3 partinin ittifakıyla tezkere kabul edildi

Ana Sayfa » Medya Kritik » Ekonomist'ten çarpıcı Türkiye yorumu: "Fişi çekme zamanı mı artık"

Ekonomist'ten çarpıcı Türkiye yorumu: "Fişi çekme zamanı mı artık"

Economist: "Fişi çekme zamanı mı artık? Bu cezbedici ama hayır. Darbeden sonra, kredi notları düşen ve yatırımların donduğu Türkiye, en büyük ticari ortağına sırtını dönmeyi kaldıramaz."

 
14 Ekim 2016 Cuma 15:47 
Yorum YapYazdır
 
 
Ekonomist'ten çarpıcı Türkiye yorumu:

Economist dergisi, Avrupa Birliği konularının ele alındığı Charlamagne köşesinde bu hafta,"Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olma girişimi kötü bir şaka, ama bu girişimi öldürmeyin" başlıklı bir yazıyla Türkiye'deki gelişmelere yer verdi.

BBC Türkçe'nin haberine göre, Türkiye'nin sessizce AB'den uzaklaştığını ve ortak kültür ve eğitim kurumlarından çıktığını söyleyen İngiliz Economist dergisi, "Peki, fişi çekme zamanı mı artık?" diye sordu. Dergi ardından bu soruya"Bu cezbedici ama hayır. Darbeden sonra, kredi notları düşen ve yatırımların donduğu Türkiye, en büyük ticari ortağına sırtını dönmeyi kaldıramaz." yanıtını verdi.

Yazı, Türkiye'deki iki genç kadını anlatarak başlıyor. Kadınların Türkiye'nin korku dolu bir yer olması nedeniyle, hiç çocuk sahibi olmama anlaşması yaptıklarını yazan dergi, "Temmuz'daki darbe girişiminden sonra girişilen misillemeler ve tasfiyeler arasında demokrasi ışıkları" sönüyor diyor.

Dergi her hafta yeni tutuklama, görevden alma dalgaları yaşandığını ve hiç kimsenin muaf olmadığını anlatıyor. Kadınların bir arkadaşlarının da üniversitesinin Cemaat bağlantısı nedeniyle, diplomasını kaybettiği belirtiliyor. "Resmi paranoya iyice absürtleşti" diyen dergi geçen hafta, bir ders kitabında bulunan geometri sorusundaki F ve G harflerinin çıkartıldığını söylüyor.

Yazıda, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin bu kadar kötü olduğu bir dönemi hatırlamanın zor olduğu söyleniyor. Türkler 'in de haklı olarak 270 kişinin öldüğü, seçilmiş bir cumhurbaşkanının neredeyse devrildiği ve Ankara'da parlamentonun bombalandığı darbe girişiminden sonra AB'nin gösterdiği miskin desteğe öfkeli olduklarını aktarıyor.

Erdoğan taraftarı olmayan Türkler'in bile Avrupalıların darbenin başarıya ulaşmasını istediğinden şüphelendikleri kaydediliyor. Economist şöyle devam ediyor;

'TÜRKİYE DİKTATÖRLÜK BATAKLIĞINA SÜRÜKLENİYOR'

"Avrupalılarsa, Erdoğan vidaları sıkarken, diplomatik terbiyelerini korumaya uğraşıyor. 'Geçen yıl, mültecileri uzak tutması için Türkiye'ye rüşvet vermek yeterince kötüydü' diyorlar. Daha kötüsü, Türkiye AB'yle katılım müzakereleri yapıyor. Katılım sürecinin, aday ülkeleri Avrupa normlarına yaklaştırması gerekiyor. Ancak sultan olma heveslisi lideriyle Türkiye, diktatörlük bataklığına sürükleniyor. Türkiye hiç üyeliğe yakın olmadı. Ama bir süre, bunun önemi yoktu. Müzakerelerin 2005'te başlamasından önce Erdoğan üyelik vizyonunu, ölüm cezasını kaldırmak, Kürtçe yayınlara izin vermek ve işgüzar orduyu kışlalarında tutmak için kullandı. İhracatçılar, Avrupalı şirketler ve yatırımcılarla daha yakın ilişki ihtimalini düşünerek ellerini ovuşturdu. Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye'nin imtiyazlı ortaklığa razı olması gerektiğini söylerken, AB'nin eski Sovyet bloğuna genişlemesine sevinen diğerleri, genişlemenin gücünün dev komşularını içerden dönüştüreceğine inanıyordu."

Dergi artık kimsenin bu iddiada bulunmadığını söylüyor ve "Erdoğan'ın yıllarca gazetecileri hapse attığını, adalet sistemini bozduğunu ve yolsuzluğun büyümesine izin verdiğini" savunuyor.

Economist, Türkiye'nin AB üyeliğini zaten hiç istemeyen Avusturya'nın müzakerelere son verilmesini istediğini ve tekrar Fransa Cumhurbaşkanı olmak isteyen Nicolas Sarkozy'nin de AB'nin Türkiye'ye, Asya'ya ait olduğunu söylemesi gerektiği yönündeki sözlerini hatırlatıyor. Erdoğan'ın da "Yunanistan'ın Ege adaları üzerindeki genişleme hırslarının sinyalini verdikten birkaç gün sonra parlamentoda Türkiye ve AB'nin artık oyunun sonuna gelmesi gerektiğini söylediği" vurgulanıyor.

FİŞİ ÇEKME ZAMANI MI ARTIK

Economist daha sonra şöyle devam ediyor;

"Tarafların çıkarları şimdi başka yerde. Türkiye enerjisini Kürtlerin, sınırlarında bir devletçik oluşturmasını durdurmaya ve Gülencilerin geniş uluslararası bağlarını zayıflatmaya odakladı. Sessizce AB'den uzaklaşıyor ve ortak kültür ve eğitim kurumlarından çıkıyor. Avrupalılarsa Türkiye'nin AB'ye girmesinin oy verenler arasındaki zehirli etkisinden korkuyor. Bütün bunlara yorgun gözlerle bakan AB yanlısı Türkler başka bir ilişki modeli olup olmaması gerektiğini merak ediyor. Peki, fişi çekme zamanı mı artık? Bu cezbedici ama hayır. Darbeden sonra, kredi notları düşen ve yatırımların donduğu Türkiye, en büyük ticari ortağına sırtını dönmeyi kaldıramaz. Erdoğan, tüm o konuşmalarına karşın, istikrarsızlık güney sınırlarını sararken büyük ihtimalle Avrupa'yla bağlarını kesmeyecektir. Avrupalılar Erdoğan'la terbiyeyle oynamaktan nefret ediyor ama ilişkiler kesildiğinde içgüdülerinin onu nereye götüreceğinden korkuyorlar. Şüpheciler, Erdoğan'ın artık iktidarda olmayacağı günün çok uzak olduğunu düşünüyor olmalı. Daha mutlu bir dönem gelirse, komadaki bir hasta her zaman uyandırılabilir."

'AVRUPALILAR İKİYÜZLÜLÜĞÜ YUTMAK ZORUNDA'

Dergi her iki tarafın da terörle mücadeleden göçe yakın vadeli sorunlarını görmezden gelemeyeceğini söylüyor ve AB ile Türkiye'nin acilen yeni birlikte çalışma yollarına ihtiyacı olduğunu belirtiyor. Bunun için de yılda iki kez yapılacak zirvelerin iyi bir başlangıç olabileceği vurgulanıyor. Mülteci anlaşmasının da gelecekteki işbirliği için bir model olabileceği vurgulanıyor. Yazı şu satırlarla sona eriyor;

"Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi için bir anlaşma, ki bu ulaşılabilir mesafede bir başka model olabilir. Türkiye AB'nin vizesiz seyahat koşullarını karşılarsa ki bir Avrupalı bürokrat bunun gayet başarılabilir bir şey olduğunu söylüyor, Fransa ve Avusturya gibi ülkeler sırf inatlarından bu anlaşmayı bloke etmemeli. AB'ye katılımın Avrupa'nın özgürlük ve demokrasi ideallerini, bunların pek görülmediği bölgelere genişletme süreci olması gerekiyordu. Türkiye'ninkinde bu, hastaların bırakmasının çok tehlikeli olduğu bir uyuşturucuya dönüştü. Görünür gelecekte Türkiye AB'nın sorunlu, fevri ama vazgeçilmez bir komşusu olacak. Avrupalılar bir derece ikiyüzlülüğü yutmak zorunda kalacak."

 
14 Ekim 2016 Cuma 15:47 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1821 - Mora İsyanı'nda Gördüş (Tripolis) şehrini ele geçiren Yunanlar 30.000 Türk'ü öldürdüler.
1856 - İzmir-Aydın hattı demiryolu imtiyazı, bir İngiliz şirketine verildi. 1866 yılında işletmeye açılan 612 kilometrelik demiryolu hattının imtiyazı 15 Ekim 1950'de dolacaktı. Ancak genç Cumhuriyetin hükümeti, bu hattı 30 Mayıs 1935'te satın aldı.
1924 - SSCB, Rusya SSC'ne bağlı, Karadeniz kıyısında Tuapse merkezli Şapsığ Ulusal Rayonu kuruldu.
1931 - Ekonomik kriz nedeniyle iki gün kapalı kalan Londra Borsası yeniden açıldı.
1942 - Naziler, Auschwitz'te gazla öldürme katliamlarına başladı.
1947 - Bulgaristan Partisi Lideri Nikola Petkov asıldı.
1954 - Doğu Almanya polisi, 400 kişiyi, ABD ajanı olmak iddiasıyla tutukladı.
1961 - THY'nin Kıbrıs-Adana-Ankara seferini yapan Tay uçağı, Etimesgut Havaalanı yakınlarında Karanlıktepe'ye çarparak düştü, 28 kişi öldü.
1971 - Altın Koza Film Festivali'nde sonuçlar açıklandı; Yılmaz Güney tüm ödülleri aldı.
1973 - 18 yıl önce iktidardan darbeyle düşürülen Juan Peron, Arjantin'de yeniden devlet başkanı seçildi.
1993 - Michael Jackson Türkiye'de konser verdi.
1996 - Anayasa Mahkemesi, Türk Ceza Kanunu'nun, evli erkeğin zinasına ayrıcalık tanıyan maddesini iptal etti.
1997 - Cezayir'de köy baskını: 200 kişiyi öldürüldü, 100 yaralı. Baskını İslamcı radikallerinin yaptığı öne sürüldü.
1999 - Abdullah Öcalan, bir açıklama yaparak, Türkiye'ye gelip teslim olmasını istedi.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:20
  • Güneş06:02
  • Öğlen12:25
  • İkindi15:49
  • Akşam18:26
  • Yatsı19:55
 
Süper Loto
21.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu060809172538
 
On Numara
18.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07091013141517182426273136373847485663676875
 
Sayısal Loto
16.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu052036414546
 
Şans Topu
20.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu101828303204
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık