Kıdem tazminatı bakanlar kuruluna geliyor

Ana Sayfa » Siyaset » Erdoğan; 2 ay önce savundu, bugün saldırdı

Erdoğan; 2 ay önce savundu, bugün saldırdı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü'yü hedef aldı. Lozan Antlaşması üzerinden Atatürk ve İnönü'ye çatan Erdoğan, 'iki ayyaş' sözlerinden sonra bu kez de 'birileri' dedi. İki ay önce Lozan'ın yıldönümünde "Aziz milletimizin inanç, cesaret ve fedakârlıkla elde ettiği zafer, Lozan Antlaşması ile diplomasi ve uluslararası hukuk alanına taşınarak tescil edilmiştir" diyen Erdoğan, bugün muharlara, "Birileri bize Lozan'ı zafer diye yutturmaya çalıştı" ifadelerini kullandı.

 
29 Eylül 2016 Perşembe 15:06 
Yorum YapYazdır
 
 
Erdoğan; 2 ay önce savundu, bugün saldırdı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan uzun bir aradan sonra ilk kez Saray'da muhtarlarla buluştu. Erdoğan'ın konuşması 15 Temmuz darbe girişimiyle başladı, Lozan Antlaşması ile devam etti. Erdoğan konuşmasında, daha önce 'iki ayyaş' dediği Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü'yü hedef aldı.

"Benim milletim çok yüce bir millet. Çok aziz bir millet. Çılgın Türkler diyorlar ya işte o millet. 1920'de bize Sevr'i gösterdiler. 1923'te Lozan'a razı ettiler" diyen Erdoğan, Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü'yü kast ederek, "Birileri bize Lozan'ı zafer diye yutturmaya çalıştı" ifadelerini kullandı.


"BAĞIRSAN SESİMİZİN DUYULACAĞI ADALARI VERDİK"

"Bağırsan sesimizin duyulacağı adaları verdik. Zafer mi bu. Oralar bizimdi. Oralarda bizim hala camilerimiz var. Ama şu anda hala Ege'de kıta sahanlığı ne olacak diye konuşuyoruz" diyen Erdoğan, Türkiye'nin hala bunun mücadelesini verdiğini söyleyip, İşte o anlaşmada masaya oturanlar sebebiyle. O masaya oturanlar o anlaşmanın hakkını veremediler. Veremedikleri için bunun sıkıntısını yaşıyoruz. Bu darbe başarılı olsaydı Sevr'i dahi arayacak noktada olurduk" şeklinde konuştu.

ERDOĞAN İKİ AY ÖNCE NE DEMİŞTİ?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lozan Antlaşması'nın 93. Yıl Dönümü nedeniyle yayınladığı mesajda antlaşmayı övmüş, "Aziz milletimizin inanç, cesaret ve fedakârlıkla elde ettiği zafer, Lozan Antlaşması ile diplomasi ve uluslararası hukuk alanına taşınarak tescil edilmiştir" demişti.

Erdoğan, "Bu düşüncelerle, Lozan Barış Antlaşması’nın 93. yıldönümünde, Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere, anlaşmanın mimarı olan tüm devlet adamlarımızı rahmetle anıyorum" ifadelerini kullanmıştı.




MUSTAFA KEMAL ATATÜRK LOZAN İÇİN NE DEMİŞTİ?

Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk'ta Lozan Antlaşması'nı, "Türk Milleti aleyhine asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması’yla tamamlandığı zannedilmiş bir suikastın yıkılışını ifade eden bir belgedir" sözleriyle tanımlamıştı.

İNÖNÜ: YAZIN DEDİM KAPİTÜLASYONLAR KALDIRILMIŞTIR DAHA BİLMEM NE FALAN...

İsmet İnönü ise Cumhuriyet'in 50. yıldönümünde Türk Tarih Kurumu tarafından düzenlenen seminerdeki bir konferansta, Lozan'daki tartışmaları anlatmıştı. İnönü, Lozan'daki tartışmalarda "en sonunda yine kendisinin dediğine gelindiğini" belirtip, "hukuk dilini" öğrenemediğini söylemişti.

İsmet İnönü, Lozan'daki anısını şöyle anlatmıştı:

"Promajo isminde bir Fransız hukukçusu var, hariciye hukuk müşaviri imiş. Çok anlatır bana. Kapitülasyonlar maddesini söyleriz, "yazın" der, kapitülasyonlar maddesi: "Kapitülasyonların ıslahı ve kaldırılması için zemine girmek üzere..." İşte şöyle olur, böyle olur...

"Canım, kaldırılması zeminine girmek falan yok! Kaldırılmıştır! Niye bunu demiyorsunuz?"

"Canım, hukuk dili bu, olmaz ki böyle şey... Hukuk dili..." Hulasa, dokuz ay hukuk dilini öğrenemedim... Sonra bir gün, kapitülasyonlar maddesini yazmak için Promajo bana geldi:

"Nasıl istiyorsunuz?" dedi.

"Yazın!" dedim, kapitülasyonlar kaldırılmıştır! Lağvedilmiştir!" Daha bilmem ne falan... "Bitti, yoktur böyle bir mesele!" dedim.

"Peki, böyle yazalım" dedi.

"Ne oldu, hukuk diline uydu mu?" dedim.

"Karar verdiler" dedi. Kapitülasyonları kaldırmaya karar verdiler..."


YABANCI TEMSİLCİLER: İSMET İNÖNÜ KARŞISINDAKİLERİN ZAYIF NOKTALARINI BULDU

Lozan Konferansı'nda İsmet Paşa ile karşı karşıya gelen delegeler bile onun diplomasideki başarı ve becerisini takdir etmekten geri kalmamışlardı. Lozan Konferansı'nda İsmet Paşa ile karşı karşıya gelen delegeler bile onun diplomasideki başarı ve becerisini takdir etmekten geri kalmamışlardı.

"Mükemmel bir asker olduğu kadar, mükemmel bir diplomat! Az söylüyor, fakat özlü söylüyor. Bir şeye "olmaz!" dediği zaman biliyorsunuz ki o şey "olmaz"dır. Artık onu yaptırmamaya uğraşacaktır. Onun için müzakerelerde, 'peki, kabul ediyorum' dediği zaman rahatlık duyardım. 'Hayır...' dediği zaman ise büyük bir mücadelenin başlamak üzere olduğunu anlardık."

İtalyan delegesi de İsmet Paşa'nın her bakımdan Konferansa hakim olduğunu belirttikten sonra şöyle demektedir:

"Müzakereleri daima iyi idare etti. Karşısındakilerin zayıf noktalarını buldu. Bilgi ile, izan ile, zekâ ile ve mücadeleden yılmayarak uğraştı. İsmet Paşa, büyük askeri başarılardan sonra Türk tarihinde misli olmayan bir siyasal zafer kazandı."

Bu sözlerin İsmet Paşa'nın Lozan'daki rakipleri tarafından söylenmiş olması dikkate değer bir anlam taşımaktadır.

LOZAN'IN ÖNEMİ

Mudanya Ateşkes Antlaşması (3 Ekim-11 Ekim 1922) ile sonuçlanan İstiklal Savaşı’ndan sonra İtilaf Devletleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetini Lozan’da toplanacak olan barış konferansına davet etmek zorunda kalmıştı. Ancak bu davet, aynı zamanda İstanbul hükümetine de yapılmıştı. Böyle bir davet TBMM hükümeti ile İstanbul hükümeti arasında bir sürtüşmeye yol açmak ve Türkiye’yi barış masasında zayıflatmak amacına yönelik bir komploydu.

TBMM, Mustafa Kemal’in öncülüğünde 1 Kasım 1922’de saltanatı kaldırarak İtilaf Devletleri’nin bu tuzağından kendini kurtarmış ve yeni Türkiye’nin tek temsilcisinin TBMM ve onun hükümeti olduğunu bir defa daha bütün dünyaya göstermiştir.

Konferansa katılmadan önce karşılaşılan bir diğer sorun da delegasyona kimin başkanlık edeceği sorunuydu. Kongre başkanlığını o tarihte başbakan olan Rauf (Orbay) Bey yapmak istiyordu. Çünkü Rauf Bey, Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması’nda (30 Ekim 1918) Osmanlı Devleti’ni, Bahriye Nazırı olarak temsil etmişti. Bu anlaşma ile Misakımilli’de kabul edilecek olan ulusal sınırların belirlenmesi gibi olumlu bir sonuç alınmışsa da, askeri yönden stratejik noktaların düşman kuvvetleriyle işgali, ordunun terhisi, silahların toplanması ve İtilaf Devletleri’nin gerekli gördükleri zaman istedikleri bölgeyi işgal edebilecekleri gibi ödünlerin verilmesi Mudanya Mütarekesi’nin daha sonradan şiddetle eleştirilmesine neden olmuş hatta “vatana ihanet” olarak nitelendirilmişti.

Rauf Bey, Lozan’a gitmeyi ismi etrafında yoğunlaşan etkiden kurtulmak için istiyordu. Ancak Mustafa Kemal, Mudanya Ateşkes görüşmelerini başarıyla yürüten İsmet (İnönü) Paşa’nın gitmesini uygun görmüştü ve onu Dışişleri Bakanlığı’na atamıştı.

Bu atama Rauf Bey ve yandaşlarında kırgınlığa neden olmuş, heyet yola çıkmadan önce başarısız olacağı propagandası ortalığa yayılmıştı. Bu olumsuz propagandaya rağmen Lozan’a İsmet (İnönü) Bey’in başkanlığında Dr. Rıza (Nur) ve Hasan (Saka) Bey’den oluşan bir heyet gönderilmiş, heyete danışman, çevirmen ve sekreteryadan oluşan otuzdan fazla teknik eleman eşlik etmiştir.

Lozan Konferansı, taraflar arasındaki tartışmaların çok çetin geçmesi nedeniyle bir ara kesintiye uğramıştır. 20 Kasım 1922 – 4 Şubat 1923 yılları “birinci dönemi”, 23 Nisan – 24 Temmuz 1923 yılları da “ikinci dönemi” oluşturur. Birinci dönem toplantılarında İngiliz heyeti başkanı Lord Curzon kendini beğenmiş ve sert bir üslup içinde İsmet Paşa’nın her isteğine karşı çıkmış, ancak sonunda İsmet Paşa’nın direnci karşısında yenilgiyi kabul etmiş ve konferansın ikinci dönemine katılmamıştır.

24 Temmuz’da imzalanan Lozan Ant-laşması ile komşularımızla olan bugünkü sınırlar (Hatay hariç) belirlenmiş, kapitülasyonlar tamamen kaldırılmış, azınlık hakları güvence altına alınmış, Boğazlar silahsızlandırılmış (kendi ordumuz da dahil), Ege adaları Yunanistan’a bırakılmış, Batı Trakya’daki Türklerle İstanbul’daki Rumlar dışında, Anadolu ve Doğu Trakya’daki Rumlar ile Yunanistan’daki Türklerin mübadelesine karar verilmiş, Patrikhane ve yabancı okulların İstanbul’da kalması kabul edilmiştir.

Dönemin uluslararası koşulları ve en önemlisi varını yoğunu Kurtuluş Savaşı’nda tüketen, savaştan bıkmış ve yoksul Anadolu halkının durumu dikkate alındığı zaman ülke bütünlüğü ve güvenliği yönünden alınan bu sonuçlar nedeniyle Lozan Antlaşması’nın bir diplomatik zafer olduğu anlaşılır.

Ancak günümüzde Cumhuriyeti ve Atatürk devrimlerini içine sindirememişler Lozan Antlaşması’nı eleştirmeyi sürdürmektedir. Onlara göre başta İsmet İnönü olmak üzere Lozan’a giden heyetimiz cahil ve tecrübesiz kimselerden oluşmuş ve on iki adayı Yunanistan’a bırakmak, Yunanistan’dan savaş tazminatı almamak, Musul’u İngilizlere bırakmak ve Hatay’ı almamak gibi “vatan hainliği” sayılacak hatalar işlemişlerdir.

Ayrıca Osmanlı Devleti’nin imzaladığı Sevr Antlaşması (10 Ağustos 1920), bir antlaşma olmayıp sadece bir teklif olduğu için, onu Lozan Antlaşması ile karşılaştırmanın anlamsız olacağı gibi yalana dayalı bir savunma ile Sevr’i imzalayan Osmanlı hükümetini aklamaya ve Lozan’ı imzalayan TBMM hükümetini karalamaya yönelmişlerdir.

Lozan Antlaşması TBMM hükümetinden Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ulaşmanın yolunu açmıştır. Lozan Ant-laşması’nın kabulü ile uluslararası varlığı kabul edilmiş ve ulusal sınırları belirlenmiş olan Türkiye, 29 Ekim 1923’te cumhuriyeti ilan edecektir.

 

 
29 Eylül 2016 Perşembe 15:06 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1453 - Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethederek Bizans İmparatorluğu'nu (Doğu Roma'yı) sona erdirdi. Birçok tarihçi için İstanbul'un fethi, Orta Çağın sonudur.
1807 - Kabakçı Mustafa ayaklanmasında, isyancılar Şehzade Mustafa ve Mahmut'un kendilerine teslimini istedi. Sultan III. Selim tahttan indirildi, IV. Mustafa tahta çıktı.
1848 - Wisconsin, 30. eyalet olarak ABD'ye katıldı.
1913 - Ulviye Mevlan yönetiminde 'Kadınlar Dünyası' dergisi yayımlanmaya başlandı.
1913 - Igor Stravinsky'nin Le Sacre du Printemps (Bahar Ayini) adlı balesi ilk kez Paris'te sahnelendi.
1927 - Ankara-Kayseri demiryolu İsmet Paşa tarafından açıldı.
1936 - Türk Bayrağı hakkında kanun, TBMM'de kabul edildi.
1942 - Adolf Hitler, Nazi propaganda bakanı Joseph Goebbels'in tavsiyesiyle işgal altındaki Paris'te yaşayan tüm Yahudilerin sol göğüslerine sarı bir yıldız takmalarını emretti.
1953 - Yeni Zelandalı dağcı Edmund Hillary ile Nepalli şerpa Tenzing Norgay, Everest'e çıkan ilk insanlar oldu.
1954 - Bilderberg Toplantıları'nın ilki yapıldı.
1960 - Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yönetime el koymasının ardından gözaltına alınan eski İçişleri Bakanı Namık Gedik intihar etti. Aynı gün gözaltına alınan 150 kişi Yassıada'ya getirildi.
1963 - Pakistan'ın doğusunda çıkan kasırgada 10 bin kişi öldü.
1977 - CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, İzmir Çiğli Havaalanı'nda bulunduğu sırada, bir silahtan çıkan mermi, CHP'li Mehmet İsvan'ın yaralanmasına yol açtı. Merminin bir polis memurunun ateş alan gaz tüfeğinden çıktığı açıklandı.
1985 - İstanbul Boğazı'nda ikinci boğaz köprüsünün (Fatih Sultan Mehmet) temeli atıldı.
1985 - Avrupa Kupası finali için Liverpool Juventus maçının yapıldığı Belçika'nın Heysel Stadı'nda çıkan olaylarda 4 kişi öldü, 350 kişi yaralandı.
1986 - Kamuoyunda 'Fak-Fuk-Fon' olarak bilinen Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşmayı Teşvik Yasası, Meclis'te kabul edildi.
1988 - İstanbul Boğazı, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü yapımı tamamlandı.
1990 - Sovyetler Birliği'nde, radikal reformcu Boris Yeltsin, Rusya Federasyonu Parlamentosu Başkanlığı'na seçildi.
1993 - Anadolu pop müziğin öncülerinden Moğollar grubu 17 yıllık aradan sonra yeniden sahneye çıktı.
1993 - Almanya'nın Solingen şehrinde Türklerin yaşadığı bir evin kundaklanması sonucu 5 kişi yaşamını yitirdi ve 2 kişi de yaralandı.
1995 - Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal için, karşılıksız çek verdiği iddiasıyla gıyabi tutuklama kararı çıktı.
1996 - Siverek halkı aralarında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in de bulunduğu 13 politikacı hakkında tazminat davası açtı. Politikacılar Siverek'i il yapacakları vaadinde bulunup yerine getirmemekle suçlanıyordu.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:31
  • Güneş04:46
  • Öğlen12:30
  • İkindi16:29
  • Akşam19:52
  • Yatsı21:49
 
Süper Loto
25.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010313162345
 
On Numara
22.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02030809101314192125303241475053546466737879
 
Sayısal Loto
27.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051416183148
 
Şans Topu
24.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu222628293412
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık