MHP'den ekonomide durgunluk uyarısı

Ana Sayfa » Siyaset » Erdoğan'dan Fransa dönüşü mesajlar

Erdoğan'dan Fransa dönüşü mesajlar

Erdoğan Fransa ziyareti sonrası uçakta gazetecilere konuştu. Suriye, Filistin, ABD konusunda açıklamalar yapan Erdoğan, Macron'un, "Türkiye’nin AB sürecinin yeniden yorumlanması" sözlerine ilişkin, "Ben onun tam olarak ne demek istediğini anlamak istemedim" ifadesini kullandı.

 
7 Ocak 2018 Pazar 09:52 
Yorum YapYazdır
 
 
Erdoğan'dan Fransa dönüşü mesajlar

Erdoğan Fransa ziyareti sonrası uçakta gazetecilere konuştu. Suriye, Filistin, ABD konusunda açıklamalar yapan Erdoğan, Macron'un, "Türkiye’nin AB sürecinin yeniden yorumlanması" sözlerine ilişkin, "Ben onun tam olarak ne demek istediğini anlamak istemedim" ifadesini kullandı.

İşte Hürriyet gazetesi Genel yayın Yönetmeni Fikret Bila'nın haberine göre, Erdoğan'ın açıklamalarından başlıklar;

"AFRİKA’YA ZİYARETLERİMİZİ ARTTIRACAĞIZ"

"2018’in ilk ziyaretini hamdolsun olsun Fransa’ya gerçekleştirdik. Önümüzdeki aylarda, yurtdışı seyahatlerimizde mevsim koşullarını da değerlendirerek Afrika’ya ziyaretlerimizi arttıracağız. Bu arada Avrupa’ya, Orta Asya’ya, o bölgelere yurtdışı seyahatlerimize de 2018’de ağırlık vermek istiyoruz. İkili ilişkiler, bölgesel konular, Türkiye-AB ilişkilerini Sayın Macron’la ele aldık. Yaptığımız bazı anlaşmalar oldu. Bu anlaşmalardan biri THY (Türk Hava Yolları) ile Airbus anlaşması. Geniş gövdeli uçaklarda, tercihinin bir kısmını Airbus’tan yana kullandı Türk Hava Yollarımız. Bunlardan alınacak ve 2019’dan itibaren de teslimatı başlayacak. Bunların yanında ROKETSAN ve ASELSAN, EUROSAM ile anlaşma sağladı. Burada tabii EUROSAM ile atılan adım sadece Fransa ile değil İtalya’yı da kapsayan güçlü bir anlaşma oldu. Bu savunma sistemleri noktasında bizi daha güçlü kılacak bir adımdır. Hedefimiz Fransa ile aramızdaki ticaret hacmini 13.5 milyar dolardan 20 milyar Euro’ya çıkarmak. Bu Sarkozy döneminde belirlediğimiz hedefti ama ulaşamadık; şimdi bunu bu dönemde başaralım istiyoruz.

"FRANSA'DA CAMİLERİN İMAMLARI KONUSUNDA SIKINTI VAR"

"Tabii Fransa’da yaşayan Türk ve Müslüman toplumunun sorunlarını da değerlendirme imkânı bulduk. Özellikle de üzerinde durduğumuz konu buradaki camilerimiz. 250 kadar camimiz var. Camilerin imamları konusunda bir sıkıntı var. Sürekli olarak imamları azaltma yoluna gidiyorlar. Bu da, Türkiye ya da dışarıdan değil Fransa’da yetişmiş din görevlisi istihdamını arzu etmelerinden kaynaklanıyor. Ben de kendileriyle yaptığım görüşmede Strasbourg İlahiyatı devreye almanın bu hususta yararlı olacağını belirtim. ‘Fransa’da kendilerine denklik verecek olursanız biz de Türkiye’den YÖK’ten bu işi halledebiliriz’ dedim. Karşılıklı olarak bunu hallettikten sonra problem kalmaz. Birkaç yıl içerisinde Fransa Strasbourg İlahiyat’tan mezun olan öğrenciler, burada din görevlisi olarak çalışmaya başlayabilirler. Yabancı dil sorunu olmaz. Dini bilgiler konusunda, burada ehliyet sahibi hocalar tarafından yetiştirileceklerdir. Böylece camilerde, Fransız kültürüne yabancı olmayan ve entegrasyon sıkıntısı yaşamayan kişiler görev vermenin yolu açılmış olur. Bu konuyla ilgili kendisiyle mutabık kaldık. YÖK’le yapacağım çalışma sonrası Sayın Macron ile muhtemelen bir telefon görüşmemiz olabilir. Kendisine gerekli belgeleri de ileteceğim. Tabii Strasbourg İlahiyat Fakültesi’nin denklik ve statü sorununun çözülmesinin ardından, buradan mezun olanlar için sadece Fransa’daki camilerde değil Avrupa’nın değişik yerlerinde görev alma şansı doğabileceğine de değindik."

"MACRON İLE SURİYE KONUSUNDA DÜŞÜNCELERİMİZ ÖRTÜŞÜYOR"

"Paris ziyaretim esnasında, Fransa İslam Konseyi Yönetim Kurulu’nu da kabul ettim. Özellikle Kudüs konusundaki girişimlerimizden duydukları memnuniyeti ifade ettiler. Aynı durum Sayın Macron ile aramızda geçti ve Macron ile yaptığımız görüşmede İsrail-Filistin, bunun üzerinde ısrarla durduk.

 Suriye’deki gelişmeleri kendisiyle ele aldık. Bu konuda düşüncelerimiz örtüşüyor. Bunlarla birlikte Soçi ve Astana süreçlerine bakışında farklılıklar vardı. Sonrasında yaptığımız ikili görüşmelerde o düşüncelerin yumuşadığını gördük, bu konuyla alakalı olarak bir kere Astana’ya ABD gözlemci gönderiyor. Keza Ürdün orada, Lübnan orada. Sadece Rusya, sadece İran ve Türkiye yok. Bunlar da var. Ondan sonra ikinci etapta bu düşüncesinin değiştiğini gördüm."

 "PKK VE FET֒YLE İLGİLİ BELGELER VERİLDİ"

"Tabii Fransa’da PKK, FETÖ yapılanması ile ilgili mücadeleyi kendisiyle konuştum. Dernek isimlerini de içeren doküman ve belgeleri, Fransızca tercümesiyle kendisine verdim. ‘Bunların takipçisi olmanızı istiyoruz, bizde bunları takip edeceğiz’ dedim. Kendileri de ‘Terörle mücadelede sizler neredeyseniz ben de aynı yerdeyim; mücadeleyi aynı kararlılıkla ben de vereceğim’ dedi. Temennim odur ki inşallah bu mücadeleyi birlikte verme imkânı yakalarız.

 Tabii ki bölgesel konular bahsinde az önce konuştuğum Filistin barış süreci iki devletli çözüm konusunda aynı şeyi düşünüyoruz. DEAŞ ile mücadele konusunda aynıyız. İran’da yaşanan hadiseleri ele aldık, oradaki bakış açımız da hemen hemen aynı. Türkiye ve Avrupa ilişkilerinin mevcut durumunu ve ilişkilerini ele aldık. AB ve Fransa’dan beklentilerimizi dile getirdik ve göç anlaşmasını kendilerine hatırlattım. Şu an 3.5 milyon insan bizde, bunların tüm bakımı bizde, yaptığımız tüm harcama ortada ama sizinkiler bu harcamaları kabul etmiyor. Verilen sözler yerine gelmiyor bunların hepsini tekrar hatırlattım."

 "VURDUK MU OTURTURUZ"

İsrail’e tehdit oluşturacak ülkeler zayıflatılıyor yorumları var. Şimdi İran’da olaylar var şöyle yorumlar geliyor; “Suriye, Irak ve İran’dan sonra hedef Türkiye olabilir mi?” Siz de PKK’nın Suriye’ye yerleştiğini söylemiştiniz. Böyle bir risk görüyor musunuz?

"Yorumlara, varsayımlara değil, biz kendi hedefimizin ne olduğuna odaklanmalıyız. Kendinizi zayıf görüyorsanız zaten bittiniz demektir. Ben Türkiye’yi asla zayıf olarak görmüyorum. Biz vurduk mu oturturuz. Ne PKK bir şey yapabilir, ne YPG. Hadi güçleri yetiyorsa, terör koridoru meselesinde yürüsünler. Bizim bu noktalarda evel Allah’a biz inanıyoruz, inandığımız için de üstünüz. Nasıl biz şu anda 2 bin kilometrekare arazi üzerinde nasıl huzur sükun getirdiysek, o terör koridoru olarak düşündükleri yeri de onlara mezar ederiz. Bu konuda kararlıyız, bunu herkes bilecek. Bizim medyamızın da bunun bilincinde olması lazım. Konuya ABD değil Türk’ün bakışı ile bakın. ABD lafa gelince ‘Biz terör örgütünün karşısındayız’ diyor. Ondan sonra da DEAŞ’a karşı yine bir terör örgütü olan YPG’yi yanına alarak mücadele ediyor. Medyadan bazıları da tutmuş, ‘Ne yapsın ABD, tabii ki onlarla yürütecek bu işi’ diyebiliyor. Milli ve yerli olmak, yanlışa düşmemek açısından da önemli."

"AB TEMENNİM 2018 YUMUŞAMA YILI OLSUN"

Avrupa cephesinde 2018 yılında yumuşama sinyalleri geliyor. 2018 yılı bir şekilde Türkiye-Avrupa ilişkilerinin yumuşama yılı olabilir mi?

"Temennim odur ki olsun. Zaten siyasetin içinde buna benzer şeyleri çok yaşadık. Yaşadık ama aldığınız tekme tokat yanınıza kâr kalıyor. Gönül bunlar olmasın istiyordu ama ne yazık ki bunlar oldu. Avusturya ile benim geçmişte, çok farklı görüşmelerim, müşterek attığımız adımlarımız olmuştu. Başbakanlığım dönemimde biz Viyana’da mesela Avrupa Birliği ile futbol maçı yapmıştık. O denli muhabbet içerisindeydik. Ama daha sonra hükümetler değişti, hava değişti, maalesef gerilimler de yaşandı. Özellikle Almanya ile farklı bir süreç yaşandı. Ama mesela Fransa, bu tuzağa düşmedi. Buna karşılık İskandinav ülkelerinden bazıları bu tuzağa düştü. Temenni ederiz ki bu süreci geride bırakalım. Biz ilişkilerin süratle toparlanmasından yanayız. Çünkü siyasette düşmanlığı kalıcı kılmak ülke halklarına hiçbir zaman kazandırmaz, herhangi bir fayda da getirmez."

"BEN ONUN TAM NE DEMEK İSTEDİĞİNİ ANLAMAK İSTEMEDİM"

Macron, Türkiye’nin AB sürecinin yeniden yorumlanmasından bahsetti. Biz buradan Türkiye olarak ne anladık? Onun demek istediği şey neydi sizce? Bununla ilgili bir değerlendirmeniz var mı?

"Ben onun tam ne demek istediğini anlamak istemedim. Onların bizi anlamasına odaklanmayı tercih ettim. Ben ne demek istiyorum, o beni anlasın diye düşündüm. Ne demek istediğimizi en iyi biçimde anlatmayı hedefledim. Hem içeride hem de basın açıklamasında buna odaklandım. Temenni ederim ki bizi anlamışlardır."

"TUTUKLU SÖZDE GAZETECİLERLE İLGİLİ BİLGİ VERDİM"

Macron’a Türkiye’de tutuklu bulunan sözde gazetecilerle ilgili olarak bilgi verdim. Bunların bir bölümünün adi suçlardan, büyük bölümünün de terörden ve terörle iltisaktan dolayı içeride olduklarını anlattım. Bana bazı isimler de verdi. Ben de o isimlerle ilgili olarak, ‘Savcıların ne tür iddiaları olduğunu aktaran bilgileri size göndereceğim. Sizin yargınız nasıl saygınsa bizim ki de saygındır’ dedim. ‘Türkiye insan hakları konusunda, Batılı pek çok ülkeden çok daha ileridedir’ dedim.

 "FRANSA’DA KAVALA’NIN AVUKATLARI VARMIŞ"

"Batı’da yaşananlar ortada. Örneğin Can Dündar denilen sözde gazeteci, Türkiye’de 5 yıl 10 ay mahkûm olmasına rağmen Almanya’da rahatça dolaşıyor. Halbuki kendisi, Türkiye’de adli kontrolle serbest bırakılmaktan istifade ederek kaçmış biridir. Bu adamın FETÖ ile müşterek ne tür şeyler yaptığı biliniyor. Paris’teki basın toplantısında biliyorsunuz bir gazeteci de kalktı bana, malum Gezi olaylarının kahramanı Osman Kavala’yı sordu. Demek ki Fransa’da Kavala’nın avukatları varmış! Gezi olaylarının arkasındaki bütün o işlerin kahramanıdır; Türkiye’nin Soros’udur bu adam. O işlerin perde arkasındaki isimdir o. Bu tür insanların hangi çevrelerde nasıl sahiplenildiğini görmek de manidar."

"PENSİLVANYA'NIN ARKASINDA ABD VAR"

Hakan Atilla davası 9 ay gibi kısa sürede tamamlandı. Fetullah Gülen hakkında neredeyse 4 yıl olmasına rağmen Pensilvanya hakkında tek bir adım atılmamış olmamasına ne diyorsunuz?

"Bu şunu gösteriyor. Pensilvanya’nın arkasında ABD var. Sene 1999 ve 2017 FET֒nün elebaşını ABD’de besleyip ona 400 dönümlük araziyi tahsis eden ABD. Villalar falan her şey orada korunaklı. Herhangi bir gelişme yok. İlk etapta 85 koli ondan sonra yeni yeni sonuçlanan davalar ABD yetkililerine bildiriliyor. Ne yazık ki adalet bakanlığı ABD’nin konu ile alakalı attıkları tek bir adım yok ama biz kovalayacağız. Hakan Atilla davasıyla ilgili olarak da, gerekirse biz ABD’ye karşı dava açarız; zira şu anda Halk Bankası’nın dava açma yetkisi var. Bu bankamızın uluslararası düzeyde ismi kirletiliyor. Bununla ilgili olarak bir karşı dava açmaları mümkün."

"SAVUNMA SİSTEMİNDE ÇEŞİTLENDİRME"

S-400 füzeleriyle ilgili anlaşma yapıldıktan sonra özellikle NATO’nun önemli üyelerinden birisi ABD ciddi tepki gösterdi. Şimdi EUROSAM ile bir anlaşmaya gidiliyor. Bu eleştirilerin azalmasını bekliyor musunuz?

"Konuyla ilgili olarak zaten NATO Genel Sekreteri Stoltenberg açıklama yaptı. Ne dedi o açıklamada: ‘Buralara müdahale etme gibi bir şey söz konusu olamaz?’ Niye bu açıklamayı yaptı? Çünkü Yunanistan S-300 almış. ABD’nin Yunanistan’a karşı sesini duydunuz mu? Sen Yunanistan’a karşı burada S-300’ler var hadi çıkarın bunları demeyeceksin. Türkiye’ye kalkıp bunu söyleyeceksin. Böyle bir şey olmaz. Bizim şu an Fransa ve İtalya ile birlikte EUROSAM’da attığımız adım aslında bir çeşitlendirmededir. Biz savunma sistemlerinde çeşitlendirmeye gidelim. Daha güçlü olalım. Hem o olsun hem o olsun."

"İKİLİ İLİŞKİLER CİDDİ MANADA YARALANDI"

Son zamanlarda Donald Trump’ın (ABD Başkanı) bölgesel ve küresel meselelerde daha agresif bir üslup takındığını görüyoruz. Filistinlileri yardımı kesmekle tehdit ediyor. AB ve BM’nin yeni inisiyatif alarak meseleyi Kudüs merkezli olarak sürdürme durumu olabilir mi?

Bu konuyla ilgili olarak ben İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) olarak bir teklifte bulunacağım. İsrail-Filistin meselesini gelin İİT ve AB olarak müşterek bir çalışma ile ele alalım. Bakalım bu teklif ne getirir?

"KİMİN ELİ KİMİN CEBİNDE BELLİ DEĞİL"

Özellikle YPG ve FETÖ konusunda bir hayal kırıklığı yaşıyor musunuz? Türkiye-ABD ilişkilerinin indiği seviyeden normal bir seviyeye çıkarılma umudunuz var mı?

"Bu olayın birçok başlığı var. Olay sadece YPG olayı değil. Mesela yargı sistemlerinde yaşananlar var. Bunların en önemlisi FETÖ meselesi. ABD terörle mücadelede kendine göre bir tanım yapmıştır. Onun terörist dediği ülke ve kişilerin terörle alakası da olmayabilir pekala. Şu anda İran’a, Pakistan’a yönelik yapılan açıklamaları bu çerçevede değerlendirmek lazım. Bazı ülkeleri bir şekilde sıkıştırmanın ya da içerde parçalanma sürecine girmelerini arzu etmenin ne anlamı var? Bu gelişmeler elbette düşündürücü. Bir başka başlık Rıza Sarraf (Reza Zarrab), arkasından Hakan Atilla meselesi, Halk Bankası meselesi. Bu konu ile ilgili yargı süreci kumpas üstüne kumpaslarla dolu. Bu süreç tamamen siyasidir, adli ve hukuki değildir. Kimin eli kimin cebinde belli değildir. Zanlı olan birisi kalkıp ‘Bana FBI 50 bin dolar verdi’ diyorsa bir defa sizin adalet sisteminiz çöktü demektir. Tüm bu konular, Türkiye ve ABD arasında hukuki sistemde ikili ilişkileri ciddi manada yaralamıştır. Ciddi manada burada aramızdaki süreçte darbe yemiştir."

"KILIÇDAROĞLU GAİPTEN HABER VERMEYE ALIŞKINDIR"

Beşiktaş Belediye Başkanı’nın görevden alınmasıyla ilgili CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘AKP alamayacağını anladı da onun için böyle hareketler yapıyor’ beyanı var, değerlendirir misiniz?

"Yani Kılıçdaroğlu gaipten haberler vermeye alışkındır. Şu anda daha 14 ay var. AK Parti bunaldı da bunu yapıyor falan bunların hepsi... Aç tavuk kendini buğday ambarında görürmüş. O da kendisini buğday ambarında görüyor. Bizim bütün attığımız adımların hepsi nerede bir suiistimal varsa nerede bir yolsuzluk varsa mülkiye müfettişleri ile birlikte gideriz. Benim vatandaşım korkmasa, çekinmese ortaya daha çok şeyler çıkar. "Yüzleşmeye var mısın? Suç üstüne var mısın’ diyorum adama, ‘Benim işim kalır o zaman’ diyor. Yani bunu demese olay çok farklı yerlere gidebilir. Nereden olursa olsun ister benim partim ister diğer partiler bizim bu işi belli noktalara getirmemiz lazım."

 "AFFEDİLİR YANI YOK"

Kılıçdaroğlu’nun en büyük marifeti yolsuzlukları savunmaktır. Nitekim Ataşehir’i nasıl savunduğunu gördük şimdi de Beşiktaş’ı savunuyor. Yolsuzlukları savuna savuna buralara gelmiştir. Beşiktaş’taki olaya yaklaşım tarzının hiç affedilir bir yanı yok bunların çok daha açık bir biçimde ortaya çıktığını göreceğiz.

 
7 Ocak 2018 Pazar 09:52 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Kazım DEMİR
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Türker Ertürk
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Mustafa Önsel
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Arslan Bulut
 
Muhammet İKİNCİ
 
Ahmet Özer
 
Abdulkadir TİRYAKİOĞLU
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1805 - Napolyon Bonapart komutasındaki Fransız ordusu Varşova'ya girdi.
1909 - Almanya'nın Borussia Dortmund futbol klübü kuruldu.
1918 - Hatay İlinin Dörtyol İlçesinde Fransız göçlerine karşı ilk kurşun Karakese Beldesinde Ömer Hocanın oğlu Mehmet (Kara Mehmet) tarafından sıkıldı.
1918 - Bahçe, İslahiye, Hassa, Mamure, Osmaniye (Cebelibereket) işgal edildi.
1919 - Mustafa Kemal ve Heyeti Temsiliye, Sivas'tan Ankara'ya hareket etti.
1920 - Milli Mücadele'yi destekleyen Antalya'da Anadolu gazetesi yayınlanmaya başladı.
1941 - II. Dünya Savaşı'nda, İstanbul'da ekmek karneye bağlandı.
1948 - İzmir Şehir Tiyatrosu ve Sergi Sarayı yandı.
1950 - Dwight D. Eisenhower, Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı (NATO) kuvvetleri komutanlığına atandı.
1965 - De Gaulle, Fransa cumhurbaşkanlığına yeniden seçildi.
1966 - Koç grubunca üretilen ilk Türk otomobili Anadol satışa sunuldu. Peşin fiyatı 26 bin 800 lira.
1968 - Piyanist İdil Biret, Paris'te dünyanın ünlü beş virtüözüyle konser verdi.
1969 - Amerikan 6. Filosu, İzmir'e geldi. Filonun gelişi protesto edildi ve Amerikalı denizciler tartaklandı.
1975 - 2. Türk Basın Kurultayı yapıldı.
1978 - Maraş katliamı başladı üç gün sürecek solcu ve alevi soykırımı ve katliamından sonra 24 Aralıkta sona erdi
1984 - Çin ve ABD, Hong Kong'un 1997'de Çin'e devredilmesi konusunda anlaştı.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
16
10
4
2
34
2
Malatyaspor
16
8
4
4
28
3
Beşiktaş
16
7
5
4
26
4
Trabzonspor
16
7
5
4
26
5
Galatasaray
16
7
5
4
26
6
Kasımpaşa
16
8
2
6
26
7
Antalyaspor
16
8
2
6
26
8
Konyaspor
16
6
6
4
24
9
Sivasspor
16
6
6
4
24
10
Bursaspor
16
4
8
4
20
11
Ankaragücü
16
6
2
8
20
12
Göztepe
16
6
1
9
19
13
Kayserispor
16
5
3
8
18
14
Alanyaspor
16
5
2
9
17
15
Akhisar Bld.Spor
16
4
4
8
16
16
Erzurum BB
16
3
6
7
15
17
Fenerbahçe
16
3
6
7
15
18
Çaykur Rizespor
16
1
9
6
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
13.12.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu273739454751
 
On Numara
17.12.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu06091519212324273335444648506265677071727580
 
Sayısal Loto
15.12.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu182529303244
 
Şans Topu
12.12.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu010208222714
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:45
  • Güneş07:34
  • Öğlen12:29
  • İkindi14:49
  • Akşam17:03
  • Yatsı18:40
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık