AB Dışişleri Bakanları: Türkiye istiyorsa kapı açık

Ana Sayfa » Siyaset » ESKİ DIŞİŞLERİ BAKANINDAN ERDOĞAN'A ÇAĞRI

ESKİ DIŞİŞLERİ BAKANINDAN ERDOĞAN'A ÇAĞRI

AKP'nin eski Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış: Dünya artık bizimle aynı teknede değil.

 
12 Eylül 2013 Perşembe 08:15 
Yorum YapYazdır
 
 
ESKİ DIŞİŞLERİ BAKANINDAN ERDOĞAN'A ÇAĞRI

AKP’nin kurucularındanolan emekli Büyükelçi Yaşar Yakış aynızamanda ilk AKP hükümetinin Dışişleri Bakanı. Cumhuriyet'ten Utku Çakırözer, kendisiyle Suriye konusundaki son gelişmeleri ve hükümetin izlediği politikaları konuştu.

 

ABD ve Rusya anlaşmış olabilir

- ABD Dışişleri Bakanı Kerry, “Suriye, kimyasal silahların tamamını bir hafta içinde teslim ederse, askeri harekâtıgerçekleştirmekten vazgeçebiliriz” dedi. Rusya da bu fikre sahipçıktı. Bunda sonra neler olabilir?

- Kerry açıklamasını yaptıktan sonra “Ama Suriye bu önerimizi kabul etmeyecektir ve biz de askeri harekâtı gerçekleştireceğiz” dedi. Getirdiği bu nüans, yaptığı açıklamanın, medyanın sık kullandığı bir tanımlama ile “metnin dışı” olabileceğini düşündürüyor. Gerçek saiki ne olursa olsun, bu açıklama olayların akış yönünü değiştirdi. Rusya bu fikre hemen sahip çıktı. Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim de olumlu bakabileceklerini söyledi. ABD Senatosu, askeri harekât tezkeresini görüşme tarihini erteledi. Bu arka plana baktığımızda bunun bir ince diplomasi ürünü olabileceği ihtimalini de tamamen göz ardı etmemeliyiz. Yani Rusya ile ABD, önce kapalı kapılar arkasında böyle bir çıkış yolu üzerinde mutabık kalmış olabilirler ve açıklama için bu yöntemi seçmiş olabilirler.

Artık operasyon konuşulmuyor

Arka planda ne olursa olsun şu anda artık ABD’nin askeri harekâtı ne zaman gerçekleştireceği konuşulmuyor. Başkan Obama vaktiyle ortaya koyduğu kırmızı çizgiler nedeniyle taahhütleri ile savaş karşıtı vicdanı arasında sıkışıp kalmıştı. Bu gelişme şimdi onurlu bir çıkış yolu sunuyor. ABD’nin bu yolu göz ardı edeceğini sanmıyorum.

Hükümet fırsatı tepmemeli

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Suriye’nin bu öneriye sıcak bakmasının bir oyalama taktiği olduğunu söyledi. Hükümet ne yapmalı?

- Suriye’nin bunu oyalama vesilesi olarak kullanmak için elinden gelen her türlü çabayı göstereceğinden tereddüt etmem. Bu nedenle SayınDavutoğlu’nun endişelerine katılıyorum. Ancak “Bu nedenle bu önerinin üzerine gidilmemelidir, öneri ceffel kalem (düşünmeksizin, birden) reddedilmelidir” de denilmemelidir. Bir fırsat penceresi açılmıştır.

Türkiye yalnız kalabilir

Suriye’de akan kanın durdurulması için altını çevirmediğimiz taş kalmamalıdır. İngiltere Başbakanı Cameron da, Başkan Obama da öneriye tamamen kapıları kapatmadı. Zannımca uluslararası camia da açılan bu fırsat penceresinin değerlendirilmesini destekleyecektir. Türkiye, önerinin tartışılmadan reddi yönünde bir politika benimserse bu tutumunda yalnız kalabilir.

Suriye’den bize tehdit yoktu

- Ankara’nın Suriye politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Suriye politikamız ile ilgili düşüncelerimi ilgililere vaktiyle aktarmış olduğum için burada tekrar etmekte bir beis görmüyorum. Öncelikle ben Suriye krizinde Türkiye’nin ulusal çıkarlarına doğrudan yönelmiş bir tehdit görmüyorum. İkincisi Rusya’nın ve İran’ın, evrensel değerler uğruna Suriye’deki ulusal çıkarlarını korumaktan vazgeçeceklerini beklememiz gerçekçi değildir. Üçüncüsü Türkiye bundan bir süre önce ekonomik kalkınma konusunda çok güzel bir rüzgâr yakalamıştı. Bu rüzgârı en iyi şekilde kullanmamıza engel olacak hiçbir harekete tevessül etmememiz gerekir. Halbuki şimdi Ortadoğu’ya yönelik ticaret yollarımız kapandı. Mülteciler için yaptığımız fedakârlıklar milyarlarca dolarla ölçülmeye başlandı. Biz o milyarlarca dolarla Türkiye’de kendi vatandaşlarımız için neler yapabilirdik! Ayrıca Türkiye, Suriye girdabına bu ölçüde bulaştığı için yabancı yatırımcı için de cazibesi zedelendi.

Rejimle köprüleri atmamalıydık 

- Çıkış yolu var mı?

- Bir çıkış yolu şu olabilir ki onu da ilgililerin dikkatine sundum: Uluslararası camia Beşşar Esad’ı sorunun değil de çözümün bir parçası haline getirmeye yönelirse Türkiye buna karşı çıkmamalıdır. Şu sıralarda Türkiye Beşşar Esad görevinden düşürülmeksizin Cenevre’de yapılacak ikinci konferensa karşı çıkmamak suretiyle bu doğru seçimi yapmış bulunuyor. Cenevre II, toplanabildiği takdirde, önce can kaybını durdurmaya çalışacaktır. Sonra da geçiş döneminin şartlarını belirleyecektir. Bunlarda Türkiye’nin çıkarlarıyla çatışan herhangi bir husus yoktur. Dolayısıyla Türkiye Cenevre II’yi desteklemekle doğru olanı yapmıştır.

Boşluğu Rusya ve İran doldurdu

- Hükümet çevrelerinin savunması “Esad’ın katliamlarına sessiz mi kalmalıydık” şeklinde...

- Katliama bizim de karşı çıkmamız gerekir. Ama bunu yapmak için Suriye rejimi ile aramızdaki tüm köprüleri atarak rejimle kavgalı hale gelmemiz şart değildi. Hem Suriye rejimi ile ilişkilerimizi sürdürüp hem de ona yanlış iş yapmakta olduğunu anlatmaya çalışmamız gerekirdi. Adına diplomasi denilen ince sanat işte böyle zamanlarda gereklidir. Dışişleri Bakanı Kerry, ABD’nin Suriye’ye saldırmasının konuşulduğu şu günlerde Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim’le telefonda konuştuğunu söylüyor. Türkiye’nin de bunu yapabilecek konumda kalması gerekirdi. Türkiye, izlediği politika nedeniyle bu imkânı kaybettiği için o boşluğu şimdi İran ve Rusya dolduruyor.

Tüm yumurtlar aynı sepete konmaz

Türkiye’nin “Esad gitsin” politikası doğru muydu?

- Esad’ın gitmesini temenni etmek doğrudur. Ancak gideceği kesin olmadan tüm yumurtalarınızı onun kısa zaman içinde gidici olduğunu var sayan sepetin içine koymak ihtiyatsızlık olur. Ancak “Esad gitsin” politikasına biraz daha açıklık getirmek gerekiyor. Eğer Esad’la birlikte ve “Baas rejimi de gitsin diyorsak”, Suriye toplumunda Baas rejiminin ifa ettiği çok önemli işlevler var. O işlevleri yapacak bir yapı oluşturulmadan “Baas dağıtılsın” diyorsak Suriye’de çok önemli bir boşluk doğar. ABD, Turkiye’nin ısrarlı tavsiyelerine rağmen Irak’taki Baas yapısını dağıttı ve onun yerine bir yapı koyamadığı için Irak bundan çok zarar gördü. Suriye’de de yerine gelecek yapı oluşturulmadan Baas dağıtılırsa, o boşluğu kimin dolduracağı da kolay kolay belli olmaz. Öyle değil de “Esad gitsin ama Baas rejimi kalsın” diyorsak Türkiye için başka bir ikilem ortaya çıkacaktır. Çünkü Beşşar Esad Türkiye’ye, en başından beri, etrafındaki Baba Esad’dan kalan Baasçı çıkar çevrelerinden daha yakındı. Şimdi “Esad gitsin Baasçılar kalsın” dersek “Türkiye’ye, nispeten daha mülayim yaklaşan şahıs gitsin, Türkiye ile daha gerginlik yanlısı olan Baasçılar kalsın” demiş duruma düşeriz. Bu politika belirlenirken, karar vericilerimizin bu nüansı göz ardı etmediklerini umuyorum.

‘Türkiye yalnız kalabilir’ 

‘Muhaliflere silah vermeyi anlamıyorum’

 

- Türkiye Suriye’nin içişlerine karışıyor mu?

- Uluslararası kamuoyunda Türkiye’nin Suriye’nin içişlerinde taraf olduğu yolunda bir algı maalesef var. Medya mensuplarının Suriye rejiminin muhalifleriyle yaptıkları konuşmalarda bu algıyı güçlendiren çok unsur var. Söz konusu muhalifler Körfez ülkelerinin sağladığı finansmanla satın alınan silahların Türkiye tarikiyle Suriye’ye sokulduğunu söylüyorlar.

Ben Suriye’de can kayıplarının durdurulması için ülkeye daha fazla silah sokulmasının mantığını anlamakta güçlük çekiyorum. Her şeyden önce Suriye topraklarına giren her bir silah, ya rejim yanlısı veya rejim karşıtı birini öldürmek için kullanılacaktır. Yani şimdi çıkıp “Biz bu silahları muhaliflere karşı kullanılması için göndermiyoruz. Onlarla sadece rejim yanlıları öldürülecektir. Onun için endişe etmeye yer yoktur” diyebilir miyiz? Siyasi ahlak açısından böyle bir görüşü savunabilir miyiz?

İkincisi güvenlik kuvvetleri, muhaliflerin eline silah geçti diye daha mı az insan öldüreceklerdir, yoksa silahlı muhalifler karşısında daha fazla tehlikeye maruz olacakları için daha fazla rejim muhalifi öldürmeye mi yöneleceklerdir? Muhaliflere silah temin ederken bu mantığın sorgulanmış olduğundan emin değilim.

AKP’li arkadaşlar beni onaylıyor

- Dış politikaya yönelik eleştirilerinize AKP içindeki arkadaşlarınızdan nasıl tepki geliyor?

- Çok şükür Türkiye bugün Sovyetler zamanındaki Rusya gibi değil. Yani Komünist Partisi Birinci Sekreteri ne derse herkesten onu onaylaması beklenmiyor. Ayrıca Sayın Başbakanımız AKP’nin daima ortak akılla hareket eden bir parti olduğunu söylüyor. Ben de bu ortak akla Oxford Üniversitesi’nde bulunduğum yerden katkıda bulunmaya çalışıyorum. Partili arkadaşlarımdan olumsuz tepki gelmesi şöyle dursun, özel görüşmelerimizde söylediklerimi onaylayan çok sayıda partili arkadaşım var. 
- Hükümet çevrelerince gündeme sürülen “değerli yalnızlık” fikrini siz nasıl buluyorsunuz?
- Bu kavram Türk dış politikasının ayrılmaz parçası haline gelmiş bir kavram değildir. Sayın Başbakan’a yakın bir danışmanın şahsi düşüncesidir. Sayın Kalın Türkiye’nin, dış politikada yalnızlığı tercih etmesi gerektiğini söylemiyor. Başkaları yanlış yaparken Türkiye doğru iş yaptığı için yalnız kalmışsa bunun değerli bir yalnızlık olduğunu söylüyor.
Sayın Kalın’ın bu sözlerinden bağımsız olarak iki şeyi birbirinden ayırmamız lazım: Doğru olanı yaptığınız için yalnız kalmak bir şeydir, yanlış iş yaptığınız için yalnız kalmanız başka şeydir.

Bugünkü Türkiye aynı noktada değil

Siz yalnız olduğumuzu düşünüyor musunuz?
- Bundan 5-6 yıl önce kendisini Türkiye ile aynı teknede sayan birçok ülke artık aynı teknede olduğumuz kanaatinde değil. Türkiye o tarihte “zamanın ruhunu” yakalamış, güzel bir rüzgârı arkasına almış bir ülke idi. Bugünkü Türkiye aynı noktada değil. Bunun tek nedeni Türkiye’nin izlediği politika değil. Uluslararası konjonktürdeki gelişmeler ve birçok ülkenin Türkiye’yi yaya bırakması da bunda rol oynamıştır.

Batılı ülkeler Suriye’de El Kaide bağlantılı örgütlerin güç kazanması üzerine frene bastılar ve bir bakıma Türkiye’yi ofsayta düşürdüler. Suriye’de birlikte hareket ettiğimiz Körfez ülkeleri Mısır’da darbe rejimini desteklemek suretiyle Türkiye’den farklı bir konumda yer aldılar. Obama, Esad rejimini düşürmeyi hedeflemediğini söylemek suretiyle Türkiye ile bire bir uyuşmayan bir politika benimsediğini ortaya koyuyor. Bütün bunlarda sorumluluğu Türkiye’de aramak yanlış olur. Ama sonuç şu ki Türkiye, dış politikasında şimdi eskiye nazaran daha yalnız. Bu durum, yabancı liderlerin Türk liderlerle görüşmek için eskiden olduğu kadar iştiyak göstermemelerine de yansıyor.

Burada şunu da unutmamak gerekir: Türkiye’nin her konuda her ülke ile aynı fikirde olması beklenemez. Ülkelerin uluslararası konulardaki değerlendirmeleri arasında her zaman farklar olur. Bunu yadırgamamak gerekir. Ancak, öteki ülkelerle ortak çıkarlarınızı belirleyip ne kadar çok konuda o ülkelerle birlikte hareket ederseniz, dış politikada o kadar başarılı olursunuz.

 
12 Eylül 2013 Perşembe 08:15 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
28
19
7
2
64
2
Başakşehir
28
16
9
3
57
3
Fenerbahçe
28
15
8
5
53
4
Galatasaray
28
15
4
9
49
5
Trabzonspor
28
14
5
9
47
6
Antalyaspor
28
12
7
9
43
7
Gençlerbirliği
28
10
9
9
39
8
Konyaspor
28
10
9
9
39
9
Osmanlıspor FK
28
9
10
9
37
10
Kasımpaşa
28
10
7
11
37
11
K.D.Ç. Karabük
29
10
6
13
36
12
Bursaspor
28
10
5
13
35
13
Alanyaspor
29
10
4
15
34
14
Akhisar Bld.
28
9
6
13
33
15
Kayserispor
29
8
6
15
30
16
Gaziantepspor
29
7
5
17
26
17
Ç. Rizespor
28
6
6
16
24
18
Adanaspor
28
5
5
18
20
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1903 - Alberta'da (Kanada) meydana gelen toprak kaymasında 70 kişi öldü.
1916 - Kut'ül Ammare Kuşatmasında Halil Kut Paşa komutasındaki 6. Ordu Irak cephesinde Kut'ül Ammare kasabasında İngiliz Mezopotamya ordusunu teslim aldı.
1939 - Türk güreşçileri Yaşar Doğu ve Mustafa Çakmak 66 ve 87 kilolarda Avrupa ikincisi oldu.
1945 - İtalya'daki Alman birlikleri teslim oldu.
1945 - Sovyet tankları Berlin'e girdi. Sovyet askerleri şansölyelik binasının kapılarını zorlarken, Nazi lider Adolf Hitler, tabancayla intihar etti.
1945 - Adolf Hitler, Eva Braun ile Berlin'de evlendi ve Amiral Karl Dönitz'i veliahtı tayin etti.
1945 - Dachau Toplama Kampı, ABD Kara Kuvvetleri'ne bağlı 42. Piyade Tümeni ve diğer 7. Ordu birlikleri tarafından kurtuldu.
1949 - Sabahattin Ali'yi öldüren Ali Ertegin'in yargılanmasına başlandı.
1951 - Helsinki'de düzenlenen Dünya Serbest Güreş Şampiyonası'nı Türk Milli Takımı kazandı.
1955 - Güney Vietnam'da iç savaş başladı.
1959 - CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, Ege illerini kapsayan yurt gezisine çıktı. Ankara garında ve Eskişehir tren istasyonunda halkın muhalefet lideriyle görüşmesi ve gösteri yapması polis tarafından engellendi.
1960 - Ankara ve İstanbul'da üniversiteler 1 ay süreyle kapatıldı. İstanbul Üniversitesi'nde gösterilere polisin silahlı müdahalesinde önceki gün bir öğrenci ölmüş, ayrıca sıkıyönetim ilan edilmişti.
1968 - Hair Müzikali Broadway'de perdelerini açtı.
1971 - Çetin Altan ve İlhan Selçuk 9 Mart 1971 darbe teşebbüsü ile ilgili olarak sorgulanmak üzere gözaltına alındılar.
1972 - Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay hükümeti kurma görevini eski başbakanlardan Suat Hayri Ürgüplü'ye verdi.
1979 - İstanbul'da 1 Mayıs günü sokağa çıkma yasağı uygulanacağı ilan edildi.
1979 - Süleyman Demirel, Türkiye Muhtarlar Federasyonu'nun 5. Genel Kurulu'nda "Türkiye Muhtarbaşı" seçildi.
1980 - 1 Mayıs'ın yasaklandığı il sayısı 30'a yükseldi.
1981 - Ankara Sıkıyönetim Askeri Savcılığı, MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş ve 219 sanık hakkında idam istemiyle dava açtı.
1983 - Resmi Gazete'de yayımlanan İçişleri Bakanlığı tebligatına göre, 12 Eylül askeri darbesinden sonra 242'si 10 yıl, 481'i 5 yıl olmak üzere toplam 723 kişi siyaset yasağı kapsamına alındı.
1986 - Yetkililer, 26 Nisan'da meydana gelen Çernobil kazası sonrası oluşan radyoaktif bulutların Türkiye'ye ulaşma olasılığının zayıf olduğunu iddia ettiler.
1986 - "Bir Yeni Cumhuriyet İçin" adlı kitabı nedeniyle 4. kez yargılanan Yalçın Küçük 1,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
1988 - İçişleri Bakanı Mustafa Kalemli "Türkiye'nin 1 Mayıs diye bir bayramı yoktur" dedi.
1991 - Bengaldeş'te meydana gelen kasırga en az 138.000 kişinin ölümüne ve 10 milyon kişinin evsiz kalmasına neden oldu.
1992 - Los Angeles'da çıkan halk ayaklanmasında üç gün içinde 54 kişi öldü ve yüzlerce bina tahrip edildi.
2004 - Oldsmobile son otomobilini üretti. Şirket tam 107 yıldır otomobil üretimi yapıyordu.
2005 - Suriye, 29 yıl süren işgalin ardından Lübnan'dan tamamen çekildi.
2007 - İstanbul'da, Çağlayan Mitingi düzenlendi.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:19
  • Güneş05:14
  • Öğlen12:30
  • İkindi16:21
  • Akşam19:23
  • Yatsı21:05
 
Süper Loto
27.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu040618253437
 
On Numara
24.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02030405080912171819202327333642525666686974
 
Sayısal Loto
22.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051825283841
 
Şans Topu
26.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu071014181910
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık