümkün değildir. Biz müminlere düşen nerede hata yaptığımızın farkına varmak olmalıdır."

Bunlar çok önceden söylenmeliydi. Yeni bir felaket, bu kadar büyüklüğe ulaştıktan sonra bu söyleniyorsa zamanında değil daha erken söylenmeliydi.

 
3 Haziran 2014 Salı 14:21 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
13
7
3
3
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
Trabzonspor
14
5
3
6
18
10
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
11
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
12
Antalyaspor
13
4
4
5
16
13
Alanyaspor
13
4
2
7
14
14
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
13
2
4
7
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
14
1
3
10
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:40
  • Güneş07:28
  • Öğlen12:25
  • İkindi14:46
  • Akşam17:01
  • Yatsı18:37
 
Tarihte Bugün
1774 - Kazak isyanı önderi Pugaçev idam edildi.
1817 - Mississippi, A.B.D. nin 20. eyaleti olarak birliğe katıldı.
1863 - Londra metrosu açıldı.
1898 - İspanyol-Amerikan savaşı sonrası Küba İspanya'dan bağımsızlığını kazandı.
1901 - İlk Nobel ödülleri verildi.
1902 - Mısır'da Nil nehri üzerinde inşa edilen Aswan Barajı hizmete girdi.
1906 - Theodore Roosevelt, Rus-Japon Savaşının sona ermesinde oynadığı arabuluculuk rolünden dolayı, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk Amerikalı oldu.
1923 - İrlandalı şair William Butler Yeats Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1927 - Fransız filozof Henri Bergson Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1929 - Alman yazar Thomas Mann Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1941 - Malaya açıklarında Prince of Wales ve Repulse olmak üzere Kraliyet Donanmasına ait iki zırhlı Japon İmparatorluk Deniz Kuvvetleri'ne bağlı torpido bombardıman uçakları tarafından batırıldı.
1948 - Birleşmiş Milletler Meclisi, İnsan Hakları Bildirgesini kabul etti. Türkiye İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne kabul oyu verdi.
1956 - Macaristan'da çatışmalar başladı, sıkıyönetim ilan edildi.
1964 - Martin Luther King Nobel barış Ödülü'nü aldı.
1970 - Rus yazar Aleksandr Soljenitsin Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1971 - Aralarında Türkiye İşçi Partisi Genel Sekreteri Tarık Ziya Ekinci'nin de bulunduğu 26 sanıklı Devrimci Doğu Kültür Ocakları davasına Diyarbakır'da başlandı.
1975 - Rus bilim insanı Andrey Saharov Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - Uluslararası Af Örgütü Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - İstanbul Toptaşı Cezaevi'nden 9 siyasi tutuklu kaçtı.
1978 - Enver Sedat ve Menahem Begin Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1979 - Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Gürer Aykal görevinden alınmıştı. 10 Aralık günü bu göreve İsmet Kurt'un atanması üzerine Devlet Opera ve Balesi çalışanları Carmina Burana'nın sahnelenmesine katılmama kararı aldı. Kurt iki gün sonra istifa etti.
1979 - Rahibe Teresa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1982 - Günaydın gazetesi yayın hayatına başladı.
1983 - Arjantin'de askeri rejim sona erdi; Arjantin'in 8 yıldan sonra ilk sivil başkanı Raul Alfonsin oldu.
1983 - Polonyalı Dayanışma Sendikası lideri Lech Walesa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1984 - Güney Afrika'lı Piskopos Desmond Tutu Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1987 - Sedat Simavi Basın Ödülü Uğur Mumcu'ya verildi.
1987 - İnsan Hakları Derneği "Genel Af ve Ölüm Cezalarının Kaldırılması" talepli 130 bin imzalı dilekçeyi Meclis Genel Sekreterliği'ne sundu.
1988 - Türkiye'de ilk karaciğer nakli ameliyatı yapıldı. Ameliyatı, Ankara Hacettepe Üniversitesi'nden Prof.Dr. Mehmet Haberal gerçekleştirdi.
1988 - Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in veto ettiği öğrenci affı yasası Meclis'te tekrar kabul edildi. Yasa, üniversitelerde türbana izin veriyordu.
1988 - Mısırlı Necip Mahfuz Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1989 - Aliağa'da çevre şenliği yapıldı.
1993 - Güvenlik kuvvetleri Özgür Gündem gazetesinin İstanbul Kadırga'daki merkezini bastı ve tüm çalışanları gözaltına aldı.
1994 - Yaser Arafat, Shimon Perez ve Yitzhak Rabin Nobel Barış Ödülü'nü aldılar.
1994 - TBMM TV ( Meclis Tv) kuruldu.
2002 - Stanford Üniversitesi insan embriyosu klonlayacağını açıkladı.
2002 - Eski Amerikan Başkanı Jimmy Carter, 1970 lerde Orta Doğu'da sürdürdüğü diplomatik arabuluculuklarından dolayı Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
2002 - Kuzey Kore`den gelen Scud füzeleri taşıyan bir gemi Umman denizinde İspanyol donanması tarafından durduruldu.
2002 - Bangladeş gözaltına aldığı iki Avrupalı gazeteciyi serbest bıraktı.
2003 - İranlı Shirin Ebadi, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk müslüman kadın oldu.
2005 - 10 Aralık Hareketi ilk toplantısını İstanbul Dedeman Oteli'nde gerçekleştirdi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
08.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu040619233854
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
07.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu061017243004
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık