Memur zammı için ilk teklif!

Ana Sayfa » Güncel » Ethem Sarısülük'ü öldüren polise ne ceza verildi?

Ethem Sarısülük'ü öldüren polise ne ceza verildi?

Ethem Sarısülük Davası’nda sanık polis Ahmet Şahbaz, 7 yıl 9 ay 10 gün hapis cezasına çarptırıldı. Şahbaz, tutuklu olarak kalacak. Sanık polis, Ceza İnfaz Yasası ve denetimli serbestlik hükümlerine göre cezaevinde sadece 4 yıl 10 gün kalacak. Cinayete 11 yıl ''tahrik indirimi'' yapıldı:

 
3 Eylül 2014 Çarşamba 15:27 
Yorum YapYazdır
 
 
Ethem Sarısülük'ü öldüren polise ne ceza verildi?

 

Mahkeme,  Ethem Sarısülük'ün katili Ahmet Şahbaz'a verilen cezayı açıkladı. Mahkeme, önce sanığa kasten adam öldürmeden müebbet hapis cezası verdi. Ardından bu eylem olası kastla adam öldürme olarak  değerlindirildi ve 21 yıla indirildi. Sanığın kamu görevlisi olması nedeniyle ceza 28 yıla çıkarıldı. Daha sonra haksız tahrik indirimi yapıldı ve ceza 9 yıl 4 aya çevrildi. Mahkeme, son olarak sanığa iyi hal indirimi uyguladı ve Şahbaz'ın cezası 7 yıl 9 ay 10 gün olarak belirlendi. Şahbaz, tutuklu olarak kalacak. Sanık polis, Ceza İnfaz Yasası ve denetimli serbestlik hükümlerine göre cezaevinde sadece 4 yıl 10 kalacak.

Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma nedeniyle adliye çevresinde ve içinde yoğun güvenlik önlemleri alındı. Mahkeme salonunun bulunduğu kattın koridorunda robocop giyimli jandarma ve çevik kuvvet polisleri konuşlandırıldı.


Duruşmayı çok sayıda kişi izledi. Milletvekilleri Aylin Nazlıaka, Hüseyin Aygün, Mustafa Balbay, Ertuğrul Kürkçü, Mahmut Tanal, Muhrrem Işık, İlhan Cihaner, Gökhan Günaydın da duruşmayı izleyenler arasında yer aldı. Berkin Elvan’ın ailesi de duruşmada hazır bulundu.


Duruşma salonunda izleyici sırasının ilk iki sırasında yaklaşık 100 kadar jandarma oturtuldu. Sanık ise jandarmanın oluşturduğu etten duvar arasında yerine alındı. Bu sırada Ethem Sarısülük’ün annesi Sayfı Sarısülük, “katil” diye bağırdı. 





Sanık avukatı, esas hakkındaki savunmasına geçmeden önce duruşmanın kapalı yapılmasını istedi. Şahbaz’ın avukatı, bunun gerekçesi olarak sanığın saldırıya uğraması, mahkemenin ise buna sessiz kalmasını gösterdi. Avukat, mahkemeyi, “marjinal terör örgütlerinin uzantılarının baskıyla karar almakla” suçladı.

Sarısülük ailesinin avukatı Kazım Bayraktar ise duruşmada yaşananların sebebinin kendileri olmadığını belirterek, sanığın ilk duruşmaya yüzünü gizleyerek geldiğini anımsattı. Bayraktar “Kapalılık tartışmasını ilk kez yapmıyoruz. Birinci neden sanığın yüzünün gizlenerek duruşmaya getirilmiştir. Hiçbir zaman sanık gizlenerek duruşmaya getirilmedi. Yaşadığımız tanık olduğumuz hukuksuzluklar nedeniyle tepki duymak bunu eleştirmek bizim hakkımız. Ancak hukuksuzluğun da bir sınırı vardır. Hukuksuzluk artık kuralsız bir yargılama sürecinde bu tür olayların yaşanması beklenmelidir. Bunun sebebi biz ve izleyiciler değildir” dedi. 

Mahkeme ise aldığı ara kararla sanık avukatının duruşmanın kapalı yapılması talebini reddetti.

Kasten adam öldürmekten cezalandırılsın

Son beyanı sorulan avukat Kazım Bayraktar, sanığın hiçbir tehdit olmadan silahını çekerek öldürme kastı ile hareket ettiğini söyledi. Bayraktar, “Mermiyi namluya sürerek kolunu havaya kaldırarak, havaya ateş ediyormuş numarasını çekerek ilk havaya ateş etmiş. İkincisinde flamayı vurmuş, üçünçüsünde göstericilerin kafalarını hedef alarak ateş etmiştir. Olayda kasıt vardı, tahrik yoktur. Geri çekilme emri vardır. Kararın kasten adam öldürmeden TCK’nin 81. maddesinin uygulanmasını talep ediyoruz” dedi.

Savcı tahrik indirimi istedi

Duruşma savcısı ise görüşünde, “Meşru müdafa sonucu adam öldürme olmadığı, çevik kuvvet kalkancı grubunda olan sanığın, geri çekilme emri uyarınca Kumrular tarafına çekilmelerine rağmen sanığın görevi disiplininden koparak, aksi istikamette göstericilerin üzerine doğru hareketlendiği, sanığın eyleminin meşru müdafaa kabulu için tehlike ve saldırının başka bir şekilde bertaraf edilmesinin mümkün olmaması gerekiyor. Oysa sanığın geri çekilme talebine uyarak göstericilerden uzaklaşma imkanı olduğu halde aksi davranarak tehlikenin üzerine gittiği, tehlikeyi bertaraf etmek için iki kez havaya ateş ettiği, üçüncüsünde ise kalabalıktan birinin öldüğünü öngörmesine karşın silahın yere paralel olarak ateş ettiği, bu nedenle eylemin olası kastla adam öldürme niteliğinde olduğu, bu sırada Ethem Sarısülük ve diğer göstericilerin taş ve diğer cisimlerle saldırıda bulunulduğu, gerek olay anını kaydeden görüntüler ve hazırlanan bilirkişiler sonucu göstericiler tarafından atılan sert cisimlerin sanığa isabet ettiği, göstericiler tarafından atılan taş ve sert cisimlerin sanığın vücudunun muhtelif yerlerine isabet ettiği, bu nedenle sanık hakkında tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmakta, verilebilecek ceza miktarı eylemin CMK’nin 100/3-a suçlarından olması, müsnet suçu işlediği yolunda kuvvetli suç şüphesinin olduğunu gösteren deliller olduğunu nedeniyle tutukluluk hali devam edilsin” dedi.

Haksız tahrik yoktur

Ailenin bir diğer avukatı Murat Yılmaz da olası kastın olduğu yerde haksız tahrik indirimi olamayacağını kaydetti. Eylemin kasten adam öldürme olduğunu belirten Yılmaz, "Sanık geri çekilme emrini dinlemeyerek göstericilere saldırmıştır. Burada da haksız tahrik olamaz. Zaten sanığın olumsuz kişiliği vardır. Duruşmaya yüzünü gizleyerek gelmiştir. Sorulara yanıt vermemiştir" dedi.

Savcı fikir değiştirdi, haksız tahrik indirim istedi Savcının, geçen celsede açıkladığı mütaalasını bu duruşmada değiştirmesi dikkat çekti. Savcı, daha önce sadece olası kastla adam öldürmeden ceza istemişti. Bundan ceza verilseydi 26,5 yıldan 33 yıl 3 aya kadar hapis olacaktı. Ancak bugünkü duruşmada haksiz tahrik indirimi uygulanmasını istedi. Haksız tahrik indirimi altında olası kastla adam öldürme suçunun cezası 6 yıl 8 aydan 25 yıla kadar hapis öngörüyor.

Sanık avukatı mahkemeyi reddetti

Sanık avukatı, mahkeme heyetinin reddini talep ederken, “Mahkeme heyeti tarafsızlığını yitirmiştir. Sanığı koruyamamıştır. Mahkeme heyeti hakaretlere uğramıştır. Siz de suç duyurusu talebini reddediniz. Size hakaret ediliyor bize havale ediliyor. Size satılmış deniliyor, siz bir şey yapmıyorsunuz. Bu nedenle mahkeme heyetinin reddini talep ediyoruz. Bazı siyasi parti temsilcileri mahkemeyi baskı altına almıştır” dedi.

Mahkeme, sanık tarafının reddi hakim talebini reddetti. Sanık avukatı ise buna itiraz yolunun açık olmasını istedi. Mahkeme bunu da reddetti. Sanığın bu hareketi davayı uzatma ve karar çıkartmama olarak yorumlandı.

Sanık avukatı Uğur Ceyhan, mahkemenin taleplerini reddetmesi üzerine tepki gösterdi. Avukat Müvekkilin tahliye edilmesi isteyen Ceyhan, “Kanunu ihlal ediyorsunuz. Böyle bir mahkemenin tarafsız ve adil bir karar vereceğine inanmıyoruz. Mütaala değişmiştir. Mütaala değiştiği için süre istiyoruz. Ayrıca soruşturmanın genişletilmesi talep ediyoruz. Havuz başında polislere saldırı vardı. Mahkeme eksik incelemiştir. Mahkeme, hiçbir usule uymuyor. Bu konuda cesaret gösteriyorsanız keşif yapılsın” diye konuştu. Sanık avukatı, dosyanın 7. Ağır Ceza’ya gönderilmesini istedi.

Mahkeme, 12:15'te aldığı kararda, sanık avukatının son savunma için süre talebini ve olay yerinde keşif yapılması isteğini reddetti.

Ethem’in ailesinden özür diliyorum

Sanık Ahmet Şahbaz'a duruşmada son sözü soruldu. Şuana kadar çok fazla konuşmayan Şahbaz, son sözlerinde dili çözüldü. Şahbaz özetle şunları söyledi:

“Benim burada ne çektiğimi ne yaşadığımı görüyorsunuz ama içimdeki korkuyu paniği anlamıyorsunuz. O olay sırasında da ne yaşadığımı görün. Perukla çıktığım deniyor. Bunun sebebini anlatayım. Kimliğim yayımlandı. Bana dışarıdan koruma polisi verildi. Terör örgütleri tarafından tehdit edildim. Emniyetten istihbarattan bilgiler geldi. Benim burada geldiğim 28 yaşımda bir insanım. Polis olmadan önce karakolun yolunu bilmezdim. Ekmeğimin peşindeyim. Bu kadar sıkıntıyı üzerime almayı neden böyle şey olsun.”

Bu sırada anne Sayfa Sarısülük, “Benim yavrumun babası yoktu, katil” diye bağırdı. Şahbaz ise “Ethem’in ailesine sesleniyorum. Sizden özür diliyorum” dedi.

Şahbaz, sözlerine şöyle devam etti:

“Katılan avukatları, bir kaç tane yalan söyledi. Tabi görev icabı bu yalanı söylüyorlar. Yalnız başlarına kaldıklarında vicdanlarının rahat olmadığını düşünüyorum avukatların. Az önce kalkanı yere bırakıp üzerine koştuğu deniliyor. Görüntüler var Allah’tan. Yoksa zaten bitmiştik. Bu işte düşmanlık etmeye gerek yok. Hepimiz aynı vatanda yaşıyoruz. Bu çektiğimiz sıkıntı çile nedir böyle. Beni anlamanız için sizin de kırılmış kaldırım taşını yemeniz gerekiyor. Ben Güvenpark’ta çalıların orada darbe sonucu yere düşürüldüğümde çalıların üzerine gelip yukarıdan taş atma durumları var. Ben orada yere düştüğümde sırtım üzeri yere düştüğümde kalkanım yoktu. Sadece gaz maskem ve kaskım vardı. 15 dakika bizi havuz başında taşladılar. Robocop arkadaşlar kaçtıysa bizim sayemizde kaçtılar. Üzerime atlayacaklarını düşünerek silahımı yerdeyken çektim ama dolduruş etmedim. Yere kalkmaya çalışırken eylemci üzerime geliyordu. Ben ona tekme suretiyle uzaklaştırmak istedim. Belimdeki copu çıkarmak kolay değil. İnsanın can korkusu psikolojik halini düşünmek gerekiyor. Rüyalarıma bazen girer. Helikopter üzerimizden geçiyor rüyamdan. Lütfen anlamanızı istiyorum beni. Ben tekme attıktan sonra kaskıma taşın çarpmasından sonra ile birlikte grubu fark ettim. Aslında silahı parkın içindeki gruba çektim. Atılan taşlar kaldırım taşı. Allah rızası. Beş metreden sizin vücudunuz. Eve gittim kız arkadaşıma fotoğraf da çektim gönderdim.

Çektim sıktım videosuna gelince, o videoda biziz dedik. Ben kendimi gizleyemem. Ancak ben çektim vurdum demedim. Benim orada olayın paniği ile olayı konuşurken can havli ile kızgınlıkla bu cümleyi kurdum.

Ethem öldüğünde ben yoğun bir şekilde üzüntü yaşadım. Ben kendisinin vefat ettiğini 14 gün sonra öğrendiğimde oturup Fatiha okudum. Ben artık durumu sizin vicdanınıza bırakıyorum.

Dışarıdan görüntüm sakin olarak görünebilir. Ancak insanının içindeki psikolojiyi anlamak lazım. Ben dağda çatışmaya girmedim. Sizin bu konuda daha duyarlı olmanızı, kendinizi benim yerime koyarak empati yapmanızı istiyorum.

Burada bir kaza yaşanmış. Bir can gitmiş. Ben Ankar’ada üç yıl görev yaptım. Ben böyle bir olayın yaşanmasını kesinlikle istemezdim. Benim de annem var. Ethem’in annesi bağırdığında ben üzülmüyor muyum?

Böyle bir olayın yaşanmasını istemezdim. Son olarak şunu söyleyeyim. Eğer ki o eylemciler benim uyarı atışımı göstermememe rağmen beni halen taşlayarak böyle bir kazanın oluşmasına sebebiyet verdiler. Taşlar atılmasa ben geriye doğru gidecektim.

Eğer ki beni ısrarla taşlamasalardı böyle bir kaza olmazdı. Ben eğer ki şöyle düşünelim. Eğer ben silahı yere doğru değil de üzerlerine doğru doğrultsaydım bana bir metreden taş atan eylemci halen taş atmaya çalışır mıydı?

Eylülden beri bir sene oldu. Benim psikolojimi bozmaya başladı artık yaşananlar. Deliller ortada. Derdimi kimseye anlatamıyorum. Sizler burada hakimlersiniz. Ben derdimi nereye anlatacağım. Gerçekten anlattımığım iddiaların hepsinin sonuna kadar dinledim. Bu kadar olmaz. Ben sizin adaletinize bırakıyorum. Vicdanınnıza bırakıyorum. Adalete güveniyorum.”

Önce kasten adam öldürmeden müebbet veren mahkeme daha sonra haksız tahrik altında olası kastla adam öldürmeden sanık Şahbaz'a 7 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası verdi. Salonda "katiller halka hesap verecek" sloganı atılıyor.

 
3 Eylül 2014 Çarşamba 15:27 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1823 - Şili'de kölelik yasaklandı.
1866 - Tennessee, Amerikan İç Savaşı sonrasında birliğe tekrar kabul edilen ilk eyalet oldu.
1901 - Yazar O. Henry, zimmet suçundan Austin, Texas'ta üç yıl kaldığı hapishaneden iyi hal nedeniyle salıverildi.
1911 - III. Hiram Bingham, Machu Picchu'yu (İnka'ların kayıp şehri) yeniden keşfetti.
1915 - Şikago'da yolcu gemisi battı: 845 kişi öldü.
1923 - Günümüz Türkiye'sinin sınırlarının çizildiği Lozan Antlaşması imzalandı.
1931 - Pittsburgh'da (Pensilvanya) yaşlılar evinde çıkan yangında 48 kişi öldü.
1936 - İspanya hükümeti iç savaş nedeniyle dünyadan yardım istedi.
1943 - II. Dünya Savaşı: İngiliz ve Kanada uçakları geceleri, ABD uçakları gündüzleri Hamburg'u bombaladı. Kasım'da operasyon bittiğinde 9.000 ton patlayıcı kullanılmış, 30.000 den fazla insan ölmüş ve 280.000 bina yıkılmış olacaktı.
1950 - Gazeteciler Cemiyeti sansürün kaldırılışını Basın Bayramı ilan etti.
1952 - Merzifon ve Akşehir'de sel: 77 ev yıkıldı, 500 büyükbaş hayvan öldü, tarım alanları sular altında kaldı.
1955 - Ekrem Koçak 800 metrede Akdeniz Oyunları rekoru kırarak birinci oldu.
1958 - Türkiye'nin Kıbrıs'a asker gönderme önerisini İngiltere reddetti.
1959 - Irak'ta 1000 kadar Kerkük Türkmeni'nin katledildiği açıklandı.
1960 - Basın Ahlak Yasası imzalandı.
1963 - Sendikalar Kanunu ile Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu çıktı.
1967 - 11 Mayıs'ta greve giden ve haklarını almak için Ankara'ya yürüyüşe geçen Manisalı 90 temizlik işçisi 930 kilometre kat ederek Ankara'ya vardı.
1967 - Dokunulmazlığı kaldırılan Türkiye İşçi Partisi İstanbul Milletvekili Çetin Altan iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.
1968 - Polisin İstanbul Teknik Üniversitesi Yurdu'nu bastığı sırada dövdüğü gençlerden Hukuk Fakültesi öğrencisi Vedat Demircioğlu sekiz gün komada kaldıktan sonra öldü.
1974 - Yunanistan'da yedi yıldır süren cunta yönetimi sona erdi; sürgündeki Konstantin Karamanlis hükümeti kurmak üzere geri döndü.
1977 - Dört gün süren Libya-Mısır savaşı sona erdi.
1985 - Yeşilköy Havaalanı'na, Atatürk Havalimanı adı verildi.
1986 - Kartal, İstanbul'da tren kazası: 9 ölü, 18 yaralı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:54
  • Güneş05:02
  • Öğlen12:39
  • İkindi16:36
  • Akşam19:54
  • Yatsı21:44
 
Süper Loto
20.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020327515354
 
On Numara
17.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02060708141622232526273550515661656869737478
 
Sayısal Loto
22.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011314192930
 
Şans Topu
19.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu082224283006
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık