CHP Lideri Düzce'deki ayıba ve kışkırtmaya ne dedi

Ana Sayfa » Güncel » Gül'den Erdoğan'a üstü kapalı çok ağır eleştiriler

Gül'den Erdoğan'a üstü kapalı çok ağır eleştiriler

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül 3 günlük resmi Danimarka gezisine başlarken iç ve dış politikada önemli mesajlar verdi. Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu’na konuşan Gül, son yaşananlarla ilgili olarak “Rahatsızım, üzülüyorum. Türkiye’ye yakışmıyor” dedi. Erdoğan'ın sürekli olarak dış güçlerin Türkiye'de komplo kurdukları iddiasına ise Gül şöyle dedi: ''Dış güçler iddialarını kabul etmiyorum ve doğru da bulmuyorum. Bu tür söylemler üçüncü dünya ülkelerine yakışacak türden söylemlerdir"

 
19 Mart 2014 Çarşamba 08:36 
Yorum YapYazdır
 
 
Gül'den Erdoğan'a üstü kapalı çok ağır eleştiriler

Son 10 yılın parlak havasının kalmadığını vurgulayan Gül, gelişmeleri dış güçlere bağlayanlara “Bunlar 3’üncü dünya söylemi” diye seslendi. Gül’ün “paralel yapı” ile ilgili sorulara aynı ifadeyi kullanmadan yanıt vermesi dikkati çekti.

İşte Berberoğlu’nun röportajında öne çıkan başlıklar;

Seçim sürecinde çatışmacı bir hava var. Kurumlar arasında da çatışma var. Bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

İçinde bulunduğumuz siyasi atmosfer hiçbirimizi mutlu etmiyor. Beni de mutlu etmiyor. Bu yaşadıklarımızdan hem rahatsızlık hem de üzüntü duyuyorum. Öyle oluyor ki, birden bir eski Türkiye’nin manzaraları çıkmaya başlıyor. Cenazeler kalkmaya başlıyor, yüz binler sokaklarda. Bir o taraftan bir bu taraftan görüntüleri var. Ama çok şükür babalar-anneler buna fırsat vermiyor. Türkiye’nin politik geleneğini maalesef değiştirmedik. Türk siyasi geleneği iyi değil Söylemlerle ilgili defalarca uyarılar yaptım. Siyasi söylemlerin farklı olması gerektiğini, böyle başlarsa nasıl gideceğini, sözün gücünün nasıl yaraladığını, nasıl gideceğini defalarca söyledim. Artık söylemek de istemiyorum. Bu tür işler Türkiye’ye yakışmıyor. Türk siyasi geleneğini değiştirmezsek arzu ettiğimiz seviyelere ulaşmak, buradan çıkmak zor. Herkese vermek istediğim mesaj şu: Seçimlerin neticesi ne olursa olsun, seçim sonrası süratli bir şekilde reform günlerine dönmek gerekiyor. Ve reformlara kaldığı yerden güçlü bir şekilde devam etmemiz gerek. Hatırlarsanız ‘Bu reformları AB için olmasa bile kendimiz için yapabiliriz’ demiştim. Eğer yaparsak hukuk ve yargı standartları daha hesap verebilir hale gelecektir. Bunlar kuralların yetersizliğinden oluyor. Yolsuzluk söylemlerinden tutun, ihale kurallarından, imar kanunlarındaki aksaklıklardan tutun, bütün kuralların etkisizliğinden dolayı oluyor. Güçlü bir şekilde reform günlerine dönmemiz gerek. İvmeyi tekrar yukarı döndürmemiz gerek. Uzun sürerse duraklama günlerine döneriz.

Kurumlarla ilgili hasar tespit gerekiyor mu?

Kurumlarla ilgili anayasal kurumlar arasında problem yok. Yargıtay ya da Danıştay’la alakalı değil problem. Kurumlarda ve toplumun içinde farklı görüşte olanlar var, bu ayrı konu. Türkiye’nin kurallarının noksanlığından kaynaklanıyor. İnce ayarları yapmalı.

 

Çatışma Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar sürerse ne yapmak gerek?

Bu tür işlerde seçimlerle bağlantı kurmamak gerek. Türkiye’de seçim bitmeyecek ki, seçimleri bekleyemeyiz yarın cumhurbaşkanı seçimi, sonra genel seçim sonra tekrar başka seçim. Biz kurallar diyoruz, ama kurallar açık net değil. Bütün kuralları Sayıştay’ı ile mal bildiriminden imar kurallarına kadar sıkı kural haline getirirseniz… Yetkisiz bir şekilde telefon dinleme varsa cezası net olsa insanlar daha tedbirli davranacaktır. Bu reformlarla yeni yörüngeye oturur şekilde hareket etmeli. Türkiye’nin gerilediği durumdan ileri gidecek bir tutum takınmalı… Bugün yaşananları çok konjonktürel görüyorum.

Reformdan çok restorasyon sürecine ihtiyaç yok mu? Türkiye AB müktesebatından geri adım atmış gibi…

Geri adımlardan ileriye gitmemiz gerek. 10 yıl önceki o parlak havamızın olmadığını herkes görüyor. Bu süreci en az hasarla atlatmamız gerekiyor.

Toplumun yarısı Başbakan’a hırsız diyor, diğer yarısı ise komplo kurulduğuna inanıyor. Türkiye’de bir paralel yapı var mı? Yolsuzluklar yargı anlamında takip ediliyor mu?

Türkiye’de bu gerçek devlet kurumları içerisinde farklı dayanışmaların olduğunu görüyoruz. Dini inancı, ideolojisi farklı olan herkes devlette her kademeye gelebilir. Ama devlet kurumunda çalışıyorsa referansı sadece anayasa, yasalar ve hiyerarşik amirleri olacaktır, ona göre hareket etmeli. Bu tip dayanışmaların örnekleri var. Yolsuzluk iddialarıyla  ilgili ne gerekiyorsa yapılmalı. Açık, şeffaf bir şekilde soruşturmalar yapılır, hukuki süreçler devam eder.

Sayın Başbakan’ın paralel yapı vurgusu çok yüksek. Sizce vahamet hangi boyutlarda?

Hukuk çerçevesinde ele almamız gerek. Kanunsuzluk yapanlar, suç işleyenler farklı referanslarda devlet içerisinde hareket edenler için yasal süreçler uygulanır. Bunları hukuk çerçevesi içerisinde ele almak gerek. Suç işleyenlerle alakalı yasal süreçler tabii ki işler. Bunun dışında insanların farklı fikirleri olur elbet de.

Gelişmelerden dış güçler sorumlu tutuluyor, kimdir sizce dış güçler?

Ben bunları kabul etmiyorum. Dış güçler iddialarını kabul etmiyorum ve doğru da bulmuyorum. Elbet de dünyada Türkiye’nin müzmin muhalifleri vardır. 10 yıldır bizi övmüş, yaptığımız işleri göklere çıkarmış, takdir etmiş çevreler şimdi bizi eleştiriyorsa niçin şimdi konu ediliyor. Bu tür söylemler üçüncü dünya ülkelerine yakışacak türden söylemlerdir. Türkiye buradan kurtuldu. Yarayı açık bırakırsanız elbette sinekler üşüşür. Önemli olan yarayı açmamaktır. Elbette her ülkenin, her milletin müzmin muhalifleri vardır. Dün bizi destekler nitelikte makaleler yazan, manşetler atan medya veya devletler bugün niçin desteklemesin ki, biz de içeride konuşmuyor muyuz? Önce bir memleketin güçlü olması lazım. Ekonomik, özgürlükler alanında güçlü olmak gerek. Dolayısıyla Türkiye’yi yıkmak isteyen birileri varmış gibi komplo teorilerine inanmıyorum. Yabancılar Türkiye ile alakalı açıklamalar yapabilirler, buna cevap vermek zorunda değiliz. Ben bu tür komplo teorilerine inanmıyorum. Biz kendimiz de eleştiriyoruz, işin kötü gittiğinin farkındayız. Çok şeyler yapmış büyük potansiyeli olan bir ülkeyiz. Türkiye artık 3 bin 500 dolar geliri olan bir ülke değil ki. 10 bin dolar olan bir ülkeyiz. Seçimden sonra işlerin düzeleceğini düşünüyorum.

Berkin’in failleri bulunacak mı, bir gelişme var mı?

Hepsinin Berkin, Burakcan ve polis memurunun acısını derinden hissediyoruz. Her ailenin kendi kıyametidir. Hepimiz acı duyuyoruz.
Bunun tekrarlanmaması için faillerinin hemen bulunması gerekir. Hukuk devleti dediğimiz bu. Bir daha olmasın diye caydırıcılık olmalı.

 
19 Mart 2014 Çarşamba 08:36 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1763 - Macaristan'da deprem.
1838 - I. Victoria 18 yaşında Birleşik Krallık tacını giydi. Kraliçe 20 Haziran'da tahta çıkmıştı ve ülkesinin tarihinde en uzun süre saltanat sürmüş hükümdar olacaktır.
1841 - Giselle balesinin prömiyeri ilk kez Paris'teki Théâtre de l'Académie Royale de Musique tiyatrosunda yapıldı.
1862 - Tasviri Efkar gazetesi, Şinasi tarafından çıkarılmaya başlandı.
1894 - İşçi Bayramı, Amerika Birleşik Devletleri'nde resmi tatil olarak kabul edildi.
1895 - El Salvador, Honduras ve Nicaragua birleşerek Orta Amerika Birliğini kurdular.
1914 - Avusturya arşidükü Franz Ferdinand ve karısı Sophia'nın, Gavrilo Princip adlı bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesi üzerine I. Dünya Savaşı başladı.
1919 - I. Dünya Savaşı sonunda, İtilaf Devletleri ile Almanya arasında Versay Barış Antlaşması imzalandı.
1921 - İzmit'in kurtuluşu
1923 - Darülfünun Mustafa Kemal'e "Fahri Müderrislik Şahadetnamesi" gönderdi.
1926 - Yeni Ticaret Kanunu kabul edildi.
1928 - Almanya'da sosyalist Herman Müller şansölye olarak göreve başladı.
1931 - İspanya'da genel seçimleri sosyalistler kazandı.
1933 - Anıtlar Yüksek Kurulu oluşturuldu.
1936 - Japonya, Kuzey Çin'de Mengjiang adında bir kukla devlet kurdu.
1938 - Türk Basın Birliği Kanunu kabul edildi.
1938 - Chicora-Pensilvanya'da boş bir araziye 450 tonluk meteor düştü.
1940 - Romanya, Basarabya (bugünkü Moldova) bölgesini Sovyetler Birliği'ne bıraktı.
1943 - Şair Yahya Kemal,Cumhuriyet Halk Partisi'nin sanat danışmanı oldu.
1943 - Diyarbakır-Batman demiryolu ulaşıma açıldı.
1948 - Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti, Komünist Bloğu oluşturan Kominform'dan ihraç edildi.
1950 - Seul, Kuzey Kore birliklerince ele geçirildi.
1963 - Kürt devleti kurmak için örgütlendikleri iddiasıyla 12 kişi gözaltına alındı.
1965 - Toplum polisine tam otomatik tabanca ve zırhlı araçlar verilmesi kararlaştırıldı.
1967 - İsrail, doğu Kudüs'ü ele geçirdi.
1968 - Yunus Nadi Armağanı'nı Yorgun Savaşçı romanıyla Kemal Tahir kazandı.
1969 - Stonewall ayaklanmaları başladı.
1971 - Türkiye'de afyon ekimi yasaklandı.
1978 - Kıbrıs'ın Sesi Radyosu 14 yıllık yayın hayatına son verdi.
1981 - Tahran'da İslam Cumhuriyeti Partisi merkezinde bomba patladı; 72 politikacı ve görevli öldü.
1982 - Televizyon, radyo ve gazetelerde banker reklamlarının yapılması yasaklandı.
1983 - "Az Gittik Uz Gittik" adlı kitabında komünizm propagandası yaptığı iddiasıyla yargılanan Aziz Nesin beraat etti.
1984 - 13 ilde sıkıyönetim kaldırıldı. Bu illerden 7'sinde olağanüstü hal ilan edildi; 4 ilde uygulanmakta olan olağanüstü hal uygulamasına ise son verildi.
1984 - "Sansür ve sürgün kararnamesi" nin ilk uygulamasında 2000'e Doğru ve Halk Gerçeği dergileri süresiz kapatıldı.
1989 - Natanz Olayı
1994 - Doğan Şirketler Grubu sahibi Aydın Doğan Hürriyet Holding'in yüzde elli hissesini satın aldı.
1997 - Aydın Doğan Vakfı Uluslararası Karikatür Yarışması'nı Atilla Peken kazandı.
1997 - Mike Tyson, boks maçının üçüncü raundunda rakibi Evander Holyfield'in kulağını ısırdı ve diskalifiye oldu.
2000 - Amerika Birleşik Devletleri, Küba'ya karşı 41 yıldır uyguladığı ambargoyu yumuşatma kararı aldı.
2004 - 17. Nato zirvesi İstanbul'da başladı.
2005 - Kanada, aynı cinsler arasında evliliği yasal kılan üçüncü ülke oldu.
2006 - Montenegro, Birleşmiş Milletler'e 192. üye ülke olarak kabul edildi.
2009 - Brezilya, 2009 FIFA Konfederasyon Kupasını kazandı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:23
  • Güneş04:44
  • Öğlen12:36
  • İkindi16:36
  • Akşam20:05
  • Yatsı22:06
 
Süper Loto
22.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030520374448
 
On Numara
26.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01070814171819283031344145464851525559606575
 
Sayısal Loto
24.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu071022233045
 
Şans Topu
21.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030417193310
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık