Memur zammı için ilk teklif!

Ana Sayfa » Ekonomi » Emeklinin vahim durumu

Emeklinin vahim durumu

CHP ve MHP'nin emeklilere yönelik 2 ikramiye vaadi ve AKP hükümetinin buna karşı çıkması, bu kesimin ekonomik ve sosyal durumunu yeniden gözler önüne serdi. Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) tarafından yayınlanan ''Emeklilerin ne kadarı yoksul?'' başlıklı araştırma notu, Türkiye'de hanelerin yüzde 53,1'i, emeklilerin bulunduğu hanelerin yüzde 44,7'si şiddetli maddi yoksunluk içinde olduğunu ortaya koydu. Türkiye genelinde hanelerin yüzde 20,7'si, emekli barındıran hanelerin ise yüzde 14,4'ü göreli yoksul. Emeklilerin yüzde 30'u çalışmaya devam ederken, çalışan kadın emeklilerin üçte ikisi, erkek emeklilerin ise dörtte üçü kayıt dışı çalışmakta.

 
27 Mayıs 2015 Çarşamba 16:05 
Yorum YapYazdır
 
 
Emeklinin vahim durumu



İstanbul’da emekli barındıran hanelerin yüzde 2,8’si göreli yoksul iken, bu oran Güneydoğu Anadolu bölgesinde yüzde 25,6 seviyesinde.

Araştırma notunda şu bilgilere yer verildi ''Seçim kampanyasında en çok ilgiye mahzar olan emeklilerin gelir dağılımındaki konumlarına ve yoksulluk ölçütlerine göre durumlarına bakıldığında nüanslı bir tablo ile karşılaşıyoruz. Emekliler arasında maaş itibariyle oldukça eşitsiz bir dağılım söz konusu. Çok düşük maaşa sahip emekliler de mevcut, çok yüksek maaşa sahip emekliler de. Aynı zamanda emeklilerin gelirleri sadece emekli maaşlarından ibaret değil. Yaklaşık üçte biri çalışıyor ve bu sayede ek bir gelir elde ediyor. Daha genel olarak da emeklilerin içinde yaşadıkları hanelerin başka gelirleri olabiliyor. 2012 yılı gelirleri ve Göreli Yoksulluk ölçütü kullanıldığında emekli barındıran hanelerin sadece yüzde 14,4’ü göreli yoksul çıkıyor. Oysa bu oran Türkiye genelinde yüzde 20,7. Çok daha geniş bir yoksul kitlesi belirleyen Şiddetli Maddi Yoksunluk ölçütü kullanıldığında ise emekli barındıran hanelerin yüzde 44,7’si yoksul çıkıyor. Türkiye genelinde bu oran yüzde 53,1. Sonuç olarak farklı yoksulluk ölçütlerine göre emekliler arasında yoksulluğun Türkiye genelinden daha düşük olduğu dikkat çekiyor.''

Emeklileri tartışmak
Bu seçim kampanyasında emekliler en çok ilgi gösterilen grup oldular. Bu ilgi ana muhalefet partisi CHP’nin emeklilere iki maaş vaadi ile başladı. Ardından iktidar partisi bu vaadin kamuoyunda yarattığı etki nediniyle 1000 TL’nin altında maaş alan emeklilere aylık 100 TL zam yapacağı vaadinde bulundu. Emekliler ekonomik ve
sosyal açıdan gerçekten ne durumdalar? Emekli tartışmasına nesnel bir katkıda bulunmak için bu soruya yanıt arıyoruz. Kaç kişi emekli? Halen kaçı çalışmıyor, kaçı çalışmaya devam ediyor? Toplam gelir dağılımı içinde nasıl bir konumdalar? Çeşitli yoksulluk ölçütlerine göre kaçı yoksul, kaçı değil? Bu araştırma notunda bu soruları yanıtlamaya çalışıyoruz.

Araştırmada 2013 Gelir ve Yaşam Koşulları Anketi (GYKA) mikro verisini kullanıyoruz. GYKA anketlerinde gelir bilgilerinin referans dönemi bir önceki takvim yılı olduğundan emeklilerin gelirleri ve dolayısıyla gelir dağılımındaki konumları ile gelire dayalı yoksulluk ölçümleri 2012 yılına aittir. Tutarlılık açısından maddi yoksunluk
ölçümü için ise 2012 GYKA verilerini kullanıyoruz. 2012 yılı gelir verilerinde emeklilik/yaşlılık/isteğe bağlı emeklilik geliri elde eden bireylere emekli diyoruz.

Emeklilerin sayısı ve bölgesel dağılımı
GYKA verilerine göre 2012 yılında yaklaşık 7 milyon 700 bin emekli mevcut. Bu rakam prim ödeyerek yaştan dolayı emekli olanları, isteğe bağlı emeklileri ve 2022 sayılı kanuna göre yaşlılık aylığı alanları kapsamaktadır. Anket verilerinin tutarlılığı açısından 2012 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) istatistiklerini incelediğimizde bu
tanıma uygun emeklilik maaşı alanların sayısının 7 milyon 734 bin olduğu görülüyor. GKYA ve SGK verileri arasındaki fark ihmal edilecek kadar düşüktür. Malulen emekli olanlar, ölen sigortalıların hak sahipleri, sürekli iş göremezlik ölüm geliri alanlar gibi diğer emekli maaşı alanlar bu araştırmanın dışında bırakılmıştır.

Çalışan emekliler
Türkiye’de emekliliğin özgün bir özelliği erken emekliliğin yaygınlığıdır. 35-49 yaş grubundaki emeklilerin payı erkek emekliler içinde yüzde 7,8, kadın emekliler içinde yüzde 9,8’dir. Türkiye koşullarında 60’ı çalışma yaşı sınırı kabul edersek, 60 ve üzerinde yaşa sahip erkek emeklilerin payı yüzde 53,3’ten, aynı yaş grubundaki
kadın emeklilerin payı da yüzde 60,2’den ibarettir. Erkek emeklilerin yaklaşık yarısı, kadın emeklilerin ise yaklaşık üçte biri çalışabilecek yaştadır. Bu koşullarda emeklilerin bir bölümü çalışmaya devam ederek emekli maaşlarının yanı sıra ek gelir elde etmektedirler. Emeklilerin yaklaşık yüzde 30'u (2 milyon 359 bini)
çalışmaktadır. Çalışan emeklilerin büyük çoğunluğu erkeklerden oluşmaktadır. 176 bin çalışan emekli kadına karşılık 2 milyon 183 bin erkek çalışmaktadır.

Çalışan emeklilerin istihdam statüleri oldukça çeşitlidir. Çalışan kadın emeklilerin yaklaşık üçte ikisi kayıt dışı çalışmakta, yaklaşık yüzde 27'si de ücretsiz aile işçisi olarak çalışmaktadır. Çalışan emekli erkekler ise dörtte üç oranda kayıt dışı çalışmakta ve çalışan erkek emeklilerin yaklaşık yarısı (yüzde 51,9) da kendi
hesabına çalışanlardan oluşmaktadır. Ücretli ve maaşlı çalışan erkek emeklilerin payı yüzde 24,7’den, kadınların payı da yüzde 40,3’ten ibarettir .

Görüldüğü gibi emeklilerin küçümsenmeyecek bir bölümü çalışarak ek gelir elde etmektedir. Bu durum emeklilerin çeşitli ölçütlere göre ne ölçüde yoksul olduklarını kuşkusuz etkilemektedir. Bununla birlikte, “ücretsiz aile işçisi”, “kendi hesabına çalışma”, gibi nispeten düşük vasıflı istihdam statülerinin yaygınlığı çalışan emeklilerin ek gelire rağmen gelir dağılımının nispeten üst sıralarında yer alamayabileceklerine işaret etmektedir.

Emeklilik kazançları ve gelir dağılımı
Not edilmesi gereken ilk gözlem yukarıda tanımlanan emekli grubunun maaşlar itibariyle oldukça yüksek bir gelir eşitsizliğine sahip olmasıdır. Şekil 1’de emekliler eşit sayıda 5 gruba ayrılıyor ve her grup içinde asgari ve azami emekli maaşları belirleniyor. En alt yüzde 20’lik grupta asgari maaş 28TL’den başlıyor 670 TL’de
azamiye çıkıyor. En üst yüzde 20’lik dilimde ise asgari maaş 1128 TL azami maaş ise 7000 TL olarak görülüyor. Bu tutarların bugünkü TL tutarları olmadığı, 2012 yılına ait gelirler olduğunu bir kez daha hatırlatalım. Dolayısıyla emeklilerin yüzde 60’nın maaşları 2012 itibariyle 671 TL ile 1125 TL arasında yer almaktadır (Tablo 3). TÜFE
enflasyonu itibariyle bugüne getirirsek 819 TL ile 1373 TL arasında olduğunu söyleyebiliriz.

Bir fikir edinmek için 2012 yılında ortalama 899 TL olan emekli maaşını 2012 yılı kişi başına ortalama gelir ve ortalama harcanabilir gelir ile kıyaslayabiliriz. 2012’yılında GSYH değeri cari fiyatlarla 1 416 817 milyon TL, kişi başına gelir de ortalama 18 bin 927 TL olarak hesaplanıyor. Aylık olarak 1577 TL eder. Harcanabilir gelir ise doğal
olarak daha düşüktür. TÜİK 2012 yılı için yıllık hane başına harcanabilir geliri 29 479 TL tahmin ediyor. Ortalama hane büyüklüğünü 4 kişi alırsak 7370 TL, aylık olarak da 614 TL eder. Bu rakamlara göre ortalama emekli maaşının ortalama harcanabilir gelirden yüksek toplam ortalama kişi başına gelirden ise daha düşük olduğunu not edelim.

Emekli maaşlarıyla ilgili ikinci gözlem ise ne kadar emeklinin Adalet ve Kalkınma Partisi’nin zam sınırı olarak kabul ettiği 1000 TL’nin altında maaşa sahip olduğudur. GYKA’nın yayınlanmış son verileri belirttiğimiz gibi gelirler itibariyle 2012 yılına ait olduğundan bugünün 1000 TL’sini 2012 yılındaki karşılığına indirmek gerekiyor. Bu karşılığı yaklaşık iki buçuk yıllık birikimli TÜFE enflasyonu (yüzde 22) ile deflate ederek hesaplıyoruz ve 820 TL buluyoruz.

Zam sınırının altındaki emekli sayısı 2 milyon 933 bin (toplamın yüzde 38,1’i), üzerindeki emekli sayısı da 4 milyon 767 bin (toplamın yüzde 62’si) çıkıyor.

Emekli maaşlarıyla ilgili üçüncü gözlemimiz çalışan emeklilerin yaklaşık yüzde 42’sinin (992 bin) zam sınırının altında kalarak zam alacağı, yüzde 58’nin ise (1 milyon 367 bin) zam alamayacağı görülüyor (Tablo 5). Sonuç olarak, Adalet ve Kalkınma Partisi çalışarak ek bir gelir elde eden bir milyona yakın emekliye zam vaat ederken,
çalışmayan ancak çoğunlukla nispeten düşük bir maaşa sahip emeklileri aylık 100 TL’lik zamdan mahrum bırakmış oluyor.

Emeklilerin ne kadarı yoksul?
Öncelikle yoksulluğun tanımlanması zor bir kavram olduğunu belirtmekle başlayalım. Bu nedenle çok sayıda yoksulluk ölçütü kullanılıyor. Genel olarak bu ölçütler “parasal yoksulluk” ve “maddi yoksunluk” olarak ikiye ayrılıyor. Bu araştırmada Avrupa Birliği İstatistik Ofisi'nin (Eurostat) standart olarak kullandığı, TÜİK’in
de hesaplayarak yayınladığı iki yoksulluk ölçütünü esas alıyoruz: Göreli Yoksulluk ve Şiddetli Maddi Yoksunluk.

Göreli yoksulluk
Göreli yoksulluk oranı hesaplanırken, her toplum için hane büyüklüğüne göre kişi başı geliri düzelttikten sonra (eşdeğer gelir) ortanca (medyan) kişi başı gelir belirleniyor ve bu gelirin belirli bir yüzdesinin altında kalan kişiler o toplumda “göreli yoksul” olarak kabul ediliyor. Göreli yoksulluk sınırını oluştumak için yüzde 40,
yüzde 50 ya da yüzde 60 kullanılıyor. Betam yoksulluk araştırmalarında en yüksek sınır olan yüzde 60’ı kullanıyor. Ancak bu araştırmada emekli barındıran haneleri konumlandırmaya çalıştığımızdan kişileri değil haneleri esas alıyoruz. Bu nedenle de “eşdeğer gelir” düzeltmesini yapmıyoruz.

2012 yılı gelirleri itibariyle yıllık ortanca (medyan) hane gelirini GYKA 22.650 TL olarak tahmin ediyor. Bu gelirin yüzde 60'ı, yani göreli yoksulluk sınırı da 13.590 TL oluyor. Tablo 6’da Türkiye’de ve bölgelerde göreli yoksulluk ile emekli barındıran hanelerin göreli yoksulluğa göre konumları belirleniyor. Toplam 20 milyon 625 bin haneden 4 milyon 274 bini yoksulluk sınırının altında kalıyor. Göreli yoksulluk oranını yüzde 20,7 olarak buluyoruz. En az bir emekli barındıran hane sayısı 6 milyon 744 bin. Bu hanelerin 969 bini (yüzde 14,4) göreli yoksulluk sınırının altında bulunuyor. Sonuçta emeklilerin sadece az bir bölümü göreli olarak yoksul çıkıyor.

Bölgeler itibariyle göreli yoksul kabul edilen emekli hanelerinin son derece eşitsiz bir dağılıma sahip olduğunu gözlemliyoruz. İstanbul’da emekli barındıran hanelerin çok büyük bölümü göreli yoksulluğun dışında bulunuyor. Göreli yoksul haneler, İstanbul’da yaşayan emekli hanelerin yüzde 2,8’inden ibaret . Buna
karşılık Güneydoğu’da emekli hanelerinin yüzde 25,6’sı göreli yoksul. Keza, Kuzey Doğu ve Orta Doğu Anadolu’da da bu oranlar oldukça yüksek: sırasıyla yüzde 25,1 ve yüzde 24,3.

Bu eşitsiz dağılımın başlıca dört nedeni olduğunu düşünüyoruz. Birincisi, emekli barındıran hanelerin gelirleri emekli maaşlarından ibaret değil. En yüksek ortalama gelire sahip olan İstanbul’da emekli içeren hanelerin emekli maaşı dışındaki gelirleri de göreli yoksulluk sınırına kıyasla yüksek kalıyor. İkincisi, çalışan emeklilerin,
özellikle ücretli çalışanların oranı İstanbul'da yüksek. Yaklaşık 2 milyon 360 bin emeklinin 407 bini (yüzde 17,3) ve yine ücretli, maaşlı çalışan 611 bin emeklinin yaklaşık yüzde 33'ü (201 bin) İstanbul'da bulunuyor. Üçüncüsü, bölgeler arası büyük gelir eşitsizliği nedeniyle, ülke genelindeki ortanca gelire göre belirlenen göreli yoksulluk sınırı İstanbul’da düşük kalıyor. İstanbul'da 29.577 TL olan medyan hanehalkı kullanılabilir geliri Güneydoğu Anadolu bölgesinde 15.831 TL'ye geriliyor. Dördüncü olarak da, İstanbul’da yaşayan emeklilerin ortalama maaşının (945 TL) ülke genelindeki ortalama maaştan (899 TL) daha yüksek olması yoksul emekli sayısını sınırlıyor. Düşük geli rli bölgelerde ise bu dört etken aksi yönde etki yaparak göreli yoksul grubunda yer alan emekli hanelerinin sayısını arttırıyor. Yine de
belirtmek gerekir ki gerek ülke genelinde gerek her bölgede emekli barındıran hanelerin az bir bölümü göreli yoksul grubunda yer alıyor.

Şiddetli Maddi Yoksunluk
Göreli yoksulluk sınırı ülke genelinde belirlendiğinden bu ölçütün yüksek bölgesel gelir eşitsizliğinden muzdarip Türkiye için pek uygun sayılmadığı söylenebilir. Emekli barındıran hanelerin ne kadarının yoksul olduğuna bir de temel gereksinmelerden yoksunluğu esas alan Şiddetli Maddi Yoksunluk (ŞMY) ölçütünü kullanarak bakalım. Avrupa Birliği İstatistik Ofisi (Eurostat) ŞMY’yi şöyle tanımlıyor: Avrupa standartlarına göre temel gereksinmelerin asgari ölçüde karşılanması gerekiyor. Eurostat 9 temel gereksinim tanımlıyor: (1) konut kredisi, kira, elektrik, su, doğalgaz, vb. faturaların ödenmesi, (2) evin ısınma ihtiyacının yeterince karşılanması, beklenmedik
harcamaların karşılanması, (4) her iki günde bir et, balık ya da protein eşdeğer gıdalarının tüketilmesi, (5) evden uzakta bir haftalık tatil masrafının karşılanması, (6) bir arabaya, (7) bir çamaşır makinesine, (8) bir renkli televizyona ve (9) bir sabit telefona sahip olunması. Avrupa’da bu 9 temel gereksinimin 4 tanesini karşılayamayan
haneler şiddetli maddi yoksunluk içerisinde kabul ediliyor.

ŞMY ölçütüne göre yoksulluk Göreli Yoksulluğa kıyasla çok daha yüksek çıkıyor. Türkiye genelinde 2012 yılında hanelerin yüzde 53,1’i şiddetli maddi yoksunluktan muzdaripler. En düşük orana sahip bölge Batı Anadolu. ŞMY oranı yüzde 43,4. Ardından Ege ile İstanbul geliyor. ŞMY oranları sırasıyla yüzde 45,3 ve yüzde 46,2 . En yüksek orana sahip bölge ise yine Güneydoğu Anadolu. ŞMY oranı yüzde 80,5. Bu yoksulluk oranları çok yüksek ve Türkiye’yi Avrupa’da en yüksek ŞMY oranına sahip ülke yapıyor. Bunun nedeni Avrupa standardının Türkiye için oldukça yüksekte kalması. Örneğin ŞMY oranı Lüksemburg’da yüzde 3’e, Norveç’de yüzde 5’e düşüyor. Letonya’da ise yüzde 45 gibi bize yakın bir oran söz konusu. Bununla birlikte ŞMY maddi yoksunluktan muzdarip emekli barındıran hanelerin yüzde 44,7’si, yani yarısından daha azı, ŞMY maddi yoksunluk içindeki grupta yer alıyor. Emekli barındıran hanelerde en düşük oran göreli yoksullukta olduğu gibi İstanbul’da: Yüzde 36,3."

 
27 Mayıs 2015 Çarşamba 16:05 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1823 - Şili'de kölelik yasaklandı.
1866 - Tennessee, Amerikan İç Savaşı sonrasında birliğe tekrar kabul edilen ilk eyalet oldu.
1901 - Yazar O. Henry, zimmet suçundan Austin, Texas'ta üç yıl kaldığı hapishaneden iyi hal nedeniyle salıverildi.
1911 - III. Hiram Bingham, Machu Picchu'yu (İnka'ların kayıp şehri) yeniden keşfetti.
1915 - Şikago'da yolcu gemisi battı: 845 kişi öldü.
1923 - Günümüz Türkiye'sinin sınırlarının çizildiği Lozan Antlaşması imzalandı.
1931 - Pittsburgh'da (Pensilvanya) yaşlılar evinde çıkan yangında 48 kişi öldü.
1936 - İspanya hükümeti iç savaş nedeniyle dünyadan yardım istedi.
1943 - II. Dünya Savaşı: İngiliz ve Kanada uçakları geceleri, ABD uçakları gündüzleri Hamburg'u bombaladı. Kasım'da operasyon bittiğinde 9.000 ton patlayıcı kullanılmış, 30.000 den fazla insan ölmüş ve 280.000 bina yıkılmış olacaktı.
1950 - Gazeteciler Cemiyeti sansürün kaldırılışını Basın Bayramı ilan etti.
1952 - Merzifon ve Akşehir'de sel: 77 ev yıkıldı, 500 büyükbaş hayvan öldü, tarım alanları sular altında kaldı.
1955 - Ekrem Koçak 800 metrede Akdeniz Oyunları rekoru kırarak birinci oldu.
1958 - Türkiye'nin Kıbrıs'a asker gönderme önerisini İngiltere reddetti.
1959 - Irak'ta 1000 kadar Kerkük Türkmeni'nin katledildiği açıklandı.
1960 - Basın Ahlak Yasası imzalandı.
1963 - Sendikalar Kanunu ile Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu çıktı.
1967 - 11 Mayıs'ta greve giden ve haklarını almak için Ankara'ya yürüyüşe geçen Manisalı 90 temizlik işçisi 930 kilometre kat ederek Ankara'ya vardı.
1967 - Dokunulmazlığı kaldırılan Türkiye İşçi Partisi İstanbul Milletvekili Çetin Altan iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.
1968 - Polisin İstanbul Teknik Üniversitesi Yurdu'nu bastığı sırada dövdüğü gençlerden Hukuk Fakültesi öğrencisi Vedat Demircioğlu sekiz gün komada kaldıktan sonra öldü.
1974 - Yunanistan'da yedi yıldır süren cunta yönetimi sona erdi; sürgündeki Konstantin Karamanlis hükümeti kurmak üzere geri döndü.
1977 - Dört gün süren Libya-Mısır savaşı sona erdi.
1985 - Yeşilköy Havaalanı'na, Atatürk Havalimanı adı verildi.
1986 - Kartal, İstanbul'da tren kazası: 9 ölü, 18 yaralı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:54
  • Güneş05:02
  • Öğlen12:39
  • İkindi16:36
  • Akşam19:54
  • Yatsı21:44
 
Süper Loto
20.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020327515354
 
On Numara
17.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02060708141622232526273550515661656869737478
 
Sayısal Loto
22.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011314192930
 
Şans Topu
19.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu082224283006
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık