YSK halkoylaması kesin sonuçlarını açıkladı

Ana Sayfa » Güncel » GÜL'DEN MECLİS AÇILIŞINDA HÜKÜMETE GEZİ MESAJI

GÜL'DEN MECLİS AÇILIŞINDA HÜKÜMETE GEZİ MESAJI

TBMM’nin açılışında milletvekillerine seslenen Cumhurbaşkanı Gül, Gezi olaylarına değinerek, "Genç kuşakların hassasiyetlerine duyarlılık göstermeliyiz" mesajı verdi. Gül, Gezi olaylarında yaşamını yitiren 6 kişiye de rahmet dilediğini sözlerine ekledi.

 
1 Ekim 2013 Salı 17:05 
Yorum YapYazdır
 
 
GÜL'DEN MECLİS AÇILIŞINDA HÜKÜMETE GEZİ MESAJI

Türkiye Büyük Millet Meclisi iki buçuk aylık tatilin ardından bugün açıldı. Yeni yasama yılı Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Meclis Genel Kurulu'nda yaptığı açılış konuşmasıyla başladı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da yasama yılının açılışına katıldı. Yeni yasama yılının ilk oturumu saat 15'te başladı. Cumhurbaşkanı Gül'ü Meclis'e gelişinde ilk kez bir kadın TBMM Başkanvekili karşıladı. Cumhurbaşkanı Gül'ün eşi Hayrünnisa Gül de ilk kez Meclis'e geldi. Hayrünnisa Gül, TBMM'nin yeni yasama yılı açılış oturumuna katıldı.

Cumhurbaşkanı Gül'ün konuşmasından satır başları:

"Her yasama yılı başında bu kürsüden ülkemizi yakından ilgilendiren gelişmelerle ilgili fikirlerimi söylüyorum. Görev yaptığım 6 yıl boyunca Yüce Meclis'in seçtiği 11. Cumhurbaşkanı olmanın şeref ve gururunu hep taşıdım. Demokrasimizin yaşaması için yoğun mesai harcayan tüm sisyasiler ve milletvekillerimize teşekkür ederim.

Anayasa'nın bana verdiği yetki ve sorumlulukları, demokratik teamüller, hukukun üstünlüğü, kamu vicdanı ve milletimizin hassasiyetleri çerçevesinde kullanmak için azami çaba sarfettim. 2007 yılındaki seçilme sürecinde yaşanan demokratik olgunluğa yakışmayan zorlama ve tartışmaları arkamda bırakarak, Türkiye'nin normalleşmesine özen gösterdim.

Çoğulcu demokrasilerde siyasi partiler birbirleriyle yarışır neticede ülke kazanır. Sizin mücadelenizden de hep Türkiye kazanacaktır. Aktif siyasetin içinde gelen biri olarak seçimlerin belirleyeciliğine yürekten inandım. Demokratik tahammülerin zorlandığı dönemlerde dahi halkımızın milli iradesini sandığıa yansıtacağına inancım hiç bitmedi. Katılımcı çoğulcu bir demokrasi anlayışı içinde reformların gerçekleştirilmesini savundum. Bu şartlar altında, umutlarını Türkiye'ye çevirmiş kardeş halklar için yapabileceğimiz en iyi şeyin demokrasiyi korumak olduğuna inanıyorum.

Her tartışmaya siyah-beyaz, doğru-yanlış, haklı-haksız, bizden-onlardan, dost-düşman zaviyesinden bakamayız. Kutuplaşmalardan kaçınarak, demokrasimizin değer ve erdemlerine toplum olarak sahip çıkalım.

DEMOKRATİKLEŞME PAKETİ

Bir ülkede gelişme ilerleme refah ve mutluluk demokrasi çatısı altında mümkn olabilir. Son yıllarda sessiz devrim olarak nitelendirilebicek pek çok refor gerçekleştirildi. Bu süreçte iktidarın olduğu kadar muhalefetin de pek çok katkısı olmuştur.

Dün Sayın Başbakan'ın açıkladığı yeni adımları memnuniyetle karşıladığımı belirtmek isterim. Bu sürecin devam ettirilmesi gerektiğine de inanıyorum.

GEZİ MESAJI

Gezi Parkı'nda çevre duyarlılığı sergileyen gençliğin eylemlerini demokrasinin tezahürü olarak gördüm.

Uzun yıllar yargısız infazlarla, işkenceyle ve vahim insan hakları ihlalleriyle anılmış olan ülkemizin, bu kez, gelişmiş demokrasilerdekilere benzer kaygı ve taleplerle gündeme gelmesinden çekinilecek bir husus yoktu.

Bu nedenle, gerek ben gerek hükümet yetkilileri, iyi niyetli mesajların alındığını eylemlerin hemen ardından ifade ettik.

Ne var ki, bazı aşırı gruplar, şiddet kullanarak ve vandalizm sergileyerek barışçı gösterileri istismar etme teşebbüsünde bulunmuşlardır. İyi niyetle başlayan bu eylemler zamanla kamu düzenini bozan, yanlış bir niteliğe bürünmüştür.

Neticede, talihsiz olaylar yaşanmış ve maalesef bu süreçte biri polis altı vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.

Bu eylem ve olaylarda hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, acılı ailelerine başsağlığı dilerim.

Millet olarak bu olaylardan gerekli dersleri çıkartmalı, yapılacak ayrıntılı sosyolojik çalışmalarla özellikle genç kuşakların hissiyatını anlamak için duyarlılık göstermeliyiz. Demokrasilerde, farklı düşünceler, itirazlar, şiddete bulaşmadan, hukuk ve meşruiyet sınırları içinde ifade edilebilir. Böylece, yetkililerin ve kamuoyunun dikkati çekilebilir.

Ne var ki yapılacak bu eylem ve gösterilerin toplum hayatının genel akışını engellememesi ve diğer vatandaşların hak ve özgürlüklerini zedelememesi gerekir. Şiddet yoluyla demokratik mesaj ve taleplerin dile getirilmesi de, bu mesajların alınması da sözkonusu olamaz. Toplum düzeninin illegal şekilde bozulduğu durumlarda ise yetkililer elbette görevlerini yerine getirmek zorundadırlar.

ÇÖZÜM SÜRECİ
Bu olayları arkamızda bırakarak, artık ileriye doğru bakmalı ve bu tecrübeden demokrasimizin katılımcı ve çoğulcu vasıflarını güçlendirme yolunda yararlanmalıyız. Unutmayalım ki farklılıklarımız milli kumaşımızın renk ve desenleridir. Esasen bu renkler ve desenler bir bütün olarak 'milletimizi' oluşturmaktadır. Bu nedenle, tüm kimliklere, inançlara ve hayat tarzlarına saygıyla yaklaşmak ve sorunlarını çözüme kavuşturmak toplumsal barışın vazgeçilmezidir.

Çözüm sürecinde mevcut sükunet ortamının kalıcı kılınması için gerekli adımlar kararlılıkla atılmalı. Bu elbette bir pazarlık süreci olamaz. Sorunun özü de çözümü de demokrasimizin standartlarının daha da yükseltilmesinde yatmaktadır.

Mili birlik ve beraberliğimiz pekiştirmenin yolu tüm vatandaşlarımızın inanması ve sahiplenmesinden geçer. Demokratik sahiplenme şiddetle ve tehditle olmaz. Herkes sorumluluk duygusu içinde hareket etmeli.

DIŞ POLİTİKA
Geçen yıl bu kürsüden küresel ve bölgesel değerlendirmelerden karamsar bir tablo çizdiğimi hatılayacaksınız. Maalesef bu tablo bugün çok daha kötü durumda. Suriye'de geçtiğimiz yıl binler olan kayıp sayısı yüzbinlere çıkmıştır. Irak'ta son 10 yıldır devam eden terör ve şiddet dalgası sadece geçen Ramazan ayında 1500 ölümle sonuçlanmıştır. Dünyanın çeşitli yerlerinde yoksulluk ve huzursuzluklar devam etmektedir.

Yaklaşık yüzyıl önce yasaklanmış kimyasal silahlar kullanılmakta; Orta Çağ'da Hıristiyan aleminde yaşanan mezhep çatışmalarının benzeri, maalesef bu sefer bizim bölgemizde Müslümanlar arasında cereyan etmektedir. Ardımızda bıraktığımızı düşündüğümüz soğuk savaşın ideolojik rekabet ve vekalet savaşlarının benzerleri, bugün Suriye'de sahnelenmekte; radikalizm ve aşırılık küresel düzeyde yayılmaktadır. Arap dünyasında yönetenler ile yönetilenler arasındaki meşruiyet bağını sağlamlaştıracak demokratik dönüşüm süreci sancılı bir döneme girmiştir. Bahsettiğim küresel ve bölgesel konjonktür, doğal olarak ve belki de en fazla ülkemizi çetin dış politika tercihlerinde bulunmaya zorlamaktadır.

Tüm bu olumsuz tabloya rağmen ülkemiz, işleyen demokrasisi ve gelişen ekonomisiyle bölgesinde bir istikrar adası ve umut kaynağı olmayı sürdürmektedir. Esasen bizim açımızdan en temel dış politika önceliğinin de bize yumuşak ve erdemli güç olma özelliği sağlayan bu konumumuzu korumak ve bugüne kadar elde ettiğimiz kazanımları muhafaza etmek olduğu kanaatindeyim. Türkiye ancak bu yolla, çevresinin demokratik değişim ve dönüşümüne katkı sağlar. Dolayısıyla, önceliklerimizi bu şekilde belirlemek, halkımıza karşı sorumluluğumuzun ve ülkemizin yüksek menfaatlerinin bir gereğidir.

Bu vahşi iç savaşa bir son verilemezse korkarım gelecek sene bu rakamların katlanarak devam ettiğini hep birlikte görürüz. İnsanlık onuru ve vicdanını yaralayan bu durum karşısında uluslararası camianın daha fazla hareketsiz kalması kabul edilemez. Suriye halkının bekası, güç dengesi politikalarına, soğuk savaş mantalitesiyle yürütülen vekalet savaşlarına ve dar çıkar hesaplarına feda edilmemelidir.

İç savaşlar, savaşların en acımasız olanıdır. Bu çatışmalar uzadıkça radikalizm ve aşırıcılık kök salmakta, kendi altyapısını oluşturmakta, sadece iç savaş yaşayan ülkeyi değil, bölgesel ve küresel istikrarı da tehdit etmektedir. Bunun örneklerini, Afganistan'da, Somali'de, Irak'ta gördük, görmeye devam ediyoruz. Bu bağlamda, her ne gerekçe ile ve kaynağı ne olursa olsun masum insanları vahşice katleden her türlü eylemi kınıyorum. Ülkemizi, hemen yanıbaşımızda filizlenen tehlikelerin uzağında tutmak, şüphesiz milli güvenlik politikamızın öncelikleri arasındadır.

SURİYELİ SIĞINMACILAR
Bugün itibariyle sayıları yüzbinleri bulan ülkemizdeki Suriyelilerin memleketlerine olan bağlarının idamesi ve kopmaması için Suriye'nin bir an önce yeniden yönetilebilir ve yaşanabilir bir ülke haline getirilmesi elzemdir. Aksi takdirde, bu durumun kalıcı hale gelmesinin mülteciler için de kabul eden devletler için de ne kadar zor ve kalıcı bir soruna dönüştüğünün dünyada çok çarpıcı örnekleri mevcuttur. Suriye halkının acılarının dindirilmesi ve bölgenin yeniden istikrara kavuşturulması için çabalarımızı uluslararası camiayla birlikte kapsamlı ve iyi planlanmış bir siyasi çıkış stratejisi çerçevesinde kararlılıkla sürdürmeliyiz. Nihai hedefimiz, kendi halkıyla ve komşularıyla barışık, toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini koruyan yeni bir Suriye'nin inşası olmalıdır. Bir geçiş döneminin ardından kurulacak yeni Suriye'de, savaş ve insanlık suçu işlemiş kişilere asla yer verilmemelidir. Suriye'de devam eden insanlık dramının sona erdirilmesinde BM Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesi ve Suriye'ye komşu ülkelerin birlikte yürütecekleri samimi çabaların belirleyici rol oynayabileceğine inanıyorum. Er ya da geç insanlığın ortak vicdanının bu vahşete son verecek bir çıkış kapısını aralayacağına dair umudumu korumak istiyorum. Suriye'nin içinden geçtiği bu zor süreçten bir şekilde menfi etkilenen halkımızın meselelere sağduyu içinde yaklaşan vakur tutumunu da şükranla karşıladığımı bu vesileyle ifade etmek isterim.

 
1 Ekim 2013 Salı 17:05 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
28
19
7
2
64
2
Başakşehir
28
16
9
3
57
3
Fenerbahçe
28
15
8
5
53
4
Galatasaray
28
15
4
9
49
5
Trabzonspor
28
14
5
9
47
6
Antalyaspor
28
12
7
9
43
7
Gençlerbirliği
28
10
9
9
39
8
Konyaspor
28
10
9
9
39
9
Osmanlıspor FK
28
9
10
9
37
10
Kasımpaşa
28
10
7
11
37
11
K.D.Ç. Karabük
28
10
5
13
35
12
Bursaspor
28
10
5
13
35
13
Alanyaspor
28
10
4
14
34
14
Akhisar Bld.
28
9
6
13
33
15
Kayserispor
28
7
6
15
27
16
Gaziantepspor
28
7
4
17
25
17
Ç. Rizespor
28
6
6
16
24
18
Adanaspor
28
5
5
18
20
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1915 - "Hilal-i Ahmer Cemiyeti"nin adı Kızılay olarak değiştirildi.
1915 - Birinci Kirte Muhaberesi başladı.
1916 - Kutülamare bölgesinde 5 aydır kuşatma altında bulunan İngiliz birlikleri teslim oldular.
1920 - İstanbul Hükümeti Anadolu'da saltanatı devam ettirmek amacıyla Anadolu Fevkalade Müfettiş-i Umumiliği'ni yayınladı.
1920 - Azerbaycan Sovyetler Birliği'ne katıldı (1991'de tekrar bağımsızlığına kavuşacaktır)
1936 - Mısır'da Kral Fuad'ın beklenmeyen ölümü üzerine 16 yaşındaki Prens Faruk kral oldu.
1945 - İtalyan diktatör Benito Mussolini ve metresi Clara Petacci yılında kurşuna dizildi.
1947 - Thor Heyerdahl ve beş kişilik mürettebatı, Kon-Tiki adlı tekneyle Peru'dan yola çıktı. Amaçları çok önceleri Peruluların Polinezya'ya yerleşmiş olduklarını kanıtlamaktı.
1950 - Nightingale Hemşire Koleji İstanbul'da açıldı.
1960 - İstanbul Üniversitesi'nde çıkan olaylarda, Orman Fakültesi öğrencisi Turan Emeksiz öldü. İstanbul ve Ankara'da sıkıyönetim ilan edildi.
1963 - Topraksız köylüler Adana'da yürüyüş yaptı.
1967 - Expo '67 fuarı Kanada'nın Montreal kentinde halkın ziyaretine açıldı.
1975 - CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, Erzincan'da taşlı ve silahlı saldırıya uğradı.
1979 - Sovyetler Birliği'nin ilk uçak gemisi 'Kiev 28' İstanbul Boğazı'ndan geçti.
1980 - Abdi İpekçi'nin katil zanlısı Mehmet Ali Ağca, İstanbul'daki yargılamada gıyabında idama mahkum edildi.
1984 - Türkiye'nin Tahran Büyükelçiliği Sekreteri Şadiye Yönder'in eşi, İran ile Türkiye arasında ticaret yapan işadamı Işık Yönder, terör örgütü ASALA militanı tarafından öldürüldü.
1988 - Ermeni terör örgütü ASALA'nın kurucusu Agop Agopyan, Atina'da kimliği belirlenemeyen iki kişi tarafından öldürüldü.
1993 - İstanbul'daki Ümraniye çöplüğü, biriken metan gazı yüzünden patladı: 39 kişi öldü.
1996 - Avustralya, Port Arthur katliamı. 35 kişi yaşamını yitirdi.
2001 - Milyoner Dennis Tito dünyanın ilk uzay turisti oldu.
2003 - Kıbrıs Cumhuriyeti ile serbest geçişler çerçevesinde 25 binden fazla Rum Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne geçti.
2008 - Çin Halk Cumhuriyeti'nin doğusundaki Şandong bölgesinin Zibo şehrinde bir yolcu treni raydan çıkarak başka bir trene çarptı; 70 kişi öldü, 420 kişi yaralandı .
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:21
  • Güneş05:16
  • Öğlen12:30
  • İkindi16:20
  • Akşam19:22
  • Yatsı21:04
 
Süper Loto
27.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu040618253437
 
On Numara
24.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02030405080912171819202327333642525666686974
 
Sayısal Loto
22.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051825283841
 
Şans Topu
26.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu071014181910
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık