Başkanlık teklif paketi meclisten geçti

Ana Sayfa » Siyaset » Erdoğan dar politik söylemini sürdürdü, Türkiye'yi kucaklamadı

Erdoğan dar politik söylemini sürdürdü, Türkiye'yi kucaklamadı

Cumhurbaşkanı seçilmesine karşın AKP le ilişkisini kesmeyerek ve Başbakanlıktan ayrılmayarak anayasal açıdan krize neden olan Erdoğan, AKP İl Başkanlarına konuştu. Erdoğan, yine AKP genel başkanı gibi konuştu, muhalefeti tokatlamaktan sözetti, "Yeni Türkiye için yeni bir muhalefet diliyorum" dedi. Mesajlarıyla AKP'yi hiç bırakmayacağını vurguladı.

 
14 Ağustos 2014 Perşembe 15:05 
Yorum YapYazdır
 
 
Erdoğan dar politik söylemini sürdürdü, Türkiye'yi kucaklamadı

Recep Tayyip Erfoğan, AKP Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısında konuştu.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 74 ilde oy oranlarını artırdıklarını belirten Erdoğan "AK Parti’ye ayrıştırıcı diyenlere bu bir cevaptır. Bakın bizim en düşük oy aldığımı iller hangileri Tunceli ve Şırnak. Oralardaki oy oranımız 14,4 bir diğerinde yüzde 14,8. Yani Türkiye’nin tüm illerinde yüzde 14’ün üzerinde biz oy aldık. Bizim yüzde 15’in altında oy aldığımız il sayısı 2. 13 yıl içinde 9 seçime girdik. Bizim tükeneceğimizi, dağılacağımızı düşünenler, her seçimin ardından hayal kırıklığı yaşadılar. Çünkü niyet hayır akıbet hayır. Ama onların niyeti hayır değildi şerdi. Sonuçları hep tokat oldu" dedi.

Konuşmasında muhalefeti eleştiren Erdoğan "Yeni Türkiye için yeni bir muhalefet diliyorum" temennisinde bulundu.
Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları;

Bundan tam 13 yıl önce Ak Parti’nin kuruluşunu ilan etmiştik. Daha partimizin program tüzük hazırlıklarını yaparken milletimizden büyük bir teveccüh görmüştük. AK Parti’nin kuruluşuyla birlikte milletimizdeki heyecan ve umut doruk noktasına ulaşmıştı. Anadolu’yu Trakya’yı karış karış dolaştık. Heyecanı umudu arazide müşahede ettik.
Sadece 14 aylık bir parti olmasına rağmen Ak Parti 3 Kasım 2002’de genel seçimlere girdi ve yüzde 34,4 oy oranıyla iktidar partisi olarak sandıktan çıktı. Parlamentoya iki parti girebildi. Yüzde 63 gibi çoğunluğa sahip olduk. Aramızdan ayrılmış ahirete intikal etmiş bütün arkadaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Her bir yol arkadaşıma buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.

"SUİKASLERE MARUZ KALDIK"
Arka arkaya davalar açıldı.biz Türkiye’yi dolaşırken, milletimizle kucaklaşırken Ankara’da o aralar şahsımla ilgili derhal tutuklanmamı isteyen, idamla yargılamaya hazırlanan bazı savcılar çıktı. Hem partimizi kurduktan sonra, hem de iktidar olduğumuzda AK Parti’nin kapatılmasıyla ilgili girişimler oldu. Darbe senaryolarını gördük, suikastlere maruz kaldık. Zaman zaman partimizin içine fitne sokulmak istendi. Bizi çalıştırmamak için nice tuzaklar kuruldu. Sadece son bir yıl içinde Gezi olaylarıyla 17-25 aralık darbe girişimiyle partimiz hükümetimiz hedef alındı. Ulusal ve uluslararası medyadan çeşitli sermaya çevrelerinden istihbarat örgütlerinden nice saldırılar yapıldı. Allah’a hamd olsun, tüm bu saldırılara göğüs gerdik. Kurulan tüm tuzakları alt üst ettik.

"SALDIRILARI PÜSKÜRTTÜK"
İçerdeki ve dışardaki güç odakları ellerindeki tüm imkanları kullanarak 13 yıl boyunca bizi çok yoğun bir taarruz altında tuttular. Amaçları sadece AK Parti’yi sadece denklemin dışına itmek değildi. Ak Parti iktidarını çalışamaz hizmet üretemez hale getirmek istiyorlardı. Arkadaşlar 13 yıllık süreçte hem partimizi dimdik ayakta tuttuk, saldırıları püskürttük, hem de cumhuriyet tarihimizin en büyük reformlarını yatırımlarını gerçekleştirdik.

 

"AK PARTİ DÖNEMİNDE ORTAKLIK SONA ERDİ"
Şunu unutmayalım AK Parti’yi millet kurmuştur. Milletimizin arzusu hayalleri AK PARti’nin siyasetinde ete kemiğe bürünmüştür. Ak Parti 13 yıl boyunca sadece ve sadece milletle yürümüştür. Manda ve himaye kabul etmeyen bir parti olmuştur. Türkiye’de milletin egemenliğine ortak olma alışkanlığına sahip güç odakları karşılarında AK Parti’yi bulmuştur. Medya milletin egemenliğine biliyorsunuz ortaktı. Ak Parti döneminde bu ortaklık sona erdirilmiştir. Sermaye milli egemenliğe istikamet çizen bir güç odağıyken Ak Parti ile bu vesayet de sona ermiştir. Çeteler ve cuntalar ellerini çekmişlerdir. Bürokratik oligarşi askeri ve sivil bürokrasi, milletin iradesini kısıtlamaktan çıkmışlardır.

"ALLAH'IN DEDİĞİ OLDU"
Ak Parti her kararı milletle almıştır. Biz partimizi kurduğumuzda bize, hatırlayın. Ömür biçenler vardı. Ama yanıldılar. Onların dedikleri olmadı Allah’ın dediği oldu. Yıpranacağımızı dağılacağımızı düşünenler her zaman yanıldılar. Ne yazık ki bizimle beraber yürüyenlerin içinde bile, son zamanlarda, AK Parti’nin kısa zaman içinde parçalanacağını söyleyenler var. Bu da çok manidar. Biz sadece milletten yetki alan bir parti olduk. Ama biz milletin hayır duasını da her daim yanında bulan bir parti olduk. Milletimize mahcup olmamak için 13 yıl boyunca hassasiyetle hareket ettik.

"SONUÇLARI HEP TOKAT OLDU"
13 yıl içinde 9 seçime girdik. Bizim tükeneceğimizi, dağılacağımızı düşünenler, her seçimin ardından hayal kırıklığı yaşadılar. Çünkü niyet hayır akıbet hayır. Ama onların niyeti hayır değildi şerdi. Sonuçları hep tokat oldu. 28 Mart 2004’te yerel seçimlerde oy oranımız yüzde 41,7’ydi. 30 Mart seçimlerinde yüzde 45,5’a ulaştık. 3 Kasım 2002 34,4 idi, en son 12 Haziran 2011’de yüzde 50 oy oranına ulaştık. En son geçen hafta yapılan cumhurbaşkanlığı seçimde milletimiz yüzde 52’yle hem cumhurbaşkanlığı görevini, hem de Türkiye’nin halk oyuyla seçilmiş ilk cumhurbaşkanı makamını tercih etti.

EN DÜŞÜK OY ALDIĞI 2 İL
AK Parti’ye ayrıştırıcı diyenlere bu bir cevaptır. Bakın bizim en düşük oy aldığımı iller hangileri Tunceli ve Şırnak. Oralardaki oy oranımız 14,4 bir diğerinde yüzde 14,8. Yani Türkiye’nin tüm illerinde yüzde 14’ün üzerinde biz oy aldık. Bizim yüzde 15’in altında oy aldığımız il sayısı 2. CHP ve MHP’nin ortak adayı 12 ilimizde yüzde 15’in altında oy aldı. HDP’nin adayı 64 ilimizde yüzde 15’in altında kaldı. Ortak adayın yüzde 5’in altında oy aldığı 11 ilimiz var. HDP adayının yüzde 5’in altında oy aldığı 51 ilimiz var.
"74 İLİMİZDE OYLARI ARTIRDIK"
Bazı medya unsurları çıkıyorlar, artık kitle partisi olmaya doğru gidiyor falan… Rakamlar ortada, olamaz. Genleri bunların farklı. Gerek ortak adayın gerek HDP adayının yüzde 2’nin altında kaldığı iller var. şurası da önemli. 30 Mart seçimleriyle kıyaslandığında bizim 10 ağustos’ta 7 ilimizde oyumuzun düştüğü görülüyor. CHP ve MHP’nin ortak adayı ise 30 Mart’a göre 80 vilayetimizde oy kaybetti. Yani ortak aday sadece bir ilde, o da binde 8 oranında oy artırdı. Biz 74 ilimizde oyları artırdık. Ak Parti ne siyasi kürtçülük ne siyasi türkçülük yapıyor ne de kumsalların partisiyiz diyor. Biz 77 milyonun partisiyiz.

"GELİYORUM ŞAMPİYONLARA..."
Geliyorum şampiyonlara. Birincilik yine Rize’de. Yüzde 80,6. İkincilik Bayburt 80,25. Üçüncü en yüksek oy veren ilimiz Gümüşhane yüzde 75. Dördüncü sırada Konya var. Konya yüzde 74,6 oy oranıyla 81 il içinde dördüncü. Ama büyükşehirler sıralamasında birinci oldu. Son mitingimizi Konya’da yapmıştık. Beşinci sırada ise Aksaray yer aldı. Aksaray her seçimde hamd olsun bakıyorsunuz istikrarını koruyan bir ilimiz. Partimize desteğini istikrarlı şekilde sürdüren bir ilimiz oy oranı yüzde 74.

"İLÇELERE GELİNCE..."
İlçelere gelince. En yüksek oyu veren ilçemiz Adıyaman’ın Sincik ilçesi oldu. Oy oranı 95,72. Şanlıurfa Harran, Rize Güneysu üçüncü, Malatya Kale dördüncü sırada. Rize İkizdere beşinci sırada yer aldılar. 10 ağustos akşamı sonuçlar ortaya çıkınca İstanbul’dan Ankara’ya geldik. Genel merkezimiz balkonundan tüm dünyaya hitap ettik. Tekrarlamakta fayda görüyorum. Seçimin galibi Recep Tayyip Erdoğan değil 77 milyon olmuştur, Türkiye olmuştur.

"BİZ VERDİĞİMİZ SÖZLERİN ARKASINDA DURDUK"
Yaptığım telefon görüşmelerinde de mazlum mağdur olan ülkelerin liderleri hep bu ifadeyi kullanmışlardır. Sadece siz kazanmadınız, aynı zamanda biz kazandık demişlerdir. Bu seçimin mağlubu kaybedeni de yoktur. 28 Ağustos’ta yeminimizi edip göreve başladığımızda 77 milyonun cumhurbaşkanı olacağımızdan da hiç kimsenin şüphesi olmasın. Balkon konuşmasında da vurguladım, biz verdiğimiz sözlerin arkasında durduk, sözlerimizin arkasında durma mücadelesi verdik. 94’te belediye başkanı seçildiğimizde İstanbul’u kucaklayan, herkesin derdini kendi derdi bilen bir idare anlayışı belirleyeceğimizi söylemiştik. 3 Kasım 2002’de ne söylediysek 12 yıl boyunca onun arkasında durmanın mücadelesini verdik.
13 yıl önce yaptığım konuşmada, görüşlere katılmasam dahi, görüşlerinizi söylemeniz için canımı bile vermeye hazırım diye bir ifade kullanmıştım. İşte bu sözün arkasında durduk. Herkesin inançlarını yaşaması için değerlerini kültürünü özgürce ifade edebilmesi için özellikle de fikirlerini rahatça söyleyebilmesi için tarihi nitelikte reformlar yaptık. Sadece başı örtülü kardeşlerimiz içinde değil başı açık kardeşlerimiz için de özgür bir Türkiye inşa ettik.

"YOKSUL, KÖYLÜ, CAHİL DEDİLER"
AK Parti’nin hemen tüm mensupları yakın tarihimizin acılarını hissetmiş insanlardan oluşuyor. Kimine kürt dediler haklarını kısıtladılar. Kimine Alevi dediler ötelediler. Kimine baş örtülü sakallı dindar dediler ötelediler. Okutmadılar. Senden ancak olsa olsa hizmetçi olur dediler. Sen ancak tarlada git meyve sula dediler. Git yaş sebze sula dediler. Olsa olsa kapıcı olur dediler. Yoksul dediler, taşralı, köylü cahil dediler. Her fırsatta milleti tahkir ettiler. Göbeğini kaşıyan adam dediler. Demedikleri bir şeyi bırakmadılar. Ak Parti ezilenlerin ötelenenlerin partisi olarak bu mücadelenin içine girdi.

"BİZ BUNLARI YAŞAYARAK GELDİK"
Ötelenmişler olarak hiç kimsenin ötelenmemesi için mücadele verdik. Ayrımcılığa haksızlığa uğramış kitleler olarak hiç kimsenin bizim yaşadıklarımızı yaşamasını istemedik. Biz bunları yaşayarak geldik. Bizim balkon konuşmalarımıza dudak büken herkese diyorum ki yaptıklarımıza bakın orada samimiyetimizi göreceksiniz. Çözüm süreci için yaptıklarımıza bakın. Kimliklerin kültürlerin değerlerin özgürce ifade edilebilmesi için yaptıklarımıza bakın. Sözlerimize inanmayanlar yaptıklarımıza bakarlarsa orada samimiyetimizi göreceklerdir. Hangi reformu yaptıysak 77 milyonun refahını düşünerek yaptık.

"BİRBİRİMİZİN GÖZÜNE BAKALIM"
10 ağustos akşamı şunu söyledim “elimizi vicdanımıza koyalım. Birbirimizin gözüne bakalım. Birbirimize gelin gönlümüzü açalım. İdeolojiyi bir kenara koyalım. Mahalle baskısını bir kenara koyalım. 12 yıla vicdan gözlüğüyle bakalım” inanın gerçeğin gösterilenden farklı olduğunu hep beraber göreceğiz.
Son birkaç yıldır Türkiye belli çevrelerde basın özgürlüğü kısıtlanan ülke olarak gösteriliyor. Ben buradan çok açık net soru soruyorum. Bazı medya grupları bana arkadaşlarıma her türlü hakareti yapabiliyor mu? Yapıyor. Hatta yargı o kadar burada bazı yargı mensupları taraf davranıyor ki, söyledikleri ney? Bu eleştiriye girer ama siz siyasetçisiniz bu hakaret değil ağır eleştiri. Dolayısıyla olumsuz karar veriyorlar. Bizi basın özgürlüğünü kısıtlamakla itham edenler Gazze’de neden ortada görünmediler? Bir de buna bakalım. 12 gazeteci Gazze’de öldürüldü. Bazıları yaralandı. Ofisleri bombalandı. İsrail yanlısı yayın yapmadığı için kovuldu. İçerde veya dışarda bizi itham edenlerin seslerini duydunuz mu?
"BİZE SALDIRDILAR"
Gezi olaylarında dünyada medya organları bize saldırdılar. 17-25 Aralık’ta aynı yönde. Batıda tweet atan sporculara sanatçılara o tweetleri sildirdiler, linç uyguladılar. Bizi azınlık konusunda eleştiriyorlar. Açık söylüyorum. Azınlıklar konusunda dünyada bizim gösterdiğimiz hassasiyeti aynı şekilde gösteren bir başka ülke yoktur.
"BİZ SABREDİYORUZ"
Türkiye’de tüm azınlıklar şu anda huzur içinde. Bakın bu kadar Gazze’de olay oluyor biz ne dedik? Türkiye’deki Museviler bizim vatandaşımızdır. Kimse onlara yönelik olumsuz yaklaşım içinde bulunamaz dedik. bizim meselemiz İsrail yönetimiyledir, İsrail halkıyla değil. Şu anda Irak’ta Türkmenlerin derdini kendisine dert edinen tek ülke var Türkiye. Ezidilere kapısını açan tek ülke var Türkiye. Bakın şu anda 2 milyon ezidi ülkemize girmiş vaziyette. 2 bin, 2 bin doğru. Onların bakımlarını her şeyini biz üstlendik. Şu ana kadar 120 TIR’ı aştı insani yardımlarımız. Suriyeli muhacirlere bu boyutta kucak açan tek ülke var Türkiye. İşte buyurun 1 milyon 200 bin Suriyeli muhacir ülkemizde. Bazı sıkıntılar yaşamamıza rağmen biz sabrediyoruz. Onlar muhacir biz ensar olacağız. Vatandaşlarımıza aman sabır diyoruz. aynı şeyler bizim de başımıza gelebilirdi. Gazze’deki yaralılara sahip çıkan ülke Türkiye.
"KERVAN YOLUNDA CESARETLE İLERLİYOR"
Bugün 14 Ağustos. Aynı zamanda Rabia günü. Rabia’nın iki anlamı var. Bir Mısır’da Rabia, bir Türkiye’de rabia. Mısır’da da darbeye karşı çıkanların kahramanca müsaadesinin günüdür Rabia. İnsanlık dramına karşı çıkan tek ülke Türkiye. Ama gidin medyaya bakın haksızca mesnetsiz şekilde hedef yapılan yine Türkiye. Anlamadıkları bir şey var. biz bu oyunlara boyun eğmiyoruz. Eskiden uzaktan ses gelince kervan duruyordu. Şimdi ne sesi gelirse gelsin kervan yolunda cesaretle ilerliyor. Şu gazete bunu yazmış, bu dergi bunu söylemiş. Biz onlara bakmayız. Biz önce hakka sonra millete bakarız.
"YENİ TÜRKİYE'DE TEK BİR ARZUM VAR"
Bizi diktatör otoriter tek adam olmakla itham edenlerin hepsini vicdanlarıyla baş başa bırakıyorum bu konuda onları muhatap almaya gerek yok. 77 milyon içinde bu mahalle baskısının etkisi altında kalanların da bize ve hadiseye gönül gözüyle bakma çağrısında bulunuyorum. 77 milyonun cumhurbaşkanı olarak toplumsal uzlaşma için de elimizden gelenin yapılacağının herkes tarafından bilinmesini istiyoruz. Yeni türkiye’den bir arzumuz var, yeni bir muhalefet. Artık bu kaçınılmaz hale gelmiştir. Muhalefetin kendisini sorgulamaktan bu aşamadan sonra kaçış yoktur. CHP’ye bakıyorsunuz çıkan sonuçtan dolayı seçmeni kötülüyor. MHP’de seçmeni aşağılıyor. Pensilvanya dahi çıkan sonuçtan dahi millete bedduayı sallıyor.
"ANLAMAYA ÇALIŞMAK YOK"
Acaba nerede yanlış yaptık diye sormak yok. Anlamaya çalışmak yok. Bedel ödemekse hiç akıllarına gelmiyor. Bir kısmı sahillere sıkışıp kalır, bir kısmı doğuda belli illere sıkışıp kalır. Bir süre sonra elde oralar da kalmaz. Ben teşkilatıma özellikle söylüyorum. 14’ün altında 15’in altında olduğumuz yerler var ya, oradaki eksikleri de sürdürerek inşallah oralarda da AK Parti’yi birinci parti haline getirmek bizim hedefimiz olmalı. Hakaretle muhalefet olmaz, olmuyor. İktidarla yalanla siyasetin seviyesini ayaklar altına düşürerek muhalefet olmuyor, olmaz. Zaten kendileri aday olmadılar. Niye? Eğer kendileri aday olmuş olsa bedeli daha ağır olacaktı. Ortak aday çıkardılar ki, şamarı o yesin bize bir şey dokunmasın. Şimdi öyle vasıflar sayıyorlar ki, siz genel başkansınız, sizde bu vasıflar yok muydu ya? Kendilerini dışta tuttular. Ortaya bir aday sürdüler ve milletten tokatı o yedi. En son ne söylemek zorunda kaldı “laf bitti” dedi.

"27 AĞUSTOS'TA PARTİMİZİN OLAĞANÜSTÜ GENEL KURULUNU YAPIYORUZ"
Seçimin hemen ertesinde, Pazartesi günü partimizin MKYK’sını topladık. Gündemimizdeki konuları değerlendirdik. Önemli kararlar aldık. İnşallah 27 Ağustos’ta partimizin olağanüstü genel kurulunu yapıyoruz. Burada asgari 15 gün azami 45 gün içinde olağanüstü genel kurul toplanması gerektiği için biz bu tarihi tercih ettik. Bu genel kurulda, genel başkanlık görevini delegelere inşallah teslim edeceğim. Onlar da bu görevi aramızdan bir arkadaşımıza tevhid edecekler. Daha ilk gün ilk adaımı atarken, hem partimizin kurucularına hem misafirlere şunu söyledim "Bugün önemli bir gün. Bugün Türk siyaset tarihine lider oligarşisinin çöktüğü gün olarak, kollektif aklın temsilcisi olan bir liderlik anlayışının yerleştiği bir gün olarak geçecek" dedim. 14 ağustos 2001’de bu sözlerimden birkaç dakika sonra dedim ki "kurmuş olduğumuz bu siyasi partide asla bir lider diktatoryası oluşmayacaktır. Lider, katılımı ve kollektif düşünmeyi esas alan bir liderlik anlayışı içinde hareket edecektir"

"BURADA ÜÇ BAŞLIK ÇOK ÖNEMLİ"
Bu sözleri tam 13 yıl önce söylemiştim. Burada üç başlık çok önemli. Katılım, istişare ve ortak akıl. Hele hele bizim için önemli olan bir şey var ki o çok önemli, bütün işlerinizde istişare ediniz prensibi bizim için anlamlıdır. Biz buna inanırız. Partimizin ve hükümetimizin her adımına bu hakim olmuştur.
Arkadaşlarımızdan genel başkan hakkında ne düşündüklerini aldık. Bugün toplantıya katılan kardeşlerimizden kanaatlerini alacağız. Ve yine bu akşam partimizin kuruluş yıl dönümü resepsiyonundan sonra da milletvekillerimizle bir araya gelecek, bu akşam resepsiyondan sonra tüm vekillerimizle aynı zamanad genel merkez kadın kollarımızla gençlik kollarımızla bir araya gelerek kanaatlerini alacağız ve böylece inşallah genel kurulumuza giderken, tercihin hangi istikamette olduğunu öğrenip o adımı atalım diyoruz.

"ŞEYTAN BÖYLE DÖNEMLERDE DEVREYE GİRER"
Bu tür hareketleri hazmedemeyenler boş durmaz. Şeytan böyle dönemlerde devreye girer. Onun için de bu birliği bu beraberliği nasıl bozarız, elinden gelen gayreti gösterir. İşte bu tuzağı bozmak bizim birliğimizde yatar. Onun için bizler şu veya bu şekilde istişarenin neticesine değil de nefsimizin vereceği karara uyarsak partimizin bütünlüğünü zedelemiş oluruz. Buraya büyük emeklerle geldik. Bunu aynı şekilde devam ettirmemiz gerekir.
hırs bizden uzak olsun, bencillik bizden hep uzak oldu, uzak olsun. sinsilik ayak oyunları tuzaklar bu partiye bugüne kadar sirayet etmedi, inşallah etmesin. Hele hele bizimle yakından uzaktan alakası olmayan veya dolaylı alakası olan, onların partimizin içinde kendilerine yönelik uzantılar arayıp bularak oradan görevi üstlenecek kişiler bulmaya çalışmalarına fırsat vermeyelim.

"GAZA GELENLER OLDU"
13 yıldır her gün AK Parti’de çatlak oluşacak diye el ovuşturanları biliyorsunuz değil mi? AK Parti’nin içine fitne ve nifak sokmak için kollayanların olduğunu biliyorsunuz değil mi? Zaman zaman bizden ayrılanlar oldu ya, onlara sen orada daha niye duruyorsun, zaten bu partinin kapatılması yakın, ayrıl kurtul. Hatta bazılarına belki cumhurbaşkanlığı sana düşer denilenler bile oldu, gaza gelenler oldu. Ayrılıp gittiler. Onlara umut verenler, bu davaya, bu partiye bundan sonraki süreçte de bu oyuna düşenler bu davaya bu harekete haksızlık etmiş olurlar.

"ALLAH İÇİN SEVİNDİRMEYELİM"
Arkadaşlar gelin şu 10 Ağustos’un bir heyecanını mutluluğunu yaşayalım ya. Bunu yaşatmamak için elinden gelen gayreti gösterenler var. Bu tuzağa düşmeyelim. Dedik ki biz Meclis’i tatil edelim 28’ine kadar oturumlarına ara versin. Sonra kalınan yerden yola devam edilsin dedik. AK Parti’nin yalpalamasını isteyenleri Allah için sevindirmeyelim.
Telefonlarda ağlayarak bu ifadeleri kullanan liderleri dinledim. Sorumluluğumuzun ne kadar ağır olduğunu biliyorum bunu da sizlere hatırlatmayı bir görev telakki ediyorum. bu süreci zedeleyen bu umudu zayıflatan ülkeye millete bu aziz ümmete tarihe çok büyük haksızlık etmiş olur. Bu sözlerimle asla hiç kimseyi itham ve işaret etmiyorum.

"BİZ BUNU YAPACAK BİR KADRO ASLA DEĞİLİZ"
Partimiz birilerine genel başkanlık koltuğu vermek, cumhurbaşkanlığı başbakanlık bakanlık milletvekili koltuğu vermek için kurulmuş bir parti değildir. Bu parti Türkiye cumhuriyetinin bayrağını itibarını yüceltmek için kurulmuş bir partidir. Makam ve mevki hırsı o çocukların gözündeki parıltıyı söndürür. Yoksulun ekmeğini azaltır. Rütbeler için çekişme mazlumun yüreğindeki umudu köreltir. Biz bunu yapacak bir kadro asla değiliz. 10 Ağustos akşamı zaferimizden dolayı Gazze’nin çocukları sevinç çığlığı atıyorsa bu bizim sorumluluğumuzu ağırlaştırır. Buradan da açık açık söylüyorum. Bizim bu kadromuz karnından konuşan bir kadro olmayacaktır. Medya üzerinden irtibat kuran bir kadro değildir. Kulisler ayak oyunları bu kadronun bu hareketin dışındadır. Kimin ne söyleyeceği varsa çıkar istişare kurullarında özgürce ifade eder.

ÜÇ DÖNEM TARTIŞMALARINA NOKTAYI KOYDU
Halkımıza böyle gittik. Çünkü Ak Parti bir farkın partisidir demiştir. Şahsen bu ilkenin sarsılmadan uygulanması taraftarıyım. Fakat burada bir şeyi söylemek istiyorum. Üç dönem kuralı, bir kişinin siyasi yaşamının bitmesi değildir. Üç dönem kuralı sadece parlamentoya girişle alakalı üç dönem arka arkaya görev yapmışsa sonra tekrar parlamentoya girme şartını getiren bir anlayıştır. Partinin kurullarında görev yapabilirsin, STK’larda görev yapabilirsin. Partinin verdiği görevleri yapabilirsin, bu siyaset değil mi? Bu da siyaset. Biz eğer milletvekili olarak görüyorsak bu çok büyük bir hırstır. Bunu frenlememiz lazım. Arkadan genç kuşaklar geliyor, zemin hazırlamamız lazım. Onlar da gelsinler bu parlamentonun içinde yer alsınlar. Seçilme yaşını 25’e indirdiğimiz zaman bütün partiler karşı çıktı. MHP’den bir tanesi, diplomaside bunlara sözde profesör denir. O gençlere ben şaştım. Biz parlementoyu diyor çoluk çocukla mı dolduracağız. Sizi bu parlamentoya layık görmeyenlerle nasıl beraber yürüyorsunuz?
Güya genç nesillere hocalık yapıyorsun, ama şu gençleri parlamentoya layık görmüyorsun? Bu dönem partimiz aynen batıda olduğu gibi seçme ve seçilme yaşını gelsin 18’e indirsin. Bakın şu anda 15’e yakın AB üyesi ülkede seçme seçilme yaşı 18.

"FACEBOOK'U FALAN DA PEK SEVMEM"
Açık net paylaşıyorum. Net olmayı seven birisiyim. Sosyal medyalarda konuşuluyor. Facebook'u falan da pek sevmem biliyorsunuz. Millet Paralel İhanet çetesiyle mücadelede bize görev ve yetki verdi. Millete paralel ihanet çetesiyle mücadelenin devam edeceği sözünü verdik. 10 Ağustos'ta aldığımız oylarda verdiğimiz bu sözün de payı var. 27 Ağustos'taki genel kuruldan sonra Paralel İhanet Çetesi'yle mücadelenin aynı şekilde devam etmesi millete verilmiş bir sözdür bir vaattir. Genel başkan ve başbakan olacak arkadaşımız da bu yapıya hiçbir şekilde müsamaha göstermeyecek. Bu hem bizim hem milletin beklentisidir. MGK'da da bununla ilgili kararımızı aldık artık bu bizim resmi kayıtlarımıza da farklı şekilde kod adıyla girmiştir. Ulusal güvenliği tehdit eden bir yapıdır bu. Bu paralel ihanet çetesi bizzat şahsıma saldırdı. Aileme alçakça saldırdı. Çalışma ve yol arkadaşlarıma insafsızca saldırdı. Şu anda elimize geçen yeni bulgu ve belgeler var. Tüm bakan arkadaşlarımızı kriptolu telefonlardan dinlediler.

"ÜZERİMİZE MERTÇE DEĞİL SİNSİCE GELDİLER"
Özel görüşmeleri dinlediler. Ne kadar kaçırmaya gayret ettilerse de yakalandılar. Şimdi işin diğer safhasına geçiyoruz. Bu bir ihanet şebekesi. Pensilvanya kendi kitlesine dünya malını dünya zevkini hırsı tamahı terketme çağrısında bulunuyor bu zat. Herkesi şantajla diz çöktürmek istediler. Hizmet dediler, fedakarlık dediler, saf temiz bir kitleyi hem maddi hem manevi iliklerine kadar sömürdüler. Oradan devşirdikleri gücü ülke ve milletin aleyhinde kullanmak istediler. Üzerimize mertçe değil sinsice, gizlice, gözetleyerek, montajlayarak, kaydederek, yani en alçakça metotlarla geldiler, sindirmeye çalıştılar. İçimizde veya dışımızda bunu önemsemeyenler olabilir.

"BU ÇETENİN HEDEFİ İSTİKLALİMİZDİR"
Erdoğan'a karşı şahsi kini olup bu yapılanları görmezden gelenler olabilir. Düşmanımın düşmanı dostumdur diyerek sempati duyanlar olabilir. Yanında yöresinde bunları tutanlar kucak açanlar bunlara imkan temin edenler bunlarla irtibatını sürdürenler olabilir. Onlara hatırlatıyorum. Paralel ihanet çetesinin hedefi Erdoğan, onun ailesi, çalışma arkadaşları değildir. Bu çetenin hedefi İstiklalimizdir bayrağımızdır vatanımızdır milletimizdir. Bunu böyle bilin.

"YAHU BİR KERE ÖLÜR İNSAN"
Hala bunu göremeyenler varsa Rabbima dua ediyorum ki gözleri açılsın. Basit hesaplarla bu mücadeleden asla geri durulamaz. Acaba böyle yaparsak başımıza bir şey gelir mi diye düşünenler olabilir. Yahu Bir kere ölür insan. Her gün ölmenin ne anlamı var.
30 Mart'ta bize nasıl saldırdıklarını gördünüz. Kimlerle nasıl kumpasa girdiklerini gördünüz. AKP karşısında kim güçlüyse onlarla iş tuttular. Parelel yapının tabanında saf temiz ihlaslı kardeşler var. Ailece görüştüğümüz arkadaşlarımız var. Paralel yapının medyasıyla bu kardeşlerimiz sanal bir atmosferle itaatkar tutulmaya çalışılıyor. Hala medyaları şu anda milli iradeyi nasıl inkıraza uğratırız hesabını yapıyorlar. Bunlar kılavuzu filan kaybettikleri için ne yapacaklarını bilmiyorlar. Eski Yargıtay başkanlarından bir tanesi akıl veriyor. Senin aklından ne olur. Bunlarda maalesef farklı şekilde gerileme de başladı. Bunlar bir zamanlar genel başkanlıktan çekilmemi istiyordu.

 
14 Ağustos 2014 Perşembe 15:05 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
17
11
6
0
39
2
Beşiktaş
17
11
5
1
38
3
Galatasaray
17
11
3
3
36
4
Fenerbahçe
17
9
5
3
32
5
Bursaspor
17
8
3
6
27
6
Osmanlıspor FK
17
6
8
3
26
7
Antalyaspor
17
7
4
6
25
8
Konyaspor
17
6
6
5
24
9
Gençlerbirliği
17
5
7
5
22
10
Trabzonspor
17
6
3
8
21
11
K.D.Ç. Karabük
17
6
3
8
21
12
Kasımpaşa
17
6
3
8
21
13
Akhisar Bld.
17
5
5
7
20
14
Alanyaspor
17
5
3
9
18
15
Ç. Rizespor
17
4
4
9
16
16
Kayserispor
17
3
3
11
12
17
Gaziantepspor
17
3
2
12
11
18
Adanaspor
17
2
5
10
11
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:48
  • Güneş07:33
  • Öğlen12:44
  • İkindi15:16
  • Akşam17:32
  • Yatsı19:07
 
Tarihte Bugün
1522 - Rodos'un Osmanlı donanmasınca fethi.
1774 - Osmanlı Padişahı III. Mustafa öldü. I. Abdülhamit tahta çıktı.
1793 - Vatana ihanetten suçlu bulunan Fransa kralı XVI. Louis, giyotinle idam edildi.
1899 - Opel ilk otomobilini üretti.
1908 - New York belediyesinin aldığı bir kararla kadınların toplum içinde sigara içmeleri yasaklandı.
1911 - İlk Monte Carlo Rallisi başladı.
1921 - İtalyan Komünist Partisi kuruldu.
1924 - Vladimir İlyiç Lenin öldü.
1925 - Arnavutluk Cumhuriyeti ilan edildi.
1941 - II. Dünya Savaşı: Avustralya ve Birleşik Krallık birlikleri Tobruk-Libya'ya saldırı başlattı.
1942 - II. Dünya Savaşı: Kuzey Afrika cephesinde Rommel'in Sirenayka taarruzu.
1942 - Askerlik süresi üç yıla çıkarıldı.
1943 - Varlık Vergisi ödemesinin son günüydü. Vergisini ödemeyen mükelleflerin ev ve işyerlerindeki malları haczedildi, daha sonra da icra yoluyla satış yöntemiyle vergileri tahsil edildi.
1946 - Türkiye İş ve İşçi Bulma Kurumu kuruldu.
1951 - Kore'den ilk hasta ve yaralı kafilesi, Ankara'ya geldi.
1952 - Milli Savunma Bakanlığı, Kore'de 34 subay, 46 astsubay ve 1252 erin şehit olduğunu açıkladı.
1952 - Eski Ordu milletvekili, mizah dergisi Akbaba'nın sahibi Yusuf Ziya Ortaç Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa etti.
1954 - İlk nükleer denizaltı Nautilus, Connecticut'ta denize indirildi.
1958 - Lefkoşa'da taksim lehine gösteri yapan Kıbrıslı Türk gençlerine İngiliz askerleri müdahale etti; bir genç ağır yaralandı, altı kişi tutuklandı.
1959 - Ulus gazetesi yazı işleri müdürü Ülkü Arman ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu birer yıl hapse mahkum oldu; gazete bir ay süreyle kapatıldı. Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun "Nalıncı Keseri" başlıklı yazısı dava konusu olmuştu.
1961 - Saraçhane Tiyatrosu açıldı. İlk olarak Cevat Fehmi Başkut'un Hacıyatmaz oyunu sahnelendi.
1963 - 21-25 Ocak'da şiddetli soğuklar ülkenin her yanını etkiledi. Elektrikler, sular kesildi, trenler yollarda kaldı; Uludağ'da kar kalınlığı 25 metre.
1967 - Türkiye Milli Talebe Federasyonu'nun beş yöneticisi günü tutuklandı. Sencer Güneşsoy, Baykan Kalaba, Naci Özdemir, Hüsnü Temiz, Kâzım Musa bir gün önce polis tarafından mühürlenen federasyon binasına girmek istemişlerdi.
1967 - Uluslararası Las Vegas Maratonu'nda İsmail Akçay ikinci oldu. İsmail Akçay'ın derecesi 2 saat, 23 dakika, 3 saniyeydi.
1970 - Jumbo-Jet Boeing 747 ticari seferlerine başladı.
1972 - Cidde'ye yaptığı Hac seferinden dönen Marmara adlı THY uçağı 5 kişilik mürettebatıyla düştü. Hostes Hülya Maviler yanarak öldü, diğerleri yaralı olarak kurtarıldı.
1976 - Concorde, Londra-Bahreyn ve Paris-Rio de Janeiro hatlarında ticari uçuşlarına başladı.
1977 - Amerika Birleşik Devletleri başkanı Jimmy Carter, Vietnam savaşı sırasındaki asker kaçaklarının hemen hepsini affetti.
1981 - 444 gündür Tahran'da rehin tutulan Amerikalılar serbest bırakıldı.
1981 - Ankara Cumhuriyet Savcı Yardımcısı Doğan Öz'ü öldürmekten sanık sağ eylemci İbrahim Çiftçi, Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi'nce üçüncü kez ölüm cezasına çarptırıldı.
1983 - Eski İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan tahliye edildi. İsvan, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) davasında yargılanmaktaydı.
1985 - 1983'ten beri süren Yazarlar Sendikası davasında sanıklar beraat etti.
1990 - Adnan Oktar ve müridi oldukları öne sürülen 66 erkek ve 68 kadın gözaltına alındı.
1992 - İstanbul'da evlerde doğal gaz kullanılmaya başladı.
1996 - Özgürlük Ve Dayanışma Partisi kuruldu.
1996 - Filistin'de ilk kez devlet başkanlığı seçimleri yapıldı. Yaser Arafat devlet başkanı seçildi.
1997 - Atatürkçü Düşünce Derneği, Başbakan Necmettin Erbakan hakkında konutta verdiği yemek daveti nedeniyle suç duyurusunda bulundu.
1999 - Amerikan tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonu: sahil güvenlik kuvvetlerinin durdurduğu bir gemide 4.300 kg kokain ele geçirildi.
2005 - İzmit İşletmesinin kapatılmasını protesto için fabrikaya kapanan SEKA işçileri, Kurban Bayramı'nı fabrikada geçirdi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
19.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010727325051
 
On Numara
16.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04060711131823272934414550515259676973747579
 
Sayısal Loto
14.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu052629343536
 
Şans Topu
18.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030419232908
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık