Genelkurmay Başkanı darbe sorularını yazılı yanıtladı

Ana Sayfa » Güncel » Eğitim İş'ten memurlara serbest kıyafet eylemine tepki

Eğitim İş'ten memurlara serbest kıyafet eylemine tepki

Eğitim İş Trabzon Şube Başkanı Tamer Özlü, Memur Sen ve Eğitim Bir Sen'in kamu çalışanlarının işlerine ve öğretmenlerin derslere türbanlı ve serbest kıyafetle girilmesi kampanyasına tepki gösterdi. İşte Özlü'nün açıklaması:

 
25 Mart 2013 Pazartesi 17:38 
Yorum YapYazdır
 
 
Eğitim İş'ten memurlara serbest kıyafet eylemine tepki

 

Din ve İnanç Özgürlüğünün Garantisi Laik Devlet, Düşmanı ise Teokratik Devlettir

 

Soyut bir varlık olan devlet, kamu görevlisinin bedeninde ete kemiğe bürünerek cisimleşir ve görünür hale gelir. Laik devlet sisteminde hedef, devletin hükümranlığı altında bulunan yurttaşlarının tamamının inançlarına eşit mesafede konumlanmasını sağlamak olduğu için kamu görevlisinin görüntüsü ve davranışları devletin tarafsızlık iddiasını tartışılır hale getirmemelidir. Bu nedenle laik devlet modelinde devlet aygıtını cisimleştiren kamu görevlisi görevi başında aidiyet hissettiği bir inanç grubuna vurgu yapamaz. Zira, inancını görünümüyle dışavuran kişinin eliyle sunulan hizmeti haklı bulmayan ve farklı bir inanca sahip (ya da inanmayan) yurttaş, kamu hizmetinin taraflı olarak sunulduğunu düşünebilir.
Türbanlı bir yargıcın, Sünni bir yurttaşla Alevi bir yurttaş arasındaki çekişmede Sünni yurttaş lehine vereceği hiçbir karar, haklılığına sonuna kadar inanan ancak haksız olan Alevi yurttaş için adil olmayacaktır.
Çağdaş devletlerin tamamında laikliğin devlet yapılanmasının temelini oluşturması ve bu nedenle bu ülkelerin tamamında kamu görevlilerinin inançlarını ön plana çıkaran kılık ve kıyafetle hizmet sunmalarının yasak olmasının nedeni budur. Bütün inanç türlerine eşit mesafede durmak zorunda olan laik devlet kadrolarında görev almak isteyen yurttaşlar, devletin tarafsızlığına gölge düşürmemeyi hedefleyen ve bu yönüyle farklı inanç gruplarını barındıran toplumlarda iç barışın temelini oluşturan bu gerçeği bilerek kamu görevlisi olmaya talip olurlar. Kamu görevlisinin “sadece kamu hizmeti sunduğu zaman dilimi ile sınırlı olmak üzere” uymakla yükümlü olduğu kılık-kıyafet yükümlülüğü, görev başındayken iç dünyasında ve özel yaşamında kıyafetiyle özgürce inancını yaşamasına engel teşkil etmez. Çünkü laik devlet, yurttaşının belirli bir inanca sahip olması ya da hiçbir inanca aidiyet hissetmemesi nedeniyle baskı altına alınmasını somut hukuk kurallarıyla yasaklar.

Eğitim-Bir-Sen ve Türk Eğitim-Sen’in, Laiklik İlkesi Üzerine Yükselen Anayasal Düzeni Tahrip Etme Girişimleri Çamura Saplandı


Eğitim-Sen’in kısa süre önce uyguladığı “eşofmanlı sivil itaatsizlik” eylemi ile verdiği mesajı iyi okuyan Eğitim-Bir-Sen, Memur-Sen aracılığıyla okullar ve diğer kamu kurumlarına türbanı ve çember sakalı sokmak için düğmeye basmış, Türk Eğitim-Sen’in de desteği ile anayasanın temeli olan laiklik ilkesine karşı saldırı başlatmıştır.
Eğitim-Bir-Sen ve Türk Eğitim-Sen’in inanç özgürlüğünün gereği olarak sunmaya çalıştıkları kamuda türban dayatması, özü itibariyle tüm yurttaşlara eşit olarak sunulan inanç özgürlüğünü yaratan hukuki ve siyasi düzeni ortadan kaldırmaya yönelen sorumsuz bir girişimdir.Muhafazakarlık perdesinin arkasına saklanan sözkonusu “gerici” sendikal anlayış, toplumun tamamını kucaklayacak din ve inanç özgürlüğü için değil, tam aksine toplumun baskın dini inancının diğer tüm inanç gruplarını boğması için mücadele etmektedir. Bu yapılar, İtalya’da devlet okulu duvarlarına haç asarak Müslüman öğrenciyi taciz eden İtalyan devletinin tavrını inanç özgürlüğüne çirkin bir müdahale olarak tanımlarlarken, Türkiye’deki okullara inanç simgelerinin girmesine yönelik fiili dayatmalarına yönelen eleştirilere verdikleri en bilgece yanıt, “Burası Müslüman mahallesi” olmaktadır.
İşte ülkemizde yüzbinlerce kamu çalışanının kaderine yön vermek için yola çıktıklarını ifade eden “emek örgütleri”nin evrensel din ve inanç özgürlüğü mücadelesine bakış açıları budur. Çoğunluğun tahakkümü anlayışını topluma özgürlük savunusu olarak sunan bu sorunlu, kendi kendisiyle çelişen bakış açısı sözde sivil itaatsizlik eylemi ile teşhir olmuştur.
Geçtiğimiz hafta başlatılan sorumsuz girişimin sonuçlarını tüm kamu kurumlarında yakından izledik. Eyleme katılımın son derece düşük olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz. Öyle ki eylem kararı alan sendikaların yöneticilerinin önemli bir kısmı dahi sendikalarının kararına uymamışlardır. Üyelerinden Osmanlı tokadını yiyerek ayakları yerden kesilen sorumsuzlar bu defa, okul okul gezerek hukuka uygun davranan kamu yöneticilerini tehdit etme ve eyleme alet olmayı reddeden üyelerini ikna etme çabasına girişmişlerdir. Üyelerini cesaretlendirebilmek için işi, üyelerini ihbarcılığa davet eden SMS’ler gönderme noktasına kadar taşımışlardır.
Sendika yöneticisi sıfatıyla kendi başlarına bu tür bir girişim yapmaktan korkup, günlük yaşamlarında başlarını kapatan üyelerinin arkasına sığınan istismarcıların bizzat üyelerinden hak ettikleri yanıtı almaları emeğin birlikteliğini güçlendirmiştir. Toplumsal huzuru ve barışı tahrip edecek bu sorumsuz girişime alet olmayan Memur-Sen ve Kamu-Sen’e bağlı sendikalara üye binlerce kamu çalışanı arkadaşımıza yürekten teşekkür ediyoruz. Onlar emek örgütümüze mensup binlerce emekçi gibi, ülkemizin aydınlık geleceğinin sigortası. Bu yürekli emekçiler, Atatürk’ün önderliğinde kurulan laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin toplumumuza kazandırdığı paha biçilmez ayrıcalıkların farkında olmaya devam ettikleri sürece huzur ve barışımıza yönelen provakatif girişimlerin başarılı olma şansı yoktur.

Kamuya Türbanı Sokma Eylemi, Üyelerinin Sendikalarına İtaatsizlik Eylemine Dönüşünce, Sözde Direniş AKP’ye Yalvarma Sürecine Taşındı


Kamuda türban girişimi, düzenleyicileri açısından büyük bir hüsranla sonuçlanmıştır. Sözde sivil itaatsizlik eylemi adeta, üyelerinin Eğitim-Bir-Sen ve Türk Eğitim-Sen’e itaatsizlik eylemine dönüşmüş bulunuyor. Memur-Sen düzenlediği eylemin altında kalınca, kılık kıyafet konusunda “sözde itaat etmeyeceklerini” ilan ettikleri devlet yöneticilerine mevzuatı değiştirmeleri için yalvarma süreci başlattı. AKP iktidarının ileri gelenleri ile Cumhurbaşkanı’na mektup yazarak içine düştüğü bataktan kurtarmaları için yardım dilenen Memur-Sen’i, Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaşlaşma hedefinin en paha biçilmez basamağını oluşturan laik devlet modelini tahrip etme yolunda denedikleri “omurgasız sendikacılık” yöntemleri nedeniyle kınıyoruz.
Sendikamız, kamu kurumlarında yaşanan tek tük ihlallerin sorumlularının cezalandırılmalarına yönelik hukuki hazırlıklarını tamamlamıştır. İhlallerle ilgili soruşturma açılıp açılmadığı, açıldıysa sonuçları hakkında ilgili makamlardan bilgi istenmesinin ardından görevlerini kötüye kullanan sorumlular hakkında kapsamlı hukuki girişim zaman geçirmeksizin başlatılacaktır.

--
Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası

Trabzon Şubesi
 
25 Mart 2013 Pazartesi 17:38 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1453 - Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethederek Bizans İmparatorluğu'nu (Doğu Roma'yı) sona erdirdi. Birçok tarihçi için İstanbul'un fethi, Orta Çağın sonudur.
1807 - Kabakçı Mustafa ayaklanmasında, isyancılar Şehzade Mustafa ve Mahmut'un kendilerine teslimini istedi. Sultan III. Selim tahttan indirildi, IV. Mustafa tahta çıktı.
1848 - Wisconsin, 30. eyalet olarak ABD'ye katıldı.
1913 - Ulviye Mevlan yönetiminde 'Kadınlar Dünyası' dergisi yayımlanmaya başlandı.
1913 - Igor Stravinsky'nin Le Sacre du Printemps (Bahar Ayini) adlı balesi ilk kez Paris'te sahnelendi.
1927 - Ankara-Kayseri demiryolu İsmet Paşa tarafından açıldı.
1936 - Türk Bayrağı hakkında kanun, TBMM'de kabul edildi.
1942 - Adolf Hitler, Nazi propaganda bakanı Joseph Goebbels'in tavsiyesiyle işgal altındaki Paris'te yaşayan tüm Yahudilerin sol göğüslerine sarı bir yıldız takmalarını emretti.
1953 - Yeni Zelandalı dağcı Edmund Hillary ile Nepalli şerpa Tenzing Norgay, Everest'e çıkan ilk insanlar oldu.
1954 - Bilderberg Toplantıları'nın ilki yapıldı.
1960 - Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yönetime el koymasının ardından gözaltına alınan eski İçişleri Bakanı Namık Gedik intihar etti. Aynı gün gözaltına alınan 150 kişi Yassıada'ya getirildi.
1963 - Pakistan'ın doğusunda çıkan kasırgada 10 bin kişi öldü.
1977 - CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, İzmir Çiğli Havaalanı'nda bulunduğu sırada, bir silahtan çıkan mermi, CHP'li Mehmet İsvan'ın yaralanmasına yol açtı. Merminin bir polis memurunun ateş alan gaz tüfeğinden çıktığı açıklandı.
1985 - İstanbul Boğazı'nda ikinci boğaz köprüsünün (Fatih Sultan Mehmet) temeli atıldı.
1985 - Avrupa Kupası finali için Liverpool Juventus maçının yapıldığı Belçika'nın Heysel Stadı'nda çıkan olaylarda 4 kişi öldü, 350 kişi yaralandı.
1986 - Kamuoyunda 'Fak-Fuk-Fon' olarak bilinen Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşmayı Teşvik Yasası, Meclis'te kabul edildi.
1988 - İstanbul Boğazı, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü yapımı tamamlandı.
1990 - Sovyetler Birliği'nde, radikal reformcu Boris Yeltsin, Rusya Federasyonu Parlamentosu Başkanlığı'na seçildi.
1993 - Anadolu pop müziğin öncülerinden Moğollar grubu 17 yıllık aradan sonra yeniden sahneye çıktı.
1993 - Almanya'nın Solingen şehrinde Türklerin yaşadığı bir evin kundaklanması sonucu 5 kişi yaşamını yitirdi ve 2 kişi de yaralandı.
1995 - Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal için, karşılıksız çek verdiği iddiasıyla gıyabi tutuklama kararı çıktı.
1996 - Siverek halkı aralarında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in de bulunduğu 13 politikacı hakkında tazminat davası açtı. Politikacılar Siverek'i il yapacakları vaadinde bulunup yerine getirmemekle suçlanıyordu.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:31
  • Güneş04:46
  • Öğlen12:30
  • İkindi16:29
  • Akşam19:52
  • Yatsı21:49
 
Süper Loto
25.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010313162345
 
On Numara
22.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02030809101314192125303241475053546466737879
 
Sayısal Loto
27.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051416183148
 
Şans Topu
24.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu222628293412
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık