Kuzey Irak'tan 4 şehit

Ana Sayfa » Medya Kritik » Doğu Perinçek'ten Cumhurbaşkanlığı sistemine sert eleştiri

Doğu Perinçek'ten Cumhurbaşkanlığı sistemine sert eleştiri

Son dönemlerde AKP iktidarı ve Erdoğan'la yakınlaştığı yolunda eleştirilere uğrayan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Aydınlık'taki son yazısında AKP_MHP ittifakı ile getirilmek istenilen sistemi bakın nasıl eleştirdi.

 
22 Aralık 2016 Perşembe 14:43 
Yorum YapYazdır
 
 
Doğu Perinçek'ten Cumhurbaşkanlığı sistemine sert eleştiri

Rusya Büyükelçisinin katledilmesinden sonra, teröre karşı Vatan Bütünlüğü ve Yurtta Barış için mücadele tekrar öne çıktı. Ağırlaşan ekonomik kriz etkenleri ise, terörün gölgesinde yılan gibi sinsi sinsi ilerliyor. İkisi arasında birbirini tetikleyen ilişkiyi göz ardı etmemek için kaydediyoruz. Her iki etken de hükümet krizi amacıyla kullanılmaya açık.

AYNI MERKEZ

Son suikast, PKK terörü ile FETÖ terörünün aynı merkezden yönetildiğini bir kez daha kanıtladı. Polislerimizi ve askerlerimizi şehit eden terör ile Rusya Büyükelçisinin canına kıyan terör, Türkiye’de can güvenliği telaşı ve giderek bir hükümet krizi yaratmayı amaçlıyor. İlk iki olayda PKK, sonuncusunda FETÖ kullanıldı. Tezgâhın başındaki devleti herkes biliyor.

MİLLİ SEFERBERLİK İKLİMİ

Karşılaştığımız tehdide Millî Seferberlikle karşı koyulabileceği konusunda kamuoyunda görüş birliği artık oluştu. Vatan Partisi, bir yıl önce 28 Aralık 2015 günü “Teröre Karşı Devletçe ve Milletçe Topyekûn Mücadele” başlıklı 14 maddelik programını ilan etmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın birkaç gün önceki çağrısı, milleti oluşturan geniş kesimlerde kabul gördü.

Şu anda Millî Seferberliğin çağrısı var, fakat kendisi henüz yok. O da olacak. Gerekli iklim oluşturulacak, Millî Seferberliğin organları yaratılacak, örgütlenmesi kurulacak ve seferberlik eylemli olarak başlayacak. Türkiye, bu kanala girmiştir.

İKLİMİ BOZAN GİRİŞİMLER

İşte tam bu koşullarda iklimi bozan girişimler var. En önemlisi, AKP’nin ve MHP’nin Cumhurbaşkanlığı Sistemi girişimleridir. Rusya Büyükelçisinin katledilmesinin hemen ertesi günü Meclis, kendi yetkilerini tırpanlayacak bir Anayasa değişikliğini konuşuyor.

İSTİKLAL SAVAŞI DERSLERİ

Milleti seferber etmenin esas organı, Millet Meclisidir. İstiklâl Savaşımızda “milletin bütün imkân ve kabiliyeti” Meclis temelinde seferber edilmiştir. Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a çıktıktan sonra 16-21 Haziran 1919 tarihlerinde Amasya’da yapılan Komutanlar Toplantısının gündemindeki esas tartışma konusu buydu. Ali Fuat Paşa’nın anlattıkları bu açıdan çok öğreticidir. Mustafa Kemal Paşa, savaşı kazanmak için öncelikle milleti seferber edecek bir Meclis ve Hükümetin kurulmasını savunur. Diğer paşalar ise, önceliği Ordunun örgütlenmesine vermişlerdir. Ali Fuat Paşa, Atatürk’ün haklı çıktığını belirtir (Ali Fuat Cebesoy, Bilinmeyen Hatıralar, Temel Yayınları, İstanbul 2001, sayfa 220 vd).

Reklamdan sonra devam ediyor 

 

Gerçekten de İstiklâl Savaşı’nın başındaki mücadele, Meclisin Anadolu’da açılması eksenindedir. Atatürk, İstanbul’da açılacak Meclisin milleti harekete geçiremeyeceği görüşündedir.

Aslında o görüş ayrılığı, Meclis ile Millet arasındaki bağa ilişkindir. Padişahın dizinin dibindeki Meclisle mi yoksa Anadolu’nun bağrında millete dayanan bir Meclisle mi millet seferber edilebilir: Soru buydu.

Aynı konu, Sivas Kongresi’nden sonra Sivas’ta 16-29 Kasım 1919 tarihleri arasında yapılan Heyeti Temsiliye ya da İkinci Komutanlar Toplantısı’nda da tartışılmıştır. 13 gün hararetli olarak yürütülen tartışmalar, Millî Seferberliğin stratejisi üzerinedir. Mutlaka okumanızı öneririm, tutanaklar Atatürk’ün Bütün Eserleri’nin 5. Cildinde bulunuyor.

GÜÇSÜZ MECLİSTEN GÜÇLÜ MECLİSE GİDEN SÜREÇ

Mustafa Kemal yalnız kalır ve Meclisin İstanbul’da toplanmasına karar verilir. 10 Ocak 1920 günü İstanbul’da toplanan Meclisi Mebusan’ı 16 Mart 1920 günü İngilizler basar. Uzatmayalım, olaylar döner dolaşır, Ankara’da milletin imkân ve kabiliyetini seferber edebilecek güçlü bir Meclisin kurulmasıyla noktalanır. O süreci Kemalist Devrim-4 Kurtuluş Savaşında Kürt Politikası başlıklı kitapta bulabilirsiniz.

İstiklâl Savaşı tecrübesinin özeti şudur: Milleti seferber etmek için güçlü meclis gerekiyor. Hayat, önünde sonunda Güçlü Meclisin oluşmasını zorluyor.

İKİNCİ İSTİKLAL SAVAŞININ GEREKLERİ

Bugün Türkiye’nin İkinci İstiklâl Savaşı verdiğini belirtiyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Yıldırım ve AKP yönetimi de bu görüştedir. İkinci İstiklâl Savaşının ihtiyacı, Meclisin yetkilerini zayıflatmak değil, güçlendirmektir. Türkiye’de milletin siyasete katılmasını sağlayan anayasal organ Cumhurbaşkanlığı değil, Meclistir. Unutmayalım İstiklâl Savaşında yürütmenin başı, Meclis Başkanı idi. Çünkü milleti ayağa kaldıracak otorite, Meclisin otoritesiydi. Ankara’daki Devrimci Hükümet de, Meclisin otoritesine dayanarak millet içinde güven sağladı.

MİLLETİN VAZGEÇİLMEZİ

Bugün bir araştırma yapınız, Milleti harekete geçirecek anayasal kurumun Meclis olduğunu saptarsınız. Yürütme organı, daha çok bir partinin organı olarak algılanır. Meclisin ise milletin geniş kesimlerini temsil ettiği kabul edilir. Milletimiz, Hükümetin Meclis tarafından denetlenmesini sağlayan anayasal araçlardan vaz geçmez. Güçlü Meclis, her zaman millete daha yakındır. Meclisi zayıflatarak kurulan hükümet, güçlü olmaz. Güçlü olacağını sananlar, büyük bir yanılgı içindedirler.

ANAYASA GELENEĞİMİZDEKİ GÜÇLÜ MECLİS

Türkiye’nin anayasa geleneğinde ve siyasal hayatında, Güçlü Hükümetin anahtarı hep Güçlü Meclis olmuştur.

Güçlü Meclis, yalnız yasa yapmaz, aynı zamanda hükümeti denetler, hükümete güven oyu verir ve hükümeti düşürme olanaklarına da sahiptir. Meclisten değil de Cumhurbaşkanından kuvvet alan bir hükümetin milleti seferber etme olanak ve araçları yetersizdir. Cumhurbaşkanını milletin seçmesi yetmez. Hükümet, Cumhurbaşkanına değil Meclise sorumlu olmalıdır.

CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİYLE KURULAN TUZAK

Eğer AKP ve MHP, Cumhurbaşkanlığı sisteminde ısrar ederlerse, Türkiye’yi “diktatörlük” tartışmalarının içine iterler. Cumhurbaşkanlığı makamı, sürekli yıpratılır, otoritesini kaybeder ve ona sorumlu olan hükümet de millete söz geçiremez.

TUZAĞI KURANLAR VE NEMELAZIMCILAR

Bu Cumhurbaşkanlığı Sistemi girişiminde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tuzak kuranlar var mı, bilmiyoruz. Ama nesnel olarak bir tuzağın bulunduğu çok açık. Rusya Büyükelçisinin katledilmesi bile, o tuzağın varlığına işaret ediyor.

Türkiye’de can güvenliği krizi üzerinden hükümet krizi tezgahlandığı ortada. Bu krizin koşullarını hazırlamak peşinde olanların, Cumhurbaşkanlığı Sistemi girişiminde Tayyip Erdoğan ve Binali Yıldırım’ı teşvik ettiklerini öğrendiğimiz gün şaşırmayacağız.

Terör eylemleriyle Hükümet Krizi yaratmak isteyenlerin bulunduğu yerden bakarsanız, Cumhurbaşkanlığı Sistemi girişimini ellerinizi ovuşturarak izlersiniz. Cumhurbaşkanı çevresindeki nemelâzımcılar da en sonunda onlara hizmet vermektedirler.

Millî Seferberliğin zorunlu hale geldiği İkinci İstiklâl Savaşı koşullarının hatırı için, AKP yönetimi Cumhurbaşkanlığı sistemi önerisini geri çekmelidir.

 
22 Aralık 2016 Perşembe 14:43 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Türker Ertürk
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Mehmet Polat
 
Mustafa Önsel
 
Attila Aşut
 
Arslan Bulut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1448 - II. Kosova Savaşı; János Hunyadi komutasında ve çoğunluğu Macarlardan oluşan ordu, II. Murat'ın komutasındaki Osmanlı ordusuyla karşı karşıya geldi.
1777 - Amerikan kuvvetleri İngilizleri Saratoga muharebesinde yendi.
1912 - Bulgaristan, Yunanistan ve Sırbistan bir araya gelerek Osmanlı Devleti'ne karşı savaş açtı (I. Balkan Savaşı).
1918 - Yugoslavya Cumhuriyeti kuruldu.
1919 - Batı Trakya'daki İskeçe Kasabası, Yunanlılar tarafından işgal edildi.
1922 - Gökçeada'nın kurtuluşu
1929 - Nadir Han, Afganistan Kralı oldu.
1933 - Albert Einstein, Almanya'dan Amerika'ya kaçtı.
1938 - Atatürk ilk ağır komaya girdi.
1945 - Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi açıldı.
1945 - Juan Peron, Arjantin devlet başkanı oldu.
1950 - Türkiye'nin de Kore Savaşı'na katılmasıyla 500 kişilik ilk Türk askeri birliği Kore'ye ulaştı ve Pusan'da karaya çıktı.
1951 - Türkiye'nin NATO'ya katılmasıyla ilgili protokol, Londra'da imzalandı.
1956 - Türkiye ilk şeker ihracatını gerçekleştirdi.
1961 - Yaklaşık 200 (bazılarına göre 400) Cezayirli gösterici, Paris polisi tarafından öldürüldü.
1962 - Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, siyasi Af Kanunu'nu imzaladı; 258 Yassıada hükümlüsünün tahliyesi başladı.
1966 - Birlik Partisi kuruldu. Parti genel başkanlığına Hasan Tahsin Berkman getirildi. Partinin amblemi Ali'yi simgeleyen bir aslan ve onun çevresinde 12 imamı temsil eden 12 yıldız olarak belirlendi.
1967 - Kayserispor-Sivasspor futbol maçı sonrasında çıkan olaylarda 40 kişi öldü.
1967 - "Hair" müzikali New York'ta sahnelenmeye başlandı.
1970 - Quebec işçi bakanı Pierre Laporte, FKÖ militanlarınca öldürüldü.
1972 - Bülent Ersoy assolist olarak sahneye çıktı.
1972 - Türkiye İşçi Partisi davası sonuçlandı. 21 sanığa ağır hapis cezası verildi. Genel başkan Behice Boran 15 yıla mahkum oldu.
1973 - OPEC, bazı batılı ülkelere, Suriye ile olan savaşında İsrail'e yardım ettikleri gerekçesiyle petrol ambargosu uygulamaya başladı.
1976 - Tofaş'ın Murat 131 otomobilleri üretimine izin verildi.
1979 - Rahibe Teresa'ya Nobel Barış Ödülü verildi.
1984 - "60 Günlük Bir Şey" adlı kitabı sebebi ile Füsun Erbulak için 6-10 yıl hapis istendi.
1987 - Eski cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, devlet töreninden sonra Devlet Mezarlığı'nda toprağa verildi.
1989 - Başbakan Turgut Özal, cumhurbaşkanlığına aday olduğunu açıkladı.
1989 - San Francisco'da 7,1 şiddetinde deprem.
1996 - Sanatçı Şanar Yurdatapan "bölücülük" yaptığı iddiasıyla tutuklandı.
2001 - İsrail-Filistin barış anlaşmalarına karşı çıkan Ulusal Birlik Partisi genel başkanı Rehavam Zeevi, uğradığı silahlı saldırıcı sonucu öldü. Saldırıyı Filistin Halk Kurtuluş Cephesi üstlendi.
2003 - Taipei'deki 101 katlı gökdelen, Kuala Lumpur'dakini 50 m geçerek dünyanın en yüksek binası oldu.
2008 - Türkiye 2009 2010 Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine 151 oyla kabul edildi.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:47
  • Güneş06:27
  • Öğlen12:18
  • İkindi15:21
  • Akşam17:47
  • Yatsı19:15
 
Süper Loto
12.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu061328334448
 
On Numara
16.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01061213141619273537384049515255646568697580
 
Sayısal Loto
14.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu040612333445
 
Şans Topu
11.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu080913303409
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık