Türk tarımına büyük darbe vuracak karar

Ana Sayfa » Güncel » 'Din kardeşliği değil, döviz kardeşliği'

'Din kardeşliği değil, döviz kardeşliği'

Hürriyet'ten Ayşe Arman, CHP Grup Başkan Vekili Emine Ülker Tarhan'la söyleşti. Tarhan: Olağanüstü bir dönem yaşıyoruz. Önümüzdeki günlerde yapılacak seçimler sadece birer seçim değil, bir rejim tercihi olacak…

 
9 Mart 2014 Pazar 09:09 
Yorum YapYazdır
 
 
'Din kardeşliği değil, döviz kardeşliği'

İşte çarpıcı bölümler:


Bir hukukçu olarak, CHP’nin telefon dinleme ve kaset yöntemi üzerinden siyaset yapmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
-Telefon ve kaset siyasetini aslında AKP yapıyor. Hep yaptı. Başbakan sürekli bunlar üzerinden konuşuyor, polemiğe giriyor, meydanlarda sadece bunları anlatıyor. CHP eğer yöntemler hukuk dışıysa, bu yöntemlerle mutabık olmadığını elbette ortaya koymalı. Yolsuzluklarla da mücadele etmeli, bunları teşhir etmeli. AKP örtbas etmeye çalışırsa, CHP elbette örtülmemesi için elinden geleni yapmalı. Bazen dinsizin hakkından imansız gelir derler ya!

Başbakan’ın oğluyla konuşması iftiraysa, neden bu iftirayı somut delillerle kanıtlayamıyor?

-Devletin tüm olanakları elinde, muazzam bir kamu gücü var. Ama kanıtlayamıyor. Somut delil olsa meydanlara çıkmış, her 20 kilometrede bir miting yaparak, çoktan gözümüze gözümüze sokmuştu.

Sizce Başbakan, söylediği gibi seçimlerden birinci parti olarak çıkmazsa siyaseti bırakır mı?
-Başbakan’ın siyaseti hemen şimdi bırakması gerekir! Çok ağır suçlamalar var. Tarihe bırakacağı isme ve sıfata değer veriyorsa, görevden çekilip o suçlamalardan aklanmalı, isterse siyasete sonra dönmeli.

Bu son dönemde, hukuk, nasıl darmadağın edildi? Hukuk ihlallerini tek tek sayar mısınız?
-Önce ağır bir kadrolaşma dönemi, bir anayasa değişikliğiyle yargıyı tamamen ele geçirme. Muhalifleri susturmak için özel yetkili mahkemeleri kullanmalar, sahte kanıtlarla açılan davalarla masumların hayatını karartmalar, medya manüpülasyonuyla yargıyı yönlendirmeler, HSYK uygulamaları, baskıları ve telefon trafikleriyle yargı kararları verdirmeler. İhale yasasıyla sürekli oynayarak, Sayıştay ve teftiş denetimlerini engelleyerek iktidarın ve şeriklerin kar paylarını ve kazançlarını arttırma. Hatta futbol kulüplerine yargı eliyle ders vermeler… Yargı bağımsızlığı kalktı, iktidarın bağımsızlığı geldi. Her konuda bağımsız denetimsiz mutlak bir iktidar yaratmak için yargı kullanıldı. Hâlâ kullanılıyor. Bazı yargıçlar da ne yazık ki, buna alet oldu, oluyor. Bütün pis işleri yargıyı kullanarak yaptılar! ‘Eski darbeci’ler, cesetsiz cinayet teknikleri yani faili meçhullerle ülkeyi yönetiyorlardı. ‘Zamane darbecileri’ ülkeyi bir cezaevi işletmesi gibi yönetmeye soyundular. Yargı kararlarının piyasalara etkisi dışında bir şey, onlar için önemsiz. Yaşamlar, aileler, anılar, ölümler umurlarında bile değil…


Yargı kararlarını tanımamak ne anlama gelir? Başbakan’a Yüce Divan yolu gözükebilir mi?
-Yargı bağımsızlığını kabul etmeyen, dava takipçisi, ihale takipçisi olduğu izleni yerleşmiş bir başbakanın bir geleceği olamaz. O eğer kanıtlar yeterliyse, yüce divanlık bir adamdır artık. “Bizim günah işleme, suç işleme özgürlüğümüz var, müdahale edemezsiniz!” filan da diyemezler. Halka karşı suç işleyenler cezasını görmeli. Halkın parası, küfürbaz ihalecilere pay karşılığında peşkeş çekildiyse eğer, bunun bir karşılığı olmalı. Sokakta katledilen çocuklar için, “Emri ben verdim!” diyenler yargılanmalı. “Ben hukukum” diyorsanız bu tehlikeli bir diktatörlüktür. Bakın adaletsizlik, cinayetten farksızdır. Bu cinayete, halk bir yere kadar tahammül edebilir. Umarım yargılanır. Hem de kendi yarattığı adalet sistemi tarafından. Ya da bir gün, yurt dışından dönüşü için bekleşen arkadaşlarını boynu bükük bırakmaya karar da verebilir! Bilinmez.


DİNİ KULLANIYORLAR

”Başbakan’a sen kimsin ki!” diye soruyorsunuz… Korkmuyor musunuz?
-Hiç korkmuyorum. Ben haksızlık yapmaktan korkarım, ama hak ettikleri şeyleri söylediğimden eminim. Kaldı ki, feda geleneğine de inanırım. Açıktan meydan okuyorum başbakana, tıpkı Gezi olayları ile ilgili Meclis’te yaptığım bir konuşmanın sonunda söylediğim gibi, “Siz sandığınız kadar çok, biz sandığınız kadar az değiliz!” dedim. Başbakan, bugünlerde olduğu gibi o gün de kendinden olmayan, kendine benzetemediği insanlara sövüp sayıyor, kendi ölçüleriyle dindar bir nesil yetiştireceklerini söylüyordu. O zaman çıkıp şöyle söylemiştim:  “Şundan eminiz ki, biz onlara inat, fikri hür, vicdanı hür çocuklar, gençler yetiştirmeye devam edeceğiz! Güç karşısında eğilip bükülmeyen, güçlünün hizmetkârı ve uşağı olmayan, ruhu kuş gibi özgür, sorgulayan gençler… Zihnini tembihleyip, pasifize edeceğiniz eşyalar değil bizim çocuklarımız. Öyle kolay değil o iş! Vesayetin kibirli temsilcilerine, mütehakkimlerine inat, inanç, düşünce ve ifade özgürlüğünün gücünü ve önemini çocuklarımıza sonuna kadar anlatmaya ve bedeli ne olursa olsun bu değerleri savunmaya devam edeceğiz… Ve son olarak nesiller üstünde tahakküme meraklı bu Başbakan’a sormak istiyorum. Sen kimsin başbakan? Anne babalarının bile inancında, kimliğinde ve düşüncelerinde yetkisi sınırlı olan çocuklarımız üzerinde senin ne hakkın var ki, bizim adımıza genç nesiller üzerinde hak iddia ediyorsun! Sen kimsin Başbakan!” demiştim.


Sizce din araç mı? Her şey güç ve para mı?
-Evet. Hem de nasıl. Dillerinden hiç düşürmedikleri dini kullanıyorlar. Tüm dertlerinin para olduğu algısını değiştirmeleri artık zor. Zaten, evlerinde biriktirdikleri paralara da bakılırsa ya dolar ya Euro. Hiç öyle dinarlık gibi bir hevesleri olmadığı da görülüyor! Hani din kardeşliği söylemleri nerede? Belli ki kardeşlikleri sadece döviz kardeşliği. Hadi anladık Türk Lirası’nı sevmiyorlar. Demek ki kendi yönettikleri ekonomiye de güvenmiyorlar…



Başbakan konusunda ‘algı’ ne kadar değişti? Siz, eskiden onun parayla bu kadar ilgisi olabileceğini düşünüyor muydunuz?

-Sokakta, otobüste, işyerinde herkes başbakanın paraları sıfırlama hevesini, oğluna verdiği talimatları konuşuyorsa artık bu iş bitmiştir. Eminim ki, büyük davaları olduğuna inandıkları ve bu yönüyle destekledikleri bir liderin, aslında gözünün mücahitlikte değil, müteahhitlikte olduğuna üzülen iyi niyetli insanlar da vardır. Onlar adına gerçekten büyük hayal kırıklığı. Ama benim için değil. Yaptıkları, yapacaklarının teminatıydı adeta. Parayla ilişkisini bilemem. Ama kötü kalpli olduğu, kendisi gibi düşünmeyen herkesi terörist, çapulcu, kemirgen, dış mihrak ilan etmesinden belliydi zaten. Bana göre en sevdiği tarihi karakter kendisi olan, kendini seçilmiş uhrevi bir kişi gibi gören, bazıları tarafından da öyle görülen ama aslında sıradan bir muhafazakârdı. Fakat asla demokrat değildi. Öyle olsaydı, kendine itiraz eden gençleri şefkatle anlamaya çalışırdı. Polise destan yazdırmazdı. Şeffaf olurdu, başı her sıkıştığında, rakiplerini ya da sevmediği insanları yok etmek istediğinde, “Alo Fatih, Alo Sadullah” filan diye telefonlara sarılmazdı.

 

Aydın Doğan davasındaki Sadullah Ergin'le konuşma, yargıya müdahale değil mi?

-Tam montaj filan diyecek zannediyorduk ki, Başbakan görüşme yaptığını kabul etti. Hatta “Bundan doğal ne olabilir!” dedi. Yani müdahaleden doğal ne olabilirmiş? Kabulüne göre, Başbakan’ın Adalet Bakanı tarafından bir davanın takibini istemesi, bir dosyanın Adalet Bakanı tarafından Başbakan’a sunulması, Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı’na talimat vermek, bir davanın ilgililerini kastederek, “Bu konudaki şeyi bayağı hassas. Bunların mahkum olması lazım” demek bırakın yargıya müdahaleyi ceza talimatı vermek değildir de nedir? Pek çok siyasi davada, orduya kumpas, Ergenekon, Şike Davası’nda da aynı yöntemi kullanmadıkları ne malum. Bu kayıttan sonra artık herhangi bir davanın meşruiyeti kalmış mıdır? Bu ülkede, yargı eliyle seçim güvenliği sağlanabilir mi? Düşünün bu talimatlarla kaç masum cezaevlerine konuldu kim bilir? Ve kaç suçlu salıverildi kim bilir? Adalet dağıtmayı kömür dağıtmakla karıştırmış bunlar! Sadece kendilerini güçlendirmek ve aklamak için kullanıyorlar yargıyı. Biz biliyorduk ama bu kayıtlarla, adalet bu ülkede artık kimin mülkünün, hangi villaların temeli herkes öğrendi!

 

MORALSİZ VE KARARSIZ

Bazı anket sonuçlarına göre AKP hızla oy kaybediyor. Başbakan şimdiden, savaş kaybetmiş generaller gibi dağınık, moralsiz ve kararsız. Kararsızlığı, öfkesinin artışına neden oluyor. Bu yüzden hata yapma oranı da artıyor, yalnızlaşıyor. Ama ortalıkta öyle çok şaibeli anket sonucu var ki, ne kadar doğru bilemiyorum. AKP’nin hedefi artık herhalde yüzde 35-38 bandını tutturmak. Yerel seçimde AKP’nin başta İstanbul olmak üzere büyük kentleri kaybetmesi, onları çok zor durumda bırakır.


2000 HAKİM ARKADAŞ!

Düşünün, Başbakan ve Adalet Bakanı, ‘sisteme transfer edilen 2000 hakim arkadaş’tan bahsediyor. “Arkadaş” ne sevimli bir ifade değil mi? Üstelik, bu sadece kulağımıza bir şekilde çalınanlar. Öyle fütursuzlar ki artık, son kararnameyle avukatlıktan atadıkları hakimlerin bir kısmı AKP yöneticileri. Hâlâ bu konudaki soru önergeme yanıt bekliyorum. Tabii ki atadıkları hakimler ‘arkadaşları’ olunca, birbirlerinin sırtını kollayacaklar. Bülent Arınç’ın, “Mevlam verdikçe veriyor!” dediği gibi... Reza Zarrab ve bakan çocuklarını serbest bırakan hakimin çifte standardına dikkat ediniz. Gezi’de çocukları kovalayan palalıyı koruyan hakimle, onlarca adamın tecavüzüne uğrayan mağdur kız çocuğunu nerdeyse suçlu ilan eden hakim ruh ikizidir. Halkı değil iktidarı ve zihniyetini korumakla yükümlüdürler!

 
9 Mart 2014 Pazar 09:09 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1880 - Fransa Tahiti'yi topraklarına kattı.
1913 - Balkan Savaşı başladı.
1925 - Diyarbakır İstiklal Mahkemesi'nce idama mahkûm edilen Şeyh Said ile adamları idam edildi.
1934 - Bitlis'te yaşayan Zaro Ağa 157 yaşındayken yaşamını yitirdi. İç organları inceleme amacıyla alındı.
1938 - Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü kuruldu.
1939 - Hatay Devleti Meclisi, oybirliğiyle Türkiye'ye katılma kararı aldı.
1971 - TBMM'de çıkan bir yasayla Türkiye'de haşhaş ekimi yasaklandı.
1974 - Isabel Perón, Arjantin'in ilk kadın devlet başkanı olarak yemin etti. Kocası eski başkan Juan Peron sağlık durumunun bozulması üzerine görevlerini bırakmıştı. Zaten iki gün sonra da öldü.
1976 - Seyşel Adaları, Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandı.
1984 - Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında karma ekonomik protokol imzalandı.
1986 - Arjantin, Batı Almanya'yı 3-2 yenerek Dünya Futbol Şampiyonu oldu.
1992 - Cezayir devlet başkanı Muhammed Budiaf suikaste uğrayarak yaşamını yitirdi.
1995 - Ankara Büyükşehir Belediyesi, amblemindeki Hitit Güneşi'ni; Kocatepe Camii'ni ve Atakule'yi simgeleyen bir tasvir ile değiştirdi.
1999 - Abdullah Öcalan, vatana ihanet suçundan idam cezasına çarptırıldı.
2000 - Endonezya'da yolcu taşıyan bir tekne 500 yolcusuyla birlikte battı. Kazadan kurtulan olmadı.
2002 - Türkiye, 2002 FIFA Dünya Kupası'nda 3. oldu.
2005 - Sezen Aksu Bahane Albümünün Remiks'ini çıkarttı.
2008 - Euro 2008 finalinde İspanya, Almanya'yı yenerek Avrupa şampiyonu oldu.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:24
  • Güneş04:45
  • Öğlen12:36
  • İkindi16:37
  • Akşam20:05
  • Yatsı22:06
 
Süper Loto
22.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030520374448
 
On Numara
26.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01070814171819283031344145464851525559606575
 
Sayısal Loto
24.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu071022233045
 
Şans Topu
28.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu202123242909
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık