Başkanlık geçerse Erdoğan yönetimine 5 MHP'li bakan

Ana Sayfa » Bilim - Teknoloji » EVREN BUGÜNE NASIL GELDİ.. Bilimsel makale

EVREN BUGÜNE NASIL GELDİ.. Bilimsel makale

Doç Dr. Sait Yılmaz, ''Dünya Bugüne Nasıl Geldi?'' başlıklı Ulusal Kanal internet sitesinde yayımlanan yazısında, evrenin oluşumundan günümüze değin gelinen süreci özetledi. Varlığa bakış açısından çok öğretici bir çalışma.

 
25 Ekim 2013 Cuma 11:28 
Yorum YapYazdır
 
 
EVREN BUGÜNE NASIL GELDİ.. Bilimsel makale

Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi, Doç. Dr. Sait Yılmaz

 

 

Albert Einstein’in E (Enerji) = M (Kütle) x C2 (Işık Hızının Karesi) formülü bize kütle ve enerjinin değiştirilebilir olduğunu gösterdi. Bunun anlamı şu idi; büyük patlama (big bang) ile saf enerji ortaya çıkmıştı ama sonra enerji atoma yani maddeye dönüşmüştü. (Bunun tersini yaparak yani kütleyi enerjiye dönüştürerek atom bombası yapıldı.) Böylece maddeler bir araya gelerek galaksiler oluştu. Işık hızı da rasgele seçilmiş bir kavram değildir. Evrenin geleceği ile pek çok gelişme ışık hızının geçilmesi ile ilişkilendirilmiştir. Hubble uzay teleskopu sayesinde büyük patlama’nın 13.7 milyar yıl önce meydana geldiği hesaplandı. 4.6 milyar yıl kadar önce ise güneş sistemimizdeki çeşitli gezegenimsiler dünyayı ve öteki 8 gezegeni oluşturmaya yetecek malzemeyi bir araya getirdi. 4.5 milyar yıllık dünya tarihinin ilk 1.5 milyar yılında dünyada hiçbir canlı yoktu. Güneşin yaydığı radyasyon nedeni ile 460 milyon yıl öncesine kadar karada hayat yoktu. 120 milyon yıllık bir süreç içinde ozon tabakasının radyasyonu engelleyecek bir tabaka oluşturması ile karada hayat yaşanabilir hale geldi. Oksijen, sporların yaydığı bitkilerin ve ağaçların da ortaya çıkmasını sağladı. Bu dönemin yaratıkları yeryüzünün büyük patlamaları sonucu büyük ölçüde yok oldu, bitki örtüsü öldü. 500 bin yıl süren patlamalar sonucu ortaya çıkan kül atmosferi dünyayı tekrar soğuttu. Daha sonra deniz dibinde sıcaklığın artması ile eriyen metan gazı atmosferi de ısıttı.

250 milyon yıl önce dünyada yaşam nerede ise yeniden yok olmuştu. Devam eden 50 milyon yıl süresince dünya evrim geçirmeye devam etti. 200 milyon yıl önce artık sıcaklık sabitlenmeye, bitki örtüsü geri gelmeye başladı. Patlamalardan geriye kalan canlılar içinde evrim geçiren dinozorlar ortaya çıktılar. Dünyanın kabuğu ile hareket eden buzullar incelmeye ve süper kıta parçalanmaya başladı. Pek çok yeni yaratık ile birlikte mevsimler yeni balıkları ortaya çıkardı. Ölen yaratıklar denizin dibinde bugünkü petrolü meydana getirdi. Bir zamanlar Afrika, Amerika kıtasına bağlı idi. Atlantik Okyanusu 200 milyon yıl önce oluşmaya başladı. 190 milyon yıl önce dünya plakaları kaymaya, yeni kıtaları oluşturmaya başlarken, pek çok volkan ile birlikte dünya yeniden kendini yarattı. 185 milyon yıl önce tekrar bir toplu soy tükenmesi daha yaşandı. 20 milyon yıl önce başlayan yeni sıcak iklim, yaşanılan ortamı değiştirmiş, ilk insanı (homo erectus) ağaçtan indirip, iki ayak üzerinde yiyecek aramaya sevk etmişti. İlk insan 1.52 boyunda ve 80 kilo idi. 70 bin yıl önce iklim gene değişmeye başladı. Afrika ve Ortadoğu birbirine yaklaşmıştı. Evrim geçiren insan (homo sapiens) Ortadoğu’ya geçti ve oradan dünyaya yayıldı. Dünya 40 bin yıl önce ısının tekrar düşmesi ile buz devrine girdi. Kuzey yarım küre 2.5 metre kalınlığında buz ile kaplı idi. 20 bin yıl önce bir parça kara Sibirya’da ortaya çıktı. Bering boğazından bazı insanlar Amerika kıtasına geçti. 14 bin yıl önce iklimin tekrar değişmesi ile buzlar çekilmeye, bugünkü göl yataklarını oluşturmaya başladılar. 6 bin yıl önce buz kitleleri kutuplara çekildi. Böylece 4.5 milyar yıllık bir evrimin sonunda bugünkü dünyaya kavuştuk.

17. yüzyılda Newton tarafından kütlesel çekim, 19. yüzyılda ise Maxwell tarafından elektromanyetizm kuramları geliştirildi. Bu iki kuramın uyumsuzlukları 1915 yılında Einstein’in genel görecelik kuramıyla giderildi. 20. yüzyılın başında atomun yapısı ve kuantum mekaniği (en küçüğün teorisi) ile ilgili keşifler evrenin işleyişi ve içeriği ile ilgili çalışmalar için önemli bir çığır açtı. Bu dönemde fizik ve gerçekliğin kendisine ilişkin görüşlerimizi köklü olarak değiştiren üç önemli teori ortaya çıktı; özel görecelik teorisi (1905), genel görecelik teorisi (1915) ve kuantum mekaniği. Albert Einstein, bunlardan ilkini büyük ölçüde, ikincisini tam olarak kendisi geliştirmişti. Üçüncünün gelişiminde ise önemli ölçüde rol oynadı. Özellikle 1960’lı yıllardan başlayarak uzay ile ilgili çalışmalar sadece uzaya dayalı kabiliyetler bakımından haberleşme, görüntü alma ve yönlendirme gibi kabiliyetlerde çığır açmadı, uzayın derinliklerine gönderilen vasıtalar aracılığı ile evrenin sırları ile ilgili önemli bulguların ortaya çıkmasına ya da eskilerinin sorgulanmasına imkân sağladı. Bugüne kadar evrendeki her şeyi tanımlayan tutarlı bir model henüz ortaya konamamıştır. Evrenin yalnızca bir tek geçmişi olmayabilir. Bazılarına göre, Evren hep vardı, ne yaratıldı, ne de yok edilecektir. Diğerlerine göre, Tanrının aklını bilirsek evrenin işleyişini de sonumuzu da anlayabileceğiz. Evren biliminden bahsederken, insan aklının ötesindeki şeylerden konuştuğumuzun farkında olmalıyız. Bize en yakın Galaksi olan Andromedia’nın ışığı bize 2.3 milyon yılda gelmektedir. Eğer zamanda yolculuğu başarabilirsek, 13 milyar yıl geriye gittiğimizde ise Büyük Patlama’ya dönmüş olacak ve evren ile ilgili çok önemli sırları ortaya çıkaracağız.

Dünyanın Sonu

İnsan soyuna gelene kadar üç milyar yıldan fazla evrim gerekmiştir. Son on bin yılda insan DNA’sında hiçbir önemli biyolojik evrim veya değişiklik olmamıştır. Bugün bilim adamları bu parçalarla oynayarak yeni yaşam biçimleri tasarlamaktadırlar. Kimyasal bileşimlerden biyolojik yaşama geçişi sağlayacak evrim için çalışılmaktadır. Bizim bildiğimiz tarih en fazla 5.000 yıllık bir tarihtir. Çünkü yazı M.Ö.3 binde bulundu. Ondan öncesi için arkeolojik kazılar veya kayalara çizilen bazı resimlere göre yorumlar yapmaktayız. Geçmişte insan hayatı tarihin bize anlattığı gibi güzel değildi. Ayrıcalıklı bir azınlık için yaşam hoştu ama büyük çoğunluk için berbat, çirkin ve kısa idi. İnsanlar yaşadığı felaketler için göklere bakarak, korkularına çare bulmaya çalıştılar. Bu yüzden önce astronomi, astroloji ve buna bağlı matematik biliminde ilerlediler. Sosyal bilimler ancak son iki yüzyılda bilim sahasında yer edindi. Dinlerin ortaya çıkışında Hermes’in düşünceleri (Eski Mısır’da Kral Toth, Müslümanlıkta İdris peygamber) önemli etki yaptı, üç dine de temel teşkil etti. Cennet-Cehennem olguları, M.S. 2. yüzyılda hayatları esaret altında geçenleri Hıristiyanlığa çekmek için uyduruldu daha sonra kopye edildi. Din adamları savaşlarda bir işe yaramayınca, devletleri 19. yüzyıla kadar askeri bürokrasi yönetti. İnsanoğlu, düşünen, aklı ile yenilikleri bulmaya çalışan ve bilgiyi aktaran bir varlık olarak, dini dogmaların değil bilim ve sanatın öncülüğünde modern yaşamın bugünkü safhasına ulaştı. Günümüz insanı, bilim ve teknolojideki gelişmelerle sağlanan yaşam standardında artık düzenli artışlar bekler hale gelmiştir.

İngilizler tarafından yapılan bir çalışmaya göre, eğer dünyanın oluşumundan bugüne geçen süre bir yıl yani 365 gün kabul edilirse şu an da 27 Aralık günü saat 18.00’de yaşamaktayız. Bu hesaplama içinde petrol ve doğal gazın bulunması ve tükenmesi üç saniye sürdü. Dünyanın sonuna bir kaç milyon yıl kaldı ama insan nesli bundan çok daha önce yok olacak. Ancak, Dünya’da ne olursa olsun, Evren’in geri kalanı kayıtsız olarak yaşamını sürdürecektir. Güneş gezegeninin geleceği, uzun bir zaman sürecinde gerçekleşecek de olsa belirsizdir. Yani galaksi içinde çarpışmalar olacağı gibi yıldızlar ve diğer galaksiler arasındaki düzensizlikler de başka karşılaşmalar meydana getirebilir. Evren’in sonsuza kadar genişleyip genişlemeyeceği belli değildir ama en azından on milyar yıl daha çökmeyeceği değerlendirilmektedir. İnsanoğlu kendi kendinin sonunu getirebilir. Geleceğin savaşları ve insanlığı bekleyen gelecek senaryolarını başka bir makalede tartışacağız. Dünyayı ya da içinde bulunduğumuz küreyi bekleyen tehlikeleri şu şekilde özetleyebiliriz;

- Küresel ısınma; En yakın ve en önemli yok oluş senaryosu küresel ısınma ile dünyanın yanıp kavrulmasıdır. Okyanuslar gittikçe buharlaşmakta ve bu tabaka güneş ışıklarını örtmektedir. Aşağıda hapsolan ısının neden olduğu aşırı sıcaklar zamanla her yeri kavurmaya başlayacaktır. Aşırı sıcaklara dayanmayan pek çok şey erimeye ve yıkılmaya mahkûmdur. Sıcaklığın artmaya başlaması sonun başlangıcıdır. Su buharlaşıp uzaya gittikçe geriye oksijen kalacaktır. Dünyanın %5’i demir olduğundan paslanmanın artması ile her şey kırmızıya dönüşecektir. 270 kat artan basınç sadece binalar üzerinde değil insanlar üzerinde de etkili olacaktır. Sıcaklık öyle bir hale gelecek ki geride kalan her şey yavaş yavaş yanacaktır. Geriye kavrulmuş ve paslı bir dünya kalacaktır. Güneş %40 daha parlak hale gelecek, dünyada geride kalan her şey yanarak kül olacaktır. Bu yüzden gittikçe daha sıcak bir dünyada yaşam mücadelesi veriyoruz.

- Meteor (Göktaşı) çarpması; 500 milyon yıl önce Dünya’ya muhtemelen gene bir çarpma sonucu ‘Ay’ meydana geldi. 65 milyon yıl önce 9 km. çapında bir astreoid’in çarpması dinozorları ve dünyadaki canlı türünün %95’ini yok etti. Ancak, böylece insanların da yer aldığı memelilerin gelişmesinin önü açıldı. Her 100 milyon yılda bir, böyle büyük bir çarpma meydana gelmektedir.

- Astreoidler (Mars ile Jüpiter arasındaki yörüngelerde gezinen gök cisimleri) ile ‘nötron yıldızlar’ın çarpışması sonrası yaydıkları gama ışını ve yer çekimi dalgası dünyayı yok edebilir. Yaşadığımız Samanyolu sistemi birkaç kaza geçirdi şimdi rotamızda Andromedia var ve saatte 1.5 milyon km.den fazla hızla ona yaklaşmaktayız.
- Diğer bir kötü senaryo, güneşin sonunun gelmesidir. Güneş bir hidrojen bombası gibi hidrojeni helyuma dönüştürerek yakmaktadır. Dünyadan 6 milyar yıl daha yaşlı olan güneşin içindeki son hidrojen de yanınca geriye sadece helyum kalacak ve füzyon sonucu ortaya çıkacak patlama ile güneşin parçaları galaksiye yayılacak ve bu diğer gezegenlerin yanmasına yol açacaktır.
- Karadelikler, kendi içine çökmüş yıldızlardır. Karadelikler, ölmekte olan yıldızların patlayarak tahrip gücü yüksek bir yerçekimi çöküşü tetiklemesi ile ortaya çıkmaktadır. Samanyolu galaksisinde milyonlarca kara delik vardır. Bir yıldızın dünyaya çarpma ihtimali çok düşüktür ama bir kara delik dünyaya yaklaşırsa onun çekimi dünyayı parçalar ve yok edebilir.

Geleceğin Sırrı Evrenin Derinliklerinde
Dünyamız, yüz milyar galaksi içinde, tipik bir galaksinin dış kenarında, çok ortalama bir yıldızın etrafında dolanan küçük bir gezegendir. Yani Dünya’nın Evren’de özel bir konumu olmadığını keşfetmiş bulunuyoruz. Evren’deki her şeyi tanımlamak için Einstein’ın genel görecelik teorisi ile kuantum mekaniği birleştirilerek birleşik bir teori yaratılmaya çalışılmaktadır. Einstein’in görecelilik kuramı, uzay ve zamanın değiştirilemeyen biçimde bir uzay - zaman bütünlüğü oluşturan ilişkisini gerekçe gösterdi. Alan olmaksızın zaman olmayabilirdi. Ancak, evrendeki her şeye kütlesini veren şey nedir, hala bilinmemektedir. Evren genişliyor ve onu frenleyenler ise karanlık enerji ve karanlık madde denilen şeylerdir. Onlar olmasa Evren ve dünya dâhil her şey sökülür giderdi, yıldızlar galaksilerden boşluğa dağılırlardı. Şu an bulunduğumuz odamızda da karanlık enerji ve karanlık madde bulunmaktadır. Karanlık enerji, kâinatın %70’ini oluşturuyor ve yer çekiminden daha büyüktür. Karanlık madde ise atomlardan meydana gelmiyor, onun varlığını yer çekimi sayesinde biliyoruz. Galaksiyi bir arada tutan karanlık enerji ve karanlık maddenin sırrı henüz çözülemedi. Atomu parçaladık, Ay’a ayak bastık ve galaksimizin haritasını çıkardık ama daha keşfedilecek pek çok şey var. İçinde olduğumuz Samanyolu galaksisinin büyüklüğü için şöyle bir kıyaslama yapılabilir. Şu an gördüğümüz ‘i’ harfi güneşin büyüklüğünü temsil etse idi, Samanyolu galaksisi ABD’nin yüzölçümü kadar olurdu.

Güneşin ışığı bize 8 dakikada gelmektedir. Zaman evrende pek çok yerde ayrı ayrıdır yani zaman farklı yerlerde farklı hızlarda çalışır. Sanıldığı gibi üç boyutlu bir dünya da değil, üç mekâna zaman boyutunun da eklendiği dört boyutlu bir dünyada yaşıyoruz. Bu dört boyutun hepsine birden ‘mekân-zaman’ ya da ‘uzay-zaman’ adı verilmektedir. Işık hızı (300 bin km./sn) kozmik hız sınırıdır yani ışıktan hızlı bir şey yoktur. Zaman hızlı hareket eden şeyler için daha yavaş geçer. Zaman içinde geleceğe yolculuk ancak hız ile mümkündür. Kütle büyüdükçe mekân-zamanın eğrilmesi de artar. Dünyaya yaklaştıkça yer çekimi arttığından zaman daha yavaş geçer. Diğer bir deyişle uzayda zaman daha hızlı geçmektedir. Görecelik teorisi ile zaman, uzay ile birleştirilmiş ve her ikisinin Evren’deki madde ve enerji tarafından eğrilebileceği ve bükülebileceği ortaya konmuştur. Böylece zaman bağımsız olmaktan çıkmış, Evren tarafından şekillendirildiği kabul edilmiştir. Genel görecelik teorisine göre; uzay-zaman düz değildir, içindeki madde ve enerji ile eğrilmiştir. Nesneler uzay-zamanda doğru çizgiler halinde hareket etmeye çalışırlar, fakat uzay-zaman eğrilmiş olduğu için eğrilmiş bir uzayda düz bir çizgiye en yakın şey olan yollarda ilerlerler. Işık, yeryüzü düz bir çizgide ilerlemeye çalışırken, uzay-zaman Güneş’in kütlesi tarafından bükülmüş olduğu için uzayda sarmal bir yol izler, zaman içinde ilerlerken Güneş etrafında bir daire içinde gider. Işık yer çekimini, yer çekimi de zamanı kontrol ettiğine göre yer çekimini kontrol ederek zamanda yolculuk yapabiliriz. Özetle, ışık dünyada düz giderken, uzayda eğilip-bükülür bunun anlamı zaman-mekân’ın da eğilip bükülebileceğidir.

Evrende yaşayabileceğimiz yeni dünyalar ve canlılar bulmak uzun zamandır devam eden bir çabadır. Peki, hayatın kaynağı nedir? Hayat gerçekten dünyada mı başlamıştır? Bunun için zamanda geriye yolculuk yapmak, en eski mikroorganizmaları tespit etmemiz gerekiyor. Darwin’in evrim teorisi türlerin nasıl oluştuğunu açıklamaktadır ama yaşamın nasıl başladığını bilmiyoruz. Bütün canlıların son ortak atası muhtemelen yüksek radyasyon ile mücadele etmek için okyanusun derinliklerinde bir yerde yaşıyordu. Kozmik toz bulutları ve yıldızların parlaklığı nedeniyle milyonlarca yıldız içinden yeni bir dünyayı seçmek oldukça zordur. Keppler teleskopu, yeni dünyalar bulmak için uzaya gönderildi. Keppler, galaksimizdeki 200 milyar yıldızdan sadece seçilmiş bir bölgedeki yüz bininin parlaklığını defalarca ölçerek, ışığı hafifçe kararan birkaç taneyi arayacak ve dünyadaki teleskoplar ise bunların sıcaklığını ölçecek ve böylece yeni dünya adaylarını tespit edecektir. 2008 yılında Mars’a inen bir uzay roketi toprağın hemen 1-2 cm. altında donmuş su kristalleri buldu. Belki bir gün daha fazla kazarak Mars’ta sıvı halde su bulunması ihtimali var. Jüpiter’in uydusu olan Europa’nın, buz kaplı yüzeyinin altında bir okyanus olma ihtimali bulunmaktadır. Bu okyanusların dibinde yaşam olabileceği düşünülmektedir. Satürn’ün en büyük uydusu Titan’ın yüzey özellikleri dünyanın 3.5 milyar yıl önceki haline benzemektedir. Titan üzerindeki metan gazı -160 derecede sıvılaştığından metan yağmurları ve gölleri görülmektedir. Bizim bilmediğimiz şekillerde de uzayda hayat olabilir. Hemen hemen bütün bilim insanları evrende başka bir yerlerde hayat olduğuna kesinlikle emindirler.

Sonuç Yerine; Zaman Tüneli İcat Etmek

Dünyanın bugüne gelebilmesi pek çok felaket, yıkım ve tesadüfün sonucu oldu. Ancak, dünyanın öyküsü burada bitmedi, önümüzde yaşanacak daha pek çok felaket ve yıkım var. Kutsal kitaplarda dünyanın sonu ile ilgili belirlenmiş pek çok tarihin zamanı gelip geçmiştir. Her geçen tarih için bir mazeret bulunmuş, yeni açıklamalar getirilmiştir. Bilimin insanının evrenin geleceğini ya da herhangi bir geleceği olup, olmadığını kestirmesi oldukça zordur. Havanın dünya çevresinde dolaşması için gereken süre 5 gün olduğu için ancak 5 günlük hava tahminleri yapabilmekteyiz. Gerisi sadece istatistiklere, mevsim ortalamalarına kalmıştır. Hubble uzay teleskopu, bir zaman makinesi gibi çalışıyor, bize milyonlarca yıl öncesinin görüntülerini yansıtıyor. Hubble, bize 12-13 milyar ışık yılı uzaktaki galaksilerin görüntüsünü vermektedir. Evrenin derinliklerine indikçe daha da geriye belki başlangıca yani büyük patlamaya geri dönebileceğiz. Zaman-mekân’ın eğilip-bükülebilmesi farklı zaman hızlarının ortaya çıkması demektir ve bu bir “zaman tüneli” yapmak için temel varsayımdır. Zaman-mekânı eğip bükebilmek için ışık hızından daha hızlı ve büyük bir enerji lazımdır. Zaman Makinesi’nin temel kurgusu uzaydaki farklı iki zaman arasında kestirme bir yol bulmaktır. Sorun ışığı bükmek, ışık hızına ulaşmak ve gittiğin zamandan geri gelmektir. Bunun dışında cevap verilecek pek çok soru var; örneğin, zaman yolcusu geçmişi ya da geleceği değiştirirse bu şimdiyi nasıl etkiler?

 
25 Ekim 2013 Cuma 11:28 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
17
11
6
0
39
2
Beşiktaş
17
11
5
1
38
3
Galatasaray
17
11
3
3
36
4
Fenerbahçe
17
9
5
3
32
5
Bursaspor
17
8
3
6
27
6
Osmanlıspor FK
17
6
8
3
26
7
Antalyaspor
17
7
4
6
25
8
Konyaspor
17
6
6
5
24
9
Gençlerbirliği
17
5
7
5
22
10
Trabzonspor
17
6
3
8
21
11
K.D.Ç. Karabük
17
6
3
8
21
12
Kasımpaşa
17
6
3
8
21
13
Akhisar Bld.
17
5
5
7
20
14
Alanyaspor
17
5
3
9
18
15
Ç. Rizespor
17
4
4
9
16
16
Kayserispor
17
3
3
11
12
17
Gaziantepspor
17
3
2
12
11
18
Adanaspor
17
2
5
10
11
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:49
  • Güneş07:35
  • Öğlen12:43
  • İkindi15:14
  • Akşam17:30
  • Yatsı19:05
 
Tarihte Bugün
1815 - Napolyon, 140.00 kişilik bir ordu ve 200.000 kişilik gönüllü birliği ile Paris'e girdi.
1841 - Hong Kong Adası (Hong Kong'un güneyinde bir ada), Afyon Savaşları sırasında Birleşik Krallık'a verildi .
1861 - Arjantin'in Mendoza şehri, şiddetli bir depremle harabeye döndü.
1892 - Springfield, Massachusetts'te ilk resmi basketbol maçı oynandı.
1895 - Darülaceze kuruldu.
1915 - Mustafa Kemal, Esat (Bülkat) Paşa komutasındaki 3. Kolordu'ya bağlı olarak Tekirdağ'da teşkil edilecek 19.Tümen Komutanlığı'na atandı.
1916 - Albert Einstein, görelilik kuramını yayımladı.
1920 - Maraş'ta Fransızlar'a karşı Maraş Savunması başladı
1921 - Dağıstan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti; Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'ne bağlı olarak kuruldu.
1921 - İtalyan Komünist Partisi kuruldu.
1921 - TBMM'nin oluşumunun ardından, 23 maddelik ilk anayasa Teşkilatı Esasiye kabul edildi.
1923 - Ali Şükrü Bey'in Ankara'da yayımladığı Tan gazetesinin ilk sayısı çıktı.
1923 - Türkiye Büyük Millet Meclisi, gizli oturumunda Elcezire bölgesinde bir İstiklal Mahkemesi kurulması kararı aldı.
1923 - İsmet Paşa'nın Lozan'da Yunanlılar tarafından yakılmış 26 şehrin listesini sunması.
1929 - Lev Troçki, Sovyetler Birliği'nden sınır dışı edildi.
1936 - VIII. Edward Birleşik Krallık hükümdarı oldu. Daha bir yılı doldurmadan 10 Aralık 1936'da kendi isteği ile tahtı bırakacaktır.
1936 - Sinemaların esas filmle beraber bir de "öğretici film" göstermek zorunda olduğuna ilişkin yasa çıktı.
1936 - Ankara'da Endüstri Kongresi toplandı. Toplantıda İkinci Beş Yıllık Sanayi Planı esasları kabul edildi.
1942 - Askerlik süresi üç yıla çıkarıldı.
1945 - Birleşik Krallık'ta eğitimini tamamlayan 50 Türk öğrenciye pilotluk brövesi verildi.
1947 - Fransa'da Charles De Gaulle, politikadan çekildiğini açıkladı ve görevinden istifa etti.
1950 - Kiraların serbest bırakılması kararlaştırıldı.
1952 - Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı Kore'de 34 subay, 46 astsubay ve 1252 erin şehit olduğunu açıkladı.
1953 - General Eisenhower, Amerika Birleşik Devletleri başkanı seçildi.
1956 - Yaşar Kemal, "İnce Memed" romanıyla Varlık dergisi Roman Armağanı'nı kazandı.
1961 - Londra Konferansı'nda Kıbrıslı Rumlar, federal yönetim tezini reddetti. Bunun üzerine Kıbrıs Türk toplumu temsilcileri konferanstan çekildi.
1961 - Saraçhane Tiyatrosu açıldı. İlk oyun Cevat Fehmi Başkut'un "Hacıyatmaz" oyunu oldu.
1961 - John F. Kennedy, Amerika Birleşik Devletleri'nin 35. başkanı seçildi.
1963 - 21-25 Ocak'da şiddetli soğuklar ülkenin her yanını etkiledi. Elektrikler, sular kesildi, trenler yollarda kaldı. Uludağ'da kar kalınlığı 25 metre.
1967 - Uluslararası Las Vegas Maratonu'nda İsmail Akçay ikinci oldu, derecesi: 2 saat, 23 dakika, 3 saniye.
1968 - Türkiye, Yunanistan'daki askeri rejimi tanıyan ilk ülke oldu.
1969 - John Lennon, Yoko Ono ile evlendi.
1971 - Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), Akademik Konsey'in kararıyla süresiz kapatıldı.
1972 - Türk Hava Yolları'nın Marmara uçağı Adana'da düştü. Uçakta yolcu yoktu. Beş kişilik mürettebattan bir hostes öldü, dört görevli yaralandı.
1975 - Tüm Memurlar Birleşme ve Dayanışma Derneği (Tüm-Der) kuruldu.
1975 - ASALA terör örgütü kuruldu.
1981 - İran, 444 gündür rehin tutulan 52 Amerikalının serbest bırakıldığını açıkladı. Haber, Ronald Reagan'ın Amerika Birleşik Devletleri başkanlığı koltuğunu Jimmy Carter'dan devralmasından birkaç dakika sonra geldi.
1981 - İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesi 223 Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu üyesinin tutuklanmasına karar verdi.
1983 - Eski İstanbul Belediye başkanı Ahmet İsvan tahliye edildi. İsvan, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) davasında yargılanmaktaydı.
1986 - Demokratik Sol Parti (DSP) ile Sosyaldemokrat Halkçı Parti SHP arasında yapılan "solda birlik" görüşmeleri kesildi. Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Rahşan Ecevit "Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) ile yollarımız ayrıldı" dedi.
1986 - Birleşik Krallık ve Fransa, Manş Tüneli planlarını açıkladılar.
1986 - Jacques Chirac, Fransa başbakanı oldu.
1988 - Mehmet Ali Aybar ile Aziz Nesin hakkında 15'er yıla kadar hapis cezası istendi. Gerekçe 2000'e Doğru dergisine Kürt sorunu konusunda yaptıkları açıklamalardı.
1989 - Samsunspor kafilesi, Malatyaspor ile yapacağı lig maçına giderken kaza geçirdi, 3 kişi öldü.
1989 - George H.W. Bush, Amerika Birleşik Devletleri'nin 41. başkanı seçildi.
1989 - Asil Nadir, Günaydın gazetesi, Gelişim yayınlarından sonra Güneş gazetesini de satın aldı.
1990 - Bakü'de Sovyet ordusu tarafından yapılan katliam.Yüzlerce masum hayatını kaybetti. (20 Yanvar Faciası)
1992 - Flash TV yayın hayatına başladı.
1993 - Anayasa Mahkemesi dini bayramlarda Bayram dışında gazete çıkarılmasını yasaklayan yasayı iptal etti.
1993 - Meclis Anavatan Partisi (ANAP) döneminin iki bakanı Safa Giray ile Cengiz Altınkaya'nın Yüce Divan'a verilmesini kararlaştırdı.
1993 - Bill Clinton, Amerika Birleşik Devletleri'nin 42. başkanı seçildi.
1995 - Tokyo metrosuna sarin gazı saldırısı: 12 kişi öldü, 1300 kişi yaralandı.
1996 - Filistin'de ilk kez devlet başkanlığı seçimleri yapıldı. Yaser Arafat devlet başkanı seçildi.
1997 - Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), "Demokratik standartların yükseltilmesi paketi"ni Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ile Genelkurmay Başkanlığına sundu. TÜSİAD raporda Kürtçe eğitimin serbest bırakılmasını da öneriyordu.
2000 - Yargıtay, gazeteci Metin Göktepe'yi gözaltında öldürdükleri gerekçesiyle 7 yıl 6'şar ay ağır hapis cezasına çarptırılan 6 sanık polisten 5'inin cezasını onadı, sanıklardan Emniyet Amiri Seydi Battal Köse'nin cezasını ise esastan bozdu.
2001 - George W. Bush, Amerika Birleşik Devletleri'nin 43. başkanı seçildi.
2003 - MERNİS hizmete girdi.
2006 - Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Mehmet Ali Ağca'nın tahliyesine ilişkin Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararını bozdu. Ağca, Yargıtay'ın kararı doğrultusunda Kartal'da bulunduğu yerden alınarak, Kartal H Tipi Cezaevine konuldu.
2007 - Hrant Dink'in öldürülmesi olayının zanlısı Ogün Samast, Samsun'da yakalandı.
2009 - Barack Obama Amerika Birleşik Devletleri'nin 44. Başkanı olarak göreve başladı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
19.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010727325051
 
On Numara
16.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04060711131823272934414550515259676973747579
 
Sayısal Loto
14.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu052629343536
 
Şans Topu
18.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030419232908
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık