Trump’ın en büyük sorunu: 20 trilyon dolarlık borcu yönetmek

Ana Sayfa » Siyaset » Erdoğan’dan flaş Öcalan açıklaması

Erdoğan’dan flaş Öcalan açıklaması

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Afganistan dönüşü uçakta gazetecilere gündeme ilişkin önemli açıklamalar yaptı...

 
19 Ekim 2014 Pazar 07:09 
Yorum YapYazdır
 
 
Erdoğan’dan flaş Öcalan açıklaması

Türkiye’nin Kobani için gerekeni yaptığını ifade eden Erdoğan, “Türkiye olarak biz Kobani’den ülkemize gelenlere kapımızı kapamadık, kapımızı açtık ve 200 bin insan şu anda ülkemizde. Daha ne yapacaktı bu iktidar? Yapılması gerekeni yaptı” diye konuştu. Erdoğan, Öcalan statüsü ile ilgili olarak, “Başmüzakereci, vesaire gibi böyle bir şey… Bunlar çok büyük tehlike, çok büyük yanlış” şeklinde konuştu.

IŞİD ile koalisyon çalışmaları sürüyor. İncirlik üssüyle ilgili bazı açıklamalar yapıldı, gelinen nokta nedir? Türkiye taleplere nasıl yanıt verecek. Resmen böyle bir talep geldi mi? Türkiye talep gelmesi durumunda ne yapacak? şeklindeki soruya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şöyle yanıt verdi:
“Bizim biliyorsunuz, 4 başlık aslında söyleyeceğim var. Birtanesi, uçuşa yasak bölge meselesi, iki, güvenli bölge meselesi, üç, eğit – donat meselesi, dört rejim meselesi. Bunlar olmadığı sürece Türkiye olarak bizim orada yer almamız mümkün değil.

Son günlerde bir şeyler dolaşmaya başladı. Nedir o? PYD’ye silah desteği vermek ve PYD’ye verilecek silah desteğiyle IŞİD’e karşı burada bir cephe oluşturmak. Tamam da PYD şu anda bizim için PKK ile eştir, o da bir terör örgütüdür. Bir terör örgütüne kalkıp da bize dost olan NATO’da beraber olduğumuz Amerika’nın böyle bir desteği, açıktan açığa söyleyerek bizden ‘evet’ ifadesini, yaklaşımını beklemesi çok çok yanlış olur, böyle bir şeyi bizden beklemesi mümkün değil, böyle bir şeye de biz ‘evet’ diyemeyiz.
İncirlik meselesi ayrı bir mesele. İncirlik’te bizden istenen ne? O henüz belli değil. Bunu gördüğümüz anda değerlendiririz. Bizim güvenlik birimleriyle otururuz bunları konuşuruz, uygun gördüğümüz bir şey varsa buna ‘evet’ deriz, ama uygun değilse buna ‘evet’ dememiz de mümkün değil.

Biz niçin güvenli bölge istiyoruz? Güvenli bölge bir işgal hareketi değil ki güvenli bölge sadece kendi topraklarından kaçıp Türkiye’ye sığınan vatandaşa, Suriyeli vatandaşa kendi topraklarına dönme imkanını verme. Ama onlara bir güvenlik temin etmemiz lazım, bir güvence sağlamamız lazım ki onlar topraklarına döndükleri zaman nasıl ki şu anda bizde kamplarda kalıyorlar, kamplar sınır boylarında değil mi? Sınır boylarında. Orada belli kilometre mesafede, bu tabi dağ arazi var, düz ovalar var, bunların hepsi ayrı ayrı. Bazı yerde 5 kilometre olur, bazı yerde 15 kilometre olur, 25 kilometre olur, bunları ilgili birimlerimiz çalışacaklar. Bunlar zaten Amerikalı ilgililerle bizim Türk Silahlı Kuvvetlerimizin yetkilileri, Dışişleri Bakanlığı yetkilileri bunları zaten görüşüyorlar. Bu konuda da bunun adımları atılır. Şu anda bakıyorsunuz, Dışişleri Bakanları sözcüleri gerek Amerika’da gerek Avrupa’da bir şeyler söylüyorlar, bunların bir kısmından haberimiz var, bir kısmından haberimiz yok, ama haberimiz olan konularla ilgili biz o 4 başlığı önemsiyoruz. Buralardan taviz vermek mümkün değil. Hele hele biz PYD’ye silah verelim… Sen şu anda arazide rejime karşı, IŞİD’e karşı mücadele verenlere niye bu güne kadar vermedin bu desteği. Madem böyle bir destek vereceksin arazide şu anda rejime karşı da IŞİD’e karşı da savaş verenler var, onlara ver. Geçenlerde onlardan bir tanesi 74 kadar lider kadroda insanı biliyorsunuz kendi içinden vurulmak suretiyle 74′ü de kimyasal silahla öldürüldü, hiç duyuldu mu, buna karşı herhangi bir şey söylendi mi? Tam aksine. Şimdi biraz gerçekçi olmamız gerekiyor. Kalkıp da ‘PYD’ dendiği zaman, ben o zaman bu işten ciddi manada 77 milyonun sorumlusu olarak rahatsız olurum. Tıpkı ‘Kobani’ye sahip çıkıyoruz’ diyerek ülkemi karıştıranların Kobani dışındaki bölgelerde 250 bin insanın öldürülmesinden rahatsız duymadığı bir tabloyu görüyoruz. Burada Türkiye olarak biz Ayn el Arap’tan yani Kobani’den ülkemize gelenlere kapımızı kapamadık, kapımızı açtık ve 200 bin insan şu anda ülkemizde. Daha ne yapacaktı bu iktidar? Yapılması gerekeni yaptı.”

IŞİD’İN KOBANİ’DEN ÇEKİLMEYE BAŞLADIĞI İDDİASI

Kobani’den IŞİD’in çekilmeye başladığı bilgisi geldi mi? sorusu üzerine Erdoğan şunları söyledi:
“Bilgiler geliyor, bunları alıyoruz bu bilgileri. Bir taraftan çekilirken öbür taraftan belli bir yeri işgal edebiliyor, bütün bunların dışında ‘şu anda niye Suriye, illa da niye Kobani diye sormak lazım. Irak’ın üçte biri gitti, acaba bu üçte birde niye hiç rahatsız değil bunlar. Varsa yoksa Kobani, neden? Bunlar manidar. İngiltere sadece Irak diyor. Niye sadece İngiltere sadece Irak diyor da Suriye de demiyor. Biz hep söylüyoruz şu anda bizim bin 290 kilometre sınırımız var. Bütün dert bizde, kalkıp bu dostlar hiçbirisi ‘senin derdin nedir, senin ihtiyacın nedir’ böyle bir şey sormuyor. 4.5 milyar dolar harcama yapmışız, bunların hiçbirinden böyle bir şey duyulmuyor. Bize gelen nedir? 200 milyon dolar civarında bir para. BM Mülteciler Konseyi’nden gelen para 20-25 milyon dolar, tek burada aklımda kaldığı kadarıyla Suudi Arabistan’ın bize 50 milyon doları gelmişti, diğerleri irili ufaklı şeyler.”

“BAŞMÜZAKERECİ, BUNLAR ÇOK BÜYÜK TEHLİKE”

Çözüm Süreci’nde yeni bir aşamaya gelindi. Yeni aşamada da Öcalan’ın konumuna ilişkin bazı tartışmalar başladı. Talepler var, statüsü değişebilir, başmüzakereci statüsü verilsin gibi. İlerleyen aşamalarda şartlarında iyileşme söz konusu olabilir mi? şeklindeki soruya Erdoğan’ın cevabı şöyle oldu:

“Taleplere yeni yanıt verilmesi söz konusu mu? Ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum olmuş olan bir insan var. Bu insani şartların iyileştirilmesine yönelik yapılması gereken her şeyi bu devlet yapmıştır. Bundan daha ilerisi zaten olamaz. Herhalde kalkıp özel villa tahsis edilecek hal yok. Şu anda orada 2 odası var, 2 odasının dışında televizyonu… Bunların hiçbirisi yoktu, bizim iktidarımız döneminde bunları verdik. Bunun dışında oradaki 5 tane diğer mahkumla görüşebilme imkanı var, bunun dışında daha ne olacak.

Başmüzakereci, vesaire gibi böyle bir şey… Bunlar çok büyük tehlike, çok büyük yanlış. İstihbarat Müsteşarımız gidiyor, zaten kendisiyle görüşülmesi gereken konuları görüşüyorlar. Ama son zamanlarda bir şeyler değişti. Şu anda bakıyorsunuz İmralı farklı bir havada, dağ farklı bir havada, Parlamento’daki temsilcileri farklı bir havada, böyle bir ayrışmanın, bölüşmenin olduğu yerde ülkemi karıştıranların hali de ortada.

Yarın akil insanlarla Başbakanımız toplantısı olacak, hafta içinde kendileriyle konuşur, görüşürüz. Benim Cumhurbaşkanı olarak kanaatim kesinlikle bugüne kadar olan 11 yıllık tecbüremle budur. Böyle bir genişletilmesi şusu, busu… Ne kadar genişletilecekse zaten genişletilmiş, imkan her şey verilmiş. Sağlık noktasında tedavi falan her şey aksatılmadan yapılıyor.”
Öcalan’ın başka bir cezaevine nakil edilmesi iddialarıyla ilgili olarak, “Onun sıkıntıları başkadır. Orası cezaevi değil dikkat ederseniz” dedi.

“PARALEL DEVLET YAPILANMASI ULUSAL GÜVENLİĞİMİZİ TEHDİT EDEN UNSURLARDAN BİRTANESİDİR”

Paralel yapıyla mücade konusunda bir açıklamanız oldu. MGK’yı işaret ettiniz, yeni bir adım adılacağı yönünde bazı yorumlar yapıldı. Fethullah Gülen’in terör örgütü olarak kabul edileceği, paralel yapının bu şekilde yer alacağı ve bunun Milli Güvenlik Siyaset Belgesinde yer alacağı şeklinde açıklamalar yapıldı. MGK’da paralel yapıyla mücadele konusunda nasıl bir adım bekleniyor? sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan şu yanıtı verdi:

“Milli Siyaset Belgesi içerisinde belli konu başlıkları yer alır. Bunlardan birtanesi ki en önemlisidir o; ulusal güvenliği tehdit eden unsurlar. Burada paralel yapı veya paralel devlet yapılanması ulusal güvenliğimizi tehdit eden unsurlardan birtanesidir. Bu ay yapılacak olan MGK toplantımızda ulusal güvenliğimizi tehdit eden unsurlar gündemimizde yerini alacaktır. Ve sonunda zaten müzakerelerden sonra da basın açıklamasında tavsiye kararları vesaire hepsi çıkacaktır. Müzakerelere bağlı olarak tavsiye kararında yerini alırsa o zaman hükümet bu konuyla ilgili Bakanlar Kurulu karanını eğer bu tavsiye kararı istikametinde alması halinde o zaman bu Milli Güvenlik Siyaset Belgesi içinde yerini alır.

Kaldı ki Milli Güvenlik Siyaset Belgesi 5 yılda bir yenilenir. Önümüzdeki yıl 5 yıllık süre doluyor, 5 yılda bir tekrar yenilenmesi söz konusu, ama burada illa 5 yılda bir beklenmesi kaydı da yoktur. Fevkalade hallerde bunu daha önceye de çekmek mümkündür, içerideki bazı değişiklikleri yapmak mümkündür. Bu neyi getirir, bu yargının da uluslararası camianın da bu tür olaylara bakınışı değiştirir, önemli bir adımdır bu. Dostluk, kardeşlik bağlarıyla birbirine bağlı olduğunu söyleyen ülkeler bu tür şeylerde o ülkenin gerek Bakanlar Kurulu gerekse Milli Güvenlik Kurulu gibi önemli bir kurumunun almış olduğu kararı veya tavsiyeyi gözardı etmezler.

Yeni bir süreç şudur; o da yargıdaki süreçtir. Yargıda atılacak olan yeni adımlar var, yeni adımlarla ilgili olarak da birçok şikayetler var, biriken dosyalar… Görüyorsunuz birçok şeyler açığa çıkmaya başladı. Şu ana kadar birçok belgeyi veremeyen insanlar artık o belgeleri vermeye başladılar. Bu belgelerin verilmesiyle ben inanıyorum ki yargı çok daha farklı adımları atacaktır. Kararlarını da buna göre verecektir.”

Afganistan ziyaretini değerlendiren Erdoğan şöyle konuştu:
“46 yıl aradan sonra ilk defa Türkiye Cumhurbaşkanı Afganistan’a böyle bir ziyareti gerçekleştiriyor. 2005′te benim başbakan olarak bir ziyaretim oldu. Bu defa cumhurbaşkanı olarak yapmış olduğum ziyaretin iki özelliği var. Bir, Eşref Gani de doğrudan ilk defa cumhurbaşkanı seçilen birisi, bende doğrudan ilk defa seçilen birisiyim, ortak yanımız. Bir diğer yanı bildiğiniz gibi yüzde 55 – 45 gibi oranla birinci, ikinci adaylar seçildi. Buna ragmen böyle bir milli mutabakat oluşturmaları manidardır.
Afganistan’daki sıkıntılar, gerginlikler böyle bir hükümet kurmayı teşvik etmiş olabilir. 50 – 50 gibi de bir paylaşıma gidiyorlar hükümette, kabine böyle oluşacak. Bu da tabi bir taraftan belki bir feragat bir taraftan belki bir fedakarlık ama bunun farklı belki bazı nedenleri olabilir. Hükümetin 40 gün içinde kurulması kaydı var, bunun için 40 içinde bu hükümet kurulmuş olacak. Fakat Afganistan görüldüğü gibi şu anda ekonomisi olan bir ülke konumunda değil. Temennimiz odur ki kardeş, dost bir ülkenin bir an önce bu halden kurtulmasıdır, çıkmasıdır. Kişi başı milli gelir 250 doların olduğu bir ülke, kişi başına milli gelirde de kendi ihracat ve ithalatından kaynaklanan bir şey değil, yapılan yardımlarla oluşan bir bütçeden doğuyor.
Alt yapısı vesairesi bir taraftan yapılıyor. Fakat şu anda ekonomiye yönelik adımar hususunda Eşref Gani’nin burada Maliye Bakanlığı yaptığı dönemde, Karzai hükümetinde, ekonomide bazı attığı ciddi adımlar var. Örneğin, 4 ayrı para kullanırılırken ilk defa Afgan parasına geçen bir bakan konumunda, böyle bir kararlılığı olan insan. Buranın Merkez Bankasını yönetmiş, sonra Maliye Bakanlığını üstlenmiş bir insan. Dünyayı tanıyan, bilen Afganistan’a farklı bir bakışı getirebilen bir insan, kararlı bir tip, irade koyabilen bir tip.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmelerde güncel sorunları ele aldıklarını ifade ederken şunları söyledi:
“Şu anda 4 meseleyi aramızda özellikle müzakere ettik. Bir tanesi bölgedeki gelişmeler. Bu bölgedeki gelişmeleri analiz ederken ben adeta bir yay örneği vermek durumunda kaldım. Pakistan’dan alın, Afganistan, İran, Irak, Suriye, Mısır, Libya, Tunus’a kadar adeta yay gibi Filistin bu arada, bu halkı Müslüman olan ülkeler üzerinde ciddi bir operasyon var. Burada bir huzursuzluk… Bunların hepsi de bölünmeye yönelik huzursuzluklar, biz buraları nasıl böleriz. Böl – parçala – yut veya böl – parçala – yönet mantığıyla çalışma yapılıyor. Perde arkasında bütün proje hazırlanmış durumda, ona göre de bu adımları atıyorlar. Pakistan, Afganistan arasında sıkıntılar sürekli oluyor. Sayın Sezer döneminde gerek Pervez Müşerref ile gerekse Sayın Karzai ile benim birebir görüşmelerim olmuştu, onlardan sağolsunlar ricalarımız oldu ve onlar üçlü olarak bir araya gelmeyi kabul ettiler. O zaman Sayın Sezer, Pervez Müşerref ve Karzai dörtlü olarak bir araya geldik. Bundan sonraki süreçte ise süreci aynı şekilde Pakistan Cumhurbaşkanı, Afganistan’da Karzai ve Türkiye’de Abdullah Bey ile birlikte İstanbul Süreci adıyla yürütme imkanı oldu. Şimdi de inşallah yine bu süreci bu yıl sonuna kadar veyahut önümüzdeki yılın başında tekrar bir araya gelmek suretiyle devam ettireceğiz.
Bunların bu ülkelere kazandıracakları neler olabilir derseniz, bir ülke barışına hizmet eder. Çünkü Pakistan’ın içinde terör noktasında ciddi sıkıntılar var. Aynı şekilde Afganistan’da özellikle sınır bölgelerinde ciddi sıkıntılar oluyor. Bunların aşılabilmesi için Türkiye’nin burada bir rol üstlenmesi normaldir. Türkiye’ye karşı her iki ülkenin muhabbeti çok çok farkı ve olumlu.
Oradan İran, Irak, Suriye’ye geldiğimizde. İran ve Suriye noktasında biz İranlı kardeşlerimize hep şunu söyledik; Burada Türkiye ve İran aktif rol almak suretiyle bu işi biz çözelim, başkalarına bırakmayalım. Ama ne yazık ki şu ana kadar İran ile bu konuda bir mutabakat sağlayamadık. Halbuki bu mutabakatı sağlayabilseydik, belki de şu anda bu kadar kan dökülmez, bu kadar insan ölmezdi. Gün geçmiyor ki Irak’ta onlarca insan, yüzlerce insan ölmesin. Suriye’nin zaten tablosu ortada, 250 bine varan ölüm sayısı. Sığınmacılara baktığınızda 5 milyonu aşkın sığınmacı var, bunların 1,5′u bizde, 2 milyonu Lübnan’da, Ürdün’de ciddi sayıda var, Irak’ta aynı sayıda var. Bütün bu insanlar evlerinden, yerlerinden yurtlarından oluyorlarsa burada acaba kim sorumlu? Ben şu soruyu bize yönetenlere hep şaşıyorum, o da nedir? ‘Esed gidince yerine kim gelecek?’ Esed gidince yerine kim gelecek diyenler aslında şecead arz ederken, sirkatin söylüyorlar. Esed’in neyini orada tutuyoruz, neyi var, başarılı ne yapıyor ki Esed’in orada durmasını soruyorsunuz. Onun gitmesinden daha faydalı hiçbir şey olamaz. Ne olacak, olması gereken halkı sandığa götürüp, halk kendi iradesiyle ortaya çıkan adaylardan bir tanesini seçecek ve Eser ile mukayese edilmeyecek derecede başarılı olur. En azından 250 bin ölü sayısını görmeyiz, yaşamayız. Ortada böyle bir felakat var. Aynı şeyi biz Sayın Putin ile de çok müzakere ettik, çok görüştük. Dışişleri Bakanlarımıza görev verelim, onlar çalışsınlar vesaire, dışişleri bakanlarımız defaetle bir araya geldiler, onlardan da bir netice alamadık. Çalışmaları beşli yapalım dendi, onarı da denedik, maalesef şu ana kadar netice alamadık. Umutsuz olacak mıyız? Olmaya gerek yok, çünkü biliyorsunuz Nahçıvan – Karabağ meselesinde bile 22 – 23 yıl oldu Minsk Üçlüsü ABD, Rusya, Fransa hala çözemediler. Kimse ‘yav bu 23 yıldır çözülmüyor’ diye soru sormuyor. ‘Duralım bakalım’ diyorlar, kime esiyorsa bir davet ediyor, liderlerle görüşmeler yapıyor vesaire, bu şekilde süreçtir gidiyor. Bunlar siyasetin taktiklerimidir, farklı bir şey midir onu o sorumluluğu üstlenenlere sormak lazım.

BM’ye gelince bu konudaki kanaatim çok açık. Ben, BM’nin bu konularda üstlendiği görevi yerine getirdiğine zaten inanmıyorum. Son genel kurulda yaptığım konuşmada da bunu açık, net ifade ettim. ‘Bu Birleşmiş Milletler ne iş yapar, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ne iş yapar’… BM Güvenlik Konseyi’nin geçici üyelikleri için seçimler yapıldı. Biz bir kez buna girebilmiştik, bu defa da aday olduk. Fakat seçimin neticesinde bize söz verenlerin, 140 ülke söz verdiği halde, 140 ülkenin nasıl manevra yaptığını görmek çok açık net bir şeylerin nasıl döndüğünü ortaya koyuyor. İspanya’nın seçilmiş olmasından herhangi bir üzüntümüz yok, ama İspanyol Dışişleri Bakanı’na sarılanlar bizi ilgilendiriyordu. Çünkü onlarla farklı bazı birlikteliğimiz vardı, bunlar da kendilerini orada ele vermiş oldu.

Bu konuları kendileriyle görüştükten sonra. ‘Türkiye’de siz ne yaptınız ki ekonominizi bu kadar kısa zamanda böyle iyi bir konuma getirdiniz’… Ben sayın Gani’ye bunları anlattım. Bizler, sizlerle elamanları gönderin, elemanlar bizim kurumlarımızda çalışmalar yapmak suretiyle her türlü desteği veririz’ dedik. Kendilerine güven olmadan istikrar olamayacağını… Şu anda Afganistan’da güven sorunu var, bu sebeple de sermaye sabihi buraya kolay kolay yatırım yapmaz. Bu demek değil ki bundan geri duralım, hayır geri durmayacağız, ama en önce burada Afgan’ın, sermaye sahibinin burada yatırım yapması lazım. Afgan sermaye sabihi yatırım yapmazsa küresel sermayeyi buraya çekemez. Onlardan bazıları burada yatırım yapmaya kalkarsa onu gören bir başka uluslararası ortağı, küresel sermayeden o da gelip Afganistan’a yatırım yapabilir. Belki cesameti çok çok büyük olmayabilir, ama küçükten başlayıp zamanla büyüyebilir. Bizde Güneydoğu, Doğu’da istediğimiz tür yatırım malesef yok, ama hiç mi yok? Var, nasıl var? Ufak boyutta var, 50 – 60 milyon dolarlık yatırımlar şu anda var. Bu yatırımları yapanlar bölgenin insanı, dışarıdan gelen nadirattandır. O bölgenin insanı yapıyor, özellikle mermer sanayinde Van’da, Diyarbakır’da yatırım yapabiliyor. Şanlıurfa’da et ve et ürünlerinde yatırım yapabiliyor, oradaki yatırım çok çok büyükce bir yatırım. Bunların şu ana çoğalması da söz konusu. Burada biz bu adımları atarken Afganistan’ın kendine ait zenginlikleri var. Madencilikte belli bir alt yapısı var, zenginliği var. Bu eğer işlenebilirse, buranın kendi insanı bu adımı atarsa gerisi gelebilir. Tarım ile ilgili ciddi manada bir imkan var, buna da kapılar açık olabilir. Hayvancılıkla ilgili adımar atılabilir.

Buraya niçin binlerce kilometre uzaklıktan birileri Afganistan’a geldi. Afgan halkı veya yönetimi ne yapmıştı ki bu insanlar buralara kadar geldi? Bu soruya cevap aramak faydalı olur diye düşünüyorum.

Özellikle, genel olarak Asya ve Pakistan ilişkileri noktasındaki İstanbul Süreci ve İstanbul Süreci ile ilgili olarak bizim Pakistan ile ilişkilerimizi daha ileri konuma taşıyalım arzuları var.

İkili ilişkiler konusunda Türkiye ve Afganistan olarak biz her türlü ilişkileri kurmaya devam edeceğiz. Şu anda kararlı destek misyonunda Türkiye olarak biz yerimizi alıyoruz. Birinci derecede ABD var ve biz sayımız şu an itibariyle belli, şu anda 700 civarında görünen sayı bini bulabilir. Bunun dışında Almanya ve İtalya dörtlü koalisyonun içerisinde yerini almış olacak. Yıl sonu itibariyle 12 bine filan düşecek, şu andaki sayı 30 bin civarında.

Kabil dışındaki yerlerde çok fazla asker kalmayacağına dair bir tespitleri var. Daha çok Afgan ordusu bu işi sürdürecek. Afgan ordusu da 175 bin civarında bir ordu oluşuyor. Ciddi sayıda bir polis teşkilatı olacak, bu konuda kendilerine ciddi bir eğitim desteği verdik, vermeye devam edeceğiz.

Pakistan, Afganistan, Türkiye olarak da ekonomik ilişkilerimizi daha iyi konuma getireceğimize dair inancımızı pekiştirdik. Temenim odur ki bu ülke tekrar bu tür sıkıntıları yaşamaz. Okuma – yazma oranına bakıyorsunuz yüzde 52′de erkekleri, yüzde 35 civarında bayanları görüyorsunuz. Bu hakikaten ciddi bir sıkıntı. Biz Türkiye olarak TİKA ile yatırım ağırlıklı desteklerimizi sürdürüyoruz. Okullar, hastaneler, ceşmeler, yollar bu çalışmalarımızı aynen sürdürmeye devam edeceğiz. Şu anda ihalesini yaptığımız Mevlana Celaleddin Rumi ile alakalı onun doğduğu evin ve çevresinin düzenlemesine yönelik bir adımımız var, onun ihalesini arkadaşlar yarın yapmış olacaklar. Bir de kendilerinden orada bir üniversite kurmayı arzu ettiğimizi söyledik. Bu konuda Mevlana Celaleddin Rumi Üniversitesiyle alakalı Kabil merkezde bir yer istdedik. Sayın Cumhurbaşkanı olumlu cevap verdi. Büyükce de bir arazi istedik, tahsis ederse orada güzel bir üniversite kuralım ki Türkiye olarak daha da kalıcı inşallah olalım. Hastanemizle de burada özellikle ayağı, kolu olmayan çok insan var. Bunları getir – götür zor bir iş. Kuracağımız hastanenin bir bölümünde protezlerin takıldığı bir adım atalım istiyoruz. Biz 5 yıl burada hem eğitimini verelim hem doktorumuzu buraya gönderelim ki buradakileri yetiştirsinler. Aynı zamanda protez imalatını kuralım, yerinde bu işleri çözelim diyoruz.

Verimli bir seyahet oldu. Abdulah Abdullah ile görüştük, Raşid Dostum ile ikili görüşmeler yaptık. İnşallah kendilerini Türkiye’de ağırladığımızda da stratejik ortaklık ve dostluk anlaşmasını da imzalamak suretiyle bu işi geleceğe yönelik daha kalıcı kılan bir adımı da atmış olduk, bu anlaşma da bu seyahatimizin en önemli yanıydı.”

 
19 Ekim 2014 Pazar 07:09 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:47
  • Güneş07:33
  • Öğlen12:44
  • İkindi15:17
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:08
 
Tarihte Bugün
1517 - Osmanlı ordusu Ridaniye Savaşında Memluk ordularını yendi. Bu savaşın ardından, halifelik Osmanlılara geçti.
1580 - İstanbul Rasadhanesi III. Murat tarafından yıktırıldı.
1771 - Falkland Adaları İspanya tarafından Britanya'ya bırakıldı.
1842 - Baytar Mektebi (Veteriner Fakültesi) açıldı.
1873 - Kasımpaşa tersanesi işçileri greve gitti.
1889 - Columbia Phonograph plak ve müzik şirketi Washington, D.C.'de kuruldu.
1905 - Birinci Rus devrimi başladı. Çar birliklerinin Kışlık Saray'a dilekçe vermek için yürüyüşe geçen işçilere ateş açmaları ve Kanlı Pazar diye anılan günde, 500 işçiyi öldürmeleri üzerine ayaklanmalar baş gösterdi.
1924 - Birleşik Krallık'ta İşçi Partisi lideri Ramsay Mac Donald başbakanlığa atandı.
1930 - Gazi ve Türklük aleyhine" yayın yapmaktan dolayı Resimli Ay gazetesi aleyhine dava açıldı.
1932 - İlk Türkçe Kur'an, Hafız Yaşar (Okur) tarafından Yerebatan Camii'nde okundu.
1938 - Yalova'da Termal Oteli açıldı.
1939 - Columbia Üniversitesi'nden bir grup bilim insanı uranyum atomunu parçalamayı başardı.
1942 - İmla Kılavuzu'nun tüm okul ve işyerlerinde kullanılması hakkında genelge yayımlandı.
1946 - Ampul satışları serbest bırakıldı.
1947 - Fransa'da yeni kabineyi sosyalist Paul Ramadier kurdu.
1949 - Mao'nun orduları Pekin'i aldı.
1950 - İstanbul grekoromen güreş takımı İstanbul'da Paris takımını 7-1 yendi.
1952 - Dünyanın ilk jet yolcu uçağı olan de Havilland Comet, BOAC havayolu şirketinin filosunda hizmete girdi.
1953 - Türkiye Milliyetçiler Derneği kapatıldı.
1957 - İsrail ordusu Sina Yarımadası'ndan çekilmekle birlikte Gazze Şeridi'ndeki işgalini sürdürdü.
1959 - İzmir Toplu Basın Mahkemesi, Demokrat İzmir gazetesi yazı işleri müdürü Şeref Balçık'a 15 gün, gazetenin sahibi Adnan Düvenci'ye 1 yıl mahkûmiyet cezası verdi.
1959 - Kadın avukatlar, Refik Erduran'a "Bir Kilo Namus" adlı yapıtı nedeniyle açtıkları davadan vazgeçtiler.
1961 - İstanbul'da 300 cam işçisi kapalı salon toplantısı yaptı.
1965 - Yeni Seçim Kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi. Yeni Seçim Kanunu milli bakiye sistemini ve birleşik oy pusulası kullanımını öngörüyor.
1969 - Teksif Sendikası'na bağlı işçiler Defterdar Fabrikası'nda grev başlattı.
1969 - Fikir Kulüpleri Federasyonu'nun "Türk halkına mektup" başlıklı bildirisi toplatıldı.
1970 - Boeing 747 ilk kez Londra'ya uçtu.
1972 - Brüksel Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmaya göre; Birleşik Krallık, İrlanda, Danimarka ve Norveç 1 Ocak 1973'ten itibaren Avrupa Ekonomik Topluluğu'na (AET) üye olacak.
1973 - 12 Mart dönemi başbakanlarından Nihat Erim İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye Yargıçlığı'na adaydı. Çok tepki görünce adaylıktan çekildi.
1977 - İstanbul'da Saraçhane-Sultanahmet arasında "Faşizme Ölüm" yürüyüşü yapıldı. Yürüyüşe 5 bin kişi katıldı.
1980 - Güvenlik güçleri arama yapmak için TARİŞ (İzmir, İncir, Üzüm, Pamuk ve Zeytinyağı Tarım Satış Kooperatifleri Birliği) işletmelerine girmek istedi; 50 kişi yaralandı, 600 işçi gözaltına alındı. TARİŞ'e bağlı işyerlerinde işçiler direnişe geçti.
1980 - Nükleer fizikçi Dr. Andrei Sakharov, SSCB'de ülke içi sürgüne gönderildi.
1981 - İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı'nca gözaltına alınan Milliyetçi İşçi Sendikaları Konfederasyonu (MİSK) yöneticilerinin tümü serbest bırakıldı.
1984 - Kullanıcı dostu grafik ara yüzü ve faresi ile bilgisayarı kullanıcılara sevdiren ilk ticari bilgisayar olan Apple Macintosh, ünlü "1984" televizyon reklam kampanyası ile tanıtılmaya başlandı.
1987 - Türkiye-Yunanistan Uyum Antlaşması Avrupa Topluluğu (AT) adına parafe edildi.
1987 - Yüksek Sağlık Şurası, tüp bebek uygulamasının Türkiye'de de başlatılmasını kararlaştırdı.
1988 - Nazım Hikmet'e vatandaşlık haklarının geri verilmesi için kampanya başlatıldı.
1989 - Sovyetler Birliği'nde ilk kez "Uluslararası Güzellik Yarışması" düzenlendi. Yarışmada Türkiye'yi temsil eden Meltem Hakarar birinci seçildi.
1990 - Sovyet lideri Gorbaçov, Kızıl Ordu askerlerinin ayaklanmayı bastırmak üzere Azerbaycan'a yollandığını açıkladı.
1991 - Bir Irak scud füzesi İsrail'e düştü,üç kişi öldü.
1996 - Gazeteci Metin Göktepe'yi öldürdükleri iddiasıyla biri emniyet amiri 24 polis gözaltına alındı.
1996 - Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) kuruldu. Partinin genel başkanlığına Doç. Dr. Ufuk Uras seçildi.
1997 - Amerika Birleşik Devletleri senatosu, Madeleine Albright'ın ülkenin ilk kadın dışişleri bakanı olarak atanmasını onayladı.
2000 - Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, DYP Şanlıurfa Milletvekili Fevzi Şıhanlıoğlu'nun ölümü ile ilgili davada, MHP Milletvekili Cahit Tekelioğlu'nu 2 yıl 9 ay 10 gün ağır hapse mahkum etti. MHP Milletvekili Mehmet Kundakçı'nın ise beraatine karar verildi.
2006 - BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, Yemen açıklarında kaçakları taşıyan bir teknenin alabora olması sonucu ilk belirlemelere göre 22 kişinin öldüğünü bildirdi.
2006 - Mersin'de 4,0 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.
2006 - Profesyonel basketbol ligi olan NBA'in şu andaki en iyi oyuncusu olan Kobe Bryant Toronto Raptors karşısında 81 sayı atarak NBA tarihinin Wilt Chamberlain'den (100) sonra bir maçta en çok sayı atan oyuncusu oldu.
2007 - Vikipedi Altın Örümcek 2006 "En İyi İçerik" ödülünün sahibi oldu.
2007 - Bağdat'taki bombalı saldırılarda 73 kişi öldü, 138 kişi yaralandı.
2007 - Bolu Tüneli'nin sağ tüpü açıldı.
871 - Basing Savaşı Danimarkalı istilacı vikingler anglosaksonları ( Anglosakson kralı:Ethelred of Wessex ) Basing'de yendi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
19.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010727325051
 
On Numara
16.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04060711131823272934414550515259676973747579
 
Sayısal Loto
21.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu222331354348
 
Şans Topu
18.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030419232908
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık