TMO'dan son dakika FINDIK açıklaması

Ana Sayfa » Bilim - Teknoloji » Erdoğan ABD işgalini savundu, savaş sinyali verdi

Erdoğan ABD işgalini savundu, savaş sinyali verdi

CUMHURBAŞKANI Tayyip Erdoğan, Latin Amerika gezisinden dönerken, 1 Mart 2003 günü Irak tezkeresinin reddedilmesini ve tezkereye ‘karşı olanları’ eleştirdi. Erdoğan, “Irak’ta düşülen hataya Suriye’de düşmek istemiyoruz. 1 Mart tezkeresinin yanındaydım, karşı olanlar bunu açıkça söylemediler. 1 Mart tezkeresi ilk anda kabul edilip Türkiye, Irak’ta olsaydı, Irak’ın durum böyle olmazdı” diyerek bir işgale destek verileceğini açıkladı. Böylece, işgal ve sonuçları nedeniyle yaklaşık 1.5 müslümanın ölmesi, milyonlarcasının mülteci durumuna düşmesine; yüzbinlerce kadın, çocuk ve erkeklere tecavüz ve işkence gibi savaş suçlarına, Irak'ın fiili olarak bölünmesine karşın işgali savundu.

 
8 Şubat 2016 Pazartesi 07:33 
Yorum YapYazdır
 
 
Erdoğan ABD işgalini savundu, savaş sinyali verdi

Erdoğan, Şili, Peru, Ekvador ve Senegal’i kapsayan ziyaretlerinden dönerken dün uçakta özetle şunları söyledi:

AVRUPA DERTLİ DEĞİL

Güney Amerika seyahatinde Suriye konusunda verdiğiniz mesajlar nasıl karşılandı? O ülkelerin liderleri ikili görüşmelerde ne mesajlar verdi?

Kimse, ‘Doğru değil’ demiyor. Tam tersine, hepsi ‘Haklısın’ diyor. Ama önemli olan hak vermek değil, hakkı teslim etmek, gereğini yerine getirmektir. Orada insanlar acımasızca öldürülüyor. 400 bin insan katledildi, tarih katledildi, ölenler Müslüman, yok olan İslam tarihi. Bu kadar acımasızca yapılıyor, bunu kenara koymak mümkün değil. İran’ın tutumunu anlamakta zorlanıyorum. Bir şey söylediğimiz zaman da güceniyorlar. Burayı niçin mezhep savaşına kurban ediyoruz. Yaşanan acılardan dolayı bizler dertliyiz, bunlar dertli değil. Avrupa dertli değil, işi ucundan tutuyorlar.

 

 

TERÖRDE BATI SİLAHLARI

Bizdeki PKK terör örgütünün hücrelerinden çıkanlar arasında Rus silahı var mı? Var. ABD silahları var mı? Var. Batı’nınkiler var mı? Var. Nereden geliyor bu silahlar?

‘Yapmayın, bunlara (PYD) göndereceğiniz silahların bir kısmı DAEŞ’e gidecek’ dedik. En modern silahlar şu anda DAEŞ’in elinde. PYD’nin, DAEŞ’in elindeki silahların bazılarını biz almakta zorlanıyoruz. Dost dediklerimiz gereğini yapmıyor.

SURİYE’DE BÖYLE GİTMEZ

Suriye’de bir fiili durum oluşturulur mu? Olursa, Türkiye ne yapabilir?

Dar kapsamlı bir güvenlik toplantısı yapıp, hassas konularımızı orada değerlendireceğiz. Irak’ta düşülen hataya Suriye’de düşmek istemiyoruz. Ben 1 Mart tezkeresinin yanındaydım, karşı olanlar bunu açıkça söylemediler. Birileri de gizli kulisler attılar. O insanların kimler olduğunu araştırır bulursunuz. 1 Mart tezkeresi ilk anda kabul edilip Türkiye, Irak’ta olsaydı, Irak’ın durum böyle olmazdı. 1 Mart tezkeresi ilk anda geçseydi, Türkiye masada olacaktı. O zaman Bush (ABD Başkanı), benimle yaptığı görüşmelerde bir ricada bulundu. Ama maalesef biz kendi arkadaşlarımızın yanlışıyla baş başa kaldık. Sonra göreve geldim, Başbakan oldum, tekrar ricada bulundu ve tezkere geçti ama o zaman da Kuzey Irak’taki Kürt kardeşlerimiz bizim oraya girmemizi istemedi. Biz de, “İstenmediğimiz yere girmeyiz” dedik. Ufku görmek çok önemli. Şimdi Suriye’de bu iş ancak bir yere kadar böyle gider. Bir yerden sonra böyle gitmez. Hassasiyetlerimizi Türkiye olarak korumak zorundayız. Bu hava sahası, sadece Türkiye’nin hava sahası değildir. Aynı zamanda NATO hava sahasıdır. Onlar da gerekli adımları atmak durumundadır. Yaşananlar aynı zamanda herkes için bir test niteliği taşıyor.

TÜM İHTİMALLERE HAZIRIZ

Türkiye ani bir hareketle karşı karşıya kalabilir mi?

Bu tür şeyler konuşulmaz, gerektiğinde gereken neyse yapılır. Şu anda biz bütün güvenlik güçlerimizle, her şeyimizle tüm ihtimallere karşı hazır durumdayız. Kimsenin endişesi olmasın.

Suriye konusunda yeni bir tezkere gündeme gelir mi?

Ülkemize yönelik tehditlere karşı Silahlı Kuvvetlerimiz her türlü yetkiye zaten sahip durumda. Ulusal güvenliğimiz açısından bir sıkıntı yok.

Suriye’de hedeflenen çözüme tarih vermek mümkün mü?

Bu işlerin tarihi olmaz. Nitekim Suriye krizinde de çok farklı şeyler düşünülüyordu ama olay halihazırda 5 yılı aşmış vaziyette.

SIK SIK GELMESİ BİR BAKIMA GÜZEL

Almanya Başbakanı Merkel, sanki biraz da panikle yine Türkiye’ye geliyor.

Şansölye Merkel’le son zamanlarda görüşmeler sıklaştı. Bu güzel bir bakıma. Sayın Davutoğlu’nun Almanya seyahati, Merkel’in İstanbul’a gelmesi, Davutoğlu ve şahsımla yaptığı görüşmeler, ardından Londra görüşmesi ve şurada bir hafta oldu olmadı hemen buraya geliyor olması... Pazartesi kendisiyle Ankara’da görüşeceğim. Sayın Başbakan da görüşecek. Ana başlık büyük ihtimalle mülteciler sorunu. Yapılan donörler toplantısında verilmiş 10 milyar Euro’luk sözden bahsediyorlar. Daha önce Türkiye’deki Suriyeliler için kullanılmak üzere 3 milyar Euro sözü var... Daha bunlardan en ufak bir şey Türkiye’ye yansımış değil. Bütün bunları görüşme şansımız olacak.

SURİYE’DE SINIRIN MI VAR SOYDAŞLARIN MI VAR

Halep’e doğru saldırılar artıyor. 70 bin kişinin daha kapımıza dayandığından söz ediliyor. Bu arada Rusya kaynakları da Türkiye’nin büyük bir askeri operasyon hazırlığında olduğu yönünde haberler yayıyor. Türkiye’nin yol haritası nedir?

Halep’in bir bölümünde şu anda rejim orayı kesmiş durumda, koridorun güneyinden kuzeye geçiş şu an itibarı ile mümkün değil. Türkiye tehdit altındadır. Bunlar kapımıza dayanmışsa, başka çareleri de yoksa, gerekirse bu kardeşlerimizi yine almak zorundayız, alacağız.

Rusya’nın “TSK hazırlık içerisindedir” iddiasına gelince. Aslında Rusya’ya sormak lazım: Senin ne işin var Suriye’de? Şu anda adeta işgalcisin. Sen devlet terörü estiren bir kişiyle beraber hareket ediyorsun. 400 bin kişinin katiliyle beraber hareket ediyor, sivilleri öldürmeye devam ediyorsun. Türk askeri asla o tür eylemler içinde olmamıştır. Biz, kendimizi savunma noktasında her an hazırlıklı olmak mecburiyetindeyiz. Kaldı ki orada bizim soydaşlarımız da var. Ey Rusya, senin burada sınırın mı var, soydaşların mı var? Neymiş, Esed çağırmış. BM Güvenlik konseyinin 2254 sayılı kanunu bir an evvel işletmesini bekliyoruz. O adımın atılması lazım, silahların susması lazım, göçmenlerin korunması adımlarını atması lazım. BM Güvenlik Konseyi ağır hareket ediyor.

ÖRFİ GİYSEM KIYAMET KOPAR

 

Şili, Peru ve Ekvador başkanlık sistemi ile yönetiliyor. Danışmanlarınız bu ülkelerdeki başkanlık sistemi ile ilgili bir çalışma yaptı mı? Türkiye’de süreç nasıl işleyecek?

Parlamentoda yapılacak çalışma, Türkiye’de bu konuyu düşünen bütün kesimler için işaret fişeği olacaktır. Latin Amerika ülkelerinde yönetim biçimleri farklı yerlerden etkilenerek şekillendi. Kimisi sosyalist yönetimlerden, bir kısmı da kapitalist yönetimlerden, ABD’den bazı şeyler kaptı. İdari bakımdan hukuku çok iyi olan yönetimler var. Ama aralarında farklılıklar da var. Ekvador, Şili, Peru birbirinden farklı. İspanya’dan tamamen kopabilmişler mi, hayır. Ortak dil İspanyolca.

Örf ve âdetlerde kopmamışlar. Kendi gelenek göreneklerine çok önem veriyorlar. Ekvador’da bizi kendi gelenekleri, görenekleri ile karşıladılar. Sayın Başkan giydiği gömlekle bir mesaj veriyor. Aynı kişi kravat da takıyor. Ceketinin altındaki gömlek örfi gömlekti. Bizde böyle şeyler olsa, yazılı ve görsel medya günlerce kıyamet koparır kravatı niye yoktu diye. Beştepe’de yaşadıklarımız çok açık net ortada.Türkiye’ye dönecek olursak, ben 6 aylık süreci çok önemsiyorum. 6 aylık süreç içinde dört partinin üçer temsilcisi acaba neler söyleyecekler. Onlar o çalışmayı yaparken biz boş mu duracağız, elbet boş durmayacağız. Beştepe toplantıları ile sivil toplum örgütleri ile yanımdaki mesai arkadaşlarımdan oluşturduğum 20’ye aşkın ekibimle temaslar sürdürülecek.

SENİN ORTAĞIN BEN MİYİM KOBANİ’DEKİ TERÖRİST Mİ

 

PYD’nin yanlış yönlendirmesiyle ABD uçaklarının sivilleri vurduğu haberleri var. Batı’nın PYD’ye bakışında farklılık oluşur mu?

PYD bir terör örgütüdür. YPG bir terör örgütüdür. PKK ne ise PYD odur. Bunu bütün uluslararası örgütlere taşıyacağız. Taşımadığımız her an bizim için kayıptır. Terör örgütü olarak ilan edilmesi için adımlar atılmazsa geç kalırız. Bakın, Biden (ABD Başkan Yardımcısı) yanında bir yardımcısı ile geldi. Daha önce Sayın Obama’nın yanında da adı geçen bir ulusal güvenlik temsilcisi. Tam Cenevre’deki görüşmeler sırasında kalkıyor, Kobani’ye gidiyor. Kobani’de sözde bir generalden plaket alıyor. Biz nasıl güveneceğiz? Ben miyim senin ortağın, yoksa Kobani’deki teröristler mi?

ABD YUMUŞUYOR

Suriye’de oluşturulmasını önerdiğiniz ‘güvenli bölge’ konusunda bir gelişme var mı?

Benim bu düşüncemi G-20 ülkelerinin tamamına yakını biliyor. Terörden arındırılmış güvenli bölge, bunun yanında uçuşa yasak bölge düşüncelerimi hepsine aktardım, hepsi olumlu sözler söyledi ama dönüş henüz olmadı. Burada terörden arındırılmış bölge konusunda, kilometresine varıncaya kadar ABD ile mutabıkız. ‘Bu bile azdır’ dedim Sayın Obama’ya; biz bunu büyütebiliriz. İnşaat sektöründe başarılıyız. Donörlerin katkılarıyla, Suriye sınırları içinde güvenli bölgede bir şehir kurabiliriz.

ABD üzerine düşeni yerine getiriyor mu?

Yerine getirdikleri var, getirmedikleri var. Güvenli bölge konusunda ABD baştan itibaren pek inanmamıştı, sonra inanmaya başladı. Uçuşa yasak bölgeye karşı çıktılar ama onda da şu anda bir yumuşama var.

BAŞBAKAN GÖRÜŞMESİN BAKANLAR GÖRÜŞSÜN

 

Mısır’la ilişkilerde bir gelişme var mı?

O konu ile ilgili benim tavrım net. Mursi ve arkadaşları başta olmak üzere idamlarla ilgili kararlar gözden geçirip kaldırılmadıktan sonra, ben Sisi (Mısır Cumhurbaşkanı) ile görüşmem. Bakanlarımız muhataplarıyla görüşebilir. Ama Başbakanımızın görüşmesini doğru bulmam. Türkiye ile Mısır halkı, aynı kültür, aynı değer yargılarına inanan iki ülke. Tabii ki biz bu noktada kopamamalıyız.

Suudi Arabistan’ın Müslüman Kardeşler’le ilişkilerinde yumuşama işaretleri var. Bu, Mısır’ın da bakışını yumuşatabilir mi?

Temenni ederim ki yumuşatır.

MUHATABIMIZ OLMAZ

Başbakan Davutoğlu, Mardin’de 10 maddelik planı açıklarken ‘seferberlik’ten söz etti. Ayrıca, ‘Masa İmralı’da değil, Ankara’da’ dedi. Leyla Zana’nın sizinle görüşme talebi olmuştu. ‘Muhatap’ konusu bundan sonra nasıl gelişir?

Ben ‘Çözüm süreci buzdolabındadır’ dedim. İmralı hiçbir zaman hükümetin muhatabı olamaz, kesinlikle olmamalıdır da. İmralı ile devletin çeşitli kurumları, başta Milli İstihbarat Teşkilatı olmak üzere görüşebilir. Hükümet de ona göre adımlar atar. Mesela milletvekillerine müsaade ediyorduk, gidiyorlardı. Ama daha sonra dedim ki arkadaşlara, kesinlikle milletvekillerinin de gitmemesi lazım. Müsaade edildi de ne netice aldık? Bunların şov yapmasına fırsat vermenin bir anlamı var mı? Leyla Hanım konusuna gelince. Önce git yemin et. Yemin ettikten sonra, herhangi bir pazarlık kaydı olmaksızın benden bir randevu istersen, kabul ederim.

Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fikret Bila Erdoğan ile yaptıkları görüşmeyi şöyle özetledi:

TÜRKİYE SURİYE'YE GİRER Mİ?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la altı gün süren Latin Amerika ziyareti boyunca yaptığımız konuşmalardan çıkardığım sonucu şöyle özetleyebilirim:

“Türkiye, Kuzey Irak gibi bir ‘Kuzey Suriye’ oluşturulmasına engel olmaya kararlı. Böyle bir gelişmeye seyirci kalmayacak. Askeri seçenek de dahil her türlü önlemi alacak.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’deki gelişmeleri, özellikle sınırımızda yaşananları Türkiye’nin ulusal güvenliği açısından ciddi bir tehdit olarak görüyor. Seyahatin başında Suriye konusunda “Mülteci akınının yanı sıra ciddi tehdit altındayız. Tehdit hesapları yapan ülke konumundayız. PYD terör örgütünün koridor oluşturmasına müsaade etmeyiz” demesi Ankara’nın bu konudaki hassasiyetini ve kararlılığını gösteriyor.

1 Mart hatırlatması

Erdoğan seyahatin sonunda 1 Mart tezkeresine atıf yaparak Türkiye’nin alacağı tutumu daha da netleştirdi.

Türkiye’nin ABD öncülüğündeki koalisyon güçleriyle birlikte kuzeyden Irak’a girmesini öngören 1 Mart tezkeresinin Meclis’te reddedilmesiyle büyük hata yapıldığını vurguladı. “1 Mart tezkeresi geçseydi ve Türkiye Irak’ta olsaydı, Irak böyle olmazdı” yorumunu yaptıktan sonra, “Irak’ta düşülen hataya Suriye’de düşmek istemiyorum” diyerek, tehdidin büyümesi halinde Ankara’nın alacağı tutumla ilgili çok önemli bir mesaj verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şu sözlerinin altı çizilmeli:

“Ben 1 Mart tezkeresinin yanındaydım. Karşı olanlar bunu söylemediler. O zaman Bush benden bir ricada bulundu. Ama maalesef kendi arkadaşlarımızın yanlışıyla baş başa kaldık. 1 Mart tezkeresi geçseydi bu Türkiye’yi masaya getirecekti. Ufku görmek çok önemli. Şimdi Suriye’de de bu iş ancak bir yere kadar böyle gider. Türkiye olarak hassasiyetlerimizi korumak zorundayız. Bu hava sahası aynı zamanda NATO hava sahasıdır. Onlar da gerekli adımları atmak durumundalar. Bunlar aynı zamanda herkes için test niteliği taşıyor. Her türlü ihtimale karşı hazır durumdayız. Türk Silahlı Kuvvetleri ülkemize yönelik tehditlere karşı her türlü yetkiye sahiptir.”

 
8 Şubat 2016 Pazartesi 07:33 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1349 - Mainz'da 6000 yahudi, veba'dan sorumlu tutularak öldürüldü.
1516 - Mercidabık Savaşı: I. Selim'in ordusu Memlük ordusunu yendi.
1814 - İngiliz birlikleri Washington, D.C.'yi işgal etti, White House ve pek çok başka binayı ateşe verdi.
1851 - Palmer ve Goldschmid şirketleriyle sözleşme imzalayan Osmanlı Hükümeti, borç para aldı.
1858 - Richmond-Virginia'da 90 zenci, eğitim almak suçuyla tutuklandı.
1875 - Matthew Webb, Manş Denizi'ni yüzerek geçen ilk kişi oldu.
1891 - Thomas Edison, hareketli çekim yapan kameranın patentini aldı.
1909 - Panama Kanalı'nın ilk betonları dökülmeye başlandı.
1912 - Alaska, ABD topraklarına dahil oldu.
1919 - Şarki Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu.
1920 - Kurtuluş Savaşı sırasında 2. Milli Aşireti Ayaklanması çıktı.
1929 - Türkiye ve İran dostluk antlaşması imzaladı.
1931 - Fransa ve SSCB saldırmazlık antlaşması imzaladı.
1932 - Amelia Earhart, ABD'yi baştan başa ve durmaksızın (Los Angeles'tan Newark'a) uçan ilk kadın oldu.
1936 - Üçüncü Türk Dil Kurultayı Dolmabahçe Sarayı'nda toplandı.
1938 - Murgul Bakır İşletmesi, Etibank tarafından satın alındı.
1939 - Nazi-Sovyet Paktı: Adolf Hitler ve Josef Stalin arasında imzalandı.
1949 - Kuzey Atlantik Paktı Antlaşması (NATO) yürürlüğe girdi.
1954 - Brezilya devlet başkanı Getúlio Dornelles Vargas intihar etti.
1958 - Bursa Kapalı Çarşı Yangını
1960 - Vostok'ta (Antarktika) rekor sıcaklık: -88°C
1961 - İstanbul Petrol Rafinerisi A.Ş. (İPRAŞ) törenle üretime başladı. Şirketin %51 hissesinin Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'na (TPAO), %49'unun ise ABD Şirketi Caltex'e ait olduğu açıklandı.
1963 - 200-metre serbest stil yüzmede rekor: Don Schollander (1:58).
1968 - Fransa ilk hidrojen bombasını kullandı.
1969 - Türk-İş tarafından Ankara'da düzenlenen ve 50 bin işçinin katıldığı gösteride, hükümet ve parlamento protesto edildi.
1981 - Mark David Chapman, John Lennon'u öldürmek suçundan 20 yıl hapse mahkum oldu.
1989 - Voyager 2, Neptün gezegeninin yanından geçti.
1991 - Mikhail Gorbachev, SSCB Komünist Parti başkanlığından istifa etti. Aynı gün, Estonya, Letonya ve Ukrayna bağımsızlığını ilan etti. SSCB'nin dağılma süreci başladı.
1992 - Çin ve Güney Kore arasında diplomatik ilişkiler başladı.
1993 - Keşmir'de Müslümanlar ile Hindular arasında çıkan çatışmada 20 Müslüman öldü.
1995 - Windows 95 işletim sistemi Microsoft tarafından dünyaya tanıtıldı.
2006 - Uluslararası Astronomi Birliği (IAU), Plüton'un "cüce gezegen" olduğuna karar verdi.
79 - Vezüv yanardağı püskürdü; Pompeii, Herculaneum, ve Stabiae şehirleri vokanik küller altında kaldı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:42
  • Güneş05:32
  • Öğlen12:35
  • İkindi16:20
  • Akşam19:15
  • Yatsı20:51
 
Süper Loto
17.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu202338424850
 
On Numara
21.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04051323253137384042435051556162646569727779
 
Sayısal Loto
19.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu111516171840
 
Şans Topu
23.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu131921242906
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık