Kılıçdaroğlu'ndan çok önemli açıklamalar

Ana Sayfa » Siyaset » HDP'den kapatılma iddiası

HDP'den kapatılma iddiası

HDP'li Kaplan, MGK bildirisindeki "legal görünümlü illlegal paralel yapılanma" ile HDP'nin kastedildiğini, partinin kapatılma süreci için düğmeye basıldığını söyledi.

 
4 Kasım 2014 Salı 14:34 
Yorum YapYazdır
 
 
HDP'den kapatılma iddiası

Milli Güvenlik Kurulu'nun 10 buçuk saat süren son toplantısının ardından yayınlanan bildirideki 'legal görünümlü illlegal paralel yapılanma ile mücadele' ifadesi çok tartışıldı. Bu ifadeyle kendi partisinin kastedildiğini savunan HDP'li Hasip Kaplan, 'Yargıtay Başsavcısı'na HDP'yi kapatın baskısı var' dedi.
Tartışmalardaki genel eğilim, "legal görünümlü illlegal paralel yapılanma" ifadesiyle, Gülen cemaati yapılanmasının kastedildiği yönünde oldu. Ancak Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın yine rekor sayılacak bir zaman dilimini kapsayan dünkü Bakanlar Kurulu toplantısından sonra yaptığı açıklama, gözlerin HDP'ye çevrilmesine neden oldu.
HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, MGK bildirisindeki "legal görünümlü illegal yapılanma" ile HDP'nin kastedildiğini vurgulayarak, partinin kapatılma süreci için düğmeye basıldığını söyledi.
Hürriyet'in sorularını yanıtlayan Kaplan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükümet üyelerinin, 6-7 Ekim olaylarından HDP'yi sorumlu tutan açıklamalarının "yargıya HDP'yi kapatın mesajı" olduğunu söyledi.
"BAŞSAVCI'YA HDP'YE KAPATMA DAVASI AÇIN İŞARETİ VERİLİYOR"
Kaplan, "Bu demeçler, açıklamalar, mitingler, Yargıtay Başsavcısı'na parti kapatma davasını açın diye baskı işaretidir. Bu davayı açın demektir" diye konuştu.
"HÜKÜMET, DARBECİLER GİBİ KONUŞUYOR"
Son MGK toplantısını, HEP ve DEP'in katıldığı, Doğan Güreş'in Genelkurmay Başkanı olduğu dönemdeki MGK toplantılarına benzeten Kaplan, şöyle konuştu:
"Son MGK toplantısı, Doğan Güreş'in Genelkurmay Başkanı olduğu dönemde yapılan MGK toplantılarına benziyor. Cumhurbaşkanı'nın, hükümet üyelerinin açıklamaları, yaptıkları mitingler HDP'nin kapatılması için kamuoyu oluşturulmasını, kamuoyu nezdinde HDP'nin linç edilmesini amaçlamaktadır. Kırmızı kitapta, Devlet Güvenlik belgesinde irtica tehdit olarak yer almaz. Ancak demokratik muhalefet, sol muhalefet, HDP güvenlik tehdidi olarak görülür. Hükümetin çıkaracağı son güvenlik paketi de doğrudan bu demokratik muhalefeti susturmaya yöneliktir. Hükümet, daha önceki dönemlerdeki darbeciler gibi konuşuyor, hareket ediyor."
"HAKKINDA ULUSLARARASI TUTUKLAMA KARARI ÇIKMASIN DİYE..."
Hükümetin bu politikalarının nedenini de "Suriye politikasında girilen açmaza" bağlayan Hasip Kaplan, "Cumhurbaşkanı, hükümet, Abd Başkanı Obama'ya teslim olmuş durumdalar, Obama'nın söylemi ve direktifi ile hareket ediyorlar" dedi.
Hükümetin, Suriye'de IŞİD, El Nusra gibi terör örgütlerine destek verdiği izlenimini silmek için bu politikaları izlediğini de iddia eden Hasip Kaplan, "Sudan Devlet Başkanı Beşir misali, haklarında teröre destek vermekten uluslararası tutuklama kararı çıkmasın diye böyle hareket ediyorlar" dedi.
ARINÇ İLK KEZ PARTİ KAPATMADAN BAHSETTİ
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, dünkü Bakanlar Kurulu toplantısının ardından ilk kez "parti kapatmadan" bahsetmişti.
6-7 Ekim'de yaşanan olayların büyük kısmının HDP'nin "sokağa çıkın" çağrısı ve sosyal medyada bazı örgüt birleşenlerince gönderilen mesajların ardından yaşandığını belirten Arınç, şöyle dedi:
"Bunun karşılığında HDP suçlanmıştır. HDP bu suçunu kabullenmek yerine adeta başka mazeretlerle, alay eder gibi bir tavır içerisine girmiştir. 40'tan fazla canın hayatını kaybettiği bu olaylardaki sorumluluklarını inkar etme yoluna gitmişlerdir. Ama bu sefer 1 Kasım'da da yine 'sokaklara çıkın' çağrısıyla bu olayların benzerlerinin tekrarlanabileceği gibi bir endişe doğurmuşlardır. Allahım saklasın, Türkiye bunların her gün 'sokağa çıkın' çağrısıyla canlar ve mallar zarar görecekse, böyle bir süreçten bahsetmek garip olmaz mı? Bütün bu olayların pek çoğunda HDP il ve ilçe örgütleri başat rolü oynamıştır. Bazı olayların içinde HDP milletvekilleri bizzat bulunmuşlardır. Biz, partilerin kapatılması taraftarı değiliz. Partilerin kapatılmasını imkansız hale getiren anayasa değişikliğine biz 'evet' oyu verirken BDP'li veya o zamanki DTP'li hiçbir milletvekili oylamaya katılmamıştı. Ama düşünün bu tür olaylarda baş at rolü oynayan bir siyasi parti demokratik ülkelerde bile hayatiyet bulamaz. Burası Türkiye, biz yaşasınlar istiyoruz. O siyasi partilerin mensupları bireysel suçları bakımından yargılansın ama parti zarar görmesin istiyoruz. Ama bunu istismar etmeye de kimsenin hakkı yoktur. HDP'nin il, ilçe başkanları, KCK'sı KDK'sı bilmem nesi, hepsi bu işlerin içerisinde ön planda rol alırken biz onları sadece eleştirmiş oluyoruz. Onlar da bize karşı ağızlarına gelen her türlü hakareti savuruyorlar. Bu üsluplarına devam ederse kendileri bilir. Sürecin ne kadar zararlı sonuçlara yol açabileceğini ve bundan kimlerin daha çok zarar göreceğini milletvekili olduklarına göre herkesin çok iyi bilmesi lazım. Biz, Milli Birlik ve Kardeşlik Projemizin devam etmesi için sabır gösteriyoruz, bir. İtina gösteriyoruz, iki. Yapılabilecek işlerin azamisini yapmaya çalışıyoruz, üç. Ama şov yapmak bizim işimiz değil veya hakaret, tehdit etmek bizim işimiz değil. İllegal yapılanmalara destek vermek, güç vermek bizim işimiz değil. O yüzden o arkadaşlara buradan tekrar rica ediyorum, siz kendinize bir bakın, üslubunuza, yaptıklarınıza bir bakın, bunların gerçekten çözüm sürecine katkı sağlayıp sağlamadığı konusunda bir kendinizle muhasebeleşin. Ondan sonra gerekiyorsa bize söz söylersiniz."
"LEGAL GÖRÜNÜMLÜ İLLEGAL YAPI" MGK BİLDİRİSİNDE
MGK'nın rekor sürede biten son toplantısının ardından yayınlanan bildiride, ilk kez "legal görünümlü illegal paralel yapılanma" ifadesi kullanıldı.
MGK bildirisinin ilgili bölümünde şöyle denildi:
"Ülkemizin güvenliği, halkımızın huzuru ve kamu düzenini ilgilendiren hususlar ayrıntılı olarak görüşülmüştür. Bu kapsamda, milli güvenliğimizi tehdit eden ve kamu düzenini bozan iç ve dış legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanmalar ve illegal oluşumlar ile yürütülen mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulanmıştır.
Terörle çok boyutlu mücadele kapsamında sürdürülen çözüm süreci ile alınmış; sürecin oluşturduğu olumlu atmosferi ve huzur ortamını bozmaya yönelik provokatif olaylara karşı kamu düzeni ve güvenliğini koruma konusundaki kararlılık teyit edilmiştir. "
ARINÇ "LEGAL GÖRÜNÜMLÜ İLLEGAL YAPIYI" ANLATTI
Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında da, "legal görünümlü illegal yapı" ifadesini şu sözlerle açıkladı;
"Bir: Legal görünümlü illegal yapılanma. Yani, bu hukuk tabiridir. Bunu herkes açıklamak veya anlayabilme kapasitesine sahiptir. Bir kuruluş vardır ki yasaldır ancak yaptığı işler, bu görüntünün aksine devletin, hükümetin ya da kurulu düzenin aleyhinedir. Ayrıca doğrudan doğruya illegal yapılanmalar vardır. Onlar, yasa dışı örgütler olabilir. Onlarla bir mücadele... Bütün bunların içerisinde de eğer devletin içeresinde farklı bir yapılanmayla, ikinci bir devlet görüntüsü verecek bir örgüt varsa bu da elbette aynı şekilde tehlikeli ve buna karşı tedbirler alınması gerekli görülmüş demektir.''
''Buradaki ibareden sadece birkaç yılda Türkiye'de tartışması yapılan konularda hedef olan insanları veya topluluğu kastetmediğimiz, bir bütün olarak devletin içerisindeki bu paralel yapılanmalardan; kimisi takibat konusu olmuş, kimisi belki henüz o noktaya gelmemiş varlıkları da anlayabiliriz" diyen Arınç, devletin ve bayrağın bir tane olduğunu, bunların herkesin ortak değerleri olduğunu bildirdi.
Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Maliye varsa ikinci bir maliye, yargı varsa ikinci bir yargı, asker varsa ikinci bir ordu, emniyetimiz varsa ikinci bir emniyet yapılanması ve bunların devletin bürokrasisinden emir ve talimat almadan, kendi yapılanmaları içerisinde hiyerarşik bir düzene geçtikleri anlaşılırsa bunlar yasalarımız içerisinde suç sayılmıştır. Dolayısıyla mesela cemaatler konusunun kesinlikle ele alınmadığını söylemeliyim. Cemaatler, sosyolojik varlıklardır ve o cemaatler memleketimizde inançlı insanların, dindar insanların düşünceleri farklı bile olsa devletle kavga etmeyen, yasalarla kavga etmeyen insanların oluşturduğu birtakım sosyolojik varlıklardır. Böyle tanımlandığı ve bilindiği halde, sonradan değişmiş, farklılaşmış bir yapı içerisine bürünmüş ve yasalara aykırı eylem yapma noktasına gelmişse o zaman bunlara karşı tedbir almak devletin bekası bakımından fevkalade önemlidir. Şüphesiz, bu konuda hükümetimiz üzerine düşeni yapacaktır." (Kaynak: Hürriyet)

 
4 Kasım 2014 Salı 14:34 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1795 - Fransa'da kadınların toplantılara katılması yasaklandı.
1904 - FIFA'nın Paris'te kurulması.
1919 - İzmir'in İtilaf Devletleri tarafından işgalini protesto için Sultanahmet Mitingi yapıldı, mitinge 200 bin kişi katıldı.
1928 - Türk Vatandaşlığı Kanunu kabul edildi, tekke ve zaviyeler kapatıldı.
1938 - İstanbul Elektrik Şirketinin hükümetçe satın alınmasına ilişkin sözleşme Ankara'da imzalandı.
1945 - Nazi liderlerinden Himmler, müttefiklerin eline geçmemek için siyanür kapsülüyle intihar etti.
1949 - Sovyet lideri Josef Stalin, Berlin ablukasını kaldırdı ve II. Dünya Savaşı sonrası ikiye bölünen Almanya'nın batısında federal cumhuriyet ilan edildi.
1960 - İsrail ajanları, 6 milyon Yahudinin ölümünden sorumlu tutulan Adolf Eichmann'ı Arjantin'de ele geçirdi. Eichmann yargılanmak üzere İsrail'e götürüldü.
1965 - Adalet Partisi Antalya Milletvekili İhsan Ataöv, "milliyetçi öğretmenler ayaklandığı gün içim müsterih olacaktır. Ölenler şehit, kalanlar gazi sayılacaktır" dedi.
1971 - İstanbul'da sokağa çıkma yasağı kondu. 25 bin asker ve polis kentte arama yaptı.
1978 - İmralı Cezaevi'nden kaçan ABD'li Billy Hayes'in yazdığı roman 'Geceyarısı Ekspresi' adıyla sinemaya aktarıldı. Türkiye, filmi protesto etti.
1992 - İstanbul'a 117 yıl hizmet eden Galata Köprüsü yerinden sökülerek Haliç'e çekildi.
2002 - Ankara'nın en eski ve en büyük sinemalarından Akün, 1975 yılında Ertem Eğilmez'in unutulmaz filmi 'Hababam Sınıfı' ile açtığı perdelerini, yine aynı filmle bir daha açılmamak üzere kapattı.
2006 - Türk-Yunan F-16 uçakları çarpıştı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:39
  • Güneş04:49
  • Öğlen12:29
  • İkindi16:27
  • Akşam19:47
  • Yatsı21:41
 
Süper Loto
18.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu050611154147
 
On Numara
22.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02030809101314192125303241475053546466737879
 
Sayısal Loto
20.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu091128293337
 
Şans Topu
17.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu050609101401
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık