Trabzon'da AKP'li yöneticiden korkunç mesajlar

Ana Sayfa » Siyaset » Erdoğan-Esad arasında aracı mı? Perinçek o haberi yanıtladı

Erdoğan-Esad arasında aracı mı? Perinçek o haberi yanıtladı

Doğu Perinçek, ABD’nin önde gelen yayın organı olan Foreign Policy’de partisi ile ilgili yayımlanan habere yanıt verdi...

 
14 Temmuz 2016 Perşembe 02:13 
Yorum YapYazdır
 
 
Erdoğan-Esad arasında aracı mı? Perinçek o haberi yanıtladı

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, ABD’nin önde gelen yayın organı olan Foreign Policy’de partisi ile ilgili yayımlanan habere yanıt verdi.

Perinçek, Foreign Policy’nin “Turkey’s ‘Deep State’  Has A Secret Backchannel too Assad”yani “Türkiye’nin ‘Derin Devleti’ Esad ile Gizli Kanallara Sahip”  başlıklı haberi ile ilgili “haberin içeriği doğru, fakat başlık ABD tarafından konmuştur” ifadesini kullandı.

Başlığın yapılan haberi yalanladığını söyleyen Perinçek şöyle konuştu:

“Haberin içeriği doğrudur. Fakat başlık haberi yalanlıyor. Başlıkta “derin devlet” kavramı kullanılıyor. Halbuki haberin içerisinde Ergenekon Davası'nın sonunda derin devlet iddiasının doğru çıkmadığı saptanmıştır. Bu başlık Amerika’da konmuştur.”

 

İŞGE O YAZI

 

ABD'li Uluslararası İlişkiler Dergisi Foreign Policy, AKP Hükümetine yakın yazar Ceren Kenar imzasıyla Vatan Partisi yöneticileri Doğu Perinçek ve İsmail Hakkı Pekin gibi isimlerin Suriye ile barış görüşmelerinde rolünü sorgulayan bir yazı yayınladı. "Türkiye'nin Derin Devleti Esad'la Gizlice Görüşüyor"başlığını taşıyan o yazıyı Türkçeleştirerek yayınlıyoruz:

 

Geçtiğimiz ay içerisinde Türkiye iki eski rakibiyle dostluk geliştirmek için gayret gösterdi. 27 Haziran'da, Türk yetkililer ölüm olaylarının yaşandığı Mavi Marmara hadisesi ile bozulan İsrail'le ilişkilerini altı yılın ardından normalleştireceklerini duyurdular. O gün, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kasım 2015'te düşürülen uçak için Rusya'ya pişmanlığını dile getiriyordu, uçak olayı her iki ülkenin arasını açmıştı.

 

Türkiye'nin dış politikasının başlangıca döndürülmesi Suriye'nin kaderinin belirsizliğini sona erdirir. Peki Ankara en büyük düşmanı Suriye'nin lideri Esad'a zeytin dalı uzatıyor olabilir mi?

 

 

VATAN PARTİSİ MESAJ TAŞIMIŞ

 

Türkiye 2011 yılının Ekim ayında önerilen reformları gerçekleştirerek protestoları yatıştırmayı reddeden Suriye ile tüm diplomatik ilişkilerini kesmişti. O günden itibaren, Türkiye Esad'ı devirmeye odaklanan Suriye'deki muhalefeti desteklemiş, 2.5 milyon Suriyeli mülteciyi kendi topraklarında ağırlamıştı. Küçük bir gruptan oluşan solcu ve ulusalcı politik bir parti şimdilerde mülteci krizinin yükselmekte olduğunda ısrarcılar, Rusya'nın Suriye'de ki ağır askeri müdahalesi, ve güçlü Kürt militanların Suriye'nin kuzeyinde elde ettikleri topraklar, Türkiye'nin Esad rejimi ile anlaşmaktan başka çaresinin kalmamasına neden oldu. Aslında, aynı parti Türkiye ve Suriye hükümetleri arasında mevcut bir mesaj trafiği olduğunu da iddia ediyor.

 

 

 

Vatan Partisi, Batı ve Amerikan karşıtı ulusalcı bir hareket platformu, Türkiye'de tanınmış sosyalist bir politikacı olan Doğu Perinçek ve yardımcısı olan TSK'nın askeri istihbaratının eski yöneticisi İsmail Hakkı Pekin tarafından yönetiliyor. Perinçek ve Pekin'in Foreign Policy'e verdikleri demeçte söylediklerine göre Rusya, Çin, İran ve Suriye hükümetlerinin yetkilileri ile geçtiğimiz sene bir dizi görüşme gerçekleştirmişler, bu seyahatler boyunca üst düzey askeri ve Dışişleri yetkililerine mesajlar taşımışlar.

 

 NADİREN GÖRÜLEN ORTAKLIK

 

  Perinçek ve Pekin, bir sosyalist lider ve bir general, nadiren görülebilecek türde bir ortaklık içerisindeler. Politik işbirlikleri hapishanede oldukları dönem başlamış, her ikisi de 2011'de Ergenekon davası kapsamında tutuklanmış, seçilmiş hükümete askeri bir darbe planladıkları iddiası ile suçlanan ''derin devlet'' ile ilişkilendirilmişlerdi. Her ikisi de Kemalist bir politik bakış açısına sadıklar, laisizm ve Türk ulusalcılığına sımsıkı bağlı oldukları gibi Amerika ve Batı'nın Türkiye'nin politikaları üzerindeki etkisine karşılar. 2016 senesinde, Yargıtay Ergenekon davası sürecini tersine çevirmiş, ''Ergenekon terör örgütü'' olgusunun gerçek dışı ve delillerin sahte ve illegal yollardan elde edildiklerini duyurmuştu.

 

 Perinçek ve Pekin'in Esad ile Şam'da düzenledikleri ilk görüşme 2015 yılının Şubat ayında gerçekleşti, Perinçek'in söylediğine göre, ''Türkiye ve Suriye'nin ortak ihtiyaçları ayrılıkçı ve fanatik terör gruplarına karşı birlikte savaşmaktır.''

 

 Pekin ve Vatan Partisi üyesi olan öteki emekli Türk yetkililer, Soner Polat ve Beyazıt Karataş, daha sonra Şam'ı üç defa daha ziyaret ettiler. Pekin'in söylediğine göre, Ocak, Nisan ve Mayıs aylarında gerçekleşen bu ziyaretler boyunca delegeler Suriye'nin çok sayıda üst düzey güvenlik şefleri, diplomatları ve politik yetkilileri ile bir dizi görüşmeler gerçekleştirdiler. Buna ek olarak aynı zamanda Suriye'nin Genel Güvenlik Müdürlüğü'nün başındaki isim olan Muhammed Dib Zaitoun, Ulusal Güvenlik Bürosu'nun başındaki isim Ali Memluk, Dışişleri Bakanı Valid Muallim, Dışişleri Bakanı Vekili Faysal Mekdad ve Suriye Baas Partisi genel sekreteri Abdullah el-Ahmar ile de görüşmeler gerçekleştirmişler.

 

 Pekin tarafından açıklandığı kadarı ile bu görüşmelerin ana teması, Türkiye ve Suriye arasındaki diplomatik ilişkiler ve politik işbirliğinin nasıl düzeltileceği yönündeydi.

 

 YAN ODADA ESAD'LA KONUŞUYORDU

 

 Emekli generalin aktardığına göre Suriye'nin güçlü güvenlik şefi Memluk ile gerçekleştirdikleri görüşme doğrudan devletin üst kademeleri ile kurulan bir bağlantı olarak değerlendirilmeli. Pekin şu sözleri ifade ediyor; ''Memluk aynı zamanda yan odaya geçerek Esad ile doğrudan telefon bağlantısı kurarak konuşulanlar hakkında fikir alışverişi yapıyordu.''

 

Pekin, her görüşmeden sonra Dışişleri Bakanı ve askeri yetkililer ile bilgi alışverişinde bulunduklarını, Türk hükümetinin geçtiğimiz 18 ay boyunca aşamalı bir şekilde değişim içerisinde olduğunu sezinlediğini söylerken şu sözleri ifade ediyor, ''Ocak 2015'te Türkiye henüz politikasını değiştirmeye hazır değildi. Ancak, son ziyaretim esnasında Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin bu konu hakkında daha açık ve esnek bir tutum içerisinde oluşlarına tanık oldum.''

 

DIŞİŞLERİ NE DEDİ

 

Önde gelen bir Türk Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Pekin ile görüşmelerini doğruladıysa da, Esad rejimi ile Türkiye'nin görüştüğü konusunu ateşli bir biçimde yalanlarken şu sözleri ifade ediyordu;

 

''Evet Pekin'le görüştük, kamyon şoförlerinin de dahil oldukları bölgeye dair hassas bilgilere sahip olan milyonlarca kişiyle görüştüğümüz gibi. Ancak bu görüşmelerin içeriklerinde herhangi bir takas bulunmuyor.''

 

Fakat Pekin ve Perinçek'in inandıklarına göre Suriye Kürt Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) artan gücü ve Suriye'nin kuzeyinde, Türkiye sınırında otonom bir yapı geliştirme gayretleri Türk yetkililerin daha sağlıklı tartışmalarını sağlayabilir. PYD ve PKK yakın bir ilişki içerisindeler, PKK ise uzun yıllardır Ankara ve ABD tarafında terör organizasyonu olarak tanınmaktadır.

 

ESAD PERİNÇEK'E NE SÖYLEDİ

 

Vatan Partisi'nin iki liderinin iddiası, Türkiye ve Esad rejiminin ortak bir düşmana karşı görüştükleri yönünde. Perinçek gerçekleştirdikleri görüşmenin içeriğine dair şu sözleri dile getiriyor, ''Esad bize PYD'nin vatan haini ve ayrılıkçı bir organizasyon olduğunu ve Suriye'de ayrılıkçı gruplara karşı tolerans göstermeyeceğini, PKK ve PYD'nin ABD piyonu olduklarından kuşku duymadığını ifade etti. Bu sözleri söylediğini ise kendi kulaklarımla işittim.''

 

Pekin ve Perinçek'in söylemlerine göre PYD ABD'den önemli ölçüde bir destek alıyor, ve bu yakınlaşma Esad rejiminin de içerisinde olduğu bölgesel devletlere karşı saldırı düzenlemeleri için sağlanan bir destek. Türkiye PKK ile kendi topraklarında savaşmaktadır, ancak bu da henüz yeterli ölçüde değildir. Türkiye PYD'ye sunulan uluslararası yardımı kesmeli, ve PKK'ya karşı savaşmalıdır. PKK'ya sunulan uluslararası desteğin kesilmesi için Türkiye Suriye, Irak, İran ve Rusya ile işbirliği içerisinde olmalıdır.''

 

En azından bazı Türk yetkililer tartışmanın bu çizgide ilerlemesine istinaden sempati duyabilirler.

 

 ''Esad her halükarda bir katildir. Kendi vatandaşlarına işkence yapmaktadır. Fakat Kürt otonomisini desteklememektedir. Öteki yönlerinden hoşlanmıyor olsak da, bu konuda ortak bir politik duruşa sahibiz.'' AKP'den ismini vermek istemeyen üst düzey bir yetkilinin Reuters'e 17 Haziran'da verdiği demeçte geçen sözler bunlar.

 

Ancak, tüm bunların yanında bazı Türk yetkililer Türkiye'nin Esad rejimine karşı olan duruşunun değişeceği söylemini reddediyorlar. Foreign Policy'e konuşan bir yetkili, Türkiye'nin PYD'ye karşı Esad rejimi ile işbirliğine gireceği iddialarını ''gülünç'' bulduğunu ifade etmiş ve şu soruyu sormuştu: ''Esad kendi bölgesini korumaktan aciz, Türkiye'ye ve Suriye muhalefetine karşı güçlendirdiği PYD ile savaşmamıza nasıl yardımcı olacak?''

 

"ÖNEMLİ BİR ROL ÜSTLENDİK"

 

Fakat Suriye meselesi Perinçek ve Pekin'in diplomatik görüşmeler gerçekleştirmeleri için ilk defa dahil oldukları bir konu değil, ikili ayrıca Türkiye ve Rusya arasındaki görüşmelerde de rol oynadıklarını belirtiyorlar.

 

 ''Erdoğan'a yakın bir grup işadamı bizimle bağlantıya geçerek Rusya ile olan ilişkilerin düzeltilmesi için talepte bulundular,'' Rus savaş uçağının düşürülmesinin ardından Aralık ayında Rusya'yı ziyaret eden Pekin böyle söylüyordu. Pekin'in grubunun görüştüğü Kremlin'e yakın bir isim olan ultra-ulusalcı Rus filozof Alexandre Dugin, Rusya'nın özür mahiyetinde bir jest beklentisi içerisinde olduğunu ifade etmişti. Perinçek ise uçağın düşürülmesinin ardından Rus savaş pilotunun öldürülmesinden sorumlu olan Türk vatandaşı Alparslan Çelik'in bu görüşmenin ardından hemen tutuklandığını söyleyerek şu sözlerle devam ediyor, ''Rusya ve Türkiye arasındaki barış sürecinde önemli bir rol üstlendik ve her iki ülke de bu sürecin bir parçası olmamızı istediler.''

 

Cumhurbaşkanlığı kaynakları ise görüşmeler hakkında bilgi sahibi olmadıklarını söylediler.

 

KABİNE DEĞİŞİKLİĞİNİN SIRRI

 

Vatan Partisi yetkilileri Türkiye ve Rusya arasında müzakere görevi gerçekleştirip gerçekleştirmediklerine istinaden yöneltilen sorulara istinaden herhangi bir kimseden direktif almadıklarını söylemiş, ''arabulucu'' terimini kullanmaktan bilhassa kaçınırken sadece ''altyapı hazırlamak'' konusunda çalıştıklarını ifade etmişlerdi.

 

Perinçek: ''Bilhassa Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Akp içinden pek çok sayıda insan, Rusya ve Suriye ile düşmancıl ilişkilerin sürdürülemez olduğunu kabul ediyorlar. Hatta, bu görüş neden yeni bir kabine kurulduğu sorusunun da yanıtı.''

 

Aslında Türkiye'nin Rusya ve İsrail konusundaki politik duruşunun değişimi Ankara'da gerçekleşen bir dğeişim ile kendisini göstermişti. Uzun süredir Erdoğan ile fikir ayrılıkları içerisinde olsan Ahmet Davutoğlu 4 Mayıs günü istifa etmek durumunda kalmıştı. Yerine Binali Yıldırım geçmiş, Yıldırım ise bu konularda politik duruşun değişime gebe olduğu sinyallerini vermişti.

 

 Yıldırım 11 Temmuz günü yaptığı konuşmasında ''Komşularımızla ilişkilerimizi geliştireceğiz,'' sözlerini dile getirmiş, ''Irak, Suriye ya da Mısır ile savaş halinde olmamızın geçerli bir sebebi yok, ancak bu ülkeler ile olan ilişkilerimizi daha ileri bir noktaya taşımalıyız.'' sözleri ile gündeme gelmişti.

 

 HÜKÜMET İLE ORDU İYİLEŞİYOR

 

Türkiye'de ki farklı güvenlik aktörleri arasında güç dengesi de değişiyor. The Wall Street Journal'ın bir haberine göre Türk ordusunun politika üzerindeki baskın gücü yeniden güç kazanmaya başlamış, Kürt meselesi ve bölgesel güvenlik tehditleri bu konuda etkili bir rol oynamıştı. Geçmişte dört ayrı darbe ile politik imtiyazlarını güvence altına alan Türk ordusu son on yıl boyunca seçimle işbaşına gelen ükümet tarafından kontrol altına alınmıştı. AKP hükümetinin iktidara gelmesi ile birlikte Türk ordusu politik etkinliğini yitirmiş, fakat AKP ve Gülen Cemaati arasındaki evliliğin 2013 sonlarında gürültülü şekilde sona ermesi ile birlikte, kurum eski gücüne yeniden kavuşmaya başlamıştı. Gülenciler kurumlar üzerinde etkili olmak üzere kullanılırlarken kendisi de şu sözleri ifade ediyordu, ''bu insanlar, cumhuriyete ve ulusa bağlı, din kardeşliğine ise karşı olanlşarın yerlerine geçiyorlar.''

 

Önde gelen bir AKP'li yetkilinin söylediğine göre yaşananlar geçmişte olan istenmeyen bir takım olaylardan ibaret fakat hükümet ve ordu arasındaki ilişkiler hızla iyileştiriliyor. Aynı yetkili geçtiğimiz bir kaç sene boyunca hükümet ile ordu arasındaki ilişkilerin iyileştirilerek güçlendirildiğini söylüyor.

 

Türk ordusu hükümetin Esad karşıtı politikasından sakınmasıyla biliniyor. Önde gelen bir başka hükümet yetkilisi, ki kendisi Türkiye'nin Suriye politikasının mimarlarından biridir, hükümetin Suriye'de güvenli bir tampon bölge kurmak istediğini söylemişti, fakat 2011 yılının başlarında Türk ordusu bu talebe karşı direnmişti.

 

Doğu Perinçek, Türk ordusunun Suriye, Irak, İran ve Rusya ile dostane ve barışçıl ilişkiler kurmaktan yana olduğunu ifade ediyor.

 

SURİYE'NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ NEDEN ÖNEMLİ

 

Cumhurbaşkanlığı ve Dışişleri Bakanlığı kaynakları ise Türkiye'nin Suriye politikasının değişmekte olduğu dedikodularını güçlü bir biçimde reddetmeye devam ederken, Esad'ın iktidardan çekilmesinin Türkiye için vazgeçilmez bir öncelik olduğunu söylüyorlar. Öteki bazı gözlemciler ise Ankara'nın Suriye karşısındaki tutumunun değişmekte olduğunu belirtiyorlar: Abdülkadir Selvi, Hürriyet gazetesinde çalışan eski bir gazeteci, Türkiye'nin ''idealist'' çizgisinin Davutoğlu tarafından biçimlendirildiğini, ancak hükümetin ve destekçilerinin bu süreci ''gerçekçi'' bir çizgiye doğru kayarak değiştirmeye yöneldiklerini ifade ediyor. Selvi tarafından önesürülen bu yeni devirde Türkiye hükümeti Suriye rejimine karşı eleştirel tutumunu sürdürecek, fakat başta Esad rejimini devirmekten vazgeçmek üzere Suriye'nin kuzeyinde güç kazanmakta olan Kürtlere karşı olan öteki güçlerle olan işbirliğini de arttıracak.

 

 Selvi'nin öne sürdüğü gibi, ''Türk devleti için Suriye'nin toprak bütünlüğü Esad rejiminin kaderinden daha önemli bir hale geldi.''

 

 Ceren Kenar – Foreign Policy

 

 Çeviri: Şıvan Okçuoğlu

 

 Odatv.com

 

 
14 Temmuz 2016 Perşembe 02:13 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
25
16
7
2
55
2
Başakşehir
25
15
8
2
53
3
Galatasaray
25
14
4
7
46
4
Fenerbahçe
25
12
8
5
44
5
Trabzonspor
25
12
5
8
41
6
Antalyaspor
25
11
6
8
39
7
Kasımpaşa
25
10
5
10
35
8
Konyaspor
25
9
8
8
35
9
K.D.Ç. Karabük
25
10
4
11
34
10
Bursaspor
25
9
5
11
32
11
Gençlerbirliği
24
8
8
8
32
12
Osmanlıspor FK
25
7
10
8
31
13
Alanyaspor
25
8
4
13
28
14
Akhisar Bld.
25
7
6
12
27
15
Kayserispor
25
7
6
12
27
16
Ç. Rizespor
25
5
5
15
20
17
Adanaspor
25
5
5
15
20
18
Gaziantepspor
24
5
4
15
19
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:30
  • Güneş06:12
  • Öğlen12:39
  • İkindi16:07
  • Akşam18:44
  • Yatsı20:15
 
Tarihte Bugün
1791 - Hollanda'lı kadın hakları savunucusu Etta Palm, Gerçeğin Dostları Konfederasyonu olarak bilinen kadın kulüplerini kurdu.
1801 - I. Aleksandr Rusya İmparatorluğunun çarı oldu.
1839 - OK sözcüğü ("oll korrect") Boston Morning Post gazetesinde ilk kez kayıtlara geçti.
1848 - Macaristan, Avusturya'dan bağımsızlığını ilan etti.
1855 - Dolmabahçe Camii ibadete açıldı.
1903 - Wright Kardeşler ilk sabit kanatlı uçakları için patent başvurusunda bulundular.
1919 - Benito Mussolini, İtalya'da Fasci italiani di combattimento (sonraki Nasyonal Faşist Parti)'yu kurdu.
1921 - II. İnönü Muharebesi başladı. Yunan birlikleri, Uşak ve Bursa üzerinden, Afyon ve Eskişehir'e doğru iki koldan taarruz başlattı.
1925 - Sessiz sinema döneminin en pahalı filmi, (3.9 milyon dolar) "Ben Hur" gösterime girdi.
1931 - Türk çocuklarının ilk öğrenimlerini Türk okullarında yapmalarını zorunlu kılan kanun kabul edildi.
1933 - Alman Milli Meclisi Reichstag, Adolf Hitler'e kararnamelerle ülkeyi yönetme yetkisi verdi.
1946 - Zekeriya Sertel ve Sabiha Sertel, Cami Baykut ve Halil Lütfi Dördüncü, çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı. Daha sonra dava Yargıtayca bozuldu ve gazeteciler serbest bırakıldılar.
1949 - Büyük Doğu dergisi sahibi Necip Fazıl Kısakürek, kumar oynarken polis tarafından yakalandı.
1956 - Pakistan, ilk İslam cumhuriyeti oldu.
1959 - Ankara'da yayınlanan Öncü gazetesi süresiz olarak kapatıldı.
1960 - Said Nursi Mardin'de vefat etti.
1971 - Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu liderlerinden Deniz Gezmiş'in arkadaşları Hüseyin İnan ve Mehmet Nakipoğlu yakalandı.
1972 - Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay; Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkında verilen idam cezalarını onayladı.
1974 - Hükümet, İmralı Adası'nda gömülü olan Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın mezarlarının başka bir yere taşınabilmesine izin verdi.
1977 - Liselerde okutulan "Felsefeye Başlangıç" adlı kitabın yazarı Prof. Nebahat Küyel, Aleviler'i küçük düşürme iddiasıyla yargılandı.
1979 - MSP eski milletvekili Halit Kahraman eroin kaçırırken Yunanistan'da yakalandı.
1989 - Utah Üniversitesi'nden Stanley Pons ve Martin Fleischmann, soğuk füzyon konusundaki buluşlarını açıkladılar.
1990 - Cizre'de binlerce kişi yürüyüş yaptı.
1992 - Şırnak'ın Cizre ilçesinde çıkan olaylarda, güvenlik güçleri ile göstericiler arasındaki çatışmaları izleyen Sabah Gazetesi muhabiri İzzet Kezer başından vurularak öldü.
1994 - Aeroflot tipi bir yolcu uçağı Sibirya'da düştü: 75 kişi öldü.
1994 - Meksika başkan adayı Luis Donaldo Colosio, seçim hazırlıkları sırasında düzenlenen bir suikast sonucu öldürüldü.
1996 - Ankara'da öğrenciler harçları protesto eylemi yaptılar. Çıkan olaylar sonrasında Dil Tarih Coğrafya Fakültesi binasına giren polis 127 öğrenciyi gözaltına aldı. Olaylarda 51 polis ve 100 öğrenci yaralandı.
1996 - Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Oğuzhan Asiltürk, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni din düşmanlığı yapmakla suçladı.
1998 - Bakanlar Kurulunda irticayla mücadelede alınması gereken önlemleri içeren yasa tasarılarının büyük bölümü imzalandı.
1999 - Paraguay Başkan yardımcısı Luis María Argaña suikast sonucu öldürüldü.
2000 - Galatasaray futbol takımı, Avrupa Futbol Birliği, UEFA Kupası çeyrek finalinde deplasmandaki ilk maçta 4-1 yendiği Mallorca'yı Ali Sami Yen Stadı'nda da yenip, yarı finalist oldu.
2001 - NATO, Kosova savaşında seyreltilmiş uranyum mermisi kullandığını itiraf etti.
2001 - Sovyet uzay istasyonu Mir'in görevi sonlandırıldı.
2004 - Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nce yürütülen Şehitler Coğrafyası projesi kapsamında yapılan araştırmalar sonucu, Gelibolu Yarımadası'nda iki bin askerin gömüldüğü gerçek şehitlik bulundu.
2008 - Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan İlhan Selçuk, savcılık sorgusunun ardından serbest bırakıldı ve yurt dışına çıkışı yasaklandı.
625 - Arabistan'da Müslümanlarla Kureyşler arasında Uhud Savaşı başladı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
16.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010719404251
 
On Numara
20.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02040506071012162021253038404556586372747577
 
Sayısal Loto
18.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu121628374649
 
Şans Topu
22.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu042426293111
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık