TSK'dan bugüne kadarki en sert Afrin açıklaması

Ana Sayfa » Siyaset » HDP Barzani'yi nereden eleştirdi?

HDP Barzani'yi nereden eleştirdi?

HDP Grup Toplantısında konuşan Ayhan Bilgen isim vermeden Barzani'yi eleştirdi.

 
31 Ekim 2017 Salı 15:50 
Yorum YapYazdır
 
 
HDP Barzani'yi nereden eleştirdi?

Bilgen, "100 yıl önce olduğu gibi sadece petrole güvenerek siyaset yapılamayacağını Kürt siyasetçiler de öğrenmiş olmaları gerekir. Ama Kürt siyasetçilerin yaptıkları yanlışların bedelini Kürt halkının, Türkmenlerin, Arapların sunni ya da şii bedelini ödemek zorunda kalması da asla kabul edilebilir bir durum değildir" dedi.

Ayhan Bilgen'in konuşmasından satırbaşları şöyle:

Türkiye, cumhuriyetin kuruluşunun 94 yılını geride bıraktı. Biz şunu hep ifade ettik, bir kez daha ifade ediyoruz. Ortadoğu'da halkların sorunu cumhuriyetle değil, halkların sorunu cumhuriyeti ayrımcılığa, cumhuriyeti dışlamaya, cumhuriyeti çifte standarta çeviren yönetim anlayışıyladır. Ortadoğu'da bugün kan durdurulamıyorsa bunun en önemli sebebi etnik dışlamadır. En önemli sebebi mezhepsel, inançsal ayrımcılıktır. Dolaysıyla cumhuriyeti yeniden düşünmek yeniden konuşmak yeniden değerlendirmek ve samimi bir muhasebeyi yeniden yapma zorunluluğu var. Eğer bugün Irak'ta, Suriye'de ve Ortadoğu'nun bşaka bölgelerinde Yemen'de Sudan'da kan akmaya devam ediyorsa toprak bütünlüğü sorunuyla yönetim biçimi sorununu birbirinden ayırt ederek tartışmayı becerememenin bunda ciddi bir payı vardır. Hani meşhur ifadeyle "kargadan başka kuş bilmeyenler" toprak bütünlüğünü de vatan birliğini de tek tipçi yönetimden ibaret sanıyorlar. Dolaysıyla Avrupa'daki dünyadaki insanlık tarihindeki çoğulcu kapsayıcı birlikte yaşamın farklı yönetim modellerini geliştirmiş cumhuriyet örneklerini görmek istemiyorlar ve hala 1930'ların tek tipleştirici anlayışını, 1930'lar Avrupasının 1930'lar dünyasının faşizan anlayışını cumhuriyet diye bize dayatmaya çalışıyorlar. Nasıl 200 yıl öncenin korkularıyla, 200 yıl öncenin anlayışlarıyla 100 yıl önce cumhuriyeti kuran irade gelişmemişse 100 önce cumhuriyeti kuranlar nasıl 200 yıl önceyi aşan bir perspektifle hareket etmeyi başarmışlarsa biz de bugün 100 yıl öncenin korkularını aşan bir aklı bir anlayışı bu coğrafyada egemen kılmak zorundayız. Çok somut örnekler var önümüzde. Yakın tarihte bir Yugoslavya örneği var. Sudan örneği var ve hemen yanıbaşımızda Irak ve Suriye örnekleri var. Bir ülkenin yönetimini tartışırken onu sorgulayacağımız çok net objektif kriterler vardır. Bunlardan biri dış politikadır, biri ekonomi politikasıdır, birisi iç barışı demokrasiyi ne kadar gerçekleştirip gerçekleştirmediği sorunudur. Türkiye bir süredir Irak merkezi yönetimiyle Kürdistan bölgesel yönetimi arasındaki gerilimin çok somut tarafı olarak hareket ediyor. Birleşmiş Milletler raporlarına göre çok uzun süre değil sadece 15 gün içerisinde yaklaşık 175 bin kişi yerinden edilmiş. Şimdi yanıbaşınızda 175 bin kişinin yerinden edilmiş olması karşısında sevinecek olursanız, burun sürtme yaklaşımıyla hamaset dolu mesajlar verirseniz, cumhuriyetin kuruluş iddiası olan bölgesel barışla ilgili dünyada barışla ilgili bir söyleyecek söz bulamazsınız. Eğer komşularınızla ilişkide halkların varlıklarını farklılıklarını tanıyan kabullenen bir barış projeniz yoksa barışa dair bir dış politika ortaya koyamıyorsanız içerde barışa dair söyleyeceğiniz hiçbir sözün inandırıcılığı gerçekçiliği olmayacaktır.

 "Orada aşırı akımlar, radikal akımlar desteklendi"

Katar eski başbakanı bir Suriye muhasebesi yaptı geçtiğimiz günlerde. Dedi ki; Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye'nin sınırları kullanılarak oraya silah taşındı ve orada aşırı akımlar, radikal akımlar desteklendi. Bugün Türkiye dış politikası payına İdlib'de enkaz temizliği ihalesi kalıyorsa bunun muhasebesini yapmak ve bu yaklaşımın bu tutumun Ortadoğu'da kabul edilebilir bir demokratik cumhuriyet anlayışıyla ne kadar bağdaşıp bağdaşmadığını sorgulamak da galiba herkesin birinci görevidir. Yoksa sadece hamaset yaparak sadece nutuk atarak sadece törenlerde boy göstererek ne Ortadoğu'da barışı tesis edebilirsiniz ne onurlu başı dik cumhuriyetin yurttaşları olarak bu ülke insanlarının dünyada saygıyla anılmasını sağlayabilirsiniz.

 "100 yıl önce olduğu gibi sadece petrole güvenerek siyaset yapılamaz"

Elbette herkesin yaşadığımız süreçten çıkarması gereken dersler var. 100 yıl önce olduğu gibi sadece petrole güvenerek siyaset yapılamayacağını Kürt siyasetçiler de öğrenmiş olmaları gerekir. Ama Kürt siyasetçilerin yaptıkları yanlışların bedelini Kürt halkının, Türkmenlerin, Arapların sunni ya da şii bedelini ödemek zorunda kalması da asla kabul edilebilir bir durum değildir. Ortadoğu'da Kürtlerin 100 yıldır uğradıkları haksızlığın telafisi ile ilgili en büyük sorumluluğa sahip olan Türklerdir, Araplardır, Farslardır. Kürtlerin ne yaptıklarını ne istediklerini sorgulamadan önce kendilerinin üzerlerine düşeni ne kadar yapıp yapmadıklarını, Kürtlerin talepleriyle ilgili ne kadar dürüst davranıp davranmadıklarını sorgulamaları gerekiyor. Eğer Kıbrıs Türkleri için isteneni, Kırım Türkleri için isteneni Irak Kürtleri için isteyemiyorsanız Suriye'deki Kürtler için savunamıyorsanız, bu çifte standartçı yaklaşım ne cumhuriyete saygınlık bırakır ne bu ülkede yaşayanların düzgün demokratik bir rejimnde yaşamasına imkan tanır.

 "Dışa bağımlı, borç batağına batmış ekonomi"

 Ekonomi şüphesiz cumhuriyetin niteliğiyle ilgili bir tartışmanın bir sorgulamanın önemli başlıklarından birisidir. Cumhuriyet eğer bu anlamda gerçekten Osmanlı'nın son dönemindeki ekonomik bağımlılığa karşı bir itiraz ise bir karşı çıkış ise daha milli daha yerli bir ekonomiyi inşa etme süreci ise iddia bu ise bugünkü ekonominin göstergelerini bu açıdan konuşmak bu açıdan tartışmak zorundayız. Çok basit rakamlar gayri safi milli hasılanın yaklaşık yüzde 30'u dış finansman ihtiyacına dayanıyor. Milli gelirin yüzde 55'ten fazlası döviz açığından etkileniyor. Cari açık milli gelirin yizde 5'inden daha büyük rakamları oluşturuyor. Dış finansmana bu kadar bağımlı, borç batağına bu kadar batmış bir ekonomin elbette cumhuriyetin niteliğini şekillendirecek ne kadar ve nasıl bir bağımsızlık iddiasını ve söylemini tartışılır kılacak bir karaktere sahip olduğuyla yüzleşmemiz gerekiyor. Eğer istiklali tam diye fade edilen şey ekonomik bağımsızlığı kapsıyorsa hamaset yaparak nutuk atarak bu kadar dışa bağımlı bu kadar kuşatılmış bir ekonomiyle bağımsızlık iddiasında bulunmanın hiçbir icddiyeti hiçbir inandırıcılığı olmayacaktır. Bugün Türkiye ekonomisi geçmişte "70 sente muhtaç" tabiri kullanılıyordu, Türkiye ekonomisi bir çuval samana muhtaç hale gelmiştir. Tarımın üretime dayalı bir yapısal reforma tabi tutulmak yerine sadece ithal mantığı üzerine kurulu, durumu idare etmeye yönelik yaklaşımlarla düşürüldüğü durum çok net biçimde ortadadır. Cumhurbaşkanı "büyük bir ekonomik kuşatma altındayız" diyor ama Ekonomi Bakanı da tam tersine ekonomik şaha kalkıştan söz ediyor. Hayat devam ediyor ve hayatın içerisinde olanlar çok net şekilde görüyorlar, şaha kalkan bir şey varsa döviz rakamları, şaha kalkan bir şey varsa mazotun benzinin fiyatı...Şimdi bu rakamlar şaha kalktığında bir ülkenin ekonomisi şaha kalkmış mı oluyor? Yoksa büyük bir krizin halktan saklanmasıyla karşı karşıya olduğumuzu mu örtmeye çalışıyorsunuz? Bütçedeki rakamlar diğer bütün kalemlerdeki artışın yaklaşık iki katı silah ve savunma sanayine ayrılmış rakamlar olduğunu ortaya koyuyor. Aslında sadece bu bile bir taraftan nasıl dış borç batağına sürüklendiğimizin çok net bir tescilidir.

 
31 Ekim 2017 Salı 15:50 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Mustafa Önsel
 
Türker Ertürk
 
Kazım DEMİR
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Mehmet Polat
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Arslan Bulut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1836 - Samuel Colt, ürettiği silahın (Colt) patentini aldı.
1921 - Gürcistan'ın başkenti Tiflis, Bolşevik Rusya tarafından işgal edildi.
1925 - Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nda değişiklik yapıldı; Din politikaya aletedilemeyecek ve bu suç vatan hıyaneti sayılacak.
1932 - Adolf Hitler Alman vatandaşlığına kabul edildi, böylelikle 1932 yılında yapılacak Weimar Cumhuriyeti'nin başkanlık seçimlerine katılması mümkün oldu.
1933 - Fransız Vagon-Li (Yataklı Vagonlar) şirketinin Belçikalı Müdürünün koyduğu Türkçe yasağına tepki gösterildi.
1933 - Uçak gemisi olarak imal edilen ilk ABD donanma gemisi USS Ranger denize indirildi.
1943 - Talat Paşa'nın Almanya'da tahnit edilen naaşı İstanbul'a getirildi. Aynı gün Hürriyet-i Ebediye tepesinde toprağa verildi.
1945 - Türkiye, Almanya'ya savaş ilan etti.
1952 - Başbakanlıkta kurulmuş olan "ilmi komisyon", Anayasa'daki antidemokratik maddeleri tespit etti; Anayasa'da antidemokratik 40 kanun var.
1954 - Cemal Abdülnasır, Mısır devlet başkanı oldu.
1954 - Çoruh ilinin ismi Artvin olarak değiştirildi.
1964 - Muhammed Ali (Cassius Clay), Miami Beach-Florida'daki maçta Sonny Liston'ı yenerek ağır siklet boks şampiyonu oldu.
1968 - İstanbul Taksim Meydanı'nda ikinci "Uyanış Mitingi "yapıldı. Mitingin amacı Türkiye İşçi Partisi milletvekillerine Meclis'te yapılan saldırıryı kınamaktı.
1980 - Bedelli askerlik kabul edildi. Yurt dışındaki işçiler 20 000 mark ödedikleri takdirde askerlik yapmayacaklar.
1984 - Hakkari'de Bir Mevsim adlı filmin gösterimi Sıkıyönetim Komutanlığınca yasaklandı.
1986 - Filipinler devlet başkanı Ferdinand Marcos, 20 yıllık yönetimin ardından ülkeden kaçtı. İktidara Corazon Aquino geldi.
1990 - Nikaragua'da yapılan seçimleri Başkan Daniel Ortega kaybetti.
1991 - Irak Kuveyt'ten çekilme kararını açıkladı. Böylece Amerikan birliklerive müttefik kuvvetlerin birlikte yürüttükleri "Çöl Fırtınası" harekatı sona erdi. 28 Şubat'ta ateşkes antlaşması imzalandı.
1991 - Varşova Paktı feshedildi.
1994 - Demokrasi Partisi (DEP) yerel seçimlere katılmama kararı aldı.
1994 - Almanya, RP'nin Bosna'ya yardım adı altında Almanya'ya gönderdiği paralar hakkında soruşturma başlattı
1998 - Fazilet Partisi (FP) kuruldu.
2000 - Carlos Santana 8 Grammy Ödülü birden kazandı. Daha önce Michael Jackson'ın "Thriller" albümüyle kırdığı bir seferde en çok Grammy alan sanatç rekorunu egale etti.
2003 - Irak krizi konusunda Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yabancı ülkelere gönderilmesi ve yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması için hükümete yetki verilmesine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi TBMM'ne sunuldu.
2009 - Türk Hava Yolları 1951 sefer sayılı uçuşu: İstanbul'dan 8:22 de havalanan uçak Schipol havaalanına inemeden düşerek 3 parçaya ayrıldı.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
22.02.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu041722274347
 
On Numara
19.02.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu03041617182125263032374042485054555657646770
 
Sayısal Loto
24.02.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu050710172021
 
Şans Topu
21.02.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu091015273103
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:14
  • Güneş06:54
  • Öğlen12:46
  • İkindi15:50
  • Akşam18:16
  • Yatsı19:45
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık