Genelkurmay Başkanı darbe sorularını yazılı yanıtladı

Ana Sayfa » Siyaset » Erdoğan, oğluyla yaptığı iddia edilen kaset için ne dedi?

Erdoğan, oğluyla yaptığı iddia edilen kaset için ne dedi?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'yi sarsan kaset için ilk kez konuştu. AKP grubunda konuşan Erdoğan, "Bildiğiniz gibi dün akşam saatlerinde kendi kurguladıkları, dublajını da kendi yaptıkları piyesi servis ettiler" diye sözlerine başladı, konuşmasının sonunda da 'kriptolu telefon' itirafında bulundu, ''Devletin kriptolu telefonlarını bile dinliyorlar'' dedi. Erdoğan, seçimden sonra cemaate operasyon işareti verdi.

 
25 Şubat 2014 Salı 13:22 
Yorum YapYazdır
 
 
Erdoğan, oğluyla yaptığı iddia edilen kaset için ne dedi?

Erdoğan'ın grup toplantısından bölümler:



BAŞBAKANLIK’TAN SES KAYDINA YALANLAMA
27 Şubat’ta eski Başbakanlarımızdan değerli bir siyasetçi ve bilim insanı Necmettin Erbakan üç yıl önce bir 27 Şubat günü hakka yürümüştü. Merhum hocamızı da rahmetle yad ediyor, dua ediyoruz.

28 ŞUBAT HAFIZALARDAN SİLİNMEYECEK

Bu hafta Cuma günü, bir kara günün, demokrasi tarihimizdeki kara bir lekenin yani 28 şubat müdahalesinin 17’nci yıl dönümüne ulaşıyoruz. 28 Şubat sadece siyaseti seçilmişleri hedef alan darbe girişimi olarak değil, vatandaşımıza memurlara öğrencilere yaptığı zulümle de her zaman hatırlanacak. 28 Şubat müdahalesi 2001 krizinin oluşumuna hazırladığı zeminle Türkiye’nin kazanımlarını heba eden bir girişim olarak hafızalardan silinmeyecek.

YENİ BİR DARBE GİRİŞİMİNE OMUZ VERİYORLAR

Yargıdan daha önce aziz milletimiz bu müdahaleyle ilgili kararını verdi. Sorumluları gördü. Vicdanında onların hepsini mahkum etti. Meselenin üzücü tarafı şudur, milletimize bu zulmü yapanlar aslında sokağa dahi çıkacak yüzlerinin olmaması gerekir. Ağır bedeller ödetenlerin aynaya baktıklarında yüzlerinin kızarması gerekir. Ancak özellikle bugünlerde işte bu kişilerin, çevrelerin, bırakın yüzlerinin kızarmasını utanmazca yeni bir darbe girişimine omuz verdiklerini görüyoruz.
Aynı medya, aynı manşetlerle bir kez daha demokrasiye karşı saldırıya geçti. Aynı yazarlar aynı edepsizlikle milli iradeyi aşağılamaya başladı. 28 Şubat’ın malum iş veren örgütleri pişkinlik içinde son darbe girişimine destek vermeye, bedel ödetecek adımlar atmaya başladı. Bu ülkede defalarca darbe yaşamış, darbenin yanında yer almış, destekler tarihlerine kara bir leke olarak yapışmış partilerde bir kez daha eğilmeye başladı.

TÜRKİYE'Yİ YÖNETME İRADESİNİ HİÇBİR ÇETEYLE PAYLAŞMAYIZ

Biz AK Parti’yi kurarak Türkiye’yi kim yönetecek sorusuna kesin ve net bir cevap verdik. Ve şu münakaşaya kesin bir nokta koyduk. Evet 1920’de ifade edildiği gibi Türkiye’yi sadece ve sadece millet yönetir dedik. Bu ülkenin sahibi 77 milyon aziz millettir. Siyasetin sahibi millettir. Bütün kurumların sahibi de millettir. Açık ve net olarak ifade ediyorum, Türkiye’yi yönetme iradesini hiç kimseyle, hiçbir grupla, hiçbir çete ve mafyayla biz asla paylaşmadık, paylaşmayız.
Türkiye’yi yönetme iradesini hiçbir sermaye grubuyla, medya patronuyla, örgütle bugüne kadar paylaşmadık. Bundan sonra da paylaşmayız. AK Parti’yle birlikte millet bir kez daha yönetime el koymuştur. Hiç kimse milletten bu iradeyi alamaz. Milletin bu iradesine ortak olamaz. Paydaş olamaz. Şu anda bu üzeri artık küllenmiş, tarihin çöplüğünde kalmış tartışmayı canlandırmak isteyenler var. Türkitye’yi kim yönetecek sorusunu tekrar gündeme taşıyıp milletin iradesini gasp etmeye çalışanlar var. Bunların utanmaz olduklarını söylemiştim. O kadar pervasızlar ki, köşelerinden milleti aşağılamaya başladılar.

KOYUN SÜRÜSÜ OLARAK NİTELEDİLER

Sivas’ta Yozgat’ta Afyon’da Kütahya’da on binlerce toplanan mahşeri kalabalığı koyun sürüsü olarak niteleyecek kadar edebini izanını yitirenler var. birileri çıkmış şunu söylüyor. “Yahu diyor biz haftalardır yolsuzluğu dile getiriyoruz, ama anketlerde yine AK Parti önde. Bu koyun sürüsü millet bizi duymuyor.”
İşte 62 yıldır bu zihniyetler. Her sandıkta milletten tokat yediler, ama bir türlü kendilerine gelemediler. Millet artık bunların ciğerini okuyor ciğerini.

Attıkları her manşetteki maksatlarını millet çok iyi görüyor. Yaptıkları açıklamaları millet çok iyi okuyor. Omurgasızlığı millet çok iyi hissediyor. İşte bu aziz millet bunlarla iktidarlarını asla paylaşmak istemiyor. Siz bu ülkenin başbakanını astınız, bu millet sizi asla affetmeyecek. O eski günlerde artık geride kaldı. iradesine sahip çıkıyor, reyine sahip çıkıyor, hükümetine sahip çıkıyor. Sağduyusuyla ağır başlılığıyla meydanlara çıkıp sandığa gidip söyleyeceğini net şekilde söylüyor.

MİLLET KABINA SIĞMIYOR

Ben siyasi hayatımda Sivas’ı böyle görmedim, böyle bir meydan miting yaptık. Yozgat’ı böyle görmedim. Afyon’u böyle görmedim, bambaşka bir coşku. Millet artık kabına sığmıyor. 30 Mart’ı heyecanla hasretle coşkuyla bekliyor. 30 Mart yeni bir milad olacak. Millet iftiralara itibar etmiyor. Bu millet bunların darbe girişimlerine çok net olarak görüyor ve cevabını veriyor. İşte bugün olduğu gibi millet hükümetine partisine sımsıkı sahip çıkıyor.

17 ARALIK KOMPLOSU

17 Aralık komplosu tam anlamıyla millet iradesini gasp etme komplosudur. 12 yıldır AK Parti döneminde milletle iktidarı paylaşamayanlar, son bir hamle yaparak, iktidarı çalmak istemişlerdir. İşte biz buna dur dedik. İşte biz bunu engelledik. Bir şeyi açık açık ifade edeceğim. Milletin AK Parti eliyle iktidarda olmasından bir kesim değil birkaç kesim rahatsızdı. İçerde ve dışarda faiz lobisi rahatsızdı. Çünkü istikrar nedeniyle eskisi gibi kazanamıyorlardı. Terör lobisi, savaş lobisi rahatsızdı. Çünkü sona ermek üzere olan terör nedeniyle rantlarını kaybediyorlardı. CHP, MHP rahatsızdı, bir türlü sandıktan çıkamıyorlardı. Sermaye rahatsızdı, eskisi gibi kazanamıyor, alternatifsiz güç olarak hareket edip istediklerini yapamıyorlardı. Medya rahatsızdı, manşetlerle Türkiye’yi yön veremiyorlardı.

Türkiye’nin hakkı söylemesinden, Filistin demesinden Gazze demesinden Rabia demesinden şehit esma demesinden rahatsız olanlar vardı.

VAİZ LOBİSİ

Milletin iktidarda olmasından rahatsız olan bir de vaiz lobisi vardı. Diledikleri gibi örgütlenemeyen, devletin içinde bir ur gibi çoğalmaya gayret eden, şantajları komploları ihanetleri ortaya çıkan, senaryoları ortaya dökülen vaiz lobisi de milletin iktidarından rahatsızdı. İşte 17 Aralık’ta bütün bu rahatsızlar bir araya geldiler. Kaybedenler güruhu. Bir kez daha ittifak yaptılar. İşte bunlar şu anda Türkiye’yi biz yöneteceğiz diyorlar. Biz de diyoruz ki hayır millet yönetecek.  Var olduğumuz sürece nefes alıp verdiğimiz sürece milletin iradesini bunlara teslim etmeyecek, milletin iktidarını asla bunlarla paylaşmayacağız.

ETEĞİNİZDE NE VARSA DÖKÜN

Dün akşam saatlerinde kendi kurguladıkları, dublajını da kendi yaptıkları piyesi servis ettiler. Ben haftalardır bir çağrıda bulunuyorum. Eteğinizde ne varsa dökün diyorum. elinizde ne varsa çıkarın diyorum. Bunlar gidiyor alçakça hayasızca montaj yapıp bunu servis ediyorlar. Yahu uydurun da uydurmanın da bir ahlakı edebi var. Bu kadarı da olmaz.

BU TEKNOLOJİDEN HAREKETLE BİZ DE İZLETECEĞİZ

Şimdi bu bir hafta içerisinde onların karşıtlarını biz de bu teknolojiden hareketle biz de izleteceğiz. Aynısını biz de sizlere izleteceğiz. Teknolojinin nereye geldiğini görmeniz bakımından çok önemli.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ BAŞBAKANI'NA YAPILMIŞ HAİNCE BİR SALDIRI

Bugün de buradan söylüyorum, yapılan Başbakan’a alçakça bir saldırıdır. Recep Tayyip Erdoğan’a değil, AK Parti'nin genel başkanına değil Türkiye Cumhuriyeti Devleti Başbakan’ına yapılmış haince bir saldırıdır.

BUNLARIN HEPSİ ŞANTAJ DOSYALARI

Dün gazetelerde gördünüz bugün de devam ediyor. 7 bine aşkın sadece kendileri hariç, kendi kesimleri hariç, bütün insanları nasıl dinlediklerini gördünüz. Bunların hepsi şantaj dosyalarıdır. Vakti saati geldiğinde bu şantajlar hemen o insanların karşısına çıkarılsın diye. Şimdi CHP çok büyük bir ihtimalle, bugün bu montaj üzerinden dedikodu siyaseti yapacak, kendi grup toplantısında izletecek.

EY CHP, KASET SİYASETİNİZ AK PARTİ'YE SÖKMEZ

Peşinen ifade ediyorum. ey CHP, siz kendi partinizde kaset siyaseti yapabilirsiniz, siz kasetle genel başkan gönderip olabilirsiniz, ama sizin kaset siyasetiniz AK Parti’ye sökmez ve sökmeyecek.

OKYANUS ÖTESİNDEN ATILAN YEM

Türkiye Cumhuriyeti bu ihanete asla teslim olmaz, olmayacak. Dün akşam CHP ve MHP yönetimleri olağanüstü toplantı yapmışlar. Niye? Montaj var ya, oradan bir rant nema elde edebilir miyiz? Sandıktan çıkamıyoruz, darbe de olmuyor. Bari bu okyanus ötesinden atılan yemle durumu idare edebilir miyiz? Aç tavuk rüyasında görür biliyorsunuz. Bunlar şimdi kendilerini darı ambarında görüyorlar. Avuçlarını yalarlar avuçlarını. Bizi buraya millet getirdi, sadece ve sadece millet götürür.
Şunun da altını çiziyorum. Bugün de söylüyorum. Biz bu gündeme teslim olmayacağız. Bütün iddialara bütün iftiralara ithamlara tek tek cevap veririz. Vakti zamanı geldiğinde cevabı da vereceğiz. Yaşadığımız süreç oynanan oyunu, yapılmak istenen itibarsızlaştırma operasyonunu zaten deşifre ediyor. Cevabını veremeyceğimiz hiçbir iddia yok. Ama ne ben, ne de AK Parti teşkilatı bu gündem değiştirme tuzağına düşmeyecek, bunların gündemine teslim olmayacağız. Bunların kirli montajlarıyla, tuzaklarıyla uğraşmaktan millete hizmet üretemeyiz. 30 Mart’a kadar bunları hiç umursamayacağız. Bu saldırı Türkiye Cumhuriyeti’ne ve onun Başbakan’ına yapılan bir saldırıdır. Bugün eğer buna boyun eğersek, bizden sonra gelecek tüm başbakanlara, bakanlara haksızlık yapmış oluruz.
Merhum Menderes’i idam ederek, sonra gelen tüm başbakanlara bunlar korku salmak istediler. Hiçbir ülkeden, ülkede kurulan tezgahtan, tuzaktan, hiçbir hainden korkumuz yok.

İSTİKLAL MÜCADELESİ

Sandık dışındaki her niyet açık şekilde istiklalimize bir saldırıdır. Değerli arkadaşlar bu bir istiklal mücadelesidir. İstiklalimiz adına canımızı ortaya koymaktan da bir an bile tereddüt etmeyeceğiz. Ellerinden geleni yapsınlar, istedikleri montajı üretsinler. Son kararı millet verecek. 17 Aralık’ta milli iradeye kurum ve değerlerimize açık bir saldırı yapılıyor, 17 Aralık sürecinin ne kadar hukuksuz olduğunu aziz milletimiz gördü. Görmeye devam ediyor. Aslında hesapları şuydu. 17 Aralık, ardından 25 Aralık saldırısıyla hükümeti saf dışı bırakacak ve bir kez daha yönetime el koyacaklardı.
SOSYAL MEDYA LOBİSİ ROBOTLARLA VURACAKTIKendilerince kusursuz bir senaryo hazırlamışlardı. Vaiz lobisi emniyet ve yargıyla vuracaklardı. Medya lobisi manşetlerle televizyonlarla vuracaktı. Sosyal medya lobisi robotlarla vuracaklardı. Onlar da artırın tweetleri diyeceklerdi. Faiz lobisi ekonomi kötüye gidiyor yaygarası koparacaktı. Uluslararası lobi kınayarak eleştirerek vuracaklardı.

AK PARTİ İÇİNDEKİ TUZLUKLAR SIRTTAN VURACAKLARDI

AK Parti içinde bazı tuzluklara emir verilecek onlar da sırttan vuracak, hançerleyecekti. Kendilerince planları kusursuzdu. Böylece 17 Aralık’ta büyük bir umutla harekete geçtiler. Herkes rolünü oynadı. Ama bir şeyi unuttular. Onların bir hesabı varsa, milletin de bir hesabı var onların bir tuzağı varsa Allah’ın da bir tuzağı var. Hesapları tuzakları senaryoları alt üst oldu. aradan iki ay geçmiş olmasına rağmen başarısızlığı hazmedemiyor, ayakta duruyormuş gibi yapıyorlar. Bu saldırıda her kim yer alıyorsa, şu anda zaten rezil olmuştur çok daha rezil olacaktır.

17 ARALIK DARBESİ HESAPSIZ KALMAYACAK

Bu darbe girişimi hesapsız kalmaz, kalmayacak. 27 Mayıs hesapsız kalmış olabilir, 12 Eylül ancak 30 yıl sonra yargıya intikal etmiş olabilir, 28 şubat 15 yıl sonra yargılanmış olabilir, 17 Aralık darbesi inşallah o kadar gecikmeyecek. Önce millet sonra yargı bu darbe girişiminin hesabını soracaktır.

2287 KİŞİYİ DİNLEMİŞLER

Dün iki gazetede tarihimizin en büyük dinleme skandalı deşifre edildi. Her görüşten her fikirden her partiden 2287 kişiyi dinlemişler. Bu sadece bir dosyaya ait. Binlerce dinleme klasörünün olduğu tahmin ediliyor, bakanlarımızı, danışmanlarımızı, herkesin ailesini, parti genel merkezlerini, gazeteleri, yazarları, yıllarca dinlemişler, üç yıl asgari. Birbiriyle hiçbir alakası olmayan, sözde terör örgütü altına koyup özel hayatları takip etmişler. Bunların çoğu hukuksuz, yeri yok. Böyle bir dinleme. Skandal, hukuksuz olarak başlamış, devam etmiş, hukuk usulü çiğnenmiş. Eğer HSYK son değişimi İstanbul’da yapmamış olsaydı bunlar ortaya çıkmayacaktı.

BEN ZATEN DİNLENİYORDUM

Zaten ben dinleniyordum, bunu zaten söyledim. Cumhurbaşkanımızla ilgili söyledim. Birileri bunu anlamamakta direndi. Hükümetsiniz çözün. Bu kişiler, devletin içerisinde memur olarak görev yapmaya başlamış kişiler. Biz niye internet yasasını getirdik? Niye MİT’lei lgili düzenlemeyi getirdik? İşte bunun için getirdik.

TÜBİTAK'TA YENİ YAPILANMAYA GİDİYORUZ

İşte en son TÜBİTAK olayı aynen bu durumda. TÜBİTAK’ta yeni bir yapılanmaya bakanımız gidiyor. Çok enteresan devletin kriptolu telefonlarını bile oradan dinliyorlar, bu kadar bunlar alçak.
Yani bir cumhurbaşkanı başbakanla konuşamaz, konuştuğu anda dinleniyor. Nerede? orada, merkezi orada. Bakın değişiklik yapıldığı anda hopladılar. Kendi gazeteleriyle bunu farklı yere çekmeye başladılar. Hepsiyle ilgili yasal süreci işleteceğiz. Bunların izini süreceğiz. Bunlar bu şekilde kalamaz. Kaldığı sürece bu ülkede ailelerin mahremi diye bir şey kalmaz. Devletin mahremi diye bir şey kalmaz. Bu hukuksuz kayıtlarla binlerce kişiye bu şantajı yapabilirlerdi. Yine de yapabilirler. Daha durmuş değiller. Eğer 17 Aralık darbesi gerçekleşseydi belki bu isimleri toplayıp içeri atacaklardı.

Şimdi dün, gün boyunca darbe medyasından çıt çıkmadı. Çıktı mı? 17 Aralık darbesinin figüranı olan gazetecilerden gazetelerden çıt çıkmadı. CHP ve MHP ciddi bir iki cümle bile kuramadı. Bu dinlemeleri yapanlara paralel örgüte neden bir çift söz söyleyemiyorlar? Üç maymun oyununu daha ne kadar sürdürecekler. Bakın dün bazı gazetelerin internet sayfalarında, tarihin en büyük dinleme skandalıyla ilgili bir tek satır haber yer almadı. Ama bu paralel yapının el başı bir açıklama yaptı. Bütün o gazeteler manşetten haber geldi. Çıkmış biz yapmadık diyor. Yahu, kapalı kapıların ardındakini duyduk diyen siz değil miydiniz? Birilerini takip eden, orada bir komplo sezen, o kişiyi uyaran siz deil miydiniz? Bunun gibi başka vakaların olduğunu itiraf eden siz değil miydiniz? Bir siyasi parti daha çıkıp sen bu kapalı kapının ardındakileri nasıl duyuyorsun? Sana bu bilgiyi kim nasıl ulaştırıyor diye sordu mu?

YARGIYA SESLENİYORUM: BU SUÇ İTİRAFINI NASIL DUYMAZDAN GELECEKSİNİZ

Buradan ben bu yargıya sesleniyorum. Bu suç itirafını nasıl duymazdan geleceksiniz? Bu röntgenciliğin daha ne kadar görmezden geleceksiniz? CHP’ye de sesleniyorum.  Senin genel başkanıyla ilgili bu ahlaki görüntüleri verenler de bunlar. Daha ne kadar bekleyeceksiniz? Sayın Baykal sana da sesleniyorum. Hala sen daha neyi bekleyeceksin? Aynı şeyi MHP’ye de söylüyorum, sizin de o çıkan yayınlar işte onlar da yine aynen bu yapının görüntüleridir. Artık mızrak çuvala sığmıyor. Her şey ortaya açık net çıkmaya başladı. 



 
25 Şubat 2014 Salı 13:22 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1453 - Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethederek Bizans İmparatorluğu'nu (Doğu Roma'yı) sona erdirdi. Birçok tarihçi için İstanbul'un fethi, Orta Çağın sonudur.
1807 - Kabakçı Mustafa ayaklanmasında, isyancılar Şehzade Mustafa ve Mahmut'un kendilerine teslimini istedi. Sultan III. Selim tahttan indirildi, IV. Mustafa tahta çıktı.
1848 - Wisconsin, 30. eyalet olarak ABD'ye katıldı.
1913 - Ulviye Mevlan yönetiminde 'Kadınlar Dünyası' dergisi yayımlanmaya başlandı.
1913 - Igor Stravinsky'nin Le Sacre du Printemps (Bahar Ayini) adlı balesi ilk kez Paris'te sahnelendi.
1927 - Ankara-Kayseri demiryolu İsmet Paşa tarafından açıldı.
1936 - Türk Bayrağı hakkında kanun, TBMM'de kabul edildi.
1942 - Adolf Hitler, Nazi propaganda bakanı Joseph Goebbels'in tavsiyesiyle işgal altındaki Paris'te yaşayan tüm Yahudilerin sol göğüslerine sarı bir yıldız takmalarını emretti.
1953 - Yeni Zelandalı dağcı Edmund Hillary ile Nepalli şerpa Tenzing Norgay, Everest'e çıkan ilk insanlar oldu.
1954 - Bilderberg Toplantıları'nın ilki yapıldı.
1960 - Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yönetime el koymasının ardından gözaltına alınan eski İçişleri Bakanı Namık Gedik intihar etti. Aynı gün gözaltına alınan 150 kişi Yassıada'ya getirildi.
1963 - Pakistan'ın doğusunda çıkan kasırgada 10 bin kişi öldü.
1977 - CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, İzmir Çiğli Havaalanı'nda bulunduğu sırada, bir silahtan çıkan mermi, CHP'li Mehmet İsvan'ın yaralanmasına yol açtı. Merminin bir polis memurunun ateş alan gaz tüfeğinden çıktığı açıklandı.
1985 - İstanbul Boğazı'nda ikinci boğaz köprüsünün (Fatih Sultan Mehmet) temeli atıldı.
1985 - Avrupa Kupası finali için Liverpool Juventus maçının yapıldığı Belçika'nın Heysel Stadı'nda çıkan olaylarda 4 kişi öldü, 350 kişi yaralandı.
1986 - Kamuoyunda 'Fak-Fuk-Fon' olarak bilinen Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşmayı Teşvik Yasası, Meclis'te kabul edildi.
1988 - İstanbul Boğazı, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü yapımı tamamlandı.
1990 - Sovyetler Birliği'nde, radikal reformcu Boris Yeltsin, Rusya Federasyonu Parlamentosu Başkanlığı'na seçildi.
1993 - Anadolu pop müziğin öncülerinden Moğollar grubu 17 yıllık aradan sonra yeniden sahneye çıktı.
1993 - Almanya'nın Solingen şehrinde Türklerin yaşadığı bir evin kundaklanması sonucu 5 kişi yaşamını yitirdi ve 2 kişi de yaralandı.
1995 - Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal için, karşılıksız çek verdiği iddiasıyla gıyabi tutuklama kararı çıktı.
1996 - Siverek halkı aralarında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in de bulunduğu 13 politikacı hakkında tazminat davası açtı. Politikacılar Siverek'i il yapacakları vaadinde bulunup yerine getirmemekle suçlanıyordu.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:31
  • Güneş04:46
  • Öğlen12:30
  • İkindi16:29
  • Akşam19:52
  • Yatsı21:49
 
Süper Loto
25.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010313162345
 
On Numara
22.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02030809101314192125303241475053546466737879
 
Sayısal Loto
27.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051416183148
 
Şans Topu
24.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu222628293412
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık