Fındık işçileri ölüme gitti: 7 ölü, 30 yaralı

Ana Sayfa » Medya Kritik » Emin Çölaşan: Sıkmabaş şov başladı

Emin Çölaşan: Sıkmabaş şov başladı

Sözcü yazarı, mecliste dün yaşanan türban görüşmeleri hakkında düşüncelerini kaleme aldı

 
1 Kasım 2013 Cuma 08:11 
Yorum YapYazdır
 
 
Emin Çölaşan: Sıkmabaş şov başladı

Sevgili okuyucularım, olaylar adım adım gelişti ve sonunda amaçlarına ulaştılar!  Meclis’e dün itibariyle dört adet sıkmabaş kelle soktular. Alınlarında bant bile vardı, bol makyajın üzerinde çok yakışmıştı!

Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi. Plan ayrıntılı olarak kurulmuş, dantel gibi örülmüştü. Önce sıkmabaşı kamuda serbest bıraktılar. Sonra işin Meclis’e geleceği zaten belliydi.

Herkes örtünür de Tayyip’in kadın milletvekilleri örtünmez mi!

Bunlar bu bez parçasına “Başörtüsü” diyorlar ve dinimizin gereği olduğunu iddia ediyorlar.

Dinimizin neresinde, Kur’anı Kerim’in hangi ayetinde “Ey kadınlar, sakın ola ki saç kıllarınızı göstermeyin, saçlarınızı gizleyin” diye bir hüküm olduğunu açıklamaları bir türlü mümkün olmuyor.

Kur’an’daki hüküm açık:
“Örtünüzü göğsünüze indirin.”

Yüz yıllar öncesinde çöllerde ilkel bir yaşam süren, ahlak kurallarının yozlaştığı o sıcak iklimde memeleri ve her yerleri ortada cıscıbıl gezinen kadınlara yönelik -ve çok haklı- bir emir.

Kur’an’da saç kılları gizlenecek ve hiç kimseye gösterilmeyecek diye bir hüküm yok.

Başörtüsü farklıdır, Anadolu ve Türk kadınının geleneğidir. Orada saçları gizleme diye bir husus asla ve kesinlikle yoktur. Bunların bugün açtığı yol, kadınlarımızı adına sıkmabaş denilen bir üniformaya sokmaktır.

* * *

Dün dört adet AKP’li kadın milletvekili Meclis’e üniformalarıyla geldiler. O kadınların isimlerini Meclis çalışmalarında bugüne kadar hiç duymamıştık. Kendilerini belki seçmenleri bile tanımıyordu.

İsimleri parti yönetimi tarafından listeye konulmuş ve seçilip gelmişlerdi.

Bazılarını kendi milletvekilleri ve bakanları sadece şahsen tanıyordu.

Maaşlarını düzenli olarak alıyorlardı da, Meclis çalışmalarında yoklardı!

Oylamalarda kaldır elini deyince kaldırıyor, kaldırma deyince kaldırmıyorlardı.

Ancak Tayyip’ten gelen emir önemliydi:
“Türbanı kamuda serbest bıraktık. Şimdi sıra Meclis’e geldi. Söyleyin onlara, isteyen artık örtünmeye başlasın… Ve şovumuz bu kez Meclis çatısı altında devam etsin!”

Programın ayrıntıları belirlendi. İlk aşamada bunlar Kurban Bayramı’nda önce hacı oldu… İkinci aşamada ise “Hacı olduk, o yüzden örtünüyoruz” gerekçesi piyasaya sürülecekti. (Hacca kendi paralarıyla mı, yoksa hacı Abdullah gibi hırsız Suudi Arabistan Kralı’nın davetlisi olarak mı gittiklerini doğrusu bilemiyorum…)

Ve üçüncü aşamada bunlar birdenbire hidayete erip örtünmeye karar verdiler! Hele içlerinden biri hacca ikinci kez gitmişti. İlk gidişi sonrasında örtünmemişti ama şimdi emir vardı, örtünmesi gerekiyordu…

Ve örtündüler!

Düne kadar açık geziyorlardı. Demek ki Allah onlara açık oldukları (!) için günah yazmaktaydı. Şimdi hatalarından dönmüş oldular!

Boyalı saçları, suratlarında pudra, dudaklarında ruj, gözlerinde rimel ve epeyce güzelleşmiş olarak dün topluca Meclis’e şeref verdiler…

Ve Tayyip’in emriyle hidayete erdiklerini kanıtlayıp bütün günahlarından arınmış oldular!

Allah kabul etsin. Amiiin!..

Tayyip de onlara arka çıktı:
“Örtünmek dinimizin emridir!”

* * *

Sevgili okuyucularım, şimdi gelelim bu yutturmacanın başka bir boyutuna. Çok uzağa değil, 2011 seçimleri öncesine bakalım.

O dönemde, yani seçim öncesinde AKP’ye çok sayıda sıkmabaşlı aday adayı, milletvekili olabilmek için başvuruda bulundu.

Ancak Tayyip o örtülü kadınların hiçbirini seçim listesine koymadı…

Ve Meclis’e gerek 2011 ve gerekse 2007, hatta 2002 seçimlerinde bir adet bile örtülü sokmadı.

Yani demem şu ki, Tayyip o süreçte “Dinimizin emirlerini” uygulamıyordu. O halde, yetkisi olduğu halde yapmadığı için günaha girmiştir.

Madem dinimizin emriydi, niçin öyle yaptı? Niçin kadın milletvekillerini hep dinimizin emrini yerine getirmeyen kadınlar arasından seçti? Onları niçin şimdi örttü?

Bu sorulara değil Tayyip, ecdadı bile gelse yanıt veremez.

* * *

Oynanan şu siyasi oyunu artık herkesin, ama özellikle de kadınlarımızın çok iyi görmesi ve anlaması gerekir.

Bunlar kadınlarımızı ve genç kızlarımızı, kendi emirlerindeki robotlar olarak görüyorlar.

Onları siyasette oyuncak, figüran, emir kulu olarak kullanıyorlar.

Bu baskıyı kendi kadın milletvekilleri üzerinde bile uygulamaktan utanmıyorlar.

Emirle örtüyorlar.

“Biz ne zaman istersek o zaman örtünmek zorundasın” diyorlar.

* * *

Şimdi sorulması gereken bir soru daha var:

“O milletvekillerine örtünme emri niçin şimdi verildi?”

Sakın hiç kimse bana “Yok efendim, onlara kimse emir vermedi. Hepsi de özgür iradesiyle örtündü” falan demeye kalkışmasın.

O halde nasıl oluyor da hepsi birden aynı anda örtündüler? İşin içinde emir ya da siyasi tezgah yoksa, bu toplu örtünme nasıl gerçekleşti? Nasıl bir ilginç rastlantıdır bu!

Şimdi emirle örtünen o milletvekillerinin onuru acaba zedelenmiş oldu mu?

Yukarıdaki sorunun, yani örtünme emrinin niçin şimdi verildiğini anlatayım:

Şimdi verildi çünkü yerel seçimler yaklaşıyor. Seçim öncesinde bunların elindeki en büyük koz yine örtünme vesaire
olacak…

Çünkü din ticaretinin, din sömürüsünün en ucuz olayı bu örtünme meselesi, bez parçası!

Piyasaya ve seçim meydanlarına çıkıp kendi deyişleriyle “Başörtüsünü” (yani sıkmabaşı) nasıl büyük bir atılımla Meclis’e bile soktuklarını ballandıra ballandıra anlatacaklar.

Ey kutsal dinimiz görüyor musun, seni kendi siyasal ve parasal çıkarları uğruna ne durumlara düşürdüler… Seni bir karışlık bez parçasına indirgediler…

* * *

Emin Çölaşan’ın notu 1:

Yukarıda yazdıklarımı bize her gün o bozuk Türkçeleri ile küfürnameler gönderen geri zekalı yandaşların da iyi okuması ve anlaması gerekiyor:

“Yahudi tohumu… Rum piçi… Ermeni dölü… İbne… Rus ajanı gomonist… Allahsız…

Cehennemde yanacaksınız… Biz Çanakkale’de savaşırken sizin analarınızı düşman askeri s…yordu… Allah Atatürk’ün de hepinizin de belasını versin… İtler, yosmalar, çakallar…

Allahsız kitapsız ibneler… Orospu çocukları…”

İlkel kafaların hepsinden ayrı sesçıkıyor, hepsinin kafası belden aşağıya çalışıyor. Biz de ölmüşlerimiz dahil ne olduğumuzu onlardan öğrenmiş oluyoruz!

Emin Çölaşan’ın notu 2:

“Şeyini şey ettiğimin şeyi”

Bülent Arınç dün yandaş ekrana çıkıp Genelkurmay Başkanı Necdet Bey’e övgüler düzmüş:

“Onunla iftihar ediyoruz.

Gerçek bir asker. Askerlikten başka bir şey bilmeyen, sivil iradenin emrinde çalışan değerli bir asker. İstifa et diyenlerin gerçek niyetini biliyor.”

Bülent haklı. Eğer o makamda Necdet Bey değil de başka biri oturuyor olsaydı, Meclis’e sıkmabaşlıları sokmak biraz zor olurdu. Türkiye Cumhuriyeti din devletine dönüşmezdi. Necdet Bey hükümetin ve yandaş medyanın bu övgülerini fazlasıyla hak ediyor!

 
1 Kasım 2013 Cuma 08:11 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1235 - Lozan'da büyük yangın.
1789 - Liège'de (Belçika) ihtilal.
1868 - Fransız astronom Pierre Jules César Janssen helyum elementini keşfetti.
1877 - Asaph Hall, Mars'ın uydusu Phobos'u keşfetti.
1917 - Büyük Selanik yangını: şehrin %30'dan fazlası harab oldu, 70.000 kişi evsiz kaldı.
1920 - ABD'de kadınlara oy hakkı tanındı.
1944 - Yahudiler Fransa'daki toplama kampı Drancy'den kurtuldular.
1950 - Belçika Komünist Partisi başkanı Julien Lahaut, suikast sonucu öldürüldü.
1958 - Vladimir Nabokov'un romanı Lolita ABD'de yayımlandı.
1964 - Türk güreşçiler Tokyo Olimpiyatları'nda 2 altın, 3 gümüş ve 1 bronz madalya kazandılar.
1971 - Vietnam Savaşı: Avustralya ve Yeni Zelanda, askerlerini Vietnam'dan çekme kararı aldılar.
1983 - Alicia kasırgası Texas sahillerini vurdu; 22 kişi öldü.
1989 - Tadeusz Mazowiecki Polonya'da Doğu Avrupa'nın komünist olmayan ilk hükümetinin ilk başbakanı oldu.
1998 - Ekonomik krize düşen Rusya bütün dış borç ödemelerini durdurma kararı aldı.
1999 - 17 Ağustos Depremi
2007 - Atlas Jet'e ait bir yolcu uçağı kaçırıldı. Hiçbir can ve mal kaybının olmadığı kaçırma eyleminin ABD' yi protesto etmek amacıyla yapıldığı belirlendi. Uçak Antalya Havalimanı'na indirildi.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:33
  • Güneş05:26
  • Öğlen12:36
  • İkindi16:25
  • Akşam19:24
  • Yatsı21:02
 
Süper Loto
17.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu202338424850
 
On Numara
14.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu05070910192335374043444651525455606162707475
 
Sayısal Loto
12.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030810184548
 
Şans Topu
16.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020405113105
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık