Sonar anket şirketinden çok konuşulacak sonuç

Ana Sayfa » Güncel » Diyanetten ''bakara makara''ya yorum

Diyanetten ''bakara makara''ya yorum

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, 17 Aralık sonrası başlayan, zaman zaman Diyanet’i de içine çeken tartışmalarla ilgili sessizliğini bozdu. “Yaşanan süreçte din algısı büyük yara aldı” diyen Görmez, telefon dinlemelerine yansıyan “Bakara-makara” konuşmalarını “Din ve dince kutsal sayılan değerleri alaya almak, istihzaya almak insanın kendi tıynetini ortaya çıkarır” sözleriyle yorumladı.

 
13 Nisan 2014 Pazar 10:23 
Yorum YapYazdır
 
 
Diyanetten ''bakara makara''ya yorum

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, güncel konularla ilgili ilk kez Cumhuriyet’e konuştu

 

Görmez, bu konuda alaycılık kadar, yapılan konuşmayı teşhir etmenin de “gayri ahlaki” olduğunu vurguladı. Görmez, Diyanet’in yaptığı açıklamalar ve hutbeleriyle “siyasete müdahil olduğu” eleştirilerini de “Dini tartışmalarla siyasi tartışmaların iç içe geçtiği zamanlarda, Diyanet ikisini bir birinden ayırarak din konusunda konuştuğu zaman, bunu‘siyasete müdahale’ diye değerlendirmek doğru değildir” sözleriyle yanıtladı.

Son dönemde kendisinin ve Diyanet’in yaptığı çeşitli açıklamalarla zaman zaman eleştirilerin hedefi haline gelen Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, gündemdeki konularla ilgili ilk kezCumhuriyet’e konuştu.

‘Gündemin dini boyutuna müdahil olduk’
- Diyanet’in son dönemde siyasi tartışmaların içerisine katıldığı yönünde eleştiriler yapıldı. Bu eleştirileri nasıl yorumladınız?
Diyanet’in bir geleneği vardır; daima siyasetin dışında, siyasetin üstünde bir duruşla meselelere bakar. Doğrudan içinde Hazreti Peygamber’in tartışıldığı pek çok meselenin konuşulduğu bir süreci geride bıraktık. Diyanet, yalnızca kendi sınırları içinde kalarak, kendi ilgi alanlarıyla ilgili toplumu aydınlatma çabası içerisine girmiştir. Dolayısıyla eğer, dini tartışmalarla siyasi tartışmaların iç içe geçtiği zamanlarda ikisini bir birinden ayırarak din konusunda konuştuğu zaman, bunu “siyasete müdahale” ya da “siyasi tartışmaların içerisine giriyor” diye değerlendirmek doğru değildir.

- Bu eleştirilerde son 15 maddelik açıklamanız etkili oldu. O bildiriyi hangi refleksle hazırladınız?
O bildiriye bakarsanız, en büyük talep doğrudan halktan geldi. Çünkü, bu süreçte bir bilgi kirlenmesi, kavram kargaşası yaşanıyor... Her şeyin netleşmesi açısından gecikmiş de olsak, Diyanet, Din İşleri Yüksek Kurulu’nun da görüşlerini alarak 15 maddelik bildiriyi yayınlamayı tarihi bir vazife olarak kabul etmiş ve onunla tarihe not düşmüştür.

- Bildirinin son maddesinde ayrıntılı bir çalışma yapıp kamuoyuna duyuracağınızı açıklamıştınız. Bu çalışma ne aşamada?
Bu süreçte çok önemli tartışmalar yaşandı “Peygamber’e iman etmeden Allah’a iman olur mu?”dan tutun, “Kainat imamlığı kavramı dinde var mıdır?”, “Bir din aliminin otoritesi ve bağlılık sınırları İslam’a göre nelerdir?”, “Kuran-ı Kerim’in sure ismi verilerek alay edilebilir mi?” gibi birçok konuda süreç içerisinde tartışmanın siyasi ve hukuki boyutlarından farklı olarak salt dini olarak tartışılan ve toplum tarafından da Diyanet’e sorulan her konuda Din İşleri Yüksek Kurulu, bütün delilleriyle birlikte bir çalışma yaptı ve bitirdi. Yakında bunu toplumla en güzel bir şekilde paylaşacağız.

- Neler saptadınız peki?
Bu, tekrar tartışmaya yön vermek ya da taraflara mesaj verme çalışması değil. Bu, süreçte meydana gelen bilgi kirliliğini ortadan kaldırmak için, doğrudan Diyanet’e yöneltilen sorulara yanıt vermek içindir. Bu arada Diyanet’e de bazı iftiralar atıldı. Onlara yanıtlar da olacak.

‘Muta nikahı gayri insani bir suçlamaydı’
- Mesela?
Diyanet’in Kuran kurslarında okuttuğu, Peygamberimizin hayatını anlatan bir kitap... Bu kitabın, Peygamber gelmeden önce, cahiliye dönemini anlatan bölümünde, evlenme çeşitlerinden söz edilirken geçen Muta nikahı, cımbızla, bir satırın fotoğrafı çekilerek, sosyal medya ortamında “Diyanet İşleri Başkanlığı Muta nikahını meşrulaştırıyor”diye, gayri insani ve ahlaki bir suçlamayla yayıldı. Böyle bir iftirayı atabilmek için hiçbir ahlak kuralını tanımamak gerekiyor.

‘Süreçte din algası büyük yara aldı’
- Yaşanan son tartışmaların en önemli etkisi sizce ne oldu?
Bu süreçte din algısı büyük yaralar aldı. Bilhassa gençlikteki din algısı büyük yaralar aldı ve din bu tartışmalardan zararlı çıktı. Neden? Çünkü 30-40 yıldır toplumun hayır ve hasenatıyla, zekatlarıyla bir varlık oluşturan bir yapı, doğrudan gündelik politikanın ve uluslararası siyasetin bir parçası olarak bir mücadele başlatıyor. Halbuki, toplum yardım yaparken, onu zihninde salt dini, ahlaki, eğitim, ilim çalışmaları yapan bir hareket olarak görüyor. Bu açıdan kandırıldığını hissediyor. En çok hayal kırıklıkları bu noktada yaşandı. Sonra, dindar kimlikleriyle öne çıkan insanların birbirlerine attıkları iftiralardan dolayı genç kuşakta din algısı büyük bir yara aldı diyebilirim.

Bakara-makara tepkisi: İnsanın tıynetini ortaya koyar
- Diyanet’in aynı hassasiyeti örneğin “Bakara-Makara” tartışmalarında da göstermesi gerektiği yönünde eleştiriler de yapıldı..
Bir defa din ve dince kutsal sayılan değerleri alaya almak, istihzaya almak insanın kendi tıynetini ortaya çıkarır ve sadece Diyanet İşleri Başkanı olarak değil, inanan bir mümin olarak bunu doğru bulmak asla mümkün olmaz. Ancak, tabii bilhassa bu süreçte insanlar bu gibi hususları birbirlerine silah olarak kullandılar. Yani, keşke amaç Kuran’a olan saygıyı öne çıkarmak olsaydı. Yani, böyle bir konuşmayı yapmak, hele hele toplumu din üzerinden aldattığı itirafını yapmak ne kadar gayri ahlaki ise ve ne kadar günah ise, aslında bu tür günahları, yani iki kişi arasında geçen bu tür günahları teşhir etmek ve kamusallaştırmak da o derece gayri ahlaki.

- Bütün telefon dinlemeleri için...
Hepsi için öyledir. Yani, İslam dini kamu hukukuna tecavüz olmadığı müddetçe, kötülük ve günahın teşhirini kabul etmez. Ben ilkeyi koyarım. Şu anda zaten dinlemelerden nefret ettim doğrusu. Bütün kamunun zarar göreceği, devletin ve milletin topyekün zarar göreceği birşey ise ayrı... Kaldı ki bunu da herhangi bir insan ya da topluluk kendisine bir güç devşirmek için kullanmamalı. Ben hiçbir dinlemenin ahlaki kaygılarla yapıldığını söyleyemiyorum.

- Size yönelik eleştirilerden biri de şuydu; “Birçok konuda açıklama yapan Diyanet, neden çocuklar, gençler meydanlarda öldürülürken ya da ölen çocukların anneleri meydanlarda yuhalatılırken sessiz kaldı...”
Peki, ya Diyanet İşleri Başkanı bu süreçlerde ölen çocukların annelerini, babalarını bizzat telefonla arayarak teselli etmişse? Hatta, bizzat ziyaret etmişse? Bunu da medyatik bir şova dönüştürmemek için de bunu salt insani bir kaygıyla yapmışsa ne diyecekler bu eleştiriyi yöneltenler?

- Öyle mi yaptınız?
Tabii.. Bütün çocukları... Maalesef insanlar değerlendirmelerini sadece doğru bilgi ve hakikat üzerinden yapmıyorlar. Bir algıya dayalı ve taraf olarak yapıyorlar. Bunu illa medyaya duyurmak mı lazım? Bu doğru değil. Onun için ben bu süreçte bazı arkadaşların yazdıkları her satırın, onların sırtında bir vebal olarak kalacağını düşünüyorum. Ama, hakkımı helal ediyorum. Bizde kin gütmek yok.

‘Suçun şahsiliği unutulmamalı’
- Gelinen noktaya ne diyorsunuz? Görevden almalar, yargı süreçleri yaşanıyor ve yaşanacak...
Bunlar artık hukuk çerçevesinde belirlenecek şeyler. Doğrudan Diyanet’in alanına girmez. Sadece bunu yaparken, gerçekten yanlışlığı yapan kimse, onun tespit edilmesidir. “Suçun şahsiliği” ilkesi yalnızca bir hukuk ilkesi değil, aynı zamanda İslam’ın da ahlaki bir ilkesidir.
Seçimden önce hazırlanan son hutbenin de sosyal medya tartışmalarına atıfta bulunduğu ve siyasi mesajlar içerdiği eleştirilerini nasıl yorumlarsınız?
Seçimlerden önceki 5 hafta boyunca 5 hutbeye gelen eleştirilerin hiçbiri haklı değildi. Birinci hutbe, bir kardeşlik hutbesidir. “Kardeş olun” denilmişti. Sosyal medyada “Hırsızlarla kardeş mi olalım” diye bir kampanya başladı. İkinci hutbe, “affedicilik” üzerineydi. Bir provokatör camimize kadar geldi, hatip inerken ayağa kalktı “Siz camiye Emevi hutbelerini soktunuz. Hırsızları niye affedelim” dedi. Sonraki hutbe “din samimiyettir” hutbesiydi. Bu sefer de “siz bizi samimiyetsizlikle mi suçluyorsunuz” diye bir kampanya başladı. Seçimden önceki hutbe, tamamen evrensel, Türkiye’yi değil, içinde yaşadığımız çağı ve dünyayı değerlendiren Hazreti Peygamber’e ait bir hadisin yorumundan ibarettir ve bu metin 1998’de yazılmıştır. Ankara İlahiyat Fakültesi’nde de okunmuştur. O zaman sosyal medya da yoktu. Kitle iletişim araçlarından kastedilen sosyal medya değil, iletişim devrimiydi. Ama ne oldu? “Diyanet

Twitter yasağını savundu” diye haberler verildi.
- Aynı hutbede “geminin altını delmeye çalışanlar”dan söz ediliyordu...
Peygamberimiz orada bütün dünyayı bir gemiye, insanları da bu gemide yol alan yolculara benzetiyor. Bu gemiyi kimsenin delmeye hakkı yoktur dediğimizde, siyasi olarak şartlanmış bir zihin “Diyanet belli bir partiyi gemi olarak kabul etti” diyorsa, bu o algının sahibinin sorunudur. Biz hutbelerimizi değerlendirirken şartlanmış zihinlerin algılarını da hesaba katmak zorunda değiliz.

- Son olarak... Bugün Kutlu Doğum Haftası’nı başlatıyorsunuz. Nasıl bir program hazırladınız?
Bu sene, Kutlu Doğum Haftası’na Peygamberimizin bir sözü verildi; “Din samimiyettir.” Çünkü gerçekten içinde yaşadığımız dünyada, yapaylıklar sahiciliklerin önüne geçti. Hakikat bir tarafa bırakılarak imaj, reklam, propaganda öne çıkartıldı. En üzücü tarafı, Müslümanlar dünyanın bu yapaylığını, suniliğini dine de bulaştırdılar. İnsan ilişkilerine de bu yapaylıkları taşıdılar. Dolayısıyla dindarlığın en büyük yönü ve özü olan samimiyet azaldı. İnsanların dinle ilişkilerini yeniden gözden geçirmeleri bakımından önemli olduğunu düşündüğümüz için Hazreti Peygamber, Din ve Samimiyet olarak belirledik. Ankara’da ilk kez Sayın Cumhurbaşkanımızın katılımıyla (bugün) büyük bir program yapılacak.

 
13 Nisan 2014 Pazar 10:23 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Mehmet Polat
 
Nihat Genç
 
Kazım DEMİR
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Mustafa Önsel
 
Türker Ertürk
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Arslan Bulut
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1719 - Daniel Defoe'nun ünlü romanı 'Robinson Crusoe' yayımlandı.
1859 - Kızıldeniz ile Akdeniz'i birbirine bağlayacak Süveyş Kanalı'nın kazılmasına, Mısır'ın Port Said kentinde başlandı.
1874 - Radyo dalgaları üzerinde çalışan ve bu yolla ilk haberleşmeyi sağlayan fizik bilgini Guglielmo Marconi doğdu.
1901 - New York, otomobiller plaka uygulamasını zorunlu hale getiren ilk eyalet oldu.
1914 - İngiliz Fransız kuvvetleri Çanakkale'ye çıkarma harekatı başlattı. Kara savaşları başladı.
1915 - Arıburnu Muharebeleri başladı.
1915 - Seddülbahir Muharebeleri başladı.
1918 - Türkiye'de, Kars ve Ardahan işgalden kurtuldu.
1925 - Mareşal Hindenburg, Almanya'nın halk oyuyla seçilen ilk cumhurbaşkanı oldu.
1926 - Türkiye İstatistik Kurumu (o dönemki adıyla Merkezi İstatistik Dairesi) kuruldu.
1926 - İran'da Rıza Han Pehlevi, kendisini şah ilan etti.
1941 - Başkomutan Mustafa Kemal'in yaveri Salih Bozok vefat etti.
1945 - 46 ülkeden gelen delegeler Milletler Cemiyeti'nin yerini alacak Birleşmiş Milletler'i kurmak üzere San Fransisco'da bir araya geldi.
1946 - İstanbul Ankara hattında yataklı tren seferleri başladı.
1953 - Cambridge Üniversitesi'nde iki bilim adamı, kalıtsal özellikleri ebeveynden çocuğa taşıyan deoksiribonükleik asit (DNA) adını verdikleri molekül yapısını buldular.
1957 - Antalya'nın Fethiye ilçesinde 7,1 büyüklüğünde bir deprem oldu: 67 kişi öldü.
1962 - Anayasa Mahkemesi kuruldu.
1974 - Portekiz'de Karanfil Devrimi: General Antonio Spinola'nın yönettiği askeri ayaklanmayla Salazar'ın faşist diktatörlüğü devrildi.
1976 - Portekiz'de faşist diktatörlük sonrasında yapılan ilk serbest seçimleri Mario Soares liderliğindeki Sosyalist Parti kazandı.
1983 - Pioneer 10, Plüton'un yörüngesini aştı.
1990 - ABD uzay mekiği Discovery'nin mürettebatı, ilk uzay teleskobu Hubble'ı yer çevresinde yörüngeye oturtmayı başardı.
2000 - TBMM'de grubu bulunan beş siyasi partinin genel başkanları, Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer'i cumhurbaşkanlığına aday gösteren öneriyi imzalayarak TBMM'ye sundu.
2001 - Merkez Bankası'na özerklik getiren yasa TBMM'de kabul edildi.
2005 - Bulgaristan ve Romanya'nın, Avrupa Birliği'ne girişi için müzakereler başladı.
2005 - Japonya'da tren kazası: 107 ölü.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
30
20
3
7
63
2
Beşiktaş
30
18
8
4
62
3
Başakşehir
30
19
5
6
62
4
Fenerbahçe
30
17
9
4
60
5
Trabzonspor
30
12
10
8
46
6
Göztepe
30
12
8
10
44
7
Sivasspor
30
13
5
12
44
8
Kayserispor
30
12
8
10
44
9
Kasımpaşa
30
11
7
12
40
10
Malatyaspor
30
10
8
12
38
11
Bursaspor
30
10
6
14
36
12
Akhisar Bld.Spor
30
9
8
13
35
13
Antalyaspor
30
9
8
13
35
14
Konyaspor
30
8
8
14
32
15
Alanyaspor
30
9
5
16
32
16
Osmanlıspor
30
8
8
14
32
17
Gençlerbirliği
30
7
9
14
30
18
Karabükspor
30
3
3
24
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
19.04.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu011228303945
 
On Numara
23.04.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu02060811171824262933363940434652575960687278
 
Sayısal Loto
21.04.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu050618414349
 
Şans Topu
18.04.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu080919202510
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:27
  • Güneş05:20
  • Öğlen12:30
  • İkindi16:19
  • Akşam19:20
  • Yatsı20:59
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık