AKP'lilerden Kılıçdaroğlu'na tekbirli ölüm tehdidi

Ana Sayfa » Siyaset » Düşük katılımın mağduru Ekmeleddin İhsanoğlu

Düşük katılımın mağduru Ekmeleddin İhsanoğlu

CUMHURBAŞKANLIĞI seçimine katılım oranı yüzde 74.13 olarak gerçekleşti. Bu oran daha 4 ay önce yapılan yerel seçimlerdeki gerçekleşen yüzde 89.9 oranıyla kıyaslanınca oldukça düşük. Toplam seçmen üzerinden bakıldığında her 4 seçmenden 1’i oy kullanmamış. Ya da yerel seçimlerde oy kullanan her 6 seçmenden 1’i bu kez sandığa gitmemiş.

 
12 Ağustos 2014 Salı 07:34 
Yorum YapYazdır
 
 
Düşük katılımın mağduru Ekmeleddin İhsanoğlu

Oy kullanmayan seçmenlerin yurtiçi seçmen içinde toplam 13 milyon dolayında olduğunu düşünürsek, bu 13 milyon seçmenin neden oy kullanmadığı kadar, demografik ve sosyolojik özelliklerinin ne olduğunu anlamaya çalışmak da ayrıca önemli. Hele 30 Mart yerel seçimlerinde oy kullanan ve bu kez sandığa gitmeyen 6 milyon seçmenin hangi dürtüyle oy kullanmadığını anlamak daha da önemli. Katılım oranı niçin önemli? Ya da Batı ülkeleriyle kıyaslandığında bile yüksek olan bu yüzde 74 katılım niçin bizim için düşük?

KATILIM NİYETİ

Siyasi tarihimizin ve siyasi kültürümüzün bazı temel karakteristikleri var. Bunlardan birincisi, siyasete katılım yolları, mekanizmaları bu topraklarda hep sınırlı ve kısıtlı olmuş. Siyaset partilere kilitlenmiş, siyasi partileri adeta kamu kurumu gibi gören ve biçimleyen yasal zemin, partiler dışındaki yapılanmalara ve bazen bazı partilere bile kapalı. İkincisi, hak arama temelli siyasi hareketlere, örgütlenmelere karşı devlet, tarih boyunca kıyıcı davranmış. Bu nedenlerle siyasi örgütlülük ve eylemlilik karşısında toplumsal bellekte eşikler ve zihni engeller var. Böylesi bir toplumsal belleğe ve zihni engellere karşılık seçimler gibi bir yurttaşlık hakkını kullanmak konusunda ise toplum geneli oldukça istekli davranıyor. Bir bakıma katılım niyetliliğini seçimler yoluyla gösteriyor.

12 EYLÜL SONRASI EN DÜŞÜK

1946 yılındaki çok partili hayata geçişle beraber genel seçimlere katılım oranları genel olarak yüksek seyretmiş. Özellikle 12 Eylül darbesinden sonraki 8 genel, 7 yerel seçimde katılım oranları oldukça yüksek gerçekleşmiş. Yandaki tabloda da görüldüğü gibi en düşük katılımların olduğu iki seçim 2002 genel ve 2004 yerel seçimleri olmuş. Ki bu iki seçimde bile katılım oranı sırasıyla yüzde 79.1 ve yüzde 76.3 oranında. Bu iki seçimi, 2002 öncesi siyasi aktörlerden büyük ölçüde kopuş ve 2002 öncesi başat bazı siyasi aktörlerin tasfiyelerinin başlangıcı olarak da yorumlamak mümkün. Tabloda da görüldüğü gibi cumhurbaşkanlığı seçimindeki yüzde 74.13 katılım 12 Eylül darbesinden sonraki dönemin en düşük seçime katılma oranıyla gerçekleşmiş durumda.

2010, 2011 ve 2014’e bakalım

Katılım oranındaki bu düşüklüğü anlayabilmek ve özellikle seçim sonucuna ne yönde etki ettiğini görebilmek için 2010 referandumuna, 2011 genel ve 2014 yerel seçimlerine beraber bakmak gerekiyor. Bu 3 seçim ve referandumun oy sayıları aşağıdaki tabloda görülüyor. Referandum ve seçimlerdeki oy sayılarına gümrük oylarının dahil olduğunu, cumhurbaşkanlığı seçimine dair sonuçların yurtdışı oylar dahil geçici sonuçlar olduğunu belirtmeliyim.

Kayda değer değişiklikler var

Tablodan görüldüğü gibi 4 oylamada da katılım oranları kayda değer biçimde değişiyor. Elbette buna bağlı olarak geçerli oy sayıları da 37.4 milyondan başlayarak yerel seçimde 44.9 milyona ulaşırken bu kez 39 milyon mertebesinde kalıyor. Erdoğan’ı partisi desteklerken yine AKP’nin referandumda da ‘evet’ oyundan yana olduğunu hatırlayalım. Erdoğan ve destekçisi partinin oy sayıları referandumda 21.6 milyon, genel seçimde 22.2 milyon, yerel seçimde 21 milyon ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde 21 milyon. Gördüğünüz gibi Erdoğan veya AK Parti’nin oyu ortalama 21 milyon mertebesinde seyrediyor. Halbuki bu oy oranları katılım ile beraber dikkate alındığında anımsanacağı gibi referandumda yüzde 58, genel seçimde yüzde 49.8, yerel seçimde yüzde 43.4 ve cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 51.8 şeklinde oluştu.

En çok İhsanoğlu etkilendi

Ekmeleddin İhsanoğlu’nu destekleyen partilerin oyları toplamındaki değişim (ki bu partilerin referandumda ‘hayır’ oyundan yana pozisyon aldıklarını da hatırlarsak) ilginç bir duruma işaret ediyor. Referandumda ‘hayır’ oyları 15.8 milyon, genel seçimde 17.7 milyon, yerel seçimde 20.9 milyon ve şimdi yine 15.5 milyon mertebesinde. Bu oyların sonuç dağılımdaki oranlarını da hatırlarsak, referandumda yüzde 42, genel seçimde 41.1, yerel seçimde yüzde 46 ve şimdi yüzde 38.4 oranında. İki adayın oy sayıları neredeyse 2010 referandum oy sayılarına denk. Yine hatırlarsak Demirtaş’ın adaylığını destekleyen parti, referandumda boykot yapmış ve seçmenini oy vermemeye çağırmıştı. Bu sayılar ve oranlar 2 temel noktayı öne çıkarıyor: Birincisi, katılımın düşüklüğü esas olarak İhsanoğlu’nun oyunu etkilemiş durumda. Katılımın düşmesiyle beraber İhsanoğlu destekçisi partilerin yerel seçimdeki 21 milyon oyu 15.5 milyona düşerken, Erdoğan destekçisi partinin yerel seçimdeki 21 milyon oyunu koruduğu görülüyor. İkincisi, 4 yıl sonrasında neredeyse donmuş bir siyasi tablo var karşımızda. İç ve dış dinamiklerde oldukça kayda değer değişikliklerin yaşandığı, Uludere, Reyhanlı, Suriye gerilimi, Gezi, 17 Aralık, açılım süreci, Anayasa Uzlaşma Komisyonu süreci gibi daha sayabileceğimiz birçok olayın, sürecin, tartışmanın yaşandığı bir 4 yıl sonrasında bile 21 milyon seçmen bir tarafta, 15.5 milyon seçmen bir tarafta çakılmış kalmış durumdayız.

 
12 Ağustos 2014 Salı 07:34 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1691 - II. Ahmet padişah oldu.
1868 - ABD'li mucit Latham C. Sholes, daktilonun patentini aldı.
1894 - Uluslararası Olimpiyat Komitesi Paris'te kuruldu.
1920 - Çerkez Ethem, Yozgat'a girdi.
1939 - Hatay'ın Türkiye'ye katılmasına ilişkin antlaşma, Ankara'da imzalandı.
1950 - Türkiye Cumhuriyeti Turizm Bankası kuruldu.
1954 - Türkiye, ilk kez katıldığı Dünya Futbol Kupası finallerinde Federal Almanya'ya yenilerek elendi.
1954 - İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanlığına seçilen Prof.Dr. Nüzhet Gökdoğan, ilk kadın dekan oldu.
1983 - Doğru Yol Partisi (DYP) kuruldu.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:20
  • Güneş04:42
  • Öğlen12:34
  • İkindi16:35
  • Akşam20:05
  • Yatsı22:07
 
Süper Loto
22.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030520374448
 
On Numara
19.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04050709101315243233344244484952606271737679
 
Sayısal Loto
17.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu050825284549
 
Şans Topu
21.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030417193310
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık