TSK'dan yeni açıklama... Kara harekatı başladı

Ana Sayfa » Güncel » Gülen cemaati kime oy verecek?

Gülen cemaati kime oy verecek?

"Kainat imamı" iddialarına yanıt veren Fethullah Gülen, 'Cemaat kime oy verecek?' sorusuna da ilginç yanıtlar verdi.

 
21 Mart 2014 Cuma 08:16 
Yorum YapYazdır
 
 
Gülen cemaati kime oy verecek?

ABD’de yaşayan cemaat lideri Fethullah Gülen, Zaman Gazetesi’nde yayınlanan röportaj dizisinin bugün çıkan son bölümünde yine çarpıcı açıklamalarda bulundu.

İŞTE O AÇIKLAMALAR:

KİME OY VERECEK?

Kadimden bu yana fakir hep ‘vicdanî kanaatinize göre rey verin’ demişimdir. İlle de şu partiye oy verin demeyi vicdanî bir baskı gördüğüm gibi, bir partiye angaje olmayı toplumun diğer kesimlerinden tecrit olma sayarım.Referandumdaki açık ve net tavrımız bir partiye değil; demokratik adımlar atılmasına binaendi. Vakıa bugünlerde onun da kıymetinin bilinmediği ortaya çıktı.

Şimdi bir tarafta sabahtan akşama hakaret yağdıran bir parti başkanı var. Ve maalesef o partinin âkil insanları derin bir sükûtu tercih ediyor.

Gülen cemaati kime oy verecek?

Aşırı partizanlar hariç bu duruma AK Parti tabanının nasıl üzüldüğüne pek çok vesile ile muttali oluyorum. Bu kadar ağır lafları içine sindiren varsa yine gidip o partiye oy verir; ama her insaflı insanın yüreğini burkan, vicdanını kanatan o sözler sanırım arkadaşlarımızı da derinden sarsmıştır.

Herkes etrafına bakacak, belediye başkan adaylarını değerlendirecektir. Netice itibarıyla bu bir genel seçim değil. Adaylar partiden daha önemli ve her partiden hizmet verecek istidatta çok kıymetli başkan adayları vardır. Herhangi bir partiye oy vermediğinizde günaha girmiş olmazsınız.

“DIŞ MİHRAKLA ALAKAM YOK”

Dönüşümü isteyenlere hüsnüzanla bakmak istedim. Daha önce de isteyenler oldu. O gün de asıl niyeti anlamıyor değildim. Fakat nezaket ve mü’minlere hüsnüzannımı elden bırakmadım. Başta ifade edeyim, ben mü’minlerden bir mü’minim. Ayaklarım hep yerde oldu. Hep öyle yaşadım. Allah’a kul olmayı hiçbir makama, sıfata değişmem. Cenab-ı Allah’a da böyle kavuşmayı dilerim. Hiçbir dış mihrakla da alâkam yok ve olamaz.

“DÖN DİYENLERİN NİYETİ…”

Dönüşümü isteyenlere hüsnüzanla bakmak istedim. Daha önce de isteyenler oldu. O gün de asıl niyeti anlamıyor değildim. Bütün yaptıklarım ve sözlerim tam 50 yıldır halkın ve devletin gözü önünde. Gizli hesapları olan bir insanın 50 yıl boyunca ima ve işaret yoluyla bile bunları sızdırmadan gizlemesi mümkün mü?

Dönüp dönmeyeceğime dün böyle, bugün şöyle düşünenlerin kanaatiyle değil huluslarına kalbim gibi itimat ettiğim arkadaşlarımla istişaremle karar veririm. Daha önce de ifade ettim, dönersem de şunun bunun gibi değil Ramiz Efendi’nin Üç Şerefeli Cami’de imamlık yapan oğlu gibi dönerim.

“SABIR OLMALIYIZ…”

Başımıza gelenlere karşı hep sabırlı olmalıyız ve nezih üslubumuzu asla ve kat’a terk etmemeliyiz.Gönül koymamak lazım.Musibetler gelip geçicidir. Dünyada bir tsunami gibi önüne katıp götürse de Allah ile münasebetimiz tam ise ahiretimizi kazanmış sayılırız. Bu davaya gönül vermiş insanlar, bununla dünyevî bir şey hedeflememişlerse şayet, öbür âlemde ebedî sultanlıklar kazanır. Herkes yerinde durmalı. Belki şartlara ve konjonktüre göre ille de bu yol dememeli; icabında ana yolları tıkasalar bile başka yollardan bir yerlere varmaya çalışmalı. O varılacak yer evrensel insanî değerlerdir.

“NEW JERSEY SAVCISINDAN SAYGI GÖRDÜM”

Ben daha askere gitmemiştim 27 Mayıs’ı gördüm, orada da preslendim. 12 Mart’ta da preslendim. 12 Eylül’de 6 sene bir şaki gibi kaçtım. Merhum Turgut Özal ayağını sağlam bir yere bastığı dönemde ağırlığını koydu. Ellerini çektiler üzerimden. Daha sonra da devam etti bu. Hacca gittim geldim. Yollar gene benim için tıkanmıştı. Yine güvenlik mahkemesinde ifade vermiştim. 28 Şubat sonrası, Savcı Nuh Mete Yüksel’in açtığı bir dava senelerce sürdü. Orada gördüğüm o kötülük, o şenaat, o denaate rağmen burada inanın New Jersey başsavcısında saygı gördüm. Beni dış kapıda karşıladı. Moralim bozulmasın diye sandalyeyi kendi tuttu oturttu. Gitti kendi bardağını yıkadı, su doldurdu, önüme koydu. “İfade veriyorsunuz, dudaklarınız  kurur.” dedi. Burada onu gördüm. Bizi tanımaz, bilmez. Sonra bu kadar centilmenliğine karşı, acaba bir hediye gönderelim mi filan dedik. Araya giren Kemal Bey hâlâ hayattadır. Hediye takdim ettiğinde, “Ben davasını gördüğüm bir insanın hediyesini kabul edemem.” dedi. Evet bu hukuk felsefesi, bu hukuk anlayışına göre, galiba dedim, bunca olumsuzluğa rağmen, bu insanlar ayaktalar. Dünya muvazenesinde müessir bir unsur fonksiyonu eda ediyorlar.

Askerliğimde de ben hapiste yattım. Niye vaaz ediyorsun diye. Beni himaye eden bir komutan vaazıma müsaade ediyor, kendi de gelip gidiyordu. O ayrılınca ağlayarak boyunuma da sarıldı. “Benden sonra sana kötülük yaparlar.” dedi. Ve dediği gibi oldu. İçeriye aldılar ve orada da yattım. Değişik zamanlarda da değişik tazyiklere değişik tahriklere, hakaretlere, tehditlere maruz kaldım. Fakat bu dönemde maruz kaldığım şeylerin yanında eski yaşadıklarım yüzde bir etmez. Söylenen o saygısızca sözler, o ifadeler, o beyanlar… Ama herkes sözünde, sohbetinde, tavrında, davranışında kendi karakterinin  gereğini aksettirir. Kimseye bir şey diyemeyiz vesselam.

“YENİ ANAYASA GEREKLİ”

Bu ülkenin şu andaki badireleri aşabilmesi için yeni bir iklime ihtiyaç var. Temel hak ve hürriyetleri garanti altına alacak bir anayasa yapılması şart. Böyle bir anayasa yapılması için sosyal talebin artması, ilgili kişi ve kurumların evrensel hukuk çerçevesine münasip bir anayasa için zorlaması gerekiyor sanırım.

Hizmet gönüllüleri, şu ana kadar saldırılara karşı kendilerini savunmaktan, iftiralara açıklamalar getirmekten, “hukukun üstünlüğüne ve mahkemelerin işleyişine karışılmasın” demekten başka ne yaptı? Hizmet’e yakın medya organları, mahkemelere yansımış ve kamuoyunda tartışılan milletin hakkının gasp edilmesi ile ilgili yolsuzluk iddialarını haber yapmaktan ve insanları bilgilendirmekten öteye geçmedi. Yolsuzluk iddialarına tek tek cevap vermek ve onları yalanlamak yerine, kaç aydır masum insanlara hiçbir delil olmadan insafsızca çeşit çeşit hakaretler ediliyor ve iftiralar atılıyor.

“NE MEHDİYİM NE DE MESİH”

Hazreti Mevlânâ gibi diyeceğim: Ne mehdilik ne mesihlik ne de başka bir paye, sıradan bir kulum. “Ben yaşadıkça Kur’an’ın bendesiyim, Hazreti Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) ayağının tozuyum. Biri benden bundan başkasını naklederse; ondan da bîzarım, o sözden de bîzarım (şikâyetçiyim).”

“CİDDİYE ALMAYA BİLE DEĞMEZ”

Kâinat imamı gibi iddiaları ciddiye almaya bile değmez.Altmış-yetmiş yıllık hizmet hayatımda görmediğim, aklımdan ve hayalimden dahi geçmemiş kurmaca ve düzmece bir hizmet hiyerarşi yapısı çıkarıyorlar. Bu nasıl bir zihin ve ruh kirlenmesidir? Bu hizmete gönül vermiş binlerce belki milyonlarca insanın aklıyla alay edercesine hayalî çizelgeler çıkarıyorlar.

BAŞÖRTÜSÜ DE FÜRÛATTANDIR

İslâm dininde inanç ve amelle ilgili mükellefiyetler “usûl” ve “fürû” diye iki ayrı bölümde mütalâa edilir. Bunlardan itikada yönelik olanlar, usûl; amel, davranış ve muamelatla ilgili olanlar ise fürû olarak tanımlanır. Amele ait hükümler itikat ile alakalı olan esaslara göre ikinci derecede gelir ve hep usûl üzerine bina edilir. Dolayısıyla başörtüsü de amelî bir konudur; o da fürûattandır. Unutulmamalıdır ki; başörtüsünün fürûattan addedilmesi İslam ulemasının genel yaklaşımıdır.

Başörtüsünün fürûattan olduğu tartışmasını başından beri fakir üzerinden suiistimal ederek yürütenlerin, İslamî literatürde bunun karşılığını bilmediklerini düşünmüyorum. Kasıtlı bir kampanya yürütüldü hep.

Dahası, ben fürûat olarak kullandım; gazetelere teferruat olarak yansıdı; malum, ıstılahta aynı manada kullanılabilse de “teferruat” Türkçemizde önemsiz, ayrıntı anlamına geliyor. Türkçenin azizliği mi demeli, dostların kadir nâ-şinaslığı mı…

BAŞÖRTÜSÜ FARZDIR

Şunu da ifade etmeliyim ki, başörtüsünün fürûattan olması onun farz olmadığı anlamına gelmez. Başörtüsü farzdır. Eğer iddia edildiği gibi başörtüsü problemini önemsemeyen -hâşâ- onu hafife alan bir insan olsaydım, 2006 yılında Başbakan’a yazdığım mektupta bir an evvel bu meseleyi çözmeleri gerektiğini söylemezdim. Arzu eden, medyada da yayımlanan bu mektubu bulup okuyabilir.

Her hizmet grubu hatta aynı hizmet içinde olanlar bile her konuda aynı düşünmek ve birlikte hareket etmek zorunda değildir. Demokratik bir düzene gelince, eğer siz farklı düşüncenizi dile getiremeyecekseniz, orada demokrasinin asgari şartından söz edilemez. Dinî kavramlar üzerinden bir iktidar dayatması yapmak, son derece vahim siyasî ve hukukî sonuçlara götürür.

GİDEREK OTORİTERLEŞİYORLAR

Giderek otoriterleşen bir siyaset tarzına bir de İslamî meşruiyet kılıfı giydirerek millete yükleniyor ve vicdanî baskı kuruyorlar. Ne yazık ki, nihayet yönetim erki etrafında farklı yaklaşım ve suiistimallerin tartışılmasından öteye anlam yüklenemeyecek konular olmayacak yerlere taşındı; sanki akidevî savaş ilanı ve seferberliği var. İşi bir imha hareketine ve organize bir tekfir ve tadlil kampanyasına vardırdılar.

“Fitne çıkarmayın” diyen insanların aynı tavsiyeyi iktidardakilere ve meydanlarda hakaret yağdıranlara da söylemeleri gerekmez mi? Aksi halde, bırakın eleştiriyi, bir nasihat, bir tavsiye hatta bir imada dahi bulunamayan kimselerin sözleri -bugün en kolay iş haline dönüşen- Camia’ya vurmaktan öte bir mana ifade etmez.

 
21 Mart 2014 Cuma 08:16 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Kazım DEMİR
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Mustafa Önsel
 
Mehmet Polat
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Attila Aşut
 
Arslan Bulut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1522 - Rodos'un Osmanlı donanmasınca fethi.
1774 - Osmanlı Padişahı III. Mustafa öldü. I. Abdülhamit tahta çıktı.
1793 - Vatana ihanetten suçlu bulunan Fransa kralı XVI. Louis, giyotinle idam edildi.
1899 - Opel ilk otomobilini üretti.
1908 - New York belediyesinin aldığı bir kararla kadınların toplum içinde sigara içmeleri yasaklandı.
1911 - İlk Monte Carlo Rallisi başladı.
1921 - İtalyan Komünist Partisi kuruldu.
1924 - Vladimir İlyiç Lenin öldü.
1925 - Arnavutluk Cumhuriyeti ilan edildi.
1941 - II. Dünya Savaşı: Avustralya ve Birleşik Krallık birlikleri Tobruk-Libya'ya saldırı başlattı.
1942 - II. Dünya Savaşı: Kuzey Afrika cephesinde Rommel'in Sirenayka taarruzu.
1942 - Askerlik süresi üç yıla çıkarıldı.
1943 - Varlık Vergisi ödemesinin son günüydü. Vergisini ödemeyen mükelleflerin ev ve işyerlerindeki malları haczedildi, daha sonra da icra yoluyla satış yöntemiyle vergileri tahsil edildi.
1946 - Türkiye İş ve İşçi Bulma Kurumu kuruldu.
1951 - Kore'den ilk hasta ve yaralı kafilesi, Ankara'ya geldi.
1952 - Milli Savunma Bakanlığı, Kore'de 34 subay, 46 astsubay ve 1252 erin şehit olduğunu açıkladı.
1952 - Eski Ordu milletvekili, mizah dergisi Akbaba'nın sahibi Yusuf Ziya Ortaç Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa etti.
1954 - İlk nükleer denizaltı Nautilus, Connecticut'ta denize indirildi.
1958 - Lefkoşa'da taksim lehine gösteri yapan Kıbrıslı Türk gençlerine İngiliz askerleri müdahale etti; bir genç ağır yaralandı, altı kişi tutuklandı.
1959 - Ulus gazetesi yazı işleri müdürü Ülkü Arman ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu birer yıl hapse mahkum oldu; gazete bir ay süreyle kapatıldı. Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun "Nalıncı Keseri" başlıklı yazısı dava konusu olmuştu.
1961 - Saraçhane Tiyatrosu açıldı. İlk olarak Cevat Fehmi Başkut'un Hacıyatmaz oyunu sahnelendi.
1963 - 21-25 Ocak'da şiddetli soğuklar ülkenin her yanını etkiledi. Elektrikler, sular kesildi, trenler yollarda kaldı; Uludağ'da kar kalınlığı 25 metre.
1967 - Türkiye Milli Talebe Federasyonu'nun beş yöneticisi günü tutuklandı. Sencer Güneşsoy, Baykan Kalaba, Naci Özdemir, Hüsnü Temiz, Kâzım Musa bir gün önce polis tarafından mühürlenen federasyon binasına girmek istemişlerdi.
1967 - Uluslararası Las Vegas Maratonu'nda İsmail Akçay ikinci oldu. İsmail Akçay'ın derecesi 2 saat, 23 dakika, 3 saniyeydi.
1970 - Jumbo-Jet Boeing 747 ticari seferlerine başladı.
1972 - Cidde'ye yaptığı Hac seferinden dönen Marmara adlı THY uçağı 5 kişilik mürettebatıyla düştü. Hostes Hülya Maviler yanarak öldü, diğerleri yaralı olarak kurtarıldı.
1976 - Concorde, Londra-Bahreyn ve Paris-Rio de Janeiro hatlarında ticari uçuşlarına başladı.
1977 - Amerika Birleşik Devletleri başkanı Jimmy Carter, Vietnam savaşı sırasındaki asker kaçaklarının hemen hepsini affetti.
1981 - 444 gündür Tahran'da rehin tutulan Amerikalılar serbest bırakıldı.
1981 - Ankara Cumhuriyet Savcı Yardımcısı Doğan Öz'ü öldürmekten sanık sağ eylemci İbrahim Çiftçi, Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi'nce üçüncü kez ölüm cezasına çarptırıldı.
1983 - Eski İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan tahliye edildi. İsvan, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) davasında yargılanmaktaydı.
1985 - 1983'ten beri süren Yazarlar Sendikası davasında sanıklar beraat etti.
1990 - Adnan Oktar ve müridi oldukları öne sürülen 66 erkek ve 68 kadın gözaltına alındı.
1992 - İstanbul'da evlerde doğal gaz kullanılmaya başladı.
1996 - Özgürlük Ve Dayanışma Partisi kuruldu.
1996 - Filistin'de ilk kez devlet başkanlığı seçimleri yapıldı. Yaser Arafat devlet başkanı seçildi.
1997 - Atatürkçü Düşünce Derneği, Başbakan Necmettin Erbakan hakkında konutta verdiği yemek daveti nedeniyle suç duyurusunda bulundu.
1999 - Amerikan tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonu: sahil güvenlik kuvvetlerinin durdurduğu bir gemide 4.300 kg kokain ele geçirildi.
2005 - İzmit İşletmesinin kapatılmasını protesto için fabrikaya kapanan SEKA işçileri, Kurban Bayramı'nı fabrikada geçirdi.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Fenerbahçe
18
10
6
2
36
2
Başakşehir
17
11
3
3
36
3
Galatasaray
17
11
2
4
35
4
Beşiktaş
17
8
6
3
30
5
Kayserispor
17
8
6
3
30
6
Göztepe
18
9
3
6
30
7
Trabzonspor
17
8
5
4
29
8
Sivasspor
17
8
2
7
26
9
Bursaspor
17
7
4
6
25
10
Malatyaspor
18
6
5
7
23
11
Kasımpaşa
18
6
4
8
22
12
Akhisarspor
17
5
4
8
19
13
Aytemiz Alanyaspor
18
5
3
10
18
14
Osmanlıspor
18
5
3
10
18
15
Gençlerbirliği
18
4
5
9
17
16
Antalyaspor
17
4
5
8
17
17
Konyaspor
17
4
3
10
15
18
Karabükspor
18
2
3
13
9
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
18.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu111720293651
 
On Numara
15.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu07091217192123293839444750525456626669707380
 
Sayısal Loto
20.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu111319253540
 
Şans Topu
17.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu091016293406
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:48
  • Güneş07:33
  • Öğlen12:44
  • İkindi15:16
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:06
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık