Kaçak madende göçük; 6 ölü

Ana Sayfa » Güncel » Genelkurmay Başkanı Özel'e askerlerden yanıt

Genelkurmay Başkanı Özel'e askerlerden yanıt

Silivri'de tutuklu bulunan subaylar, Genelkurmay Başkanı'na ve topluma seslendi

 
24 Ekim 2013 Perşembe 08:23 
Yorum YapYazdır
 
 
Genelkurmay Başkanı Özel'e askerlerden yanıt

Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan askerler, Genelkurmay Başkanı Necdet Özel'e ve kamuoyuna seslenen bir mektup yazdı. Tutuklu askerlerin mektupta ''Necdet Özel''in isminden hiç bahsetmediği, bunun yerine"Genelkurmay Başkanı''ifadesini kullandıkları dikkat çekti.

SESLERİNİ DUYURMAK İSTİYORLAR


Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan askerler, seslerini duyurmak ve topluma içinde bulundukları durumu anlatmak için bir mektup kaleme aldı.

KİME SESLENDİLER?

Mektubu, Avukat İrem Çiçek aracılığıylawww.gercekgundem.com 'a yollayan askerler, dört maddelik mektupta şu ifadelere yer verdi:

KAMU VİCDANINA SESLENİŞ

01-
Kamuoyundaki yansımalara göre, Genelkurmay Başkanı’nın 21 Ekim 2013 günü Balyoz davası mağduru Türk Askerleri hakkındaki basın açıklamasının üslup ve içerik olarak silah arkadaşlığının ve temsil ettiği makamın tarihi ve anayasal sorumluluğuna uygun olmadığı açıktır.

Genelkurmay Başkanlığı, yani komutanlık sıradan bir kamu görevi değildir. Silah arkadaşlarını vatan ve millet için ölüme dahi gönderme yetkisi olan komutan onların her yaptığından sorumlu olan bir liderdir.

02- TSK mensuplarına yönelik iftira ve haksızlıklar karşısında hukuki, insani ve vicdani olarak gerekli işlemlerin yapılmasını sağlayamadıkları için görevlerinden istifa eden bir önceki Genelkurmay Başkanı’nın ve kuvvet komutaları komutan olmanın gereğini yaptılar ve tarihe not düştüler. Anayasal ve vicdani sorumluluk taşıyan Genelkurmay Başkanlığı gibi seçkin görevin özünü; başta millete, vatana ve orduya sadakat olmak üzere liderlik, doğruluk, dürüstlük, silah arkadaşlığı ve komutanlık sorumluluğu oluşturur. Sıradan bir kamu görevlisi vurgusu ile yapılan açıklamada kamu vicdanı aşağıdaki soruların ve şüphelerin cevabını ne yazık ki bulamamıştır.

02.01-
HASDAL ziyaretinde; “masum olduğunuzdan ve beraat ederek göreve döneceğinizden hiçbir şüphe duymadım. Sorunu kendi yöntemlerimle çözeceğim. Çözemezsem istifa edeceğim “ şeklindeki sözler bir komutan ve asker sözü değil midir? Tarih önünde ve kamu vicdanında anayasal ve vicdani görevlerden kaçmak mümkün müdür?

02.02- TSK içinde mevcudu % 8-10’u geçmeyen denizcilerin Balyoz davasında hüküm verilen toplam 237 askerin % 60 (137), havacıların ise % 20 olması (41) ve hiçbiri hakkında beraat kararı verilmemesinin hukuki ve bilimsel bir izahı var mıdır? İftira davasına konu darbe teşebbüsü eyleminin, merkezi yönetim merkezinin Ankara olmasının etkisiyle içerik, nitelik, eğitim ve donatım gibi bilimsel gerekçelerle karacı bir yapı göstermesi gerekirken hüküm verilen askerlerin % 80’nin denizci ve havacı olmasının komplonun en somut delili olduğundan şüphe duymayan akıl ve vicdan sahibi bir insan olabilir mi?

02.03- Başbakan, Genelkurmay Başkanı ve Yargıtay Başkanı arasındaki görüşmeye özel bir misyon yüklenmesinin gerekçesi; beraat kararı verilen askerlerin çoğunun Genelkurmay Başkanı’nın başta Kara Harp Akademisi Komutanı olduğu dönemdeki öğrenciler olmak üzere bizzat komutanlık yaptığı kuvvetlerden olması değil midir?

03-
Hukuk cinayeti mağdurları olan bizleri kötülerin ve kincilerin zulmü değil, iyilerin ve silah arkadaşlarımızın sessizliği, ilgisizliği ve hatta ihaneti korkutur. Türk hukuk tarihine dijital terör yoluyla işlenen bir hukuk cinayeti olarak geçen Balyoz kararlarını daima masumdan ve mağdurdan yana olan bu aziz millete hiç kimse unutturamaz. Askerlere yönelik bu insanlık dışı tertibi planlayan ve icra eden iftira çetesi ve onları azmettiren hukuk canileri Türk Milletine hesap verinceye kadar hiç kimsesin hak ve özgürlükleri garanti altında değildir. Devletin temeli olan adalet siyasetin bir baskı aracı olarak kullanıldıkça adalete susayan vicdanlar kanamaya hak ve adalet mücadelesi ise milletin vicdanında gündemde olmaya devam edecektir.

04- Balyoz ve Ergenekon gibi siyasi davalarda hukuk ve adalet mücadelesi vermek asla nifak sokmak değildir. Kamuoyuna yapılan açıklamada vurguladığı gibi milletin akıl ve vicdanına seslenmektir. Atalarımızın bize emaneti olan demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olan cumhuriyeti savunma görevidir. Türk milleti iftira çetesinin ve onları azmettiren gerçek suçluların hesap vereceği günü beklemektedir. İşte bu hukuk, insanlık, adalet ve medeniyet mücadelesi o güne kadar devam edecektir.

Silivri’deki Tutsak Askerler

Gerçek Gündem

 
24 Ekim 2013 Perşembe 08:23 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Türker Ertürk
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Mehmet Polat
 
Mustafa Önsel
 
Attila Aşut
 
Arslan Bulut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1448 - Osmanlı padişahı II. Murat, Kosova Zaferi'ni kazandı.
1781 - Amerikan Bağımsızlık Savaşı, İngilizlerin George Washington'a teslim olmalarıyla sona erdi.
1782 - Lord Cornwall'in denetimindeki İngiliz Ordusunun yenilmesi ve Amerikan ordusunun Yorktown ve Virjinya'ya girmesiyle Amerikan Devrimi sona erdi.
1872 - Dünyanın en büyük altın külçesi (215 kilogram) Avustralya New South Wales'de bulundu.
1934 - Mübadele Komisyonu görevini tamamladı. Anadolu ve Trakya Rumları ile Yunanistan Müslümanlarının mübadelesini düzenlemekle görevli Komisyon 7 Ekim 1923'de kurulmuştu.
1934 - Turhal Şeker Fabrikası açıldı.
1945 - Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi açıldı.
1949 - Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul valiliği ve belediye başkanlığı görevine atandı.
1951 - İngiliz askerleri, Süveyş Kanalı'nı ele geçirdi.
1960 - 6-7 Eylül Olayları ile ilgili dava başladı.
1962 - TBMM'de, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kabul edildi.
1962 - İlk James Bond filmi "Dr. No" gösterime girdi.
1982 - Milli Güvenlik Konseyinin son şeklini verdiği anayasa metni açıklandı. Geçici maddelerle eski parti yöneticilerine 10 yıl siyaset yasağı getiriliyor, anayasanın kabulüyle birlikte Kenan Evren cumhurbaşkanı oluyor.
1987 - Londra Borsası çöktü. Yaşanan büyük panik sonucunda 50 milyar sterlinlik değer kaybı yaşandı.
1988 - İngiltere, IRA mensuplarıyla yapılan röportajların yayımlanmasını yasakladı.
1995 - Avrupa Parlamentosu Yeşiller sözcüsü Claudia Roth, Devlet Bakanı Ayvaz Gökdemir aleyhine 3 milyar liralık manevi tazminat davası açtı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:48
  • Güneş06:28
  • Öğlen12:18
  • İkindi15:19
  • Akşam17:45
  • Yatsı19:14
 
Süper Loto
12.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu061328334448
 
On Numara
16.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01061213141619273537384049515255646568697580
 
Sayısal Loto
14.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu040612333445
 
Şans Topu
18.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010215162512
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık