Türkiye-Rusya S 400 füze alımında anlaştı

Ana Sayfa » Siyaset » Erdoğan'ın öfkesinin hedefinde bu kez Almanya vardı

Erdoğan'ın öfkesinin hedefinde bu kez Almanya vardı

"Almanya’da Ali’siz Alevilik denen bir olay var, yani ateist bir anlayışın, Alevilik kisvesi altında, kendilerinin de desteklemiş olduğu bir yapı var, bunu bize yansıtıyorsun."

 
29 Nisan 2014 Salı 14:41 
Yorum YapYazdır
 
 
Erdoğan'ın öfkesinin hedefinde bu kez Almanya vardı

Başbakan Erdoğan partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan’ın hedefinde bu kez Almanya da vardı.

KONUŞMADAN SATIRBAŞLARI

2014 yılından itibaren 2023 yılına kadar bir dizi tarihi olayın yüzüncü yıl dönümlerini idrak etmeye başlıyoruz. Birinci dünya savaşı 1914 yılında başlamıştı. Birinci dünya savaşı Osmanlı cihan devletinin tarih sahnesinden silinmesiyle sonuçlanmış Türkiye Cumhuriyeti de kurulmuştu. Sarıkamış harekatını da bu yılın sonundan itibaren idrak edecek, şehitlerimizi farklı şekilde yad edeceğiz.

Önümüzdeki yıl 2015, Çanakkale zaferimizi farklı şekilde kutlayacağız. 2018 yılı, Mondros anlaşmasının yüzüncü yılı olacak. 2019’da gazi Mustafa Kemal’in Samsun’dan başlattığı hareketin yüzüncü yıl dönümü kutlanacak. 2020 yılında ise TBMM’nin açılışının, 2023 yılında da Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun yüzüncü yılı olacak. Gelecek yıl 1915 olaylarının yüzüncü yılına ulaşmış olacağız.

Önemli hadiselerin ellinci yüzüncü yılları farklı şekilde ele alınır. Tarihe artık farklı bir gözlükle bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Hadiseler sıcakken değerlendirmeler sağlıklı olmuyor.

Bundan yaklaşık 3 asır önce 1699’da Osmanlı devleti Karlofça’yı imzaladı ve ilk kez toprak kaybetti. 1923 yılına kadar devletimiz milletimiz ecdadımız bizim kendi dedelerimiz sürekli cepheden cepheye koştular. Nadir zaferlerin yanında büyük yenilgiler yaşandı. Büyük göçleri katliamları yaşadık. Anadolu’nun Trakya’nın her evinden fertler cepheye gittiler ve dönmediler.

“BÖLÜNME VE İRTİCA KORKUSU”

Bu süreç son derece tabi biçimde milletimizin hafızasında acı bir yer edindi. Bir takım korkuların oluşmasına da yol açtı. Bu korkular hem Osmanlı devletinin hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin bir takım elitleri tarafından istismar aracına dönüştürüldü. Dikkatinizi çekiyorum son 200 yıldır bu topraklarda bölünme ve irtica toplumu terbiye etmek için kullanılan iki önemli korku oldu.

Bazı tarihi hadiselerin yüzüncü yıl dönümlerine yaklaşırken bu korkuları, tehdit amacı olarak kullanılmasını artık masaya yatırmak zorundayız. Bunu sadece belli hadiseler için söylemiyorum. Bugüne kadar gelen belirsizliğini koruyan ve istismar aracı olarak kullanılan her hadisenin açığa çıkması en büyük amacımızdır.

En başta tüm bu meseleleri yüz yılın ardından artık siyasetin konusu ve malzemesi olmaktan çıkaralım. Bilim adamlarına tarihçilerine gerçek sahiplerine bu işi havale edelim dedik. şu noktanın da altını çiziyorum. Tarihle yüzleşme sadece bizim Türkiye’nin yapacağı bir yüzleşme değildir. Bunu bizim yapmamız yetmez. 100 yıl öncesine ait korkuları trajedileri diri tutan, büyüten, toplumlarını şekillendirmek için kullanan her millet de artık bu yüzleşmeyi yapmaları gerekir, yapsınlar diyorum.

Açık açık söylüyorum, 100 yaşında 200 yaşında korkularla yaşayan hiçbir millet reform yapamaz. Geçen hafta bu kürsüden bir şey ifade ettim. 77 milyonun her bir ferdinin kendisini bu ülkenin asıl sahibi olarak hissetmesini öne eğmeden başını dimdik ayakta durmasını gönülden arzu ediyor, bunun samimi hayaliyle yaşıyorum dedim.

12 yıldır milletimize ve devletimize bu özgüveni kazandırmanın mücadelesini veriyoruz. Geçen hafta, kutlu doğum haftası münasebetiyle, orada da binlerce gence bunu anlattık. Bu ülkenin bir vatandaşı, etnik kökeninden, mezhebinden, inancından, dilinden yaşam tarzından dolayı eğer ayrımcılığa uğruyorsa orada zulüm var demektir.

Ama bununla birlikte bu ülkenin her bir ferdinin de cesur olmasını, özgüvenli olmasını bekliyor ve istiyoruz.

Türk müsün? Korkmayacaksın. Kürt müsün, Arap, Çerkez, Boşnak mısın? Sünni misin, alevi misin? Artık korkmayacaksın. Namaz kıldığın için, kuran okuduğun için, başörtüsü taktığın için artık çekinmeyeceksin, artık başını öne eğmeyeceksin, artık korkmayacaksın. Annenden öğrendiğin dili konuştuğun için mahcup olmayacaksın. İnandığın gibi yaşamaktan korkmayacaksın.

ALMAN CUMHURBAŞKANI’NA SERT SÖZLER

Dün alman cumhurbaşkanı gelmiş, benimle konuştuğu şeylerden sonra ODTܒye gidiyor garip garip şeyler konuşuyor. Kendilerine neler öğretildiyse onu ifade ediyor. Bunu bizimle paylaştığın gibi aynenODTܒde yansıtsana. Üzüntü veren ne biliyor musunuz, ODTܒde ona ev sahipliği yapanların gerçekleri söylememeleri.

‘ALMANYA ATEİST ALEVİLİĞİ DESTEKLİYOR‘

Almanya’da Ali’siz Alevilik denen bir olay var, yani ateist bir anlayışın, Alevilik kisvesi altında, kendilerinin de desteklemiş olduğu bir yapı var, bunu bize yansıtıyorsun. Türkiye’de böyle bir alevi yok dedik. Almanya’daki bir kısım, avuç içi bir grup var, hem destekliyor almanlar, bunu da konuşacağım kendileriyle. Onların diliyle gelip burada konuşuyorlar. Bu yakışmaz. Kendisiyle yaklaşık iki saat baş başa olduk. O yemekte bunları açık açık konuştuk. İşin asıl sahibi biziz. Kendisine somut örnekler verdik. Almanya’da sana anlatılanları gider orada konuşursan, güçlü bir hükümetsiniz neden korkuyorsun, korkumuz yok dedik.

Bir şey daha söyledim. Ülkemizin içişlerine karışılmasına asla tahammül edemeyiz dedik. sadece onu kullandı orada, bu içişlerine karışmak gibi anlaşılmasın ama… biz ama ile çok çektik. Onun için devlet adamlığının gereği neyse onu yapmak lazım. Herhalde kendisini hala rahip zannediyor. Bunlar çirkin şeyler. Bunları bütünüyle anlattık. Azınlıklara karşı davranışlarımızı anlattık. Buna rağmen böyle bir yaklaşım beni üzmüştür. Başkasının özgürlük alanını ihlal etmediğin sürece, bütün özgürlükleri yaşamak herkesin hakkıdır. Bundan kimsenin çekinmesine gerek yok.

1914- 1922 arasında dedelerimiz onlarca devletle savaş yaptılar. Rusya, İngiltere, Fransa, Yunanistan İtalya ile savaştılar. Bütün Arap coğrafyasıyla mücadele verdiler. Mustafa Kemal 1923’ten itibaren tüm bu devletlerle yeni bir savaş açtı. Mustafa Kemal tüm cepheleri görmüştü. Açık söylüyorum, yüz yıl öncenin kinine takılıp kalsak, bugün bölgemizdeki hiçbir ülkeyle iyi ilişkimiz olamaz. Esasen fertlerin devletlerin psikolojisi asırlık acıların üzerine bina edilemez. Her gün diri tutuluyor, büyütülüyorsa bu devletler ve milletler adına sağlıklı bir ruh hali olamaz.

12 yıldır açık açık söylüyoruz. Biz tarihimizle yüzleşmeye hazırız. Bunu başaracak olan siyasetçilerden önce bilim insanlardır. Biz arşivlerimizi açmaya da hazırız. Arşivlerimiz açık. Diyoruz ki, hıçkırıkları durduralım, ön yargıları kenara bırakalım. Objektif biçimde tarihi gerçekleri ortaya çıkaralım. Biz Türkiye olarak buna hazırız, korkumuz yok. Büyük devletlerin korkusu olmaz, bizim de korkumuz yok.

ERMENİ AÇILIMINA İLİŞKİN

Çok büyük acılar çekmiş bir millet olarak, yeryüzündeki her milletin acılarını anlarız. Acı çekenlerin hissiyatını çok iyi biliriz. Tarihi aydınlatmaya hazırız. Ortak acılarımızı anlamaya hazırız. Korkmadan çekinmeden sıkılı yumruklarla değil tokalaşarak konuşmaya hazırız. Bir asır önceki hadiselerin aydınlatılmasını isterken, acıları paylaşırken, karşı taraftan da bunu görmeyi arzuluyoruz. Gerek Ermenistan devleti, Ermeni diasporası bizim bu yürekli adımımızı görür, aynı cesur tavrı onlardan da görür bekleriz.

MHP’nin bir statüko partisi olmaktan kurtulamadığını, terörsüz bir Türkiye hedefine hala ısınamadığını görürsünüz. BDP’nin yakın tarihteki acıları aşamadığını, kısa süre aralıklarla yeni partiler kurduğunu görürsünüz. Arkadaşlar 30 Mart’a en zor şartlara giren parti biziz. Hani dışardan baksalar, Ak Parti’nin bu kadar çalıştığını görseler, zannederler AK Parti kaybetti. Sanki 12 yılda sekiz seçimi biz değil de onlar kazandılar.

Şimdi de çok çok önemli hayati bir konuyu, sizin şahsınızda, dünya televizyonları olarak bizi takip edenlere buradan seslenmek istiyorum.

İDAM KARARLARI HAKKINDA

Vicdanı sızlayan bir insan olarak seslenmek istiyorum. İdam karşı çıktığını söyleyen ülkelere ve o ülkelerin yöneticilerine sesleniyorum. Ben insanım diyenlere sesleniyorum. Dünya siyasi liderlerine sesleniyorum. Kardeş ülke Mısır’da askeri darbenin ardından yüzde 52 ile seçiliyor. Haklarını arayan insanların tutuklanmasını ve idamla yargılanmalarını kaygıyla takip ediyoruz. 5289 kişi hakkında 20 dakikada mahkeme idam kararı vermişti. Bunların 492’si müebbette çevrildi ama 37’sinin idam kararı onaylandı.

Maalesef bu kararların ardından yeni 683 kararın ardından 9 dakikada idam kararı alındı. Dünyanın ilgisizliği, darbeyi susarak onaylaması, teşvik edici rol oynadı. Hatırlarsanız Tahrir’de batılı ülkeler bunu özgürlük hareketi olarak değerlendirdiler. Orada da sosyal medya, güya özgürlük adına önemli vazifeler gördü. Ancak katliamlar idamlar başlayınca, hem batılı ülkelerin sosyal medya hesaplarının sustuğunu gördük.

Ukrayna’da gençleri sokağa dökmek için ortaya çıkan sosyal medyanın oraya karşı da sessiz olduğunu görüyoruz.

MEDYAYA YÜKLENDİ!

Ülkemdeki Gezi  olaylarında, bize karşı tavırlar takınanlar, başta yazılı görsel medya sosyal medya olmak üzere özellikle sesleniyorum. Orada 12 tane ağacın yeri değiştirilmişti. Bundan dolayı Türkiye’yi birbirine katmak isteyebileceğinizi zannediyordunuz. Burada 529 insanın idamına suskun kalmanızı, 693 idama suskun kalmanızı siz neyle izah edeceksiniz? Onlar insan değil mi? Onlara karşı ben sesleniyorum. Ey Doğan Grubu şimdi ne diyeceksin, ey Ciner grubu şimdi ne diyeceksin. İsim vererek konuşuyorum. Çünkü medyanın da bir namusu olmalıdır.

Dün Alman cumhurbaşkanına da söyledim. Hani AB üyesi ülkelerde idam yasaktı. Ben AB’de ciddi çıkış görmüyorum. Olamaz böyle şey diyor. E ne olamaz? ABD var mı böyle bir ses, Rusya’da var mı ses, yok. Ama Tayyip Erdoğan veya AK Parti bu konuda konuştuğu zaman, işte bunlar Müslüman oldukları için böyle konuşuyorlar ucuzluğuna gidiyorlar. Bu iş bu kadar kolay değil. Eğer insanın değeri varsa, bunu kim olursa olsun ortaya koymak zorundasınız.

Benim için Ukrayna’da öldürülen de aynıdır, Mısır’da öldürülen de aynıdır. Ne diyoruz, zalimler için yaşasın cehennem diyoruz. Biz bu zulüm kokan Mısır hükümetiyle dost olmamız mümkün değildir. Bunu düşünerek kanım donarak söylüyorum. Bunu söylemezsem, Allah’a bunun hesabını veremem. Bugün değilse ne zaman konuşacağız. CHP ne der, MHP ne der buna mı bakacağız? Yoksa biz hakimler hakimi ne der ona mı bakacağız.

 
29 Nisan 2014 Salı 14:41 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1880 - Fransa Tahiti'yi topraklarına kattı.
1913 - Balkan Savaşı başladı.
1925 - Diyarbakır İstiklal Mahkemesi'nce idama mahkûm edilen Şeyh Said ile adamları idam edildi.
1934 - Bitlis'te yaşayan Zaro Ağa 157 yaşındayken yaşamını yitirdi. İç organları inceleme amacıyla alındı.
1938 - Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü kuruldu.
1939 - Hatay Devleti Meclisi, oybirliğiyle Türkiye'ye katılma kararı aldı.
1971 - TBMM'de çıkan bir yasayla Türkiye'de haşhaş ekimi yasaklandı.
1974 - Isabel Perón, Arjantin'in ilk kadın devlet başkanı olarak yemin etti. Kocası eski başkan Juan Peron sağlık durumunun bozulması üzerine görevlerini bırakmıştı. Zaten iki gün sonra da öldü.
1976 - Seyşel Adaları, Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandı.
1984 - Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında karma ekonomik protokol imzalandı.
1986 - Arjantin, Batı Almanya'yı 3-2 yenerek Dünya Futbol Şampiyonu oldu.
1992 - Cezayir devlet başkanı Muhammed Budiaf suikaste uğrayarak yaşamını yitirdi.
1995 - Ankara Büyükşehir Belediyesi, amblemindeki Hitit Güneşi'ni; Kocatepe Camii'ni ve Atakule'yi simgeleyen bir tasvir ile değiştirdi.
1999 - Abdullah Öcalan, vatana ihanet suçundan idam cezasına çarptırıldı.
2000 - Endonezya'da yolcu taşıyan bir tekne 500 yolcusuyla birlikte battı. Kazadan kurtulan olmadı.
2002 - Türkiye, 2002 FIFA Dünya Kupası'nda 3. oldu.
2005 - Sezen Aksu Bahane Albümünün Remiks'ini çıkarttı.
2008 - Euro 2008 finalinde İspanya, Almanya'yı yenerek Avrupa şampiyonu oldu.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:24
  • Güneş04:45
  • Öğlen12:36
  • İkindi16:37
  • Akşam20:05
  • Yatsı22:06
 
Süper Loto
22.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030520374448
 
On Numara
26.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01070814171819283031344145464851525559606575
 
Sayısal Loto
24.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu071022233045
 
Şans Topu
28.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu202123242909
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık