CHP'den hükümete Kuzey Irak desteği

Ana Sayfa » Medya Kritik » Doğu Perinçek- Aydınlık

Doğu Perinçek- Aydınlık

Rice’ın Leninist ve Kemalist tahlili

 
2 Aralık 2012 Pazar 14:49 
Yorum YapYazdır
 
 
Doğu Perinçek- Aydınlık


Condoleezza Rice, iki yüzyılı “İran günümüzün Marxıdır” sözleriyle özetledi. İşçi Partisi Lideri Doğu Perinçek de Aydınlık’ta “Rice’ın Leninist ve Kemalist tahlili” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Perinçek 21. Yüzyılın 20. Yüzyılın devamı olacağını Rice’nin “İran günümüzün Marxıdır” sözleriyle anlattı ve TKP, ÖDEP ve EMEP gibi partilerin neden 19. Yüzyıla saklandıklarını yazıdı.

 

İşte Perinçek’in yazısı:
 
ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Washington Post gazetesinde çıkan yazısında “İran, günümüzün Marx’ıdır” diyor.
 
EMPERYALİST SAVAŞ KARARGÂHINDAN DÜNYAYA BAKIŞ
 
İran yönetiminin ideolojisi Marksizm değildir, bunu herkes biliyor. Ancak siyasal kamplaşma açısından bakarsak, 19. yüzyılda Avrupa işçi sınıfı hangi konumda ise, günümüzün Ezilen ve Gelişen ülkeleri de aynı konumdalar. İran ile birlikte Suriye, Irak, Filistin, Afganistan ve elbette milletin Türkiyesi, bugün insanlığın ön cephesini oluşturuyor. Devrimin ön cephesi de diyebilirsiniz.
 Rice, emperyalist kampın savaş karargâhından 19 ve 20. yüzyıla bakmış ve üç sözcükle özetlemiş.
 
DEVRİM KARARGÂHINDAN 19. YÜZYILA BAKIŞ
 
Bu çağ değişikliğini 20. yüzyılın başlarında Leninler ve Mustafa Kemaller saptamışlardı.
 19. yüzyılda, dünya devriminin odağı Avrupa idi. Kapitalizmin önderi olan ülkelerde, burjuvazi ile işçi sınıfı arasındaki çelişme, devrimin de zeminini oluşturuyordu. Marx, kapitalizmin üretimi toplumsallaştırması ile mülkiyeti özelleştirmesi arasındaki çelişmenin devrimle çözüleceğini öne sürüyordu. Nitekim 1848 yılında Avrupa’da büyük emekçi ayaklanmaları oldu. Ve 1871 yılında kapitalizmin en çok geliştiği ülkelerden biri olan Fransa’nın başkentinde işçiler iktidarı ele geçirdiler. Paris Komünü üç ay sürse de işçilerin iktidarı ele geçirebileceklerini kanıtladı ve 19. yüzyıl Avrupasının tipik devrimiydi.
 
20. YÜZYILDA DEĞİŞEN NE
 
20. yüzyılın eşiğinde dünya emperyalizm dönemine girdi. Gelişmiş kapitalist ülkeler, Asya, Afrika ve Latin Amerika’ya sermaye ihraç ederek, bu kıtaları dünya devrim süreçlerinin içine çekti. Emperyalist devletler, Ezilen Dünyadan yağmaladıkları kaynaklardan işçi sınıflarına da bir pay vererek kendi ülkelerindeki iç çelişmeleri yumuşattılar ve sömürünün büyük ağırlığını Ezilen Dünyanın üzerine yıktılar.
 Bu yeni durumu tahlil eden Leninler, artık dünyanın iki büyük kampa ayrıldığını saptadılar. Bir yanda birkaç büyük emperyalist devlet vardı, karşısında da dünya nüfusunun büyük çoğunluğunu oluşturan Ezilen Dünya vardı.
 Artık devrim, gelişmiş kapitalist ülkelerdeki proletarya-burjuvazi çelişmesinin ürünü olmayacaktı. Devrim Batıdan Doğuya kaymıştı ve emperyalizmin zayıf halkalarını oluşturan Ezilen Dünya ülkelerinde gerçekleşecekti. Lenin, ünlü “İleri Asya, Geri Avrupa” parolasını da bu tahlile dayanarak dile getirdi.
 
TÜRKİYE, İRAN, ÇİN VE RUSYA’NIN ÖNCÜ ROLLERİ
 
Lenin, Ezen Milletler-Ezilen Milletler kamplaşmasını temel alan bu devrim teorisinde, Türkiye, Çin ve İran’a özel vurgular yapıyordu. Eski imparatorluk coğrafyaları olan bu ülkeler, o tarihte yarı sömürge konumundaydılar ve hızla sömürgeleşiyorlardı. Ne var ki, bu üç ülke, imparatorluk birikimleri ve göreli gelişmişlikleri nedeniyle Ezilen Dünya ülkelerinin öncü ülkeleriydiler. Rusya da, onlara göre daha gelişmiş bir sanayiye sahip olmakla birlikte, Batının en gerisi, Doğunun ise en ilerisi konumundaydı ve bir devrim coğrafyasıydı.
 Nitekim 20. yüzyıl devrimleri bu imparatorluk coğrafyalarında başladı. 1905 Rus Devrimini, 1907-1909 İran, 1908 Türk, 1911 Çin Devrimleri izledi. Asya devrimleri birbirini tetikledi ve programları ortaktı.
 Asya’da, Fransız Büyük Devrimden farklı, yeni bir demokratik devrimler çağı başlamıştı. Bu devrimler, bireyci değil toplumcu, özel mülkiyetçi değil kamucu eğilimler taşıyorlardı ve en önemlisi emperyalizme karşı mücadele ekseninde geliştiler (Geniş bilgi için bkz. Doğu Perinçek, Lenin Stalin Mao’nun Türkiye Yazıları, Kaynak Yayınları.)
 Asya’nın ikinci büyük devrim dalgası yine aynı imparatorluk coğrafyalarında gerçekleşti. Rusya’da 1917 Şubat Devrimi ve 1917 Ekim Devrimi, 1920 Türk Devrimi, 1927-49 Çin Devrimi birbiri ardı sıra geldi.
 
ATATÜRK’ÜN SON NEFESİNE KADAR VURGULADIĞI SAPTAMA
 
Satın alınan Avrupa işçi sınıfları, kendi emperyalist burjuvazilerinin denetimine girerken Ezilen Dünya milletleri denetimden çıkmıştı.
 Mustafa Kemal Paşa da, 1920’lerden 1938’e kadar bütün hayatı boyunca dünyayı Zalim Milletler-Mazlum Milletler teorisi ekseninde açıkladı ve “Mazlum Milletlerin emperyalizmi mahv ve perişan edeceği” saptamasını 1930’ların sonlarına kadar vurgulamaya devam etti.
 
İKİ YÜZYILIN ÜÇ SÖZLÜKLE ÖZETLENMESİ
 
Mustafa Kemallerin ve Leninlerin, 19 ve 20. yüzyılı açıklayan teorisini Condoleezza Rice, üç sözcükle özetlemiş bulunuyor: “İran günümüzün Marxıdır.”
 Bu üç sözcük aynı zamanda 21. yüzyılın 20. yüzyılın devamı olduğunu da örtük olarak içermektedir.
 
BALKONDAN BAKIŞLAR
 
Peki emperyalistlerin kurmayları, dünyadaki kamplaşmayı doğru belirlerken, kendisini sosyalist kabul eden TKP, ÖDP, EMEP gibi partilerin yöneticileri niçin hâlâ Avrupa işçi sınıfıyla dayanışmayı ön plana çıkarıyorlar.
 Çünkü ne devrim kampındalar, ne de emperyalizmin merkezindeler. Savaşın dışındalar. 1970’li yıllarda Tayland ormanlarında saklanan Japon askeri gibiler. O asker savaştan firar etmişti ve durum değişikliğinden haberi yoktu.
 Bizim değerli arkadaşlarımız da, 19. yüzyılda saklanarak savaştan firar ediyorlar. Hatta zaman zaman savaşan Beşar Esadlara, daha önce Saddam Hüseyinlere vb. sürekli dil uzatarak emperyalist merkezlerden “aferin” de alıyorlar.
 
AVRASYA’NIN ÖNCÜLERİ
 
Kapitalist sisteme tehdit 19. yüzyılda Batı Avrupa ülkelerinin işçi sınıflarından geliyordu.
 Bugün tehdidin ön cephesinde Suriye, Irak, İran, Filistin ve Afganistan var. O nedenle Marx’ın hayaleti bugün Avrupa’da değil, Asya’da dolaşıyor.
 20. yüzyılın ilk yarısında devrim cephesinin öncüsü konumunda bulunan Rusya, Türkiye, İran ve Çin, o birikimlerini 21. yüzyıla taşıdılar. Rusya, İran ve Çin, Hindistan’la birlikte Avrasya’nın yükselen ülkeleri.
 Şu an Tayyip Erdoğanlar aracılığıyla denetim altına alınmış olan Türkiye, göreceksiniz Yükselen Asya’daki yerini kısa zamanda alacaktır.
 

 
2 Aralık 2012 Pazar 14:49 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Gazete Manşetleri
 
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1575 - Padişah III. Murat'ın görevlendirdiği Müneccimbaşı Takiyüddin Efendi'nin öncülüğünde kurulan İstanbul Rasathanesi, açıldı. Rasathane, devrin Şeyhülislamı tarafından 1580'de yıktırıldı. Araştırmacılar, rasathanenin Galatasaray Lisesi civarında kuruldu
1893 - Yeni Zelanda Kolonisi, kadınlara oy hakkı tanıyan ilk ulus oldu. Bu atılımın öncüsü, 1866'da kadın hareketini başlatan Kate Sheppard idi.
1921 - TBMM, Mustafa Kemal Paşa'ya, Mareşal rütbesiyle Gazi unvanı verdi.
1935 - Almanya'da Yahudilerin kamu sektöründe çalışmasını yasaklandı.
1941 - II. Dünya Savaşı'nda Alman kuvvetleri Kiev'i işgal etti.
1944 - Finlandiya ile Sovyetler Birliği ateşkes imzaladı.
1951 - Kuzey Atlantik Paktı Konseyi, Türkiye ve Yunanistan'a NATO'ya katılma çağrısı yaptı.
1955 - Arjantin Cumhurbaşkanı Juan Peron, askeri darbeyle devrildi ve Paraguay'a sürüldü.
1970 - Türk Hava Yollarının Antalya adlı uçağı Isparta yakınlarında düştü: 154 kişi öldü.
1979 - TMMOB tarafından, 54 ilde 736 işyerinde 100 binden fazla mühendis ve mimarın katılımıyla gerçekleştirilen büyük iş bırakma eylemi gerçekleştirildi.
1982 - İsveç'te seçimleri Sosyal Demokratlar kazandı; Olof Palme başbakan oldu.
1985 - Meksika'nın başkenti Meksiko'da meydana gelen 8.1 büyüklüğündeki depremde, 10.000 ila 40.000 kişi hayatını kaybetti.
1987 - 10. Akdeniz Oyunlarında Serbest Güreş Milli Takımı, 6 altın, 1 gümüş madalya ile takım halinde şampiyon oldu.
2002 - Tel Aviv'de bir otobüse düzenlenen intihar saldırısında 5 kişi öldü. Saldırının ardından İsrail tankları yeniden Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat`ın Ramallah'taki karargahına girdi.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:16
  • Güneş05:58
  • Öğlen12:26
  • İkindi15:54
  • Akşam18:33
  • Yatsı20:02
 
Süper Loto
14.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu121520253053
 
On Numara
18.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07091013141517182426273136373847485663676875
 
Sayısal Loto
16.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu052036414546
 
Şans Topu
13.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030923273207
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık