Türk halkı ne kadar mutlu? İşte il il veriler

Ana Sayfa » Güncel » Güldal Mumcu, 21 yıllık süreci değerlendirdi.

Güldal Mumcu, 21 yıllık süreci değerlendirdi.

24 Ocak 1993'te evinin önünde aracına koyulan bombanın patlaması sonucu aramızdan alınan gazeteci yazar Uğur Mumcu, katledilişinin 21. yılında anılıyor. Uğur Mumcu'nun eşi, CHP Meclis Başkanvekili Güldal Mumcu, eşi ile ilgil yargı sürecini ve olayları Cumhuriyet'e değerlendirdi.

 
24 Ocak 2014 Cuma 11:56 
Yorum YapYazdır
 
 
Güldal Mumcu, 21 yıllık süreci değerlendirdi.

 

 

1980 döneminde, gençlik, çocukluk, anne-babalık; kim hangi dönemi yaşıyorlarsa yaşasın, Sezen Aksu’nun Sen Ağlama albümü, toplumun kültürel tarihinde yer etmiştir. Kendi adıma, 6-7 yaşlarında olduğum zaman çıkan bu kasedi dinlemek nedense çok hayati bir önem kazanmıştı; yaz aylarındaydık ve o dönemlerde yazlık bölgelere bu kasetlerden gelmiyordu. Babam, bir söyleşi için gittiği kahvehanede bu kasetin teypçalarında çaldığını fark etmiş ve beni mazeret göstererek rica etmiş; hâlâ dün gibi hatırlarım. Yüzünde mutlu bir tebessümle, kahverengi kasetin üzerine beyaz banta yazılmış “Sen Ağlama-Sezen Aksu”yla çıkıp geldiğini. Yazın Ege’nin çeşitli yerlerine 1-2 saatlik yollara koyulurduk ve bu albüm durmadan teypte çalardı. Saatlerin hüzünlere nasıl bölündüğünü bilemez, düşünürdüm ama. Ardından gözlerim, sağlı sollu giden karayolunda beyaz şeritlere takılırdı; burada kesik kesik burada uzun uzun; nedendir ki? Mavi bir Renault’yla yol boyunca dinlenilen Sen Ağlama şarkıları, beyaz şeritlerle örülü bir çocukluk öyküsüydü. Babam öldükten sonra, 1995 yılında yollarımız Sezen Aksu’yla 14 yaşıma girerken kesişti. Bana bir doğum günü pastası getirdiler; o da hayatım boyunca unutamayacağım bir jest yaparak ondan hangi şarkıyı istersem söyleyeceğini söyledi.

Utanarak, ‘Sen Ağlama’ dedim.

Bu şarkı, benim o döneme kadar yaşadığım bütün her şeyi anlatıyordu. Bana bir baktı, “Bu şarkıyı sadece senin için söylerim” dedi, minik orkestraya tonunu söyleyerek şarkıyı söylemeye koyuldu… Yanımdaydı, beraberce söyledik; yarısında gözleri dolu dolu oldu ve yanımdan uzaklaşarak gitti.

Kahverengi kapaklı üzerinde beyaz bantla Sen Ağlama yazan kaset 7 yıl boyunca çeşitli aralıklarla o mavi Renault arabada çalındı. Patlamayla araba yerle bir olduğunda, o kaset de o arabanın içindeydi.

Ve ben hâlâ hayattaki beyaz çizgilere bakıyorum; neden bazıları dümdüz akıyor ve neden bazıları kesik kesik gidiyor?

(...)

üüUğur Mumcu ve Reha Muhtar

 

‘Kanı yerde kalmayacak’ demeleri var

24 Ocak 1993 tarihinin bir öncesi, bir de sonrası var. Öncesinde gece gündüz evde çalışan, yazıcının cızırtısının hiç durmadığı bir baba var. Bir konu üzerinde derinlemesine çalışan, çalıştığı konunun içine gömülen, gece gündüz demeden aklında o konuyu döndüren bir baba… Ardından sevdiği rutinlerle ailesini şımartan bir baba var. Zaman zaman televizyonda gördüğüm bir baba. Bir de, bir bomba sesiyle hayatımızın parçalandığı, bembeyaz karların üzerinde üzerine örtülmüş beyaz örtüyle televizyon ekranından gördüğüm bir baba… Hangisi benim babam? Yanıt, kuşkusuz çok acı, ikisi de benim babam.

Kısıtlı zamanın içine sinmiş, ömür boyu silinmeyen anılarım var. Ayvalık’ta sabah yazısı bittikten sonra faks çekmeye gidişlerimiz var. Yazı faks çekildikten sonra Ahmet Yorulmaz’ın kitapçısına uğrayıp çay içişlerimiz var; aslen ona çay, bana limonata. Kamuran Gündemir’in terasına oturup Cunda’nın günbatımına bakarken derin klasik müzik sohbetleri var kulağıma çalınan. Köşesini okuma çabalarım, yazdığı kavramları anlama çabalarım var; dikkatlice okumaya çalışıp kelimeleri bir araya getirip anlamayışlarım var. Antiemperyalizm, sosyalizm, kaçakçılık, mafya, cinayetler, silahlar, ajanlar, devlet… Yazdıklarını, çalışma metodunu görüp çok sonra anlayacağım, topluma neler anlatma derdi içinde olduğunu…

24 Ocak’ın sonrası var

Devlet büyüklerinin içeri gelerek “Kanı yerde kalmayacak” demeleri var. Ardından Emniyet müdürlerinin derin devleti “duvar” diyerek anlatışları ve devletin, savcıların salonumuzun içine girerek,“Bu işi devlet yapmıştır, siyasi iktidar isterse çözülür” deyişleri var. Yanımızda duran avukatlarımız, babamın gazeteci yoldaşları ve aile dostlarımız da var. Uğur’un adını nasıl yaşatırız, yaptıklarını gelecek nesillere nasıl taşırız, soruları var. Darmadağın olmuş bir ailenin birbirinden güç alarak ayakta kalma mücadelesi var. Ardından kurulan vakıfta “araştırmacı gazeteci” olmak üzere mezun olan 90 öğrencimiz var.

(...)

 

Cinayetin eskimesi...

Uzun bir zaman. Bir cinayetin “eskimesi”ne yetecek kadar bir zaman.

Bir ailenin yaşamı, eşini, kardeşini, babasını öldürenlerin ortaya çıkarılmasını istemekle mi geçer? Bunu ummakla, bunun için devlet katında, hukuk katında derin ve uzun bir mücadeleyle mi geçer? Üstelik hayatını gerçek habere adayan bir gazeteci cinayetinin hâlâ karanlıkta olması, gazetecilik mesleğinin de kara bir lekesi değil midir? Kendine dokunulunca feryat edenlerin gazeteci sayıldığı bir medya düzeninde yaşadığımızı bilerek, 19 yıl sonra tüm gazetecilere soruyorum: Devletin öne sürdüğü açıklamalara neden hâlâ inanıyorsunuz?

(...)

 

Unutkan bir toplumuz

 

Bir travmanın yükünü, toplumsal bir travmanın yükünü taşımaya devam ederek kimi zaman en yakınlarımla bile konuşmaktan çekindiğim bir “bomba” sesinin belirlediği bir yaşamın üçüncü on yıl kompartımanına doğru gidiyorum.

Babam bir yazısında şunu söylüyordu: “Biz unutkan bir ulusuz. Unutuyoruz olup bitenleri ve karıları, kızları gözü yaşlı arkada bırakıyoruz.”

Birçok dost unutmadı. Unutanlar da oldu; sonra dönenler de. Siyaseten istediği yere çekenler de oldu. Bir gün bir parti, diğer gün diğer parti sahiplendi. Adı üzerine türlü iftiralar çıkardılar. Kendi inançlarına göre Uğur Mumcu ele geçirilmesi gereken bir değer olduğu için, hoyratça bu adı kullananlar oldu, oluyor da. Biz hep sustuk çünkü hep aynı yerdeydik. Yıllar sonrasında vicdanını rahatlatmak isteyenler de oldu. Dediğim gibi, biz hep aynı yerdeydik. Hâlâ da aynı yerdeyiz. Onun ideolojisini, gazeteciliğini, insanlığını, yaşamını aktarmak bizlerin de bir hayat amacı oldu.

 
24 Ocak 2014 Cuma 11:56 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1552 - Temeşvar kalesi Osmanlı ordusu tarafından fethedildi
1581 - Utrecht Birliği'ne bağlı Kuzey Hollanda eyaletleri (Güney Hollanda, Zeeland, Utrecht, Gelderland, Overijssel, Groningen ve Friesland) İspanya kralı II. Felipe'den bağımsızlıklarını ilan ettiler.
1788 - New York, ABD Anayasası'nı onaylayarak ABD'nin 11. eyaleti oldu.
1882 - Richard Wagner'in Parsifal adlı operası ilk kez Almanya'nın Bayreuth kentinde sahnelendi.
1891 - Fransa Tahiti'yi ilhak etti.
1914 - Sırbistan ve Bulgaristan diplomatik ilişkilerini kestiler.
1919 - Balıkesir Kongresi başladı (30 Temmuz'a değin).
1923 - İskoç mühendis John Logie Baird, ilk mekanik televizyonun patentini aldı.
1933 - Adolf Hitler görme, duyma gibi sorunları olan engelli Almanların kısırlaştırılacağını açıkladı.
1934 - Avusturya Şansölyesi Engelbert Dollfuss bir suikast sonucu öldürüldü.
1944 - II. Dünya Savaşı: Sovyet ordusu batı Ukrayna'ya girerek Nazi işgaline son verdi.
1944 - II. Dünya Savaşı: İlk Alman V-2 roketi İngiltere topraklarına düştü.
1945 - Britanyalı İşçi Partisi seçimleri kazandı: Clement Attlee başbakan oldu. Winston Churchill kaybetti.
1948 - André Marie, Fransa başbakanı oldu.
1951 - Türkiye'deki ilk petrol Raman dağı yöresinde bulundu.
1952 - Mısır Kralı I. Faruk, Hür Subaylar Örgütü tarafından tahtından indirildi. (oğlu II. Fuat'a devretti).
1953 - Moncada kışlası baskınıyla Küba devrimi başladı. Devrimcilerin lideri Fidel Castro tutuklandı.
1956 - Dünya Bankası'nın Assuan Barajı'nın inşasını desteklemekten vazgeçmesi üzerine Mısır devlet başkanı Cemal Abdül Nasır, Süveyş Kanalı'nı millileştirdi.
1957 - Guatemala devlet başkanı Carlos Castillo Armas, bir suikast sonucu öldürüldü.
1963 - Yugoslavya, Üsküp'te deprem: 1.100 ölü, 100 bin insan sokakta.
1967 - Tunceli'nin Pülümür ilçesinde Richter ölçeğine göre 6 büyüklüğünde deprem: 95 ölü, 127 yaralı.
1974 - Yedi yıl süren askeri rejimden sonra, Yunanistan'da Konstantin Karamanlis'in başbakanlığında sivil hükümet kuruldu.
1974 - Kıbrıs için ateşkes görüşmelerine Dışişleri Bakanı Turan Güneş katıldı. Güneş, 'Ateşkes belli haklarımızı kullanmamamız manasına gelmez' dedi.
1994 - Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin, Rus askerlerinin Estonya'dan çekilmesini onayladı.
1995 - İstanbul Altın Borsası açıldı.
2009 - ABD'li Pro Güreşçi Jeff Hardy Uzun Zamandır Kazanmak İçin Uğraştığı World Heavyweight Kemerini Night Of Championsa'ta CM Punk'tan Aldı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:57
  • Güneş05:04
  • Öğlen12:39
  • İkindi16:36
  • Akşam19:52
  • Yatsı21:41
 
Süper Loto
20.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020327515354
 
On Numara
24.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07080911121314171924293133364447515356667278
 
Sayısal Loto
22.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011314192930
 
Şans Topu
19.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu082224283006
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık