3 bin 224 gözaltı kararı.. İl il gözaltılar..

Ana Sayfa » Bilim - Teknoloji » Gazeteci Murat Taşkın'dan Ali Öztürk'e yazılarla cevap

Gazeteci Murat Taşkın'dan Ali Öztürk'e yazılarla cevap

Karadeniz Gazetesi, Yazarı Murat Taşkın, Günebakış gazetesi sahibi Ali Öztürk'ün kendisini ve gazeteciler Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu ile Ergun Ata'ya yönelik hedef gösteren yazısına karşı, darbe sonrası yazılarını kamuoyu ile paylaştı.

 
25 Temmuz 2016 Pazartesi 13:35 
Yorum YapYazdır
 
 
Gazeteci Murat Taşkın'dan Ali Öztürk'e yazılarla cevap
  İŞTE TAŞKIN^'IN AÇIKLAMASI VE YAZILARI:   Murat Taşkın olarak 15 Temmuz 2016 tarihinde ülkemizin yaşadığı menfur darbe teşebbüsü sonrasında Karadeniz Gazetesi'nde kaleme aldığım yazıların tamamı ilişikte sunulmuştur. Söz konusu Türkiye ve Türk Milleti olduğu zaman, bizim ne yaptığımız da bellidir, gerekirse neler yapacağımızda.Bu değerler söz konusu olduğunda hesabımız da bellidir, kitabımızda.  Bugün, alçakça bir tavırla, "İfrata varmasın" başlığı attığım yazı üzerinden "darbe aklayıcılığı.."dan dem vurarak her türlü provakasyona açık bu ortamda böylesine iftira atıp, ithamda bulunanla  ilgili değerlendirmeyi, akıl ve insani davranış tercihi ile sizlere bırakıyor, konu ile ilgili gelişmeleri daha sonra yazılı olarak yapacağımı ifade ediyor, çabalarınızın ve emeklerinizin adil, tarafsız ve kamuoyu adına olduğuna olan inancımı bir kere daha ifade erken, iyi günler, başarılı çalışmalar diliyorum.    

17 TEMMUZ 2016 SATIR ARASI

TEK ÇÖZÜM MİLLETİN HÜR İRADESİ…

Nasıl oldu da, 15 Temmuz 2016 gecesi saat 21.00 sıralarında Trabzon-Boztepe’deki kışlanın Çukurçayır yönündeki kapısının önünden geçerken gördüklerim beni kuşkulandırmadı!

Hem de, araçta yanımda oturan eşime “Kışla kapısının girişine top arabası konmuştu. Çıkış ise kapalı idi. Hatta kulübede de nöbetçi yoktu. Etrafta karanlıktı. Gördün mü?” diye sorup, Ondan, “Dikkat etmedim” cevabı almama rağmen.

Oysa, mesleği gereği yapısında kuşku ve merak olup, zaman zaman da şeytanın avukatlığını yapacak kadar işi ileriye götürenlerden değil miydik?

*

Sonra, şu sıralar günün ve gündemin yoğunluğu içinde fazlaca debreşen yorgunluğun verdiği rehavetle yatağa uzandığımda bile, kızımın “Baba televizyonlar darbeden söz ediyor” diye seslenmesine, “Yalandır” diye cevap vermem yetmedi. Ebrar yanıma gelerek dürtükledi ve “Kalk kalk” dedi.

Kalktık ve baktık. Sonrası malûm…

*

Türkiye ve Türk Milleti adına, sadece Cumhuriyet değil, tarihin en büyük ihanet hareketlerinden biri…

Ama, bu ihanet şebekesine yaklaşık 40 yıldır, en önemlisi 2002’den sonra en az 10 yıl azami göz yuman gaflet ve delâlet sahiplerini de unutursak, hak adına haksızlık etmiş olmaz mıyız?

*

“Ergenekon, Balyoz, Ayışığı, Günışığı” denilerek Türk Milleti ve Türk Silahlı Kuvvetleri adına davasına sadık olanların ihanet şebekeleri tarafından davullu zurnalı desteklerle, uluslar arası organizasyonla nasıl içeri tıkandıkları,, sonrasında “yanlış oldu” denilerek neleri ellerinden alındıktan sonra serbest bırakıldıklarını hep birlikte yaşamadık mı?

Hem de, bizim gibilerin yıllar öncesinde, “etmeyin, eylemeyin. Bunlarla birlikte “beraber yürüdük biz yollarda şarkılarını” söylemeyin;

Dinlerarası diyalog, medeniyetler ittifakı gibi misyonerlik kamuflelerine aldanmayın, Büyük Ortadoğu Projesi gibi ABD, Mossad’ın küresel hedefli projelerine ortak çıkmayın. Parasal işbirlikler yapmayın”  diye defalarca tekrarladıkları çağrılara, uyarılara rağmen…

*

Her ne ise; olan olmuş ve Türk Milleti’nin birlik ve beraberliğine, Türk Devleti’nin bekasına, demokrasimizin temeline yönelik bu ihanet şebekesinin ben diyeyim “Yok etme hareketini”, siz söyleyin “darbe teşebbüsünü”  başta güvenlik kuvvetlerimizin azami çabası, milletimizin iradesine sahip çıkma azmi ile yaşattığı acılara rağmen def eylemiştir.

*

İşte bu noktada “millet iradesi” denilen olgunun ne denli güçlü olması bu olayda bir kere daha kendini göstermiştir.

Külli irade sahibi Allah’ın yaratıp donattığı cüzi irade sahibi insanların, akıl denilen gerçek ile kendilerini bilgi ile donatmasının bu iradenin temelindeki olmaz ise olmaz olduğu bir kere daha kendini ortaya koymuştur.

Allah adına kullanması gereken iradesini dini, siyasi, ekonomik veya sosyal çıkar hesabı için birilerinin emrine tahsis etmenin ne denli yanlış olduğu, nelere sebep olabileceği bir kere daha gözler önüne serilmiştir.

Onun için, siz siz olun hangi şekilde, hangi amaçla olursa olsun iradenizi Allah’tan başkasına emanet etmeyin.

*

Sonuç itibariyle “Her şerde bir hayır vardır” diyerek, Türk Milleti olarak bir zamanlar Özel Harekatçı oldukları için darmadağın ve derdest edilenlerin benzeri şekilde geçtiğimiz yıllarda kurulan kurulan Özel Kuvvetler Komutanlığı’na bağlı kuvvetlerin de azami gayreti ile önlenen darbe teşebbüsü dileriz gerçek anlamda “son” olur.

Ben; gerçek manada demokrasi içinde böylesine menfur hareketlerin bir daha tekrarlanmamak üzere sonlanmasının milletin iradesini hiçbir yere ve hiçbir kimseye vermeden, emanet etmeden hür bir şekilde kullanması ile mümkün olacağına inananlardanım.

Yoksa, ona-buna, şıha-şeyhe, aliye-veliye ihale edilerek, Allah yerine kula teslim edilen irade ile varılsa varılsa böyle insanlık dışı yerlere varılır, varılıyor da…

Allah böyle yerleri görmeyi de, böylesine garabetlere varmayı da nasip etmesin, eylemesin…

 

Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu'ndan Ali Öztürk'e yanıt

 

18 TEMMUZ 2016 SATIR ARASI

ŞEYTANIN ADRESİ; TEK SÜLEYMAN SOYLU’DAN…

“Tüm bu darbelerin arkasında Amerika vardır.”

Trabzonlu, Trabzon Milletvekili, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, ama kendi tanımıyla “Sadece bu vatanın bir evladı” olan Süleyman Soylu aynen böyle dedi.

Evirmedi-kıvırmadı!

Evelemedi-gevelemedi!

*

Soruları yönelten Habertürk TV spikeri afallasa da, Sayın Soylu, “Dahası var” diyerek devam etti:

-“Türkiye’deki bütün bu oyunların terörün, Suriye’nin, Irak’ta olup bitenlerin, bugün olup bitenlerin arkasında Amerika’nın kendi hevesleri var.”

*

Söz konusu can acıtan, kanatan gerçek olunca kimisine şahitlik yapmış, kimisini atasından babasından dinlemiş, kimilerini tarihin kayıtlarından tetkik etmiş, yine kendi tarifiyle “Aklımla dalga geçmeyen bir adamım” diyen Süleyman Soylu’nun detaya gerek duymayan şu tespitleri de doğru değil mi?

-“1960 ihtilâlinin arkasında kim vardı? 1980’de kim vardı? Bugünün arkasında kim var? Fethullah Gülen’in teslim etmediği sürece Amerika var.”

Sonra kendi kendine de sorar gibi? “Niye?” diyor ve “Oysa biz Amerika’ya dostluğun dışında hiçbir şey yapmadık!” demeyi  de acıtsa bile eksik bırakmıyor.

Ben de “dahası” diyerek, Büyük Ortadoğu Projesi hesabına ABD’nin en büyük destekçisi nasıl olabildiğimizi hatırlayınca inanın aklımın acısına bile dayanmakta güçlük çekiyorum!

*

Yeri gelmiş iken, söz konusu Türkiye’nin ve Türk Milleti’nin ABD mahreçli bugüne kadar yaşadıkları olunca, Demokrat Parti kökeninden gelen, sonrasındaki AP ve DYP felsefesinde de siyasi hareketini devam ettiren Süleyman Soylu’nun, Amerika ile ilgili bu değerlendirmeleri karşısında şaşıran spikerin, “Bunlar sizin kişisel mi, yoksa hükümet olarak da görüşünüz mü?” diye sormasını yadırgamamak lazım!

Çünkü, spiker bakıyor ki, genelde rahmetli Erbakan Hoca ile birlikte olup, yıllarca 5 mikroptan birinin Amerika olduğu söylemleri ile yetişen ve bugünkü hükümetin temelini de teşkil eden Milli Görüş cenahından gelenlerde, “Dünyanın şeytanı” olarak da adlandırılanlarla ilgili kayda değer tek eleştiri yok. Ama Süleyman Soylu’da var.

Eee,”Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” ile  boşuna denmemiş “yaşamak en büyük öğretidir” diye. Sözde Milli Görüş karşıt gibi görünse de, Sayın Soylu’nun geldiği siyasi cenah bu acıları yaşayanlardan geliyor da onun için.

*

Bana göre, ben diyeyim “konunun”, siz söyleyin “sorunun” püf noktası işte burası! Ama, söz ile eylem arasındaki bu farklılığı daha sonra irdelemeye bırakıp, Sayın Soylu’nun, aleni Amerika gerçeklerinden devam edelim.

*

Bazen düşünüyor da, acaba diyorum; Süleyman Soylu’nun “dostluk” dediği geçmişten bugüne sirayet ettirdiğimiz hareket tarzımız mı acaba Amerika’yı bir türlü heveslerinden vazgeçirmeyen!

1960’yı da, 1980’i de yaptıranların bal gibi ortada olduğu gerçeğine rağmen, “Bugün bir avuç çapulcu çetesine bunları yapmak için kimden güç alıyor?” diye açık açık, bu toprakların evladı olan Süleyman Soylu’nun sormasında zerre kadar yanlış var mı? Ya da bu sorular, O’nun deyimi ile “Mezara gittikten sonra mı” sorulmalı idi!

*

Kimse çıkıp da, “Olayların sıcaklığı devam ettiği için Süleyman Soylu böyle konuştu. Heyecanına kapıldı” falan gibi gevelemesin…

Bunlar; sadece bu ülkeyi idare edenlerin değil, yaşayanların bile yüzde 99’unun bildiği acı gerçeklerdir. Ama ne hazindir ki, ne yazıktır ki, bu gerçekleri “Şeytanın büyüklüğünden bu dünya da yaşama adına korktukları (!)” için söyleyebilenler maalesef çok ama çok azdır.

*

Bugünü, gönül hesabıyla hissiyatımıza değil, Allah’ın verdiği cüzi irade üzerinden aklımıza hitap ettiği için Süleyman Soylu’ya teşekkür ederek kapatalım. 

 

 

19 TEMMUZ 2016 SATIR ARASI

BUNLARI HATIRLATMAYACAK MIYIZ?

Yazılacak, paylaşılacak, övülecek, eleştirilecek, yerden yere vurulacak, göklere çıkarılacak o kadar çok şey var ki!

“Allah belalarını versin” kadar bedduayı, “İnşallah akıllarını başlarına toplarlar” denecek kadar duayı da hak edenler de yok mu?

Çoookkk!

*

“Bir musibet bin nasihatten iyidir” diyeceğiz ama, bin musibetten bile ders almayanların bu olup bitenlerdeki paylarının “hiç de az olmadığını” söylememek, “haksızlık karşısında susmak” değil midir?

Aynennnn!

*

İnsan hafızasının eksikliğini ifade eden “Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür” atasözüne sığınmak, yıllardır olup-bitenleri kayıt eden gazeteler, bilgisayarlara rağmen ne derece doğrudur?

Zerre kadar doğru değildirrrrr!

*

Öteki, beriki “ne derse desin” diyerek, “kendi doğrusundan başka doğru kabul etmemenin” gerçek yobazlığın ve bunun getirdiği zararın ne denli olabileceğini anlamayanların da çanak tuttukları bu tabloya itiraz etmeyecek miyiz?

Hemde nasıllll!

*

Bu gibilere, Cenab-ı Allah’ın İsrâ Suresi’nin 72’inci Ayetinde;

“Kim (gerçekleri görmeyerek) bu dünyada körlük ettiyse, ahrette de kördür, yolunu daha da şaşırmıştır” diye buyurduğunu hatırlatmayacak mıyız?

Hatırlatmazsak, günaha girmiş olmaz mıyızzzz?

Dahası, gelecekte bundan beter olabileceklere de katkı sağlamaz mıyız?

 

BİR ZAMANLAR;

BİZLER ve BİRİLERİ…

“Birileri” demeyeceğim, çünkü “çokları” …

Ya birlikte hareket ediyorlardı!

Ya beraber yürüyorlardı!

Ya destekliyorlardı!

Ya susuyorlardı!

Ya seyrediyorlardı!

Ya nasipleniyorlardı!

Ya da; “amaca ulaşmak için her yolu mubah” sayıyorlardı!

*

Kimileri de;

Yazmıyor…

Çizmiyor…

Tek kelâm etmiyor…

Dahası çaktırmadan destek alıyor, bölüşüyorlardı…

Şimdi ise halk arasındaki deyimle, “mangalda kül bırakmayacak” kadar atıp, sallayıp, saldırıp duruyorlar!

Aslında “günah çıkarıyorlar, günah!”

Hem de halâ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iletişim teknolojisinden de en iyi şekilde yararlanarak yaptığı çağrıyla karşılık bulan halk hareketine tek kuruşluk katkıları olmamasına rağmen, şimdi “yaş-kuru, suçlu-suçsuz” demeden bir zamanlar birlikte olduklarının hepsini  tek tencereye koyarak yakıp yok edecek kadar!.

*

Oysa hiç baktınız mı? Bunlar, bu gibiler, biz bundan 10-15 yıl önce ben diyeyim “dinin”, siz söyleyin “inancın” temeli için onlarca, yüzlerce gerçek yazarken, ne yapıyorlardı?

*

İşte 20 Eylül 2008 tarihli bu köşedeki bir yazımız.

DİNİMİZE DEĞİL, DİYALOĞA...

Papa, ilk defa inandığı fikrini açıkça “zikir etti” diye kıyamet kopuyor.

İslamiyet ve O’nun Kitabı Kuran-ı Kerim’i “Allah Rızasından başka bir şey gözetmeden bugüne kadar gelenler”in ortaya koydukları tepkiye desteğimiz tam…

Amma;  sanki, bundan öncekilerin fikri başka imişcesine hareket edip;  Venedik kapılarına postu sererek “Dinler arası diyalog ve hoşgörü” teranesi ile “barış çubuğu” tüttürenlerin söylemlerine ve bir türlü terk edemedikleri yumuşaklıklarına Allah aşkına şöyle akıl ve gönül gözüyle bir bakın.

Radyo ve TV’den dinleyin, gazetelerden okumaya çalışın.. Ve de, “Papa’nın sözleri dinler arası diyaloga zarar verdi” diye yaptıkları beyanların ne demek olduğuna bana yazın…

Bunların sıkıntısı gerçekten dinimize verilen zarar mı?

Yoksa, peygamberimizi kabul etmeyenlerle kurdukları ve adına "diyalog" dedikleri muhabbeti artık eskisi gibi yapamayacaklarını düşünmeleri mi?

 

BU İŞLER NE ZAMAN BİTER?

“Bir acı kahvenin kırk yıl hatırının olduğu” ümmetlerde, bu işler kolay kolay bitmez!

Tek avantajımız ve dayanağımız; bu ümmet içinde bizim Türk Milleti’nden olmamızdır.

 

 

21 TEMMUZ 2016 SATIR ARASI

İFRATA VARMASIN!

“Bunların 40 yıllık geçmişi vardır” hesabı üzerinden, geride bırakılan 40 bin yanlışın hesabını herkese tek tek sormaya kalkmak, bu garabeti azaltmaz, sosyolojik olarak daha da arttırır.

Çünkü, ne acıdır ki, yaşam biçimi ile son yarım asırdır, “hakkın değil de, gücün yanında hareket etmeyi” tercih etmiş bir halk yığınının varlığıdır bugün söz konusu olan.

Siz zaten meyilli olan insanları önce güce mahkum edeceksiniz, ondan sonra da “Yanlış gücün yanında oldunuz” diye irilisine-ufaklısına hesap  soracaksınız!

Olmaz… Olmamalı…

“Biz de hata yaptık. Devlet de hata yaptı” diyerek, ihanet derecesine varmış olanların dışındakilere karşı dikkatli ve geleceğe yönelik kazanımcı çabalar gösterilmeli, politikalar uygulanmalıdır.

Yani bu iş, “tepeden-tırnağa, küçükten-büyüğe kadar” denmeden, yani ifrata varmadan hata ile ihaneti ayrı tutmayı becererek temizlenmeli, tedavi edilmelidir.

Hem de, zerre kadar siyasi ve sosyal çıkar hesabı yapılmadan…

 

NURİ ÖZALTIN’IN ARDINDAN…

Kendisini ilk kez ANAP döneminin bakanlarından Ali Talip Özdemir’in kayınpederi olarak tanımıştım.

Bir zamanlar “Doğu’nun İstanbul’u” olarak tarif edilen Arhavi’dendi.

Sonra, kendisiyle Türkiye Spor Yazarları Derneği’nin her futbol sezonunun arasında Antalya’da yaptığı “Medya Eğitim Seminerleri”nden bir kaçında birlikte olma fırsatı buldum.

Binlerce dönüm alan üzerine kurulmuş olan Gloria Golf Hotel’i de çocukları ile kuran kişi idi.

Mütevazi kişiliği ve hemşeri hayranlığı ile dolu, müteşebbis ruhlu biri olarak bilinen Nuri Özaltın Beyefendi de bu dünyadan terk-i diyar eyledi.

Allah gani gani rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun.

 

HANGİ VATAN?

Tarihi, ceddi “Nizam-ı Alem Ülküsü” uğruna mücadele etmekle geçmiş bir kavmin, bir milletin, milli ve manevi değerlerini dolaylı veya dolaysız olarak yok etmek için yola çıkmışlarla, “dinler arası diyalog” teranesi ile yandaş ve yoldaş olanların “güç bizdeeee” diye çığırdıkları, zılgıt çektikleri bir vatan mı sağ olsun?

Ya da olacak!..

1 Mayıs 2009’da bu sütunlarda paylaşmışız.

 

GÜNDEMİN ATASÖZLERİ…

Birincisi; “Besle kargayı oysun gözünü.”

İkincisi; “Ne ekersen onu biçersin.”

Üçüncüsü; “Görmek istemeyen kadar kör yoktur.”

 

BU DA BEKTAŞİ’DEN..

Bektaşi içiyordu. Kendisine:
-“Sarhoş olmaktan korkmuyor musun” dediler. O:
-Hayır, benim sarhoşluğumdan kimseye bir zararım dokunmaz ki. Siz asıl içmeden sarhoş olanlardan çekinin.”
-“Kim onlar?”
- Bunlar bir takım sonradan görmelerdir ki, ellerine dünya malı geçtiği için ne oldum delisi olurlar.

 

 

 
25 Temmuz 2016 Pazartesi 13:35 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
28
19
7
2
64
2
Başakşehir
28
16
9
3
57
3
Fenerbahçe
28
15
8
5
53
4
Galatasaray
28
15
4
9
49
5
Trabzonspor
28
14
5
9
47
6
Antalyaspor
28
12
7
9
43
7
Gençlerbirliği
28
10
9
9
39
8
Konyaspor
28
10
9
9
39
9
Osmanlıspor FK
28
9
10
9
37
10
Kasımpaşa
28
10
7
11
37
11
K.D.Ç. Karabük
28
10
5
13
35
12
Bursaspor
28
10
5
13
35
13
Alanyaspor
28
10
4
14
34
14
Akhisar Bld.
28
9
6
13
33
15
Kayserispor
28
7
6
15
27
16
Gaziantepspor
28
7
4
17
25
17
Ç. Rizespor
28
6
6
16
24
18
Adanaspor
28
5
5
18
20
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1903 - Ünlü İspanyol takımı Atlético Madrid'in kuruluşu
1912 - İlk defa, bir Osmanlı pilotu olan Fesa Bey Osmanlı tayyaresi ile Türk toprakları üzerinde uçtu.
1930 - İstanbul, Mecidiyeköy'deki likör fabrikası açıldı.
1937 - Guernica Bombardımanı: General Franco'ya yardım amacıyla Hitler'in talebiyle bazı gönüllü havacıların İspanya'nın Bask bölgesindeki Guernica kentini bombalaması
1961 - Yüksek Seçim Kurulu oluşturuldu.
1966 - Özbekistan Cumhuriyeti'ne bağlı Taşkent'te meydana gelen 7,5 Richter ölçeğindeki deprem neredeyse kentin tamamını yerle bir etti.
1979 - İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı 1 Mayıs kutlamalarını yasakladığını bildirdi.
1986 - Çernobil faciası: Ukrayna'nın (SSCB) Çernobil kentinde meydana gelen ve yaklaşık 7 milyon kişinin zarar gördüğü patlama nedeniyle ortaya çıkan radyoaktif bulutlardan, Türkiye de etkilendi.
1994 - Bir Çin Halk Cumhuriyeti uçağı Japonya'da düştü ve 264 kişi öldü.
1994 - Güney Afrika Cumhuriyeti'nde ilk çok ırklı seçimler yapıldı. Oyların yüzde 62'sini alan Nelson Mandela liderliğindeki Afrika Ulusal Kongresi seçimlerin galibi oldu.
2005 - Birleşmiş Milletler, CHP İstanbul Milletvekili Kemal Derviş'in BM Kalkınma Programı başkanlığına seçildiğini resmen açıkladı.
2007 - Pekin'de Olimpiyat Oyunları ateşi yakıldı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:25
  • Güneş05:18
  • Öğlen12:30
  • İkindi16:20
  • Akşam19:20
  • Yatsı21:01
 
Süper Loto
20.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030622243337
 
On Numara
24.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02030405080912171819202327333642525666686974
 
Sayısal Loto
22.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051825283841
 
Şans Topu
19.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu091014303107
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık