KPSS sonuçları belli oldu.. Tıkla öğren

Ana Sayfa » Siyaset » Erdoğan ve Gül, PKK-MİT görüşmesini kamerayla izlemiş

Erdoğan ve Gül, PKK-MİT görüşmesini kamerayla izlemiş

2010-2012 arasında devletin PKK ile temasına aracılık yapan Mehmet Emin Pencevini BBC’ye konuştu. Dönemin Müsteşarı Emre Taner ile MİT’te buluştuğunu söyleyen Pencevini, Erdoğan ve Gül’ün görüşmeyi kameradan izlediğini söyledi.

 
19 Nisan 2016 Salı 13:08 
Yorum YapYazdır
 
 
Erdoğan ve Gül, PKK-MİT görüşmesini kamerayla izlemiş

Hükümet ve PKK arasında temas kurulması için 2010-2012 yılları arasında aracılık yapan Kürt siyasetçi Mehmet Emin Pencevini, BBC Türkçe'ye konuştu. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin (IKYB) Süleymaniye kentinde BBC Türkçe'den Mahmut Hamsici’nin sorularını sorularını yanıtlayan Pencevini, Ankara-Erbil-Bağdat-Kandil hattında görüşme trafiği yaptığı dönemde yaşadıklarını ayrıntılı olarak aktardı.

Pencevini, Türkiye'den gelen talep üzerine dönemin Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani'nin kendisini çağırması ve aracılık yapmasını talep etmesi üzerine Kandil ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) arasında görüşmelere başladığını belirtti.

Irak Kürt siyasetinde önemli bir isim olan, Kürdistan Ulusal Kongresi üyesi Pencevini, 2010'da Oslo sürecinin başlamasıyla geriye çekildiğini ancak sürecin sona ermesi ardından yeniden devreye girdiğini söyledi.

Pencevini, bu ikinci dönemde Kandil, Talabani ve IKYB Başbakanı Neçirvan Barzani'yle görüşerek çözüm sürecinin başlamasına ön ayak olduğunu aktardı.

“İLK TALEP, ERDOĞAN'IN GÖRÜŞTÜĞÜ TALABANİ'DEN GELDİ”

Siz, devlet ve PKK arasındaki aracılık sürecine ilk olarak nasıl dahil oldunuz?

Celal Talabani Irak cumhurbaşkanıyken bana, Türkiye hükümeti, özellikle de o dönemki başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın PKK'yla savaşı bitirmek için istekli olduğunu ve bu konuda bir şeyler yapmak istediğini söyledi.

Size ne zaman mesajı aldınız?

2010'da

Size başka neler iletildi?

Türkiye hükümeti o zaman, "Biz PKK'yla doğrudan muhatap olmak istemiyoruz, bir şekilde dolaylı görüşmek istiyoruz" demiş. Ben de Talabani'ye, "Tamam, ama önce Kandil'in fikrini almam gerekiyor" dedim. Kandil'e gittim, Murat Karayılan'la görüştüm.

“KARAYILAN, GÜL VE ERDOĞAN'A SELAM SÖYLEDİ”

Kandil'in tavrı ne oldu?

"Böyle bir durum var" dedim ve kendisine ilettim. "Tamam, barış süreci için bir hazırız, diyaloğa hazırız. Türkiye'de Kürt sorununun diyalog temeline dayalı olarak çözülmesine hazırız" dedi.

Karayılan bana, "Kendileri Türkiye'deki Kürt sorununu kabul eden ve çözmek isteyen ilk cumhurbaşkanı ve başbakan oldukları için Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a selamlarımı iletin. Bizim de aynı fikirde olduğumuzu ve bu sorunu diyalog yoluyla çözmek istediğimizi iletin" dedi.

Bundan sonra Türkiye'de MİT'e gittim. O dönemki MİT Müsteşarı Emre Taner'le görüştüm.

Görüşmede kimler vardı?

Arapça bir tercüman getirdiler. Ben, "Kürtçe konuşmak istiyorum" dedim. "Ne yazık ki Kürtçe tercümanımız yok, Arapça tercümanımız var" dediler. Görüşmede Taner dahil üç kişi vardı. Bir askeri yetkili ve hükümetten başka bir güvenlik yetkilisi vardı. Birisi yaşlı bir bayandı. İsimlerini bilmiyorum.

Neler görüştünüz?

Takriben üç saatlik bir görüşme yaptık. Bana soru sordular ben de bütün soruları Türkiye ve Kürtlerin menfaatleri doğrultusunda cevapladım. Ondan sonra ben onlara soru sormaya başladım.

"Siz gerçekten Kürt sorununu çözmekte ciddi misiniz" dedim. Emre Taner, "Erdoğan bana Kürt sorununu çözmek istediğini söyledi. Benim emekliliğim geldi ama Erdoğan Kürt sorunu çözmek amacıyla bir proje sunmam için görevimi altı ay daha uzatmamı istedi" dedi. Ben de, "Çok güzel" dedim ve "Sizin projeniz nedir" diye sordum.

“HÜKÜMET SÖZÜNÜ TUTMAZSA DAĞA ÇIKARIM”

"Anayasa'da değişiklikler yapılacak, Anayasa'da Türk'ten başka Kürt milleti vardır ifadesi de geçecek" dedi.

Projesinde PKK'lılara genel af çıkartıp hepsini serbest bırakmak da vardı. Bırakılanlar o dönemdeki BDP'nin (Barış ve Demokrasi Partisi) çatısı altında siyasi faaliyetlerini sürdürebileceklerdi. Buna karşılık da PKK'nın silah bırakmasını istiyordu.

Af çıktıktan sonra hepsi Türkiye'ye geri döneceklerdi. Ben onlara, "Şayet PKK 'tamam' dedi, silahını bıraktı, hepsi Türkiye'ye geldi, o zaman Türkiye hükümeti verdiği vaatleri tutmazsa ne olacak" diye sordum.

Emre Taner, "Eğer hükümet sözünü tutmazsa ben de dağa çıkarım" dedi. Ben de gülümseyerek, "Hoş gelirsin, ben sizi dağlara götürürüm" dedim.

ÖCALAN İÇİN “MANDELA MODELİ”

Bu arada ilk üç yıl içerisinde PKK'dan yaklaşık 70 kişiye af verilmeyecekti.

Şunu dedi: "Bu 70 kişi isterse güneyde, yani bizim bölgede, isterse herhangi bir Avrupa ülkesinde kalabilir. Harcamalarını biz karşılarız. Bu üç yıl içerisinde bu kişilere yavaş yavaş af çıkartacağız, zamanla onlar Türkiye'ye gelip topluma katılacak".

Ayrıca, "Bu üç yıl içerisinde Abdullah Öcalan'ı hapisten çıkartıp ev hapsine tabi tutacağız. Nelson Mandela'nın projesi gibi bir şey düşünüyoruz. Abdullah Öcalan'ı ev hapsinde tuttuğumuz zaman, insanlarla, gazetecilerle vs... görüşebilir. Öcalan'ın affedilmesi için kesinlikle parlamentonun bunu onaylaması gerekir" dedi.

Ben, "Meclis onaylamazsa ne olur" diye sordum. "Biz bununla ilgili çalışacağız, çünkü zaten meclisin büyük çoğunluğu bizden oluşuyor" dedi. İki defa Ankara'ya gittim.

“ERDOĞAN VE GÜL, MİT'TEKİ GÖRÜŞMEMİZİ CANLI İZLEDİ”

Emre Taner, söylediklerinin, Erdoğan tarafından onaylanıp onaylanmadığına dair bir şey söyledi mi?

Erdoğan kendisine, böyle bir proje yap diye teklif etmiş. Ondan sonra bu yaptığı projeyi sunmuş ve Erdoğan'ın onayını almış. Böyle söyledi.

O halde sizce, bu görüşmede anlatılan planların hepsi, o dönemki hükümetin onayladığı görüşler miydi?

Tamamen. Bizim yaptığımız bütün görüşmeleri Erdoğan ve Gül de canlı olarak izledi.

Bunu nasıl öğrendiniz?

Kameradan canlı olarak bizleri izledikleri söylendi. Bana ilk gittiğimizde, "Bizi Erdoğan'la Gül canlı olarak izliyor, bu yüzden sen rahat ol, içinden geçen ne varsa söyle, çekinme" dediler.

"TALABANİ, GEREKİRSE 700 KİŞİYİ AĞIRLARIM, KOLAY' DEDİ"

Daha sonra Irak'a döndünüz...

Döndüm ve Talabani'yle görüştüm. Size anlattığım gibi ona da anlattım.

Talabani, "O kişiler isterse 70 değil 700 kişi de olsun, gelsinler Süleymaniye'de ben onlara ev veririm, koruma da sağlarım. Üç yıl bitinceye kadar ben onları korurum. Kürt sorunu bununla çözülürse bu çok basit bir şey olur" dedi.

“KANDİL'İN TEK ŞARTI, GÖRÜŞMELERİN İMRALI'DAN BAŞLAMASIYDI”

Sonra tekrar Kandil'e gittim. Murat Karayılan ve yanında bir heyet vardı. Türkiye'de bana anlattıkları her şeyi onlara anlattım. Emre Taner, "Kandil'e gelsem beni karşılarlar mı" demişti. Kandil'dekiler, "Gelsin, hazırız, karşılarız, görüşürüz, tartışırız" dedi.

Anlattıklarımdan sonra, "Tamam bunları kabul ediyoruz ama bir şartımız var. Bütün görüşmeler İmralı'yla, Öcalan'la yapılsın. Öcalan'ın dediği her şeyi biz onaylayacağız" dediler.

Ben zaten Emre Taner'la görüşmemde kendisine, "Öcalan size yakın. Onunla görüşebilirsiniz. Öcalan silah bırakın dese bırakırlar, savaşı durdurun dese durdururlar. Neden onunla görüşmeye gitmiyorsunuz" demiştim.

Ve tekrar Ankara'ya gittiniz...

Evet ikinci kez MİT'e gittim. Bu sefer gittiğimde Emre Taner'in yanında başka birisi vardı. Bana yardımcısı olduğunu söylediler. Genç ve yakışıklı birisiydi.

Bu kişiyi tanıyor musunuz?

Hayır... Emre Taner'e, "Arkadaşlar önerilerini kabul ediyorlar, Kandil'de seni ağırlamaya hazırlar ama tek şartlarının görüşmelerin İmralı'dan başlaması olduğunu söylüyorlar" dedim.

Bu görüşmede neler konuşuldu?

Karayılan, Erdoğan ve Taner'e şunun iletilmesini istedi: Biz barış yoluyla Kürt sorununu çözmeye hazırız. Ve silahı da bırakmaya hazırız. Ancak bir şartla. O da barış sürecinin İmralı'dan başlamasıdır. Sonra yeniden Kandil'e gittim.

Kandil'in tavrı bu sefer nasıl oldu?

Kandil'e konuştuklarımızı ilettim. Bir süre sonra Kandil, "Sen kenara çekil, çünkü Ankara'yla aramızda başka bir yoldan irtibatımız oluştu" dedi. Talabani de aynı şeyi söyledi. Ve ondan sonra Oslo görüşmeleri başladı. (o dönem Oslo görüşmeleri başlamış)

Bu yeni kanalın ne olduğunu söylediler mi?

Hayır.

'OSLO İÇİN KANDİL'E BİR HELİKOPTER GÖNDERİLDİ'

Oslo görüşmeleri sırasında sürece herhangi bir dahliniz oldu mu? Sizce bu görüşmelerin gerçekleşmesinde kimlerin çabaları oldu?

O çok gizli bir görüşmeydi ama Fethullah Gülen Cemaati bunu açığa çıkardı. Gülen'in adamlarından birisi bunu deşifre etti ve bunu Erdoğan'a karşı kullanmaya başladılar. Kimin gerçekleştirdiğini bilmiyorum.

Kandil'e bir helikopter geldi. Kandil'den yetkililerin birisini aldı, götürdü. Helikopterin kime ait olduğunu bilmiyorum. Bu sürede Türkiye tarafı benimle görüşmek istedi ama ben gitmedim, çünkü Kandil "Gitme" demişti.

“OSLO ÇÖKÜNCE YENİDEN DEVREYE GİRDİM”

Oslo süreci çökünce yeniden devreye girdiniz. Bu nasıl oldu?

Oslo çöktükten sonra bir süre durgunluk oldu. Ben projenin tekrar canlanması için kendim, şahsi olarak çabaladım. Kandil'e gidip, "Ne yapabiliriz" dedim. "Sizler de Avrupa'da çabalayın" dedim.

Kandil'dekiler bana "Sen ne öneriyorsun" diye sordular. Talabani ise bana, "Git Neçirvan Barzani'yle görüş. Barzani'nin Türkiye'yle arası çok iyi" demişti. Birkaç defa Neçirvan Barzani'nin yanına gittim.

“BARZANİ İMRALI KONUSUNDA ANKARA'YI İKNA ETTİ”

Barzani bana, "Neden barış süreci durduruldu, asıl sebebi ne" diye sordu. Ben de "PKK, Türkiye hükümeti direkt İmralı'yla muhatap olsun istiyor. Türk hükümeti ise direkt Kandil'le görüşmek istiyor" dedim.

Daha sonra, ileride, Barzani Türk hükümetini İmralı'yla doğrudan görüşmesi için ikna ettiğini söyledi.

Barzani'nin "Ankara'yı ikna ettim" dediği tarih neydi?

2011 sonları, 2012 başlarıydı...

Barzani bu süreçle ilgili size ne anlattı?

Barzani onlara, "Siz gerçekten meseleyi çözmekte ciddiyseniz, İmralı'da Abdullah Öcalan mevcut. Öcalan'ın aracılığıyla Kandil'le de görüşebilirsiniz" demiş.

Ve sonra da çözüm süreci başladı...

Evet, ondan sonra direkt İmralı'ya gitmeler başladı. Ahmet Türk, Sırrı Süreyya Önder, Pervin Buldan, Selahattin Demirtaş gitmeye başladı... Böylece bizim rolümüz bitti.

Sizin için devlet ve PKK arasındaki görüşmeleri başlatan isim denilebilir mi yani?

Hemen hemen.

“DOLMABAHÇE'DEN HEPİMİZ MUTLU OLDUK”  

Sonra siz süreci dışarıdan takip ettiniz...

Sonra zaten Dolmabahçe mutabakatı oldu. Yaptığım çalışmaların sonuç vermesinden çok memnun oldum. Bu anlaşmadan Talabani ve Barzani de çok mutluluk duydu. Ama ne yazık ki sonra bitti.

Bu süreç bitince herhangi bir taraftan yeniden, aracılık için, sizinle görüşen oldu mu?

Hayır, kimse gelmedi.

'GEREKİRSE YENİDEN GÖREV ALIRIM'

Sizce yakında yeniden bir sürecin oluşması olasılığı var mı?

Artık ancak Öcalan müdahale ederse olur. Erdoğan'ın konuyla ilgili bir müsaadesi olursa... Zira İmralı'ya gitmek Erdoğan'ın kontrolü altında.

İleride yeniden böyle bir aracılık için çabalar mısınız?

Artık bugün barış süreci diye bir şey kalmadı. Bence savaş daha da derinleşecek.

Ben elimden geleni yapmaya hazırım. Bu yaşıma rağmen iki gün yürüyerek gidebilirim. Neçirvan Barzani veya başka bir ülke arabulucuk yaparsa ben de görev alabilirim, zor değil.

Barış sürecine Türkiye ne kadar ihtiyaç duyuyorsa bu, Kürtler için de gerekli bir şey. Bence devlet ve PKK on yıl daha savaşsa yine sonunda masaya dönecekler.

Cumhuriyet

 
19 Nisan 2016 Salı 13:08 
Yorum YapYazdır
 
(1 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Salih Atalay</p> <p>2016-04-23 04:56:48</p> <p>MANDELA fikir adamı idi - bebek katili değil. Onunla Öcalan denen pespaye katili nasıl aynı kefede tartabilirsiniz ? O ciğeri beşpara etmeyen insan müsveddesi çoktan asılmalı idi. Bu memlekette benim gibi düşünen binlerce şehit ailesi var. Bu da böyle biline!</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
13
7
3
3
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
10
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
11
Antalyaspor
13
4
4
5
16
12
Trabzonspor
13
4
3
6
15
13
Alanyaspor
13
4
2
7
14
14
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
13
2
4
7
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
13
1
3
9
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:39
  • Güneş07:27
  • Öğlen12:25
  • İkindi14:46
  • Akşam17:01
  • Yatsı18:37
 
Tarihte Bugün
1851 - Montréal'da YMCA'nin Kuzey Amerika'daki ilk şubesi açıldı.
1893 - İstanbul'da günlerce süren soğuk hava yüzünden Haliç dondu.
1905 - Fransa'da din ve devlet işlerini birbirinden ayıran bir yasa kabul edildi.
1917 - Kudüs, İngiliz ordularının işgal etmesiyle Osmanlı Devleti'nin elinden çıktı.
1923 - İstanbul'da, Ağa Han'ın Başbakan İsmet Paşa'ya gönderdiği mektubu yayımlayan gazeteciler tutuklandı.
1925 - Yerli kumaştan elbise giyilmesi kanunu çıktı.
1926 - Darülelhan'da (konservatuvar) Türk müziği öğretimine son verildi.
1928 - Latin harfleriyle ilk mezar taşı dikildi. Avukat Ali Kemal Bey annesi Aliye Hanım'ın mezar taşını Latin harfleriyle yazdırdı.
1938 - Başkent Ankara'nın yeni tren garı hizmete açıldı.
1941 - Çin; Japonya, Almanya ve İtalya'ya savaş ilan etti.
1945 - Fenerbahçe, Yunanistan'ın Enosis takımını 5-1 yendi.
1946 - Nürnberg Uluslararası Askerî Ceza Mahkemesi'nin ikinci aşaması "Doktorlar'ın Duruşmaları" yla başladı. Bu duruşmalarda insanlar üzerinde deneyler yapan Nazi doktorlar yargılandılar.
1949 - Birleşmiş Milletler Kudüs'te yönetimi aldı.
1950 - Harry Gold, II. Dünya Savaşı sırasında atom bombasının sırlarını Sovyetler Birliği'ne verdiği için 30 yıl hapisle cezalandırıldı.
1951 - İstanbul Şişli Camii'nde Evita Peron için mevlüt okundu.
1952 - Tiyatro sanatçıları Ruhi Su, Ulvi Uraz, Aclan Sayılgan, Kemal Bekir Özmanav, Süheyl Terek tutuklandı. Sanatçıların Paris'te faaliyet gösteren İleri Jön Türkler örgütüyle ilişkileri olduğu iddia edildi.
1953 - General Electric şirketi tüm Komünist personelini işten atacağını ilan etti.
1961 - Tanzanya bağımsızlığını kazandı. Julius Nyrere cumhurbaşkanı oldu.
1962 - Tanganika kuruldu.
1963 - Zangibar Sultanlığı bağımsızlığını kazandı.
1965 - Nikolay Podgorni Sovyetler Birliği devlet başkanı oldu.
1967 - Ankara'da üniversite öğrencileri NATO'ya karşı direniş mitingi düzenledi.
1979 - 2 gün önce silahlı saldırı sonucu ölen Prof.Dr. Cavit Orhan Tütengil'in cenazesine katılmak isteyenlerle güvenlik güçleri arasında çatışma çıktı: 1 işçi öldü, 8 kişi yaralandı, 61 kişi de gözaltına alındı.
1987 - Gazze Şeridi'ndeki Cebaliye mülteci kampına İsrail askerleri saldırı düzenledi.
1992 - İngiltere Prensi Charles ve Prenses Diana ayrıldıklarını açıkladılar.
1995 - Nazım Hikmet'in "Rüzgâra Karşı Yürüyen Adam" heykeli, Kültür Bakanı Fikri Sağlar'ın da katıldığı törenle Ankara Atatürk Kültür Merkezi bahçesine yerleştirildi.
1999 - Düzce'nin il, Kaynaşlı ve Derince'nin ilçe yapılmasına ilişkin Kanun Hükmünde Kararname, Resmi Gazete'de yayımlandı.
2002 - Endonezya hükümetiyle Aceh'teki ayrılıkçılar arasında 26 yıllık savaşı sona erdiren antlaşma imzalandı.
2002 - ABD'nin ve dünyanın ikinci büyük havacılık şirketi United Airlines konkordato başvurusunda bulundu.
2004 - Kanada Anayasa Mahkemesi, eşcinsel evliliklerin anayasaya uygun olduğu kararını verdi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
08.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu040619233854
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
07.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu061017243004
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık