Başbakan Yardımcısı: I. Dünya Savaşı’ndan sonra en zorlu dönem

Ana Sayfa » Medya Kritik » Fatih Altaylı Türk basınının geldiği rezil durumu anlattı

Fatih Altaylı Türk basınının geldiği rezil durumu anlattı

İnternette son günlerde yayınlanan kasetlerle adından sıkça söz edilen bir isim haline gelen Fatih Altaylı konuştu. Medyaradar adlı internet sitesinden Alev Gürsoy Cimin’in sorularını yanıtlayan Altaylı, "Direnç gösteren bir kukla' olabilirim. Bugün kim kukla değil ki.” dedi.

 
11 Şubat 2014 Salı 07:30 
Yorum YapYazdır
 
 
Fatih Altaylı Türk basınının geldiği rezil durumu anlattı

Gezi Parkı eylemlerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Altaylı,“Gezi’nin ilk iki gününde hep oradaydım. Sonra o çadırların yakılması olayı patladı. “ şeklinde konuştu.

 

 

“Fatih Bey, öncelikle geçmiş olsun demek istiyorum. Hiç de kolay bir durum değil son dönemde yaşadıklarınız. “Gezizede”liğiniz devam ediyor galiba, şimdi de “seszede” oldunuz gibi. İtibarınızın sarsıldığını düşünüyor musunuz?” sorusuna Fatih Altaylı şu yanıtı verdi:

“Sağ olun. Türkiye'de yaşayan herkes bunu tadacaktır bir gün. Köşedeki bakkalın bile telefonlarının dinlendiğini düşündüğü bir ülkede bu durum şaşırtıcı değil. Üzücü olan, o kaydın üzerinde oynanarak yayınlanmış olması. Böyle bir talep geldiği doğrudur. Benim yanıtımın bazı bölümleri kesilmiş, bazı bölümlere yapıştırılmış. Ve sanki ben böyle bir şeyi öneriyormuşum gibi bir hava çıkmış. Mantıksızlık anketin yayınlanan haline bakınca ortaya çıkıyor zaten... Ben BDP'ye 3,5 puan eklemişim gibi bir kayıt var. Oysa ben buna itiraz eden tarafım ama kayıtta bunun böyle anlaşılması istenmemiş ve değiştirmişler. Sonuçta biz BDP'nin oyunu yüzde 5 olarak açıklamışız. Bir öncekine göre yüzde 25 düşüşlü... Şimdi ben ona 3,5 eklediysem BDP'nin oyu 1,5'a mı düşmüştü yani? Zırvanın daniskası...

 

“BU İKTİDARLA HERKESİN İTİBARI SARSILDI”

Aynı tarihlerde yapılan başka anketler var, onlarda da BDP'nin oyu hemen hemen aynı. İtibarım sarsıldı mı diyorsunuz. Sarsılmaz olur mu? Tabii ki sarsıldı. Bu iktidar döneminde herkesin itibarı sarsıldı. Bize bunlar yapılıyor da, diğer medya yöneticilerine yapılmıyor mu zannediyorsunuz. Medyanın itibarı yerlerde... Tabii ben bir yandan da gülüyorum. Yıllardır “medyaya baskı medyaya baskı” diye bağırıp duruyorlardı birileri... İşte bunun kanıtı ortaya çıktı şimdi. Baskıya uğrayan mı suçlu, baskıyı yapan mı?”

HABERTÜRK’Ü KAPATIRDIK

 

Anketlerde ‘manipülasyon’ iddiasıyla ilgili bir soruya ise Altaylı şunları söyledi:

Tekrar tekrar başa mı döneceğiz? YAPILMADI. O tarihte Metropoll araştırma yayınlamış bizimle aynı günlerde. Orada da kararsızlar dağıtılınca 4,8 ediyor. Bizde de 5 çıkmış. Araştırın bakın, o tarihte BDP'nin anketlerdeki oyu ne. Bakın benden talep edilmiş olabilir ama ben, biz öyle bir şey yapmayız, yapmadık. Değiştirmektense anketi yayınlamamayı tercih ederim. Eğer o anketin satırına dokunmuş olsaydık, bugün ben istifa etmezdim, Habertürk Gazetesi'ni kapatırdık. Bunu yönetim kurulu başkanı Kenan Tekdağ'a sorun, o da aynı yanıtı verecektir size. “

 

“DİRENÇ GÖSTEREN BİR KUKLA OLABİLİRİM”

Başbakan’ın kendisinden hoşlanmadığını kaydeden Fatih Altaylı, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin kendisine ‘kukla’ demesine ilişkin bir soru üzerine ise “Direnç gösteren bir kukla’ olabilirim. Bugün kim kukla değil ki. MHP lideri biraz terbiye sınırlarını zorlamaya başladı ama bunu bana söylemesi doğru değil.’ dedi.

Altaylı, ‘İstifa zor bir karar mıdır?’  sorusuna “Benim konumumda kolay bir karar değildir. Bakın Habertürk'ü ben kurdum. 400 gazeteci bir o kadar da matbaa çalışanı var. Bu arkadaşlarımı Türkiye'nin farklı gazetelerinden koparıp buraya getiren benim. Ben istifa ederim ve hayatımda hiç bir şey değişmez. Bir internet gazetesi kurarım, şimdi kazandığımdan da daha çok para kazanırım. Ayrıca kazanmasam kaç yazar. Peki, bu arkadaşlar ne olur? Buraya yeni birisi gelir. Kendi ekibini getirir ve 400 tane doğru düzgün, onurlu gazeteci işsiz kalır. Ben burada patronun da arkamda durmasıyla bugünkü ortamda yapılabilecek olanın azamisi bir gazetecilik yapıyorum. Bir kaç hafta önce Cüneyt Özdemir ve eşiyle ailece yemekteydik. Cüneyt "Ağabey, 17 Aralık’ta ortaya dökülen ne varsa, siz aslında bunların hepsini bir dönem bir şekilde haber yapmışsınız." dedi. Ali Ağaoğlu, Reza Zarrab, Mehmet Cengiz, Abdullah Tivnikli gibi pek çok isim bizim gazetede haber oldu. Var mı başka bir yer bu haberleri yapan. Kolay mı oldu zannediyorsunuz bunlar? Bedel ödemiyorum mu zannediyorsunuz? Biz oturduğumuz yerden söverek gazetecilik yapmıyoruz. Gerçekleri yazarak, bularak, çıkararak gazetecilik yapıyoruz. “ diye yanıt verdi.

 

“İSTİFA EDERSEM MEYDAN HAVUZCULARA KALIR”

“Fatih Bey, aileden gelen bir zenginliğinizin var olduğu biliniyor. Torunlarınıza bile yetecek mal varlığınızın varken, hem patronajın getirdiği yükümlülüğü hem de hükümet cephesinden gelen bu baskıyı çekmek niye? Kaldı ki siz çok önemli bir gazetecisiniz, yazacak hiçbir yer bulamasanız bile duvara yazsanız yine okunur...” sorusuna Fatih Altaylı şu yanıtı verdi: “Yani diyorsunuz ki, istifa et git, ne çekiyorsun? Peki hepimiz istifa etsek. Ben edeyim, Enis Berberoğlu etsin, Fikret Bila etsin. Turgay Ciner medyadan çekilsin, Aydın Doğan çekilsin. Medya "Havuzculara" mı kalsın? Bu mu isteniyor? Bir de şöyle sorsanız. "Ulan bu herif niye çekip gitmiyor. Niye tüm bunları çekiyor. Niye uğraşıyor. Niye üzülüyor, niye hayatta en sevdiği insanları, uğruna canını vereceği insanların üzülmesine katlanıyor. Herhalde durduğu pozisyonun Türkiye açısından önemli olduğunu düşünüyor" deseniz. Daha basite indirgeyeyim isterseniz. Hakem maçı kötü yönetiyor, hatta hakem gole giden oyuncunuza bizzat faul yapıyor, federasyon kulübe baskı yapıyor diye futbolcu maçın orta yerinde maçı bırakıp çıkar mı? Yoksa her şeye rağmen mücadele edip, izleyenlerin rezaleti görmesini mi umar. Sonuçta maçı kaybedersiniz belki ama mücadeleyi bırakmazsınız. Lig uzun bir yoldur.”

 

GEZİ’DE HATALARIM OLDU

Gezi Parkı’na ilişkin bir soru üzerine ise Fatih Altaylı “Yapmışımdır mutlaka. İktidar tarafı da bana kızdı o süreçte muhalefet tarafı da. Aslında yine kimse gerçekleri hatırlamak istemiyor ya da gerçeklere konsantre değil. Başbakan beni Gezi’yi başlatmakla suçluyor mesela. Gezi’nin ilk iki gününde hep oradaydım. Sonra o çadırların yakılması olayı patladı. Ben de o günlerde Gezi’de mücadele eden Sırrı Süreyya Önder’i Teke Tek’e çıkardım. Olayı anlattı ve o programdan sonra Gezi Olayı büyük bir işe dönüştü. Ardından da Başbakan’la yaptığım program geldi. “ şeklinde konuştu.

 

5 N 1 K'DA DA KONUŞTU

Fatih Altaylı 5N1K'da, internete düşen sansür görüşmeleriyle ilgili Cüneyt Özdemir'in sorularını yanıtladı: Herşeyin suçlusu ben miyim? Onurumla gazete çıkartmaya çalışıyorum...

 

işte o program

 

 

Fatih Altaylı: "Yarın öbür gün, bütün medya yöneticilerinin yapmış olduğu hükümet kanadından, iktidar kanadından insanlarla yapmış olduğu görüşmeler bir şekilde ortaya dökülürse, kimsenin durumunun benimkinden farklı olmadığı, herkesin gazetesini bir şekilde evirmek için mücadele ettiği ortaya çıkacak" dedi. "Ses kayıtları seni şaşırttı mı?" şeklindeki soruya Altaylı,"Şaşırdığımı söylemem mümkün değil. Benim garibime giden şu oldu: Sadece bizle ilgili olan kayıtların şu anda servis ediliyor olması ilgimi çekiyor. Çünkü sen de ben de biliyoruz ki, medyadan kim varsa herkes biliyor ki, medyanın tamamının benzer tavırlarla sıklıkla karşı karşıya kaldığı Türkiye için bir muamma değil. Yani bu olay karşısında sergilenen, sözde şaşkınlık, garip hissettiriyor. Türkiye'de yıllardan beri medyaya baskı konusu gündemde. Herkes meclis kürsüsünden sokak kahvesine kadar her yerde herkes medyaya baskıdan bahsediyor. 2007 yılında, benim çalıştığım gazeteye, bu gurubun sahip olduğu televizyon ve gazetelere, benim başımda olduğum gazeteye el konuldu. Kimse ağızını açıp tek kelime etmedi. Bundan daha büyük medyaya baskı olabilir miydi? Ben o günlerde 'bana baskı yapıldı kardeşim, benim manşet değiştirmem istendi bir danışman tarafından' diye bas bas bağırdım. Kimse yazmadı. Küçük bir dergide kayda geçti. Bu baskı hep dozu artarak oldu. Yarın öbür gün, bütün medya yöneticilerinin yapmış olduğu hükümet kanadından, iktidar kanadından insanlarla yapmış olduğu görüşmeler bir şekilde ortaya dökülürse, kimsenin durumunun benimkinden farklı olmadığı, herkesin gazetesini bir şekilde evirmek için mücadele ettiği ortaya çıkacak" diye yanıt verdi. Ben şunu söylüyorum hep: Evet bu baskı var. Bu baskıyı ben gazeteme ne kadar yansıttım. Benim açımdan önemli olan bu" diyen Altaylı, "Habertürk'ün sahibi kim?" şeklindeki soruya,"Habertürk Ciner Grubu'nun. Yani biz burayı, elimizden gazetemiz alındığı ve hukuksuz bir şekilde iade edilmediği zaman 'hani yenilen pehlivan güreşe doymazmış' gibi. Biz yeniden sıfırdan kurduk. Ciner Gurubu sıfırdan, bütün yatırımını, pazarlıklarını yaparak… Tek sahibi var. Ben bu grupta, sadece Habertürk Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmeliği'ni yapıyorum. Bir de televizyonunda haftada bir gün, iki veya bir saatlik program yapıyorum" şeklinde yanıt verdi. "MEHMET FATİH SARAÇ KİMDİR NE İŞ YAPAR HABERTÜRK'TE?" "Mehmet Fatih Saraç kimdir, ne iş yapar Habertürk'te?" şeklindeki bir soruya Altaylı, "Habertürk grubunda, herhalde 2 seneye yakın bir zamandır diye tahmin ediyorum. Tam başladığı günü hatırlamıyorum. Yönetim Kurulu üyesi ve patron vekili olarak görev yapıyor" diye yanıt verdi. "HÜKÜMETE AİTMİŞ GİBİ İZLENİM EDİNMEN ÇOK DOĞRU DEĞİL" Cüneyt Özdemir'in 'Sanki bu kanalın sahibi Ciner Grubu'nun değil de hükümete aitmiş gibi bir izlenim ediniyorum' şeklindeki açıklaması üzerine Altaylı şöyle konuştu: "Hükümete aitmiş gibi izlenim edinmen çok doğru değil ama, hükümet tarafından etki altına alınmaya çalışılan bir medya grubu izlenimi edinmen son derece sıradan. Belli ki buraya, sırf oraya değil, Türkiye'deki bütün medyaya , benzer şekillerde, bazen bu kadar açık bazen biraz daha az açık.. Bugün Türk medyasında, herhangi bir yöneticinin kalkıp da -ben şimdiye kadar, bir zılgıt yemedim. Bana şimdiye kadar bir müdahale olmadı- demesi mümkün değil" Medyaya sürekli bir baskının olduğunu yineleyen Altaylı, "Bu İktidarların güçleri ile paralel olmuştur her zaman. Bize her zaman bir müdahale var. Bu mesleği 32 senedir yapıyorum. 32 senedir her zaman, müdahale etme girişimleri, çabaları olmuştu. Bu iktidarların güçleri ile paralel olmuştur her zaman. Yani iktidar güçlendikçe, müdahale artmıştı. İktidar zayıfladıkça veya koalisyon hükümeti olunca, bu müdahaleler farklı boyutlarda olmuştu. Fakat iktidarın gücü artıp da bu gücü de kaybetmeyeceği yönünde bir izlenim oluşunca, bu baskı giderek daha fazla. Dünyanın her yerinde de vardır. Ben hep şunu söylüyorum: Evet bu baskı var. Bu baskılar herkese var. Gazeteci olarak bana kızıyorlar. Ben bunu bu gazeteye ne kadar yansıttım? Bu gazete bugün bu kadar çok fırça yiyorsa, iktidardan, şundan… Bu gazete çünkü yaramazlık yapıyor. İstediklerini yapmamış ki telefonlar geliyor. Rıza Zarraf'ı kimse tanımazken, bir şoförünü manşet yapıyorsak daha 17 Aralık yok. Demek ki biz boyun eğmemişiz. 'Uçtu uçtu altın uçtu manşetimiz' 17 Aralık'tan önce... Hemen hemen 4 ay önce yazmışız" dedi. "O ANKETLE İLGİLİ BANT KONUŞMASI" Anketle ilgili bant konuşması üzerine Altaylı şöyle konuştu: "O anketle ilgili bant konuşması benim Fatih Saraç'la o gün yapmış olduğumuz 3 ayrı konuşmanın ustalıkla montajlanması. Türkçe'nin akışına uygun mu manipülasyon yapayım sözü? Şurası doğru. Kararsızların dağıtımıyla ilgili konuşurum diyorum. Tuhaf olmaz olur mu, aşırı tuhaf ama bu benden kaynaklanmıyor. Sen de gazetecisin yaşıyorsundur. Telefonda hı hı der geçersin. Direndim işte, değiştirmedim ki aynen koydum anketi. Hadi ben yalan söylüyorum. Diğer anketlerle karşılaştırsınlar. Ben, eğer o ankette değişiklik yapsaydım bırakırdım bu işi. Herkes biliyor kimin neye ne kadar direndiğini. Bugün medyadaki herkesin konuşmaları ortaya dökülse ben bir yandan çok üzüleceğim, bir yandan da sevineceğim çünkü herkesin bunları yaşadığı görülecek" "BAŞBAKANLA BİR KERE KONUŞTUM" Başbakan Erdoğan ile bir kere görüştüğünü belirten Altaylı, "Ben hayatta başbakanla bir kere konuştum kayınpederim öldüğünde. Kimin kimi arayacağına ben mi karar vereyim? Bu olay aynen böyle yaşanmış bir olaydır. Bu haber çıktı gazetede. Her başlığı görmem mümkün değil. Bir çocuğu hastane hastane dolaştırmışlar. İsyan eden bir babanın lafı başlığa çıkarılmış. Bu haber olunca Fatih Saraç'ın sözü üzerine bizde kötü niyet olmaz, arkadaşlar haberi okutmak için böyle bir başlık atmışlar dedim. Kayıtların tamamı yayınlansa benim ne dediğim anlaşılacak. Bu çocukları ben tanıyorum, gazetecilik heyecanıyla yapmışlar diyorum. Sağlık Bakanı'nı ararım diyorum. Nitekim aradım. Bunu bir komplo olarak algılamayın diyorum. Ben işten atmadım ama daha sonra bu arkadaşlar daha üst otoriteler tarafından işten atılmış. İsyan etmekten başka ne yapabilirsin" diye konuştu. "ÇOK MUTLU OLACAKLARSA İSTİFA EDEYİM" Gazetecilik mesleğini devam ettirmek için istifa etmediğini söyleyen Altaylı, "Çok mutlu olacaklarsa istifa edeyim. Ne için yerimde duruyorum. Gazetecilik için. Her şeye rağmen bir nebze habercilik yapmak için. Her dediklerini yapsak niçin fırça yiyelim? Bizim ne pahasına, ne haberler yaptığımızı bilmediğimiz için bizi şerefsiz ve haysiyetsiz sanıyorlar. Ben her şeye rağmen o haberleri yapabilmek için buradayım. Birileri birilerine tecavüz ediyor. Tecavüze uğrayanı suçlu göstermekten amaç nedir? Anladığım kadarıyla beni konuşmayı seviyorlar….. Ben şimdi desem ki ben artık Habertürk'te yeme içme mevzusu yazacağım desem bu istifa mı olur? Tapeler yayınlanmadıkça yaşananları kimse bilemez. Hangi gazeteci abi şahane gazetecilik yapıyorum, istediğimi de yazıyorum diyebilir. Ben hiç mutluyum dedim mi?" dedi. "MEDYANIN BAŞINDA SADECE HAVUZCULAR MI OLSUN?" Altaylı, "İstifa et istifa et. Ne olsun, medyanın başında sadece havuzcular mı olsun? Ben ne cemaatçiyim, ne hükümetçiyim. Ne yaşam tarzımın bunlarla alakası var? O yüzden muhalefet partileri niye var. Nasıl olsa iktidar olamıyorlar. Kılıçdaroğlu da bıraksın gitsin. Ben zorluklara rağmen bu gazeteyi yapmaya çalışıyorum. Gidelim yerleşelim bir balıkçı köyüne. Hayatımda benle muhatap olmasını istemediğim insanlarla da muhatap olmam. Sen mutlu musun Cüneyt? Ortada başka bir hedef var. Ben de arada meze olarak kullanılıyorum. Tüm arkadaşlarım bilirler ben bu baskılara karşı direniyorum. Beni bu gazeteden ötürü yargılasınlar. Adam kovmuşum? Ben kimseyi kovmadım. O arkadaşları sonuna kadar savundum" şeklinde konuştu. "BEN BIRAKIRSAM NE OLUR?" Altaylı, "Ben bırakırsam ne olur? Ben bu çocukların ev taksitlerini biliyorum, masraflarını biliyorum. Benimle kader birliği yapmış 400 arkadaşımın sıkıntılarını nasıl karşılayacağım? Benim yerime Mehmet geldi. Ben bu arkadaşla çalışmam dedi. 400 tane onurlu, şerefli, düzgün gazeteci işsiz kalmayacak mı? Yoksa elbette bırakmak kolay. Ayrıca bırakmak istemediğimi nereden biliyorlar? Onun da mı kaydı var" diye sordu. "NEDEN BAŞBAKANIN UÇAĞINDA YOKUM" Altaylı, "Madem ben bu kadar uslu çocuğum neden başbakanın uçağında yokum? Bunu soruyorlar mı? Başbakan'ın katıldığı program için teklif benden gelmedi. Programın içeriği için değil yaptığım için pişmanlığım var. O teklif onlardan geldi. Orada istifa edebilirdim. Belki de etmeliydim. 'Herkese alkolik diyemezsiniz dedim.' Size oy veriyorlar bazıları dedim. 'Bana oy veriyorlarsa alkolik değiller' dedi. 'İki ayyaş' derken Atatürk ve İnönü'yü mü kastediyorsunuz dedim. 'Hayır' dedi. Hiçbirimizin birbirimizden farkı yok. Hepimize baskı var. Özel sohbetlerimizde bunları birbirimize ifade etmiyor muyuz. Medyaya baskı nedir başka türlü? Rica ederiz bunları kullanmaz mısınız mı diyorlar sanıyorlardı. Ben kürsüden fırça yerken neden kimse arayıp sormuyordu? Ben kürsüden fırça yiyorum suçlu oluyorum" diye konuştu. "KİMSE DE BANA RUHUNU ŞEYTANA SATMIŞSIN DİYEMİYOR" Altaylı, "Bu olayların devamı da gelecektir. Ben namuslu bir gazeteci olarak bugünlerin elverdiği oranda elimden geleni yaptım. Ama ağırıma gidiyor. Aileme hakaret ediyorlar, bana hakaret ediyorlar. Ben hiçbir şeyimi gizli yapmam. Gezerim, yerim, içerim. Ben buyum. Herhalde Türkiye'de 20 onurlu gazeteci varsa onlardan biriyim. Kimse de bana ruhunu şeytana satmışsın diyemiyor. Ben de satılık hiç bir şey yok" dedi.

 

 
11 Şubat 2014 Salı 07:30 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
12
9
3
0
30
2
Beşiktaş
12
8
4
0
28
3
Fenerbahçe
12
7
3
2
24
4
Galatasaray
12
7
2
3
23
5
Bursaspor
12
6
3
3
21
6
Konyaspor
12
4
5
3
17
7
K.D.Ç. Karabük
12
5
2
5
17
8
Osmanlıspor FK
12
3
7
2
16
9
Antalyaspor
12
4
3
5
15
10
Gençlerbirliği
12
3
6
3
15
11
Alanyaspor
12
4
2
6
14
12
Akhisar Bld.
12
3
4
5
13
13
Trabzonspor
12
3
3
6
12
14
Kasımpaşa
12
3
3
6
12
15
Gaziantepspor
12
3
2
7
11
16
Ç. Rizespor
12
2
4
6
10
17
Kayserispor
12
2
3
7
9
18
Adanaspor
12
1
3
8
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:34
  • Güneş07:22
  • Öğlen12:22
  • İkindi14:46
  • Akşam17:02
  • Yatsı18:37
 
Tarihte Bugün
1818 - Illinois ABD'nin 21.ci eyaleti oldu.
1854 - Florence Nightingale Üsküdar'da.
1918 - I. Dünya Savaşı'ndan sonra Londra'da yapılan Müttefik Kongresi sona erdi; Almanya'nın savaş tazminatı ödemesine karar verildi.
1923 - Teşkilatı Esasiye Encümeni yeni anayasayı görüşmeye başladı.
1928 - Ekmek otuz para ucuzladı.
1934 - Dini kisvelerle ilgili yasaklar öngören "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun" kabul edildi.
1942 - Zonguldak'ta bir maden ocağındaki kazada 63 işçi öldü.
1944 - Yunanistan'da komünistler ve kralcılar arasında Yunan İç Savaşı başladı.
1945 - İstanbul'da Tan Matbaası gericilerin saldırısıyla yıkıldı.
1956 - İngiltere ve Fransa, Süveyş'ten çekileceklerini açıkladılar.
1959 - Dr. Fazıl Küçük Kıbrıs Cumhurbaşkanı Yardımcısı oldu.
1967 - İlk kalp nakli ameliyatını, Güney Afrika'lı kalp cerrahı Dr. Christian Barnard, Cape Town'da yaptı; hasta 18 gün yaşayabildi.
1971 - Pakistan-Hindistan savaşı başladı.
1971 - Prof.Dr. Mümtaz Soysal 6 yıl 8 ay hapse mahkum edildi.
1979 - Fedai Dergisi sahibi, yazar Kemal Fedai Coşkuner İzmir'de öldürüldü.
1981 - Bülent Ecevit, dört aylık hapis cezasını çekmek üzere Ankara Merkez Kapalı Cezaevine konuldu.
1984 - Bhopal kazası: Union Carbide firmasının Hindistan'da Bhopal'de kurduğu böcek ilacı üreten fabrikadan yanlışlıkla 40 ton metil isosiyanat gazının sızması 18,000 kişinin ölümüne neden oldu.
1989 - Malta'da bir araya gelen ABD başkanı George Bush ve Sovyetler Birliği komünist partisi genel sekreteri Mikhail Gorbaçov, soğuk savaşın bittiğini resmen ilan ettiler.
1990 - TRT'nin Telegün adlı yayını başladı.
1999 - Bakanlar Kurulu, Bolu'ya bağlı Düzce ilçesinin il, Kaynaşlı ve Derince beldelerinin de Düzce'ye bağlı ilçe yapılmasına karar verdi.
2002 - BM silah denetçileri ilk kez, Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in saraylarından birine önceden haber vermeksizin girdiler.
2002 - Dünya Gıda Programı Afrika'da 38 milyon kişinin açlıkla karşı karşıya olduğunu açıkladı.
2003 - Türk-İş'in 19. Genel Kurulunda Genel Başkanlığa Salih Kılıç seçildi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
01.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu101823343650
 
On Numara
28.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu03091114253336374045474851535459616465727880
 
Sayısal Loto
26.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu052122262944
 
Şans Topu
30.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu041011162601
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık