İkinci el otomobil satışında flaş karar

Ana Sayfa » Medya Kritik » Erdoğan ve Abdülhamid tablosu asan ihalesini alıyor!

Erdoğan ve Abdülhamid tablosu asan ihalesini alıyor!

Hükümete yakın Yeni Şafak gazetesi yazarı Merve Şebnem Oruç, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “metal yorgunluğu” açıklamasını AKP’lilere sordu.

 
28 Ağustos 2017 Pazartesi 08:03 
Yorum YapYazdır
 
 
Erdoğan ve Abdülhamid tablosu asan ihalesini alıyor!

Hükümete yakın Yeni Şafak gazetesi yazarı Merve Şebnem Oruç, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “metal yorgunluğu” açıklamasını AKP’lilere sordu. AKP’lilerle yaptığı görüşmeleri “Erdoğan’ın davası mı Erdoğancılık mı?” başlıklı yazısında aktaran Merve Şebnem Oruç’un “Milyonluk ofislerinde pahalı ahşap masalarının arkasına bir Erdoğan, bir Abdülhamid Han tablosu koyan, son model arabasının anahtarlığına Ak Parti amblemi yerleştiren ihalesini alıp yürüyor” ifadeleri dikkat çekti.

Merve Şebnem Oruç’un yazısını "ara başlıklar" ekleyerek yayımlıyoruz: 

Cumhurbaşkanı Erdoğan kurucusu olduğu Ak Parti’nin başına tekrar geçtiğinden beri birtakım mesajlar veriyor. Diyor ki: “Bu yıl sonuna kadar il teşkilatlarımız, ilçe teşkilatlarımız, belde teşkilatlarımızın tamamını güncelleyeceğiz. Yeniden gözden geçireceğiz; çünkü ortada bir metal yorgunluğu var. Bunu aşmamız lazım. Onun için de çok daha dinamik ekiplerle inşallah 2019’a hazırlanmamız gerekiyor.”

Bu metal yorgunluğu ne demektir? Ne anlama gelmektedir? Neden olmuştur? Eşyanın tabiatı gereği 16 yaşına gelen, böylesi büyüyen her parti bunu yaşar mı? Bu yüzden mi Ak Parti teşkilatları yorgunluktan mustariptir? Yoksa son yıllarda artan iç ve dış tehditler, darbe girişimine varan saldırılar, bölgede yaşanan çatışmalar, terör, karşı karşıya olduğumuz ‘beka sorunu’ yüzünden mi iktidarda olan parti yıpranmıştır, yorulmuştur?

“Cumhurbaşkanı ‘metal yorgunluğu’ ifadesiyle ne kast etti?” diye karşılaştığım tüm Ak Partililere soruyorum. Maalesef pek de isabetli cevaplar alabildiğimi söyleyemem. Ya Cumhurbaşkanı’nın cümlelerinin kuru bir tekrarını duyuyorum ya da soru içerisinde verilen ipuçlarından oluşan bir dizi seçkiyi yuvarlak bir cevap içine serpiştirdiklerini görüyorum.

“KİM BU MAKAM MEVKİ SARHOŞLUĞUNA KAPILANLAR?”

 

 

Peki diyorum, “Metal yorgunluğundan kurtulmak için ne yapacaksınız? Çünkü gerekli önlemler alınmazsa metal çürür, ömrünü tüketir, kopar gider.” Yeni bir tekrarla karşılaşıyorum: “İşte il, ilçe teşkilatlarımızı yenileyeceğiz.”

 

Devam ediyorum: “Peki Cumhurbaşkanı’nın güncellemeye kılcallardan başlama sebebi nedir? Siz yerelde başarıya ulaşmış, halkla teması ilk yerelde kurmuş bir partisiniz, bu nedenle mi? Başarıya ulaşabilecek misiniz?” Bazılarını tenzih ediyorum ama genelde karşımda ölü balık gibi bakan iki çift göz buluyorum. “Herhalde,” diyorum “ya ne meseleyi gerçekten anlamadı ya da Erdoğan’dan bunun nedenine dair bir açıklama gelmedi, ondan cevap verir de yanılırsam,”diye korkuyor.

 

Peki Erdoğan başka ne diyor: “Manşetlerle çarpışa çarpışa ülkemize partimize kurulan tuzakları boza boza buraya ulaştık. Ofislerimizin, parti binalarımızın konforunda siyaset yapma kolaycılığına kapılmadık. Birileri gibi kendimizi fildişi kulelere hapsetmedik. Halkımızla bağımızı hiç koparmadık. Bu süreçte nefesi kesilenler, makam mevki sarhoşluğuna kendini kaptıranlar oldu. Bugün onların hiç biri aramızda yok. Bir şekilde kendilerini gizleyerek etrafta dolaşanlar varsa onların da hesaplarının görüleceği gün yakındır. AK Parti’nin ana omurgası sapasağlam ayaktadır.”

 

Yine soruyorum gördüğüm, karşılaştığım Ak Partililere: “Kim bu makam mevki sarhoşluğuna kapılanlar?” Aslında yapmamam lazım ama yine aklımdan geçenleri ipucu diye uzatırken buluyorum kendimi: “Uzun yıllar iktidarda olmanın, gücün, paranın getirdiği bir sınavdır bu. Herkes bu sınavı veremeyebilir. Öyle kişiler mi vardı aranızda? Yoksa bir cazibe merkezine döndüğünüz için sizden olmayan menfaatçiler mi kaynadı araya?” Yine tatmin edici bir cevap gelmiyor.

 

“SON MODEL ARABASININ ANAHTARLIĞINA AK PARTİ AMBLEMİ YERLEŞTİREN…”

 

“Peki,” diyorum, “Cumhurbaşkanı ‘Onlar bugün aramızda yok. Kendilerini gizleyenlerin de hesaplarının görüleceği gün yakındır,’ diyor. Gerçekten aranızdan ayrıldılar mı? Öyleyse niye büyük şehirlerden kırsala gördüğümüz, tanıştığımız Ak Parti’ye oy verenler isim bile vererek bazılarından şikayet ediyor? Onlar ‘kendilerini gizleyerek etrafta dolaşanlar’sa hesaplarını görecek misiniz?” Cevap geliyor: “Tabii ki. Elbette.”

 

“E peki,” diye devam ediyorum, “Nasıl olacak bu? Zor günde ortalıkta görünmeyenler kutlamalarda birbirini ezerek öne geçiyor. Milyonluk ofislerinde pahalı ahşap masalarının arkasına bir Erdoğan, bir Abdülhamid Han tablosu koyan, son model arabasının anahtarlığına Ak Parti amblemi yerleştiren ihalesini alıp yürüyor. Sizin okul arkadaşınız Ali hiçbir vasfı olmadığı halde şimdi şurada, akrabanız Veli şimdi burada değil mi?” Bazısı utanıp susuyor, bazısı hışımla kalkıp gidiyor, bazısı yüzsüzce şakaya vuruyor.

 

Erdoğan başka ne diyor: “AK Parti teşkilatlarında görev alacak kişilerin, şu bakanın, bu milletvekilinin, filanca grubun, falanca yapının adamı değil, davanın ve milletin adamı olması şarttır. Bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum; davası olmayan ve bulunduğu yerde milletimizin tamamını kucaklayamayan hiç kimse AK Parti’de yöneticilik yapamaz.”

 

Soruyorum bu kez: “Dava nedir? Davanız nedir?” Kimi konjonktürel bir şeyler geveliyor, kimi ‘muhafazakar demokratlık’tan ‘milli ve yerli’ye bir kronoloji sunuyor, kimiyse “Biz kitle partisiyiz. Kitle partilerinin davası olmaz,” diyor. Pozitivisti de, idealisti de, realisti de var yani...

 

“KARŞIMDAKİ BİR ÇİFT GÖZ BOŞLUĞA BAKIYOR”

 

“Herkesten farklı farklı bir ‘dava’ yorumu geliyor. Peki Ak Parti’nin içinde bile Cumhurbaşkanı’nın ne dediğine net bir tarif yoksa oy veren nasıl anlasın? “Bunu önce anlamaya, sonra anlatmaya çalışsanız, üzerinde kafa patlatsanız; ne bileyim, belki kapıda falan dökseniz iyi olur,” diyorum. El cevap: “Yolumuz Erdoğan’ın yolu, davamız Erdoğan’ın davası...”

 

Dayanamıyorum haliyle: “Erdoğan’dan sonra yolunuz, davanız ne olacak? Davanız o yolun içinde barındırdıkları mı yoksa salt ‘Erdoğancılık’ mı? O içeriği netleştirmezseniz sizden daha çok ‘Erdoğancılık’ yapan, hatta ‘Erdoğan’dan çok Erdoğancı’ olan, dava adamı olmayıp makam mevki derdi gözetenlere karşı ne yapacaksınız? Nasıl ‘dava insanı’ yetiştireceksiniz? Hayat standardınız yükseldiği için daha kolay gönderdiğiniz yurt dışında mı alacaklar bu eğitimi çocuklarınız?”

 

Karşımdaki bir çift göz boşluğa bakıyor, susuyor, çayından bir yudum daha alıyor ve telefonuyla oynamaya koyuluyor.

 

Her kutup zıddını keskinleştirir. ‘Anti-Erdoğan’ kutbu son 4-5 yılda bu kadar sertleşmeseydi, ‘En Reisçi kim’ diye gitgide garipleşen bir yarış da görmeyebilirdik kuşkusuz; ve oluşan iklimden fırsat kollayıp Erdoğan adına racon kesenlere, uyarıldığı halde açık açık ‘racon kesmeye devam edeceğim’ diyenlere de rastlanmazdı muhtemelen.

 

Ama hazır ‘metal yorgunluğu’ diye bir teşhis konulmuşken, hazır ‘dava adamı, milletin adamı’ olmanın gerekliliği vurgulanırken, Erdoğan’ın yolunun, Ak Parti’nin davasının ne olduğu en başta Ak Partililere iyice anlatılmadan, idrak ettirilmeden, gerekli şuur kazandırılmadan devam edilirse racon kesenlerin de, makam mevki için orada olanların da önü alınamaz.

 

 
28 Ağustos 2017 Pazartesi 08:03 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Gazete Manşetleri
 
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1187 - Selahaddin Eyyubi, Kudüs'ü kuşattı.
1519 - Portekizli kaşif Ferdinand Magellan, 270 kişi ve 5 gemiyle İspanya'dan yola çıktı.
1633 - Galileo Galilei, İspanyol engizisyon mahkemesinde, dünyanın güneşin etrafında döndüğünü söylediği için yargılandı.
1922 - Fransız ve İtalyan kuvvetleri Çanakkale'den çekildi.
1928 - İtalya'da "Yüksek Faşist Konsey" en yüksek yasama organı oldu.
1933 - Başbakan İsmet İnönü ve Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras'ın, Sofya'yı ziyaretinde, 1929 Tarafsızlık Antlaşması'nın süresi uzatıldı.
1937 - İkinci Türk Tarih Kurultayı, Dolmabahçe Sarayı'nda toplandı.
1937 - Dolmabahçe Sarayı Veliaht Dairesi'nde, Atatürk'ün de isteğiyle, Türkiye'nin ilk resim ve heykel müzesi açıldı.
1942 - Ukrayna'nın Letiçiv kentinde, Alman SS birlikleri, iki gün çinde yaklaşık 3 bin yahudiyi öldürdüler.
1946 - Fransa'da Cannes Film Festivali başladı.
1946 - Basın Yasası TBMM'de kabul edildi.
1951 - Türkiye'nin NATO'ya katılması kabul edildi.
1969 - John Lennon, The Beatles'dan ayrıldı.
1974 - Honduras'da kasırga: 10 bin kişi öldü.
1977 - Kuzey Vietnam, Birleşmiş Milletler'e kabul edildi.
1980 - Başbakanlığa emekli Amiral Bülent Ulusu atandı.
1981 - İran 149 solcu militanı idam ettiğini açıkladı.
1984 - Beyrut'ta ABD elçiliğine patlayıcı yüklü kamyonla intihar saldırısı yapıldı; 22 kişi öldü.
1988 - Naim Süleymanoğlu, Seul Olimpiyat Oyunlarında halter dalında 6 dünya rekoru kırdı.
1990 - Güney Osetya, Gürcistan'dan bağımsızlığını ilan etti.
1994 - Bakü'de petrol anlaşması imzalandı. İngiliz BP, Amerikan Amaco, Penzol, Rus Lukoil ve TPAO, bir konsorsiyum oluşturdu.
1995 - Deniz Baykal, Necdet Menzir'in görevden alınma isteğini reddeden Başbakan Tansu Çiller'le yürüttüğü DYP-CHP koalisyon hükümetini bozdu. Tansu Çiller hükümetin istifasını Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e verdi.
2002 - İsrail askerleri, Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat'ın karargahındaki üç binayı havaya uçurdu.
622 - Muhammed ile Ebu Bekir, Medine'ye ulaştı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:17
  • Güneş05:59
  • Öğlen12:26
  • İkindi15:53
  • Akşam18:31
  • Yatsı20:00
 
Süper Loto
14.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu121520253053
 
On Numara
18.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07091013141517182426273136373847485663676875
 
Sayısal Loto
16.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu052036414546
 
Şans Topu
13.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030923273207
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık